{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/698 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1963<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/886 E. 2021/1165 K. <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 20.11.2024 <br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 20.11.2024<br><br>\tTaraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 30.12.2021 gün ve 2018/886 E. 2021/1165 K. sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... Şirketi vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için  üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :\t <br>\tDAVA : Davacılar vekili, 05.04.2018 tarihinde, davalı ...’nın sürücüsü, davalı ... Ltd. Şti’nin maliki, davalı ... A.Ş.’nin ZMMS sigortacısı olduğu ... plakalı beton mikserinin, yaya olan davacılar ... ile ...’ın müşterek oğlu, diğer davacıların kardeşi ...’a çarparak ölümüne neden olduğunu, davalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde tam ve asli kusurlu olduğunu, İzmir 36. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2018/628 Esas sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiğini iddia ederek, belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere davacı anne ve baba için 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının tüm davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte; ayrıca davacı anne ve baba için 50.000,00'er TL, davacı kardeşler için 25.000,00'er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı işleten ve sürücüden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı ... vekili, gerek eldeki dosyada gerekse ceza yargılamasında kusur durumuna ilişkin yapılmış kesin bir tespitin bulunmadığını, müvekkilinin kaza mahalline yaklaşırken müteveffayı ya da başka bir kişiyi görmediğini, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, müteveffa yayanın T şeklindeki kontrolsüz kavşak mahallinden karşı yöne geçmeden evvel yol üzerinde hareket halindeki araçların yakınlığını göz önünde bulundurması ve trafik durumunun uygun olduğu bir sırada can güvenliğini tehlikeye atmadan kavşak mahallinden karşı yöne geçişini yapması gerektiğini, talep edilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu,  müteveffanın kaza tarihinde 17 yaşında olduğunu, çalışmadığını, ayağında doğuştan gelen bir aksaklık olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı ... Ltd. Şti. vekili, kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirketin kusurunun ve taraf sıfatının bulunmadığını, kazanın müteveftanın tedbirsiz bir şekilde yola fırmalamasından kaynaklandığını, müteveftanın engelli olduğunu, çalışarak ailesine destekte bulunmasının mümkün olmadığını, müvekkil şirketin üzerine düşen tüm yükülülüğü yerine getirdiğini, talep edilen tazminatların fahiş miktarda olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>\tDavalı ... A.Ş. vekili, müvekkili şirketin sorumluluğunun trafik poliçesindeki limitler ve sigortalıların kusuru ile sınırlı olduğunu, destek tazminatı talebinde bulunan davacıların destekten yoksun kaldıklarını ispatlanması gerektiğini; zarar görenin müterafik kusurunun bulunması durumunda tazminattan uygun bir oranda indirim yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin tebliğ tarihinden itibaren 8 iş günü geçmesi ile temerrüde düştüğünü, ancak ödemeye esas alınabilecek tüm belgelerin toplanmasından önce sigorta şirketinin temerrüdünün gerçekleşmeyeceğini, davacı vekilinin avans faizine yönelik taleplerinin reddi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı sigorta şirketi tarafından davacı yana 02.08.2018 tarihinde 61.944,79 TL ve 06.08.2018 tarihinde 67.332,00 TL ödendiği, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'nın %100 oranında kusurlu olduğu, müteveffa yaya ...'ın kusursuz olduğu, alınan aktüerya bilirkişi raporunun hükme elverişli olduğu gerekçesiyle, davacılar ... ve ...'ın destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin kabulüne, davacı ... için 1.913,50 TL, davacı ... için 9.766,19 TL maddi tazminatın davalı sürücü ve işletenden kaza tarihinden, davalı ... A.Ş.'den ise eksik ödemenin yapıldığı 06.08.2018 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte; davacı ... için 13.843,5‬0 TL ve davacı ... için 15.004,96‬ TL maddi tazminatın ıslah harcının yatırıldığı tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte, tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline (davalı sigorta şirketinin sigorta limiti ile sorumlu olmak üzere); Davacılar ... ve ...'ın manevi tazminat taleplerinin kabulü ile 50.000,00'er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı sürücü ve işletenden müştereken ve müteselsilen tahsiline, diğer davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile 10.000,00'er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı sürücü ve işletenden müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... Şirketi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili, müvekilleri ... ve ...'ın maddi tazminat talepleri yönünden üç kez aktüerya raporu alındığını, ilk olarak 07.12.2020 tarihli raporun alındığını, 29.12.2020 tarihli celsede alacağın belirli hale getirilmesi için kendilerine 2 haftalık süre verildiğini, bu nedenle 30.12.2020 tarihli dilekçe ile alacağı belirli hale getirdiklerini, ancak 11.02.2021 tarihinde mahkemece asgari ücretin artması nedeniyle ek rapor alınmasına karar verildiğini ve taraflarına gerekirse bedel arttırım dilekçesi vermeleri için süre verildiğini, bu ara karar nedeniyle 17.03.2021 tarihli ıslah dilekçeleri ile alacaklarını ıslah ettiklerini, ancak 30.11.2021 tarihinde mahkemece TRH-2010 hesaplaması için ikinci ek rapor alınmasına karar verildiğini, 20.12.2021 tarihinde alacağın belirli hale getirilmesi dilekçesi verdiklerini, ancak ikinci belirli hale getirme dilekçelerinin mahkemece dikkate alınmadığını, dosyanın resen bilirkişiye gönderilerek ek rapor alındığını, bu nedenle alacağın daha önce belirli hale geldiğinden bahsedilemeyeceğini, 20.12.2021 tarihili ikinci belirli hale getirme dilekçesinin dikkate alınarak, davacı ... için bakiye 29.131,91 TL, davacı ... için bakiye 73.919,40 TL destekten yoksun kalma tazminatının hüküm altına alınması gerektiğini; davacılar ... ve ... ayrı ayrı 5.100,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek bir vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu; davacılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... yararına hükmedilen manevi tazminat tutarlarının düşük olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı ... vekili, ceza dosyasındaki kusur raporu ile eldeki davada alınan kusur raporu arasındaki çelişki  giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, eldeki dosyada alınan ATK raporuna göre müvekkilinin %100 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, ancak ceza yargılaması sırasında alınan 28.01.2019 tarihli ATK raporunda, asli kusur - tali kusur ayrımı yapılarak müteveffa yayada da tali oranda kusur verildiğini, müteveffanın engelli olmasının dikkate alınmadığını, İzmir 9. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 25.01.2018 tarihli, 2018/20 Esas – 2018/115 Karar sayılı dosyasından müteveffa ...’ın TMK m.405 mucibince kısıtlandığı ve babası olan davacı ...’ın velayeti altına alındığını, müteveffanın engel oranının %72 olduğu, rahatsızlığı nedeniyle kendi ihtiyaçlarını göremediği hususunun bizzat davacı baba tarafından beyan edildiğini, aynı davada 3 kez artırım, 1 kez ıslah yapılarak dava değeri artırıldığı halde maddi tazminat talebinin reddedilmesi gereken kısmı üzerinden davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, mahkemece belirsiz alacak davalarında bir kez artırım bir kez de ıslah yapılabileceği yönündeki usul hükümlerinden hareketle, 20.12.2021 tarihinde sunulan talep artırım dilekçesine itibar edilmeyerek 30.12.2020 tarihli talep arttırım ve 17.03.2021 tarihli ıslah dilekçesine göre hüküm kurulduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının yüksek olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.  <br>\tDavalı ... Şirketi vekili, ödeme tarihine göre hesaplama yapılarak müvekkili şirketin yapmış olduğu ödemenin yeterli olup olmadığının tespit edilmesi, eğer ödemenin yeterli olmadığı tespit edilirse güncel veriler ile hesaplama yapılması gerektiğini, davacı ...'a yapılan ödemenin güncellenmiş halinin hesaplanan tazminattan indirilmediğini, ödeme tarihindeki verilere göre TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz oranının esas alınarak hazırlanacak bilirkişi raporunda da davacıların bakiye tazminat alacağı bulunmadığının görüleceğini, müterafik kusura ilişkin iddia ve itirazlarının değerlendirilmediğini, müteveffanın hesaplanan gelirinin tümünün davacılar arasında pay edilmesinin hatalı olduğunu, progresif rant usulünün uygulanmasının hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporuna itirazlarının gereği gibi değerlendirilmediğini, olayın iş kazası teşkil edip etmediğinin incelenmediğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br> \tGEREKÇE\t: Dava, destekten yoksun kalma nedeniyle maddi tazminat ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tİlk derece mahkemesince ATK Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan 23.07.2020 tarihli raporda davalı sürücü ...nın sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyon ile geldiği olay yeri kavşakta sağa dönüşe geçmeden önce yolu kontrol etmesi, kavşak çıkışından yolun karşısına geçmek üzere yol ortasına kadar gelmiş olan müteveffa yayayı dikkate alarak müteveffa yayaya ilk geçiş hakkını vermesi hususlarına riayet etmediği kazada asli kusurlu olduğu, müteveffa yaya ...'ın kavşak çıkışından yolun karşısına geçiş yapmak üzere yol ortasına kadar geldiği esnada sağa dönüşe geçen kamyonun kendisine çarparak üzerinden geçmesi ile meydana gelen kazada atfı kabil kusurunun bulunmadığı tespit edilmiştir. Dava konusu trafik kazasına ilişkin olarak İzmir 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/628 Esas 2021/312 Karar sayılı dosyasında alınan trafik bilirkişi raporu ile ATK İstanbul Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen 28.01.2019 tarihli raporda sanık ...'nın asli, müteveffa yayanın ise tali kusurlu olduğu kabul edilerek sanık hakkında mahkumiyet kararı verildiği, bu kararın istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin 23.06.2021 tarihli 2021/962 E. 2021/1894 K. sayılı kararı ile istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Eldeki dosyada hükme esas alınan kusur raporunun da Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alındığı gözetildiğinde, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için ilk derece mahkemesince öncelikle ceza dosyasında alınan ATK kusur raporu temin edilerek, Karayolları Fen Heyetinden veya İTÜ'de görevli 3 kişilik öğretim görevlisinden oluşturulan bilirkişi heyetinden dosyada mevcut kusur raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur oranları tespit edilip, kusur raporları arasındaki çelişki giderilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmiş olması isabetli görülmemiştir. Davalı ... vekilinin kusur oranlarına ilişkin istinaf sebebi yerindedir. <br>\tDavalı ... vekilinin, müteveffanın engelli olmasının destekten yoksun kalma tazminatının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığına dair istinaf sebebinin incelenmesinde; Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarında sahip oldukları sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmeleri için muhtaç oldukları paranın ödettirilmesidir. Yani, haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse, TBK'nun 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.<br>\tDestek kavramı, gerçekleşmiş veya gerçekleşmesi umulan bir bakım ilişkisini gösterir. Eylemli ve düzenli olarak bir kimsenin geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak biçimde ona yardım eden veya olayların olağan akışına göre eğer ölüm gerçekleşmeseydi az veya çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. Bu manada, bir başka kişiye fiilen bakan, onu geçindiren veya ileride bakma, geçindirme ihtimali bulunan kişi, destektir. İlk durumda eylemli destek, ikinci durumda ise varsayımsal (farazi) destek kavramı söz konusudur. İfade olunan bu hususlar, gerek öğretide gerekse Yargıtay uygulamalarında kabul edilmiş olup, destek kavramının sadece mali olarak yardımı ifade etmediği, bakım ve hizmet etmek suretiyle sağlanacak katkıyı da kapsadığı genel olarak kabul edilmektedir. Ancak, ölenin sadece mali olarak değil bakım ve hizmet etmek suretiyle anne babasına destek olabilmesi için de, herşeyden önce kendi sağlık durumunun bu bakım ve hizmeti sağlamaya elverişli olması gerekir.<br>\tSomut olayda davacı anne ve baba, davaya konu kazada vefat eden oğulları ...’ın desteğinden yoksun kaldıkları iddiası ile tazminat istemli dava açmışlar, davalı taraf müteveffanın zihinsel engelli olduğunu, bu nedenle sulh hukuk mahkemesince müteveffaya vasi tayin edildiğini, davacılara herhangi bir desteğinin bulunmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuş, ilk derece mahkemesince destekten yoksun kalma tazminatı istemlerinin kabulüne karar verilmiştir. Müteveffa ...'ın orta düzey mental retardasyon sebebiyle İzmir 9. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/20 E. 2018/115 K. Sayılı kararı ile kısıtlandığı anlaşılmakta olup, müteveffanın söz konusu maluliyeti ile davacı anne ve babasına destek olup olamayacağının tespiti konusunda yeterli araştırma yapılmamıştır.<br>\tİlk derece mahkemesince; davacıların vefat eden oğlu ...'ın engelliliğine yol açan sağlık sorununun ne olduğunun ve engel oranının saptanması bakımından, ölene ait tıbbi belgeler ilgili yerlerden getirtilerek ölenin engellilik oranı ile sebebi, davacı anne babasına destek olma imkanı olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu'ndan rapor alınması; oluşacak sonuca göre davacıların maddi tazminat istemi hakkında bir karar verilmesi gerektirmektedir. Davalı ... vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerindedir. (Yargıtay 4. HD 13.02.2023 tarihli 2021/16603 E. 2023/1578 K.) <br>\tMahkemenin kabulüne göre de, müteveffanın ölümü dolayısıyla davalı sigorta şirketi tarafından davacı baba ...’a dava tarihinden bir gün önce 02.08.2018 tarihinde 61.944,79 TL ödeme yapıldığı anlaşılmakta olup, ödeme tarihi itibariyle ödemenin davacı babanın zararını karşılamaya yeterli olup olmadığı tespit edilip, söz konu ödemenin yeterli bir ödeme olmadığının tespit edilmesi halinde bu kez güncel veriler çerçevesinde davacının hak kazanacağı destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması gerekirken, bu yönde herhangi bir değerlendirme yapılmadan hüküm kurulması isabetli olmamıştır. Davalı ... Şirketi vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerindedir. <br>\tBu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve  değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca davalı ... vekili ile davalı ... Şirketi vekilinin istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalı ... vekili ile davalı ... Şirketi vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>2-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.12.2021 tarih 2018/886 Esas 2021/1165 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,<br>5-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının istek halinde istinaf yoluna başvuranlara iadesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.20.11.2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c56aa3589a76bcbd","SID":"444f7b755d34f161"}}