{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/2160 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1898<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 05.10.2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/293 Esas 2023/634 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Haksız Rekabete Dayalı Cezai Şart, Haksız Rekabetin Tespiti, Maddi ve Manevi Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 06.11.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 06.11.2024<br><br>\tKarşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 05.10.2023 tarih 2022/293 Esas 2023/634 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili, davacının yurtiçi ve yurt dışında sınai mülkiyet hizmeti verdiğini, davalı ...'ın marka patent danışmanı unvanlı görevde  çalıştığını, iş tanımıyla ilgili olarak sürekli davacı firma müşterileri ile irtibat halinde olduğunu, davalı çalışan ile davacı arasında imzalanan 09.12.2011 tarihli iş sözleşmesi gereği iş akdinin sona ermesini takip eden 2 yıl boyunca davacı ile aynı şehir ve aynı iş kolunda, herhangi bir şirkette veya kendi nam ve hesabına ücretli veya ücretsiz olarak faaliyet gösteremeyeceğini, rekabet yasağı hükümlerinin ihlal edilmesi halinde 30 aylık brüt ücret tutarında cezai şart ödeyeceğini, işverenin zararı bu miktarın üzerinde ise çalışanın bu zararı da tazmin edeceğini, gerek davalı çalışan, gerekse davalı çalışanın kurucularından olduğu davalı şirket tarafından davacıya ait müşteri portföyü ile iletişime geçilerek onlara yanlış ve/veya yanıltıcı bilgi verildiğini, davacı şirkette çalışılmış olan dönem referans gösterilerek haksız rekabete neden olacak faaliyetlerde bulunduklarını, davacı şirket müşterilerinden dava dışı ... A.Ş ile davalı şirket arasında davalı ...'ın da vekil sıfatıyla yer aldığı 29.01.2015 tarihli hizmet sözleşmesi imzalandığını, davalı ...'ın iş ilişkisinin sona ermesinden itibaren diğer davalı adına aynı şehirde ve aynı neviden olmak üzere işlemler gerçekleştirdiğini ileri sürerek, haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, durdurulmasına, HMK'nın 107. maddesi uyarınca uğranılan zararın tam ve kesin olarak belirlendiğinde artırılmak üzere 1.000,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, davalı çalışanla aktedilen iş sözleşmesi gereğince rekabet yasağı hükümlerinin ihlalinden kaynaklanan cezai şart olarak şimdilik 1.000,00 TL'nin davalı ....'dan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavacı vekili 29.03.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile, davalı ... yönünden 1.000,00 TL'lik maddi tazminat talebini 55.000,00 TL'ye arttırmıştır.<br>\tCEVAP : Davalılar vekili, davalının davacı şirkette 19.11.2011 ile 09.09.2014 tarihlerinde satış elemanı olarak çalıştığını, davalının davacının ticari sırlarını öğrenebileceği iş tanımı olmadığını, davalının haklı nedenlerle işten ayrıldığını, davalının çok düşük ücretle ve mobinge maruz bırakılarak çalıştırıldığını, davalının işten ayrıldıktan sonra marka ve patent danışmanlığı yapmak amacıyla bir şirket kurduğunu, davalı ile dava dışı ... A.Ş.  arasındaki çalışma şeklinin danışmanlık değil, tek tek başvurular şeklinde olduğunu, bu şirketin birçok şirketten teklif alarak uygun gördüğü şirketle çalıştığını, davalının davacının iş sırlarına vakıf olmadığını, rekabet yasağının zaman, yer ve konu bakımından sınırlandırılması ve işçinin ekonomik geleceğini karartacak ölçüde olmaması icap ettiğini, davalının haklı nedenlerle işten ayrıldığı için rekabet yasağı koşullarının geçersiz hale geldiğini savunarak davanın reddini istemiştir.<br>\tDAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı ...  arasında imzalan Rekabet Yasağı Sözleşmesinin T.B.K.nun 444 v.d. maddesinde belirlenen  koşullara uygun olduğu, davalı ...’ın davacıyla yaptığı iş sözleşmesine aykırı hareket ederek haksız rekabet eylemini gerçekleştirdiği,  davalı ... 'ın davacı şirketin müşteri portföyünde bulunan ... Şirketi, ... Şti. ve  ... Limited şirketleri ile haksız rekabet oluşturacak iş ilişkisine girdiği, rekabet  yasağı sözleşmesinin  ilgili  maddesi uyarınca son alınan brüt maaşın 30 katı kadar  cezai şart uygulanabileceği, 55.500,00 TL cezai şart istenebileceği, davalının haksız rekabet oluşturan eylemi  nedeniyle cezai şart dışında davacı zararının tahsiline ilişkin istemin ispatlanamadığı, davacı tarafın manevi tazminat talepleri  için yaşanan olaydan duyulan elem ve ızdırap koşulunun davacının şirket olduğu ve yapılan iş gözetilerek yerinde olmadığı, davalı ... Şti. ise, ayrı bir tüzel kişiliği olması ve davacıyla haksız rekabet konusunda anlaşma yaptıkları konusunda dosyada somut bir belge verinin bulunmadığı gerekçesiyle maddi tazminat davasının davalı ... yönünden kabulü ile 55.000,00 TL'nin 1.000,00TL'sine dava tarihinden 54.500.00 TL'sine ıslah tarihinden itibaren reeskont faiziyle tahsiline davalı şirket hakkındaki davanın reddine, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tDAİREMİZİN KALDIRMA KARARI : Taraflar arasındaki sözleşmenin sona erdiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun rekabet yasağının koşullarının düzenlendiği 444. maddesinde “Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.” hükmüne, aynı kanunun rekabet yasağının sınırlandırılmasına ilişkin 445. maddesinde de  “Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.” hükmüne yer verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta davacı vekili, müvekkiline ait iş yerinde marka patent danışmanı olarak görev yapan davalı çalışanın, müvekkillerinin müşteri çevresine hakim olduğunu, davalı çalışanın kurucusu ve ortağı olduğu davalı şirket yararına müvekkilinin müşteri portföyü ile iletişime geçilerek onlara yanlış ve/veya yanıltıcı bilgi verildiğini, haksız rekabette bulunduğunu, davalı çalışanın rekabet yasağı içeren sözleşme nedeniyle cezai şart ödemekle yükümlü olduğu, her iki davalının haksız rekabette bulundukları iddiasıyla rekabet yasağına aykırılığa ilişkin cezai şartın tahsili, haksız rekabetin tespiti, meni, maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda sadece davalı şirketin davacı şirketin müşterileriyle iş yapması rekabet yasağına aykırılık olarak nitelendirilmiş, detaylı bir inceleme yapılmamıştır. Zira davacının müşterileri olan şirketlerle hangi büyüklükte, hangi sürelerle, hangi koşullarla sözleşme yapıldığı, davalı çalışanın işi gereği bu müşterilere ulaşmasının mümkün olup olmadığı somutlaştırılmamıştır. Yine benimsenen bilirkişi raporunda davacı tarafın, davalı çalışanın davacının müşterileriyle iletişime geçerek \"yanlış ve yanıltıcı\" beyanda bulunduğu, bu suretle TTK'nın 55. maddesi kapsamında haksız rekabetin gerçekleştiği yönündeki iddiasıyla ilgili olarak bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı gibi davacı vekilinin 28.09.2015 tarihli dilekçesinde bildirdiği delliller de incelenmemiştir. Yine davalı çalışanın rekabet yasağına aykırı davrandığı kabul edilmiş ancak TBK'nın 445. maddesi uyarınca cezai şartın aşırı nitelikte olup olmadığı, sınırlandırması gerekip gerekmediği hususunda bir değerlendirme yapmayıp doğrudan sözleşmedeki cezai şart miktarına hükmedilmesi de doğru değildir. Mahkemece yukarıda belirtilen delliler toplanarak yukarıda yazılan ilkeleri kapsar şekilde yeniden bilirkişi raporu alınarak davalıların hukuki durumu değerlendirip ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi doğru değildir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli  deliller toplanmadan ve  değerlendirilmeden karar verildiğinden, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre taraf vekillerinin sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.  <br>\tDAİREMİZİN KALDIRMA KARARI SONRASI İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı ... arasında imzalan Rekabet Yasağı Sözleşmesinin T.B.K.nun 444 v.d. maddesinde belirlenen koşullara uygun olduğu, davalı ... ’ın davacıyla yaptığı iş sözleşmesine aykırı hareket ederek haksız rekabet eylemini gerçekleştirdiği, davacı ile aynı alanda ve coğrafi bölgede gösteren davalı şirkete ortak olduğu,  davalı ... 'ın davacı şirketin müşteri portföyünde bulunan ... Şirketi, ... Şti. ve  ... Limited şirketleri ile haksız rekabet oluşturacak iş ilişkisine girdiği, rekabet  yasağı sözleşmesinin ilgili maddesi uyarınca son alınan brüt maaşın 30 katı kadar cezai şart uygulanabileceği, 55.500,00 TL cezai şart istenebileceğinin anlaşıldığı, yapılan tüm bilirkişi incelemeleri sonucunda, davacının net bir şekilde uğramış olduğu herhangi bir maddi zararın tespit edilemediği, bu nedenle sözleşmede kararlaştırılan cezai şart dışında ve bu cezai şart miktarını aşar şekilde davacının herhangi bir maddi zararı olmadığı görüş ve kanaatine varıldığı, ancak sözleşme kapsamında, davalı ...'ın eylemlerinin haksız rekabet sözleşmesine aykırılık teşkil ettiği, bu nedenle cezai şarta ilişkin talep koşullarının bulunduğunun anlaşıldığı, TBK'nun 445. maddesinde ise; “Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.” düzenlemesinin mevcut olduğu, rekabet yasağına aykırılık nedenine dayalı olarak tazminat talep edilebilmesi için zarar tehlikesinin varlığı yeterli olmakla, mahkemenin bu konudaki gerekçesi yerinde değil ise de (Bu yönde bknz. Yargıtay 11. HD  2019/4801 E.-2020/3187 K., 2018/1393 E.-2019/2838 K.). Yine 445. maddede de; \"Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.\" şeklinde düzenleme yapıldığı, her ne kadar mahkemece  verilen ilk kararda davanın 55.500,00-TL yönünden kabulüne karar verilmiş ise de, dava tarihi, davalının davacı şirketten aldığı maaş, davalı şirkette ortak olmakla birlikte imza / temsil yetkisinin bulunmaması, müdür olmaması, davalının ekonomik geleceği gibi tüm hususlar birlikte değerlendirildiğinde; 11 brüt maaş tutarında cezai şartın hakkaniyete uygun olmadığı görüş ve kanaatine varıldığı, takdiren 20.000,00-TL cezai şarta hükmedildiği, yapılan yargılamada toplanan tüm deliller ve tarafların tanıklarının beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davalı ...'ın davalı şirket ile ortak hareket ettiklerine dair herhangi bir delile rastlanılmadığı, kaldı ki davalı ... davalı şirkete ortak olmasına rağmen herhangi bir temsil ya da imza yetkisi verilmediği gibi davalı şirketin müdürlerinin de dava dışı diğer kurucular olduğu, manevi tazminat talepleri  için yaşanan olaydan duyulan elem ve ızdırap koşulunun davacının şirket olduğu ve yapılan iş gözetilerek yerinde olmadığı, davalı ... Şti. ise, ayrı bir tüzel kişiliği olması ve davacıyla haksız rekabet konusunda anlaşma yaptıkları konusunda dosyada somut bir belge verinin bulunmadığı, her ne kadar davalı ..., davacı şirket müşterileri ile görüşmüş ise de bu görüşmeler ve çalışmalar esnasında davacı ... kötülediği, ticari itibarını zedelediği ya da bu sonucu doğuracak eylemlerde bulunduğuna dair yeterli delil bulunmadığından manevi tazminat talebinin yerinde olmadığı  sonucuna varılmakla, davanın maddi tazminat yönünden davanın davalı ... yönünden kısmen kabul kısmen reddi ile; 20.000,00-TL cezai şartın davalı ...’dan alınarak davacıya verilmesine, hüküm altına alınan alacağın 1.000,00-TL sine dava tarihi, 19.000,00-TL sine ıslah tarihinden  itibaren  reeskont faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, davanın davalı ... Ltd. Şti. yönünden reddine, manevi tazminat yönünden koşulları oluşmayan davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davalılar tarafından gerçekleştirilen eylemlerin haksız rekabet şartlarını taşıdığı dosyada yer alan bilirkişi raporlarıyla mahkeme kararıyla sabit hale geldiğini, mahkemece verilen kararın aksine davalı ... ile davalı şirketin ortak hareket ettiğini, her ne kadar mahkeme tarafından davacının uğramış olduğu zararın tespit edilemediği şeklinde karar verilse de, dosyada mübrez bilirkişi raporunda davacı şirketin iş hacminin düştüğünün açıkça ortaya çıktığını, söz konusu rapor ile davalıların eylemlerinin gerçekleştiği yıllara ilişkin azalma yaşandığı tespit edilmiş olup, davalıların sabit hale gelen haksız rekabet eylemleri doğrultusunda davacı şirketin zarara uğradığını, mahkeme tarafından eksik inceleme neticesinde karar verildiğini, davacı şirketin yoksun kalınan kazancının hesaplanmadığını, verilen manevi zararın talebin reddi kararının hukuka aykırı olup kaldırılması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br> \tDavalılar vekili, davaya konu rekabet yasağını düzenleyen iş sözleşmesinde yer alan maddenin kanunen geçerli olmadığını, cezai şartın tek taraflı olarak işçi aleyhine yükümlülük doğuracak biçimde kararlaştırılamayacağını, her ne kadar iş hukukuna ilişkin mevzuatta da cezai şarta dair açık hükümler yer almasa da, cezai şartın geçerli olabilmesi için Yerleşik Yargıtay içtihatları ile benimsenen işverenin dikkat etmek zorunda olduğunun oldukça önemli hususların bulunduğunu, cezai şartın sadece işçiyi bağlayacak şekilde düzenlendiğinin görüldüğünü, dolayısıyla bu haliyle düzenlenmiş olan sözleşmenin geçersiz olduğunu, bu sözleşmeye istinaden hükmedilmiş olan tazminatın da yerinde olmadığını, Rekabet Yasağı Sözleşmesi'nin işverenin tüm faaliyet alanı ile değil işçinin işletmede yapmakta olduğu iş ile sınırlandırılması gerektiğini, ancak davacı şirket ile davalılar arasında yapılan sözleşmede böyle bir sınırlandırılma yapılmadığından sözleşmenin geçersiz olduğunu, davalı ...'ın davacı şirketteki iş sözleşmesini işverene yüklenebilecek bir nedenle feshettiğini, bu nedenle de yine ilgili maddenin geçersiz hale geldiğini, davalının mobing nedeniyle işten ayrılmak zorunda bırakıldığını, bu hususun yargılama sürecinde tanık beyanları ile de sabit hale geldiğini, Yerel Mahkemenin Rekabet Yasağı Sözleşmesi'nin yasaya uygun olduğu yönündeki kabulünün hatalı olduğunu, mahkemece davalının davacı şirketin ticari sırlarını bildiği ve bu sırları kullanarak davacı şirketin davalı portföyüne ulaştığını ve haksız rekabet teşkil edecek faaliyetlerde bulunduğu yönündeki kabulünün hatalı olduğunu, davalı ...'ın davacı şirket bünyesinde satış biriminde satış temsilcisi olarak çalıştığını, yargılama sürecinde de dava dilekçelerinde davalının, davacı şirket ile arasındaki iş sözleşmesi nedeniyle edinmiş olduğu müşteri çevresini yanıltıcı bilgiler vermek suretiyle kendi firmasıyla çalışmaya ikna ettiğinin iddia edildiğini, ancak husus tek bir somut delil ile kanıtlanamadığını, böylesi bir iddiaya dayanılarak tazminata hükmedilebilmesi için şüpheye yer kalmayacak şekilde somut delillerin varlığının gerekli olduğunu, bu sebeple soyut iddialarla verilmiş olan hükmün kabulünün mümkün olmadığını, yargılama süresince bilirkişi incelemesi yapıldığını ve hazırlanan raporda bir liste sunulduğunu, ancak söz konusu listede yer firmaların bir çoğuyla çalışılmadığı gibi bir kısmının da aktif dahi olmadığını, yargılama süresince taraf defterlerinin incelendiğini, davalı şirketin faaliyette bulunduğu süreç içerisinde elde edilen brüt karlarının ve hasılat toplamlarının belirtildiğini, söz konusu rakamların incelendiğinde, davalı ve davalı şirketin iddia edildiği gibi haksız rekabet kurallarına aykırı davranarak haksız ve yüksek bir kazanç elde etmediklerinin açık hale geldiğini, ancak bu hususun ne yazık ki mahkemece yapılan incelemede dikkate alınmadığını, davalı ...'ın söz konusu şirketin kuruluş tarihinden sonra ekonomik durumunda davacı şirketin iddia ettiği üzere artış değil azalma söz konusunun olduğunu, iki yıl boyunca çalıştığını, ancak hükümde yer alan meblağda bir kazanç elde edemediğini, bu sebeple şirkette bulunan hisselerini diğer ortağına devrettiğini, şuan herhangi bir işte çalışmadığını, son olarak kabul anlamına gelmemek kaydıyla hükmedilmiş olan cezai şart miktarının fahiş olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, rekabet yasağına aykırılık nedeniyle cezai şart, haksız rekabetin tespiti, maddi ve manevi tazminat istemine istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle maddi tazminat yönünden davanın davalı ... yönünden kısmen kabul kısmen reddi ile; 20.000,00-TL cezai şartın davalı ...’dan alınarak davacıya verilmesine, hüküm altına alınan alacağın 1.000,00-TL sine dava tarihi, 19.000,00-TL sine ıslah tarihinden  itibaren  reeskont faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, davanın davalı ... Ltd. Şti. yönünden reddine, manevi tazminat yönünden koşulları oluşmayan davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tYerel Mahkemece taraf delillerinin toplanıldığı, dosyada talimat mahkemesi kanalıyla uzman üç kişilik bilirkişi heyetinden bilirkişi rapor ve ek raporlarının alındığı, işbu raporların hükme esas alınmak suretiyle yukarıda belirtildiği şekilde Mahkemece karar verildiği görülmüştür. Taraflar arasındaki sözleşmenin sona erdiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun rekabet yasağının koşullarının düzenlendiği 444. maddesinde “Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.” hükmüne, aynı kanunun rekabet yasağının sınırlandırılmasına ilişkin 445. maddesinde de  “Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.” hükmüne yer verilmiştir.<br>\tSomut uyuşmazlıkta davacı vekili, müvekkiline ait iş yerinde marka patent danışmanı olarak görev yapan davalı çalışanın, müvekkillerinin müşteri çevresine hakim olduğunu, davalı çalışanın kurucusu ve ortağı olduğu davalı şirket yararına müvekkilinin müşteri portföyü ile iletişime geçilerek onlara yanlış ve/veya yanıltıcı bilgi verildiğini, haksız rekabette bulunduğunu, davalı çalışanın rekabet yasağı içeren sözleşme nedeniyle cezai şart ödemekle yükümlü olduğu, her iki davalının haksız rekabette bulundukları iddiasıyla rekabet yasağına aykırılığa ilişkin cezai şartın tahsili, haksız rekabetin tespiti, meni, maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. <br>\tDairemizce verilen kaldırma kararından sonra dosyanın üç kişiden oluşan uzman bilirkişi heyetine talimat mahkemesi kanalıyla tevdii edilerek rapor alındığı, işbu raporda rekabet yasağı yönünden yapılan değerlendirmede, davalı çalışanın çalıştığı firmanın müşteri çevresini öğrenmesinin özel uzmanlık gerektiren bir husus olmadığı, TBK 444.maddesi kapsamına çıkan bir durumun hasıl olmadığını, ancak TTK çerçevesinde davacı firmadan ayrıldıktan sonra yüzde elli ortak olarak davalı ...'ın kurduğu firma ile  aynı alanda ve aynı bölgede çalışmaya başlamak suretiyle davacının müşteri çevresinden yararlanarak haksız rekabette bulunduğu, bu davranışının rekabet etmeme klozunun ihlali niteliğinde olduğu, cezai şart koşullarının bu kapsamda oluştuğu yönündeki Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda alınan bilirkişi heyet raporunun hüküm kurmaya elverişli ve yeterli mahiyette tanzim edildiği görülmüştür.<br>\tYerel Mahkemece davalı çalışanın rekabet yasağına aykırı davrandığı kabul edilerek, dava tarihi, davalının davacı şirketten aldığı maaş, davalı şirkette ortak olmakla birlikte imza / temsil yetkisinin bulunmaması, müdür olmaması, davalının ekonomik geleceği gibi tüm hususlar birlikte değerlendirilmek suretiyle,  20.000,00-TL cezai şartın kabulüne yönelik kararı da isabetli olmuştur.<br>\tBu nedenlerle; İDM'ce davacı ile davalı ...  arasında imzalan Rekabet Yasağı Sözleşmesinin T.B.K.nun 444 v.d. maddesinde belirlenen koşullara uygun olduğu, davalı ... ’ın davacıyla yaptığı iş sözleşmesine aykırı hareket ederek haksız rekabet eylemini gerçekleştirdiği, davacı ile aynı alanda ve coğrafi bölgede gösteren davalı şirkete ortak olduğu,  davalı ...'ın davacı şirketin müşteri portföyünde bulunan ... Şirketi, ... Şti. ve  ... şirketleri ile haksız rekabet oluşturacak iş ilişkisine girdiği, rekabet  yasağı sözleşmesinin ilgili maddesi uyarınca son alınan brüt maaşın 30 katı kadar cezai şart uygulanabileceği, 55.500,00 TL cezai şart istenebileceğin, davacının net bir şekilde uğramış olduğu herhangi bir maddi zararın tespit edilemediği, bu nedenle sözleşmede kararlaştırılan cezai şart dışında ve bu cezai şart miktarını aşar şekilde davacının herhangi bir maddi zararının oluşmadığı, ancak sözleşme kapsamında, davalı ...'ın eylemlerinin haksız rekabet sözleşmesine aykırılık teşkil ettiği, bu nedenle cezai şarta ilişkin talep koşullarının bulunduğu, TBK'nun 445.maddesi gözetilerek dava tarihi, davalının davacı şirketten aldığı maaş, davalı şirkette ortak olmakla birlikte imza / temsil yetkisinin bulunmaması, müdür olmaması, davalının ekonomik geleceği dikkate alınarak, 11 brüt maaş tutarında cezai şartın hakkaniyete uygun olmadığı görüş ve kanaatine varılarak, takdiren 20.000,00-TL cezai şartın kabulü, yapılan yargılamada toplanan tüm deliller ve tarafların tanıklarının beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davalı ...'ın davalı şirket ile ortak hareket ettiklerine dair herhangi bir delile rastlanılmadığı, kaldı ki davalı ... davalı şirkete ortak olmasına rağmen herhangi bir temsil ya da imza yetkisi verilmediği gibi davalı şirketin müdürlerinin de dava dışı diğer kurucular olduğu, manevi tazminat talepleri  için yaşanan olaydan duyulan elem ve ızdırap koşulunun davacının şirket olduğu ve yapılan iş gözetilerek yerinde olmadığı, davalı ... Şti. ise, ayrı bir tüzel kişiliği olması ve davacıyla haksız rekabet konusunda anlaşma yaptıkları konusunda dosyada somut bir belge verinin bulunmadığı, her ne kadar davalı ..., davacı şirket müşterileri ile görüşmüş ise de bu görüşmeler ve çalışmalar esnasında davacı ... kötülediği, ticari itibarını zedelediği ya da bu sonucu doğuracak eylemlerde bulunduğuna dair yeterli delil bulunmadığından manevi tazminat talebinin yerinde olmadığı yönündeki kararda herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir.<br>\tAçıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, taraf vekillerinin istinaf itirazları yerinde değildir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 157,75‬ TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-Davalılar yönünden istinaf karar harcı olan maddi tazminat için 1.366,20 TL nispi harç ve manevi tazminat için  427,60 TL maktu harç olmak üzere toplam 1.793,80 TL'den peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile 1.523,95‬ TL harcın davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t 4-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 06.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ecafea5dd10a2e4c","SID":"db9e98867d890e26"}}