{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1106 Esas<br>KARAR NO:2024/1350<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ:07/05/2024<br>NUMARASI:2023/46 Esas, 2024/418 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Alacak (Kooperatif Aidat Alacağına İlişkin)<br>KARAR TARİHİ:15/11/2024<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, kooperatifin üyesi olduğunu, kooperatif üyeliği nedeniyle davalıya .... Sancaktepe/ İstanbul adresinde bulunan 2 adet daire tahsis edildiğini, davalının kendine tahsis edilen dairelerden yıllardır faydalandığını, 2008 yılından itibaren yapılan genel kurullarda kararlaştırılan hiçbir aidatı ödemediğini, genel kurulların tamamında borcunu ödemeyen üyelere aylık %5 faiz uygulanacağının karar altına alındığını, davalının 1. dairesi için 50.820,00 TL asıl alacak 81.836,00 TL gecikme faizi olmak üzere toplam 132.656,00 TL aidat borcu, 2. dairesi için ise 42.820,00 TL asıl alacak 61.875,00 TL gecikme faizi olmak üzere toplam 104.695,00 TL aidat borcu bulunduğunu, iki adet daire için ödenmesi gereken toplam borcun 237.351,00 TL olduğunu belirterek 237.351,00 TL aidat alacağının aylık %5 faizi ile birlikle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde;  kooperatif alacaklarının beş yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, 2008 yılı aidat talepleri yönünden zamanaşımı definde bulunduklarını, yüklenici olan müvekkili, davacı kooperatif ve kooperatif işini yüklenen müteahhit firma...Şirketi arasında 02/06/2006 ve 25/08/2006 tarihlerinde noterde yapılan iki ayrı düzenleme şeklinde satış vaadi sözleşmesi  ile, müvekkilinin kooperatife sabit ve peşin ödemeli ortak olduğunun, her bir sözleşmede kararlaştırılan 3 ayrı dairenin anahtar teslimi şeklinde müvekkiline verileceğinin ve herhangi bir fark ödenmeyeceğinin kararlaştırıldığını, bu nedenle genel kurul kararı ile tesis edilen kooperatif üye aidatından müvekkilinin sorumlu olmadığını, müvekkilinin, noterde yapılan satış vaadi sözleşmelerine konu yerleri aldığını, kooperatif genel kurulunda alınan kararlar ile dairelerin sabit ve peşin ödemeler karşılığında bir defaya karşılık verilmesi konusunda yönetim kurulunun yetkili kılındığını, müvekkilinin de bunun üzerine yönetim kurulu ile sabit ve peşin ödemeli üyelik konusunda anlaştığını, kabul anlamına gelmemek üzere sabit ve peşin ödemeli ortak olunması kabul edilmese dahi, müvekkilinin dairelere karşılık bir defalık yaptığı ödeme dikkate alındığında müvekkili dışında hiçbir üyenin bu kadar ödeme yapmadığını, bu durumun ise 1163 sayılı Kanununun 23. maddesindeki eşit işlem ilkesine aykırı olarak diğer üyeler lehine müvekkili aleyhine yasaya aykırı bir işlem olacağını, ayrıca müvekkili tarafından yapılan peşin ödeme neticesinde, borç altına giren ve zamanında edimimi yerine getiremediği takdirde çeşitli faiz, tazminat ve sair giderleri, mahkeme  masrafları ile birlikte ödemek zorunda kalacak olan kooperatif üyelerinin, müvekkilinin bu işleri yapması neticesinde bu giderlerden kurtularak da gelir elde etmiş olduğunu, kooperatifte ferdileşmeye gidilerek çoğu insana tapularını vermesine rağmen müvekkiline teslim edilen yerlerin tapularının verilmediğini, bu anlamda kendi edimini yerine getiremeyen kooperatifin TBK gereği müvekkilinden talepte bulunma hakkının olmadığını, zira müvekkilinin alacaklarını alamama tehlikesinin bulunduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek üzere 6098 sayılı yasanın 88. maddesi ve diğer yasal nedenlerle istenen paranın faizine, faiz oranına, faizin başlangıcına, faizle ilgili tüm taleplere ve diğer tüm fer’ilere itiraz ederek bunları kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ 18/02/2020 TARİH VE 2014/107 ESAS 2020/132 KARAR SAYILI KARARI İLE: İlk derece mahkemesince, dosyada mevcut genel kurul toplantı tutanaklarının incelenmesi sonucunda davalının sabit (peşin) fiyatlı ortak kaydedileceğine dair herhangi bir karar bulunmadığından davalının sabit fiyatlı ortak olmadığı, kendisine daire tahsis edilemeyen ortağın kooperatiften tazminat isteme hakkı bulunmakla birlikte bu durumun aidat alacağının kooperatif tarafından istenmesine engel teşkil etmeyeceği dikkate alındığında daire tapusu verilmediğinden bahisle aidat istenemeyeceğine yönelik davalı itirazlarının yerinde olmadığı, kooperatif ile ortağı arasındaki aidat ilişkilerinde zamanaşımı sürelerinin işlemeyeceği gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabulüne ,1. daire için 50.220,00 TL asıl alacak (kısa kararda sehven 50.820,00 TL olarak yazılmış ise de mahkemece açıkça maddi hata olarak kabul edilip gerekçeli kararda bu husus düzeltilerek hüküm kurulmuştur) ve 27.047,00 TL işlemiş faiz, 2. daire için 42.820,00 TL asıl alacak (taleple bağlı kalınarak) ve 20.723,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 140.810,00 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine; hükmedilen 1. daire için 50.220,00 TL asıl alacağa dava tarihinden tahsil tarihine aylık %1,5 oranında faiz uygulanmasına (kısa kararda ve hüküm fıkrasında bu miktar 50.820,00 TL olarak gösterilmiştir), hükmedilen 2. daire için 42.820,00 TL asıl alacağa dava tarihinden tahsil tarihine kadar aylık %1,5 oranında faiz uygulanmasına, davacı vekilinin fazlaya ilişkin istemlerinin reddine dair karar verilmiştir.<br>DAİREMİZİN 22/12/2022 TARİH VE 2020/1747 ESAS 2022/1593 KARAR SAYILI KARARI İLE:Somut olayda, Mahkemece, sabit (peşin) fiyatlı ortak kaydı için genel kurulda karar alınması gerektiği, bu yönde alınmış bir karar da bulunmadığından davalının sabit fiyatlı ortak olmadığı kabul edilmiş ise de bu hususta yeterli bir araştırma ve inceleme yapıldığından bahsedilemeyeceği, salt bu hususa ilişkin alınmış bir genel kurul kararının bulunmadığı gerekçesi ile bu yönde bir kabule varılmasının doğru olmadığı, genel kurulda karar alınması dışında genel kurulun, yönetim kurulu tarafından yapılan uygulamayı açıkça ya da zımnen benimsemesinin de söz konusu olabileceği, bu durumda kooperatifin tüm kayıt ve defterleri ile gerektiğinde varsa banka kayıtları üzerinde de inceleme yapılarak davalıdan uzunca bir süre aidat istenilip istenilmediği, bilançolarda, hesap cetvellerinde, faaliyet raporlarında, genel kurullarda ve üye kayıt defterlerinde bu yönde bir borç kaydı yer alıp almadığı, dolayısıyla davalının peşin bedelli ortak olduğunun davacı kooperatifçe açıkça yada zımnen benimsenip benimsenmediğinin yani sonuç olarak davalının peşin bedelli ortak olup olmadığının konusunda uzman bilirkişi heyetinden bu hususlara ilişkin ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınmak suretiyle belirlenmesi gerektiği, dosya kapsamında bulunan farklı heyetler tarafından tanzim edilen 15/12/2015 ve 24/12/2019 tarihli bilirkişi raporlarında belirtilen şekilde bir inceleme yapılmadığı gibi raporların ara karar bulunmasına rağmen davacı kooperatife ait defter ve belgeler dahi incelenmeden dosyadaki mevcut delillere göre hazırlandığını, peşin bedelli ortağın genel giderler, çevre düzenleme ve altyapı giderleri dışında inşaat finansman giderlerinden sorumlu tutulamayacağı göz önüne alınarak, dava dilekçesinde belirtildiği üzere genel kurulca alınan karar gereği istenen borcun/aidatın inşaat finansmanı ya da genel gider kalemlerinden hangisine ilişkin olduğu hususunun da gerekirse 6100 sayılı HMK'nun 31. maddesi uyarınca tarafların beyanlarına başvurularak açıklattırılmak suretiyle ortaya konması gerektiği, açıklanan nedenlerle Mahkemece, belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak söz konusu hususlar tartışılarak irdelendikten sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisinin doğru görülmediği, ayrıca davalı vekili istinaf dilekçesinde müvekkilinin, davacı kooperatifle anlaşılarak ödeme yapması sebebiyle borcunun kalmadığını belirterek istinaf dilekçesi ekinde buna dair belgeler sunduğundan ve ödeme iddiası karar kesinleşinceye kadar yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceğinden davalı vekilinin sunduğu belgeler de dikkate alınmak suretiyle bu iddiaların üzerinde durularak doğruluğunun araştırılması gerektiği, zira iddia edildiği üzere dava konusu borcun ödenmiş olması halinde davanın konusuz kalmasının gündeme gelebileceği gerekçelerine istinaden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına dair karar verilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ 07/05/2024 TARİH VE 2023/46 ESAS 2024/418 KARAR SAYILI KARARI İLE:İlk derece mahkemesince, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davanın davalı tarafından ödenmeyen kooperatif  aidat alacağının tahsili istemine ilişkin olduğu, davalı tarafından yargılama sırasında dava konusu edilen miktarın davacıya ödenmesi sebebiyle davanın konusuz kaldığı gerekçeleri ile karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece davalı tarafından yargılama sırasında dava konusu edilen miktarın ödendiğinden bahisle davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de, davalı tarafından yargılama esnasında müvekkiline dava konusu kooperatif aidat alacağına ilişkin bir ödeme gerçekleşmediğini, ödemeye dair davalı tarafından herhangi bir makbuz, ödeme dekontu sunulmadığını, bilirkişi raporuna karşı itirazları değerlendirilerek ek rapor alınmasına karar verilmişse de, ara karar yerine getirilmeksizin yeterli inceleme yapılmadan hüküm tesis edildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, Mahkemenin ilk kararında vekalet ücreti ve yargılama gideri hakkında kısmi kabul ve kısmi redde göre hüküm kurulmasına rağmen işbu karar ile davacının toplam talebi olan 237.351,00 TL üzerinden maddi hata sonucu hesaplama yaparak 37.602,65 TL vekalet ücretine ve bu oran esas alınarak yargılama giderine hükmedilmesinin doğru olmadığını, bu nedenle iş bu maddi hatanın tavzihen düzeltilmesi ile davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, kooperatif aidat alacağının tahsili istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Uyuşmazlık, davalının peşin bedelli ortak olup olmadığı, buna göre dava konusu aidat alacağından sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, sorumlu ise miktarı, davalının ödeme iddiası kapsamında davanın konusuz kalıp kalmadığı hususlarında toplanmaktadır. 2'li bilirkişi heyeti tarafından sunulan 15/12/2015 tarihli raporda, açılmış olan davanın bir aidat alacağı davası olduğu, davacının kooperatifin ortağı olduğu konusunda taraflar arasında çekişme olmadığı, davacının, davalının kooperatifte iki aidat dairenin tahsis hakkı sahibi olduğunu ve 2008 yılından itibaren aidat ödemediğini ve bu tarihten sonra işleyen aidatların aylık %5 faiz ile tahsilini talep ettiği, davalının ise kooperatif ortaklığını kabul etmekle birlikte aidatların 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu savunduğu, kooperatif kooperatif ortaklığı sürekli devam eden bir ilişki olduğundan kooperatif ile ortağı arasındaki aidat ilişkilerinde zamanaşımı sürelerinin işlemeyeceği, bu bakımdan kooperatifin, işlemiş ödenmeyen eski aidatlarını her zaman talep etme hakkına sahip olduğunu, davalının bunun yanında kendisinin sabit fiyatlı ortak olduğunu iddia ettiği, kooperatiflerde her ortak eşit haklara sahip olup, eşit mükellefiyetler yüklendiği, bunun kooperatiflerde mevcut eşitlik prensibinin bir sonucu olduğu, burada eşitlikten kastın mutlak eşitlik olmayıp, nisbi bir eşitlik olduğu, ancak çok arizi ve acil bazı hallerde bu eşitlik prensibinden ayrılmanın mümkün olduğu, ne var ki böyle bir durumun mevcudiyeti halinde bazı ortaklardan daha fazla katkı olarak o ortağın ilerdeki ödemelerden muaf tutulması anlamına gelen bu ortaklık türüne sabit fiyatlı ortaklık denmekte olup sabit fiyatlı ortaklığın tesisinin ancak çok zaruri hallerde ve ismen belirlenmek ve şartları tayin edilmek koşulu ile genel kurulca tesis edilebileceği, yoksa yönetim kurullarının bir kişiyi sabit fiyatlı ortak olarak kabul etme yetkisinin olmadığı, somut olayda da davalının sabit fiyat ortaklığına kabul edilmiş bir ortak olmayıp, genel kurulca kabul edilen aidatları ödemek mecburiyetinde olduğu, bu aidat ödeme borcunun ise nakden yerine getirilmesi olup, hiçbir ortağın başka sebeplerle kooperatiften alacaklı olduğunu iddia ederek aidat ödeme yükümlülüğünden kurtulamayacağı, ancak herhangi bir şekilde mahkeme hükmüne bağlanmış ve kesinleşmiş olan bir borcun mahsubunun talep edilebileceği, somut olayda davalının bu şekilde kesinleşmiş bir alacağı mevcut olmadığından aidat borçları ile takas ve mahsup edilebilecek kesinleşmiş bir alacak mevcut olmadığından davalının genel kurul kararlarına uygun olarak aidat ödemek durumunda olduğu, davalının, davacı kooperatifte iki adet daire tahsisi ile ilgili olarak ortak olduğu ve aidat ödemekle yükümlü olacağı, her iki ortaklık için davacı kooperatifin toplam 93.640 TL (taleple bağlı kalınarak) aidat talep etmekte haklı olacağı, ödenecek aidatlara aidat ödeme tarihlerine göre aylık %1,5 gecikme faizi uygulamasının gerekeceği, davacının %5 aylık faiz talebinin yerinde olmadığı belirtilmiştir. Farklı bir bilirkişi tarafından sunulan 24/12/2019 tarihli raporda, kooperatife ait defterler üzerinde devam eden başka davaların olması sebebi ile yeniden inceleme yapılamadığı ve incelemenin dosya üzerindeki mevcut belgelere göre yapıldığı, ayrıca inceleme yapılması için başkaca bir bilgi ve belgeye de ihtiyaç duyulmadığı, davalının ödemek zorunda olduğu aidat miktarları genel kurul kararlarına göre yeniden incelenerek talep tarihi itibariyle her aidatın aylık % 1,5 üzerinden (her ne kadar genel kurul toplantılarında gecikme faizi aylık %5 olarak belirlenmiş ise de sözleşme faizi yasal faizin (Yıllık %9) iki katını geçemiyeceğinden genel kurulda kararlaştırılan aidatlara dava tarihine kadar olmak üzere yıllık %18, aylık %1,5 olarak hesaplanması gerektiğinden) hesaplama yapıldığında sonuç olarak 1. daire için ana para 50.220 TL, faiz 27.044 TL olmak üzere toplam 77.264 TL,  2. daire için ana para 44.720 TL, faiz 22.163 TL olmak üzere toplam 66.883 TL, davacının her iki daire için toplam ana para ve faiz alacağının 144.143 TL olduğu, davalı vekilinin mevcut bilirkişi raporuna ve davanın esasına ilişkin itirazlarının incelenmesinde ise davacı kooperatif ve müteahhidi ile taşeronu olan davalı arasında düzenlenen Kartal ... Noterliğinin 02.06.2006 tarih ve .. yevmiye nolu ve 25.08.2006 tarih ve ... yevmiye nolu iki adet Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Mal Satış Vaadi Sözleşmesi ile bir tarafta davalı diğer tarafta kooperatif ve yüklenici birbirlerine müteselsil sorumlu olarak davalının, kooperatifin işini yapması karşılığında başkaca hiçbir ödeme yapılmaksızın daire verilmesi konusunda anlaşmış olmalarının kooperatifçe başka ödeme yapmaksızın daire verilmesi konusunda anlaşmalarının kooperatif açısından bağlayıcı olmayacağı, zira kooperatif yönetim kurulunun sabit fiyatla daire verme taahhüdünde bulunmasının gerek Kooperatifler Kanunu gerekse kooperatif ana sözleşmesi ve Yargıtay kararları karşısında mümkün olmadığı, böyle bir taahhüdün geçersiz olduğu, sabit (peşin) fiyatlı ortaklık hususu Kooperatifçilik ilkelerine aykırı olmakla birlikte, Yargıtay içtihatları uyarınca genel kurulda karar alınması halinde ancak mümkün olabileceği, Yargıtay kararlarına göre peşin ödeme ve sabit fiyatlı ortak kayıt etme konusunda genel kurulda gerekçe gösterilerek açıkça karar alınıp yönetim kuruluna yetki verilmesi ve peşin\tödemeli ortaklık kaydında bu ortağın hangi ödemeleri yapacağı, başka bir deyişle hangi ödemeleri yapmayacağı açık bir şekilde belirtilmiş olması şartlarının birlikte geçerli olması şartıyla  sabit fiyatlı üyeliğin mümkün olabildiği, Nitekim Yargıtayın (Y.ll.HD.14.06.1994 E.1038,K.5081) numaralı kararında aynen genel kurul kararı olmadıkça sabit fiyatla konut tahsisi yapılamaz denildiği, dolayısıyla dosyada mevcut genel kurul toplantı tutanaklarının incelenmesi sonucunda davalı hakkında sabit (peşin) fiyatlı ortak kaydedileceğine dair herhangi bir kararın bulunmadığı anlaşıldığından sabit fiyatlı ortak olmadığı, davalının bilirkişi raporuna bu yönde yaptığı itirazın yerinde olmadığı ve genel kurulda karara bağlanan aidatları ödemesi gerektiği, kooperatif ana sözleşmesinin 23. maddesine göre ortakların genel kurulca ortaklardan alınması geren aidatları ödemek zorunda oldukları ve ortağa daire verilip verilmemesinin bu zorunluluğu ortadan kaldırmayacağı, zira kendisine daire tahsis edilemeyen ortağın kooperatiften tazminat isteme hakkı bulunduğu, bu nedenlerle davalı tarafın bilirkişi raporuna yapılan bu itirazının da yerinde olmadığı, davalının zamanaşımı itirazına ilişkin olarak ise somut olayda taraflardan birisinin kooperatif diğerinin ise kooperatif ortağı olduğu, kooperatif ortaklığı sürekli devam eden bir ilişki olduğundan kooperatif ile ortağı arasındaki aidat ilişkilerinde zamanaşımı sürelerinin işlemeyeceği, bu bakımdan itirazın yerinde olmadığı, davalının sabit fiyatlı olarak kendisine 2 daire verileceğini iddia ettiğine göre kendisinin kooperatife nakdi ödeme yapmadığı anlaşıldığından  eşit işlem ilkesi gereği yapılan itirazların da yerinde olmadığı, kooperatifin 26.03.2009 tarihli genel kurulunda alınan kararda, yüklenici firmaya nakit ve peşin ödemeli 99.900 TL'den birer daire verilmesi kararlaştırılmış olduğunun anlaşıldığı, kararın yüklenici firma ile ilgili olup davalı açısından geçerli bulunmadığı, davalının sabit fiyatlı ortak olabilmesi için bu konuda alınmış genel kurul kararının mevcut olması gerektiği, iddia edildiği gibi müteahhit firma ... İnşaat, kooperatif ve davalı arasında düzenlenen Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinde davalıya sabit fiyatla kooperatif ortaklığı verileceğinin kararlaştırılmış olmasının kooperatif açısından geçerli olmadığı, kooperatif yönetim kurulunun genel kurul kararı olmaksızın böyle bir sözleşme imzalayarak kooperatifi sabit fiyatla ortak kaydetme yükümlülüğüne sokmaya yetkisinin olmadığı, bu nedenle de davalının sabit fiyatlı ortak olmadığı ve bilirkişi raporuna bu yönüyle de  yapılan itirazların yerinde olmadığı, yapılan incelemelerde davacı kooperatifin aidat alacağına esas teşkil eden genel kurul toplantılarında alınan karaların, ana sözleşmenin bu maddesinde öngörülen toplantı ve karar nisaplarına uygun olarak alınmış geçerli kararlar olduğu, bu nedenle de bilirkişi raporuna bu açıdan yapılan itirazların yerinde olmadığı, davalı ile yapılan sözleşmelerin  yönetim kurulu faaliyet raporlarında genel kurula sunularak genel kurulda yönetim kurulunun ibra edilmiş olmasının davalıya sabit fiyatlı ortaklık hakkı vermeyeceği, davalı vekilinin bilirkişi raporuna yaptığı tüm itirazların yerinde olmadığı, mevcut bilirkişi raporunda yer alan tespit ve değerlendirmelere katılındığı bildirilmiştir.Dairemizin kaldırma kararından sonra Mahkemece 24/12/2019 tarihli son raporu düzenleyen bilirkişiden rapor alınmıştır.Bilirkişi tarafından sunulan 23/10/2023 tarihli raporda, inceleme yapmak amacıyla kooperatif merkezine gidildiği, davacı kooperatifin 2006, 2007, 2008, 2009, 2010, 2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ait defter ve belgelerinin muhtelif mahkeme dosyaları içerisinde olduğunun ifade edilmesiyle sebebiyle incelenemediği, incelemenin kooperatifte bulunan ve ibraz edilen 2015 yılı defteri kebir ve envanter defteri ile 2016 yılı yevmiye, defteri kebir ve envanter defteri üzerinden yapıldığı, dosyada mevcut genel kurul toplantı tutanaklarının incelenmesi sonucunda, davalı hakkında sabit (peşin) fiyatlı ortak kaydedileceğine dair herhangi bir kararın bulunmadığının anlaşıldığı, bu nedenlerle davalının zımni olarak sabit fiyatlı üye olup olmadığı konusunda herhangi bir inceleme yapılamadığı, yapılan incelemelerde kooperatifin davalıya ait 2015 yılı muavin defter fotokopisi ile ödemelere ait kooperatifte mevcut defteri kebir kayıtları karşılaştırıldığında, muavin defter kaydında davalının verdiği senetler ile diğer ödemeleri sonucunda davalının kooperatife herhangi bir borcunun bulunmadığı, başka bir deyişle borcunun sıfır olduğunun anlaşıldığı, dilekçeye ekli muavin defter fotokopisinin kooperatifi temsil ve ilzama yetkili iki yönetici tarafından kooperatif kaşesi üzerine imza atılarak davalıya verildiği, davalının, davacı kooperatife borcunun olmadığını gösteren ve kooperatif yetkililerinin kaşe üzerinde imzaları ile tasdik edilen bu defter kayıtlarının davacı kooperatif açısından bağlayıcı olduğu, söz konusu senetlerin ödenmediğine dair 2015 sonrası muavin defter kayıtlarında herhangi bir kaydın bulunmadığı, davalının bilahare kooperatif hissesini devrederek kooperatiften ayrıldığı, devir işleminin kooperatif yönetim kurulunun 10/02/2015 tarihli ve 02 sayılı yönetim kurulu toplantısında onaylandığı, sonuç olarak davalının, kooperatife herhangi bir borcu olmadığı tespit edildiğinden davanın konusuz kaldığı bildirilmiştir.Somut olayda, davacı vekili, davalıya 2 adet daire tahsis edilmesine ve 2008 yılından itibaren yapılan genel kurullarda kararlaştırılmasına rağmen ödenmeyen aidatların tahsiline ilişkin işbu davayı açmış olup davalı vekili ise, müvekkilinin yüklenici olarak yapacağı işler sebebiyle kendisine verilmesi kararlaştırılan daireler ile ilgili noterde yapılan sözleşmeler ile davacı kooperatife sabit ve peşin ödemeli ortak olduğunu, bu nedenle genel kurul kararı ile tesis edilen kooperatif üye aidatından müvekkilinin sorumlu olmadığını savunmuştur. Ayrıca davalı vekili, dava açıldıktan sonra müvekkili tarafından düzenlenerek davacı kooperatife verilen ve tahsil edilen 09/02/2015 tarihli biri 45.000,00 TL bedelli, diğeri ise 52.640,00 TL bedelli senetlerle davacı kooperatife borcunun kalmadığını ileri sürmüştür.Davalı vekili, Mahkemece ilk kararın verilmesinden sonra bahsi geçen senetler sebebiyle müvekkilinin borcunun kalmadığına ilişkin davacı kooperatif tarafından verildiğini belirttiği belgeyi istinaf başvuru dilekçesine ekli olarak sunmuştur. Söz konusu belgenin davacı kooperatifin, davalı ... ile ilgili 2015 yılına ilişkin Muavin Defteri sayfasının fotokopisi olduğu, belge üzerinde davacı kooperatif kaşesi üzerine atılı 2 adet imzanın bulunduğu, belgenin içeriğinde bahsi geçen senetlerin toplam bedelinin gösterildiği ve davalının borcunun \"0\" olarak gösterildiği anlaşılmıştır. İşbu belgenin davalı tarafından sunulmasından sonra davacı kooperatif tarafından varlığı inkar edilmediği gibi bir itirazda da bulunulmamıştır. Ayrıca Dairemizin kaldırma kararından sonra alınan bilirkişi raporunda, işbu belgenin davacı kooperatife ait 2015 yılı defteri kebir kayıtları ile de uygunluk gösterdiği ve yapılan karşılaştırma neticesinde muavin defter kaydında yer alan davalının verdiği senetler ve yaptığı diğer ödemeler ile davalının, davacı kooperatife bir borcunun kalmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda davalı tarafından yapılan ödemeler ve son olarak dava tarihinden sonra verilen senetler ile davalının, davacıya bir borcunun kalmadığı anlaşılmakla konusuz kalan dava hakkında Mahkemece karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi isabetlidir. Davacının istinaf başvurusunda ileri sürdüğünün aksine bilirkişi raporuna yönelik bir itirazı ve ek rapor alınması talebi bulunmadığı gibi Mahkemece, bilirkişi raporunda eksik olduğu belirtilen tüm defter ve belgelerin celp edilmesinden sonra bilirkişiden yeniden rapor alınmasına karar verilmiş ise de mevcut delil durumu, dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporu gözetildiğinde ek rapor alınmadan karar tesis edilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.Öte yandan usulüne uygun bir istinaf başvurusu bulunmaması sebebiyle davalı vekilinin istinafa cevap dilekçesi kapsamında ileri sürdüğü hususlar bakımından bir inceleme yapılması mümkün değildir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/46 Esas, 2024/418 Karar sayılı ve 07/05/2024 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf harcı davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.15/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"52e4772bdacefb0a","SID":"9ec764b69d498c35"}}