{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>54. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA <br>GEREKÇELİ KARAR<br>KARAR KALDIRMA<br>DOSYA NO: 2024/4380 <br>KARAR NO: 2024/2525<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 04/06/2024<br>NUMARASI: 2021/301 - 2024/416<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF TARİHİ: 11/07/2024<br>Dairemizde bulunan istinaf başvurusunun yapılan açık incelemesi sonunda,<br>GEREĞİ  GÖRÜŞÜLDÜ DÜŞÜNÜLDÜ; İstinaf isteminde usul işlemleri tamam olduğundan, ilk derece mahkemesinin dosyasındaki bütün belgeler ve dosya hakkındaki düzenlenen rapor incelendi, istinaf başvuru  dilekçesinin kamu düzeni ve  istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda dosyada dairemizce karar verilmesi için eksiklik bulunmadığı anlaşıldı.<br>İstinaf sebepleri: Davacı vekili, süresinde sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde; öncelikle belirtmek gerekldir ki; davalı tarafından ibraz edilen cevap dilekçesinin yasal süresinde olmadığını, bu hususun mahkeme tarafından değerlendirilmediğini, davalının mesnetsiz ve hukuki yoksun iddialarının reddi gerektiğini, kambiyo senetleri (TTK.m.670 vd.) hakkında açılan menfi tespit davalarında hukuki yararın var olduğunu söyleyebilmek için bu senetlerin ‘bankaya tahsile konulması’, ‘protesto çekilmesi’, ‘ihtarname gönderilmesi’ veya ‘icra takibine başlanması’ gibi sebeplerle borçlunun önceden uyarılmış olması gerektiğini, ödeme tehdidi altında bulunmanın hukuki yarar koşulunun varlığını ispatlar nitelikte olduğunu, somut olayda davalı tarafından, davacı müvekkiller aleyhine İstanbul ... İcra Müd. ... E. Sayılı dosyasında kambiyo senetlerine müstenit icra takibi başlatılmış olup; davacı müvekkillerin ödeme tehdidi altında  olduklarının kabulü gerektiğini, davalının, davacılar aleyhine yürütülen takipte davacılara çıkarılan ödeme emirlerinin henüz kendilerine tebliğ edilmediğini ve borca itiraz davası ikame etme durumları varken işbu davanın ikamesinde hukuki yararı bulunmadığını iddia ettiğini, davalının usul ve yasaya aykırı iddialarının reddi gerektiğini, davalının iddialarının aksine borca itiraz davası ikame eden tarafın menfi tespit davası açmada hukuki yararı bulunmadığını, somut olayda müvekkiller aleyhine başlatılan takibe ilişkin taraflarınca ikame edilmiş bir borca itiraz davası bulunmadığını, izah edilen nedenlerle işbu davanın ikamesinde hukuki yararlarının olduğunu, davalının mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun iddialarının reddi gerektiğini,  İstanbul ... İcra Müdürlüğünün... E. Sayılı dosya borcunun; 10.05.2021 tarihinde haciz baskısı altında ihtirazi kayıt ile, dosyaya depo edilen 96.770,00 TL (Dava konusu takibe dayanak 2.949,82 Euro ve 5.400,00 Euro bedelli senetlerin ödeme tarihi olan 10.05.2021 tarihli merkez bankası Euro döviz kuru TL karşılığıdır.) açıklaması ile  ödenmiş olduğunu, mahkemece İİK m.72/3' e göre ihtitazı kayıtla ödenen paranın işbu dava sonuçlanıncaya kadar alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verildiğini, müvekkil şirket ile davalı arasında 05/02/2018 tarihinde imzalanan araç kiralama sözleşmesinin EK-2 kısmında yer alan sözleşme öncesi bilgilendirme formu bölümünün 5. Maddesinde \"Teminatlar: Şirket teminat olarak ipotek, menkul rehni, hesap rehni, alacak temliki, kefalet, garanti, kambiyo senedi vb. Teminatları tamamen veya kısmen isteyebilir. Ayrıca gerekli hallerde ek teminat da talep edebilir. İşlemleri bunların teminine bağlayabilir; bunların verilmemesini muacceliyet nedeni yapabilir. Teminatların tesis ve fekki ile ilgili tüm masraflar kiracıya aittir.\" şeklinde düzenleme yer aldığnı, işbu sözleşmenin EK-2 kısmında yer alan sözleşme öncesi bilgilendirme formu  bölümünün 5. maddesinde davaya konu  senedin teminat senedi olarak düzenlendiğini açık olduğunu, mahkeme tarafından araçların teslim anındaki km'lerinin sözleşme kapsamında belirlenen azamı km'nin üzerinde kullanım olması sebebiyle davalı tarafından km aşımı hesaplanarak davacı müvekkile fatura edilen tutarın takibe konu senetler miktarı kadar olduğu hesaplanmış ve davacı müvekkilin söz konusu senetlerden borçlu olmadığı hususunda dayanak bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verildiği, bu gerekçenin  kabul edilemeyeceğini, takibe konu senetlerin müvekkil ile davalı arasında imzalanan sözleşmeye istinaden teminat senedi olarak düzenlendiğini, nitekim senetlerin düzenlendiği tarih itibariyle km aşımından söz etmenin mümkün olmadığını, davalı ile müvekkil arasında imzalanan sözleşmenin tarihi 05/02/2018 olup ; 3 yıl süre ile geçerli olacağının imza altına alındığını, sözleşmenin 05/02/2021 tarihinde  sona erdiğini, davalı ile müvekkil arasında resmi mail adresleri aracılığıyla (...@...com.tr - ...@....com.tr)  geçen 02/10/2020 tarihli mailleşmede  davalının; \"km aşım ücretinin 0.10 euro +kdv olduğu'dir. araçların dönüşü şubat ayında olduğu için, km aşımına bakılmaksızın araçları bize iade edebilirsiniz. yalnızca varsa hasarların yaptırılmasını rica ederiz.\" şeklinde beyanda bulunduğunu, davalı şirket müvekkilin kendilerine borçlu olmadığını, araçların sözleşme bitim tarihinde iade edilebileceği hususunda tarafların resmi mail adreslerinde geçen yazışmalar ile mutabık kılındığını, sözleşmeye konu araçların o şekilde teslim edildiğini. davalının iade için belirtilen tarihin şubat olduğunu, ancak araçların sözleşmenin son bulduğu tarihte iade edildiğini ve borç iddialarının kabul edilemeyeceğini, araçların 05/02/2021 tarihinde sözleşmeye uygun olarak davalı şirkete iade edilmiş olup; fatura kesilerek müvekkile gönderildiğini, lakin davalı şirketin müvekkil ile imza altına alınan sözleşmeye ilişkin düzenlenen teminat senetlerini usul ve yasaya aykırı şekilde kötü niyetle icra takibine konu ettiğini, izah edilen nedenlerle davalının mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun iddialarının reddi gerektiğini, müvekkil ile davalı arasında imzalanan sözleşme ile  İstanbul ... İcra Müd. ... E. sayılı dosyasına dayanak senet metinleri incelendiğinde; tanzim tarihlerinin , taraflarının ve bedellerinin aynı olduğunu, nitekim sözleşme tarihi 05/02/2018 olup takibe konu senetlerin keşide tarihinin de 05/02/2018 olduğunu, ayrıca senet metni incelendiğinde; \"işbu bono vadesinde ödenmediği takdirde müteakip senetlerin de muaccel hale geleceği \" ibaresinin yer aldığını ve takibe konu her iki senedin de sözleşme ile birlikte teminat senedi olarak imza altına alındığının açıkça görüleceğini, davaya konu bonoların ; ttk m.688 'de düzenlenen mücerretlik ilkesine uymaması sebebiyle bono vasfını taşımadığını, bu durumun tespiti gerektiğini, müvekkil aleyhine  İstanbul ... İcra Müd.... E. Sayılı dosyasından yürütülen takibe konu senet metinleri incelendiğinde ; \"işbu bono vadesinde ödenmediği takdirde MÜTEAKİP SENETLERİN DE MUACCEL HALE GELECEĞİ \" ibaresinin yer aldığını, mahkemece de takdir edileceği üzere ; bonolarda yer alan bu ibare ile söz konusu bonolar Türk Ticaret Kanunun 688. Maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen \"kayıtsız şartsız borç ikrarı\" özelliğini yitirdiğini, Nitekim  Türk Ticaret Kanunun 688. Maddesinin ikinci fıkrası \"Bono veya emre muharrer senet:... (2) Kayıtsız ve şartsız muayyen bir bedeli ödemek vaadini...ihtiva eder.\" diyerek mücerretlik ilkesinin işaret ettiğini, noksanlar olması halinde senedin vasfı hakkında düzenleme getiren 689. Madde ise \"Aşağıdaki fıkralarda yazılı haller mahfuz kalmak üzere, bundan önceki maddede gösterilen unsurlardan birini ihtiva etmiyen bir senet bono sayılmaz\" denildiğini, ayrıca TTK m. 776/1-b gereğince bono veya emre yazılı senetlerin kambiyo senedi vasfını taşıması için kayıtsız şartsız belli bir bedeli ödeme vaadini içermesi gerektiğini, davalının kambiyo takibine konu ettiği senet ise taraflar arasında imzalanan sözleşmenin teminatı olarak verildiğini, bu nedenle teminat senedinin kayıtsız şartsız borç ikrarı içerdiğinin kabulünün mümkün olmadığını, takip konusu bonoların kambiyo vasfını haiz olmadığını, davalının konkordato sürecinde olup ; işbu teminat senetlerinin takibe konu edildiğinden konkordato komiserlerinin haberdar olup olmadığının sorulmasına karar verilmesi talep edilmiş olup bu hususta ilgili mahkemeye müzekkere yazıldığnı, müzekkere cevabının da dosya arasına alınmış olmasına rağmen mahkeme tarafından gerekçeli kararda bu hususa yer verilmediğini, karar bu yönüyle de eksik ve hatalı olduğunu, bilirkişi raporuna itirazları doğrultusunda ek rapor alınmasına karar verilmiş ise de; ek rapor kök rapor ile sınırlı kaldığından yeniden rapor alınmasını talep etmelerine rağmen yerel mahkeme tarafından taleplerinin reddedildiğini, bilirkişi tarafından tanzim edilen raporun hükme esas teşkil etmeye elverişli olmadığını, sözleşmeye dayanak teminat senedi niteliğinde olan senetlere ilişkin müvekkilleri aleyhine istanbul ... icra müd. ... E. sayılı dosyasından başlatılan takibe konu borcun; 10.05.2021 tarihinde haciz baskısı altında ihtirazi kayıt ile dosyaya depo edilmiş olup, işbu davanın istirdat davasına dönüştüğünü belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Yargılama konusu olayda: Davacı vekili  dava dilekçesinde; Davacı vekili 07.05.2021 tarihinde açtığı dava dilekçesinde; Müvekkili ile davalı şirket arasında  05/02/2018 tarihinde araç kiralama sözleşmesi imzalandığını, müvekkil şirketin işbu sözleşmede kiracı, davalının ise kiralayan olduğunu, sözleşmenin Ek - 2 kısmında yer alan sözleşme öncesi bilgilendirme formu bölümünün 5 .maddesinde davaya konu senedin teminat senedi olarak düzenlendiğini açıkça görüldüğünü, sözleşmenin 3 yıl süre ile geçerli olacağının taraflarca imza altına alındığını, sözleşmenin sona erdiği tarihin 05/02/2021 olduğunu, resmi mail adresleri aracılığıyla müvekkilinin kendilerine borçlu olmadığını ve araçların sözleşme bitiminde iade edilebileceği hususunda taraflar arasında mutabık kalındığını, araçların 05/02/2021 tarihinde sözleşmeye uygun olarak davalı şirkete iade edildiğini ve fatura kesilerek müvekkiline gönderildiğini, ancak senetleri iade etmeyerek usul ve yasaya aykırı şekilde icra takibine konu edildiğini, senet metinlerinin incelendiğinde tanzim tarihlerinin, taraflarının ve bedellerinin aynı olduğunun görüleceğini, takibe konu her iki senedin de sözleşme ile birlikte teminat senedi olarak imza altına alındığının açıkça görüleceğini, takibe konu edilen senedin, taraflar arasındaki sözleşmenin teminatı olarak alacaklı tarafından borçludan alındığının ve bunun da kayıtsız şartsız borç ikrarını içermediğinin kabulü gerektiğini, davalı şirketin konkordato sürecinde olup; komiserlerin bilgisi dahilinde olup olmadığının sorulmasına karar verilmesini talep ettiklerini bildirerek davanın kabulü ile 2.949,82 Euro ve 5.400 Euro bedelli senetler bakımından borçlu olmadığının tespitini, %20 den aşağı olamamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmilini talep etmiştir. Davalı vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesinde;  Takibe konu bonoların TTK'da yer alan tüm unsurları ihtiva eden kayıtsız şartsız ödeme tarihi içeren bono hükmünde olduğunu, nitekim söz konusu bonolar üzerinde ne teminat ibaresi yer aldığını ne de herhangi bir ilişkinin teminatı olarak belirttiğini, içtihatlarda da belirtildiği üzere bir senedin teminat senedi sayılabilmesi için senet üzerinde hangi ilişkinin teminatı olduğunu açıkça belirtilmesi yahut başkaca yazılı bir belge ile ispatlanması gerektiğini, taraflar arasında yazılı herhangi bir sözleşme bulunuyor olmasının bu sözleşme haricinde keşide edilmiş bonoları kendiliğinden teminat senedi haline getiremeyeceğini, aksi durumun kabulünün ticari hayatı kilitleyeceğini, zira esasen her bononun taraflar arasında bir borç alacak ilişkisini tezahürü olarak düzenlendiğini ,davacının önündeki iddiaların hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere bir an için senedin teminat senedi olduğu varsayımında bulunulsa dahi davacı tarafın senedin teminatını teşkil ettiği sözleşmedeki borcun doğmadığını, başka bir ifadeyle teminatı teşkil eden hususun gerçekleşmediğini de huzurdaki davada ispatlaması gerektiğini, müvekkilinin ticari defter kayıt ve belgelerinin bilirkişi marifeti incelemesi neticesinde müvekkilinin davacılardan alacağı olduğu ve davacıların borçlu olmadıkları yönünde iddiaların gerçeği yansıtmadığını açıkça anlaşılacağını, yine kabul anlamı gelmemekle birlikte davacı tarafından gönderilen müvekkili şirket çalışanı tarafından gönderdiği maili ve sözde teminat senedinin paraya çevrilmesinin gerektirecek hukuki durumun oluşmadığını ispatlamaya yönelik olarak delil sunduğu mailin borçlu olmadığına dair bir delil olarak ileri sürmeye çalışmasında taraflar önce anlaşılamadığını, söz konusu mailde müvekkili şirket çalışanının 02 Ekim 2020 tarihinde araçların geri dönüşünü talep ettiği, araçlar süresinden önce Şubat 2021'den önce iade alınacağı için sözleşmenin 5/h maddesinde düzenlenen kilometre aşımı faturalamasını yapılmayacağı, yalnızca araç dönüşlerinde varsa hasarlarını yaptırılması gerektiğinin belirtildiğini, bu mailde açıkça görüleceği üzere müvekkili şirket çalışanının araçları sözleşme süresinden önce iade edilmesi koşuluna bağlı olarak sözleşmede düzenlenen aşkın kilometre faturasının düzenlenmeyeceğinin belirttiğinin açıkça görüleceğini oysa ki davacı tarafından araçların sözleşme bitiş tarihinde yani 5 Şubat 2021 tarihinde iade edilmiş olup bu hususun dava dilekçesinde ikrarla da sabit olduğunu, davacının mailde bildirilen erken iade imkanın kullanmadığını, dolayısıyla mailin dava ile bağlantısı olmamasına rağmen açıklama ihtiyacı hasıl olduğunu bildirerek davanın reddini, yargılama ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. Mahkemece,\" taraflar arasında 05.02.2018 tarihinde Araç Kiralama Sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin 5.h .Maddesinde “h.İş bu sözleşmeye konu araçlar Ek-l'de belirtilen kilometre limitlerini aşması halinde , km başına 0,10 Euro KDV km aşım bedeli kiracıya Autoland tarafından fatura edilecek ve bu bedel de kiracı tarafından 10 gün içinde ödenecektir. Faturalarda fatura tarihindeki kur esas alınacaktır.\" hükmünün yer aldığı , davalı vekili vasıtası ile 17.03.2021 tarihinde İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... E, sayılı dosyasından 2 bonoya ilişkin  toplam 8.349,82 Euro takip talebinde bulunduğu  ,davacı tarafından iş bu dava tarihi olan 07.05.2021 tarihinden 3 gün sonra 10.05.2021 tarihinde icra dosyasına 96.770,70 TL'nin “İst .. İcra Müd. ... esas sayılı dosyasında haciz baskısı altında ve istirdat talep hakkımı...” şeklinde ihtirazi kayıt ile yatırıldığı banka dekontunun dosya kapsamında mevcut olduğu , davalıya teslim edilen araçlar da teslim tarihi itibariyle sözleşmede belirlenen km aşımlarının söz konusu olduğu , davacı taraf davasına dayanak olarak davalının  01.10.2020 tarihli mailini bildirdiği , söz konusu mailde km aşımı olmadığı yer almakta  ise de davacı tarafın 01.10.2020 tarih itibariyle araçları  teslim etmediği , sözleşmenin normal bitim süresi olan Şubat 2021 'de teslim ettiği  söz konusu 01.10.2020 tarihli mailden sonra 6 ay daha araçların davacı yeddinde kaldığı , araçların teslim anındaki km'lerinin sözleşme kapsamında belirlenen azami km'nin üzerinde kullanım olması sebebiyle yine sözleşme kapsamında davalı tarafından km aşımının hesaplanarak davacıya fatura edildiği ve söz konusu tutarın takibe konu senetler miktarı kadar olduğu hesaplanmış olmakla davacının borçlu olmadığına ilişkin bildirdiği hususların aksine tespit edilenler uyarınca sözleşmeden kaynaklanan borçları sebebiyle söz konusu senetlerden dolayı borçlu olmadığı hususunun dosyada dayanaklarının bulunmadığı  alınan dosya kapsamına uygun bilirkişi raporuyla tespit edildiği \" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dava, kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan ve icra takibine konu edilen kira senedin kira sözleşmesi nedeniyle verildiği iddiası ile açılan menfi tespit/istirdat davasıdır. HMK'nın 4. maddesine göre, kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalarda Sulh Hukuk Mahkemeleri görevlidir. Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin kurallardan olup, yargılamanın her aşamasında istek üzerine, ya da re'sen gözetilmesi gerekmektedir. Davacının, davalı şirket ile yaptığı araç kiralama sözleşmesi uyarınca verildiğini iddia ettiği bono nedeniyle açılan menfi tespit/istirdat davasında, temel ilişkinin taraflar arasındaki taşınır kira sözleşmesine dayalı olduğu iddiası nedeniyle, uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu halde  mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek karar verilmesinin hatalı olduğu, istinaf sebeplerinin kamu düzenine ilişkin olarak değişik gerekçe ile yerinde olduğu anlaşılmıştır. Dairemiz ilk derece mahkemesi kararını hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk bakımından incelemeye tabi tutarak tespit edilen yargılama hatalarını bizzat düzeltmek amacıyla yapılan inceleme sonunda; duruşma yapılmasına gerek olmadığı, açıklanan nedenler ile mahkeme kararının yerinde olmadığı, istinaf sebebi değişik gerekçe ile yerinde olduğundan HMK 353/1-a/3 maddesi gereğince istinaf başvurusunun  kabulüne karar vermek gerekmiştir. <br>H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan nedenlerle,Davacının istinaf  başvurusunun   KABULÜNE, İlk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,Yargılamanın eksikler tamamlanarak kaldığı yerden devamı için dosyanın ait olduğu Mahkemeye İADESİNE,Peşin yatırılan istinaf başvuru harcının mahsubuna, Peşin yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatırana iadesine, Gider avansından kalanın talep halinde yatırana iadesine, Dair dosya üzerinden, tarafların ve vekillerinin yokluğunda oy birliği ile   KESİN olarak  karar verildi.  25/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b6a57dc9c8d48152","SID":"4d99bd8aa6a45663"}}