{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/956 Esas<br>KARAR NO: 2024/1364<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/06/2024<br>NUMARASI: 2024/102 Esas, 2024/686 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İflas (Kambiyo Senetlerine Mahsus Takipten Doğan İflas (İİK 173))<br>KARAR TARİHİ: 15/11/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı borçlunun müvekkili şirketin lehdarı olduğu 16/08/2023 vadeli, 3.219.878,11 TL bedelli bonoyu tanzim ettiğini, borcun tamamen ödenmemesi üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esasına kayıtlı olarak İİK m.171 hükmü gereğince kambiyo senetlerine özgü iflas yolu ile takip başlattığını, ödeme emrinin tebliğine rağmen borcun ödenmediğini ve takibin itirazsız kesinleştiğini belirterek davanın kabulü ile davalının iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP Davalı şirkete usule uygun davetiye tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunulmamıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacı tarafın alacak talebinin dayanağının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası olduğu, davacı tarafından davalı aleyhine kambiyo senetlerine özgü iflas yolu ile takip başlatıldığı, davalının itiraz etmemesi üzerine takibin kesinleştiği, güncel kapak hesabı celbedilerek İİK'nun 173/3 maddesi yollamasıyla aynı kanunun 158. maddesi uyarınca davalı şirkete depo emri tebliğine ve  tebligata 7 günlük kesin süre içerisinde davacıya ödenmesi veya bu meblağın mahkeme veznesine depo edilmesine aksi halde ilk oturumda davalı şirketin iflasına karar verileceği hususunun ihtar edildiği, davalı tarafın duruşma gününe kadar depo emrine konu bedeli davacı tarafa ödemediği ya da mahkememiz veznesine depo etmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şirketin iflasına karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; şirket yetkililerinin ceza evinde olduğunu, ağır ceza mahkemesinde yargılamalarının devam ettiğini, şirket yetkililerinin şirketin tasfiyesini istediklerini, bu yolla borçlarını ödemek istediklerini, müvekkili şirkete ve yetkililerine karşı örgütlü  eylemler yapılarak şirketin borçlandırıldığını,  sulh ceza mahkemesi kararı ile müvekkillerinin tüm mal varlıklarına el konulduğunu, konkordato ve tasfiye talep ettiklerini, ağır ceza dosyasında yargılamanın devam ettiğini belirterek ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasını, aksi halde kendilerinin ve gerçek alacaklıların mağdur olacağını beyan ederek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, İİK’nun 171 ve 176/b maddeleri arasında düzenlenmiş olan, Kambiyo Senetlerine Özgü İflas Yoluyla Takip sonucu borçlunun borcu ödememesi, itiraz veya şikayette bulunmaması sonucu açılan iflas davasıdır. Davalı şirket adına vekaletnamenin 06/05/2024 tarihinde uyap sistemi üzerinden dosyaya eklendiği, dava dilekçesi ile duruşma gün ve saatinin davalı şirkete 11/02/2024 tarihinde tebliğ edildiği, depo emrinin 27/04/2024 tarihinde davalı şirkete tebliğ edildiği, depo emrine konu bedelin 7 gün içerisinde ödenmesinin emredildiği, ödeme süresinin son gününün 06/05/2024 tarihi olduğu, davalı şirket adına vekaletname sunan vekilin 7 günlük süre dolduktan sonra dosyaya beyanda bulunarak depo emrine konu bedelin ödemenin yapılamayacağına dair beyan sunduğu, vekaletnamedeki vekilin azledildiğine veya vekilin istifa ettiğine dair bir belge dosyada bulunmadığından tebligatların usulüne uygun olarak yapıldığı anlaşılmıştır.  2004 sayılı İİK'nın 171. maddesinin üst başlığı iflas yolu ile takip olup, maddede ödeme emri düzenlenmiştir. 171/4. bentte; beş gün içinde borç ödenmediği, itiraz veya şikayet edilmediği takdirde alacaklının ticaret mahkemesinde borçlunun iflasını talep edebileceği ihtarının yazılacağı belirtilmiştir. 172. maddede ise; itiraz veya şikayet, 173.maddede iflas davası düzenlenmiş, 173/1.fıkrada borçlunun beş gün içinde borcu ödemez, itiraz veya şikayette bulunmazsa alacaklının bu durumu tevsik eden ödeme emri nüshası ile ticaret mahkemesinden borçlunun iflasına karar verilmesini isteyebileceği, iflas takibinin kesinleşmesinde 166. maddenin ikinci fıkrasındaki usul ile ilan edileceği, iflas talebinin ilanından itibaren on beş gün içinde diğer alacaklıların davaya müdahale veya itiraz ederek iflası gerektiren bir hal bulunmadığını ileri sürerek mahkemeden talebin reddini isteyebilecekleri, mahkemenin yedi gün içinde faiz ve icra masrafları ile birlikte borcun ifa veya o miktar meblağın mahkeme veznesine depo edilmesini, 158. madde uyarınca emredeceği, bu emrin yerine getirilmemesi halinde, iflas kararı verileceği, 174. maddesinde ise, itiraz veya şikayet olunması halinde mahkemece 158. madde uyarınca iflas davasını karara bağlayacağına yer verilmiştir.  İcra ve İflas Kanunun 166. maddenin üst başlığı, \"İflas kararının tebliği ve ilanı\"dır. 166/2. fıkrada, karar tarihinde, tirajı ellinin (50.000) üzerinde olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan gazetelerden biri ile birlikte iflas edenin muamele merkezinin bulunduğu yerdeki bir gazetede ve Ticaret  Sicil Gazetesinde ilan edileceği, tirajı ellinin (50.000) üzerinde olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan gazetenin yayınlandığı yerin aynı zamanda muamele merkezi ise mahalli gazetede ilan yapılmayacağı belirtilmiştir. Dosya kapsamında yukarıdaki paragrafta belirtilen gerekli ilanlar yapılmıştır. İlan sonrasında diğer bir kısım alacaklılar davaya müdahale talebinde bulunmuşlardır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, iflas yolu ile başlatılan takibe karşı itiraz ve şikayette bulunulmaması durumunda incelemenin kapsamı ve dava dilekçesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun ilgili hükümleri gereğince usulüne uygun olup olmadığı İle kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığıdır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 173. madde başlığı \"İtiraz veya şikayet olunmaması” dır. İİK 173/3. fıkrasında, mahkemenin takip dosyasını getirteceği ve basit yargılama usulü ile yapacağı inceleme sonunda borcun ödenmediğini, itiraz ve şikayette de bulunulmadığını tespit ederse yedi gün içinde faiz ve icra masrafları ile birlikte borcun ifa veya o miktar meblağın mahkeme veznesine depo edilmesini 158. madde uyarınca emredileceği, bu emir yerine getirilmezse borçlunun iflasına karar verileceği, borçlunun ödeme emrinde yazılı müddetin geçmesinden sonra borcu ödediğine dair resmî bir belge ibraz ederse iflas yolu ile takip talebi ve iflas davasının düşeceği düzenlenmiştir. İİK 179/son fıkrada ise, borçlunun ticaret mahkemesine 65. maddeye göre gecikmiş itirazda bulunabileceği, mahkemenin mazereti yerinde görürse iflas davasını 174’üncü madde uyarınca karara bağlayacağı belirtilmiştir. Yasanın 174. Maddesinde, itiraz veya şikayet olunması, İİK 65. maddesinde “Gecikmiş itiraz” düzenlenmiştir. Kambiyo senetlerine özgü iflas yolu ile başlatılan takibe karşı itiraz ve/veya şikayette bulunulmaması ve iflası istenen borçlunun diğer alacaklılarının müdahale veya itirazda bulunmaması halinde mahkemenin yapacağı inceleme sınırlıdır. İİK 173/2. fıkrasında, iflas talebinin ilanından itibaren on beş gün içinde diğer alacaklıların davaya müdahale veya itiraz ederek iflası gerektiren bir hal bulunmadığını ileri sürerek mahkemeden talebin reddini isteyebilecekleri belirtilmiştir. Bu durumda mahkemenin yapacağı incelemenin kapsamı konusunda İcra ve İflas Kanununda açıklık bulunmamaktadır. Diğer alacaklılar alacaklı ve borçlunun birlikte hareket ederek iflas kararı almaya çalıştığını, davacı ve davalı arasında gerçek bir borç ilişkisi olmadığını ileri sürerek iflas talebinin reddini isteyebilirler. Bu durumda takip konusu alacağın gerçek olup olmadığı gerektiğinde tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak saptanmalıdır. Somut davada, davalı borçlu şirket tarafından İİK 65. madde kapsamında ileri sürülen gecikmiş itirazı olmadığı gibi müdahale talebinde bulunan alacaklıların da alacaklı ve borçlu şirket arasında gerçek bir borç ilişkisi bulunmadığına dair iddiaları mevcut değildir. Dosya kapsamından, davacı şirketin İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, davalı borçlu şirkete karşı İflas yolu ile takip başlattığı, takip konusu alacak miktarının asıl alacak, işlemiş faiz ve komisyon bedeli olmak üzere 2.587.000,11 TL olduğu, borcun sebebi olarak vade tarihi 16.08.2023,  3.219.878,11 TL bedelli bir adet senetin gösterildiği, senedin keşidecisinin davalı borçlu şirket ve lehtarının davacı şirket olduğu, davalı şirket adına çıkarılan ödeme emrinin 13/01/2024 tarihinde davalı şirkete tebliğ edildiği, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 176. madde yollaması ile aynı yasanın 156/son fıkrası gereğince, iflas davasının 02/02/2024 tarihinde açıldığı, dolayısıyla davanın ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren yasal bir sene içerisinde açıldığı, borçlu şirketin ödeme emrine karşı itiraz ve/veya şikayette bulunmadığı aksini de iddia etmediği anlaşılmıştır. Borçlu şirket cevap dilekçesi sunmamıştır. Davalı vekili, depo emrinin tebliği kararı sonrasında dosyaya sunduğu beyan dilekçesinde, sulh ceza mahkemesi kararı ile müvekkillerinin tüm mal varlıklarına el konulduğunu, bu nedenle depo emrine konu bedeli ödemeyeceklerini, ağır ceza dosyasında yargılamanın devam ettiğini belirterek ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasını talep etmiştir. Şirket yetkilisi ... 04/06/2024 tarihli dilekçesinde, kendilerinin ve gerçek alacaklılarının mağdur olmaması için şirkete kayyım atanmasını talep etmiştir.  Şirket yetkilileri karar sonrası sundukları dilekçelerde, kendilerine tebligat yapılmadığını, iflası gazeteden öğrendiklerini, zorla çek-senet yazdırıldığını, soruşturmaların devam ettiğini, buna ilişkin olarak ATK raporunun bulunduğunu belirterek şirkete hesapların kontrolü için bilirkişi atanmasını, iflas kararının kaldırılmasını talep etmişlerdir. Emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 20.05.2004 tarihli, 2003/13157/5949 Esas/ Karar sayılı ilamda “Davalı vekili cevabında, ödeme emrinin tebliğ işleminin usulsüz olduğunu, takip konusu çeklerdeki imzaların müvekkili şirketi temsil ve ilzama yetkili olanlara ait bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre iflas yolu ile takip itirazsız kesinleştiğinden ödemeye ilişkin resmî belge sunulmaması nedeniyle depo emri tebliğ edildiği, davalının depo emrinde öngörülen sürede ödeme yapılmadığı gerekçesiyle davalının iflasına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. Davacı, davalı tarafça keşide edilmiş çeklere dayanarak başlattığı haciz yolu ile takibi iflas yoluna çevirmiş, iflas ödeme emri borçlu şirkete 20.04.2002 tarihinde tebliğ edilmiştir. İflas yoluyla takip itirazsız kesinleştiğinden mahkemece yapılacak inceleme sınırlıdır. Mahkemenin iflas yoluyla takibe itiraz olup olmadığı, takip konusu borcun ödenip ödenmediği üzerinde durarak iflas davasını karara bağlaması gerekir. Davalı tarafça takip konusu borcun ödendiği kanıtlanamadığından İİK'nın 158. maddesine uygun olarak çıkarılan depo emrinde öngörülen sürede ödeme yapmayan davalının iflasına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.” (Dr. Adnan Deynekli, Türk Hukukunda Kambiyo Senetlerine Özgü İflas Yoluyla Takip, Mayıs 2005, sayfa 85-86.) şeklindedir. Bu durumda, kambiyo senetlerine özgü iflas yolu ile takibe itiraz edilmediğinin kabulü ile mahkemece şekli bir inceleme yapılarak depo kararı çıkartılması gerekecektir. İcra Müdürlüğü'nün 18/04/2024 tarihli kapak hesabı raporunda; depo emrine esas alacak faiz ve ferileri toplamının 3.329.223,07 TL olduğu belirtilmiştir. Davalı şirkete tebliğ edilen davetiyede 3.329.223,07 TL depo bedelinin tebliğden itibaren bir haftalık kesin süre içerisinde icra dosyasına veya mahkeme dosyasına depo edilmesi ve mahkemeye bildirilmesi aksi halde iflas kararı verileceği bildirilmiştir. Duruşma tarihi olarak belirlenen 26.06.2019 tarihli celsede, depo emrinin tebliğ edildiği, depo emrinde belirtilen paranın yatırılmadığı belirtilerek davalı şirket hakkında iflas kararı verilmiştir. Bu durumda mahkemece depo emrinin gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle,  İİK'nın 158/2. maddesi hükmü uyarınca, davalı hakkında verilen depo kararından sonraki ilk oturumda iflasına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle ve özellikle iflas yolu ile başlatılan takibe konu ödeme emrine itiraz ve şikayet olunmaması, yasa gereğince düzenlenen depo emrine esas borcun ödenmemesi neticesinde verilen iflas kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-/b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/102 Esas, 2024/686 Karar sayılı ve 26/06/2024 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf harçları peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 2004 sayılı İİK’nun 293.maddesi yollaması ile İİK'nun 164. Maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere  oy birliği ile karar verildi.15/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"959954845a12ca3d","SID":"5ca6da5090437bf4"}}