{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/282 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1889<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18.10.2023<br>NUMARASI\t\t: 2020/233 E. - 2023/799 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Ortaklıktan Çıkma, Çıkma Payı, Tazminat, Çıkarılma<br>KARAR TARİHİ\t: 04.11.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 04.11.2024<br><br>\tİzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.10.2023 tarih 2020/233 E. - 2023/799 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette %20 hisseye sahip olduğunu, şirketin kuruluşundan bu yana  şirketin tüm nakdi ve işletmesel faaliyetlerinin münhasıran şirket müdürü sıfatıyla  münferit imza ile temsil yetkisi olan ... ile diğer ortak ... tarafından yerine getirildiğini, müvekkilinin diğer şirket ortakları tarafından dışlandığını, şirketin işleyişi, kazançlar, cirolar, organizasyonlar ile ilgili sözleşmeler ve bedelleri ile şirket adına çekilen krediler hakkında bilgi verilmediğini, geçmiş yıllarda faturasız satışlar yapılarak şirket kasasına intikal ettirilmediğini, hammadde olarak alınan ürünlere ait harcama tutarları ile satış miktarları ve kazanç arasında fahiş fark olduğunu, şirket hesaplarından satış bedellerinin nakden veya havale yolu ile çekilip davalı ortakların şahsi hesaplarına aktarıldığını, şirket parasının gereksiz ve şirket faaliyeti ile ilgisi olmayan kişisel harcamalarda kullanıldığını, müvekkilinin bilgisi ve haberi olmadan bankalardan yüklü miktarda kredi çekilerek borçlandırıldığını ve çekilen kredilerin diğer ortakların şahsi hesaplarında bulunduğunu, şirket hesabından çekilen paraların akıbetinin ne olduğunun bilinmediğini, bazı şirket personellerinin SGK'na bildirilmediğini, vergi borcu olabileceği yönünde ciddi emareler bulunduğunu, şirketin ... Bankası Mustafabey Şubesindeki hesabından davalı ortak ...'e ödenen nakit çekimlerin 307.450,00 TL'yi bulduğunu, şirket adına ... Bankası Balçova Şubesinde açılan kredi hesabından davalı ortak ...'in 2013 yılında toplam 1.704.780,00 TL çektiği halde şirkete ait hesaba aktarmayıp şahsi hesabına aktardığı, ciddi faiz gelirleri elde ettiğini, şirketin ihtiyacı olmadığı halde muvazaalı surette şirketin borçlandırılarak şirketin gelirlerinin kredilerin kapatılmasında kullanıldığını ve davalı ortağın haksız menfaat elde ettiği yönünde ciddi endişeler duyulduğunu, davalı ortak ...'in şirketten alacaklı olduğuna dair maddi ve somut dayanaklarının belirsiz olduğunu, diğer davalı ortağın da şirketten çektiği nakit paranın bir kısmını iade etmeyip şirkete borçlu olduğunu, davalı ortak ...'in borcunun şirket tarafından ödendiğini, davalıların şirketin ekonomik malvarlığını istedikleri gibi kullanıp şirketten oldukça yüklü miktarlarda paralar çekerek ve şirketi kredilerle borçlandırarak kredi borçlarını şirkete ait kazançlarla ödedikleri ve çekilen kredileri kendi şahsi hesaplarında tuttukları yönünde ciddi endişe duyulduğunu, otopark gelirlerinin şirketin resmi gelirleri içerisinde gösterilmediğini, kerz-post cihazındaki verilere göre 161.503,65 TL'nin elden tahsil edilerek davalılarca resmi kazanç olarak gösterilmediğini, organizasyon gelirlerinden elde edilen kazançların da resmi kayıtlara yansıtılmayarak davalılarca tahsil edildiğini, davalılara çekilen ihtarnamenin ciddiye alınmadığını, satış destek ve promosyon amacıyla şirkete ödenen nakit paraların akıbetinin belli olmadığını ileri sürerek, şirketin öz sermayesinin banka hesaplarında yatan nakdi ve likit varlıklarının depolarda bulunan şirketin satışa sunulan, sunulmaya hazır mamul ve yarı mamullerinin 3.kişilerde kambiyo senedine bağlı veya cari hesaba bağlı her türlü hak ve alacaklarının, envantere kayıtlı olan veya olmayan demirbaş varlıklarının, şirket adına kayıtlı taşınmazların ve araçların, şirketin pasiflerinin tespitine, şirketin rayiç değeri üzerinden çıkma talebinde bulunan müvekkilinin sahibi olduğu şirket hisselerinin değerinin hesaplanarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL alacağın ihtar tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine, karşılığında müvekkilinin hisselerinin davalı şirket adına kaydedilmesine, davalı şirkete ait banka hesaplarından gerek nakden gerekse bir mal veya hizmet alımı için kullanıldığı tespit edilen nakit tutarın tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin şirkete ödenmesine, davalıların müştereken defter ve kayıtlara intikal ettirmedikleri faturasız yapılan satışların tespitine, bu satış tutarlarından şimdilik 1.000,00 TL'nin davalı ortaklardan müştereken ve müteselsilen şirkete ödenmesine, şirketin olması gereken gerçek net kazancının ve müvekkilinin gerçek temettü alacağının tespiti ile müvekkilinin payına düşen temettü alacağının şimdilik 1.000,00 TL'sinin ihtar tarihinden itibaren en yüksek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP-KARŞI DAVA: Davalılar-karşı davacı vekili, davacının şirketten çıkması veya çıkartılmasına karar verilmesinden sonra iddia edilen zararın şirkete ödenmesine dair hiçbir hukuki yararının olmadığını, davacının talep konularına ilişkin harcı yatırmadığını, sözde zarar tutarı üzerinden eksik harç yatırdığını,  davacının bütün ticari faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, çıkma talep eden davacının davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyememesi halinde belirsiz alacak davası açabileceğini, ancak davacının çektiği ihtar ile 750.000,00 TL hisse bedeli istediğini, bu yüzden kısmi dava açamayacağını, davacının hisselerinin değerini bilmemesinin mümkün olmadığını, kaldı ki bu amaçla bilirkişi incelemesi yaptırdığını, davacı ile davalı ortakların davalı şirketteki hisselerini 09.08.2012 tarihinde devir aldıklarını, yaptıkları sözleşmeye göre eski ortaklar ile şirket arasındaki kira sözleşmesi bittiğinde davacı ile davalı ortakların bila bedel aldıkları hisseleri devredeceklerini kararlaştırdıklarını ancak davacının bu belgeyi bilerek ibraz etmemesinin iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, davacının gerçek anlamda şirkete para koymadığını, şirketin tüm çektiği kredilerde müvekkillerinin şahsi sorumluluklarının olduğunu, müvekkillerinin şirketin mali yapısını düzeltmek ve gerekli finansmanı sağlamak için şirkete verdikleri paraları geri aldıklarını, davacının bu ilişkileri bildiği halde mahkemeyi yanılttığını, davacının bir kısım sözleşmelerin yapılmasına aracı olarak sözleşme bedellerini kendisinin tahsil ederek müvekkili şirkete aktarmadığını, tespit edilen sözleşme bedellerinin tahsili amacıyla düğün sahipleri aleyhine takip başlatıldığını, davacının el yazısı ile yazıp ibraz ettiği evrakların hiçbir hukuki ve mali delil niteliği olmadığını ileri sürerek davacının davasının reddine, karşı davanın kabulü ile karşı davalı ortağın şirketten çıkartılmasına, müvekkillerinin hisselerini devralırken ödediği bedel olan 55.000  USD karşılığı 100.000,00 TL üzerinden hissesine düşen 20.000,00 TL'nin ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tKARŞI DAVAYA CEVAP : Davacı-karşı davalı vekili, davalılarca dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğünün  ihlal edildiğini, karşı davaya konu alacağın davalı ortaklarca ödenmediğini, davalı şirketin hissesine bir değer biçilmediğini, kısmi dava açmalarında hiçbir hukuki engel bulunmadığını, davalıların şirket üzerinden müvekkilini dışlayarak haksız menfaat elde etmeye çalıştıkları iddiasının neredeyse zımnen inkar edildiğini, karşı davacının ibraz ettiği uzman görüşünün davalı ortakların mahkemeye gerekli incelemeleri yaptırmaksızın davayı reddettirmeye yönelik bir girişim olduğunu savunarak karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.  <br>\tDAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCE VERİLEN İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:  Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında şirketi birlikte yönetmek iradesi bulunmadığı, tarafların el ve gönül birliği içerisinde şirketi yürütmeyeceklerinin tespit edildiği, davalı ortakların şirketin elde etmiş olduğu bazı gelirlerini defter ve kayıtlara yansıtmadıkları, şirketi zarar içerisinde gösterdikleri, TTK 636/3 fıkrası kapsamında davacının davasında haklı olduğu, şirketin aktif ve pasifinde artış ve azalışların karşılıklı olarak mahsup edilmesiyle  aktif artış ve şirket kayıtlarına alınmayan gelirlerin eklenmesiyle şirketin reel özvarlığının 943.039,18 TL olarak tespit edildiği, davacının şirketten ayrılması halinde alabileceği payın 188.607,84 TL olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davacının şirket ortaklığından ayrılmasına, hüküm tarihine en yakın tarihteki sermayenin rayiç değeri olan 188.607,84 TL ayrılma payının kararın kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacıya ödenmesine, şirketin zarara uğratıldığı iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle tazminatın şirkete ödenmesi hususundaki taleplerinin reddine, davacının zarar kalemi olarak belirtmiş olduğu zararların şirket özvarlığına ilave edildiği, iddia kapsamında başka bir alacağının bulunmadığının belirlendiği gerekçesiyle davacının diğer taleplerinin reddine, davalı ortakların şirketi zarara uğratıcı faaliyetleri ile şirket gelirlerinin şirket defter ve kayıtlarına işlenmediği, davacının haklı olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle karşı davanın reddine, 09.08.2012 tarihli protokol kapsamında alınan hisselerin bila bedel devredileceğine ilişkin sözleşmenin davacının ortaklıktan ayrılmasına ve hisse bedelini talep etmesine engel olmadığı, kira sözleşmesinin bitmesi halinde şirket malvarlığında ayrı bir değerlendirme yapılacağı, bu sözleşmenin davacının şirketteki payını istemesine engel olamayacağı gerekçesiyle karşı davacının diğer taleplerinin de reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı, davalı-karşı davacı vekili ve katılma yoluyla davacı-karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tDAİREMİZİN KALDIRMA KARARININ ÖZETİ: Dairemizce, ''...Somut olaya gelindiğinde, asıl davada  davacı, ortağı olduğu  ... Ltd. Şti.'nin   davalı yönetici ortak ve davalı diğer ortak  tarafından  zarara uğratıldığını  iddia ederek  6102 sayılı TTK'nın 555. maddesinde yer alan sorumluluk davası ile aynı Yasanın   638/2 maddesinde belirtilen haklı sebeple limited şirket ortaklığından çıkma, çıkma payının ve kar payının tahsili davasını birlikte açmıştır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyeti ek raporunda, dava dilekçesine ek olarak sunulan elde yazılmış kağıtlarda tutulan imzasız ''günlük rapor'' başlıklı kasa föyleri ile ''ziyafet sözleşmesi'' başlıklı belgelerde inceleme yapılarak ziyafet sözleşme bedelleri toplamı 195.113,00 TL, günlük otopark gelirleri toplamı 116.745,00 TL, pos cihazı tahsilatları 161.503,65 TLnin de şirket hesaplarına ve kayıtlarına intikal ettirilmediği belirtilerek  reel bilançoya dahil edilerek reel özvarlık hesaplamasının yapıldığı, mahkemece bilirkişi heyeti ek raporunun hükme esas alınarak çıkma payının tahsiline karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece sorumluluk davası sonunda verilecek kararda şirketin alacağının bulunduğunun tespit edilmesi halinde şirketin alacağı, davacının çıkma payını etkileyeceğinden öncelikle sorumluluk davasının tefriki ile sonucunun ve kesinleşmesinin beklenmesi, sorumluluk davasında ise İzmir 12. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/725 esas sayılı dosyasının celbi ile davalı ortaklar hakkında açılan kamu davasına konu eylem ve işlemler ile işbu davaya konu eylem ve işlemlerin kısmen veya tamamen aynı olup olmadığı araştırılıp TBK'nın 74. maddesi kapsamında maddi vakıa tespiti yönünden bir değerlendirme yapılmak suretiyle, ceza yargılaması sonuçlanmamış ise her iki davaya konu eylem ve işlemlerin kısmen veya tamamen aynı olduğunun tespiti halinde ilgili ceza mahkemesi kararının işbu davanın sonucunu etkileme olasılığı bulunduğundan sonucunun ve kesinleşmesinin beklenmesi, ceza dosyasında karar verilmiş ise  ceza dosyası ve  kesinleşmiş ilamı getirtilerek, aynı kapsamda inceleme yapılarak ceza yargılaması sonunda hukuk mahkemesini bağlayıcı nitelikte bir kararın ortaya çıktığı inancına varıldığı takdirde, orada saptanan hususlar doğrultusunda sorumluluk davasında bir karar verilmesi, sorumluluk davası sonunda verilecek kararda şirketin alacağının bulunduğunun tespit edilmesi halinde şirketin alacağı, davacının çıkma payını etkileyeceğinden davalı şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesine müzekkere yazılarak buradan davalı şirketin karar tarihine en yakın tarihteki tüm finansal kayıtları ve eklerinin de celbi ile şirket malvarlığı üzerinde yerinde keşif yapılarak TTK’nın 641/1 maddesi gereğince davacının çıkma payının karar tarihine en yakın tarihteki son güncel reel veriler esas alınarak hesaplanması gerekirken ilk derece mahkemesince şirketin zarara uğratıldığı iddiasının ispatlanamadığı ve davacının zarar kalemi olarak belirtmiş olduğu zararların şirket özvarlığına ilave edildiği gerekçeleriyle gerekçede kendi içinde çelişki de  oluşturacak şekilde yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri  delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verildiğinden, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir...'' gerekçesiyle  6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kaldırma kararının sebep ve şekline göre taraf vekillerinin sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>\tDAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl dava dosyası yönünden; davacı ...'un davasının kısmen kabulü ile, şirket öz varlığından davacı hissesine (%20 pay üzerinden) düşen payın 133.465,15 TL olduğu tespit edilmekle, davacının şirketin diğer ortakları ile birlikte şirketi yürütme, idare etme konusunda el ve gönül birliğinin bulunmadığı tespit edildiğinden TTK m. 636/3/f. gereğince mahkemece davacının şirket ortaklığından ayrılmasına ve hüküm tarihine en yakın tarihteki sermayenin rayiç değeri olan 133.465,15 TL ayrılma payının kararın kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi (avans) ile davalı şirketten tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının davalılardan ... ve diğer davalı ortak yönünden iddia ettiği banka hesaplarının şahsi harcamalarda kullanıldığına ilişkin taleplerinden 1.316.163,35‬‬ TL’nin davalı ... yönünden kabulü ile bu miktarın davalı tarafından şirkete ödenmesine, davacının diğer talebi olan davalıların müştereken defter ve kayıtlara intikal ettirmedikleri faturasız satışlar nedeniyle şirketin uğradığı zarar olan 161.503,65 TL’nin ise davalılardan (... ve ...’den) tahsili ile şirkete ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, karşı dava yönünden; davalı şirketin davacının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin açtığı davanın reddine, davalı-karşı davacının diğer taleplerinin de reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı taraf vekilleri istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ:Davacı-karşı davalı vekili, müvekkilin çıkma payının hesaplanmasında şirkete ait mal varlığının karar tarihine en yakın güncel değeri hesaplanması gerekirken, Mahkemece alınan 09/03/2023 tarihli bilirkişi ek raporu ile karar tarihine en yakın değerde güncellenmiş ise de, Mahkemece bu rapora itibar edilmeksizin, önceki 18/07/2022 tarihli rapora göre yapılan hesaplamaya göre karar verildiğini, 18/07/2022 tarihli raporda, şirkete ait davalı şirket ortaklarının banka hesaplarına geçirilen ve şirket defterinde şirketin ortaklardan alacaklı olduğu kayıtta gösterilen 1.477.677 TL'nin güncellenmediği, itirazları üzerine alınan 09/03/2023 tarihli ek raporda şirkete ait olan ve şirketin ortaklardan alacaklı olduğuna dair ortaya çıkarılan ve defter değeri 1.477.677 TL olan nakdi malvarlığının güncellendiğini, dolayısıyla iş bu ek rapora göre karar verilmesi gerekirken, 18/07/2022 tarihli bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, ayrıca ... BANK kayıtları incelediğinde firmaya 23/05/2013 tarihinde kullandırılan 1.500.000 TL tutarındaki kredinin çeşitli hesaplara virman yapıldığı tespit edilmesine karşın, söz konusu kredinin akıbetinin ne olduğunun davalılarca izah edilemediği, bu nedenle davalıların bankadan şirket adına çekilen 1.500.000.TL krediyi de şirkete iade etme borcu altında olduklarını, bu paranın da hesaba katılması gerektiğini, bunun dışında şirketin mal sahiplerine iadesi [kira kontratının sonunda ] gereken  55.000.USD bugünkü dolar kuru ile 990.000.TL, 2013 yılı bilançosunda ...'in şirkete 2.820.000.00.TL borçlu olduğunun kök rapordaki tespiti ile şirketten kaçırılan ttoplam para tutarının 2013-2014 yılları arasında 7.687.000.00 TL olduğunu, o tarihteki USD kuru 1.90 TL iken günümüzde 29,70 TL'ye ulaştığını, dolayısıyla şirket ortaklarının şirkete iade etmeleri gereken 7.687.000.TL'nin USD kuruna göre bugünkü değerinin on katından bile fazla olduğunu belirterek, 09/03/2023 tarihli ek rapor ile hesaplanan 1.599.639,10.TL çıkma payının dava tarihinden itibaren en yüksek ticari faizi ile bilikte davalılara keşide edilen 10/07/2014 tarihli ihtar tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsiline, şirketin uğradığı zarara ilişkin olarak 09/03/2023 tarihli bilirkişi raporu ile tesbit edilen 8.808.536,75.TL'nin 7.598.306,46.TL'sinin 10/07/2014 tarihli ihtar tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalılardan ...'den tahsili ile şirkete ödenmesine, 1.210.230,30.TL.'sinin  10/07/2014 tarihli ihtar tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalılar ... ile davalı ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalı şirkete ödenmesine karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavalı-karşı davacı vekili, davacının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilirken 09.08.2012 tarihli sözleşme gereği müvekkilerin hisseleri alırken ödediği bedel olan 55.000 USD karşılığı 100.000,00-TL üzerinden davacının hissesine düşen 20.000,00- TL  ile çıkarılmasına karar verilmesi gerektiğini, yerel mahkeme tarafından her iki tarafın kabulünde olan bilabedel ile ayrılma protokolünün hükme esas alınmamış olması, şirket reel değeri hesaplanırken geçerliliği bulunmayan belgeler üzerinden hesaplama yapılarak çıkma payının hesaplandığını, taraflar arasında düzenlenen 09.08.2012 tarihli sözleşme  ile ... Şti. hisselerinin devralındığını, bu sözleşmeye göre, .... Şti. ile ...-... arasındaki kira sözleşmesi sona erdiğinde davacı/karşı davalı ile müvekkillerinin aldıkları hisseleri bilabedel devredeceklerinin kararlaştırıldığını, bu hükümler uyarınca şirkete hiç bir mali katkısı olmayan davacı/karşı davalının çıkma bedeli istemesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının, müvekkil şirkete gerçek anlamda para koymadığını, müvekkillerinin hisseleri alırken ödediği 55.000 USD karşılığı olan 100.000,00-TL üzerinden davacının hissesine düşen 20.000,00 TL'nin ortaklıktan çıkma payı olarak ödenmesine karar verilmesi gerekirken, mahkemece tespit edilen çıkma payının fahiş olduğunu, bilirkişi raporları arasında ciddi çelişki bulunmasına karşın, bu çelişkinin giderilmeden hüküm kurulduğunu, müvekkilinin şirket ait hesaplardan şahsi harcama yaptığına dair herhangi bir kayıt bulunmadığını, diğer taraftan 2014 yılında şirket ihtiyaçları için kullanılmış olan kredilerin faiz geri ödemelerinin gider hesapları yerine ortaklar cari hesabına kaydı ile bu hesabın tutar olarak yükseldiği ancak sehven yapılan bu hataların düzeltilmesi sonucunda ortaklar cari hesabının olması gereken tutara ulaştığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.  <br>\tGEREKÇE: Asıl dava, TTK'nun 638/2. maddesi uyarınca haklı sebeple limited şirket ortaklığından çıkma, çıkma payı ve temettü alacağının tahsili, TTK'nun 555 maddesi uyarınca şirket zararının davalı ortaklardan tahsili ile şirkete ödenmesi, karşı dava ise limited şirket ortaklığından çıkarma istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle asıl davanın kısmen kabulü ile davacının limited şirket ortaklığından  ayrılmasına, 133.465,15 TL çıkma payının tahsiline, davalılarca şirketin zarara uğratılması nedeniyle söz konusu zararın davalılardan tahsili ile şirkete ödenmesine, karşı davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.  <br>\tSomut olayda, asıl davada  davacı, ortağı olduğu davalı  ... Ltd. Şti.'nin davalı yönetici ortak ve davalı diğer ortak  tarafından  zarara uğratıldığını  iddia ederek  6102 sayılı TTK'nın 555. maddesinde yer alan sorumluluk davası ile aynı Yasanın 638/2 maddesinde belirtilen haklı sebeple limited şirket ortaklığından çıkma, çıkma payının ve kar payının tahsilini istemiş, yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda, dairemizin  11.03.2020 tarih ve 2018/1612 E-2020/376 K sayılı kaldırma kararı uyarınca sorumluluk davası yönünden kesinleşen İzmir 12. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/725 esas sayılı dosyasına konu eylem ve işlemlerin iş bu dosyamıza konu eylem ve işlemlerle aynı olup,  TBK'nun 74. maddesi kapsamında ceza dosyasında kesinleşen maddi olgular dikkate alınarak, saptanan hususlar ve aldırılan bilirkişi raporu doğrultusunda sorumluluk davasında şirket alacağının tespit edildiği, tespit edilen şirket alacağı da dikkate alınarak, davacının çıkma payının karar tarihine en yakın tarihteki son güncel reel veriler esas alınarak hesaplandığı, bu şekilde mahkemece hükme esas alınan  18/07/2022 tarihli raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, karşı dava yönünden ise yerel mahkemenin, diğer ortaklarının şirket mal varlığını azaltıcı eylemlerde bulunması nedeniyle davacı-karşı davalının çıkma talebinin yerinde olduğu, bu itibarla davacının şirket ortaklığından çıkarılması talebinin yerinde olmadığı yönündeki gerekçesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı  değerlendirilmiştir.<br>\tBu itibarla, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere, mahkemece dairemizin 11.03.2020 tarih ve 2018/1612 E-2020/376 K sayılı kaldırma kararı uyarınca sorumluluk davası yönünden İzmir 12. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/725 esas sayılı dosyasının sonucunun bekletici mesele yapılmış olmasına,  davacının çıkma payının karar tarihine en yakın tarihteki son güncel reel veriler esas alınarak hesaplanmış olmasına, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, yerel mahkemenin davacı-karşı davalının çıkma talebinin yerinde olduğu değerlendirildikten ve diğer ortakların şirket mal varlığını azaltıcı eylemlerde bulunması nedeniyle davacının şirket ortaklığından çıkarılmasına ilişkin karşı davanın yerinde olmadığına yönelik gerekçesinde isabetsizlik bulunmamasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı-karşı davalı vekili ve davalı-karşı davacı vekillerinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı-karşı davalı ... yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, <br>\t3-Davalı-karşı davacılar yönünden asıl dava için davalı sıfatıyla istinaf karar harcı olan 110.056,44 TL'den peşin alınan 27.514,11 TL'nin mahsubu ile bakiye 82.542,33 TL harcın davalı-karşı davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t4-Davalı-karşı davacılar yönünden karşı dava için davacı sıfatıyla istinaf karar harcı olan 427,60 TL peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,<br>\t5-İstinaf başvurusu nedeniyle tarafların yaptıkları giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde,  kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 04.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"19a65932d8cbac71","SID":"382b102daea41f4e"}}