{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1351 <br>KARAR NO: 2024/1563<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 25/01/2021<br>NUMARASI: 2018/249 E.  - 2021/50 K.<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı tarafa, müvekkili nezdinde muaccel olmuş borçları ve sözleşmenin ihlali nedeni ile bayilik sözleşmesinin iptali için Beyoğlu ... Noterliğinin 30/09/2014 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin gönderildiğini, sözleşmenin feshedildiğini, protokolün önceki yatırım bedelinin iadesi başlıklı 11. maddesi gereği davalının 399.051,00 USD+KDV tutarında yatırım bedeli iade borcunun bulunduğunu, 12. madde gereği müvekkil nezdinde doğmuş ve doğacak 399.051,00 USD’yi müşterek borçlu müteselsil kefil olrak ödemeyi garanti etiğini iddia ederek 329.959,30 USD+KDV yatırım bedelinin şimdilik 1.000,00 USD'lik kısmının  30/06/2012 tarihinden itibaren libor +5 oranında faizi ve KDV'si  ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; müvekkile ait istasyonun önünde bulunan Muğla- Kale karayolunun tadilata girdiğini, o yolun kulanılmaması nedeni ile istasyonun kullanılmaz hale geldiğini, müvekkilinin satış yapamadığını, istasyona araç giremediğini, bunun sonunda müvekkilinin sözleşme hükümlerini ifa edemediğni, devlet kurumlan tarafından tadilata girişilmesinin  mücbir sebep  olduğunu, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/366 Esas sayılı dosyasında Karayolları 2. Bölge Müdürlüğünün ... sayılı Bölge Müdrlüğü yazısı ile bildirildiğini, ayrıca İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/644 E sayılı dosyasında haklılıklarını ortaya koyan deliller sunulduğunu savunarak, davacının talebinin müvekkilinin ticari hayatının bitmesine sebep olacağından davanın reddine karar verilmesini, aksi durumda en az %50 oranında indirim yapılmasını talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/644 Esas Sayılı dosyasının 04/02/2019 tarih ve 2019/59 sayılı kararında özetle; 'Karayolları Genel Müdürlüğünden gelen yazıya verilen cevaba göre; istasyonun bulunduğu kesimdeki yol yapım çalışmasına 25/11/2011 tarihinde menfez yapımı ile başlandığını, 23/02/2012 tarihinde hafriyat işlerinin başladığını, 05/09/2012 tarihinden itibaren alt temel işlerinin başladığını ve bu sürelerde yolun trafiğe kapalı olduğunu, 24/08/2013 tarihinde kadar da kısmi zamanlı yol kapamalarının devam ettiğininin belirtildiği görüldüğü gibi 2011 yılından 2014 yılına kadar geçen büyük bir zaman aralığında kimi zaman kısmen kimi zaman tam zamanlı uzun süreli yol kapama işlemi nedeni ile istasyonun günlük faaliyetini yapma imkanı bulamadığını, kamu otoritesinin aldığı karara karşı kamu hizmeti de söz konusu olmakla yol yapımı sırasında davalının yol yapımı sırasında istasyonun çalışmayacağı, şeklindeki durumlara katlanmak zorunda olduğu, bu durumun olayda illiyet bağını kesen önlenmez bir mücbir sebep olarak kabulünün zorunlu olduğunu vedavalıdan cezai şart istemenin MK mad.2’ye aykırı olduğu nedenle davanın reddine karar vermek gerekmektedir' şeklindedir. Sayın Mahkeme’nin görevlendirmesi ve dosya münderecatı incelenmesi neticesinde,  Bilirkişi heyeti tarafından olayda mücbir sebep bulunduğu sonuç ve kanaatine varmış olduğu tespit edilmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan dilekçe ile  şirket merkezi Muğla olduğundan Muğla il sınrıları içeresinde şirket kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi incelemesi talep edildiği anlaşılmış olup, Mahkememizin 15/04/2019 tarihli duruşmasında Muğla Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişi tarafından hazırlanan 24/11/2020 havale tarihli rapor mahkememize sunulmuştur. Davalı şirketin 2012-2017 yıllarına ait 12 aylık yevmiye defterleri incelenmiştir. Davalı ... LTD. ŞTİ’nin bu çerçevede 28/12/2011 tarihinden itibaren yevmiye defterinin noter onaylarının alınmış olduğu, söz konusu yevmiye defterinin açılış onaylarının usulüne uygun olarak yapıldığının kabul edilmesi gerektiği, ilgili süreler içerisinde mali mühür ve onaylarının yapıldığı görülmüştür. Kapanış onaylarının da 25/06/2013’ten itibaren 18/06/2018 tarihine kadar düzenli olarak onaylı mühürlü kağıtlar üzerinde yapılmış olduğu görülmüştür. Davalı ... Tic. Lld.Şti’nin akaryakıt gelirleri yanında zeytin işleme tesisinden gelirleri de bulunmaktadır. Veriler 30 Haziran 2012 tarihi itibariyle şirketin akaryakıt satışından gelir elde ettiğini ancak yol yapım çalışmasından sonraki dönemlerde bu faaliyetinden kayıtlarına gelir rakamı işlenmediğini göstermektedir. Kayıtlara göre davalı şirket ... LTD. ŞTİ, 2012-2017 tarihleri arasında akaryakıttan 344.729,36TL, madeni yağdan 21.520,98TL, LPG’den 56.628,78TL brüt gelir elde etmiş yani toplam 444.400,10 TL‘lik satış yaptığı anlaşılmaktadır. İlgili rakamlar 2012-2017 yıllarına ait “Gelir Vergisi Beyannameleri”nden de doğrulanmıştır. Davalı ... LTD. ŞTİ’nin Gelir Vergisi Beyannamelerine göre 2012 yılı 451.554,19TL, 2013 yılı 52.368,15TL, 2014 yılı 309.264.23TL, 2015 yılı 0TL, 2016 yılı TL ve 2017 yılı 0TL satış geliri bulunmaktadır. Yukarıdaki tabloda özetlendiği gibi gelirlerin tamamı akaryakıt satışlarından oluşmamaktadır. Davalının dönemleri kar veya zararla kapatması, dosyanın konusu olmadığından belirtilmemiştir. Dosyada yer alan ilk bilirkişi raporuna göre davacının davalı şirkete hangi yılda kaç liralık akaryakıt sattığı ise anlaşılamamaktadır. Dolayısıyla davalının defterlerine göre elde edilen bilgiler karşılaştırılmadan bu şekilde özetlenmektedir. Bilirkişi tarafından yerinde yapılan incelemeler neticesinde davalı ... LTD. ŞTİ’nin akaryakıt satışları Karayolları 2.Bölge Müdürlüğünün ... sayılı ve 25.09.2019 tarihli yazısında belirtilen sebeplerden yapamadığı davalının ticari defterlerinde görülmektedir. İlgili yazıya göre (“Muğla-Kale yolu KM:0+000-17+000 arası ikmal ileri ile KM: 17+000-55+000 arası toprak tesviye, sanat yapıları ve üstyapı işleri adı ile 20.09.2010 tarihinde ihale edilen, 20.12.2010 tarihinde çalışmalarına başlanan ve 11.04.2016 tarihinde geçici kabulü yapılan yapım işidir.”) yol yapım çalışmaları 2012-2014 tarihleri arasını kapsamaktadır. Davalının 2012-2017 defter kayıtlarına ve Gelir İdaresi Başkanlığına sunduğu gelir vergisi beyannamelerine göre yaptığı satışlardan davalı ... LTD. ŞTİ, 2012-2017 tarihleri arasında akaryakıttan 344.729,36TL. madeni yağdan 21.520,98 TL, LPG'de 56.628,78TL brüt gelir elde etmiş yani toplam 444.400,10 TL’lik satış geliri bulunmaktadır. Mahkememiz dosyası arasına alınan taraflar arasındaki 30/06/2012 tarihli Sözleşme, 31/08/2020 havale tarihli bilirkişi raporu, Muğla Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak alınan 24/11/2020 havale tarihli bilirkişi raporunda davalının yol yapımı çalışmasından kaynaklı mücbir sebeple yakıt satamadığı ve bu nedenle davacının davalıdan cezai şart istemenin MK mad.2'ye aykırı olduğu hususları tespit edilmiş olduğundan.... \"  gerekçesiyle davanın reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirket arasında ... parselde kayıtlı bulunan gayrimenkul  üzerindeki akaryakıt istasyonunun işleticiliği hususunda 30.06.2012 tarihli beş yıl süreli bayilik sözleşmesi ve aynı tarihli protokol akdedildiğini, davalı şirketin muaccel borçlarını ödememesi ve sözleşmenin ihlali nedeniyle bayilik sözleşmesinin müvekkili şirket tarafından 30.09.2014 tarihinde ihtarname ile feshedildiğini, protokolün önceki yatırım bedelinin iadesi başlıklı 11.maddesi ile davalı şirketin 399.051,00 USD + KDV tutarında yatırım bedeli iade borcunun bulunduğunun davalılar tarafından kabul edildiğini ve iadenin şartlarının düzenlendiğini, protokole göre sözleşmenin sona ermesi tarihini takip eden üç ay içerisinde kalan süreye isabet eden yatırım bedelinin davalı şirket ya da davalı ... tarafından müvekkiline ödenmesi gerektiğini, sürelerin sona ermesine rağmen ödeme yapılmadığını, bunun üzerine fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ilk beş yıllık dönemden kalan 2.d önem ve üç buçuk yıllık dönemler olmak üzere toplam 329.959,30 USD + KDV alacağının bulunduğunu, davalıların müşterek ve müteselsil kefil olarak ödemeyi garanti ettiklerini, diğer davalının da borçtan sorumlu olduğunu, protokol uyarınca fazlaya dair talepleri saklı kalmak kaydıyla müvekkiline ödenmesi kararlaştırılan yatırım bedelinin şimdilik 1.000,00 USD'nin 30.06.2012 tarihinden itibaren faizi ve KDV'si ile birlikte tahsili için dava açıldığını, mahkemece davalının yol yapımı çalışmasından kaynaklı mücbir sebeple yakıt satamadığı ve bu nedenle davacının davalıdan cezai şart isteminin TMK'nın 2. maddesine aykırı olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle ret kararı verildiğini, dava konusu talebin davalıların müvekkili şirkete ödemeyi kabul ettiği yatırım bedelinin davalılardan tahsiline yönelik olduğunu, mahkeme tarafından herhangi bir hukuk nosyonu olmayan kimya mühendisi ve mali müşavir bilirkişilerin görüşlerine itibar edildiğini, dosya kapsamı incelenmeksizin dava konusu dahi edilmeyen cezai şartın talep edilmesinin TMK 2'ye aykırı olduğu gerekçesiyle ret kararı verildiğini, dava dilekçesi ve açıklamalardan sabit olduğu üzere  davanın konusunun protokolün 11. maddesi ile açıkça ikrar ettikleri  üzere yatırım bedeli iade borcunun ödenmesi olduğunu, davada cezai şart talep edilmediğini, olayda mücbir sebep olup olmamasının davalının borcunun ortadan kaldıracak bir durum olmadığını, davalı tarafın yükümlülüğünü yerine getirmediğini, dava konusunun davalıya peşin olarak ödenmiş yatırım bedelinin iadesi olduğunu, bedelin hangi şartlarda ne şekilde ödeneceğinin protokolün 11. maddesinde ayrıntılı şekilde belirtildiğini, mahkemenin dosyayı değerlendirmekte açıkça yanılgıya düştüğünü, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, bayilik sözleşmesinin feshi sonucu, davalı tarafa ödenmiş olan yatırım bedelinin, taraflar arasında düzenlenen protokolün 11. maddesi gereğince tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, bayilik sözleşmesi ve protokolün varlığı ile sözleşmenin davacı şirket tarafından feshedildiği konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında 30.06.2012 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığı, sözleşmede bayinin davalı şirket olduğu ve  aynı tarihli protokol düzenlendiği, protokolde istasyon üzerinde 17.04.2008 tarihinde tesis edilen intifa şerhi olduğunun belirtildiği, protokolün 11. maddesinde; önceki yatırım bedelinin iadesi başlığı ile davacının malik veya bayiye protokol imzalanırken mevcut intifa hakkı süresini dikkate alarak istasyona yapmış olduğu yatırımların malike verilen intifa bedelinin 310.000,00 ABD Doları, kalıcı teknik yatırımın 211.836,00 ABD Doları toplam yatırım bedeli tutarının 521.836,00 ABD Doları + KDV olduğu, 17.04.2008 tarihinden itibaren 17 yıllık intifa hakkı süresi esas alınarak yapıldığı, bu bedelin bayinin akdi ve yasal vecibelerini yerine getirmesi için ödendiği, ilk beş yıllık dönemin protokolün 6.maddesi dahilinde akdedilecek sözleşmelerin süresi sonunda yenilenmemesi halinde kalan 8 yıla tekabül eden miktarların hesaplanacak faizi ile birlikte davacı tarafından ABD Doları cinsinden veya fatura tarihindeki TL karşılığı olarak fatura tutarının bayi tarafından davacının kabul edeceği bir ödeme planı sunulmadığı takdirde takip eden 3 ayda ve 3 eşit taksitle nakden ve defaten ödeneceği, ikinci 5 yıllık dönem için ödemelerin ve sonraki ödeme şekillerinin belirlendiği, protokolün 12.maddesinde kefalet başlığı ile kefil ...'ün davacının belirleyeceği dağıtıcıdan almış veya alacağı ödünç para, akaryakıt, otogaz ve madeni yağ bedellerinden cezai şart borçlarından vs ilişkilerden doğmuş veya doğacak 399.051,00 ABD Doları kadar müşterek, müteselsil borçlu ve kefil sıfatı ile ödemeyi garanti ettiği hususlarına yer verildiği, davacı şirket tarafından Beyoğlu ... Noterliğinde 30.09.2014 tarihli ihtarnamenin düzenlendiği, ihtarnamede, davalılardan ...'ün malik, davalı ...'ün eski bayi ve müteselsil kefil, davacı şirketin ise bayi olarak belirtildiği, içeriğinde, sözleşme ve eklerinde yer alan hükümlere uygun davranılmadığı ve muaccel hale gelen borçları ödemeleri hususunda 25.03.2014 tarihli ihtarnamenin gönderilmiş olmasına rağmen talep edilen hususların yerine getirilmediği, borçların ödenmemesi ve yükümlülüklerin yerine getirilmemesi amacıyla bayi ile akdedilen sözleşmelerin ihtarın gönderildiği tarih itibariyle feshedildiği, ürün alımlarından kaynaklanan muaccel 153.572,92 TL cari hesap borcunun bulunduğu, 5 gün içinde ödenmesinin talep edildiği, bunun yanında toplamda 99.952,40 USD cezai şart tutarının ödenmesinin talep edildiği, ...'ün bayi ile akdedilen sözleşme ve eklerinden kaynaklanan borçlardan dolayı 399.051,00 USD tutarına kadar müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğunun kabul edildiği hususunu belirtildiği, diğer alacak kalemlerine yer verildiği ve davacı şirket tarafından fesih tarihinden yaklaşık 4 yıl sonra protokolün 11. maddesi gereğince, önceki yatırım bedelinin iadesine dair iş bu davayı açmış olduğu anlaşılmıştır. Dava dilekçesinde, cezai şart alacağına ilişkin herhangi bir talep mevcut değildir. Davalı delilleri arasında yer alan dosyaya ekli İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/644 Esas- 2019/59 Karar ve 04.02.2019 tarihli karar örneğinden tarafların aynı olduğu, dava tarihinin 19/07/2017, davanın konusunun aynı sözleşmeden kaynaklanan cezai şart alacağa olduğu, aynı gerekçe ile reddedilen davanın henüz kesinleşmesinin olmadığı, davacının istinaf kanun yoluna başvurmuş olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporu ve talimat yoluyla alınan bilirkişi raporu sonucunda   yukarıda belirtilen gerekçelere istinaden davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece bilirkişi raporu alınmıştır. Davacı vekili bilirkişi raporuna itiraz ederek, anılan sözleşme hükmü ile bedelin iadesi için sözleşmenin sona ermiş olmasının yeterli olduğunu, sözleşmenin ne şekilde sona erdiğinin alacak açısından öneminin bulunmadığını, dava konusu alacağın dayanağının protokolün 11. maddesinde açıkça ve ayrıntılı olarak hüküm altına alındığını belirterek, alacağın miktarının tespiti yönünden rapor alınmasını talep etmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir. Davacının alacak talebinin konusu, taraflar arasında imzalanan protokolün 11. maddesinde düzenlenen yatırım bedelidir. Gerek dava dilekçesinin  konu başlığında, gerekse içeriği ve sonuç kısmında açıkça bu husus belirtilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı yapılan itiraz dilekçesinde de bu hususa yer verilerek davanın konusu açıklanmış ve  alacağın miktarının tespiti talep edilmiştir. Dava dilekçesi ve ekli belgelerde iş bu davada cezai şart alacağının dava konusu edildiğine dair herhangi bir tespite rastlanılmamıştır. HMK'nın 26.maddesi uyarınca mahkeme, taleple bağlı olup talepten başka bir şeye karar veremez. Aynı Kanun'un  297. maddesi maddesi uyarınca, davadaki her bir talep hakkında olumlu veya  olumsuz bir karar verilmesi, verilen kararın gerekçeye bağlanması; gerekçede tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşmadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi ve sabit görülen vakıalar ve çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yazılması zorunludur. Yani gerekçede  tüm deliller değerlendirilmeli, her bir talep hakkında karar verilmeli, her bir uyuşmazlık noktasının nasıl aşıldığı gösterilmelidir.Somut olayda ise ilk derece mahkemesinin karar gerekçesi, eldeki davanın konusu olmayan ceza koşuluna ilişkin olup gerekçede, davanın konusu olan protokolün 11. Maddesindeki yatırım bedeline ilişkin hiç bir değerlendirme yapılmamıştır. Davanın konusu olmayan ceza koşuluna dair gerekçe yazılarak verilen hüküm, istinaf denetimine elverişli bir hüküm olmayıp kararın kaldırılması gerekmiştir.Kabule göre ise  6325 sayılı yasanın 18/A-13 ve 14 maddeleri gereğince arabuluculuk ücreti hakkında karar verilmemiş olması usule aykırı olmuştur.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu hükmünün kaldırılarak, davanın yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesi gerektiğinden aşağıdaki karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, 4-İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine, 5-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 07.11.2024<br>KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aa7d2655c597befe","SID":"50ec2957e95f5721"}}