{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/929 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1922<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13.03.2024<br>NUMARASI\t\t: 2023/812 E. - 2024/224 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Ticari Şirket<br>KARAR TARİHİ\t: 07.11.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 07.11.2024<br><br>\tİzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.03.2024 tarih 2023/812 E. - 2024/224 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacılar vekili, davacıların davalı kooperatifin üyeleri olduğunu, kooperatif adına kayıtlı taşınmaz bulunduğunu, kooperatifin konut yapmayı düşündüğü, taşınmaz imar düzenlenmesinde mera vasfında kalması sebebiyle konut yapılamadığı, 2004 yılı gibi uzun bir süre önce kurulmasına rağmen kooperatifin amacının gerçekleşmesi imkânsız hale geldiğinden tasfiye kararı alındığını ve halen tasfiye işlemlerinin devam ettiğini, kooperatif adına kayıtlı tapuda taşınmaz olması sebebiyle söz konusu taşınmaz satılmadan tasfiye işlemlerinin yürümediğini, taşınmazın satışı konusunda kooperatif üyelerinin çoğunluğu hem fikir ise de tüm üyeler arasında satış bedeli vs konularında tam mutabakat sağlanamadığını, belirterek; kooperatifin amacının gerçekleşmesinin imkansız hale gelemesi nedeni ile tasfiyesine, kooperattif adına kayıtlı taşınmazın satışı ile satış bedelinin ortaklık nisabı oaranında üyelre ödenmeine  karar verilmesini dava ve talep etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, davalıya yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, kooperatif genel kurul kararıyla tasfiyeye karar verildiğini, genel kurul kararıyla tasfiye edilen kooperatifin yeniden tasfiyesinin istenemeyeceğini, kooperatifin fesih ve tasfiyesinin mahkemeden isteyebilmek için amacına uluşma imkânının kalmadığının tespiti gerektiğini, davacıların aktif husumet sıfatlarının bulunmadığını, kooperatife ait taşınmazın Mera Kanunu kapsamında değerlendirilen taşınmazlardan olmadığının tespit edildiğini, kooperatifin amacının gerçekleşmesinin mümkün olmadığı iddiasının dinlenemeyeceğini, kooperatifin tasfiye halinde olduğunu, tasfiye memurlarının aktifleri satma yetkisine sahip olduğunu, dava konusu taşınmazın satışının genel kurula henüz getirilmediğini ve bu konuda oylama yapılmadığını, tasfiye halinde kooperatiflerin genel kurul toplantısında nisap aranmayacağını, kararların oy çokluğuyla alınabileceğini, taşınmazın genel kurulda aksi kararlaştırılmamışsa tasfiye memurları tarafından pazarlık yoluyla satılabileceği, davacıların bugüne kadar taşınmazın satışı ve imar durumunun düzeltilmesi için herhangi bir taleplerinin olmadığını, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı kooperatifin adına kayıtlı taşınmazın ... Belediye Başkanlığı çevre düzeni planında mera alanına isabet ettiğini belirtmiş ise de taşınmazın tapu kaydında arsa vasıflı olduğu,  kooperatifin  04.04.2014 tarihli genel kurul toplantısında kooperatifin tasfiyesine karara verildiği, tasfiye memuru olarak ..., ... ve ...’ın atandığı bu kararın Ticaret Sicil Müdürlüğünde ilan edildiği, 01.05.2014 tarihli genel kurul toplantısında tasfiye kurulu üyelerinin görev bölümünün belirlendiği, yönetim kurulu başkan ve tasfiye memuru ...’nun yönetim kurul başkanı ve tasfiye memuru ... ve tasfiye memuru ...’ın herhangi ikisine atacağı imzayla kooperatifi temsile yetkili kılındığı, bu durumun ...nde sicil gazetesinde ilan edildiği, tasfiyenin halen devam ettiği,  kooperatife ait taşınmazın mera / arsa vasfında olup olmadığı, bu konuda gerekli işlemlerin yapılması ve tasfiyesinin sağlanması, gerekiyorsa taşınmazın satışı (gerekiyorsa genel kurulca aksi kararlaştırılmadığı takdirde pazarlık usulüyle satışı), tasfiye kurulunun görevi içerisinde kaldığı, kooperatifin tasfiye haline girmesi durumunda tasfiye kurulunun yapacağı genel kurul toplantısında nisabın aranmayacağı, kararların oy çokluğuyla verileceği, söz konusu taşınmaza ait herhangi bir genel kurul toplantısı yapılıp karar alınmadığından davacının talebin dava konusu olan kooperatife ait olan taşınmazın satışını isteme ve bu konuda karar alma yetkisinin genel kurula ve dolayısıyla tasfiye kuruluna ait olduğu, mahkemenin tasfiye haline girmiş kooperatifin bu tasfiye işlemlerine müdahale etmesi mümkün olmadığı, ancak tasfiye memurunun sorumluluğunu gerektiren haller var ise sorumluluk hükümleri uygulanabileceği, böyle bir iddia da bulunmadığı, belirtilerek; davacının davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacılar tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili, ... Belediye Başkanlığının yazıda taşınmazın çevre düzeni planında mera alnına isabet ettiği belirtildiğini, ...nden gönderilen kooperatife ait dosyada kooperatif genel kurulunun 29.03.2013 tarihli genel kurulda oy birliğiyle kooperatifin tasfiye edilmesine karar vermiş olduğunu, konut yapımı için kurulan kooperatifin sahibi olduğu taşınmazın mera alanı olması sebebiyle amacını gerçekleştirmesinin imkansız hale geldiğini, bu sebeple kooperatif genel kurulunun oy birliğiyle tasfiye kararı aldığını, genel kurulda tasfiye kararının alınıp, tasfiye başkan ve üyelerinin atamasının 29.03.2013 tarihli olmasına rağmen bu tarihten itibaren tasfiyenin gerçekleşmediğini, kooperatif genel kurulunda oy birliğiyle tasfiye kararı alınmasına rağmen 10 yılı aşkın süre zarfında tasfiyenin gerçekleşmemiş olmasının davacınıların mağduriyetine sebebiyet verdiği gibi mahkeme müdahalesini de zorunlu kıldığını, davanın açılmasında hukuki yararın bulunduğu, genel kurulda oy birliğiyle alınmış tasfiye kararının10 yılı aşkın süre zarfında  gerçekleşmemiş olması sebebiyle mahkemece gerekirse yeni bir tasfiye kurulu tayin ederek tasfiyenin gerçekleşmesinin sağlanması yönünde karar tesis etmesi gerektiğini, belirterek; kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDavalı vekili istinafa cevap dilekçesi ile davacıların istinaf başvurusunun reddi talep etmiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, kooperatifin tasfiyesi istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\t1. \tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2.\tToplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davalı  kooperatifin  genel kurul toplantısında tasfiyesine karar verilmesine, tasfiye memuru atanıp tasfiye memurları arasında görev bölümünün belirlenmesine, bu durumun ticaret sicil gazetesinde ilan edilmesine, koperatifin tasfiye aşamasına bulunmasına, tasfiye memurlarının kooperatife ait taşınmaz hakkında gerekli işlemleri yapmak ve tasfiye işlemleri yürütmekle görevli olmasına, davacı tarafından kooperatifin amacının gerçekleşmesi imkânsız hale geldiğinden genel kurulca tasfiye kararı alındığının belirtilmesine, başkaca farklı bir tasfiye nedeni ileri sürülmemesine, halen tasfiye aşamasında olan kooperatifin aynı nedenle tasfiyesinin istenmesinde hukuki yarar bulunmadığının tespit edilmesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tH Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacıların istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacılar yönünden istinaf karar harcı olan 427,60-TL peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacılar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde,  kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"407ef147e6eb003f","SID":"9fa694b1cc876423"}}