{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1521 <br>KARAR NO: 2024/1574<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/03/2021<br>NUMARASI: 2018/1527 E. -  2021/432 K. <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın ve kötü niyet tazminatının reddine dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya verdiği taşıma hizmeti nedeniyle düzenlenen bir kısım fatura borçlarının ödenmemesi üzerine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında cari hesap alacağının tahsili için başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, taşıma sırasında müvekkiline ait araçların davalıdan kaynaklanan nedenlerle beklemek zorunda kaldığını, bekleme ücreti için düzenlenen 10.08.2018 tarihli ve 75.352,80 TL bedelli faturanın ödenmemesi nedeniyle cari hesap alacağı oluştuğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini, talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkiline ait enjeksiyon makinelerinin İsviçre'den Türkiye'ye dört araçla her bir araç için 3.000,00 Euro bedelle taşınmasının kararlaştırıldığını, 18.06.2018 tarihinde alınan yükün 29.06.2018 tarihinde Yalova'ya ulaştığını, gecikmenin müvekkilinden kaynaklandığına ilişkin bir kanıt sunulmadığını, gümrükteki beklemenin tonajdan kaynaklandığının ileri sürülmesi halinde müvekkilinin savunma sebeplerinin dikkate alınması gerektiğini, beklememenin müvekkilinin kusurundan kaynaklanmadığını, gecikmenin davacının gerekli araştırmayı yapmamasından ve gerekli özeni göstermemesinden kaynaklandığını, müvekkilinin ise davacının kusuruna rağmen gerekli belgeleri tamamlayarak emtianın gecikmeli de olsa taşınmasını sağladığını, davacının 29.06.2018 tarihinden 04.07.2018 tarihine kadar gümrükte beklemesinden davacının sorumlu olduğunu, navlun bedelinin ödendiğini ancak takip konusu faturanın iade edildiğini, emtianın teslimi ile taşıma ilişkisinin sona erdiğini, müvekkilinin taşınacak emtia hakkında gerekli bilgileri verdiğini, taşımacının ürünleri teslim anında kontrol ederek gümrüğe yapılacak beyana esas  kalemleri denetlemek, malın ağırlığı ve niteliği ile ilgili gerekli araştırmaları yapmak, farklılık bulunması halinde ihtirazi kayıt ileri sürmesi gerektiğini, davacının satıcıdan praforma faturaları almasına ve ağırlık hakkında bilgi sahibi olmasına rağmen hatalı ve kusurlu beyanı ile gümrükte beklemeye neden olduğunu savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi neticesinde; dava taraflar arasında yapılan taşıma neticesinde taşımayı yapan davacının tırlarının  gümrükte  beklemesi sebebiyle bekleme ücreti tahakkuk edip etmeyeceği, edecek ise tahakkuk eden bu ücretten  davalının sorumlu olup olamadığına ilişkindir. Davacının taşınmasını üstlendiği emtialar dosyaya sunulu 4 adet CMR belgesinden gönderici dava dışı ... tarafından, alıcı davalı ... A.Ş'ye  taşıyıcı  davacı ... tarafından taşınarak  Kazan/Ankara'da teslim edileceği,  dava dışı gönderici/satıcı firma ... tarafından davalı adına düzenlenen 8 adet proforma faturadan tüm bilgileri aynı olmak üzere sadece ağırlıkları farklı şekilde iki adet mevcut olduğu, bu faturalar proforma fatura olup orjinal faturalar hakkında bir bilginin mevcut olmadığı, 4 farklı CMR belgesine ve faturaya ait transit beyannamede ağırlık bilgisinin 6.300KG olarak tespit edildiği, 4 adet tıra ait olarak 09/07/2018 tarihinde tescil yapıldığı, giriş kapısının Yalova, Antreponun Ankara Supalan, göndericinin ... (...) fatura ile uyumlu ve referans no ile CMR belgelerine refere edildiği sabittir. Taraflar arasındaki asıl ihtilaf  taşımayı gerçekleştiren davacı şirkete ait 4 adet Tır'ın tonaj farkı nedeniyle gümrükte beklemesi nedeniyle davalının beklemeden sorumlu  olup olmadığı hususundadır. Mahkememizce sorumluluğun tespitinde, davacı firma temsilcisinin dava dışı göndericiye farklı beyanda bulunması konusunda onay verdiği, bu durumda tonaj farkından dolayı sorumluluğun farklı beyanda bulunma hususunda  onay veren davacıda olacağı, somut olayın uluslararası karayolu taşımacılığı olduğu uygulanacak mevzuatın da CMR mevzuatı olacağı CMR Konvansiyonun 11.maddesinin 2.paragrafı gereği davacı taşıyıcının beklemeden dolayı uğradığı zararı sorumlu olan göndericiden talep edebilmesi için taşıma iş ve işlemlerinin sevk ve idaresinde belge düzeni ve belgelerin uyumu bakımından davacı taşıyıcının sorumluluk yüklenmemiş olması gerektiğini, oysa somut olayda ise durumun tam tersi olduğu, dosya içerisinde bulunan e-mail yazışmalarından  davacıya düzenlenen e-posta ile belge düzeni konusunda teyit alındığı, yani yüklemenin ve  faturayı 4 proforma faturaya bölüp 1 araçta bir makine ve kap adetlerini faturada belirtmek şeklinde  yapılmasının teklif edildiği hatta davacı taşıyıcıya, 'Sizin gümrüğünüz için bir problem olur mu?' şeklinde dahi sorulduğu  davacının müşteri temsilcisi ...'nın ise 'tamamdır, problem yok yapabilirsiniz' şeklinde cevap verdiği, diğer bir ifade ile yapılan işleme davacı tarafından onay verildiği ,e-posta ile belge düzenine onay veren davacının kendi kusuru ile beklemeye sebebiyet verdiği, davalı firmanın icra edilen taşımada taşımanın diğer taraflarına nazaran pasif konumda bulunduğu, işlemin bu aşamasında bir sorumluluğu olamayacağını, davalının kendisine keşide edilen bekleme faturasını iade etmesinin ve davacının başlatmış olduğu icra takibine itiraz etmesinin yerinde olduğu, CMR Konvansiyonu 11.maddesinin ilk paragrafından anlaşılacağı üzere,  taşımaya  ilişkin belgelerin temininin göndericiye ait olduğu, ikinci paragrafta ise, göndericinin bu gibi belgelerin bulunmaması, yetersiz olması veya usule aykırı oluşundan doğacak zarar, ziyan ve hasardan, taşımacıya karşı sorumlu olacağı açıkça ifade edildiğinden davacının iddia ettiği beklemeden kaynaklı  zararını dava dışı gönderici olan yabancı şirkete karşı ileri sürmesinin gerektiğini, mahkememizce anlaşılmış  04/01/2021 tarihli bilirkişi raporu gerekçeli, bilimsel ve denetime uygun olmakla hükme esas alınmış...\"  gerekçesiyle davanın reddine, davalının  kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmadan karar verildiğini, bekleme ücreti faturasından davalının sorumlu olduğunu, taşımacı, emtianın hasarlanmasından veya gecikmesinden dolayı sorumlu olduğu gibi, emtianın kusurundan veya eksik bilgilerden dolayı da gönderenin sorumlu olacağını, CMR'nin 11/2. maddesinde “Taşımacı bu belgelerle verilen bilgilerin doğruluğunu ve yeterliliğini incelemek zorunda değildir. Gönderici bu gibi belgelerin bulunmaması, yetersiz olması, veya usule aykırı oluşundan doğacak zarar, ziyan ve hasardan, taşımacıya karşı sorumludur. Ancak, taşımacının hatası veya ihmali görülen durumlar bu hüküm dışındadır.” düzenlemesi nedeniyle muhatabın davalı şirket olduğunu, müvekkilinin taşıma tonaj farklılığından dolayı gümrükte beklediğini, CMR taşıma belgesi için özel bir format bulunmadığını ve çeşitli kaynaklardan alınan  satışa ilişkin bağlantılı bir not kullanıldığını, CMR'nin uygulamada genellikle kara nakliyecisi tarafından düzenlendiğini, ancak bilgilerin çoğunun ihracatçı ile ilgili olması nedeniyle; bu bilgilerin doğruluğundan ihracatçının sorumlu olduğunu, TTK'nın 863/3. maddesi gereğince, müvekkili şirketin bekleme ücretine hak kazandığını, yasa maddesinde belirlenen makul sürenin aşıldığını ve bu sürenin aşılmasında müvekkil şirketin sorumlu olmadığını,  Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacının, satıcı ile olan yazışmalarında satıcı tarafından davacıya gönderilen 13.06.2018 tarihli e-postada çeki listesini ancak yüklemeden sonra oluşturabileceğinin belirttiğini, 19.06.2018 tarihli e-postada \"Faturayı 4 proforma faturaya böleyim, 1 araçta bir makine ve kap adetlerini faturada belirteyim. Sizin gümrüğünüz için bir problem olur mu?\" şeklinde davacının temsilcisi ...'ya sorulduğunu, ...'nın aynı tarihli e-posta ile \"Tamamdır. Problem yok yapabilirsiniz.\" şeklinde cevap vererek yapılan işleme onay verdiğini, ... tarafından aynı tarihli e-postada satıcıya; \"Bu yükleme için Eur1 yapmamıza gerek var mi?\" şeklinde sormasından, ilgili dokümanların davacı tarafından düzenlendiği ve gerekli belgelerin iletildiğinin tespit edildiği, kesin ağırlıkları hesap etmenin zor olması nedeniyle gümrük evrakının ayrı proforma faturaya bölünmesi konusunda satıcıya onay verenin davacının aynı personeli olduğunu, davacıya sorularak onay alınmasından sonra taşıma belgelerinin düzenlenmesi nedeniyle, dava dışı firmaya onay veren davacının tonaj farkına sebebiyet verdiğini, davacının gönderene farklı beyanda bulunması konusunda onay vermesi nedeniyle tonaj farkından sorumlu olduğunu, e-mail yazışmalarından da davacıdan belge düzeni konusunda teyit alındığı, yapılan işleme davacının onay verdiğinin anlaşılacağını, Mahkemece davanın reddine karar verilmesine rağmen kötü niyet tazminatına karar verilmemesinin hatalı olduğunu, takip öncesi yapılan yazışmalarda hatanın davacıdan kaynaklandığının belirtilmesine karşın, takip başlatılmasının kötü niyeti gösterdiğini, faturanın iade edilmesine ve taraflar arasında bir cari hesap sözleşmesi bulunmamasına rağmen, cari hesap sözleşmesine dayanılarak takip başlatılmasının da kötü niyeti gösterdiğini, Davacı şirketin defter incelemesine katılmayarak delil ibrazından kaçıldığını ve süresinde ticari defterlerini ibraz etmediğini, mahkemenin 18.03.2020 tarihli duruşma zaptının 2 nolu ara kararanın gereklerinin yerine getirilmemesi nedeniyle yeniden defterlerin incelenemeyeceğini, müvekkilinin yerleşim yerinin başka şehirde olmasına rağmen ticari defterlerini ibraz ettiğini, süresinde sonra yerinde inceleme talep edilmesi nedeniyle ticari defterlerin incelenmeden karar verilmesinin yerinde olduğunu, davacının kendi talimat ve işlemleri ile gecikmeye sebep olduğunu, düzenlenen faturaya süresinde itiraz edildiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, kötü niyet tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, kara yoluyla uluslararası eşya taşımadan kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, davalını nkötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava konusu emtianın İsviçre'den Türkiye'ye  taşındığı, bu nedenle somut olayda Karayoluyla Eşya Taşınmasına İlişkin Uluslararası (CMR) Sözleşmenin hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. CMR'nin 11. maddesinde, \" Malların tesliminden önce tamamlanması gereken gümrük ve diğer formalitelerin yerine getirilmesi için, gönderici, lüzumlu belgeleri sevk mektubuna iliştirecek yahut da taşımacıya verecek ve talep ettiği diğer bilgileri kendisine sağlayacaktır. Taşımacı bu belgelerle verilen bilgilerin doğruluğunu ve yeterliliğini incelemek zorunda değildir. Gönderici bu gibi belgelerin bulunmaması, yetersiz olması, veya usule aykırı oluşundan doğacak zarar, ziyan ve hasardan, taşımacıya karşı sorumludur. Ancak, taşımacının hatası veya ihmali görülen durumlar bu hüküm dışındadır. Sevk mektubunda belirtilen bu mektuba ekli veya kendilerine verilen belgelerin kaybından veya hatalı kullanılmasından doğacak sonuçlardan taşımacı, komisyoncu gibi aynı derecede sorumludur. Ancak, taşımacın ödeyeceği tazminat yükün kaybolması halinde ödenecek tazminatı geçemez.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Anılan düzenlemeye göre, taşımacı, gönderen tarafından düzenlenen belgelerin doğruluğunu incelemek zorunda değildir. Belgelerin bulunmaması, yetersiz olması veya usule aykırı düzenlenmesinden dolayı bir zarar oluşması hâlinde gönderen, taşımacıya karşı sorumludur. Bu durumda gönderen tarafından düzenlenen belgelerdeki tonaj farklılıkları nedeniyle bir bekleme gerçekleşmesi hâlinde kural olarak gönderen, taşımacıya karşı sorumlu olup taşımacının bu nedenle uğradığı bekleme zararlarının tazmini gerekir. Ancak beklemeye neden olan olayların, taşımacının talimatından kaynaklanması veya taşıma sürecinden önce bilinmesi hâlinde, dürüstlük kuralının değerlendirilerek zarar sorumlusunun belirlenmesi gerekmektedir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2015/10919Esas, 2016/5661Karar sayılı emsal  ilamında; \"CMR Konvansiyonu'nun 11. maddesinde de ifade edildiği üzere, gönderici lüzumlu belgeleri de sevk mektubuna veyahut taşıyıcıya verecek ve gerekli diğer bilgileri kendisine sağlayacaktır.  Gönderici bu gibi belgelerin bulunmaması, yetersiz olması, veya usule aykırı oluşundan doğacak zarar, ziyan ve hasardan, taşıyıcıya karşı sorumludur. Ancak, taşıyının hatası veya ihmali görülen durumlar bu hüküm dışındadır. Sevk mektubunda belirtilen bu mektuba ekli veya kendilerine verilen belgelerin kaybından veya hatalı kullanılmasından doğacak sonuçlardan taşıyıcı sorumludur.\" gerekçesine yer verilmiştir. Somut olayda, taşıma sürecinden önce, gönderen ile taşımacı arasında yapılan yazışmalarda, proforma faturadaki emtiaların farklı araçlara bölünerek taşınması ve bu araçlara yüklenecek emtiaların ağırlığına ilişkin taşımacının görüşünün alındığı, taşımacının yapılan işleme onay verdiği, bu onay sonrası taşımacının bilgisi dâhilinde olan bir husustan kaynaklı demuraj bedelinin talep edilmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu kanaatine varıldığından, mahkemece bekleme ücretinden kaynaklı fatura alacağı talebinin reddine karar verilmesi isabetli bulunmuş, aksi yöndeki davalı istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir. İlk derece mahkemesince, 14.05.2019 tarihli duruşmada CMR uzmanı bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişinin raporunu ibraz ederek mali inceleme yapılmasını istemesi nedeniyle, mahkemece 18.03.2020 tarihli oturumda taraf vekillerinin yokluğunda inceleme kararı verilerek, incelemenin 08.06.2020 tarihinde yapılması kararlaştırılmıştır. Belirtilen inceleme gününde davacının tebligata rağmen ticari defterlerini ibraz etmediği, mahkemenin 01.06.2020 tarihli ara kararı ile incelemenin 13.07.2020 tarihinde yapılmasına karar verdiği, davacı vekilinin bu incelemeye katılmadığı ve 14.07.2020 tarihli dilekçe ile yerinde inceleme talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. İnceleme tarihinden bir gün sonra yerinde inceleme talep edilmesi ve yapılan işlemin yargılamayı geciktirmemesine rağmen mahkemece 19.10.2020 tarihli ara kararı ile yerinde inceleme talebi reddedilmiştir. Mahkemenin bu ara kararı yerinde değil ise de taraflar arasında, İsviçre'den Türkiye'ye taşınan makinelerin dört araçla taşınması dışında ticari ilişki bulunmadığı ve dört adet aracın taşınarak navlun  bedelinin ödendiği açıktır. Uyuşmazlık, sadece davacı tarafından düzenlenen ve davalı tarafından kabul edilmeyerek iade edilen tonaj farkından kaynaklı faturaya ilişkindir. Bu durumda bu faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, sadece davacı defterinde kayıtlı olduğu tarafların kabulündedir. Davacının düzenlediği kendi faturasını, ticari defterine kayıt etmesi ile alacağın doğduğundan söz edilemez. Faturanın içeriği mal veya hizmetin verildiğini veya fatura içeriği zararın doğduğunun da kanıtlanması gerekir. Oysa yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alındığında, gecikme faturası bedelinin  dayanağı dikkate alındığında, davacının bilgisi dâhilinde olan ve onay verdiği işlemlerden kaynaklı gecikmeden sorumlu olduğu anlaşıldığından, davacının ticari defterlerinin incelenmemiş olması sonuca etkili olmayan bir usul hatası olarak değerlendirilmiş, davacının yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin kötü niyet tazminat talebine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; İİK'nın 67/2. maddesine göre, itirazın iptali davasında borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Buna göre, davalı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için, davacı alacaklının takibinin haksız olmasının yanı sıra kötü niyetli olması da gerekmektedir. İlk derece mahkemesince takibin haksız olmasına karşın kötü niyetli olmadığı kabul edilmiştir. Davalı vekili, takip öncesi yazışmalar ve bekleme kusurunun davacıdan kaynaklandığına ilişkin ihtara rağmen takip yapıldığını belirterek, kötü niyet tazminatı şartlarının oluştuğunu ileri sürmektedir. Ancak taraflar arasında taşıma sözleşmesi ilişkisi bulunduğu, taşınma sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödenmesine rağmen, genel olarak gönderenin sorumluluğunda olan bekleme ücretinden kaynaklı alacağın tahsilinin talep edilmesinde kötü niyetten söz edilemeyeceği, alacağın bulunmadığının dürüstlük kuralı da değerlendirilerek yargılama sonucu belirlenmesi karşısında, takibin kötü niyetli başlatıldığından söz edilemeyeceğinden, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvuru nedeninin reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup her iki taraf vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, her iki taraf vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,6-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.07.11.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e1000260fdbe2c13","SID":"3d45a68208b37496"}}