{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1329 <br>KARAR NO: 2024/1558<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 27/04/2021<br>NUMARASI: 2020/55 E. - 2021/469 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabul- kısmen reddine dair verilen karara karşı, davalı vekili  tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; kömür ithalatı, pazarlama ve satışı ile uğraşan davacının, 2014 yılından beri açık hesap şeklinde kömür sattığını, davalıdan 2017 yılından 3.424,30.-USD alacağı kalmış olduğunu, ödenmeyen 3.424,30.-USD tutarındaki bu alacağın tahsili için İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davalı aleyhinde başlatılan ve yetki itirazına uğrayan ilamsız takipte, dosyanın gönderilip kaydedildiği yetkili Büyükçekmece ...İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında borçlu vekiline ödeme emri tebliğ edilmiş olduğunu, davalı borçlu vekili tarafından dosyaya sunulan 23.12.2019 tarihli dilekçe ile, borca ve tüm fer'ilerine itiraz edilmiş olduğunu, bu arada, yetkisiz icra dairesinde başlatılan takiplerinin yabancı para cinsinden, yani 3.424,30 USD'nin fiili ödeme günündeki TL karşılığının tahsiline dair olduğunu ve yetkili Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nde kendisine gelen dosyadaki vaki talebe uygun ödeme emri düzenlemesi gerektiği halde, hatalı olarak, harç değeri olan 18.242,27 TL üzerinden ödeme emri düzenleyip borçlu vekiline tebliğ ettiğinin görülmüş olduğunu, takip ve davadaki haklılıklarının, taraf defter ve belgelerinin tetkiki ile sübut bulacak olduğunu, zorunlu arabuluculuğa başvuru yapılmış olduğunu, ancak anlaşma sağlanamamış olduğunu beyanla; fazlaya ilişkin haklarını saklı tutularak, takibe yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; Davacının, davaya konu icra takibinde cari hesap bakiyesine dayalı talepte bulunmuş olduğunu, ancak taraflar arasında bir cari hesap sözleşmesi olmadığını, iddia edildiği gibi taraflar arasında ifanın ülke parası dışında bir para birimiyle yapılacağına dair sözleşme olmadığını, bir an için aksi düşünülse bile davacının Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve Türk Parasının korunmasına dair tebliğler gereğince ülke parası dışında bir para birimiyle (Amerikan Doları) talep hakkı olmadığını, bu doğrultuda, davacının \"kur farkından doğmuş ve doğacak olan talep hakkımız saklı tutularak\" şeklindeki beyan ve talebini de kabul etmelerinin mümkün olmadığını, davalının davacıya herhangi bir borcu olmadığını, hatta alacağı bulunduğunu, davalının davacıya herhangi bir borcunun bulunmaması, hatta davacıdan alacaklı olması, taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin ve ifanın ülke parası dışında bir para birimiyle yapılacağına dair bir sözleşmenin bulunmaması sebebi ile Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takibine yaptıkları itirazın  haklı, geçerli, maddi duruma ve hukuka uygun olduğunu savunarak; davanın usul ve esastan reddi ile yüzde 20'den aşağı olmamak üzere tazminata  karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Davacının talebinin davalı taraftan olan cari hesap alacağının tahsili amacı ile başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, tarafların defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde taraf defteri arasında farkın sebebinin davacı tarafından yapılan kur farkı değerleme kaydından kaynaklandığı, yetkili icra dairesinde takibin TL cinsinden yapıldığı, taraflar arasında kur farkı değerlemesi yapılabileceğine dair bir sözleşmenin sunulmadığı, mevcut durum itibari ile ispat yükünün davacı tarafta olduğu, ne var ki davacı tarafından kur farkı değerleme kaydının yapılabileceğine ilişkin bir delilin sunulmadığı, açıklanan bu nedenlerle açılan davanın kısmen kabulüne, davacı tarafın alacağın likit olması sebebi ile  icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerektiği kanaatine varılarak ... \" gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine, Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasında davalının itirazının 12.923,68 TL'lik kısmına itirazın iptaline, takibin 12.923,68 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı tarafın icra inkar tazminat talebinin kabulü ile ‭2.584,736 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine  karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davacıya borcu olmadığını, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, icra takibinin fatura, hesap mutabakatı veya cari hesap gibi herhangi bir belgeye dayandırılmadığını bu nedenle icra inkar tazminatının kabul  kararının yanlış olduğunu, davacı lehine hükmedilen arabuluculuk ücretinin hatalı olduğunu, arabuluculuk ücretinin 935,09 TL'sinin davalıdan, 384,91 TL'sinin davacıdan tahsiline karar verildiğini, kararın bu yönüyle hatalı olduğunu, reddedilen kısım için tazminata hükmedilmediğini, yargılama giderleri hesabının usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia ederek, kararın kabule ilişkin kısmının kaldırılmasına ve davanın tümüyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.  İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacı tarafın davalıya borcunun olup olmadığı, kabul edilen miktar yönünden icra inkar tazminat kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığı ile arabuluculuk ücretine ilişkin verilen kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından davalı şirket hakkında 18.242,27 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 25.04.2019 tarihli başlatılan icra takibine karşı davalı şirket tarafından itiraz edildiği, davacı tarafça  İİK 67.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır.  Mahkemece, taraf delilleri dosyaya  ibraz edildikten sonra  BA/BS Formları ilgili vergi dairelerinden celp edilerek bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 02.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda; uyuşmazlığın, yapılan ticaret neticesinde oluşan kur farklarından olduğu, davalı tarafın ticaretin dövizli olduğunu, davacı tarafından düzenlenen faturalarda döviz cinsi, dövizin kurunun ve ödemenin USD olarak yapılacağının yazdığı faturalara herhangi bir itirazının bulunmamasından ve düzenlenen kur farkı faturalarının 30.09.2018 tarihli fatura hariç, çeşitli tarihlerde düzenlenen diğer faturalara itirazının bulunmadığı ve düzenlenen bu kur farkı faturalarını ticari defter kayıtlarında bulunduğunun görüldüğü, ticaret neticesinde, davacı taraf cari hesap ekstrelerin de ve resmi defterlerinde 18.014,90 TL tutarın davacı tarafın alacağı bulunduğu, davalı taraf cari hesap ekstrelerinde ve resmi defterlerinde 12.923,68 TL tutarın davalı tarafın borcunun  bulunduğu, aradaki farkın davacı tarafından kesilmemiş ancak kur değerlemesi yapılmış cari hesap kayıtlarından kaynaklandığı belirtilmiştir.  Davacı vekili, rapora karşı beyan dilekçesinde; müvekkilinin cari hesap ekstreleri ve defterlerinde alacaklı olduğunun tespit edildiğini, davalının ,taraflar arasında yabancı para cinsinden alış veriş yapılacağına dair sözleşme bulunmadığı yönündeki savunmasının geçersiz olduğunun doğrulandığını belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, rapora itiraz dilekçesinde; davacının icra takibinde kur farkından kaynaklanan alacağını talep ettiği, raporun bu hususta eksik olduğunu, davacının alacak iddiasını kur farkına dayandırmadığını, faturalarda döviz cinsi, dövizin kurunun ve ödemenin USD olarak yapılacağının yazmasının hiçbir hukuki değerinin olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden, davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Kabul edilen miktar üzerinden İİK 67 maddesi gereğince icra inkar tazminatına karar verilmiştir.  HMK'nın 190.maddesinde ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Davalı tarafça ticari ilişki reddedilmemiş, borcu bulunmadığı savunulmuştur.HMK'nın 222. maddesine göre ise  ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulması, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulaması gerektiği, bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesinin ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı olduğu, ayrıca söz konusu maddenin son fıkrası uyarınca, davadaki taraflardan birinin diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtmesine rağmen karşı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması halinde ibrazı talep eden tarafın iddiasını ispat etmiş sayılacağı belirtilmiştir. Somut olayda, takip konusu alacağın varlığını ispat külfeti davacı taraftadır. Her iki tarafın usulüne uygun şekilde düzenlenmiş bulunan ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıdan kabul edilen alacak miktarı kadar alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece kabul edilen miktar, davalının delil vasfına haiz olan ticari defter ve belgelerinde kayıtlı olan miktardır. Bu nedenle davacının borcun bulunmadığına dair istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.  Diğer taraftan, taraflar arasındaki ticari alım satıma dayanan ilişki kapsamında alacağın varlığı ve miktarı taraflarca bilinmektedir. Çünkü ticari defter ve kayıtlarında mevcuttur. Alacağın miktarı likit ve bilinebilir olduğundan İİK'nın 67. maddesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik mevcut değildir. Mahkeme tarafından arabuluculuktan kaynaklanan toplam 1.320,00 TL arabuluculuk ücreti, 6325 sayılı Kanunun 18/A-11-13 maddesi gereğince ve yönetmelik hükümleri uyarınca, 935,09 TL'nin davalıdan 384,91 TL'nin ise davacıdan olmak üzere tahsili  ile Hazineye irat kaydedilmesine dair hüküm  tesis edilmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13-14 maddelerinde, arabuluculuk ücretinin yargılama giderlerinden sayılacağı,  haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacağı belirtilmiştir. Bu durumda davanın kısmen kabul edilmiş olması da göz önünde bulundurularak arabuluculuk ücreti ile ilgili verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir.  İtirazın iptali davasında reddedilen miktar üzerinden davalı yararına tazminata karar verilebilmesi için İİK'nın 67/2. maddesi gereğince takibin haksız ve kötü niyetli olması gerekmektedir. Somut davada, reddedilen miktar yönünden davacı alacaklının kötü niyetli olduğuna dair dosyada bir delil olmadığından, davalı yararına tazminata karar verilmemiş olmasında usul ve yasaya aykırılık yoktur. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;  1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,  2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 674,82 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.07.11.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d971406a46db299c","SID":"1ef9b5f45c23ccb3"}}