{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1314 <br>KARAR NO:2024/1491<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:29/04/2021<br>NUMARASI:2019/544 E. - 2021/281 K.<br>DAVANIN KONUSU:Şirketin feshi<br>Taraflar arasındaki şirketin feshi davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ile dava dışı... 'ın, davalı .... Ltd. Şti’nin ortakları olduğunu, müvekkilinin hali hazırda davalı şirketteki hissesinin %50, dava dışı ortak ...'in hissesinin % 50, şirketin ödenmiş sermayesinin 10.000,00 TL olduğunu, ortakların her ikisinin müşterek imzası ile davalı şirketin temsil ve ilzamı gerçekleştirilebildiğini, davalı şirket ile .... A.Ş. ve .... Şti. arasında 09,07.2019 tarihinde İstanbul İli, Başakşehir İlçesi, ... Mevkii, ... Ada, ... Parsele ilişkin olarak imzalanan İnşaat Yapımı ve Taahhüt İşleri Sözleşmesi gereğince inşaat yapma taahhüdü altına girildiğini, davalı şirketin kuruluş amacının da bu olduğunu, dava dışı ...'ün ve ...'ün ortağı olduğu ifade eden ancak kendilerince ulaşılabilen resmî kayıtlarda herhangi bir ortaklık bağı henüz tespit edilemeyen ...'in yönlendirme ve talepleri ile ...'ün yetkilisi olduğu ..... Şti. ile imzalanan sözleşmeler gereği müvekkilinin vekili olduğu ... Şti tarafından gerek başka alt yükleniciler ile gerekse inşaat yapımına ilişkin birçok sözleşmenin alt yüklenici sıfatıyla yapıldığını, gerek ... Şti.’nin ve gerekse müvekkilinin hesaplarından dava dışı ... Şti’nin ve gerekse dava dışı ...'ün ortaklan veya İlişkili oldukları ... A.Ş. hesaplarına nakden ödemeler yapıldığını, elden para ödemeleri yapıldığını, ayrıca ... Şti. tarafından yukarıda belirtilen inşaat projesinin harfiyat ve kaba yapı işlerine devam edildiğini, bu işlerle ilgili olarak birçok çek keşide edildiğini, bu güne kadar .... Şti. hesaplarından ve müvekkili hesaplarından ödenen toplam bedel ve keşide edilen çeklerin karşılıklarının yaklaşık 11.000.000,00 TL civarında olduğunu, kesin hesabın belirlenmesi çalışmalarının devam ettiğini, yapılan ödemelerin tamamının İnşaat yapımında kullanıldığı ifade edilmesine rağmen takriben yapılan hesaplamalarda inşaatlarda halı hazırda müvekkili ve müvekkilinin vekili olduğu ... Şti. tarafından yapılan veya yaptırılan işlerin toplamının ortalama 4.500.000,00 TL civarında olduğunu, ayrıca müvekkili tarafından Beşiktaş ...Noterliğinin 09.08.2019 tarih ve ...ve ... yevmiye sayılı ihtarnamelerinin de keşide edildiğini, gönderilmiş olan ihtarnamelerde müvekkilinin hiçbir surette davalı şirkette ticari faaliyetine devam etmeyeceği, bu şirketin müşterek imza ile yetkilisi olduğu için alınabilecek her türlü geçersiz kararın ve davalı şirket adına yapılacak her türlü işlemin vekalet verilmiş olması halinde vekaleten yapılacak işlemler dâhil olarak kabul edilmediğini, imzalanan 09.07.2019 tarihli sözleşmenin gereklerinin müvekkilince yerine getirilmeyeceği ve feshine yönelik talepte bulunulacağını, müvekkili adına vekaletsız iş görme hukuki sebebi de dâhil olarak yapılabilecek her türlü hukuki iş ve işlemin de kabul edilmeyeceğini, ihtardaki taleplerin aksine işlem yapılması hâlinde muhatapları aleyhine hukuki işlemlere başlanacağını ve bu sebeple tahakkuk edecek yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin karşı tarafa yükleneceği hususlarının ihbar edildiğini, davalı şirketin diğer ortağı alan ...'in, tüm bu işlemlerde fiilen bulunan ve imzalanan sözleşmede aracı olarak görülen ...’in oğlu olduğunu tüm işlemlerde ...'in talimatı ile hareket ettiğini, .... Şti. ve müvekkilinden tahsil edilen bedellerin yaklaşık 6.500.000,00 TL'lik kısmına ilişkin olarak müvekkiline hiçbir bilgi verilmemekte iken, .... Şti. tarafından inşaat için düzenlenen çeklerin ve nakit ödemelerin ...’ün ve .... Şti'nin ve ortağı oldukları ... A.Ş, ve . ..A.Ş.'nin borçlarının ödenmesi için kullanıldığını, daha önceden var olan borçlar sebebiyle faktoring şirketlerine ve piyasaya dağıtıldığının tespit edildiğini, büyük bir kısmının da ..., ... ve belirtilen şirketlerce mal edinildiğini, müvekkilinin görüşme taleplerinin reddedildiğini, müvekkilinin aleyhine yapılan tüm bu işlemlerin, ortaklar arasında husumete yol açtığınığı, müvekkilinin mali haklarına tecavüz ettiğini,  tüm olayların ortaklar arasındaki husumetin açık delilini oluşturmakta olduğunu, tarafların bu ortaklık ilişkisini ve şirketi birlikte devam ettiremeyeceği sonucunu doğurduğunu iddia ederek, davalı şirketin ortakları arasında meydana gelen husumet sebebiyle, davalı şirketin faaliyetlerine devam edemeyeceğinin tespiti ile davalı şirketin feshine, şirketin tasfiyesi amacıyla müvekkilinin veya mahkemece belirlenecek bir tasfiye memurunun, tasfiye işlemlerini yürütmesi için atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı tarafça yasal süresinde dosyaya cevap dilekçesi sunulmamış olup, davalı vekili aşamalardaki beyanında davanın reddini talep etmiştir.Fer'i müdahil .. vekili, aşamalardaki beyanında, şirketin fesih talebinin reddi ile davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkartılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı davalı şirketin ana sözleşmesinin 26/06/2019 tarihinde tescil edildiği, ortaklarının ..., ..., ... olduğu, ortakların şirketi müştereken temsile yetkili oldukları, davalı şirket (yüklenici) ile dava dışı (anayükleyiciler) .... A.Ş. ve .... Şti. arasında mülkiyeti ... Kooperatifi'ne ait olan İstanbul İli Başakşehir İlçesi ... Mevkii, ... Ada, ... Parsele ilişkin olarak 09/07/2019 tarihli inşaat yapımı ve taahhüt işleri sözleşmesi akdedildiği, davacı ... ile fer'i müdahil ... ve davalı şirketin diğer ortağı ...'in anılan sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıkları sabittir. Davalı şirket anılan sözleşme uyarınca inşaat yapma taahhüdü altına girmiştir. Somut olayda davacı ... vekili, söz konusu inşaat yapma taahhüdünden ötürü davalı şirketin diğer ortağı ...'ün ve onun ortağı olduğunu ifade eden ...'in yönlendirme ve talepleri ile ...'ün yetkilisi olduğu ... Şirketi ile imzalanan sözleşmeler gereği müvekkili ...'nın vekili olduğu ... Şirketi tarafından gerek başka alt yükleniciler ile gerekse inşaat yapımına ilişkin bir çok sözleşmenin alt yüklenici sıfatı ile yapıldığını, gerek ... Şirketi'nin ve gerekse müvekkili ...'nın hesaplarından ...'ün, ... Şirketi'nin ve ...'ün ortakları veya ilişkili oldukları ... Şirketi ve ... Şirketi hesaplarına nakden ödemeler yapıldığını, elden para ödemeleri yapıldığını ancak yapılan bu ödemelerin tamamının bu inşaatın yapımında kullanılmadığını, müvekkilinin bir nevi dolandırılmış olduğunu iddia ederek, davalı şirketin ortakları arasında meydana gelen husumet sebebi ile davalı şirketin faaliyetlerine devam edemeyeceğinin tespiti ile davalı şirketin feshine karar verilmesini talep etmiştir. İspat kuralına ilişkin MK md. 6 hükmüne göre \"Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.\"  HMK md. 190/1 hükmüne göre \"İspat yükü kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.\" bir vakıada kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur. Fesih koşullarının gerçekleştiğini iddia eden davacının iddiasının haklı görülebilmesi için anılan kurallar uyarınca fesih için haklı sebeplerin mevcudiyetini geçerli deliller ile ispat etmesi gerekmektedir. Fer'i müdahilin beyanı, dosyaya delil olarak sunulan ihtarnamelerin incelenmesi neticesinde yukarıda yazılı sözleşme çerçevesinde şirket ortaklarının bağlantılı bulunduğu şirketlere alt yüklenici olarak yapılan ödemeler ile ilgili ortaklar arasında ihtilaf bulunduğu ve bu ihtilafın kişisel husumete dönüştüğü, bu hususta karşılıklı ihtarnameler keşide edildiği sabit ise de davacı tarafça bildirilen delillerden ortaklardan hangisinin kusurlu olduğuna ilişkin kanaate ulaşmak mümkün olmamıştır.Diğer yandan haklı sebeple fesih davası açılabilmesi için haklı nedenlerin ortaya çıkmasında ortağın kendi eylem ve işlemlerinin katkısının bulunmaması gerekmektedir.Hiç kimsenin kendi eylem ve işlemlerine dayanarak kendisi lehine sonuç çıkaramayacağı ilkesinin de göz önünde tutulması gerekmektedir.Açıklandığı üzere her ne kadar ortaklar arasında ihtilaf mevcut ise de davacı ihtilafa neden olan olaylarda kendisinin kusursuz diğer ortakların kusurlu olduğunu ispat edememiştir ...\" gerekçesiyle davanın reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Dosyada her iki tarafın, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına delil olarak dayandığını, mahkeme tarafından defter ve kayıtların incelenmesine karar verildiğini, bilirkişi ön raporunda bir kısım bilgi ve belgelerin talep edilmesine rağmen davalı tarafından bilirkişiye ulaştırılmadığının ifade edildiğini, bu sebeple mali verilerin incelemediği, rapor içinde belirtilen belgelerin sunulması halinde mali yönden nihai sonucuna ulaşabileceğinin belirtildiğini bunun üzerine belgelerin sunulması için davalıya bir aylık kesin süre verildiğini, mevcut olan belgelerin yeniden sunulduğunu ancak bilirkişi tarafından talep edilen belgelerin sunulmadığını, HMK'nın 219, 220. maddesindeki düzenlemelerin uygulanarak müvekkili iddialarının doğru olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, öğretide bu görüşün benimsendiğini, mahkemenin HMK 220. maddeyi farklı yorumladığını, mahkemenin ret kararında haklı sebeple fesih davası açabilmek için haklı nedenlerin ortaya çıkmasında ortağın kendi eylem ve işlemlerinin katkısının bulunmaması gerektiği, hiç kimsenin kendi eylem ve işlemlerine dayanarak kendi lehine sonuç çıkaramayacağı ilkesinin göz önünde tutulması gerektiği ifadesine yer verildiğini, mahkemenin ibrazına karar verdiği belgelerin ibraz edilmemesinin dahi ortaklığın sürdürülemeyeceğini, müvekkilinin taleplerinin haklılığını gösterdiğini, ara karara rağmen belgelerin sunulmadığını, dosyadaki delillerin hangi ortağı kusurlu olduğu tespit edilememişse eylem ve işlemlerin katkısının nasıl tespit edilebildiğini, kararın hatalı değerlendirmeleri içerdiğini, davalı şirketin tüm kayıtlarının diğer ortağın elinde olduğunu, gerek müvekkilinin şahsi hesaplarından gerekse müvekkilinin yetkilisi olduğu ... Şirketinden hesabından, gerekse de elden dava dışı ... ve onun ilişkili olduğu şirketlere ödemeler yapıldığını, bu ödemeler yapılırken davalı şirketin diğer ortağının müvekkilini yanlış yönlendirdiğini, müvekkiline kayıtları inceleme örnek alma hakkı tanımadığını, müvekkilinin toplam 11.000.000,00 TL civarında ödeme yaptığını ancak daha sonra yapılan bu ödemelerin 4.500.000,00 TL'sinin davalı şirketin yapmış olduğu inşaat için harcandığı, diğerinin ise diğer şirket ortağının babası ile onunla birlikte hareket eden yetkilinin ortağı olduğu şirketlerin borçları ile ilgili olarak piyasaya dağıtıldığı ve faktoring şirketlerine verildiğinin tespit edildiğini, bu durumun müvekkilinin kendi eylemleri ile sebep olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, kayıt ve belgelerin incelenmediğini, müvekkilinin diğer ortak tarafından yanlış yönlendirildiğini, müvekkilinin kusurlu olmayıp davalı şirketin diğer ortağının kusurlu olduğunu, şirket ortaklarının birbirlerinin güvenlerinin kalmadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2001/10234 Esas 2002/2739 Karar sayılı kararında; ortaklar arasındaki ciddi anlaşmazlıkların şirketin feshi için yeterli olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, TTK'nın 636/3 hükmü gereğince limited şirketin haklı nedenle feshi istemine  ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacı  ...'nın ve dava dışı ...'in davalı  şirketin ortağı ve şirket müdürü oldukları, yetkilerinin müştereken olduğu, davalı şirketin 26.06.2019 tarihinde tescil edilerek kurulduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davalı şirketin fesih şartlarının oluşup oluşmadığı, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacının davalı şirketin dava dışı ortak ile birlikte %50'şer oranında hissedarı olduğu, müştereken şirketin müdürü olarak yetkili olduğu, davacının dava dışı... Ltd Şirketi'nin de vekili olduğu; davacı tarafça kendisinin ve vekili olduğu şirketin ciddi miktarda zarara uğratılarak mal varlığının haksız olarak kullanıldığı, konusu dolandırıcılık suçunu oluşturan eylemlere maruz kaldığı, ortaklar arasında husumetin oluştuğu iddiaları ile şirketin feshine dair iş bu davayı açmış olduğu, dava tarihinden önce 09.08.2019 tarihinde yani davalı şirketin tescil tarihinden yaklaşık iki ay süre sonra davacı ve dava dışı ... Ltd Şirketi tarafından dava dışı ... Ltd Şirketi, ..., ...,  ... AŞ ve .... AŞ Şirketine Beşiktaş .... Noterliğinde  düzenlenen 09.08.2019 tarihli ihtarnamenin gönderildiği, ihtarnamede; müvekkili şirket arasında imzalanan inşaat yapımı ve taahhüt işleri, alt yüklenici ana sözleşmesi ile müvekkili şirketin alt yüklenici sıfatıyla inşaat faaliyetine başladığı, muhatap şirketin yüklenici olarak görüldüğü, 6 parsele ilişkin olarak imzalanan sözleşmenin halen ulaştırılmadığı, muhatap şirket yetkilisi ... ve ortağı olduğu ifade edilen ...'in yönlendirme ve talepleri doğrultusunda gerek başka alt yükleniciler ile gerekse inşaat yapımına ilişkin bir çok sözleşmenin alt yüklenici sıfatıyla müvekkili şirket tarafından yapıldığı, elden para ödemelerinin yapıldığı, ödemelerin müvekkili şirket ve  vekili olduğu şirket  hesaplarından yapıldığı, ödemelerin 11.000.000,00 TL civarında olduğu, ancak muhatapların yapılan ödemeleri inşaat yapımında kullandıklarını beyan etmelerine rağmen yapılan işlerinin toplamının yaklaşık 4.500.000,00 TL civarında olduğu, tahsil edilen bakiye bedelle ilgili bilgi verilmediği, yapılan nakit ödemelerin, diğer borçların ödenmesi için kullanıldığı ,faktoring şirketlere ve piyasaya dağıtıldığının öğrenildiği, bu şekilde müvekkili şirketin kendilerine göre nitelikli şekilde dolandırıldığı, her türlü sorunun cevapsız kaldığı, Cumhuriyet Başsavcılığına en kısa sürede şikayet yapılacağı  belirtilerek 6.500.000,00 TL'nin fazlaya ilişkin saklı kalmak kaydıyla hesaba ödenmesi 25.09.2018 tarihinde elden verilen 400.000,00 TL ise elden ödenmesinin talep edildiği,  aynı tarihli ayrı bir ihtarnamenin  ise bu kez davacı tarafça, davalı şirket ile birlikte dava dışı şirket ortağı ve ...'e düzenlenmiş olduğu, söz konusu ihtarnamede; müvekkili ile muhatabın ortaklığı ile  şirket kurulmuş olmasına rağmen 2 nolu muhataba şirketin hisse devrinin yapıldığı ancak henüz sicil gazetesinde yayınlanmadığı, muhatap şirket ile  ... AŞ ve ... Ltd arasında 09.07.2019 tarihinde inşaat yapımı ve taahhüt işleri sözleşmesi gereğince inşaat yapma taahhüdü altına girdiği, ...'ün yetkili olduğu, ... Ltd şirketi ile imzalanan sözleşmeler gereği müvekkilinin vekili olduğu ...Ltd Şirketi tarafından bir çok sözleşmenin alt yüklenici sıfatıyla yapıldığını, şirket ve müvekkili hesaplarından ...'ün şirketine ve şirket ortaklarına diğer şirket hesaplarına nakden ödemeler yapıldığı, ödemelerin ... Şirketi ve müvekkili hesaplarından yapıldığını, yaklaşık 11.000.000,00 TL civarında olduğunu, yapılan ödemelerin tamamının inşaat yapımında kullanıldığının ifade edilmesine rağmen yaptırılan işlerinin toplamının 4.500.000,00 TL olduğu hususuna yer verilerek, önceki ihtarname içeriğinin tekrar edilmek suretiyle müvekkilinin hiçbir surette muhatap şirketle ticari faaliyetine devam etmeyeceğini, bu şirketin müşterek imza ile yetkilisi olduğu için alınabilecek her türlü geçersiz kararın ve muhatap şirket adına yapılacak her türlü işlemin taraflarınca kabul edilmeyeceğinin, imzalanan 09.07.2019 tarihli sözleşme gereklerinin müvekkilince yerine getirilmeyeceğini ve feshine yönelik talepte bulunulacağının ortak olan muhatabın müvekkili adına vekaletsiz iş görme hukuki sebebi de dahil olarak yapacakları her türlü iş ve işleminde kabul edilmeyeceğinin belirtildiği, dava tarihinden sonra İstanbul .... Noterliğinde düzenlenen 12.09.2019 tarihli ihtarname ile  dava dışı şirket ortağı ... tarafından dava dışı ... AŞ Şirketi adına ihtarname düzenlendiği, söz konusu ihtarnamede muhatap tarafından gönderilen ihtarnamenin gerçeği yansıtmadığı, inşaat yapım sözleşmesine aykırı bir durumun olmadığı, inşaatın devam ettiği, ayrıca şirket ortağı ... ile şirkete vekalet veren avukatların TBK'nın 506. maddeye aykırı şekilde taraflarını temsil etmesi ve iş birliği ile eylem birliği içinde bulunmaları nedeniyle kötü niyetli maddi ve manevi zarar verme kanaatlerinde bulundukları belirtilerek eylemlere son verilmesi söz konusu zararların tazmini için yasal yollara başvurulacağının belirtildiği, aynı tarihli ihtarnamenin davacıya gönderildiği, 12.09.2019 tarihinde noterden gönderilen ihtarnamede, birlikte kurulan şirketin ortağı oldukları, 05.07.2019 tarihli noter onaylı hisse devir sözleşmesi ile ...'e ...'nın hisse devrini yapmış bulunduğu, aynı şekilde ... olarak da ...'e hisse devrinin yapılmış olduğu, şirket karar defterine işlendiği, imzalandığı fakat noter işlemlerinde sorun olmamasına rağmen yapılan bir imzanın usul eksikliği nedeniyle söz konusu ortaklığın hisse değişikliğinin .... imzasının eksikliği nedeniyle ticaret sicilde tescilinin mümkün olamadığı, hisse devir tarihinden bu yana şirket ve iş ve işleyişine katılmadığı, davacınında  iletişime geçme taleplerini reddettiğini, imza eksikliğinin tamamlanması için kararın düzenlenmesi gerektiğinin sözlü olarak iletildiği ancak dönüşün alınamadığı, davacının bildiği üzere ... AŞ ile şirketleri arasında imzalanan sözleşme ile yükümlülük altına girildiği, şirketin devam eden işiyle alakalı ... AŞ tarafından sözleşmenin feshine ilişkin ihtarname gönderildiği, ...'e satışını yaptıkları ve bedelini aldıkları şirket hisselerinin devri ve tescili için gerekli işlemleri yapmaması, gerekse de tarafına ve şirkete ...'e karşı başlatmış olduğu dayanaktan  yoksun iş ve işlemler nedeniyle temsil eden vekil ile ... Aş'yi temsil eden vekilin eylem birliği içerisinde olduğunun anlaşıldığı, fikir ve eylemlere son verilmesi gerektiği, şirkette çift imza ile temsil söz konusu olduğundan ortaklar kurulu/genel kurul toplantısını yapamadıkları, ihtarname ile belirtilen gündemlerin görüşülmek üzere yedi gün içerisinde ortaklar kurulu toplantısı için  cevap verilmesi, aksi takdirde TTK'nın 644 maddesi gereğince yasal sorumluluğa gidileceğinin belirtildiği, davalı şirketini yüklenici, dava dışı ... AŞ'nin ana yüklenici, müşterek borçlu ve müteselsil kefillerin ..., ... ve ... olan ayrıca muvafakat edenin ... Kooperatifi  (arsa sahibi ile 09.07.2019 tarihinde inşaat yapımı ve taahhüt işleri sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmede ana yüklenicilerin dava dışı ... AŞ   ile ...Şirketi, yüklenicinin davalı şirket olduğu ,ana sözleşmenin 11.10.2017 tarihli düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi arsa payı karşılığı ödeme sözleşmesi olduğu, sözleşmenin konusunun 3.maddede, 11.10.2017 tarihli sözleşmenin İstanbul ili Başakşehir ilçesi ... parsel numaralı taşınmaz ile alakalı bölümün inşasına, belediye onaylı, mimarı, statik vb işler olduğu, anlaşılmıştır. Davacı tarafça, 09.08.2019 tarihinde Beşiktaş ... Noterliğinde düzenlenen, davalı şirket ve dava dışı şirket ortağı ile ... adına gönderilen ihtarnamedeki benzer gerekçelerle ihtarnameden kısa süre sonra iş bu fesih davası açılmıştır. Taraflarca dosyaya delilleri celp ve ibraz edildikten sonra mahkeme tarafından bilirkişi incelemeleri gerçekleştirilmiştir. 10.09.2020 tarihli bilirkişi heyet raporu alınmıştır. Davacı vekili tarafından rapora karşı beyan dilekçesinde; sunulmayan ticari defterlerin detaylarının ve mali tabloların muhtıra gönderilerek celbi ile bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili dilekçe ekinde; sözleşme suretini, ihtarnameyi, ihtarname örneklerini, şirket ortaklarının toplantı yapmak için 20.09.2019 tarihinde şirket merkezinde hazır bulundukları ancak şirket ortağı davacı tarafından kapı kilitlerinin değiştirilmesinden dolayı şirket merkezine girilemediği, toplantı yapılamadığına ilişkin tutanak ile celse ara kararı gereğince sunulacak ticari defter, mizan ve beyannameleri sunulduğu belirtilmiştir.03.03.2021 tarihli ek bilirkişi heyet raporunda; davalı vekilinin 25/01/2021 ön büro alındı belgeli dilekçesi ekinde ibraz ettiği belgelerin, dosyada mevcut belgeler olduğu, yeni sunulan herhangi bir belgenin yer almadığı, davalı şirkettin, kök raporda belirtilen ve mahkemenin 24/12/2020 tarihli duruşmada dosyaya ibrazı yönünde karara bağladığı defterlerin detayları ve mali tabloları ibraz etmemiş olduğundan incelenemediği, dosyanın mevcut durumu itibariyle haklı sebeplerin mevcudiyetinin anlaşılamadığı, bununla birlikte delillerin somutlaştırılması ve ispat vasıtaları ile mali bilgilerin ibrazının sağlanması hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.Davacı vekili ek rapora karşı itiraz dilekçesinde; müvekkili şirketin  ortağı olduğu şirket tarafından sunulması gereken ticari defterler mizan ve beyannamelerin davalının uhdesinde bulunduğunu, sunulmasına karar verilen defterlerin dosyaya sunulmasından kaçınıldığını, HMK'nın 220/3 maddesinde belirtildiği şekilde belgeyi ibraz etmesine karar verilen tarafın kendisine verilen sürenin belgeyi ibraz etmek veya aynı sürede delilleri ile birlikte ibraz etmemesi hâlinde  kabul edilebilir bir mazeret göstermez ise mahkemenin  duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edilebilir düzenlemesinin mevcut olduğunu belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine karar verilmiştir.TTK'nın 638/2.maddesinde ve  636/3.maddesinde haklı sebeplerden söz edilmiş olup bu sebeplerin neler olduğu yasada açıklanmamıştır. Ancak kötü yönetim adı altında sınıflandırılabilecek haklı nedenlerin büyük kısmı hukuki fiil olması nedeniyle tanık dâhil her türlü delille kanıtlanabilir. Davacı dava dilekçesinde tanık deliline dayanmış ise de tanık isimlerini bildirmemiştir.Davacı, kendisinin ve dava dışı vekili olduğu şirketin ciddi zararlara uğratıldığını, mal varlığının haksız olarak kullanıldığını, dolandırıcılık suçunu oluşturan eylemlere maruz kaldığını, aleyhine tüm işlemlerin ortaklar arasında husumete yol açtığını, mali haklarına tecavüz edildiğini, ortaklık ilişkisinin ve şirketin birlikte devam ettirilemeyeceğinin sonucunun doğduğunu, davalı şirketin ortakları arasında husumet meydana gelmesi nedeniyle davalı şirket faaliyetlerinin devam edemeyeceğinin tespiti ile şirketin feshi gerektiği iddiasında bulunmuştur. Bu bakımdan, uygulamada çeşitli Yargıtay kararları ile belirlenen yönetici ortakların şirketi kötü yönetmesi, bir kısım ortaklara ayrıcalık tanınması, şirket kaynaklarının bir kısım ortaklara ve üçüncü kişilere haksız şekilde aktarılması olgularına gerçek olup olmadığı ve bu olguların, çıkma veya fesih davası yönünden haklı neden oluşturup oluşturmadığının belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yapılması gerekir., yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınarak, davacı iddiaları ve davalı savunmalarını değerlendiren rapor alınarak sonucuna göre  bir karar verilmesi gerekir. Mahkemece,  bilirkişi heyeti kök raporunda  belirtilen bilgi ve belgelerle ilgili davalı taraftan açıklama talep edilerek taraflara ticari defter ve kayıtların nerede olduğu açıklattırılıp, TTK'nın 83 ve HMK'nın 222. maddeleri uyarınca ticari defter ve kayıtların ve bilirkişi raporunda belirtilen belgelerin ibrazı emredilerek bilirkişi incelemesi yapılmalıdır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair  aşağıdaki karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6.maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine,4-İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 24.10.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5aab62164be7a8e9","SID":"660c9e41f3529221"}}