{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1336 <br>KARAR NO:2024/1560<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:28/01/2021<br>NUMARASI:2018/1269 E. - 2021/68 K.<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı her iki taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  davacı firma aleyhine .. sayılı dosyası ile 339.837,50 TL bedelli icra takibi düzenlendiğini, kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile yapılan takipte ödeme emri olarak düzenlenen örnek 10 ödeme emrine dayanak belgenin ... seri numaralı 04.08.2018 keşide tarihli 300.000,00-TL tutarında ... Bankası çeki olduğunu, davacı firmanın takipte düzenlendiği gibi alacaklı/davalı firmaya 300.000-TL borcu olmadığını, davalı firma ile yaklaşık 3 yıldır ticari ilişkisi olan davacı firmanın, davalı firmaya toplu ödemeler yapmakta olduğunu, sıklıkla sipariş verilmesi sebebi ile her küçük miktarda çek koçanı kesmemek adına toplu ödeme yapıldığını, davacı firmanın icra takibine konu çeki davalıya verdiği tarihte davalı firmaya 253.486,08-TL borcu olduğunu, davalı ... Şti.'ne ait ...numaralı 10.05.2018 tarihli icra takibine konu 300.000,00-TL bedelli çek adına kesilen fatura tarihinde davacı firmanın borcunun 253.486,08 TL olduğunu, dava konusu 300.000,00 TL bedelli çeke istinaden davacı firmaya  toplam 42.000,00 TL ödeme yapıldığını, 10.05.2018 tarihinde dava konusu çekin davalıya verilmesi ile birlikte davacı firmanın 46.513,00 TL alacaklı duruma geçmiş olduğunu, ayrıca çeke istinaden toplam 42.000 TL ödeme yapıldığını , İcra takibine konu 300.000,00 TL bedelli çekin davalı firmaya ibraz edilmesinden sonra davacı firmanın davalı firmadan 46.513,92 TL alacaklı durumuna geçtiğini, toplam 42.000,00 TL davalı firmaya çeke istinaden ödeme yapıldığını, sonuç olarak icra takip tarihi itibariyle davacı firmanın 211.486,00 TL borcu olduğunu, ilgili çeke istinaden ödemeler devam ederken davalı firma tarafından çek bedelinin tamamının icra takibine konu edildiğini, ilgili icra takibinde geçen çek tazminatı ve faiz miktarının gerçeği yansıtmadığını, bu hali ile takibin iptali gerektiğini, haksız icra takibi nedeniyle telafisi güç maddi ve manevi zararlara uğramamak adına .... dosya ile yapılan icra takibinin teminatsız olarak, olmadığı takdirde mahkemenizce uygun görülecek teminat karşılığında icra takibinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini, 300.000.00 TL çeke istinaden düzenlenen icra takibinden dolayı 88.513,00 TL borçlu olmadığının tespitine, takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle;Davacı şirketin her ne kadar 10.08.2019 ve 18.09.2018 tarihlerinde, ... Bankası aracılığıyla davalı şirkete ödeme yaptığını iddia etse de davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacı şirketin kendisine ait olmayan işlemlere ilişkin dekontlar sunduğunu, hukuka aykırı olarak kendi lehine sonuç elde etmeye çalıştığını, davacının, dava konusu çeke ilişkin ödeme yapıldığı yönündeki iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu savunarak   davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Davacı iddiaları, dosyaya sunulan deliller, icra dosyası kapsamı  ve saptanan uyuşmazlık konuları uyarınca dosya üzerinde ve tarafların dava konusu uyuşmazlığa ilişkin tarihleri de  kapsar tüm yıllara ait ticari defter ve belgeleri üzerinde davacı ile davalı taraf arasında akdi ilişkinin kurulup kurulmadığı,  davacı tarafın dosya kapsamına sunmuş olduğu 10/05/2018 tarihi itibari ile davalı şirkete verilen çekin tahsilat  olarak düzenlendiği anlaşıldığından tarafların bu tarih itibari ile hak ve borç durumlarının ve  davacının defter ve kayıtlarına göre davalıya dava konusu çek için yapmış olduğu ayrıca ödeme bulunup bulunmadığı konusunda görüşleri ila  takip ve  dava tarihi itibari ile ayrı ayrı borç alacak durumları konusunda görüşlerinin  rapor edilmesinin istenilmesine,Yine davacı defter ve kayıtlarının incelenmesi sonrası davalı defter ve kayıtlarının incelenmesine  ve bilir kişilerden davacı iddiaları davalı savunması, dosyaya sunulan deliller, icra dosyası kapsamı  ve saptanan uyuşmazlık konuları uyarınca dosya üzerinde ve tarafların dava konusu uyuşmazlığa ilişkin tarihleri de  kapsar tüm yıllara ait ticari defter ve belgeleri üzerinde davacı ile davalı taraf arasında akdi ilişkinin kurulup kurulmadığı,  davacı tarafın dosya kapsamına sunmuş olduğu 10/05/2018 tarihi itibari ile davalı şirkete verilen çekin tahsilat olarak düzenlendiği anlaşıldığından tarafların bu tarih itibari ile hak ve borç durumlarının, davalının defter ve kayıtlarına göre davacı tarafından davalıya  dava konusu çek için yapılmış ödeme olup olmadığı,  takip ve  dava tarihi itibari ile ayrı ayrı borç alacak durumları, davalı tarafın uyuşmazlık konusu çeki tahsilat olarak  cari hesabına yansıtıp yansıtmadığı ve davacının çek için yapıldığı ileri sürülen ödeme belgeleri de değerlendirilerek davacının takibe dayalı borç durumunun takip ve dava tarihi itibari ile ayrı ayrı  ne olduğu konusunda görüşlerini rapor ibrazı şeklinde sunması için dava dosyasının nitelikli hesaplama uzmanı ila hesap bilirkişisine tevdine karar verilmiştir.Bilirkişiler tarafından ibraz edilen raporların denetimi ile de ; 300.000,00 TL bedelli çekin davalının ticari defter ve kayıtlarında kayıtlı bulunduğu bu çekin karşılıksız kaldığı tarihte davacının davalıdan alacaklı olduğu tutarın 253.486,08 TL olduğu ayrıca takip öncesi karşılıksız çıkma sonrası sonrası çek için davacı tarafından davalıya 42.000,00 TL ödeme yapıldığı ve takip tarihinde davacının alacaklı olduğu tutarın 211.486,08 TL bulunduğu ancak takip öncesi temerrüt sonrası davacı ödemelerinin BK 100 gereğince öncelikle ferilere mahsubunun yapılması halinde davacı alacağının 218.791,89 TL bulunduğu bu nedenle takip tarihi itibari ile çek bedeli için  300.000,00-218.791,89 TL =81.208,11 TL borçlu olmadığı, girişilen takipte davacının 218.791,89 TL üzerinden çek komisyonu talep edebileceği bununda 21.879,18 TL olduğu dolayısı ile 30.000,00-21.879,18=8.120,82 TL çek komisyonundan da davacının borçlu olmadığı ancak davacı tarafından ikame edilen dava da borçlu olmadığının tespiti istenen rakamın 88.513,00 TL olduğu anlaşılmakla çek komisyonundan ötürü  taleple  bağlılık gereğince 8.120,82 TL değil de davacının çek komisyon  bedelinden ötürü 88.513,00-81.208,11 TL= 7.304,89 TL borçlu olmadığının tespitine(toplam 88.513,00 TL)  karar verilerek ...\" gerekçesiyle  davanın kabulü ile, İAA ....İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasında takip tarihi itibari ile; davalı borçlunun çek bedeli  asıl alacaktan ötürü 81.208,11 TL, çek tazminatından ötürü (taleple bağlı kalınarak) 7.304,89 TL olmak üzere ana para teşkil eden alacak kalemlerinden ötürü 88.513,00 TL borçlu bulunmadığının tespitine,  karar  verilmiştir.Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Menfi tespit davasında talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verildiğini, kabul kararına bir diyeceklerinin olmadığını ancak davalı tarafın kötü niyetli olması nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatını talep ettiklerini, İİK'nın 72. maddesinde kötü niyet tazminatının düzenlendiğini ve bu talebin kabulü gerekirken reddedildiğini belirterek, hükmün bu yönden düzeltilmesine ve  %20 oranından aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olduğunu, davacı tarafın iddiasını ispatlaması gerektiğini, mahkemece hatalı bilirkişi raporuna göre hüküm kurulduğunu, gerekçeli kararın aksine çekin ticari ilişkiden kaynaklanan bir borca ilişkin olarak verildiğinin davacı tarafça ispatlanması gerektiğini, taraflar arasında bir protokol veya buna ilişkin sözleşmenin bulunmadığını, mahkeme tarafından hatalı değerlendirme yapıldığını, denetime elverişsiz rapora göre haksız ve hukuka aykırı karar verildiğini, davacı tarafça çeke ilişkin ödeme yapılmadığını, mahkemenin 42.000,00 TL ödeme yapıldığına dair kabulünün hatalı olduğunu, banka tarafından gönderilen ödeme dekont örneklerinin 2017 yılı ve öncesine ait olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, İİK'nın 72. maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı, dava konusu 300.000,00 TL bedelli çekin davalı şirket adına keşide edildiği, davalı şirketin çekten dolayı davacı şirket hakkında icra takibi başlattığı konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir.Uyuşmazlık, davacının davalıya takip konusu çek bedelinin tamamından dolayı borçlu olup olmadığı, çek nedeniyle kısmi ödeme yapıp yapmadığı, çekin ticari ilişki kapsamında teslim edilip edilmediği ile kabul kararına rağmen davacı yararına İİK'nın 72. maddesi gereğince tazminata karar verilmemiş olmasının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirketin ... Bankası AŞ ... Şubesindeki çek hesabından davalı emrine 04.08.2018 tarihinde 300.000,00 TL  bedelli çek keşide ettiği, çek numarasının ... olduğu, dava konusu çekin bankaya ibrazında karşılıklıksız olduğuna dair banka tarafından şerh konulduğu, davalı şirket tarafından bakiye 298.378,64 TL çek bedeli nedeniyle İstanbul Anadolu 6. Ticaret Mahkemesinin 2018/6989 Değişik İş sayılı dosyasında 28.09.2018 tarihli verilen ihtiyati haciz kararı üzerine davacı şirket aleyhine ... sayılı dosyasında 04.10.2018 tarihinde 300.000,00 TL çek bedeli asıl alacak ile birlikte ferileri toplamı 339.837,50 TL alacağın tahsili amacıyla kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlattığı, davacı şirketin söz konusu takip nedeniyle 23.10.2018 tarihinde iş bu menfi tespit davasını açtığı, davada, takibe konu edilen çekle ilgili olarak müvekkili şirketin davalı firmaya 253.486,08 TL borcu olmasına rağmen 300.000,00 TL çek keşide ettiğini, ayrıca çeke istinaden 42.000,00 TL ödeme yapıldığını ve müvekkilinin 46.513,92 TL alacaklı duruma geçtiğini, sonuç olarak müvekkilinin takip konusu çekten dolayı takip tarihinde  211.486,00 TL borcu olduğunu iddia ederek, takibin iptali ile 88.513,00 TL tutarında takip nedeniyle borçlu olduklarının tespitine ve %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ettiği, dava dilekçesi ekinde şirkete ait cari hesap döküm örneği ile çeke istinaden yapılan toplam 42.000,00 TL tutarlı banka dekont örneklerinin ibraz edildiği, ... Bankasının internet bankacılığı aracılığıyla hesaptan hesaba yapılan ödemelere ilişkin dekontlarda ... nolu çek için ödeme şeklinde açıklamaya yer verildiği,  havale tutarının 6.000,00 TL, havale tarihinin 06.08.2018 olduğu, 07.08.2018 havale tarihli ödemenin ise 5.000,00 TL olduğu, yine çek numarası ile ilgili açıklamaya yer verildiği, 08.08.2018 tarihli ödemenin 5.000,00 TL olduğu, açıklamaya yer verildiği, ... Bankası ... Şubesinden yapılan ödeme tarihinin 10.08.2018 olduğu, ödenen miktarın 10.000,00 TL olduğu, 18.09.2018 tarihli ödemenin tutarının 12.000.00 TL olduğu ve çek numarasının belirtilerek ödemenin çeke ilişkin olduğunun açıklandığı, takip konusu çeke dair tüm ödeme tarihlerinin takip tarihi olan 04.10.2018 tarihinden önceki tarihleri ihtiva ettiği, ödeme yapan şirketin ... Şirketi olarak gösterildiği, davalı şirket tarafından davacı şirket adına 10.05.2018 tarihinde düzenlenen tahsilat makbuz örneğinde takip konusu çekin açıkça belirtildiği, davalı şirket tarafından davacı şirket yetkilisi ...hakkında İstanbul İcra Ceza Mahkemesine 01.10.2018 tarihli dilekçe ile ... sayılı Çek Kanunun 5.maddesine göre karşılıksız çek düzenleme iddiası ile şikayette bulunduğu anlaşılmıştır. Dosya içerisindeki Ticaret Sicili Gazetesi örneklerinden, çeki keşide eden davacı şirket ile çek nedeni ile ödeme dekontunda  yer alan dava dışı ....Ştinin ortak ve yetkilisinin aynı kişi olduğu tespit edilmiştir.Dosya içerisine taraflarca deliller ibraz edilmiştir. Mahkeme tarafından tarafların belirtmiş olduğu ve celbi gereken deliller dosyaya celp edilerek bilirkişi incelemesi  yaptırılmıştır. 27.04.2020 tarihli talimat yoluyla alınan bilirkişi raporunda; ibraz edilen davacı taraf defterlerinin yeni TTK'nın 64. maddesine göre 2017 ve 2018 yıllarına ait yevmiye, defteri kebir ve envanter defterlerinin açılış tasdiklerinin süresi içerisinde yaptırıldığı, 2017 ve 2018 yıllarına ait yevmiye defterlerinin kapanış tasdiklerinin de süresi içerisinde yaptırıldığının görüldüğü, davacının ibraz edilen 2017 ve 2018 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmuş olup sahibi lehine delil oluşturma vasfına sahip olduğu, davacının ticari defter kayıtlarına göre davalının cari hesabının 320 satıcılar hesabında takip edildiği, davacının ticari defter kayıtlarına göre 01.01.2017 tarihi itibari ile davalıya 90.321,35 TL borçlu olduğunun kayıtlı olduğu, davalının davacıya 2017 ve 2018 yıllarında 920.517,55TL'lik fatura düzenlediği, davacının bunun karşılığında davalıya 101.462,83TK'lik iade faturası düzenlediği, 916.557,88TL'lik ödeme yaptığı ve takip tarihi 04.10.2018 itibari ile davacının davalıdan 7.181,81 TL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu, ancak davacının kayıtlarında tek bir kayıt olarak 916.557,88 TL'lik bir ödeme kaydı olduğu bu ödemenin detayı incelendiğinde kasadan nakit ödeme olarak kayıt edildiği, dava konusu çekin ise ticari defterlerde kayıtlı olmadığı,  inceleme günü sunulan ön muhasebe tarafından tutulmuş satıcı borcu adı altındaki cari hesap ekstresi ile ticari defterlerdeki ekstrelerin aynı olmadığı, 916.557,88TL'lik kasadan ödeme yapılması kaydının hesapların kapatılması için yapılmış bir kayıt olduğu, ticari defterlerdeki ödeme kaydının gerçeği yansıtmadığının tespit edildiği, davacı tarafından sunulan ön muhasebesinde tutulmuş satıcı cari raporları incelendiğinde dava konusu çekin ve diğer ödemelerin de bu ekstrede kayıtlı olduğunun görüldüğü, davacı tarafından davalıya yapılan ödemelerin dekontlarının da dosyaya sunulduğu bu dekontların sunulan ön muhasebe satıcı raporlarında kayıtlı olduğu, ticari defterlerdeki faturaların tümünün yine satıcı raporunda kayıtlı olduğu ve bu satıcı raporunun gerçeği yansıttığı, ticari defterlerdeki kayıtların gerçek durumu yansıtmadığının kanaatine varıldığı, davacının ibraz edilen 2017 ve 2018 yıllarına ait ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresi içerisinde yaptırıldığı, davacının ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi 04.10.2018 itibari ile davacının davalıdan 7.181,81 TL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu ancak davacının kayıtlarında tek bir kayıt olarak 916.557,88 TLlik bir ödeme kaydı olduğu bu ödemenin detayı incelendiğinde kasadan nakit ödeme olarak kayıt edildiği, dava konusu çekin ise ticari defterlerde kayıtlı olmadığı,  inceleme günü sunulan ön muhasebe tarafından tutulmuş satıcı raporu adı altındaki cari hesap ekstresi ile ticari defterlerdeki ekstrelerin aynı olmadığı, 916.557,88TL'lik kasadan ödeme yapılması kaydının hesapların kapatılması için yapılmış bir kayıt olduğu, ticari defterlerdeki ödeme kaydının ve takip tarihindeki bakiyenin gerçeği yansıtmadığı, davacının inceleme günü ibraz ettiği satıcı raporu isimli cari hesap ekstresinde ticari defterlerde kayıtlı olan davalının düzenlediği faturaların tümünün kayıtlı olduğu, ayrıca ödeme dekontları sunulan ... bankası ödemelerinin de kayıtlı olduğu ve bu ekstreye göre takip tarihi 04.10.2018 itibari ile davacının davalıya 211.486,09 TL borçlu olduğunun kayıtlı olduğu ancak davacının davalıya 11.04.2017 tarihinde verdiği 4.408,98 TL'lik çekin ve 13.02.2018 tarihinde verdiği 100.000,00 TL'lik çekin ödendiğini dekontlarla ispatlaması gerektiği bu çeklerin ödenmiş olması durumunda davacının 211.486,09 TL borçlu olacağı ödenmemiş olmaları durumunda ise dava konusu çekin tamamı yani 300.000,00 TL borçlu olacağı, dava dosyası içerisinde davalının defterlerinin incelenmediğin görüldüğü, yapılan tespitler ile davalının defterlerinin incelenmesi ve davacının tespit edilen cari hesap ekstresinin karşılaştırmalarının yapılması gerektiği, ancak bu tespitten sonra davacının gerçek borç tutarının ortaya konabileceği belirtilmiştir.05.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda; davalının dava konusu döneme ait ticari defterlerinin tasdiklerinin yasal süresi içinde usulüne uygun şekilde yapılmış olduğu, faturalarla kayıtları uyumlu olan davacı ticari defterlerinin sahipleri lehine delil olma özelliğini haiz olduğu, davalı ticari defter kayıtlarına göre; takibe konu olan keşidecisinin davacı olduğu 300.000,00 TL bedelli çekin davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, çekin karşılıksız çıktığı tarihte davalının 253.486,08 TL davacıdan alacaklı olduğu, davacının ilişkili şirketi banka hesabından davalıya takipten önce 42.000,00 TL karşılıksız kalan çek için ödeme yapıldığı, takip tarihi itibari ile davalının alacak miktarının 211.486,08 TL olduğu, takibe konu davalı alacağının ticari defterlerde kayıtlarının davacı adına tutulan muavin defter kaydında 211.486,08 TL bakiye ile kayıtlı olduğu, çekin ibraz tarihinden takip tarihine kadar yapılan ödemelerin BK. 100 gereğince öncelikle faize mahsup edilmek sureti ile yapılan hesaplamada takip tarihi itibari ile asıl alacağın 218.791,89 TL olabileceği, derdest davanın menfi tespit davası olduğundan bu miktarın üzerindeki alacaktan davacının sorumlu olmadığının kabul edilebileceği, başka bir anlatımla takibin bu miktar asıl alacak miktarı olarak  başlatılabileceği belirtilmiştir.Davacı vekili rapora karşı itiraz dilekçesinde; davalının ticari defterlerine göre 300.000,00 TL çekin karşılıksız çıktığı tarihte davalı firmanın 253.486,08 TL alacaklı olduğu, müvekkili firmanın davalı firmaya çeke istinaden 42.000,00 TL ödeme yaptığı ve takip tarihi itibariyle 211.486,08 TL borçlu olduğu yönündeki tespite bir diyeceklerinin olmadığını, ancak takibin işlemiş faiz miktarıyla hesap edilerek 218.791,89 TL üzerinden başlatılacağı görüşüne iştirak etmediklerini belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili rapora karşı itiraz dilekçesinde; kambiyo senetlerinin illetten mücerret olduğunu, ayrıca çekin cari hesap borcuna dair verildiğine ilişkin taraflar arasında protokol ve sözleşme bulunmadığını, aksi halde çekin vadesinde tahsil edilmesi durumunda tedarikçi olan müvekkili şirketin alıcı firma davacı şirkete karşı borçlu olacağı anlamına geleceğini ve bunun teamüllere hukuka ve ticari teamüllere aykırı olduğunu, davacı tarafça çeke ilişkin ödeme yapılmadığını, davacı defterlerinde çeke dair ödemelerin yer almadığını, dekontların doğruluğunu kabul etmemekle birlikte müvekkili şirketin dekontlarda gönderici konumunda bulunan  ... Ltd Şirketi ile ticari ilişkisi olduğunu, farklı tüzel kişiliklere sahip olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden, davanın kabulüne dair karar verilmiştir. Kararda, davacı talepleri arasında yer alan kötü niyet tazminatına ilişkin herhangi bir açıklamada bulunulmamıştır. Çek, hukuki mahiyeti itibariyle bir ödeme aracıdır. Poliçenin bir kredi vasıtası olmasına karşın çek, nakit para yerine ödeme amacıyla kullanılır. Davalı şirkete ait ve lehine delil niteliğine haiz olan ticari defter ve kayıtlarda, davacı şirketin aralarındaki ticari ilişki kapsamında davalı şirkete 253.486,08 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasında, başkaca bir ticari ilişkiye dair iddia veya savunma mevcut değildir.Takip tarihi olan 04.10.2018 tarihinde, davacı şirketin 300.000,00 TL tutarlı  çeke ilişkin davalı şirkete banka yolu ile ödemeler yaptığı ve  davacının davalıdan çekin ibraz tarihi itibariyle 46.513,92 TL alacaklı duruma geçtiği tespit edilmiştir. Banka yolu ile davalıya yapılan ödemeler ise  takip konusu çek numarası yazılmak suretiyle yapılmıştır. Yapılan toplam ödeme 42.000,00 TL dir.Kalan bakiye borç ise  211.486,00  TL dir.  Davalı şirket tarafından çekin karşılıksız çıkması üzerine çek bedelinin tamamı üzerinden takip başlatılmıştır.Davalı şirket kendi  kayıtlarına göre davacı şirketten takip tarihinde 211.486,08 TL alacaklıdır. Davalı çekin sebepten mücerret olduğunu belirterek savunma yapmış ve istinaf talebinde bulunmuş ise de davalının cari hesabında çekin bu ticari ilişkiden dolayı alınarak işlendiği, bakiye alacağın buna göre belirlendiği anlaşıldığından artık davalı tarafın mücerretlik savunması dinlenilemez. Bu sebeple mahkemenin davanın kabulü yönündeki kararı usul ve yasaya uygun  bulunmuştur. Davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir.Davacı vekili, dava dilekçesinde %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı taleplerine rağmen buna karar verilmemiş olmasının isabetli olmadığını belirterek kararı stinaf etmiştir. İİK'nın 72. maddesinin 5. fıkrasında; davanın borçlu lehine hükme bağlanması durumunda derhal takibin duracağı, devamında ise borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa talep üzerine borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararında alacaklıdan tahsiline karar verileceği, takdir edilecek zararın haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu yasal düzenlemeye göre, menfi tespit davasını kazanan borçlu lehine tazminata karar verilebilmesinin bazı şartları vardır. Öncelikle, alacaklının yapmış olduğu icra takibi ile borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlamış olması gerektiğinden, borçlu aleyhine yapılmış bir icra takibinin bulunması gerekmektedir.Ayrıca, borçlunun menfi tespit davası sırasında bu konuda istemde bulunması yanında borçluyu dava açmaya zorlayan icra takibinde alacaklının haksız ve kötü niyetli olması gerekmektedir.Önemle belirtmek gerekir ki burada alacaklının icra takibinde sadece haksız olması yeterli olmayıp, yasa maddesindeki açık düzenleme uyarınca, aynı zamanda takibin kötü niyetle yapılmış olması da zorunludur. Yukarıda belirtildiği üzere davalı ticari defter ve kayıtlarına göre alacaklı olmadığı miktar üzerinden davacı aleyhine takip başlatmış olması nedeniyle, dava konusu edilen miktar yönünden davalının haksız ve kötü niyetli olduğunun kabulü ile kabul edilen asıl alacak 81.208,11 TL üzerinden %20 oranında 16.241,62 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekir iken bu konuda karar verilmemiş olması isabetli görülmemiştir. Ancak söz konusu hata yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün davacı yararına düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesi uygun görülmüştür. Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kötü niyet tazminatı yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesini istinaf konu kararının kötü niyet tazminatı yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1- Davanın kabulü ile ... sayılı takip dosyasında takip tarihi itibari ile ; davalı borçlunun çek bedeli  asıl alacaktan ötürü 81.208,11 TL, çek tazminatından ötürü (taleple bağlı kalınarak) 7.304,89 TL  olmak üzere ana para teşkil eden alacak kalemlerinden ötürü  88.513,00 TL borçlu bulunmadığının tespitine, 3-Davalının alacağından fazla taleple icra takibine girişmekte haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle, İİK'nın 72/5. maddesi uyarınca takdiren %20 oranında hesaplanan 17.702,60 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Karar tarihi itibari ile alınması gerekli 6.046,00 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 1.511,59 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.534,41‬ TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 1.511,49 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 6-Davacı tarafça harç dışında sarf edilen toplam 3.122,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Bakiye gider avanslarının, yatıran taraflara iadesine, 9-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davacı tarafından sarf edilen istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılmış olan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,b-Davacı tarafından harcanan 162,10 TL başvuru gideri ile 16,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 178,60 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına;   ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılıp yeniden hüküm kurulduğundan, davalı tarafından yatırılmış olan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,d-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 10-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince  taraflara tebliğine,11-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 07.11.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"039cb35ba0e644f4","SID":"d12fabd6927d5b71"}}