{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2024/2017 <br>KARAR NO: 2024/2047<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 02/07/2024<br>NUMARASI: 2022/504 Esas - 2024/409 Karar<br>DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 28/11/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili verdiği dava dilekçesinde özetle; 10.10.2008 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazasında çocukları ...'ın öldüğünü, kazaya karışan ... plakalı aracın sigortasının bulunmadığını, ölen çocuklarının kendilerinin destekleri olduğunu, bu nedenle davalı ... Hesabına tazminat ödemesi için başvuruda bulunduklarını, başvurunun 11.05.2017 tarihinde reddedildiğini belirterek  davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını açıklayarak her bir davacı 3.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili verdiği cevap dilekçesinde özetle; davacıların daha önce İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016 / 474 Esas ve 2017 / 203 Karar sayılı dosyasında dava açtıklarını bu nedenle de derdestlik itirazında bulunduklarını belirtmiştir. Ayrıca davanın zamanaşımına uğradığını belirterek zamanaşımı defini ileri sürmüştür. Davanın esasına ilişkin olarak da kazanın meydana geldiği yerin kara yolu olmaması nedeniyle tazminat sorumluluklarının olmadığını, tazminattan tazminat limitlerine göre sorumlu olduklarını belirtmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \" davanın reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilleri  ... ve ...'ın destekten yoksun kalan destek zararına maruz kalan 3. Kişiler olduklarını, bu konuya ilişkin tüm Yargıtay içtihat ve ilamlarında tek taraflı trafik kazasında vefat eden sürücünün anne-baba-eş ve çocuklarının destekten yoksun kalan–zarar gören 3.kişiler olduklarını, sürücünün trafik kazasındaki kusurunun zarar gören 3.kişiler olan anne-baba-eş ve çocuklara yansıtılamayacağı bu kusurdan sorumlu olamayacakları hüküm altına alındığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi’nin, Bölge Adliyeleri ve Ticaret Mahkemelerinin emsal tüm kararlarında tek taraflı trafik kazalarında %100 kusuru ile vefat eden sürücünün-işletenin desteğinden yoksun kalanların esas itibari ile destekten yoksun kalan 3.kişiler oldukları ve esas itibari ile 3.kişi sıfat ile dava ikame ettikleri, davacıların maruz kaldıkları destekten yoksun kalma zararlarının tamamının tazmininden kaza yapan araca trafik sigortası yapan sigorta şirketinden, yoksa ...ndan desteğin-sürücünün-işletenin trafik kazasındaki kusurlarını destekten yoksun kalan davacılara yansıtmadan, trafik kazasındaki kusurdan trafik kazasında hiçbir dahli ve kusuru bulunmayan davacı destekten yoksun kalanları sorumlu tutmadan, trafik kazasındaki kusurdan bağımsız ve hiçbir kusur indirimi uygulamadan teminatları dahilinde tazmininden sorumlu olduğunun hüküm altına alındığını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı  istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesine göre, “İşletenlerin, bu Kanun'un 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”. Aynı Kanun'un 85/1.maddesine göre “Bir motorlu aracın  işletilmesi  bir  kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.\", 85/son maddesinde ise \"işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” Yukarıda açıklanan kanun hükümlerinden, zorunlu mali sorumluluk sigortasının motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Davacıların desteğinin, ister kendi kusuru, ister bir başkasının kusuru ile olsun, salt vefat etmiş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup, desteğin kusurunun olması, davacıların hakkına halel getirir bir unsur olarak kabul edilemez. Dolayısıyla destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın, sigortacıdan talep edilmesi mümkündür. Bu çerçevede, kaza tarihi itibariyle, ZMSS poliçesi bulunmayan araç nedeniyle, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14.maddesine göre, ZMSS poliçesinin kaza tarihindeki limiti dahilinde ...'nın sorumluluğu bulunmaktadır. 01.06.2015 tarihli yeni ZMSS Genel Şartları'nın yürürlüğünden önce meydana gelen trafik kazalarındaki ölümler bakımından, HGK'nın 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 Esas-411 Karar, HGK'nın 22.2.2012 gün 2011/17-787 Esas- 2012/92 Karar, HGK'nın 16.1.2013 gün ve 2012/17-1491 Esas- 2013/74 Karar sayılı ilamlarında vurgulandığı üzere davacılar, 3. kişi sıfatı ile yansıma yolu ile oluşan destekten yoksun kalma zararlarını talep edebilecektir. Davacılar  talebi ve iddia ettiği zarar, ölenin mirasçısı sıfatına değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatına dayanmaktadır. Dolayısıyla, davacıların ölenin mirasçısı sıfatına dayanmayan, doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki desteğin kusuru davacılara yansıtılamayacak ve desteğin kusuru onun desteğinden yoksun kalan davacı anneyi etkilemeyecektir.  (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/15379 E.-  2022/7547 K.,  2021/13342 E.- 2022/1821 K., 2022/5153  E. - 2022/10663 K.  sayılı kararları). Somut olayda kaza 10/10/2008 tarihinde meydana gelmiştir. Yeni genel şartlar 01.06.2015 tarihinde, Karayolları Trafik Kanununun 92. maddesinde değişiklik yapan yasa ise  26/04/2016 tarihinde yürürlüğe girdiğinden somut uyuşmazlıkta uygulanması olanaklı değildir. Bu halde yukarıya aktarılan Yargıtay kararları gereğince davacının, mirasçı olarak değil, zarar gören 3. kişi konumunda bulunduğu, bu nedenle murisin kusurunun, davacıya yansıtılamayacaktır.  Mahkemece 2918 sayılı KTK ve ... Yönetmeliği'ne göre, davalı sigorta şirketinin, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığı ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile destekten yoksun kalan davacılar da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğu,  destekten yoksunluk zararını, davalı taraftan talep edebileceği gözönüne alınarak değerlendirme yapılması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile  poliçe tarihinde yürürlükte olmayan  yasa hükümlerine göre değerlendirme yapılarak davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.  Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.28/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a1688075d502da34","SID":"35e4fdfc345a783b"}}