{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1388 <br>KARAR NO\t\t: 2024/2017<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/07/2024<br>NUMARASI\t\t: 2024/172 E. 2024/443 K. <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 28.11.2024 <br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 28.11.2024<br><br>\tManisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 02.07.2024 tarih 2024/172 E. 2024/443 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, 24.09.2022 tarihinde, davalı sigorta şirketinin ZMMS sigortacısı, davalı ...’in maliki, davalı ...'in sürücüsü olduğu ... plakalı araç ile müvekkilinin sürücüsü olduğu ... plakalı motorsikletin çarpışması neticesinde müvekkilinin yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu iddia ederek, 6100 sayılı HMK'nın 107. maddesi uyarınca maluliyet nedeniyle oluşan maddi zarar, iş göremezlik, tedavi giderleri olarak 100,00-TL maddi tazminatın davalılar ... ve ...'den kaza tarihinden, davalı sigorta şirketinden 06.10.2023 tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, ayrıca 300.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'den kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, davacı asil ...'nun taşradan gönderdiği 12.06.2024 tarihli dilekçesi ile  davasından feragat ettiği gerekçesiyle davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. <br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davadan kısmen feragat ettiklerini, 12.06.2024 tarihli feragat dilekçesinde de belirttikleri üzere, sulh anlaşması gereğince sadece davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden feragat isteminde bulunduklarını, davalılar ... ve ... yönünden manevi tazminat davalarının devamını istediklerini, feragat dilekçeleri ve sigorta şirketinin sunduğu sulh dilekçesinden sonra eklenen müvekkili ...'nun 12.06.2024 tarihli taşradan göndermiş olduğu dilekçesi sonucu davanın reddedildiğini, ancak müvekkilinin hatalı bir dilekçe sunduğunu, müvekkilinin hukuki dilinin yetersizliğinden dolayı davalılar ... ve ... yönünden manevi tazminat davasından feragat ettiğinin ve feragat dilekçesinin hukuki boyutunun farkında olmadığını, müvekkilinin yanlış yönlendirilme sonucu büyük bir hak kaybına uğradığını, HMK'nın 31. md gereğince hakimin davayı aydınlatma görevinin bulunduğunu, vekilin ve müvekkilin aynı gün içerisinde göndermiş olduğu iki farklı dilekçe bulunmaktayken aradaki çelişkiyi gidermek amaçlı hareket etmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br> \tGEREKÇE\t: Dava, trafik kazası nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, tedavi ve bakıcı gideri ile manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın feragat nedeniyle karar verilmiştir. <br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tDavacı vekili 12.06.2024 tarihli (UYAP sisteminde 13:59:27'de oluşturulan) feragat dilekçesinde, davalı ... Sigorta A.Ş ile sulh olmaları neticesinde sadece davalı ... Sigorta A.Ş yönünden davadan feragat ettiklerini, davalılar ... ve ... yönünden davaya devam ettiklerini beyan ettiği, davacı asilin ise aynı tarihte (UYAP sisteminde saat 17:31:13'de oluşturulan) Gördes Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla gönderdiği feragat dilekçesi ile davalılar arasında herhangi bir ayrım yapmaksızın davadan feragat ettiğini beyan ettiği anlaşılmaktadır.  <br>\tİlk derece mahkemesince; davacı asil ...'nun taşradan gönderdiği 12.06.2024 tarihli dilekçesi ile davasından feragat ettiği, HMK 309 ve devamını maddeleri uyarınca davanın feragat nedeniyle reddini talep ettiği gerekçesiyle davanın tüm davalılar yönünden ve tüm talepler bakımından feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. <br>\t6100 sayılı HMK'nın 307. maddesinde feragat tanımlanmış ve davacının talep sonucundan (6100 sayılı Kanun md. 119/1-ğ) kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak ifade edilmiştir. Davadan feragat eden davacı, bununla dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde istemiş olduğu haktan tamamen veya kısmen vazgeçmektedir. Hiç kimse kendi lehine olan bir davayı açmaya zorlanamayacağı gibi (6100 sayılı Kanun md. 24), davacı da açmış olduğu bir davayı sonuna kadar takip etmeye zorlanamaz. Medeni usul hukukunda kural olarak hüküm kesinleşinceye kadar bazı istisna davalar dışında her davadan feragat edilebilir. <br>\tFeragat davaya son veren taraf işlemlerinden biri olup, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabilir (6100 sayılı Kanun md. 309/1). Yine feragatin hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir (6100 sayılı Kanun md. 309/2). Ancak feragat, kayıtsız ve şartsız olmalı, kesin ve açık bir irade beyanı ile yapılmalıdır.<br>\tDavadan feragatin zamanı ise 6100 sayılı Kanun'un 310. maddesinde düzenlenmiş ve feragatin hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği öngörülmüştür. Böyle olunca mahkemece verilen bir kararın temyizi aşamasında, usul hukuku çerçevesinde kesinleşmiş bir karar olmadığından davadan feragat edilmesi mümkündür.<br>\tDavadan feragat, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Diğer bir anlatımla, davadan feragat ile dava konusu uyuşmazlık esastan sona ermiş olur. Bu nedenle mahkeme henüz feragat nedeniyle davanın reddine karar vermemiş olsa bile davacı feragatten dönemez; feragati ile bağlıdır. Belirtmek gerekir ki feragat, ıslah yolu ile de hükümsüz kılınamaz. <br>\tAncak irade bozukluğu hâllerinde feragatin iptali istenebilir (6100 sayılı Kanun md. 311). Çünkü bir hukuki işlemin geçerli ve amacına uygun hukuki sonuç doğurabilmesi için o hukuki işlemi yapan kişi veya kişilerin sağlıklı bir şekilde oluşmuş iradelerinin bulunması ve yine bu iradelerinin istenilen hukuki sonuca uygun şekilde açıklanması gerekmektedir.<br>\tİrade bozukluğu hâlleri 6098 sayılı Kanun'un 30 ilâ 39. maddeleri arasında “Yanılma, Aldatma ve Korkutma” başlıkları altında düzenlenmiş olup, irade bozukluğu sadece sözleşmelere özgü bir sakatlık hâli olmayıp, tek taraflı hukuki işlemler için de geçerlidir. Türk hukukunda irade bozukluğuna bağlanan yaptırım ise bir kesin hükümsüzlük (butlan) hâli olmayıp, 6100 sayılı Kanun'un 311. maddesinde de açıkça belirtildiği gibi iptal hakkıdır.  Çünkü, bir hukuki işlemin geçerli ve amacına uygun hukuki sonuç doğurabilmesi için o hukuki işlemi yapan kişi veya kişilerin sağlıklı bir şekilde oluşmuş iradelerinin bulunması ve yine bu iradelerinin istenilen hukuki sonuca uygun şekilde açıklanması gerekmektedir.<br>\tDavadan feragatin; yanılma, aldatna ve korkutma nedenleriyle iptali ayrı bir dava açılarak ileri sürülebileceği gibi irade bozukluğu nedenleriyle feragatin geçersiz olduğu aynı dava içinde de ileri sürülebilir. Bu durumda mahkemece iddiaya ilişkin deliller toplanarak, feragat beyanının hukuki bir sonuç doğurup doğurmayacağı hakkında karar verilmesi gerekmektedir. Ne var ki, böyle bir inceleme yapılıp karar verilebilmesi için öncelikle feragat beyanının irade bozukluğu nedeniyle geçersiz olduğunun ileri sürülmesi gerekmekte olup, bu konuda mahkemece kendiliğinden inceleme yapılması olanaklı değildir. (Yargıtay HGK 25.10.2022 tarihli ve 2021/8-284 Esas, 2022/1371 Karar sayılı ilamı) <br>\tSomut olayda davacı asil 12.06.2024 tarihinde, vekilinin sunduğu feragat dilekçesinden daha sonraki bir saatte mahkemeye sunduğu dilekçesi ile davadan feragat ettiğini beyan etmiş olup, davacı tarafça bu tarihten sonra irade bozukluğu nedenleriyle davacı asilin feragatinin geçersiz olduğu ileri sürülmemiştir. <br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, <br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere  oy birliğiyle karar verildi.28.11.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1f0e437a7952b7ba","SID":"3824b04b1cd981f6"}}