{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t:<br>KARAR TARİHİ\t: 21/11/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t:<br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t: 23/05/2024<br>NUMARASI\t:  Esas  Karar<br><br>DAVACILAR\t: 1- <br>\t2- <br>\t3- <br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVALI \t: <br>VEKİLİ\t: Av. F<br>DAVA\t: Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 21/11/2024<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 22/11/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; 09/11/2017 tarihinde ....'nın sürücülüğünü yaptığını, müteveffa ...'nın yolcu olarak bulunduğu plakasız motosiklet ile ....'un kullandığını, ....'a ait .... plaka sayılı tır ve ... plaka sayılı dorsenin Adana Çevre Yolu üzerinde seyir halinde iken, yan yana seyrettikleri sırada, ....'un kullandığı tırın motosikletin yanından motosikletin yolda sıkışacağı şekilde geçmesi sonucu direksiyon hakimiyeti kaybetmesi sonucu meydana gelen kazada motosiklet sürücüsü .... BTM ile giderilemeyecek şekilde yaralandığını, yolcu ...'nın ise kaldırıldığı Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde 17/11/2017 tarihinde vefat ettiğini, soruşturma aşamasında tarafların kusur durumları ile ilgili olarak trafik bilirkişinden kusur raporu aldırıldığını, yine Konya .. Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas,... Karar sayılı dosyasından aldırılan Ankara ATK Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesinin 22/10/2018 tarih ve .... sayılı raporunda motosiklet sürücüsü ....'nın kendi yaralanması ve arkasındaki yolcunun ölümünde alt düzeyde tali kusurlu olduğu, olay mahallinde geriden gelerek ....'nın sevk ve idaresindeki motosikleti sol yandan sıkıştıran çekici sürücüsü ....'un asli kusurlu olduğu ve müteveffa yolcu ...'nın kendi ölümünde alt düzeyde tali kusurlu olduğunun belirtildiğini, Konya .. Asliye Hukuk Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyası ile davalılar motosiklet sürücüsü ...., tır sürücüsü .... ve tır maliki .... aleyhinde maddi ve manevi tazminat davasının açıldığını, bu esnada yeni bir delil ortaya çıktığı iddiası üzerine Konya .. Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı dosyası ile yeniden yargılama yapılmış ve kazaya karışan tırın sanık ....'a ait olmadığı gerekçesi ile sanık ....'un beraatine karar verildiğini, Konya .. Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı beraat kararının kesinleşmesi üzerine Konya .. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07/12/2021 tarih ve ... Esas, .... Karar sayılı kararı ile davalılar .... ve .... hakkındaki davanın reddine karar verildiğini, davalı .... hakkındaki maddi ve manevi tazminat davasının ise ... Esasında devam ettiğini, bu durumda ...'nın ölümü ile sonuçlanan trafik kazasına karışan tır tespit edilemediğinden, olay faili meçhul olarak kalmıştır. ... Hesabına yapılan müracaatımız, kazaya karışan .... plakalı aracın....... poliçe numarası ile ... Sigorta A.Ş. tarafından aynı kazadaki başkaca kazazede için tazminat ödendiği gerekçesi ile reddedildiğini, zorunlu dava şartı olan arabuluculuk müracaatından da netice alınamadığını belirterek; fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile müteveffa .......T.C. kimlik nolu ...'nın kızı ... T.C. kimlik numaralı 18/06/2016 doğumlu .... için 1.000,00 TL., annesi .... için 500,00 TL., babası ... için 500,00 TL. destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecekü faiziyle birlikte davalı ... Hesabından tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; müvekkiline usulüne uygun bir başvuru yapılmaması nedeniyle davanın usulden reddinin gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin sorumluluğunun kusur oranı ve teminat limitleriyle sınırlı olduğunu, kazaya yaya olarak kaşına ve vefat eden davacıların desteğinin kusur durumunun araştırılmasının gerektiğini, .... plaka sayılı aracın geçerli bir poliçesinin bulunup bulunmadığının araştırılmasının gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğu yönünden iddia edilen kusurlu hali ve kusur oranını kabul etmediklerini, davacının avans faizi isteminin haksız olduğunu belirterek; davanın usulden reddine, aksi takdirde esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk derece mahkemesinin kararı ile; \"Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davaya konu trafik kazasının oluşmasında desteğin herhangi bir kusurunun olmadığı, kazaya karışan aracın plakasının tespit edilememesi nedeniyle oluşan zarardan davalı ... Hesabının sorumlu olduğu, ancak ... Hesabının sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı olduğu, dolayısıyla garame hesabı sonrasında davacı ...'nın talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatının 35.925,63 TL, ....'nın talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatının 27.747,35 TL olduğu, davacı ....'nın talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatı 263.117,04 TL ise de davacının talebinin 218.797,23 TL olduğu, talepten fazlasına karar verilemeyeceğinden .... yönünden sadece bu tutara hükmedilebileceği sonucuna varıldığından davacı ....'un davasının kabulüne diğer davacıların davalarının ise kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Her ne kadar müterafik kusur indirimi nedeniyle aleyhe yargılama giderine hükmedilemez ise de; somut olayda reddini garame hesabından kaynaklandığı ve ıslah ile artırılan tutar yönünden talep poliçe limiti ile sınırlanmadığından davalı lehine yargılama giderine hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>DAVACI ....'NIN DAVASININ KABULÜ ile, 218.797,23 TL destekten yoksun kalma tazminatının 20/07/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ....'ya verilmesine,<br>DAVACI ...'NIN DAVASININ KISMEN KABUL KISMEN REDDİ  ile, 35.925,63 TL destekten yoksun kalma tazminatının 20/07/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'ya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>DAVACI ....'NIN DAVASININ KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 27.747,35 TL destekten yoksun kalma tazminatının 20/07/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ....'ya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine\" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacıların dava konusu kaza sebebiyle desteklerinin vefat ettiği iddiasına istinaden müvekkilinden talep ettiği bedensel zarar tazminatı hususunda müvekkiline usulüne uygun bir başvurusu bulunmadığını, müvekkili ... Hesabı'nın mesuliyetinin kusur oranı ve teminat limitleriyle sınırlı olduğunu, kazaya karışan motosiklette yolcu olarak bulunan ve vefat eden ...'nın bulunduğu motosikletin kusur durumunun araştırılması gerektiğini, müvekkili ... Hesabı'na usulüne uygun bir başvuru bulunmadığından temerrüde düşmediğini, dosyaya konu olayda hatır taşıması söz konusu olup mahkemenin hesaplanan tazminattan hatır taşıması indirimi yapmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.<br>İlk derece mahkemesince verilen ilk karara ilişkin olarak Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; KONYA\t.. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 12/10/2023 TARİH ... Esas ...Karar sayılı dosyasında verilen  kararının eksik araştırma nedeniyle HMK.m.353/1-a/6 hükmü uyarınca  KALDIRILMASINA, karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır.<br>Dava; ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma  tazminat  istemine ilişkindir.<br>1-Hesap raporuna ilişkin itirazın incelenmesinde : <br> AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.<br>Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.<br>Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.”<br>Şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.<br>\tZira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.<br>\tT.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br>\tBu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br>\tYine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.<br>\tGörüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>\tAnayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada  \"İptal kararları geriye yürümez\" kuralına yer verilmiştir.<br>\tTürk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve \"İptal kararlan geriye yürümez\" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.<br>\tYukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;<br>\tAYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre  sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı, dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar\"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.<br>\tBu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile  bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki  yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.<br>\tZorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu  sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur.  Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır. <br>\tMali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GERKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE  AYNI KAZA İLE İLGİLİ OLMAK ÜZERE  İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA  UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.<br>\tDüzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak da  genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen  vergilendirilmiş  belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;<br>\tYargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk  dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın  muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın  kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.<br>\tBu halde mahkemece AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara  göre  rapor alınarak  hükme  esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık yoktur itirazların reddi gerekmiştir.<br>\t2- Davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığı istinafını incelenmesinde :<br>\t2918 sayılı KTK'nın 97.maddesinde, 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile  yapılan değişiklik neticesinde, 97.maddenin eski metninde, zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortasında ön görülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi, dava açabilme hakkı mevcut iken 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik sonucunda madde hükmü \"Zarar görenin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 Sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir\" denilmiştir.<br>\tYukarıda maddede yapılan değişiklikle, zarar gören hak sahipleri ZMMS sigortacısına karşı artık doğrudan dava açamayacaklardır. Öncelikle sigortacıya tazminatın ödenmesi için genel şartlarda belirtilen belgeler ile yazılı olarak başvuracaklar ve yazılı başvurudan itibaren 15 gün içinde kendilerine cevap verilmez ya da verilen cevap hak sahibinin talebini karşılamaz ise, hak sahibi tazminat için dava açabileceği gibi tahkime de başvurabileceklerdir. Bu hali ile trafik kazaları nedeniyle zarara uğrayanlar sigortaya davadan açmadan önce mutlaka sigortacıya yazılı başvuruda bulunmak zorundadırlar. Dava açabilmeleri için yazılı başvurudan itibaren 15 günlük sürenin dolmuş olması gerekmektedir. Bu sebeplerle davadan önce yazılı başvuruda bulunmak ve başvurudan itibaren 15 günlük sürenin geçmesi ZMMS sigortacısına tazminat davası açılmasının ön şartıdır. Bu husus anılan maddenin değişiklik gerekçesinde vurgulanmıştır.<br>\t6100 sayılı HMK'nın dava şartlarının düzenlendiği 114.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeye göre \"Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır\".<br>\tHMK 115. maddenin 1.fıkrasında ise, \"Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.\" denilmiş,<br>\t2.fıkrada ise, \"Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.\" düzenlemesi mevcut olup;<br>\t6407 sayılı Kanunla değişik 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği, sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği düzenlenmiştir.<br>\tSomut uyuşmazlıkta, davalı nezdinde zorunlu mali sorumluluk poliçesiyle sigortalı araç nedeniyle meydana gelen trafik kazasın nedeniyle  davacıların, dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine belgeler ile birlikte başvuru dilekçesi ile başvurdukları, sigorta şirketinin eksik evrak yazısı ile sakatlık raporu, epikriz raporu, kaza tutanağı  gelir durumu belgesi, nüfus cüzdanı fotokopisinin eksik olduğundan bahisle bunların gönderilmesinden sonra tazminat talebini değerlendireceğini bildirilerek yasal süre içerisinde talebin karşılanmayarak sonuçsuz bırakıldığının davalı vekili cevap dilekçesi ile de sabit bulunduğu, bilahare eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.<br>\tDavalı sigortanın istediği belgeler  Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ekinde belirtilen belgelerden ise de KTK'nın 96. maddesi ve Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının  B.2. maddesinde geçen bu belgeler sigorta şirketinin ödeme tarihine(temerrüde) ilişkin olup  dava açmadan önce sigorta şirketine başvuru yapılmasına dair adı geçen yasanın 97. maddesinde bu belgelere yer verilmediği gibi davacının başvuru dilekçesinde eklenmesi gereken diğer tüm belgeleri ekleyerek başvuru yaptığı,davalı sigortanın cevabi ile dava tarihi arasında geçen süre de gözetildiğinde davalı sigortanın davacıya verdiği cevabın talebi karşılamadığı dolayısıyla davacının dava açmadan önce yasada öngörülen sigortaya başvuru koşulunu yerine getirdiği sonucuna ulaşıldığı,bu halde  yasada belirtilen başvuruya ilişkin ön koşulun yerine getirildiği de açıktır. İstinaf itirazları yerinde değildir.<br>\t3- Faiz başlangıcına ilişkin itirazın incelenmesinde:<br>\tSomut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara  gerek  olmaksızın, zararın  doğduğu  anda, başka  bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir.<br>Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9.gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir.<br>Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine bir başvuruda bulunmaması halinde yada başvuru ispatlanmadığı hallerde davalı sigorta şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmektedir.<br>Davacının dava açmadan önce davalıya başvuruda bulunduğu anlaşılmakla itirazın reddi gerekmiştir.<br>4-Kusur itirazının incelenmesinde :<br>Dava konusu kazaya ilişkin olarak Konya .. Ağır Ceza Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyasından aldırılan 22/10/2018 tarihli Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporda, sürücü ....'nın tali kusurlu olduğu, plaka tespit edilemeyen TIR sürücüsünün asli kusurlu olduğu, müteveffa ...'nın ise tali kusurlu olduğu rapor edilmiştir. <br>\tMahkemece aldırılan 20/11/2022 tarihli Adli Trafik Bilirkişisi raporu ile, faili meçhul sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen Tır'ın bu kazanın oluşumunda %70 (yüzde yetmiş) oranında kural ihlalinin olduğu, tescilsiz Falcon Marka Motosiklet Sürücüsü ....' ise % 20 (yüzde yirmi) oranında kural ihlalinin olduğu, yolcu Müteveffa ...' ise bu kazada yine aynı kanunun %10 (yüzde on) oranında kural ihlalinin olduğu rapor edilmiştir. <br>\tMahkemece, 20/11/2022 tarihli ve 30/01/2023 tarihli raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi yönüyle aldırılan Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinin düzenlediği 18/03/2023 tarihli raporu ile, .... plaka sayılı TIR ( Çekici+Dorse) sürücüsü ....' un 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 54/a-3 maddesini ihlal ettiğinden bu kazanın oluşumunda %70 (yüzde yetmiş) oranında kusurlu olduğu, tescilsiz motosiklet sürücüsü ....'nın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 55/a-b maddelerini ihlal ettiğinden bu kazanın oluşumunda % 30 (yüzde otuz) oranında kusurlu olduğu, müteveffa yolcu ...' nın kural ihlalinin olmadığı rapor edilmiştir. <br>\t18/03/2023 tarihli raporda kazaya karışan aracın .... plakalı araç olduğu kabul edilerek rapor tanzim edildiğinden, aynı heyetten kazaya karışan aracın belirlenemediği kabul edilerek ek rapor tanzim edilmesi istenilmiş. <br>\tBu kapsamda Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinin düzenlediği 20/07/2023 tarihli ek raporu ile, plakası tespit edilemeyen ve faili meçhul TIR ( Çekici+Dorse) sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 54/a-3 maddesini ihlal ettiğinden bu kazanın oluşumunda%70 (yüzde yetmiş) oranında kusurlu olduğu, tescilsiz motosiklet sürücüsü ....'nın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 55/a-b maddelerini ihlal ettiğinden bu kazanın oluşumunda % 30 (yüzde otuz) oranında kusurlu olduğu, müteveffa yolcu ...' nın kural ihlalinin olmadığı rapor edilmiştir. <br>\tKarayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinin düzenlediği 20/07/2023 tarihli ek raporu ile mevcut raporlar arasındaki çelişkilerin giderildiği ve dolayısıyla plakası tespit edilemeyen aracın kazanın oluşumunda % 70 oranında kusurlu olduğu kabul edilmesinde usul ve yasaya aykırılık yoktur. İtirazın reddi gerekmiştir.<br>Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği  esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf eden davalıdan alınması gereken 19.295,54 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 4.824,00 TL nin mahsubu ile bakiye 14.471,54 TL eksik harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br> Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince;  (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.21/11/2024<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br>e-imzalı <br><br>Üye<br><br> e-imzalı<br><br>Üye<br><br>e-imzalı <br><br>Katip<br><br>e-imzalı <br><br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"743c84d9661220e5","SID":"3c5b882ef6666381"}}