{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/910 Esas<br>KARAR NO:2024/1346<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:12/01/2021<br>NUMARASI:2020/29 Esas, 2021/23 Karar<br>DAVANIN KONUSUTazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)<br>KARAR TARİHİ:15/11/2024<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından ... Poliçesi ile sigortalı olan ... AŞ'nin faaliyet gösterdiği adreste meydana gelen hırsızlık olayı sebebiyle kumaş ve sair emteanın çalınması sonucunda müvekkilinin, sigortalısına 24/04/2019 tarihinde 65.475,66 TL ödediğini, güvenlik ve koruma hizmetlerinin davalı şirket tarafından sağlandığını, güvenliği sağlayamayan davalının sözleşmeye aykırılıktan sorumlu olduğu gibi dosyada mübrez ifade tutanakları ve güvenlik personeli savunmasından görüleceği üzere güvenlik personeli uyuyakaldığından adam çalıştıranın sorumluluğu gereği de hasardan sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 65.475,66 TL rücu alacağının ödeme tarihi olan 24/04/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı sigortalı ile müvekkili arasında akdedilen sözleşme uyarınca işyerinin özellikleri gözönüne alınarak risk analizi yapıldığını ve en az 2 güvenlik personelinin birlikte olarak toplamda en az 4 güvenlik görevlisinin çalışması gerektiği bildirilmesine rağmen, sigortalı firmanın maliyetin yüksek olacağı ve güvenlik alarmının bulunduğundan bahisle 3 vardiya sistemi ile tek personelin çalışmasını talep ettiğini, bunun dışında müvekkili şirketin, tespit ettiği eksiklikler ile ilgili uyarı ve önerilerde de bulunduğunu, ancak sigortalı şirketin risk raporunda belirtilen uyarıları dikkate almayarak eksiklikleri gidermediğini, bu nedenle müvekkili şirkete kusur atfedilemeyeceğini, hırsızlık olayından sonra karşılıklı mutabakat ile sözleşme ilişkisinin sona erdirildiğini, olayın meydana geldiği esnada görevli olan güvenlik görevlisi ...'ın alınan savunmasında uyumadığını, ekrandan hırsızları gördüğünde hemen hırsızlara doğru koştuğunu ve polisi aradığını, alarmın devreye girmesinden daha önce olaya müdahale ettiğini beyan etttiğini, davacının, sorumluluğun bu güvenlik görevlisinin kusuruna dayandığını ileri sürmesinden ötürü davanın adı geçene ihbarını talep ettiklerini, çalındığı iddia edilen kumaşların miktarı, cinsi, nevi ve bedeli belirli olmayıp davacının zarar iddiası ve zarar miktarının kabulünün mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili temerrüde düşürülmediğinden faizin başlangıç tarihi ve türüne de itiraz ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; \"...dosya ibraz edilen güvenlik sözleşmesi kapsamı doğrultusunda; esas görevi olarak alarm çalmadan öncede güvenlik kamera görüntülerinin yansıdığı monitörleri kontrol etmesi gerektiği, dikkatinin dağıldığını kendisinde kabul ettiği, bu şekilde meydana gelen dava konusu iş yerinden hırsızlığa engel olunamadığı, bu durumda, 5188 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatına göre, varlık sebebi olarak İş yerine giriş ve çıkışının kontrolü ve Bina alanı içerisindeki can ve mal emniyetini sağlamakla yükümlü olmasına rağmen, görev alanında suç işlenmesini engelleyici tedbirlerin yeterince alınmaması ve dikkatsizlik ve tedbirsizlik neticesi, özen yükümlülüğüne uymayarak, yukarıda izah edildiği şekliyle dava konusu hırsızlığın gerçekleştiği, görev alanı içinde kamu güvenliğini tamamlayıcı mahiyette koruma ve güvenliğin sağlanmasından sorumlu olduğu halde, hırsızlık olayının meydana gelmesine engel olunamadığının anlaşıldığı meydana gelen olayda, .... Şti'nin kusurlu olduğu, dava dışı .... AŞ (... Şube) ve ... 'nün işveren olarak, iş yerinin güvenlik ve korunması için alınması gereken tedbirlerin muhkem olarak alındığı anlaşıldığından, bu durumda meydana gelen olayda dava dışı .... AŞ (.... Şube) ve ....'nün kusurunun olmadığı şeklinde rapor tanzim edildiği, poliçede yazılı muafiyetin kaldırıldığına dair zeyilname doğrultunda zarar miktarı 65.475,66 TL kadri maruf görüldüğü...\" gerekçelerine istinaden davanın kabulüne, 65.475,66 TL'nin 24/04/2019 ödeme tarihi itibari ile işletilecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; dava dışı sigortalının yapılan risk analizlerini ve buna bağlı yapılan uyarı ve önerileri dikkate almayarak tespit edilen eksikleri gidermediğini, bilirkişi heyetinin ise son derece yanlış bir değerlendirme ile, olayın tespit edilen eksikliklerden dolayı değil, güvenlik kamerasının özel güvenlik görevlisi tarafından takip edilmemesinden meydana geldiği ve şahısların park alanına girmek isterken demir çubuk bariyerin anahtarını kırarken fark edilmesi gerektiği şeklinde kanaat bildirdiğini, oysa 4 güvenlik görevlisinin gerekli olduğu risk raporu ile bildirildiği gibi bilirkişi raporu ile de tespit edilmesine rağmen bu yöndeki kanaatin doğru olmadığını, zira tek güvenlik görevlisinin görev yapması sebebiyle saat başı sıra ile devriye atılamamasına ve diğer güvenlik görevlisinin kamerayı aktif olarak takip edememesine sebebiyet verdiğini, Mahkemece dava dışı sigortalı tarafından hangi önlemlerin alındığı belirtilmeden genel geçer ifadeler ile alınması gereken tedbirlerin alındığı belirtilerek tüm kusurun müvekkili şirkete yüklenmesinin hukuka aykırı olduğunu, bildirilmesine rağmen giderilmeyen eksikler sebebiyle tüm kusurun dava dışı sigortalıya ait olduğunu, davacı, güvenlik görevlisinin uyuyakaldığından bahisle hırsızlık olayının gerçekleştiğini ve müvekkili şirketin adam çalıştıranın sorumluluğu esasları uyarınca kusurlu olduğunu iddia etmişse de olayın meydana geldiği esnada görevli olan güvenlik görevlisi ...'ın alınan savunmasında uyumadığını, ekrandan hırsızları gördüğünde hemen hırsızlara doğru koştuğunu ve polisi aradığını, alarmın devreye girmesinden daha önce olaya müdahale ettiğini beyan etttiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, meydana gelen hırsızlığın tespit edilen eksikliklerden dolayı değil, özel güvenlik görevlisi ...’ın güvenlik kamerasını takip etmemesinden kaynaklandığı belirtilmesine rağmen adı geçene herhangi bir kusur atfedilmediğini, çalındığı iddia edilen kumaşların miktarı, cinsi, nevi ve bedeline ilişkin net bir bilgi ve belge bulunmaması sebebiyle zarar iddiası kabul edilmemiş ise de bu hususta dava dışı sigortalının defter ve kayıtları incelenmeden davacının  iddia ve beyanlarına itibar edilerek tüm taleplerin kabul edildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının, sigortalısına ödeme yapması müvekkili şirketi temerrüde düşürdüğü anlamına gelmediğinden bu yönüyle faiz başlangıç tarihinin ve ticari faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, hırsızlık sebebiyle oluşan zarar iddiasına dayalı poliçe kapsamında sigortalıya ödenen hasar tazminatının rücuen tahsili istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Davacı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalı .... AŞ arasında 03/11/2018-03/11/2019 tarihleri arasında geçerli ... Poliçesi akdedildiği, riziko adresinin \"... Bahçelievler/İstanbul\" olduğu, 02/03/2019 tarihinde meydana geldiği belirtilen hırsızlık olayı sebebiyle sigortalısının oluşan zararına karşılık davacı tarafından 24/04/2019 tarihinde 65.475,66 TL ödeme yapıldığı ve meydana gelen zarardan davalının sorumlu olduğundan bahisle işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.<br>18/03/2019 tarihli hırsızlık ekspertiz raporunda; sigortalı yetkililerinin beyanı, resmi tutanakların incelenmesi ve ekspertiz çalışmasına istinaden, 01.03.2019 tarihinde saat 18:45 sıralarında -mesai bitiminde - işyerinin kapatıldığı, 01.03.2019 tarihi gece yarısı saatleri ile 02.03.2019 tarihi sabaha karşı saatleri arasında işyerinin kapalı ve faaliyette olmadığı bir zaman dilimi içerisinde riziko adresine gelen kimliği meçhul şahıs ve/veya şahısların, işyeri depo kapısının önünde mevcut elektronik kepengi sert bir cisim yardımı ile zorlamak suretiyle tahrip edip, arkasında mevcut demir kapıyı da yine sert bir cisim yardımı ile zorlamak suretiyle açarak içeriye girdikleri, depo kısmında bulunan zeminde istifli top halindeki kumaşları alarak olay yerinden uzaklaştıkları, yapılan ekspertiz çalışmasına istinaden, işyerinin depo kepenginin kasa kısmında sert cisim ile zorlama izlerinden doğan deformasyonların bulunduğu, olay akabinde tutulan olay yeri inceleme tutanağında kepenge ait kırılan parçaların zeminde olduğunun belirtilmiş olduğu ki sigortalı yetkililerinin de olay akabinde çekmiş olduğu hasar fotoğraflarında kepengin orta kısmının söküldüğünün ve yerinde olmadığının görüldüğü, kepengin arkasında mevcut demir doğrama kapının da kasa ile kanat profilleri arasında sert cisim ile zorlama izlerinin ve deformasyonların bulunduğu, kapının asma kilit bağlantı halkasının kaynaklanmış vaziyette olduğu, trajlı kilidine yakın noktalarında da sert cisim ile zorlama izlerinin bulunduğu, kamera kayıtlarının incelenmesinde ise, sigortalı işyerine ... tip bir araç ile gelen 3 şahsın, depo giriş kapısı önünde mevcut kamera gözünün yönünü değiştirip içeriye girdikleri, olay günü saat 06:01 sıralarında işyeri deposuna giren şahısların, paletlerde istifli vaziyette bulunan kumaş toplarından 18 adedini alarak dışarı çıkardıkları, saat 06:03 sıralarında da muhtemelen alarmın devreye girmesi ile çevreden gelen sesli bir müdahale sonucu olay yerinden kaçarak uzaklaştıkları, hırsızlık hadisesinin gerçekleştirildiği aracın kapasitesinin, çalındığı beyan edilen muhteviyatın hacmi ile uyumlu olduğu, çalındığı beyan edilen denim kumaşlara ilişkin alış faturalarının ibraz edildiği, kumaşların bir kısmının piyasadan \"...\" olarak satın alındığı ve sonradan ihtiyaca paralel boyatıldığı,, bu nedenle bu tip kumaşlara ilişkin fason boya işçiliği faturalarının da ibraz edildiği, talep listesi Euro bazında düzenlenmiş olsa dahi, güncel kur ile TL bazına çevirildiğinde gerek kumaş birim fiyatlarının, gerekse de fason boya işlemine tabi olmuş kumaşların birim fiyat + boya işi toplam birim fiyatının faturalar ile uyumlu olduğunun anlaşıldığı, talep edilen Euro bazındaki taleplerin güncel kur ile TL bazına çevrilerek -faturalarla uyumlu olduğundan- tazminat hesaplamasında dikkate alındığı, işyeri adına düzenlenen poliçede belirtilen hırsızlık güvenlik önlemi şartları içerisinden kepenk şartının ve alarm sistemi şartının yerine getirilmiş ve olay esnasında aktif devreye girmiş olması nedeniyle herhangi bir muafiyet uygulanmadığı, yine işyeri adına düzenlenen poliçede \"Beher hırsızlık hasarında minimum 1.000,00 USD olmak üzere hasarın %20'si oranında tenzili muafiyet uygulanır.\" şeklide bir not bulunduğu görülmüş ise de zeyilname ile notun kaldırıldığı anlaşıldığından dikkate alınmadığı, hasarın hırsızlık sigortası genel şartları çerçevesinde değerlendirilebilir nitelikte olduğu, hasar miktarının toplam 65.475.66 TL olduğu bildirilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 26/11/2020 tarihli raporda; binada bulunan alarm sisteminin dava konusu olay esnasındada aktif olduğu ve müştekiyi ikaz ettiğinin anlaşıldığı, özel güvenlik görevlisinin, binanın ana giriş kapısının iç tarafında oluşturulan noktada görev yaptığı, noktada binanın çevre ve iç alanlarını görecek şekilde güvenlik kameralarının bulunduğu, binanın Bağdat Caddesi ile direk bağlantısının olduğu diğer üç cephesinde binaların bulunduğu, binanın 7 katlı betonarme bina olduğu, binanın içinden hırsızlık yapılan deponun önünde bina ile kaldırım arasında boş alan olduğu ve araç otoparkı olarak kullanıldığı, bu alanın giriş genişliğinin 2,20 metre olduğu ve ortasında 80 cm. bir tarafta 1,40 metre bir tarafta olacak şekilde ortada tek bir tane dikleme olan ve anahtar ile kilitlenen demir çubuk bariyer bulunduğu, bariyerin araçların içeri girmesine engel olacak şekilde olduğu, içinden hırsızlık yapılan deponun girişinde kepenk bulunduğu ve iç tarafında ise demir kapı bulunduğu olay esnasında bu kepengin kırıldığı, demir kapının kilidinin kırıldığı, deponun girişinde bulunan ve deponun içinde bulunan güvenlik kameralarının hırsızlık olayını tespit edebildiği, keşif esnasındaki tespitlere ve dosyada mevcut güvenlik kamera görüntülerine göre, sigortalı şirket binasına 02.03.2019 günü saat:05.46 sıralarında işyerinin kapalı ve faaliyette olmadığı zamanda ... plakalı gri renkli ... marka, kapalı kasa camları film kaplı bir aracın içindeki 3 kişi olan şüpheli şahısların kumaş deposu önündeki araç parkının kaldırım tarafında bulunan demir çubuk bariyerin kilidini kırarak, işyeri kumaş depo kapısının önünde mevcut elektronik kepengi sert bir cisim yardımı ile zorlamak suretiyle tahrip edip arkasında mevcut demir kapıyı da yine sert bir cisim yardımı ile zorlamak suretiyle açarak saat 06:01'de depodan içeriye girdikleri, depo kısmında bulunan zeminde istifli top halindeki kumaşları geldikleri araca yükleyerek, olay yerinden uzaklaşmak suretiyle dava konusu iş yerinden hırsızlık olayının gerçekleştiğinin anlaşıldığı, inceleme aşamasında yapılan ve çözümü dosyaya alınan güvenlik kamera görüntülerinde, şüpheli aracın tespit edilebilen ilk görüntüsünün saat 05:46:49'da olduğu ve şahısların, tespit edilebilen son görüntüsünün de saat 06:02:56'da olduğu, bu durumda aracın ve şahısların 16 dakika 07 saniye kamera görüntülerinde kaldığı, Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 12. maddesine göre, özel güvenlik hizmeti vermeye başlayan davalı şirketin görev alanının Koruma ve Güvenlik Planını çıkarması ve otuz gün içinde İstanbul Valiliğine göndermiş olmasının zorunlu olduğu, davalı şirketin hizmet verdiği sigortalı şirketin risk analizinin 06.04.2016 tarihli olarak \"...\" hitabetiyle yapıldığı, ancak risk analizinin ilgilisine teslim tutanağı dosyada bulunmadığı gibi meydana gelen hırsızlık olayının meydana geliş şekline bakıldığında, olayın risk analizinde tespit edilen eksikliklerden dolayı değil, güvenlik kamerasının özel güvenlik görevlisi tarafından takip edilmemesinden kaynaklandığı, şahısların park alanına girmek isterken demir çubuk bariyerin anahtarını kırarken fark edilmesi gerektiği, risk analiz raporunda, gündüz 1 gece 2 personelin çalışması gerektiğinin belirtildiği, güvenlik sözleşmesine göre ise hizmetin 3 personel tarafından yürütüleceğinin belirtildiği, eksper raporunda, zeyilname ile muafiyet notunun kaldırıldığından bahsedilmesine rağmen dosyada zeyilnamenin görülmediği, zeyilname ibraz edilmesi durumunda hasar miktarının 65.475,41 TL olduğu, ibraz edilmemesi halinde zarar miktarının 52.688,80 TL olduğu, meydana gelen hırsızlık olayında davalı şirketin kusurlu olduğu, sigortalı şirket ve ...'nün kusurunun olmadığı bildirilmiştir.6102 sayılı TTK'nun 1472 maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Sigortalının tazminat alacağının hukuki temelinin haksız eylemden, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmış olması arasında hiçbir fark yoktur. TTK'nun 1472. maddesinden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan, sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır. Bu dava türüne doktrin ve uygulamada sigortacının rücu davası adı verilmektedir. Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Her tazminat davasında olduğu gibi, sigortacının açtığı rücu davasında da davalının kusurunu ve zararı ispat etmek davacı sigortacıya düşer. Halefiyete dayalı sigorta rücu davasında sigortacı halefiyet hukuki ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olur.Sigortacı halefiyete dayanarak rücu davasını zarar sorumlusu aleyhine yönelttiğine göre, sigortalının zarar sorumlusuna karşı açacağı tazminat davasında sigortalı neyi ispat etmesi gerekiyorsa, sigortacıda bu davada onu ispat etmekle yükümlüdür.Somut olayda, dava dışı sigortalı .... AŞ ile davalı şirket arasında 30/05/2016 tarihinde akdedilen Güvenlik ve Koruma Hizmet Sözleşmesi 15/04/2019 tarihinde imzalanan fesih protokolüne kadar devam etmiştir. Sözleşmede güvenlik hizmetinin 3 adet personel tarafından yerine getirileceği kararlaştırılmıştır. Hırsızlığın sigortalı binanın bodrum katında bulunan deposundan gerçekleştiği, bu alana girişi engelleyen dikleme şeklinde konulmuş anahtar ile kilitlenen demir çubuk bariyer olduğu, depo kapısı demirden olduğu gibi ayrıca kapının önünde elektronik kepenk sisteminin bulunduğu, işyerinde faal halde olan alarm sistemi ile binanın çevre ve iç alanlarını görecek şekilde güvenlik kameralarının mevcut olduğu, bu anlamda dava dışı sigortalı tarafından işyerinin güvenliği ile ilgili tedbirlerin alındığının anlaşıldığı, ayrıca sigortalının bunlarla birlikte bir de davalıdan güvenlik hizmeti aldığı, deponun girişinde ve içinde bulunan kamera kayıtlarına göre, sigortalı işyerine araç ile gelen 3 kişinin demir çubuk bariyerin kilidini kırdıktan sonra araç ile deponun önüne geldiği, hem kepenk hem de demir kapının sert bir cisim ile zorlanmak suretiyle açıldığı, akabinde depo zemininde bulunan istifli top halindeki kumaşların araca yüklendiği ve bu şekilde aracın olay yerinden uzaklaştığı dikkate alındığında güvenlik görevlisinin, önünde bulunan monitörden kamera görüntülerini izlemiş olması halinde 16 dakika gibi kısa olmayacak bir zaman dilimi içerisinde gerçekleşen tüm bu olan olayları farketmemesi mümkün olmadığından davalının meydana gelen hırsızlık olayında tam kusurlu olduğunu kabul etmek gerekir.Davalı vekili, işyerinin risk analizinde tespit ettiği eksikliklere ilişkin uyarı ve önerilerinin sigortalı şirket tarafından dikkate alınmadığını, bu nedenle müvekkiline kusur yüklenemeyeceğini ileri sürmüş ise de, 06/04/2016 tarihli \"Sayın ...\" hitaplı tespit edilen risklere ilişkin yazının imzalı olmadığı gibi dosya kapsamında ilgilisine teslim ve tebliğ edildiğine yönelik bir belgeye de rastlanmamıştır. Kaldı ki hırsızlık olayının gerçekleşme şekline yönelik bir üst paragrafta yapılan açıklamalar nazara alındığında söz konusu yazının davalıyı sorumluluktan kurtararak davanın sonucuna etki etmesi de söz konusu değildir.Hırsızlığın gerçekleştiği sigortalı binanın bodrum katında bulunan deponun demir kapısının önünde elektronik kepenk sisteminin ve işyerinde faal halde olan alarm sisteminin bulunduğu, ayrıca özel güvenliğin de mevcut olduğu dikkate alındığında poliçede yer alan özel şartlar gereği hırsızlık teminatının geçerli olmasına yönelik şartlar sağlandığından hasar tazminatından muafiyet uygulanmasına yönelik şartlar gerçekleşmemiştir. Ayrıca poliçede beher hırsızlık hasarında minimum 1.000,00 USD olmak üzere hasarın %20'si oranında tenzili muafiyet uygulanacağı kararlaştırılmış ise de, 22/11/2018 tarihli zeyilname ile kaldırılan poliçedeki bu şart dikkate alınmamıştır. Buna göre zararın kapsamı ve mahiyeti bakımından dosya içeriğine ve toplanan delillere göre bilirkişi heyetince de benimsenen ve iştirak edilen eksper raporunda tespit edilen zararın dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düştüğü, eksper raporunda hasar miktarına yönelik yapılan hesaplamaların sigortalı tarafından sunulan fatura, irsaliye, geçici KDV beyannameleri, tahakkuk fişleri ve mizan kayıtlarına göre yapıldığı anlaşılmakla Mahkemece hükmedilen hasar tazminatı tutarına yönelik itirazlar yerinde görülmemiştir.Halefiyete dayalı işbu rücuen tazminat davasında davacı sigorta şirketinin sigorta tazminatını sigortalısına ödediği tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiği, diğer taraftan davacının sigortalısının tacir olduğu, TTK'nun 3. maddesi uyarınca bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fillerin ticari işlerden olduğu ve 3095 Sayılı Yasa'nın 2/2 fıkrası uyarınca ticari işlere ticari faiz istenebileceği anlaşılmakla Mahkemece ödeme tarihinden itibaren ticari faize hükmedilmesinde bir isabetsizlik yoktur.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/29 Esas, 2021/23 Karar sayılı ve 12/01/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 1.118,16 TL harçtan mahsubu ile bakiye 690,56 TL harcın talep halinde davalıya İADESİNE,3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.15/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f5f1c765c1b71583","SID":"b960c140a1e1c112"}}