{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2022/800 <br>KARAR NO: 2024/1817<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 01/12/2021<br>NUMARASI: 2018/456 Esas - 2021/944 Karar<br>DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 31/10/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 07/10/2017 tarihinde davalılardan ...'ın maliki olduğu ve kaza anında diğer davalı ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın, ... Mahallesi, ... Caddesi üzerinde ters şeritten ve süratle gelerek müvekkili ...'e çarpması sonucu tek taraflı ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, dava konusu kaza sebebiyle müvekkilinin uğramış olduğu geçici ve sürekli işgücü kaybı nedeniyle şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 07/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkilinin yaşadığı acıyı bir nebze de olsa hafifletmek için 50.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 07/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketi hariç olmak üzere diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılardan ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, tarafların kusur durumlarının tespitinin konusunda uzman bilirkişiler marifetiyle yapılması gerektiğini, davacının maluliyet oranının ise ATK’dan veya Yüksek Sağlık Kurulu’ndan rapor alınmak suretiyle tespitinin gerektiğini, sonrasında davacının gerçek maddi zararının tespiti bakımından konusunda uzman aktüer bilirkişiden rapor alınması gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacının avans faizine yönelik talebinin haksız olduğunu belirterek ve dilekçesinde açıkladığı diğer nedenlerle; öncelikle dosyanın görevsizlik kararı verilerek görevli Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine, mahkemece esasa girilecek ise davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"1-Davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 12.686,82-TL geçici iş göremezlik, 17.276,05-TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 29.962,87-TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 09/05/2018 tarihinden, diğer davalılar ... ve ... yönünden ise kaza tarihi olan 07/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının maddi tazminat yönünden fazlaya ilişkin isteminin ise reddine, 2-Davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 30.000,00-TL manevi tazminatın  kaza tarihi olan 07/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat yönünden fazlaya ilişkin isteminin ise reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalılar ... ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalılar ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; cevap dilekçelerinin mahkemece değerlendirilmediğini, ilk raporda kusur  durumu yanlış ve eksik değerlendirilmiş sonraki tüm raporlar da bu ilk hatalı tespite dayandırıldığını, yerel mahkemedeki tüm beyanlarında mahkemeden ATK İhtisas Kurulu tarafından verilen  yazı cevabı doğrultusunda mahallinde keşif yapılması talebinde bulunulmuş ve ceza dosyasında yapılan keşif sonucu oluşturulan tutanak ve rapora itibar edilemeyeceği zira ceza dosyasındaki tutanağın ATK Trafik İhtisas Kurulu tarafından  sunulan ve  11.03.2019 tarihli yazıda istenen hususları içermediğinin belirtildiğini, bununla  birlikte mahkemece ise ATK Trafik İhtisas Kurulu tarafından  sunulan ve 11.03.2019 tarihli yazıdaki eksiklikler doğrultusunda mahallinde  keşif kararı verileceği yerde  dosyada  maluliyet tespiti yönündeki ara karar yerine getirilirken ve de  kusur tespiti yönünde bir ara karar olmamasına rağmen ATK Trafik İhtisas Dairesi’ne de yeniden tarafların kusur oranlarının tespiti için yazı yazıldığını, bunun üzerine ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından verilen 10.02.2020 tarihli rapor da   dosyada mevcut olan ceza dosyasından alınan bilirkişi rapor içeriği ile ve oradaki kabullerle  oluşturulmuş ve davalı sürücünün %100 kusurlu olduğu kanaatinin bildirildiğini, gerek olayın gerçekleştiği yol durumunun yanlış ifade edilmesi gerekse de müvekkilinin olayın meydana gelmesinde kusurlu olmadığından bu durumu kabul etmenin mümkün olmadığını ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ilişkin kararının hukuk hakimini bağlamayacağını, kişinin alkollü olması sebebiyle tazminattan bir indirim yapılması gerektiği  yönünde pek çok Yargıtay kararının da mevcut olduğunu, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından 07/10/2017 tarihinde davalılardan ...'a ait  diğer davalı ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın, ... Mahallesi, ... Caddesi üzerinde davacı yaya ...'e çarpması sonucu yaralanmalı trafik kazası meydana gelmiştir.İlk Derece Mahkemesince ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden  alınan kusur bilirkişi raporunda davalı sürücü asli ve % 100 oranında kusurlu bulunmuştur. Aynı olay nedeniyle ceza yargılamasının yapıldığı İstanbul 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/658 Esas - 2019/571 Karar sayılı kararında \" Sanığın ... plaka sayılı aracı ile seyir halinde iken ... Mahallesi ... Caddesi üzerinde karşıdan karşıya geçmekte olan müdahile çarpmak sureti ile yaralanmasına neden olduğu, müdahilin Adli Tıptan gelen rapora göre BTM ile giderilemeyecek nitelikte ve vücudunda ağır (4) derecede kemik kırığı oluşturacak şekilde yaralandığının bildirildiği, Mahkememizce 25/08/2019 tarihli bilirkişi raporu aldırılmış, bilirkişi raporunda \"Sanık ...' ın mağdur yaya ...' in yaralanması ile neticelenen dava konusu olayda Asli derecede kusurlu olduğu, Mağdur yaya ...'in kendi yaralanması ile neticelenen dava konusu olayda kusursuz olduğu kanaatine varıldığına\" dair rapor düzenlendiği görülmüş, böylelikle sanık  ...'ın katılan ...'e karşı Taksirle Yaralama suçunu işlediği sabit olduğundan eylemine uyan TCK.nun 89/1.maddesi uyarınca ve sanığın eylemi neticesinde mağdurda kemik kırığı meydana geldiği anlaşıldığından TCK.89/2-b maddesi gereğince cezasında 1/2 oranında arttırım yapılarak cezalandırılmasına karar vermek gerekmiş,\" gerekçesi ile karar verilmiş, bu kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi'nin2019/4834Esas ve 2020/943  Karar sayılı ilamı ile  istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmesi ile mahkumiyet kararı kesinleşmiştir. Gerek öğretide gerekse Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle \"fiilin hukuka aykırılığı\" konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliği taşır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.01.1975 gün ve E:1971/T-406, K:1975/1; HGK'nun 23.01.1985 gün ve E:1983/10-372, K:1985/21; HGK'nun 27.04.2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları). Somut olayda Ceza Mahkemesi  kararına esas alınan olayın meydana geliş şekline ilişkin maddi vakıa kesinleşmiştir. Mahkemece alınan kusur raporunda Ceza Mahkemesinde kesinleşen maddi olgu esas alınarak  kusurun belirlendiği, hükme esas  alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü, yayanın alkollü olmasının müterafik kusur oluşturamayacağı nazara alındığında  kusura ve müterafik kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Eldeki davada, dava dilekçesinin davalı ...'a ve ...'a 11/06/20018 tarihinde tebliğ edildiği, cevap dilekçesinin ise davalılar vekili tarafından 26/03/2019  tarihinde ön büro aracılığı ile verildiği, bu durumda davalı cevap dilekçesinin süresinde olmadığından ve davacı tarafından açık muvafakat bulunmadığından mahkemece cevap dilekçesi sunulmadığına ilişkin değerlendirmeye yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. TBK'nın \"manevi tazminat\" başlıklı 56/1.maddesi ve  22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı  çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi,  kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi, ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından  manevi tazminata ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.  Bu nedenlerle; davalılar  ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalılar ... ve ...  vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken (2.046,76 TL+2.049,30 TL)=4.096,06 harçtan peşin alınan (511,69 TL+512,32 TL)=1.024,01 harcın mahsubu ile bakiye 3.072,05 TL harcın davalılar ... ve ...'dan   tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.31/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"98787326dbb213af","SID":"705a6d07cbc2c559"}}