{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2103 - 2024/1324<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2022/2103 <br>KARAR NO\t: 2024/1324 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/06/2022<br>NUMARASI\t\t: 2019/639 Esas 2022/373 Karar<br><br>DAVACI<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 31/10/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 27/11/2024<br>\t<br>İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacı vekili, 23.10.2017 tarihinde  zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmayan ... plakalı araç sürücüsünün seyir halinde iken aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucunda meydana gelen trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan davacının ağır şekilde yaralandığını, vücudunda kemik kırıkları meydana geldiğini ve tedavisinin sürdüğünü, davacının uğramış olduğu zarardan davalı ... sorumlu olduğunu, yapılan başvuruda 2017 yılı için öngörülen teminat limitine göre 330.000,00 TL sürekli iş göremezlik ve 330.000,00 TL tedavi giderinin ödenmesinin ihtar olduğunu, ancak sonuç alınamadığını, davacı hakkında düzenlenen Engelli Sağlık Kurulu raporunda % 45 oranında maluliyeti bulunduğunu, sürekli iş göremezlik tazminatı, tedavi gideri ve bakıcı gideri talep ettiklerini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı 500,00 TL bakıcı gideri olmak üzere 1.000,00 TL’nin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 330.000,00 TL olarak artırmıştır.<br>Davalı vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davadan önce gerekli belgeler ile davalı kuruma başvurulmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, eksik belgelerin ibrazının 21.08.2019 tarihli cevap yazısı ile talep edildiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının ticari faiz talebinin yerinde olmadığını, davacının bakıcı gideri tazminatı talebinin teminat kapsamında olmadığından reddi gerektiğini, olayda hatır taşıması ve davacının müterafik kusurunun tespiti gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece, davanın trafik kazasında yaralanma nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talebine ilişkin olduğu, davacının ... plakalı araçta yolcu olarak bulunduğu, meydana gelen kazada ve zararın artmasında kusuru bulunduğuna dair bir iddia ve delil bulunmadığı, hatır taşıması koşulları bulunmadığı, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca düzenlenen 09.12.2020 tarihli raporda davacının vücut engellilik oranının % 19 olduğu, iyileşme süresinin 9 ay olduğu ve bakıcı ihtiyacı olmadığının belirtildiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen raporda yapılan hesaplamada davacının sürekli iş göremezlik tazminatı zararının poliçe limitini aştığı, poliçe limitinin 330.000,00 TL olduğu, davacının bakım ihtiyacı bulunmadığı belirlendiğinden buna ilişkin talebin reddi gerektiği, davalı tarafça müterafik kusur iddiasını usulünce ispatlayamadığı, davacının başlangıçta davasını kısmi dava olarak açtığı anlaşılmakla ıslah edilen kısım yönünden ıslah tarihi esas alınarak avans faizi uygulanması gerektiği gerekçeleriyle davacının bakıcı gideri talebinin reddine, sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin kabulü ile, 500,00 TL'nin 14.08.2019 temerrüt tarihinden, 329,500,00 TL'nin 27.05.2022 talep artırım tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece verilen kararda davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış iken kısmi dava olarak açıldığının kabulünün hatalı olduğunu, somut olayda trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemli davada belirsiz alacak davasının koşullarının oluştuğunu, davacının trafik kazası kaynaklı zararının bilirkişi incelemesi sonunda belirlenebilir olmasının belirsiz alacak davası açılmasını zorunlu kıldığını, mahkemece davanın kısmi dava olarak kabulünün hatalı olduğunu, yargılamanın uzun süre devam etmesi karşısında kabul edilen kısmın en azından dava veya kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile ortaya çıkacak sonucun hukuka uygun olacağını, dava dilekçesinin konu kısmından belirsiz alacak davası olarak açıldığının anlaşıldığını, mahkemece faiz başlangıcı olarak ıslah tarihinin kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davadan önce davalı kuruma başvurunun usulüne uygun şekilde yapılmadığını, tazminat hesabının TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz uygulanarak hesaplanması gerektiğini, mahkemece hükme esas alınan raporda progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılmasının yerinde olmadığını, raporda 2022 yılı için AGİ hariç  hesaplama yapılması, 18 yaş öncesi dönem için hesaplama yapılmış olmasının doğru olmadığını, davacı yolcunun yaralanması ile ilgili olarak müterafik kusurunun olup olmadığının tartışılmadığını, müterafik kusurun tespiti halinde tazminattan % 20 oranında indirim yapılması gerektiğini, yine olayda hatır taşıması söz konusu olup indirim yapılması gerektiğini, maluliyete ilişkin raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, kaza tarihinde geçerli olan yönetmelik hükümlerine göre hazırlanmadığını, maluliyete ilişkin raporun Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre hazırlanması gerektiğini, hükmedilen tazminat yönünden faiz türünün hatalı olduğunu, avans faizine hükmedilmiş olmasının doğru olmadığını, bakıcı gideri ile ilgili talebin reddine karar verilmiş olmasına rağmen reddedilen talep ile ilgili olarak davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasının doğru olmadığını,  belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;<br>Davacı vekili, 23.10.2017 tarihinde  zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmayan ... plakalı araç ile seyir halinde iken sürücünün aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucunda tek taraflı olarak meydana gelen kazada araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını belirterek sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri taleplerinde bulunmuş, mahkemece davacının araçta yolcu konumunda olup kusuru bulunmadığı, müterafik kusur iddiasının davalı tarafça ispat edilemediği, olayda hatır taşıması koşullarının bulunmadığı, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca düzenlenen 09.12.2020 tarihli raporda davacının vücut engellilik oranının % 19 olduğu, iyileşme süresinin 9 ay olduğu ve bakıcı ihtiyacı olmadığının belirtildiği, aktüer bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalara göre davacının sürekli iş göremezlik zararının 330.000,00 TL olan poliçe limitini aştığı gerekçeleriyle davacının sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin kabulüne, bakıcı gideri talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14/b maddesinde rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için zorunlu sigortalara ilişkin olarak koşulların oluşması halinde ortaya çıkan zararların, bu sigortalarla saptanan geçerli teminat miktarlarına kadar karşılanması amacıyla ... oluşturulacağı, Yasanın geçici 2. maddesine dayanılarak çıkarılan ... Yönetmeliğinin 9/b maddesi uyarınca, rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararların Güvence Hesabından talep edilebileceği düzenlenmiştir. Öte yandan, ... kaza tarihindeki sigorta limiti kadar olan zararlardan, sigortasız araç işleteninin sorumluluğu çerçevesinde zarar görene karşı, kanunda belirtilen zararlardan, sigortasız araç işleteni ve sürücüsü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.<br>1-Davalı vekili davacı tarafından  dava açılmadan önce usulüne uygun olarak başvuru yapılmadığını ileri sürmüş ise de; 2918 sayılı KTK'nun 97.maddesi 26.04.2016 tarih 29695 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve yayımı tarihinde yürürlüğe giren 14.04.2016 tarih 6704 sayılı kanunun 5.maddesi ile değiştirilmiş \"Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir\" hükmü getirilmiştir.<br>\tDava konusu olayda kaza 23.07.2017 tarihinde meydana gelmiş, dava 19.11.2019 tarihinde açılmıştır. Davacı dava açmadan önce 01.08.2019 tarihinde davalı ... başvuru yapmıştır. Dava açılmadan önce başvuruyu düzenleyen 2918 sayılı KTK'nun 97. maddesinde “sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması” gerektiği belirtilmiş bu yazılı başvuruya eklenmesi zorunlu olan ve dava şartı olan başvurunun yapılmamış sayılmasına neden olacak belgeler belirtilmemiştir. Dosya kapsamına göre davacı tarafından dava açılmadan önce ... başvuru yapıldığı anlaşıldığından KTK’nun 97. maddesinde belirtilmeyen belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle dava şartının yerine getirilmediğine ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir.<br>\t2-Davalı vekilinin maluliyete ilişkin olarak hükme esas alınan rapora ilişkin olarak istinaf başvurusunun incelenmesinde, Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca düzenlenen 09.12.2020 tarihli raporda davacının görme sistemi, işlevsel görme puanı :85 görme sistemi yetersizlik olanı % 15 BMM- D Yüz, Sınıf 1 % 5 olup Balthazard formulüne göre davacının tüm vücut engellilik oranının % 19 olduğu, iyileşme süresinin 9 ay olduğu, sürekli veya geçici olarak bakıcı ihtiyacı olmadığının belirlendiği, raporun davacı muayene edilerek tedavi belgeleri  ve raporlar değerlendirilerek  kaza tarihi itibariyle Yargıtay uygulamalarına göre geçerli kabul edilen yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği ve hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöne değinen istinaf gerekçeleri yerinde görülmemiştir.<br>3-2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. <br>Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli 2019/40 - 2020/40 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetveller ile getirilen %1,8 teknik faizin uygulanması mümkün değildir. <br>Bu itibarla, mahkemece, davacının sürekli işgöremezlik tazminatının hesaplanması yönünden hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında isabetsizlik bulunmadığı, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 24.01.2022 tarihli raporda Yargıtay uygulamalarına uygun olarak olay tarihinde 18 yaşından küçük olan davacı için kaza tarihi olan 27.10.2017 tarihinden itibaren  maluliyeti oranında sürekli iş göremezlik tazminatının hesaplanmış olmasının doğru olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece aktüer bilirkişi raporunda Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca düzenlenen rapordaki maluliyet oranına göre sürekli iş göremezlik zararının 548.544,23 TL olup bu tutarın kaza tarihi itibariyle 330.000,00 olan poliçe limitini aştığı belirlenerek karar verilmiş olmasında isabetsizlik görülmemiştir.  <br>4-Borçlar Yasasının, \"Tazminatın belirlenmesi\" üst başlıklı 51/1 maddesi ile Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır. Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Yasasının 52. maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. \"Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı\" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.<br>Zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK’nın 51 ve 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Buna göre, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almaması, bu anlamda kusurlu olması gerekmektedir.Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. <br>\tSomut olayda davalı vekili, davacının yolcu olarak araçta bulunduğunu, emniyet kemerinin takılı olmadığını, alkollü olduğunu bildiği sürücünün aracına binmesi nedenleriyle hesaplanan tazminattan TBK’nın 52. maddesi gereğince müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüşse de; dava konusu kazada davacının emniyet kemerinin takılı olmadığına dair dosyada bir bilgiye rastlanmadığı gibi davacının bacağından ve gözünden yaralandığı   dikkate alındığında yaralanması ile emniyet kemeri takmaması arasındaki  uygun illiyet bağının ispat edilemediği, öte yandan davacı ve dava dışı sürücünün ceza soruşturmasındaki ifadelerine göre davacının üvey babası olan sürücü tarafından okulun bitmesi nedeniyle okuldan alındığı nazara alındığında alkollü olduğunu bildiği araca binmesi durumunun da söz konusu olmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin müterafik kusur nedeniyle tazminattan indirim yapılması gerektiğine ilişkin istinaf nedenleri yerinde değildir. <br>\t5-Davalı vekili hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuş ise de, davacının dava dışı sürücünün üvey oğlu olması sebebiyle aralarındaki hısımlık ilişkisinden dolayı, davacının araçta ücret karşılığı olmadan taşınması ailevi ve ahlaki görev olmakla, olayda hatır taşıması ilişkisi bulunmadığından tazminattan indirim yapılmamasında isabetsizlik bulunmadığı gibi, davacının  yolcu olduğu sigortasız ... plakalı aracın tescil bilgilerine göre ... model Kamyonet-Panelvan araç ve kullanım şeklinin yük nakli olduğu anlaşıldığından  hüküm altına alınan tazminata avans faizi uygulanmış olmasında  da bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>\t6-Davacı vekilinin faiz başlangıç tarihi ve davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf başvurularının incelenmesinde, Dava konusu uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Ancak, trafik kazaları esas itibariyle haksız eylem sayılan hallerden olmakla birlikte sigorta şirketi bakımından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir. Zira, sigortacının tazminat giderim yükümlülüğünü düzenleyen KTK'nın 99/1. maddesi hükmü uyarınca sigortacı ilgili maddede belirtilen belgelerin iletildiği tarihten itibaren 8 iş günü sonrasında temerrüde düşer. Davadan önce böyle bir başvurunun bulunmaması halinde ise dava tarihinde temerrüde düşmüş sayılır. Kazaya karışan aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinin bulunmaması nedeniyle davalı ...'na husumet yöneltildiğine göre 2918 sayılı Kanun'un 99. maddesi hükmü ve trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemli davanın niteliği gereği hüküm altına alınan tazminatın tamamına temerrüt tarihi olarak belirlenen 14.08.2019 tarihinden itibaren avans faizi uygulanması gerekirken  hüküm altına alınan sürekli iş göremezlik tazminatının 500,00 TL'lik kısmına 14.08.2019 temerrüt tarihinden, 329.500,00 TL'lik kısmına talep artırım tarihinden itibaren avans faiz uygulanmasına karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.<br>\tAyrıca davacı tarafından talep edilen 500,00TL  bakıcı gideri talebinin reddine karar verilmiş olduğuna göre  davada vekille temsil edilen davalı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin  13/2. maddesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği halde bu hususta karar verilmemiş olması nedeniyle davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebinin kabulü gerekmiştir. <br>\t6100 sayılı HMK'nin 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedeniyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davacı vekilinin istinaf başvurusunun faiz başlangıç tarihi, davalı vekilinin istinaf başvurusunun vekalet ücreti yönünden  kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve istinaf  konusu yapılmayan hususlar ile kesinleşen yönler korunarak  yeniden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmasına karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle,<br>I-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, <br>HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, <br>Buna göre;\t<br>\t1-Davacının bakıcı gideri talebinin REDDİNE, <br>2-Davacı tarafın sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin KABULÜ ile, 330.000,00 TL'nin 14.08.2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>3-Alınması gereken 22.542,3‬0 TL harçtan peşin alınan 44,40 TL peşin, 1.125,41 TL ıslah harcı toplamı 1.169,81‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 21.272,49‬ TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,<br>4-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 31.550,00  TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>5-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davanın reddedilen kısmı nazara alınarak AAÜT'nin 13/2. maddesi uyarınca 500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, <br>6-Davacı tarafından yapılan 2.589,7‬0 TL'nin davanın kabul ve red oranına göre takdiren 2.585,78 TL ile 44,40 TL peşin, 44,40 TL başvurma, 1.125,41 TL ıslah harcı toplamı 3.799,99 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>7-HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK Yönetmeliği 26/2. maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 1.320,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davanın kabul red oranına göre takdiren 1.318,00 TL'nin davalıdan geriye kalan 2,00 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>8-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, <br>II - İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN:<br>\t1-Davacı ve davalı  tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine,<br>\t2-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\t3-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK.nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>\t4-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361/1 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 31.10.2024 oy birliği ile karar verildi.\t\t\t\t<br> <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye<br>Üye<br>Katip <br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4d0b445b27037bf0","SID":"a88a42eae4b33c48"}}