{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/1254 <br>KARAR NO: 2024/1882<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/12/2020<br>NUMARASI: 2018/534 Esas, 2020/635 Karar<br>DAVA: Trafik Kazasına Bağlı Ölüm Sebebiyle Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/11/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, 25/08/2017 tarihinde, davalı ...'nın sürücüsü, ... A.Ş.'nin maliki olduğu, davalı ... Sigorta AŞ'ye ZMMS poliçesi, ... Sigorta AŞ'ye  Genişletilmiş kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olan ... plakalı aracın müvekkillerinin desteği ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araca kusurlu olarak çarpması sonucunda meydana gelen kazada ...'ın vefat ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı eş ... için 1.000 TL maddi tazminatın davalı ... Sigorta A.Ş. dışındaki tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen; davacı eş ... için 50.000-TL, çocukları ... ve ... için 30.000'er-Tl, kardeşleri ..., ..., ...  ve ... için 10.000'erTL manevi tazminatın ... Sigorta AŞ dışındaki davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; 22.07.2020 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini  davacı ... için 23.314,01-TL  olarak ıslah etmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla poliçe limitinin 62.500-TL ile sınırlı olduğunu, belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; tüm kusurun davacıların murisinde olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kusuru kabul etmediğini, manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir. Davalı ... Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ...'ın destekten yoksun kalma tazminatı taleplerine ilişkin olarak müvekkil şirket tarafından 07/05/2018 tarihinde 21.526,55 TL olarak Av. ...'a ödendiğini, kaza nedeniyle davacının müvekkili şirketten alacağının bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, taleplerin sigorta şirketine yöneltilmesi gerektiğini, ihbar taleplerinin olduğunu, davanın ... San. Ve Tic. A.Ş.'ye ihbar edilmesi gerektiğini beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; ''..dosyada mevcut belgelere göre olayda sürücüsü %35 kusurlu bulunan ... plakalı araç davalı ... şirketi tarafından dava dışı ... A.Ş'ye ... Taşımacılık A.Ş tarafından da ... San.Tic.A.Ş'ye uzun süreli kira sözleşmesi ile kiralanmış gözükmekle, mahkememizin 03/04/2019 tarihli celsesi 1 nolu ara kararı ile davacı vekilinin davalı ... Şirketinin taraf sıfatının değiştirilmesi talebinin HMK'nun 124/3. maddesi gereğince kabulü ile, yerine ... Şirketi'nin davalı olarak kaydedilmesine karar verildiği, davacı vekili, akabinde ... şirketinin de taraf sıfatının değiştirilerek ...'ın davalı olarak eklenmesini talep etmiş ise de, ikinci kez sunulan bu talebin  HMK'nun 124/3. maddesi uyarınca maddi hatadan kaynaklı olarak kabul edilemeyeceği vicdani kanısına varıldığından ve davalı ... Şirketinin HMK'nun 124/1. maddesi uyarınca açık rızası da bulunmadığından bu davalı ile davaya devam edildiği; davacılar desteği ...'ın vefat etmesinde ... plakalı aracı kullanan mütevefaanın manevraları düzenleyen kurallara aykırı, tedbirsiz ve dikkatsiz olarak yaptığı manevralarla trafiği tehlikeye sokmuş olması nedeniyle 2918 sayılı KTK’nun 67, 46 ve  84/f maddelerini ihlal ederek asli ve %65 oranında kusurlu olduğu, ... plakalı çekici sürücüsü davalı ...’nın ise kavşağa yaklaşırken hızını düşürmemiş olması, kavşakta trafik uyarı levhası ile belirlenmiş 50 km/saat hız sınırına uymaması, önünde tehlikeli manevra yapan araca karşı etkili fren ve direksiyon tedbiri alamamış olması ile 2918 sayılı KTK’nun 52/a ve b maddelerine aykırı araç kullanması ile tali ve %35 oranında kusurlu olduğu, kazaya ilişkin ceza yargılamasının yapıldığı İstanbul 45. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/535 esas, 2020/20 karar sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda da müteveffanın asli kusurlu, davalı ...'nın tali kusurlu olduğu hususu tespit edilmekle ceza mahkemesi ve mahkememiz dosyasında alınan kusur raporları arasında çelişki bulunmadığı, destekten yoksun kalan davacı ...'nin  maddi tazminatı aktüeryal hesaplama ilkelerine uygun olarak hesaplanmakla desteğin vefatı tarihindeki davacının yaşı nedeniyle yeniden evlenme şansı indiriminin yapılmadığı ve davalı ... Sigorta'nın 07/05/2018 tarihli 21.526,55 TL bedelli ödemesinin ödeme tarihi itibarıyla davacının zararını tamamen karşılamadığı anlaşıldığından ödemenin güncel tutarının tenzil edilmesi suretiyle davacı ...'nin talep edebileceği bakiye maddi tazminatın 23.314,01 TL olarak bulunduğu, hesaplanan meblağdan haksız fiil faili sıfatıyla davalı sürücü ... ile ... plakalı aracın ZMM sigortacısı ... Sigorta'nın müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, davalı ... Şirketine yöneltilen maddi ve manevi tazminat taleplerinin, KTK'nun 2. maddesi gereğince aracı uzun süreli kiralayan kiracının işleten olarak sayılması gerektiğinden ve dava dosyasına sunulan belgelerden aracın ...'a uzun süreli olarak kiralandığı anlaşıldığından yerinde olmadığı, tazminatın aracın maliki yahut aracın uzun süreli kiracısı olmayan davalı ... Şirketinden pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle istenemeyeceği kanaati ile bu davalı yönünden açılan maddi ve manevi tazminata ilişkin davaların usulden reddine dair karar vermek gerektiği, Manevi tazminat talebi yönünden, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutularak olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde, olayın oluş şekli, maddi tazminat isteyen davacıların sosyal ve ekonomik durumları ile davalı gerçek kişinini sosyal ve ekonomik durumu, olayın meydana gelişinde davacılar desteğinin davalıdan daha fazla kusurlu oluşu ile davacıların müteveffaya akrabalık/yakınlık durumları nazara alınarak duydukları acı ve elemin yoğunluğu hususları hep birlikte değerlendirildiğinde manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü gerektiği'' gerekçesiyle, A)Maddi tazminata ilişkin davanın KISMEN KABULÜ İLE, 1-23.314,01-TL maddi tazminatın davalı ... Sigorta A.Ş.'den 07/05/2018 tarihinden itibaren, davalı ...'dan 25/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, 2-Davalı ... Taşımacılık A.Ş. aleyhine açılan maddi tazminata ilişkin davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle HMK'nun 114/1-d ve 115/2. maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, B)Manevi tazminata ilişkin davanın KISMEN KABULÜ İLE, 1-Davacı ... lehine 12.500 TL, davacı ... lehine 7.500 TL ve davacı ... lehine 7.500 TL, davacı ... lehine 2.000 TL, davacı ... lehine 2.000 TL, davacı ... lehine 2.000 TL, davacı ... lehine 2.000 TL olmak üzere toplam 35.500 TL manevi tazminatın davalı ... Sigorta A.Ş.'den 16/11/2017 tarihinden itibaren, davalı ...'dan 25/08/2017 tarihinden  itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Davalı ... Taşımacılık A.Ş. aleyhine açılan manevi tazminata ilişkin davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle HMK'nun 114/1-d ve 115/2. maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, karar verilmiş; davacılar vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. <br>İstinaf nedenleri: Davacılar vekili; davalı ... şirketi yönünden davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, 21.06.2019 tarihli dilekçeleri ile HMK 124/3 maddesine göre dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin kabulü ile davalının ... San ve Tic AŞ'ye  (...) tebliğine karar verilmesi gerekirken bu talebin reddinin doğru olmadığını, bu şirkete karşı dava açılmasına müvekkili şirket sebep olmadığından müvekkilleri aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin avans faizine hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu,  belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2918 sayılı KTK'nın hükümlerine göre, trafik kaydı “işleteni” kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı Yasa'nın 3. maddesinde, “işleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 85. maddesinde ise, “Bir motorlu aracın işletilmesi, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” hükmüne yer verilmiştir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması şarttır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun \"Tarafta iradi değişiklik\" başlıklı 124. maddesi \"Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın rızası ile mümkündür. Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. Ancak maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hakim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.\" şeklinde düzenlenmiştir. İradi taraf değişikliği, mahkemeye yönelik tek taraflı usuli bir talep içeren ve kural olarak, karşı tarafın rızası ile hâkimin iznine ihtiyaç olmadan sonuç doğuran bir taraf usul işlemidir. HMK’nun 124/3. maddesi kapsamına giren hallere, dava dilekçesini hazırlayan davacı veya vekilinin hukuki veya fiili bir yanılgısı sonucu tarafın yanlış gösterilmesi, karşı tarafın ve üçüncü kişilerin verdiği yanlış bilgiye dayalı olarak tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi veya temsilcide yanılma halleri girmektedir. İradi taraf değişikliğinin amacı usul ekonomisini gerçekleştirmektir. Yukarıdaki yasal düzenlemeyle 6100 sayılı HMK’nun 124/4. maddesi gereğince, dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması halinde, karşı tarafın rızası aranmaksızın taraf değişikliği talebinin kabul edilebileceği düzenlenmiştir. Somut olayda; ... plakalı aracın maliki davalı ... A.Ş. tarafından uzun süreli olarak kaza tarihini kapsar şekilde dava dışı ... Taşımacılık A.Ş'ye kiralandığının davalı araç maliki şirketçe savunulması üzerine, davacı tarafça HMK 124. Maddesi gereğince iradi taraf değişikliği talep edildiği ve  yerel mahkemece ... A.Ş.'nin davalı olmaktan çıkarılarak ... Taşımacılık AŞ'nin davalı olarak davaya dahil edildiği, bu kez ... Taşımacılık AŞ'nin söz konusu aracın dava dışı ... San ve AŞ'ye ( ...)  kiralandığı, bu nedenle işleten sıfatının bulunmadığının savunulması üzerine, davacı tarafça  dava dışı ... San ve AŞ'nin HMK 124. Maddesi gereğince  davaya dahil edilmesinin talep edildiği, ancak yerel mahkemece ' HMK'nun 124/3. maddesi uyarınca maddi hatadan kaynaklı olarak kabul edilemeyeceği vicdani kanısına varıldığından ve davalı ... Şirketinin HMK'nun 124/1. maddesi uyarınca açık rızası da bulunmadığı' gerekçesiyle bu talebin reddedildiği ve yargılamaya devamla davalı ... şirketince aracın dava dışı ...'a uzun süreli kiralandığı, işleten sıfatı kalmadığı kanaati ile, yazılı şekilde davalı ... Şirketi yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verildiği görülmüştür. Eldeki davada, 01.05.2017 tarihli  araç kiralama sözleşmesi, 07.08.2017 tarihli hak ediş raporu ( şoförsüz araç kiralama hizmeti) ve eki belgeler hep birlikte nazara alındığında, ... plakalı aracın ... A.Ş. tarafından ( 01-05.2017-2018 tarihleri arasında) 1 yıl süre ile ... AŞ'ye kiralandığı, akabinde ... Aş tarafından, ( Haziran, Temmuz ve Ağustos 2017 tarihlerinde) 3 aylığına dava dışı ...'a kiralandığı (alt kira), bu halde aracın kaza tarihindeki işleteninin dava dışı ... olduğunun kabul edilmesi gerektiği, durumun yargılama sırasında ortaya çıktığı, davacı tarafça dava açıldığı tarihte bunun bilinemeyeceği, davacılar açısından bu hususun kabul edilebilir bir yanılgı oluşturduğu anlaşılmış olup, bir davada sadece bir defa iradi taraf değişikliği yapılabileceğine dair bir amir hüküm de bulunmamaktadır. Şu halde yerel mahkemece, HMK’nun 124. maddesi çerçevesinde, yargılamaya gerçek hasımla devam edilmesi gerektiği gözetilip, dava dışı ...'ın yargılamaya dahil edilerek toplanmış ve toplanacak tüm deliller bir arada değerlendirilerek varılacak  sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davacıların bu yöndeki talebi red edilerek  yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. ( Bkz. Yargıtay 4. HD'nin 2022/2704 Esas, 2022/9996 Karar sayılı ilamı) Kabule göre ise; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun \"Tarafta iradi değişiklik\" başlıklı 124. maddesinin 4. fıkrasındaki “Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.” hükmü uyarınca davalı ... AŞ. Lehine vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuştur. Yine, davacılar vekilince dava dilekçesinde temerrüt faizi olarak avans faizi talep edilmiş olup, kazaya karışan davalı aracının ticari araç ( çekici) olduğu göz önüne alındığında avans faizine hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesi de doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile kararın HMK 353/1.a.4 ve 6 madde hükümleri gereğince kaldırılmasına; kararın kaldırma sebep ve şekline göre davacılar vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kısmen KABULÜ ile,  İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/12/2020 tarih ve 2018/534 Esas 2020/635 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA, 2/Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, -Kararın kaldırma sebep ve şekline göre davacılar vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 3/İstinaf yasa yoluna başvuran davacılar  tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının  talebi halinde  İADESİNE, 4/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5/İstinaf yasa yoluna başvuran davacılar tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü  uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.21/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5a5bef8bcb17f70a","SID":"7a22c211584e2136"}}