{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/616 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1868<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25.11.2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/166 Esas 2021/152 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 31.10.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 31.10.2024<br><br>\tTaraflar arasındaki davadan dolayı Aydın Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 25.11.2021 gün ve 2021/166 Esas 2021/152 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, davalıların işleten ve ZMM sigortacısı olduğu aracın  karıştığı trafik kazası neticesinde davacıya ait motosiklet ve korucu ekipmmanlarının zarar görerek kullanılamaz hale geldiğini, kusurun  karşı araç sürücüsünde olduğunu, davalıların oluşan zararından sorumlu olduğunu,  belirterek; 7.500,00-TL hasar ve 6.500,00-TL ekipman bedeli olmak üzere toplam 13.600,00-TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden 7.500,00-TL hasar bedeli ile sınırlı olmak üzere olay tarihinden işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı ... vekili, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, araç rayiç değer tutarının sadece davalı sigorta şirketine husumet  yöneltilmesi gerektiğini, ekipman bedeli talebini kabul etmediklerini, zararın ispat edilmesi gerektiğini, belirterek; ederek davanın reddini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... Şirketi vekili, kazaya karışan aracın davalı nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, davalının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında gerçek zarar nispetinde poliçe limiti ile sorumlu tutulabileceğini, davalı sürücünün kusurunun bulunmadığını, zararın ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, kusur ve zararın tespiti için rapor alınması gereğini,  davalının temerrüte düşüremediğini, belirterek; davanın  reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kazanın oluşumunda davacı ...'ın % 15, davalı ...'nun ise % 85 oranında kusurlu olduğu, kaza sebebiyle 4.336,70-TL araç hasar bedeli, 4.760,00-TL motosiklet ekipmanı olmak üzere toplam 9.096,70-TL zararın oluştuğu, davalıların bu zarardan sorumlu oldğu, belirterek; davanın kısmen kabulüne fazlaya ilişkin talebin reddine  karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı ve davalılar tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, görevli mahkemenin Kuşadası (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatı ile) olduğunu, gönderme kararın yerinde olmadığını, Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin davaya bakamayacağını, meydana gelen kazada aracın perte çıktığını, aracın hurdasının kimde bırakılacağı hususunda davacının seçimlik hakkının sorulmadığını, aracın kullanım hakkını ve satış kısmını sigorta şirketine bırakmak istediklerini, aracın kaza öncesi piyasa rayiç değerinin tamamının tarafına ödenmesi gerektiğini, kusur tespitinin yerinde olmadığını, davacının kazanın oluşumunda her hangi bir kusuru bulunmadığını, davalı sürücünün asli ve tali kusurlu olduğunu, belirterek; kararın kaldırılması talep etmiştir.<br>\tDavalı  ... Şirketi vekili, görevli mahkemenin Kuşadası (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatı ile) olduğunu, gönderme kararın yerinde olmadığını, Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin davaya bakamayacağını, taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak hukuka aykırı karar verildiğini, davacının dava dilekçesinde davalı şirketten  sadece kaza nedeniyle uğranılan motosiklete ilişkin 7.500,00-TL araç bedelini talep ettiğini, Kask, kask vizörü ve mont bedeli için davalıya husumet yönelitilmediğini, kask, kask vizörü ve mont bedelinin davalı sigorta şirketinden talep edilse dahi bu zararların teminat kapsamı dışında kaldığını, araç hasarına ilişkin olarak hesaplanan maddi tazminat fahiş olduğunu,  hasarlı olduğu iddia edilen aracın belirlenen sovtaj bedeli çok düşük, belirlenen rayiç bedeliin ise  fazla olduğunu, davacı tarafından davalı sigorta şirketine eksik belge ile başvuru yapıldığını, hasarın tespitne engel olunduğunu, araca pert işlemi yapılması halinde, trafikten çekme belgesinin, çekme belgeli ruhsat fotokopisinin sunulması gerektiğini, davanın sigortalı ...'a ihbar talebi hakkında da hiç bir işlem yapılmadığını, belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili,, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, zarar görenler ve sigorta şirketi arasında ticari ilişki bulunmadığını, araç rayiç değer tutarı yönünden sadece davalı sigorta şirketne husmet yönetilmesi gerektiğini, kask, kask vizörü ve mont bedeli talebini kabul etmediklerini, davalının kusurunun bulunmadığını, kazanın davacı tarafın yapmış olduğu' hız ihlali neticesi sebebiyle meydana geldiğini, davacı tarafın hız ihlali hususunun yanında alkollü olduğunu, davalı sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığının değerlendirilmediğini, tazminat bedellerininin soyut ve ucu açık bir şekilde bildirildiğini, kask, kask vizörü ve mont bedelinden oluşan  maddi zararı ispat etmekle yükümlü olduğunu, talep edilen maddi zarara yönelik fatura sunulmadığını, bilirkişi raporalrın hükme esas alınamayacağını, vekalet ücretinin ayrı ayrı değerlendirilmediğini, belirteek;  kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeni ile araçta oluşan hasar ve ekipman ZMMS kapsamında tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın  kabulüne, karar verilmiştir.<br>\t1.\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2.\t6102 sayılı TTK.'nın 3. maddesinde, ”Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.” düzenlenmesi mevcuttur.6102 sayılı TTK.'nın 1483 ve devamı maddelerinde “zorunlu sorumluluk sigortaları” düzenlenmiştir. Bir hukuki işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlarla, bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukuki işlemin veya fiilin olması gerekir. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Dava, Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle mutlak ticari dava niteliğindedir. (Yargıtay 17. HD'nın 21/03/2017 tarih ve 2014/20096 E. - 2017/3049 K. ) Aynı davada, bir kısım davalılar hakkında genel mahkemenin, diğer davalılar hakkında ise uzman olan özel mahkemenin görevli bulunması halinde, uyuşmazlık aynı olaydan kaynaklanıyor ve zarar tek ise ya da taleplerden birisi yönünden verilecek karar diğerini doğrudan ilgilendirecek nitelikte bulunuyorsa; söz konusu özel mahkeme ile genel mahkeme arasında “Yargılama usulüne” ilişkin esaslı farklılıklar bulunmaması kaydıyla, bütün taraflar ve talepler yönünden uzman olan özel yetkili mahkemece yargılama yaparak uyuşmazlığın çözülmesi gerekir. Bu husus, hukukun öngörülebilir olmasının, usul ekonomisinin ve davaların makul süre içinde bitirilmesi yükümlülüğünün de gereğidir. ( Yargıtay 20. HD'nın 02/12/2016 tarih ve 2016/12038 E. - 2016/11686 K.) <br>\t3.\tZMM sigortacısnın da taraf olduğu eldeki dava niteliği itibariyle 6102 sayılı TTK 4. maddesi gereğince mutlak ticari dava niteliği taşıdığından uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu hususunda kuşku bulunmamaktadır.<br>\t4. Usul Hukuku açısından görev, bir yargı yerinin davanın konusu yönünden yetkili olması durumudur. 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi gereğince Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir.Dava şartlarının amacı, bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için gerekli bütün şartları ve bunların incelenmesi usulünü tespit etmek, böylece davaların daha çabuk, basit ve ekonomik bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmaktır.  Genel anlamda bir mahkemenin görevi, belirli bir davaya, dava konusunun niteliği veya değerine göre o yerdeki aynı yargı koluna ait ilk derece mahkemelerinden hangisi tarafından bakılabileceğini belirtir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkin olup 6100 sayılı Kanun'un 114/1-c maddesine göre mahkemenin görevli olması dava şartıdır. 6100 sayılı Kanun'un 115. maddesine göre ise dava şartlarının mevcut olup olmadığı, taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden (resen) gözetilir.  Diğer taraftan görevsiz mahkeme davanın esası hakkında karar veremez. <br>\t5.\tUyuşmazlık konusunu teşkil eden her hukuki olay, meydana geldiği tarihteki yasal düzenlemelere tâbidir ve \"tabi hâkim ilkesi\" gereği olayın meydana geldiği zamanda mevcut olan mahkemeler tarafından çözümlenmelidir.  O hâlde yeni bir mahkeme kurulurken o mahkemenin kuruluş yasasında zaman bakımından faaliyete geçme gününden önceki uyuşmazlıklara bakacak mahkemelerle ilgili özel bir düzenleme bulunmadığı taktirde her uyuşmazlık, meydana geldiği tarihte bu işe bakacak olan mahkemece çözümlenecektir. Başka bir anlatımla her dava açıldığı koşullara göre görülüp sonuçlandırılacaktır. Dava konusu edilen hukuki uyuşmazlığın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan yasalara göre kurulmuş bulunan mahkemelerin uyuşmazlığı çözmesi ana kural olmakla birlikte bazen yasal düzenlemelerle böyle bir uyuşmazlığın çözümü yeni kurulan mahkemelere de verilebilmektedir.<br>\t6.\tHâkimler ve Savcılar Kurulunun  07.07.2021 tarihli ve 608 sayılı kararı ile yeni kurulan (Alanya, Aydın, Balıkesir, Diyarbakır, Manisa, Muğla, Sakarya ve Tekirdağ) asliye ticaret mahkemeleri ile mevcut bulunan (Adana, Ankara, Ankara Batı, Antalya, Bakırköy, Bursa, Denizli, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Gebze, İskenderun, İstanbul, İstanbul Anadolu, İzmir, Karşıyaka, Kayseri, Kocaeli, Konya, Mersin, Samsun, Şanlıurfa ve Trabzon) asliye ticaret mahkemelerinin yargı çevreleri belirlenmiştir. Ancak kararda hâli hazırda açılmış davaların yeni kurulan mahkemeye devredileceğine ilişkin bir  düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda yeni bir mahkemenin faaliyete geçirildiği tarihten önce derdest bulunan davaların, istek üzerine veya doğrudan görevsizlik ya da gönderme kararı ile yeni kurulan mahkemeye devredilmesine olanak bulunmamaktadır.<br>\t7.\tAnayasanın 37. maddesinde düzenlenen \"tabii hâkim ilkesi\" ile 6100 sayılı Kanun'un 30 uncu  maddesindeki \"usul ekonomisi ilkesi\"  de gözetilmek suretiyle somut olay değerlendiğinde; HSK'nın ilgili kararlarında asliye ticaret mahkemesi olmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesinin ticaret mahkemesi sıfatıyla baktığı derdest dosyaların devredilerek asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğine dair herhangi bir hükme yer verilmediğinden \"esasen bu konuda HSK'nın yargı yetkisine ilişkin düzenleme yapması da mümkün bulunmadığından\" asliye hukuk mahkemesinin ticaret mahkemesi sıfatıyla baktığı derdest dosyaların yargılamasına devam etmesi gerekmektedir.<br>\t8.\tAçıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; taraflar arasındaki uyuşmazlığı yargılayacak ve çözecek olan mahkeme, uyuşmazlığın doğmasından önce kanunen belli olan  Kuşadası 2 Asliye Hukuk Mahkemesi olup, dava tarihinden sonra kurulan ve faaliyete geçirilen Aydın Asliye Ticaret Mahkemesince davaya bakılması olanaklı olmadığından Aydın Asliye Ticaret Mahkemesisini kurulup faaliyete geçtiği 01.09.2021 tarihinden önce açılmış olan eldeki davanın yargılamasına  Kuşadası 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) devam edilmesi gerektiğinden ilk derece mahkemesince dosyanın  Kuşadası 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine  karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyecek şekilde yargılamaya devam edilek, davanın esası hakkında karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.<br>\t9.\tKabule göre;  6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 61. ve devamı maddelerine göre, taraflardan biri davayı kaybettiği taktirde üçüncü kişiye rücu edeceğini ve kendisine rücu edilebileceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir. İhbar yazılı olarak yapılır. İhbar sebebinin gerekçeleriyle birlikte açıklanması ve yargılamanın hangi aşamada bulunduğunun belirtilmesi gerekir. Dava kendisine ihbar edilen kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı olan taraf yanında davaya katılabilir. Müdahale talebinde bulunan üçüncü kişi, yanında katılmak istediği tarafı, müdahale sebebi ve bunun dayanaklarını belirten bir dilekçeyle mahkemeye başvurur. Müdahale dilekçesi, davanın taraflarına tebliğ edilir. Mahkeme, gerekirse taraflarla birlikte üçüncü kişiyi de dinlenmek üzere davet eder, gelmeseler dahi müdahale talebi hakkında karar verir.<br>\t10. Somut olayda davalı  ... Şirketi zarara neden olan araç maliki işleten dava dışı sigortalısınına davanın ihbarını telep etmiş ise de davalının ihbar talebi hakkında her hangi bir karar verilmediği anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK'nın yukarıda belirtilen ilgili hükümleri dikkate alındığında, ihbar talebi konusunda ara karar kurulmaksızın, hüküm kurulması hatalıdır. Bu itibarla, mahkemece davanın ihbarı talep edilen şirkete ihbar dilekçesi ile dava dilekçesinin tebliği sağlanarak,  tebliğ edildiğine dair tebligat parçası dosyaya alınmalı, ihbar olunanın sunması halinde beyan dilekçesi ile varsa delilleri toplanmalı, neticesine göre hüküm kurulmalıdır. Davalının bu talebini 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 61. maddesinde öngörülen sürede, tahkikat sonuçlanmadan ilettiğinin anlaşılması karşısında; davanın ihbarı hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden yargılamaya devamla hüküm kurulması hatalıdır. ( Yargıtay 22. HD'nin  01.06.2020 tarih ve 2017/26836 E. - 2020/5128 K. 9. HD'nin 25.04.2013 tarih ve 2023/1170 E. - 2023/5956 K )<br>\t11. Onarım masraflarının, aracın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşması veya aracın onarım kabul etmez bir hale geldiğinin tespit edilmesi durumunda, araç tam hasara uğramış sayılır. Bu durumda, aracın Karayolları Trafik Yönetmeliğinin ilgili maddesi hükümleri doğrultusunda hurdaya ayrıldığına dair hurda tescil belgesi sigorta şirketine ibraz edilmeden araç sahibine sigorta tazminatı ödenmez. Davalı sigorta şirketi meydana gelen hasar bedelini tamamen poliçe limitleri içerisinde ödeme yükümlülüğü altında olup, sigortalı araç hurdasını sigorta ettirenin kendisine verilmesi istenmedikçe sigortacı tarafından davacı sigorta ettirenin uhdesinde bırakıp hurda bedelini tazminattan düşmesi olanaklı değildir. Zira aslolan araç zarar bedelinin tamamen karşılanmasıdır. Bu nedenle sigortalıdan seçimlik hakkının sorulması, aracın hurdasının kimde bırakılacağı hususunun sigortalının tercihine göre belirlenmesi, aracın hurdasının sigortacıya bırakılması yönünde tercihte bulunulması halinde sigortalının Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.2.2.3. maddesi gereğince Karayolları Trafik Yönetmeliğinin kendisine yüklediği yükümlülükleri yerine getirmesi gerekir. Somut olaya bakıldığında; davacı vekili aracın hurdasının davalı sigorta şirketine verilmesini talep ederek maddi tazminat talebinde bulunmuş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda aracın tamirinin ekonomik olmadığı, hurdaya ayrılmasının uygun olduğu belirtilmiştir. O halde; davacı taraf aracın hurdasını/sovtajını açıkça kabul etmedikçe hurdanın  davacıda kalacağının kabulü ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. Davacının seçimlik hakkını aracın hurdasının davalı sigorta şirketinde kalacak şekilde kullandığı dikkate alınıp bu hususta Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın \"Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi\" başlıklı B.2 nci maddesi gözetilerek bir karar verilmesi gerekir.<br>\t12. Davacı dava dilekçesi ile trafik kazası sonucu motosikleti ile motosikleti kullanığı sırada üzerinde bulunan Kask, kask vizörü ve montun zarar gördüğnü ileri sürerek 7.500,00-TL hasar ve 6.500,00-TL ekipman bedeli olmak üzere toplam 13.600,00-TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden 7.500,00-TL hasar bedeli ile sınırlı olmak üzere davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmitşr. Yargılamaya hakim olan ilkelerden olan “taleple bağlılık ilkesi” 1086 sayılı HUMK'nın 74. maddesinde (6100 sayılı HMK m. 26) düzenlenmiş olup, hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır ve ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Davacı dava dilekçesinde davalı sigorta şirketi yönünden motosiklet hasarına ilişkin olarak 7.500,00-TL talepte bulunmuş olup, mahkemece talep aşılarak davacının kaza sırasında üzerinde olan  kask, kask vizörü ve mont bedelinden sorumluluğuna gidilmesi ve yargılama gideri vekalet ücreti yönünden dava davalı sigorta şirketinin sorumluluğun da kabul edilen bu dava değerine oranı dahilinde belirlenmesi gerekir.<br>\tBu itibarla; ilk derece mahkemesince görevli olmamasına rağmen davaya bakmış olması nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-3 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına  ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tH Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Tarafların istinaf başvurusunun KABULÜNE,<br>\t2-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 25.11.2021 gün ve 2021/166 Esas 2021/152 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-3 maddesi gereğince kesin olmak üzere 31.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7750d920b2c683db","SID":"d4ea733c18d4e285"}}