{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2022/711 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1958<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18.01.2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/567 E. - 2022/39 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ\t: 20.11.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 20.11.2024<br><br>\tİzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.01.2022 tarih  2021/567 E. - 2022/39 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili, davacı banka ile dava dışı borçlu ... arasında imzalanan genel kredi sözleşmeleri gereğince adı geçen borçluya ticari krediler kullandırıldığını, davalının ise genel kredi sözleşmelerini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, dava dışı borçlu ...’un genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan borcunu vadesinde ödememesi üzerine borçlu ve kefiline hesap kat ihtarnamesi tebliğ edildiğini, borçluların hesap kat ihtarnamesinde belirtilen borçları belirtilen vadede ödemeyip temerrüde düştüklerini, akabinde davacı banka tarafından alacağın tahsilini sağlamak amacıyla borçlular aleyhine İzmir 20.İcra Müdürlüğü’nün 2020/10242 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının anılı icra dosyasına genel sebeplerle takibe, borca, işlemiş faize, faiz oranına, borcun fer’ilerine, kefalet sözleşmesinin geçerliliğine itiraz ettiğini, icra takibinin durduğunu, ...’un genel kredi sözleşmelerini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, hesap kat ihtarnamesinin tebliği ile temerrüde düştüğünü,  dolayısıyla kefilin, imzalamış olduğu genel kredi sözleşmelerine istinaden kullandırılan takip konusu taksitli ticari kredi ve ticari artı para borçlarından sorumlu olduğunu, ...’dan kredili borçlu ...’un ... riskinden kaynaklanan borcunu talep etmediklerini, ...'un ait eş muvafakatnamesinde yer alan imzanın bizzat  eşi ...’a ait olduğunu, davacı banka kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda borçlunun itirazlarının mesnetsiz ve icra takibini geciktirmeye yönelik olduğunun anlaşılacağını belirterek, itirazın iptalini,  takibin devamını, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, ... isimli şahsa kredi kullandırıldığını, davalının bu şahısa kefil olduğunun iddia edildiğini, davalıya ihtarname tebliğ edildiğini, bankanın göndermiş olduğu ihtarnameye karşı Karşıyaka 5.Noterliği'nin 23504 yevmiye numaralı 17/08/2020 tarihli cevabi ihtarname gönderildiğini, ihtarname sürecinden sonra davacı yanın takip başlattığını, taraflarınca tabip dosyasına itiraz dilekçesi sunulduğunu, davalıya izafe edilen kefaletin geçersizliğinin davacı bankaya izah edildiğini, davacı delilleri arasında yer alan muvafakatname başlıklı belgeyi davalının eşinin imzalamadığını, belgenin ...’a ...’un kefilliğine ...’un muvafakati olarak imzalanmış bir belge olmadığını, imzayı atan davalının eşi ...'un olması gereken ifade/beyanın, ...’un kullanacağı kredi için ...’un kefil olmasını kabul ederim şeklinde olması gerektiğini, belge altında hangi boşluğa ne yazılacağının yazılı olmasına rağmen yazılı/olması gerektiği gibi olmadığının  mahkemece davalının eşinin duruşmaya çağrılarak belge altındaki imzanın kendisine ait olup olmadığının sorulması ve gerekirse bu konuda inceleme yapılmasını talep ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın dava dışı üçüncü kişinin kredi borçlarına davalının müteselsil kefil olduğu iddiası ile davalı hakkında icra takibi başlattığı, davalının hakkında yapılan icra takibine kefaletin geçersiz olduğu gerekçesiyle itiraz ettiği, davacının itirazın iptalini istediği, 6098 Sayılı Yasanın 584/1 maddesinde kefalette eşin rızasının düzenlendiği, davacı banka tarafından sunulan belgelerde, anılan yasa hükmünün belirlediği şartları taşıyan davalı eşinin rıza beyanının olmadığı, bu haliyle şekle aykırılıktan bahisle verilen kefaletin hükümsüz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, gerekçeli karar haklarının ihlal edildiğini,  yerel mahkeme kararında yer alan tek cümlelik gerekçenin uyuşmazlığı çözmeye yetecek nitelikte açık ve hukuki olmadığını, yerel mahkeme kararında her ne kadar \"yasanın belirlediği şartları taşıyan eş rıza beyanının bulunmadığı\" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, TBK'na göre eş rızasının geçerliliğinin adi yazılı şekle tabi olduğunu, dosyaya mübrez eş muvafakatnamesinin yasal şekil şartını haiz olup kararın bu yönüyle de hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda katı şekilci bir yaklaşım ile \"eş muvafakatnamesinin doğru doldurulmaması sebebiyle geçersiz olduğu\" yönünde değerlendirmede bulunulduğunu, yasanın aradığı \"eşin rıza iradesi\" olup mahkemece bu husus araştırılmaksızın özellikle davacı olmayan eş dinlenmeksizin salt şekilci bir yaklaşım ile davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı yan eş muvafakatnamesindeki imzanın ...'a ait olmadığını ileri sürmekte ise de bugüne dek \"sahte imza\" iddiasıyla hiçbir müracaatta, özellikle de suç duyurusunda bulunmadığını, söz konusu durumun iddianın gerçeği yansıtmadığını yahut  planlı olduğunu ortaya koyduğunu, hukuk düzeninin bu tür eylemleri korumayacağını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE :Dava, dava dışı ... ile davacı banka arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin kefili olan ...'a yönelik banka alacağının tahsili amacı ile girişilen icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tDavaya dayanak teşkil eden İzmir 20.İcra Müdürlüğü’nün 2020/10242 E. sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; alacaklı ...bank T.A.Ş. tarafından borçlular ... ve ... aleyhine 65.450,92 TL asıl alacak ve ferileriyle birlikte toplam 71.375,72 TL ilamsız yolla takibe girişildiği, borçlu tarafa ödeme emrinin tebliğini müteakip süresi içerisinde davalının borca itirazı nedeniyle takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.<br>\tKefalet, TBK'nın 581. maddesinde “Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Kefalet  sözleşmesiyle kefil, asıl borçlunun borcunu ödememesi durumda, söz konusu borçtan şahsen sorumlu olacağını taahhüt etmektedir. Kefaletin türleri ise TBK’nın 585 vd. maddelerinde düzenlenmiş ve uyuşmazlık konusu müteselsil kefaletle ilgili olarak da 586. maddesi; “Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir” hükmünü içermektedir.<br>\tTBK’nın 583. Maddesi gereğince; “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz” hükmünü içermektedir. Kefalet sözleşmesi için Kanun’da öngörülen bu şekil kuralı, bir ispat şekli olmayıp, geçerlilik şekli niteliği taşır. Bu nedenle, kefalet sözleşmesi Kanun’da öngörülen bu şekle uygun yapılmazsa, sözleşme TBK’nın 12/2. maddesi gereğince hükümsüz olacaktır. Zira; 12.4.1944 tarihli ve 1943/14 E., 1944/13 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu Kararında; sözleşmede kefilin ödeyeceği muayyen bir miktarın gösterilmiş olup olmadığının ve sözleşme içeriğinden böyle muayyen bir miktarın anlaşılmasına olanak bulunup bulunmadığının hâkim tarafından re’sen gözetilmesi gerektiği belirtilmiştir.\t<br>\tTBK’nın 584/1. maddesinde “Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır” şeklinde düzenleme bulunmakta olup, bu hüküm kefalet sözleşmesinin şekline dair bir kural olmayıp, maddi bir geçerlilik koşuludur. (Yargıtay HGK 2020/(19)11-457 E. 2022/1431 K. sayılı ilamı)       <br>\tSomut olayda, ...bank Karabağlar Şubesi ile dava dışı borçlu ... arasında 08.04.2016 tarihinde 200.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinin imzalandığı, sözleşme ekinde davalı ...'un borçtan müteselsil kefil sıfatı ile sorumluluğuna ilişkin kefalet tesisi için düzenlenen eş muvafakatnamesinin incelenmesinde ''...'un ...bank Karabağlar Şubesinden genel kredi sözleşmesi uyarınca kullandığı krediler için eşim ...'un 200.000,00 TL'na kadar 10 yıl süre ile müteselsil kefil olmasını BK 584 maddesi gereğince kabul ve beyan ederim'' şeklinde 08.04.2016 tarihli ve ... adı altında imzayı taşıyan ek.76a sayfasında kayıtlı muvafakat belgesinin genel kredi sözleşmesinin borçlusu ... yönünden düzenlenmediği, bu nedenle kefalet belgesinin yasa koyucu tarafından aranan şekil şartlarını havi olmadığı görülmekle davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir.<br>\tAçıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 20.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c45c483d1e42b801","SID":"c8799d55d126f6c7"}}