{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2024/1486 Esas<br>KARAR NO:2024/1912<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:26/04/2024 ara karar <br>NUMARASI:2024/61 E. <br>DAVANIN KONUSU:Fikir Ve Sanat Eseri (Tecavazün Meni İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:21/11/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: İhtiyati tedbir talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1944 yılına dayanan geçmişi ve gıda alanında başta ... olmak üzere 320 marka ve binlerce ürün çeşidi ile dünyanın 3. büyük bisküvi ve 10. büyük çikolata üreticisi konumuna gelmesi ile Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen holding şirketlerinden biri olduğunu, davalılardan ...’in kardiyoloji uzmanı, diğer davalı ...’in ise diyetisyen olduğunu, davalıların “...” ve “...” isimli sosyal medya hesaplarının yöneticisi olduklarını, çeşitli sosyal medya organları üzerinden video ve sair paylaşım yollarıyla ürün içeriklerine ilişkin açıklamalar yaptıklarını, taşıdıkları sıfatlar nedeniyle yaptıkları paylaşımların halk üzerinde daha tesirli olduğunu, paylaşımlardaki değerlendirmelerin eleştiri boyutunu aştığını ve yanlış bilgilendirme suretiyle bilerek tüketicileri yanlış yönlendiren ve kandıran açıklamalarda bulunduklarını, ayrıca müvekkilinin iş ürünleri ve faaliyetleri hakkında gereksiz yere incitici açıklamalarda bulunduklarını, ürün inceleme videolarının fazlaca tüketici tarafından izlenildiği için içerik üreticileri tarafından sıklıkla tercih edildiğini, bu sayede ciddi gelirler elde ettiklerini, davalıların “...” sloganını yazılı ve sözlü olarak kullanarak, “...” reklamı üzerine seslendirme yaparak ve müvekkiline ait reklam üzerine kendilerine ait logoyu ekleyerek hem haksız rekabet hem de eserden doğan mali haklara tecavüz filini işlediklerini, dava dilekçesi içerisinde yer verilen paylaşımları ile davalıların kişisel görüş ve deneyimlerini aktarma sınırını aşarak tüketicinin satın alma tercihini değiştirmeye yönelik açıklamalarla haksız rekabet işlediklerini, davalıların kendilerine ait sosyal medya hesaplarında müvekkiline ait ambalajları, sloganları ve reklamları herhangi bir izne dayalı olmaksızın kullanarak eserden doğan mali haklarına tecavüz ettiklerini belirterek ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve davalıların eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunun, marka ve eserden doğan haklarını ihlal ettiğinin tespitine, men’ine, ref’ine ve ilgili linklere erişimin engellenmesine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince 26/04/2024 tarihli ara kararıyla yapılan yargılama sonunda; \"...Tüm dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporu ile davacı aleyhine özellikle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet olarak kabul edilmeyebileceği sabit olup davalının bu kullanımlarının davacıyı zarara uğratma ihtimalinin mevcut olduğu, HMK'nun 390/son maddesindeki yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği anlaşılmakla,\" Davacının ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -İhtiyati tedbir kararında “davalının bu kullanımlarının davacıyı zarara uğratma ihtimalinin mevcut olduğu” denilmesine rağmen ihtiyati tedbir taleplerinin reddedilmesinin hatalı olduğunu, Bilirkişi raporunda incelemesi yapılan internet sitelerindeki davalılara ait paylaşımların büyük çoğunluğu için müvekkilinin haklarının ihlal edildiğine dair görüş bildirilmiş olmasına rağmen ve ilk derece mahkemesi tarafından bu kullanımların müvekkilini zarara uğratma ihtimali tespit edilmiş olmasına rağmen ihtiyati tedbir taleplerinin reddi kararının doğru olmadığını,-HMK’nın 389. maddesine göre ihtiyati tedbir kararının verilebilmesi için ise yaklaşık ispat koşulu arandığını, bilirkişi raporuyla müvekkilinin hakkının ihlal edildiğinin tespit edildiğini,. Türkiye’deki yargılama sürelerinin uzunluğu göz önüne alındığında dava sonunda davalılara ait paylaşımların kaldırılmasına karar verilmemesi halinde, aradan geçen onca zaman nedeniyle müvekkilinin bunda belki de bir menfaati kalmayacağını, ayrıca kararında “ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddine karar” denilerek esasen dosyanın özensiz olarak okunarak bir karar verildiğini, dosyada olmayan bir talep üzerinden(ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddine denilerek) tedbir taleplerinin reddedildiğini,-dosya müvekkilinin eserden doğan haklarına tecavüzden ve haksız rekabetten kaynaklı olarak ikame Edildiğinden bilirkişi raporunda SMK kapsamında marka hakkına tecavüz değerlendirmesi yapılmasının anlaşılamadığını, bilirkişi raporunda, davalıların bazı paylaşımlarının bilgilendirme amaçlı ya da eleştiri kapsamında kaldığına dair görüşlere katılmadıklarını, Bilirkişi raporunda, davalıların  “beyaz çikolata çikolata değildir.” açıklamaları marka ihlali ve haksız rekabet olarak değerlendirilmemiş ise de davalılar esasen bu paylaşımda yanlış bilgilerle tüketicinin ilgisini çekmeye çalıştıklarını, davalının bu paylaşımının Türk Gıda Kodeksi Kakao ve Çikolata Ürünleri Tebliği’ne tamamen aykırı olup, Gıda, tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yayımlanan tebliğin  4. maddesine göre beyaz çikolata, kakao yağı, süt veya süt ürünleri ile şekerlerden elde edilen, bileşiminde en az % 20 kakao yağı ve en az %14 süt kuru maddesi bulunan ve süt yağı içeriği en az % 3,5 olan ürünü olarak tanımlandığını, beyaz çikolatada normal çikolataya göre en az %2  daha fazla kakao yağı bulunduğunu, yani beyaz çikolatanın çikolata olmadığını iddia etmenin mevzuata ve tekniğe tamamen aykırı olduğunu, basit bir araştırma ile dahi tespit edilebilen işbu bilgiyi, kasıtlı olarak yanlış bir biçimde halka sundukları, halkı yanılttıkları ve müvekkiline ait beyaz çikolata ürünleri hakkında yanıltıcı bilgi vermek suretiyle haksız rekabet eylemini gerçekleştirdiklerini, ... alan adlı internet sitesinde yayınladıkları  videoda müvekkilinin markasına yer vermemiş olmaları nedeniyle marka hakkı ihlali veya haksız rekabet teşkil etmeyeceği belirtilmiş ise de bu videonun adı dahi “...” dur, yani video zaten müvekkilinin ürününü inceleme ve kötüleme videosu olduğunu,  videoda “...” şeklinde açıklamalara yer verildiğini, bilirkişi raporunda ise bu açıklamalara eleştiri kapsamında değerlendirildiğini, davalıların “...” isimli ürün inceleme videosundaki “...” şeklinde açıklamaları eleştiri mahiyetinde kabul edilmiş ise de esasen bu açıklamaların davalıların mesleklerinden kaynaklı olarak insanların onlara duyduğu güvenden faydalanmak suretiyle müvekkilinin ürünlerinin satın alınmamasını sağlamak amaçlı olduğundan aleyhine ticari etki doğurduğundan haksız rekabet teşkil ettiğini, “...” çikolatası için “...” demek suretiyle esasen tüketicilerin satın alma tercihlerini olumsuz yönde etkilemeyi amaçlamış ve müvekkili aleyhine ticari etki doğuracak açıklamalarda bulunarak haksız rekabet eylemlerini gerçekleştirdiklerini,  Davalının “...” isimli videoda ise “...” denilerek müvekkiline ait ürünün kötülendiğini, bilirkişi raporunda bu açıklama da “ürünün içeriğinde yer alan maddelere ilişkin bilgi verildiği, sübjektif olarak değerlendirilecek ifadelere yer verilmediği” şeklinde yumuşak şekilde, davalılar lehine yorumlandığını ve hak ihlali olmadığına kanaat getirildiğini, ... ürününü ilişkin, “...” başlığı ile yayınladıkları inceleme videosunda 2 nolu davalı “...” diyerek tüketicileri müvekkilinin ürünlerini satın almamaya ve tüketmemeye teşvik ettiğini, ... sosyal medya hesabında müvekkilinin “...” isimli ürününde şeker oranının yüksek, fındık oranının düşük olduğuna dair paylaşıma yer verilmiş ve “...” derken şeker dolu demek istemişler galiba…” şeklinde imalı bir açıklamaları ile müvekkilinin ürünleri hakkında gereksiz incitici açıklamalarda bulunmak suretiyle haksız rekabet fiilini işlediklerini,“...” ürünü hakkındaki “...” açıklamaları da ürünü kötüleyici açıklamalar kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin  mevzuatın izin vermediği herhangi bir maddeyi yine mevzuatın izin verdiği oranlar dışında ürün içeriklerine eklemediğini, müvekkilini \"...” ürünü için de “...” açıklamalarıyla müvekkilinin ürünlerini kötülediğini, “...” ürün incelemesinde ise davalılar “...” açıklamasıyla gereksiz yere incitici beyanlarda bulunduğunu, ayrıca ... hesabında “...” açıklamalarına yer verilmiştir. Bu açıklamalar ürünün fiyat yönünden kötülenmesi sonucunu da doğurmakla dava dilekçemizde yer verdiğimiz “...” kararında belirtildiği üzere ürünün fiyat yönünden kötülenmesi de haksız rekabet teşkil ettiğini, tüm bu paylaşımların davalıların sosyal medyada etkileşimini arttırmak, daha fazla takipçi elde ederek tanınmışlık elde etmek ve bundan bir ticari çıkar elde etmek amacıyla yapıldığını, izlenme sayılarını ve sosyal medya hesaplarının etkileşimini arttırarak gelir elde etmek için, Türkiye’de en çok bilinen ve en çok tüketilen müvekkiline ait ürünlerin içeriklerini inceleyerek attıkları yanlış ama çarpıcı başlıklarla tüketicilerin dikkatini çekmeyi hedeflediklerini, davalıların kişisel görüş ve deneyimlerini aktarma sınırını fazlasıyla aştığı, tüketicinin satın alma tercihini değiştirmeye yönelik açıklamaların fazlasıyla bulunduğu, paylaşımların marka kötüleme boyutunda olduğunu, davalıların eylemlerinin TTK 55/1-a maddesinde düzenlenen “Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle; 1. Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötüleme” kapsamında kaldığını, Yargıtay tarafından ürünü kötüleyip potansiyel alıcıların alım tercihlerini değiştirecek şekilde açıklamalar yapmanın haksız rekabet oluşturduğu hüküm altına alındığını,  Davalılar da tam olarak müvekkiline ait ürünleri kötüleyerek tüketicilerin satın alma tercihlerini olumsuz yönde etkilediğini,  TTK’nın 61. maddesi ile HMK’nın 389. maddesi uyarınca işbu davanın etkinliğini temin etmek üzere tedbir talep ettikyerini, Davalıların dava süresince müvekkilinin ürünlerini kötüleyici içerikler üreterek sosyal medya hesapları aracılığıyla tüketicilere ulaşması zaten elde etmeye çalıştıkları amacı gerçekleştirmelerine, hiçbir tazminat meblağı ile karşılanamayacak şekilde müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğramasına, yıllardır büyük emek ve para harcanarak belirli bir tanınmışlık seviyesine ulaştırılmış olan markalarının itibarının zedelenmesine yol açacağını, paylaştıkları internet sitelerine erişimin dava sonuna kadar tedbiren engellenmesi, haksız kullanım teşkil eden içeriklerin yayından kaldırılması ve bu bağlamda netice ve talep kısmında ayrıntılandırılan şekilde müvekkili lehine ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, dava konusu internet sitelerindeki paylaşımlar olmak üzere davalıların internet ortamında yer alan haksız kullanımlarının yasaklanmasına, içeriklerin yayından kaldırılmasına, ilgili sitelere erişimin engellenmesine dair takdiren teminatsız veya Sayın Mahkemece uygun görülecek teminat mukabilinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, TTK'nın 54 ve devamı maddeleri gereğince açılmış  haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi marka ve eserden doğan haklarını ihlal ettiğinin tespitine, men’ine, ref’ine ve ilgili linklere erişimin engellenmesi davası içinde  ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda talebin reddine karar verilmiş; bu karara karşı, talep eden vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Mahkemece delil tespiti yaptırılmış olup alınan bilirkişi heyeti raporunda; ...URL adresinde yapılan incelemede; Paylaşımın ...-Doç.Dr.... adlı hesaptan yapıldığı, Paylaşımın 20.06.2023 tarihinde yapıldığı, Paylaşımda “...” Açıklamasının yer aldığı tespit edilmiştir. ... URL adresinde yapılan incelemede;  Doç.Dr. ... tarafından kurulan ... Sağlık merkezinde Doç.Dr ...’in ... ve ...’in ... olduğunun belirtildiği tespit edilmiştir. ... URL adresinde yer alan hesapta yapılan incelemede; Hesap adının “@..comtr” olduğu, Hesabın 14.08.2023 tarihinde oluşturulduğu, Hesabın 15B (bin) abonesinin olduğu, Hesaptan halihazırda 444 adet video paylaşımı yapıldığı, Hesapta ... ve birçok markalı ürünlerin içeriklerinin zararlarına ilişkin değerlendirmelerin yapıldığı videoların paylaşılmış olduğu tespit edilmiştir.  ... URL adresinde yer alan hesapta yapılan incelemede; Hesap adının denetlecomtr olduğu, Hesabın Mayıs 2017 tarihinde oluşturulduğu, Hesapta “...Şirketi” açıklamasının yer aldığı, Hesapta ... ve birçok markalı ürünlere ilişkin açıklamaların yer aldığı, Hesapta ... ve birçok markalı ürünlerin içeriklerinin zararlarına ilişkin değerlendirmelerin yapıldığı videoların paylaşılmış olduğu ve görüntülerin yer aldığı tespit edilmiştir.  ... URL adresinde yer alan hesapta yapılan incelemede; Hesap adının ...com.tr olduğu, Hesabın Ekim 2022 tarihinde oluşturulduğu, Hesapta “...” açıklamasının yer aldığı, Hesabın 152 B (bin) takipçisi olduğu, Hesaptan 296 adet paylaşım yapıldığı, hesapta yer alan paylaşımlarda “... ve birçok markalı ürünlere ilişkin incelemelerin yer aldığı, Hesapta ... ve birçok markalı ürünlerin içeriklerinin zararlarına ilişkin değerlendirmelerin yapıldığı videoların paylaşılmış olduğu ve görüntülerin yer aldığı tespit edilmiştir.  ...URL adresinde yer alan hesapta yapılan incelemede; Hesap adının denetle.com.tr olduğu, Hesabın Ekim 2022 tarihinde oluşturulduğu, Hesapta “...” açıklamasının yer aldığı, Hesabın 152 B (bin) takipçisi olduğu, Hesaptan 296 adet paylaşım yapıldığı, Hesapta yer alan paylaşımlarda “... ve birçok markalı ürünlere ilişkin incelemelerin yer aldığı, Hesapta ... ve birçok markalı ürünlerin içeriklerinin zararlarına ilişkin değerlendirmelerin yapıldığı videoların paylaşılmış olduğu ve görüntülerin yer aldığı tespit edilmiştir. ... URL adresinde yer alan hesapta yapılan incelemede;  Söz konusu paylaşımda, “... marka ürünün fındık aromasının ... ürününden daha fazla olduğuna ilişkin” açıklamanın yer aldığı tespit edilmiştir. Davacı tarafından dilekçede belirtilen linkler ayrı ayrı incelendiğinde; ...,...,....,...,...,...,..., linklerindeki paylaşımların, yukarıda belirtilen gerekçelerle davacı aleyhine özellikle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet olarak kabul edilebileceği, ...,...,...,...,...,...,....,...,...,...,...,...,...,...,...,..., linklerindeki paylaşımlarının ise tespit, tavsiye veya eleştiri niteliğinde olduğu, davacı aleyhine özellikle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet olarak kabul edilmeyebileceğine dair görüş bildirmişlerdir.Davacı, işletmesinde üretilen ürünlere yönelik, davalının sosyal medya hesabından yanlış ve yanıltıcı nitelikli beyanlarda bulunması nedeniyle haksız rekabet teşkil etmesi sebebiyle önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 55/1-a/1 bendinde \"Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek\" hali haksız rekabet olarak düzenlenmiştir.TTK'nın ihtiyati tedbirler başlıklı 61/1. maddesinde, ''Dava açma hakkına haiz bulunan kimsenin talebi üzerine mahkeme, mevcut durumun olduğu gibi korunmasına,  56. maddenin  birinci fıkrasının b ve c bentlerinde öngörüldüğü  gibi haksız rekabet sonucu oluşan  maddi durumun  ortadan kaldırılmasına, haksız rekabetin önlenmesine ve  yanlış veya  yanıltıcı beyanların düzeltilmesine ve diğer tedbirlere, hukuk usulu muhakemeleri kanunun ihtiyati tedbir hakkındaki hükümlerine göre karar verilebilir.'' düzenlemesi yer almaktadır. Buna göre bu tür davalarda talep edilebilecek ihtiyati tedbir talepleri TTK'nın bu maddesine göre değerlendirilmelidir. Buna göre bu tür davalarda ihtiyati tedbir talepleri TTK'nın 61. maddesine göre değerlendirilmelidir. Burada hüküm bulunmayan konularda, tamamlayıcı hüküm olarak HMK'nın 389 vd. maddelerinden yararlanılmalıdır.İlk derece mahkemesince talep HMK'nın 389 vd maddelerine göre değerlendirilmiş ve davacı aleyhine özellikle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet olarak kabul edilmeyebileceği gerekçesi ile ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mümkün olmadığı davacının tedbir talebinin reddine karar vermiştir. Ancak, özel hüküm olan TTK'nın 61. maddesinin uygulanarak bu yasal düzenlemede dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken, dikkate almaksızın verdiği tedbirin reddi gerekçesi usule  aykırı olmuştur.Somut olayda, tescilli bir marka hakkına, davalı tarafından haksız eylemleri neticesiyle tecavüz edildiği belirtilmek suretiyle, ihtiyati tedbir talebinin kabulü, haksız fiil teşkil eden marka hakkına tecavüz fiillerinin durdurulmasına ve önlenmesine dair ihtiyati tedbir kararı talep edilmiş olup;  taraf iddia ve savunmalarının yargılamayı gerektirdiği, ancak dosya kapsamında alınan bilirkişi heyet raporlarına göre, davacıya ait marka kullanılarak haksız rekabet eyleminin oluştuğunun tespitinin yapıldığı, ayrıca Mahkemece verilen tedbirin reddi kararının da kendi içinde çelişki oluşturduğu, TTK'nın 61. Maddesine göre de değerlendirme yapılarak karşılıklı sunulan deliller kapsamında ölçülülük ilkesi de dikkate alınarak bu aşamada ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabul edilerek, mahkemece davalının bilirkişi raporunda tespiti yapılan...,...,...,...,...,...,...,...,...,..., linklerindeki paylaşımların,  davacının ürünleri ile ilgili yayınların internet sitelerinden ve  sosyal medya hesaplarından çıkartılması ve dosyaya bu yönde beyanda bulunarak delil sunması yönünde davalı tarafa kesin süre verilmesi, kesin süre içerisinde içerikten çıkartılarak delil sunulmaması halinde internet sitelerine ve sosyal medya hesaplarına erişimin engellenmesi hususunun değerlendirilmesi gerekirken, mahkemece reddine karar verilmesinin dosya kapsamı ve delil durumuna uygun olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın davacı vekilinin tedbire itirazının kısmen kabul edilerek Dairemizin kararında işaret edildiği şekilde tedbir kararı verilmek üzere  mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 26/04/2024 tarih, 2024/61 E. Sayılı ara Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 21/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2d3a28b9ae052abc","SID":"9f544f1505cebbe2"}}