{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/794 <br>KARAR NO\t: 2024/1360<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: Dr....  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/12/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/31 Esas - 2022/869 Karar<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t:<br>\t<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ\t: 06/11/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 26/11/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde, davalıya ait araç için düzenlenen kasko sigorta poliçesi içerisinde İMMS poliçesi klozu kapsamında sigortalı aracın karıştığı kaza sonucu üçüncü kişinin aracında oluşan hasar bedelini ödediklerini,sigortalı araç sürücüsünün kaza sonrası olay yerini terk ettiğini, Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.5.10 maddesindeki koşullar gerçekleşmeden sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk etmesi nedeni ile sigortalı davalıya rücu haklarının doğduğunu, bu amaçla başlattıkları icra takibinin davalının itirazı üzerine durdurulduğunu belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde, ödemenin İMMS kapsamında yapılması nedeniyle olayda bu sigorta türünün genel şartlarının uygulanması gerektiğini, sürücünün kaza sırasında araçta bulunan ve ilaç kullanması gereken arkadaşını evine bırakmak için olay yerinden ayrıldığını, rücu koşullarının gerçekleşmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.\t<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>\tMahkemece, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde, davalı şirket adına kayıtlı aracın, 18/12/2020 tarihinde orta refüjle ayrılmamış 4 şeritten oluşan yolda sürüşü engelleyecek herhangi bir engel olmamasına rağmen park halindeki araca çarparak kazaya karıştığını ve araç sürücüsünün olay yerinden firar ettiğini, yargılama aşamasında davalı şirket tarafından cevap dilekçesi ekinde sunulan tutanakta ise aynen; \"18/12/2020 günü park halindeki ... plakalı aracıma çarpan ... plakalı araç sahibi ... olay yerine gelip tutanak tutan trafik ekibinin gitmesinden sonra olay yerine gelmiştir. Beyanına göre yanında bulunan arkadaşını kazanın şoku nedeniyle evine bırakmak için gitmiş. Kendisinde herhangi bir alkollü durum tarafımca gözlenmemiştir. Ayrıca kendisi Covid-19 hastalığı geçirdiğini, ilaçlarına devam ettiğini ve bu tedirginlik nedeniyle ilk etapta olay yerini terk ettiğini söylemiştir. Herhangi bir şikayetim yoktur.\" ifadelerine yer verildiğini, tutanakta yer verilen ifadelerde davalıya ait araç sürücüsünün olay yerinden ayrılma sebebi olarak ortaya koyduğu temel iddiaların kazanın şoku nedeniyle yaralanan arkadaşın eve bırakılması ve alkollü olmadığını ispatlamaya dönük kayıtlar olduğunu, davalı tarafın sunduğu bu tutanakla rücu koşullarını bertaraf etmek üzere ortaya yeni vakıalar ileri sürüldüğünü, somut olayda 4 şeritli bir yolda park halindeki araca ancak ve ancak alkolün etkisiyle çarpılabileceğini, nitekim araç sürücüsünün gece saatlerinde 4 şeritli yolda park halindeki araca çarparak olay yerini terk ettiğini, kazadan 3 gün sonra düzenlenen tutanakta somut gerçeklikten uzak iddialarla alkole vurgu yapılarak alkolün gözlenmediğinin yazılması ve araçta bulunan arkadaşının sağlığı için olay yerinden ayrıldığının ileri sürülmesinin yaşanan kazanın davalıya ait araç sürücüsünün alkollü olması nedeniyle meydana geldiğini ilk bakışta ortaya koyduğunu, HMK 190. madde uyarınca ispat yükünün davalıya geçtiğini, mahkemece davalının ileri sürdüğü yeni vakıalarla birlikte ispat yükünün yer değiştirdiğinin dikkate alınmaması ve bu yönde hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmamasının yerinde olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>\tDava, İhtiyari Mali Mesuliyet poliçesine dayanılarak genel şartlara aykırılık (olay yerini terk ve ağır kusur) iddiasına dayalı rücuen alacak istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tSomut olayda; davalı şirket adına kayıtlı, davacı nezdinde 18/09/2020 - 18/09/2021 tarihleri arasında İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası bulunan ... plaka sayılı araç sürücüsünün 18/12/2020 tarihinde dava dışı ... plakalı ve ... plakalı park halindeki araçlara çarpması neticesinde hasara neden olduğu, eldeki dava ile İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortacısı olarak ödenen hasar miktarının sürücünün olay yerini terk etmesi nedeniyle sigortalıdan rücuen tahsilinin talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. <br>\tBu kapsamda davacı, dava dilekçesinde rücu nedeni olarak, olay yerinin sebepsiz bir şekilde terk edilmesi ve olayın sigortalı veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin ağır kusuru sonucunda meydana gelmesi sebeplerine dayandırmaktadır.<br>\tMotorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın 1. maddesinde; \"sigortacı, işbu poliçede gösterilen aracın kullanılmasından doğan ve Karayolları Trafik Kanunu'na ve Umumi Hükümlere göre aracın işletenine terettüp eden hukuki sorumluluğu ve bu poliçe teminat kapsamında olmak şartıyla Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası hadlerinin üzerinde kalan kısmını, poliçede yazılı hadlere kadar temin eder\" düzenlemesine yer verilmiştir.<br>\tGenel şartların 4. maddesinde ise, sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigortalıya rücu edebilir.<br>\tSigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir:<br>\ta) Sigortalının kasdi bir hareketi veya ağır kusuru yüzünden sebebiyet verilen zarar ve ziyanlara ilişkin talepler,<br>\tb) Aracın, Karayolları Trafik Kanunu'na göre geçerli sürücü belgesi olmayan kimseler tarafından sevk edilmesi veya geçerli trafik belgesi olmadan kullanılması halinde sebebiyet verilen zarar ve ziyana ilişkin talepler,<br>\tc) Aracın, alkollü içkilerin etkisi altında olup güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş olan veya uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış kimseler tarafından sevk ve idare edilmesi halinde sebebiyet verilen zarar ve ziyana ilişkin talepler,<br>\td) Araçların yolcu taşınmaya mahsus olmayan yerlerinde yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilen kapasite dışında fazla yolcu veya yük taşınması sebebiyle doğacak zarar ve ziyanlara ilişkin talepler.<br>\tBunlardan başka, sigorta ettiren zarar vukuunda 10. maddede belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmez ve bunun sonucu zarar ve ziyan miktarında bir artış olursa, sigortacı zarar görene tazminatı ödemekle beraber, bu artış için sigorta ettirene rücu edeceği düzenlemesine yer verilmiştir. <br>\tSöz konusu bu düzenlemelere göre; sigortalıya rücu için bentler halinde belirtilen sebeplerin gerçekleşmesi veya kanunda ve sigorta sözlemesinde rücu sebebi olarak belirlenen olgunun vuku bulması gerekmektedir. Bu belirlemelere göre; olay yerini terk nedeni kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında rücu nedeni olarak yer almadığı gibi taraflar arasındaki sigorta sözleşmesinde ve bu sözleşmeye ilişkin Kanun hükümlerinde bu sebep rücu nedeni olarak yer almamaktadır. Bu nedenle davacının sigortalı araç sürücüsünün kaza yerini terk etmesi nedenine dayalı rücu istemi yerinde değildir.<br>\tNitekim mahkemece alınan bilirkişi raporu uyarınca da rücu koşullarının kasko sigortası genel şartlarına göre değil, ödemenin dayanağı olan İMMSP Genel Şartları'na göre belirlenmesi gerektiği, İhtiyari Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi genel şartlarının \"Tazminatın Azaltılması veya Kaldırılması Sonucunu Doğuran Haller\" başlıklı 4.maddesi uyarınca, rücu şartları açıkça belirlenmiş olup, sigorta ettiren zarar meydana geldiğinde genel şartların 10.maddede belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmez ve bunun sonucu zarar ve ziyan miktarında bir artış olursa sigortacı zarar görene tazminat ödemekle beraber bu artış için sigorta ettirene rücu eder şeklinde düzenleme mevcut olup, 10.maddede belirtilen yükümlülüklerin ihlalinin tek başına 3.kişi için yapılan ödemeyi sigortalıdan geri isteme hakkı vermediği, bu ihlal nedeniyle zarar ve ziyan miktarında bir artış meydana gelmesi halinde ancak rücu edilmesinin mümkün olduğu, somut olayda sürücünün olay yerinden ayrılmasının zarar miktarına bir etkisi olmadığı gibi, zarar miktarını da artırmadığı, bu durumda İhtiyari Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi genel şartları uyarınca davacı sigortacının davalı sigortalıya rücu etme koşullarının gerçekleşmediğinin belirlendiği anlaşılmaktadır.  <br>\tTüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacıdan alınması gereken 427,60TL istinaf karar harcından peşin alınan 179.90TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>\t3-Davacı tarafından yatırılan istinaf gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davalıya iadesine,<br>\t4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\t5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 06/11/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan ...<br> <br><br>Üye ...<br> <br><br>Üye ...<br> <br><br>Katip ...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"05d3e2cae3ddc526","SID":"979edc84165583a6"}}