{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1737 <br>KARAR NO: 2024/1587<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/03/2023NUMARASI: 2022/959 Esas -  2023/268 Karar<br>DAVA: Şirketin İhyası<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 31/10/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili ..., ... ve SGK Başkanlığını hasım göstererek Bakırköy 2. İş Mahkemesi nezdinde 2019/95 Esas sayılı dosya ile hizmet tespiti ve kurum işleminin iptali davası açtığını, ancak müvekkilinin ikame etmiş olduğu bu davada sigorta primlerinin işverence ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. üzerinden yatırıldığını ve bu şirketinde 13/08/2014 tarihinde sicilden resen silindiğinin yargılama sürecinde öğrenildiğini, ihbar olunan olarak davaya dahil olunan şirketin Bakırköy 2. İş Mahkemesi nezdinde 2019/95 Esas sayılı dosyada  taraf teşkilinin sağlanabilmesi açısından Bakırköy 2. İş Mahkemesince taraflarına işbu davayı açmak için mehil verildiğini belirterek İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün sicilinde kayıtlı ... Oto. San. Ve Tic. Ltd. Şti. unvanlı şirketin Bakırköy 2. İş Mahkemesinin 2019/95 Esas sayılı dosyasında taraf teşkili sağlanması maksadıyla tüzel kişiliğinin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Ticaret Sicili Müdürlüğü, TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yapıldığını, Müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğünün resen terkin işlemi, “6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi\" ve 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”, “6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi” ve “Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. Maddesi” kapsamında olup, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını,  Dava konusu şirketin ticaret sicilinden re'sen terkin edildiği sırada hakkında derdest bir davası bulunsa dahi bu husus, başlı başına müvekkil Müdürlüğün kusurlu olduğu ve davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden bahsedilmesine sebep teşkil etmediğini, gerçekten de, dava konusu şirketin sicil dosyasında yapılan incelemede; bu hususta herhangi bir bildirimde bulunulmadığı, müvekkil Müdürlüğün re'sen terkin kapsamında yer alan şirketlerden hangisinin derdest davası veya icra takibi bulunduğunu saptayacak sistemle entegrasyonu bulunmaması, bu hususu tespit etmenin hukuken ve fiilen mümkün olmaması karşısında ve son olarak aşağıda yer alan içtihatlar da gözetilerek müvekkil Müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi hukuka ve nesafet kurallarına aykırılık teşkil edeceğini, Müvekkil davanın açılmasına sebep olmamıştır, bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekalet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını beyan etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece;  \"Dava, TTK'nun geçici 7. Maddesi uyarınca şirketin ihyası talebidir. Dosya içerisine gelen Ticaret sicil müdürlüğünün kayıtlarının incelenmesi sonucu dava dışı şirketin TTK'nun geçici 7. Maddesine göre 13.08.2014 tarihinde resen terkin edildiği tespit edilmiştir. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabı incelenmesi sonucu ...'nun dava dışı şirketin yetkilisi olduğu göreve başlama  tarihinin 29.04.2008 bitiş tarihinin ise 29.04.2018 olduğu tespit edilmiştir. 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. Maddesinin 15. Bendinde \"ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacakları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler\" maddesi uyarınca dava açmak için beş yıllık hak düşürücü süre ön görülmüştür. Ancak somut olayda beş yıllık sürenin dolduğu anlaşılmakla açılan davanın hak dürücü süreden dolayı reddine,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının sigortasının davaya konu ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. Üzerinden yapıldığını dahi mevcut iş mahkemesindeki yargılama sırasında öğrendiğini, iş mahkemesindeki dava ile davacının yıllarca minibüs hattında vermiş olduğu hizmetin tespitini ve SGK'nın maaş iptali ve ödenen maaşların cebri icrasına ilişkin kurum işleminin iptalini sağlayabilmek adına huzurdaki davada bulunan Şirketin İhyasını gerçekleştirebilmek yasal bir zorunluluk olduğunu, işbu zorunluluk nedeni ile taraf teşkili sağlanamadığında iş mahkemesinde işveren davalının bu durumu kullanarak davacının hak edişi olan hizmetin tespitini engelleyeceği somut bir gerçek olup bu noktada yerel mahkemenin TTK geçici madde 7/15 gereği hak düşürücü süre nedeniyle şirketi ihya etmemesi vatandaşın Anayasal hakkı olan hak arama özgürlüğüne ket vurmaktan başka bir şey olmayacağını, ihyaya konu şirket için davacı bakımından hak düşürücü sürenin 5 yıl olmadığını, bu durumun TTK Md. 547 Ek Tasfiye'de de izah edilmiş olup Anayasa Mahkemesi kararlarının geri yürümezliğinden bu iptal kararlarının kesinleşen işlemlere tesir etmeyeceği anlamının çıkarılacağını, Yargıtay kararları ile de sabit olup yani AYM vermiş olduğu iptal kararlarının elde bulunan uyuşmazlığın sürdüğü davalarda geçerli olduğu; burada kıstasın kesinleşen işlemlere tesir etmediğini, böylece huzurdaki mevcut davanın istinaf edildiğinden kesinleşen bir işlem olmadığı, herhangi bir kesinleşme şerhinin olmadığı; aksine uyuşmazlığın istinaf mahkemelerinde sürdüğü sabit olduğundan bu nedenlerle dahi Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararın dayanak hükmü olan TTK geçici madde 7/15'te öngörülen 5 yıllık hak düşürücü süreyi iptal etmiş olması nedeniyle huzurdaki davanın reddi değil aksine kabulü gerektiğini, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar Anayasa Mahkemesi'nin vermiş olduğu iptal kararlarının uygulanması esas olup istinaf incelemesi talebinde bulunulan dosyada esas hakkında verilen karar henüz kesinleşmediğini beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, TTK'nın geçici 7. maddesine göre terkin edilen şirketin derdest dava dosyası nedeniyle tüzel kişiliğinin   ihyası istemine ilişkindir. Mahkemece davanın Hak düşürücü süre nedeniyle davanı reddine karar  verilmiş, karara karşı davacı  vekili   istinaf  yasa yoluna başvurmuştur. TTK'nın geçici 7. Maddesi uyarınca, 01.07.2015 tarihine kadar sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen şirketlerin tasfiyeleri, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır. TTK'nın geçici 7. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde ticaret sicil memurluğu tarafından şirketin sicil kaydı terkin edilir. Terkin edilmeden önce, TTK'nın geçici 7/4-a maddesi uyarınca, kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. TTK'nın geçici 7/2. maddesine göre, davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz. TTK'nın geçici 7. maddesine uyarınca  yapılan terkin işlemine  karşı açılan davalarda husumetin yasal hasım olmayan sicil müdürlüğü yöneltilmesi yeterli olup,ayrıca tasfiye memuruna yöneltilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Re'sen sicilden terkin edilmiş şirketler bakımından ihya kararı verilmesi halinde Derdest dosya işlemlerine hasren ihya  edilen   münfesih konumda olan şirketin  ek tasfiye işlemlerinin yapılması içinTTK 547/2 maddesi uyarınca tasfiye memuru atanması gerekmektedir. 5174 Sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İle Odalar Ve Borsalar Kanunun 10/3.maddesinde; \"Oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla ticaret sicil kaydının re'sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna ihbarda bulunulur. İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda kaydı silinmiş sayılır. Bu süre içerisinde durumunu bildiren üyelerin aidat tahakkukları başlatılır. Ancak bu durumda olanlar tüm aidat borçlarını ödemedikçe seçmen listelerine tekrar kaydedilemeyeceği düzenlenmiştir. 30/12/2012 gün ve 28513 sayılı resmi gazetede yayınlanan \"Münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin\" Tebliğ'in 1. maddesinin \"d\" bendinde; \"18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32. maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler.\" şeklinde düzenlenmiştir. Anılan düzenleme kanunda terkin sebebi olmayan bir hususun tebliği ile düzenlemesine ilişkindir. TTK geçici 7. maddesinde belirtilen sınırlı hallere özel bir tasfiye yöntemi getirilmiş olup, madde de sayılan haller dışında geçici 7. maddeye göre değil TTK veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulünü uygun tasfiye yapılacaktır. İstisnai ve sınırlı tasfiye usulünün düzenlendiği geçici 7. maddesine tabi olamayan bir durum ikincil norm niteliğinde olan tebliği ile yapılan  düzenlenme  ile geçici 7. madde kapsamına alınamaz. Somut olayda davalı ... Sicil Müdürlüğü tarafından dava dışı şirketin TTK geçici 7. Madde kapsamında 13/08/2014 tarihinde 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İle Odalar ve Borsalar Kanunu’nun 10. maddesine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle oda kaydının silinmiş olması nedeniyle ticaret sicil gazetesinde gerekli ilan yapılarak süresi içerisinde bir başvuru yapılmadığından sicil kaydı resen terkin edilmiştir. Sicilden terkin edilen şirket hakkında Bakırköy2. İş Mahkemesinin 2019/95  Esas- sayılı dosyası ile açtığı hizmet tespiti davasının  derdest  olduğu görülmüştür. Davalı ... sicil Müdürlüğü dosya sunulan; yasanın amir hükmü uyarınca terkin edilen şirketin kayıtlı son adresine  ve şirketi  temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ihtar yapıldığına ilişkin herhangi bir mazbata/belge sunulmadığı gibi sicil dosyasında da rastlanılmamıştır. Buna göre yasa hükmünde öngörülen ihtar koşulunun yerine getirildiği hususu,  davalı tarafça ispat edilememiştir. TTK geçici 7/15. Maddesinde düzenlenen Hak düşürücü ancak yasa da düzenlenen geçerli bir terkin işlemine yönelik açılacak davalarda öngörülmüş olup  somut olayda olduğu gibi geçerli bir terkin işlemi bulunmayan haller TTK'nın geçici 7 maddesinde  öngörülen hak düşürücü süreye tabii olmadığı gibi henüz yeni bir yasal düzenleme yapılmasa da AYM'nin 22/06/2023 tarih ve 2023/33 Esas ve 2022/117 K sayılı kararı ile de TTK geçici 7/15. Maddesinde \"silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde\" ibaresi  iptal edilmiştir. 23/5/2024 tarih ve 7511sayılı kanunun 16 maddesi  ile TTK'nın geçici 7/15.maddesine  eklenen \"....Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz\" düzenlemesi ve şirketin terkinin den sonra açılan derdest davadaki işlemlere hasren ek tasfiye amacıyla ihya talebinde bulunmasına göre davalı  aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmemelidir.Davacının devam eden dava dosyası  nedeniyle  şirketin ihyasını istemekte haklı  ve   hukuki yararı mevcut olup, terkin edilen şirket yönünden ihya koşulları oluştuğunun kabulü gerekmiştir. Buna göre mahkemece davanın hak düşürücü süreye tabii olmadığı ve yapılan terkin işleminin de  usulüne uygun olmadığı hususu gözardı edilerek yanılgılı değerlendirme  ve eksik inceleme ile davanın yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle,  HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 31/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"617b869cd9402802","SID":"896541e382b5b3da"}}