{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1352 <br>KARAR NO: 2024/1564<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/12/2020<br>NUMARASI: 2017/711 E. - 2020/809 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın iptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili  tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın  Güneşli Ticari  Şubesi ile dava dışı kredi lehtarı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında 26.11.2013 tarihinde Genel Kredi Sözleşmeleri akdedildiğini, bu sözleşmeyi  davalı kefillerinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduklarını, anılan sözleşmeler kapsamında davalıya kredi kullandırıldığını, kredi tutarı 1.558.117,79 TL nakdi ve gayrinakdi  122.400,00 TL  borcun ödenmemesi üzerine Beşiktaş ...Noterliğinin  08.01.2016 tarih ve  ... yevmiye no.lu ihtarı ile kredi hesaplarının kesilip kat edildiğini, ihtarnamenin davalıların gösterdiği tüm adreslere gönderildiğini ve borcun ödenmediğini,  İstanbul ...İcra Md. ... E. sayılı dosyası ile alacağın tahsili için ilamsız icra takibine geçildiğini, davalı/borçluların asıl borca ve takibin tüm fer’ilerine itirazları üzerine takibin durduğunu, talep edilen faizin sözleşmenin 4.2 m. göre %72 oranında olduğunu, sözleşmenin 5.1 m. göre müvekkili bankanın defter ve kayıtlarının yegane delil olacağının taahhüt edildiğini iddia ederek, itirazın iptaline, takibin devamına ve  %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya yasaya uygun olarak tebligat yapılmış olmasına karşın, davayı takip etmediği gibi, yazılı bildirimde de bulunmadığından, HMK'nın 128. maddesi hükmü gereğince davayı inkar ettiği varsayılmıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... davacı ... Bank A.Ş. ile dava dışı asıl borçlu ... San. ve  Tic.Ltd.Şti. arasında 26/11/2013 tarihli 5.000.000,00-TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalının anılan sözleşmeyi aynı limitle müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, kefaletlerin TBK'nun 583 ve devamı maddeleri kapsamında geçerli olduğu, anılan sözleşme uyarınca kredi lehdarına farklı tarihlerde rotatif kredi, cari hesap kredisi, teminat mektubu tazmin kredisi ve çek bedeli taahhüt kredisi kullandırıldığı, kredi borçlarının kararlaştırılan sürede ödenmemesi üzerine kredi hesabının davacı banka tarafından 06/01/2016 tarihinde kat edildiği, kat edilen borcun bir gün içerisinde ödenmesi uyarısını içeren kat ihtarının dava dışı kredi lehdarının sözleşmedeki adresine tebliğe çıkarıldığı,  ve 12/01/2016 tarihinde tebliğ edildiği, buna göre kredi lehdarının 14/01/2016 tarihinde temerrüde düştüğü, davalı kefilin adresine çıkartılan tebligatın bila tebliğ döndüğü, kat ihtarı tebliğ edilemediğinden davalı kefilin takip tarihi itibariyle temerrüde düştüğü anlaşılmıştır. Alınan bilirkişi raporu ile davacı bankanın takip tarihi itibariyle kredi lehdarından  1.503.472,08-TL asıl alacak,427.585,42-TL( yıllık %72) işlemiş temerrüt faizi, 21.378,42-TL BSMV  olmak üzere toplam1.952.435,92-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.Davalı kefil adına çıkartılan kat ihtarını içerir tebligat, davalıya  tebliğ edilememiştir. Her ne kadar tebliğ adresi sözleşmede belirtilen adres olsa da, İİK'nun 68 maddesi sadece kredi lehdarı hakkında uygulanabileceğinden, bu davalının takip ile temerrüde düştüğünün kabulü gerekir.  6102 sayılı TTK’nun 7. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesinde: “Ancak, kefil ve kefillere, tahahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi yürütülemez.” hükmüne yer verilmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2018/3501 esas 2019/3769 Karar sayılı, 12/06/2019 tarihli ilamının konuya ilişkin bölümü aşağıdaki şekildedir: \"TTK yasa tasarısının 7. maddesinin 1. fıkrasına eklenen 2. cümle ilgili olarak kanunlaşma sürecinde verilen önerge ve kanunun gerekçesinde  kefile alacağın ve borcun yerine getirilmediğinin ihbarı gerektiği, ihbar edilmeden asıl borçlunun temerrüdü yönünden kefillerden temerrüt faizi istenemeyeceği belirtilmiştir. Eklenen bu fıkra 6762 sayılı Eski TTK’nunda bulunmayan yeni bir hükümdür. 6102 sayılı TTK’nun yürürlükte olduğu dönem içerisindeki kefillere yönelik alacağın tahsili yönündeki hukuki işlemlerde  bu hükmün uygulanması gerekir. Buna göre asıl borçlunun borcunu ödemediği müteselsil kefile ihbar edilmedikçe asıl borçlunun temerrüdü nedeniyle oluşan temerrüt faizinden müteselsil kefil sorumlu tutulamaz. Ancak kefil kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumlu olacağından kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden sınırsız olarak sorumlu tutulabilir. Somut olaya gelince davalı kefil ... hesap kat ihtarnamesi tebliğ edilememiş, davalı icra takip tarihi itibarıyla temerrüde düşmüş olup, mahkemece bu davalı yönünden icra takibinden önceki döneme ilişkin temerrüt faizi uygulanmayacağı yönündeki gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, mahkeme hükmünün onanması gerektiğinden, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 02.07.2018 gün, 2016/18998 E. - 2018/3728 K. sayılı bozma ilamının kaldırılarak, usul ve yasaya uygun bulunan mahkeme hükmünün onanmasına karar vermek gerekmiştir.\" TTK'nun 7/1-2.cümle maddesine uygun şekilde ihbarda bulunulmayan ve kat ihtarı kendisine tebliğ edilmeyen davalı kefil yönünden temerrüt takip tarihi itibariyle gerçekleşeceğinden, bu kefil yönünden takipten önceki dönem için sadece akdi faiz işletilebilir. Alınan 26/10/2010 tarihli ikinci ek bilirkişi raporu ile bilirkişi raporu ile kefilin takip tarihi itibariyle 1.385.270,72-TL asıl alacak, 195.391,00  işlemiş akdi faiz(kat tarihi ile takip tarihi arasında) 9.769.00-TL faizin gider vergisi olmak üzere toplam sorumlu olduğu tutarın 1.590.430,72-TL olduğu tespit edilmiştir. Bu gerekçe ile davalı kefil tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına  yapılan itirazın (tahsilde tekerrür olmamak üzere);  1.385.270,72-TL asıl alacak, 195.391,00-TL işlemiş akdi faiz(yıllık %36), 9.769,00-TL BSMV olmak üzere toplam 1.590.430,72-TL alacak yönünden iptaline karar verilmiştir. Kefilin temerrüt tarihi olan takip tarihine dek işleyen akdi faiz asıl alacağa dahil olduğundan,  takibin  1.590.430,72-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %72 oranında işletilecek temerrüt faizi ile birlikte devamına karar verilmiştir. Gerek genek kredi sözleşmesi gerek kefalet sözleşmesinde kefillerin gayrınakdi kredilere ilişkin  depo bedeli ile sorumlu olduklarına dair duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta bir hüküm bulunmadığından, gayri nakdi alacak yönünden ileri sürülen itirazın iptali talebinin reddine karar verilmiştir. Hüküm altına 1.590.430,72-TL ikit nitelikte olup, davalı itirazında haksız bulunduğundan,  İ.İ.K.nun 67/2. maddesi hükmü gereğince davalı aleyhine takdiren tespit edilen miktarın % 20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne; nakdi alacak talebi yönünden; İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın (tahsilde tekerrür olmamak üzere); 1.385.270,72 TL asıl alacak, 195.391,00 TL işlemiş akdi faiz, 9.769,00 TL BSMV olmak üzere toplam 1.590.430,72-TL alacak yönünden iptali ile, takibin  1.590.430,72-TL asıl alacağa(akdi faiz ve akdi faizin gider vergisi asıl alacağa dahil olduğundan) takip tarihinden itibaren yıllık %72 oranında işletilecek temerrüt faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,  hüküm altına alınan 1.590.430,72-TL nakdi alacağın %20'si (318.086,15 TL) oranında icra inkar  tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava tarihinden sonra yapılan 40.000,00-TL'lik tahsilatın infazda dikkate alınmasına, gayri nakdi alacak yönünden ileri sürülen itirazın iptali talebinin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili bankanın Güneşli Ticari Şubesi ile dava dışı kredi lehtarı ... Ltd Şirketi ile 26.11.2013 tarihinde kredi sözleşmesi akdedildiğini, davalının müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine kat ihtarı gönderildiğini ve icra takibi başlatıldığını, bilirkişi raporunda alacağın tespit edilmesine rağmen davalıya ihtarnamenin tebliğ edilememesi nedeniyle temerrütün takip tarihi itibariyle gerçekleştiği gerekçesiyle nakdi alacakların eksik olarak hesaplandığını, talebin kısmen reddine karar verildiğini, kredi sözleşmesi ve kefalet sözleşmesinde kefillerin gayri nakdi kredilere ilişkin depo bedeliyle sorumlu olduklarına dair duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle gayri nakdi alacağa ilişkin itirazın iptali taleplerinin reddedildiğini, tamamen kabulün gerektiğini, ihtarnamenin davalının kendisinin müvekkili bankaya yazılı olarak beyan ettiği adresine tebliğ çıkarıldığını, davalının adresini değiştirdiğine yönelik bir bildiriminin olmadığını, müvekkili tarafından yasalara uygun şekilde ihtarnamenin yapıldığını, bu karar ile davalının ihmalinden kaynaklanan bir durumun kendi aleyhine olan sonuçlarının müvekkili bankaya yükletildiğini, kişinin kendi kusuruna dayanarak hak iddia edemeyeceğinin temel hukuk normu olduğunu, davalının değişen adresini bildirmeyerek kredi sözleşmesine aykırı davrandığını, hesap kat ihtarnamesinin sözleşmede gösterilen adrese gönderildiğini, bila tebliğ dönmesinden müvekkilinin sorumlu olmadığını, yine kredi çerçeve sözleşmesinin 6 sayfasının 2.,1.maddesinde TBK'nın 582. maddesi gereğince, müteselsil kefaletin doğmuş ve doğacak tüm borçları kapsayacağının açıkça belirtildiğini, kredi sözleşmesinin ilgili hükümleri gereğince müteselsil kefillerin gayri nakdi kredi bedelinin depo edilmesinden sorumlu olduklarını iddia ederek, kararın kaldırılıp davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, davacı banka ile dava dışı ... Ltd Şirketi arasında kredi sözleşmesinin akdedildiği, davalının kredi sözleşmesinde müşterek ve müteselsil kefil olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, kefile yapılan kat ihtarı tebliğinin bila iade edilmesi neticesinde   temerrütün oluşup oluşmayacağı, kefilin gayri nakdî alacaktan dolayı depo edilmesi gereken bedelden sorumlu olup olmadığı ile kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir. Dosya kapsamından, dava dışı ... Ltd. Şirketi ile dava bankanın Güneşli İstanbul Şubesi arasında 26.11.2013 tarihinde genel kredi sözleşmesinin imzalandığı, davalı şirketin kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olduğu, kefalet limitinin 5.000.000,00 TL tutarı kadar olduğunun belirtildiği, kefalet sözleşmesinin altında davalı şirketin imzasının olduğu, kefiller başlıklı 2. maddenin 2.1.bendinde, TBK'nın 582. maddesi gereğince müteselsil kefaletin doğmuş ve doğacak tüm borçları kapsayacağının belirtildiği, kefalet sözleşmesinin 3. maddesinde; kefillerin sözleşmede yazılı adresleri ikametgah olarak seçtiği, adres değişikliklerini noter kanalı ile derhal ihbar etmeyi aksi takdirde iş bu sözleşmede yazılı adrese yapılan veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılacak her türlü tebligatın geçerli olacağı ve şahıslara yapılmış sayılacağının belirtildiği, 2.4.maddede kefillerin bankanın merkez ve tüm şubelerinde her ne şekilde, mahiyette olursa olsun mevcut ve ileride doğabilecek bütün borçlara karşılık tüm altın, alacak, hak, mevduat, hisse senedi...vb alacakları üzerinden bankanın rehin, hapis, takas ve mahsup hakkının olduğunun belirtildiği, kredi sözleşmesinin 4.1. maddesinde, müşterinin sözleşme hükümlerine göre ödemesi gereken ana para, faiz vb diğer ödemeleri süresinde ödememesi, sözleşmede yer alan ve müşteri tarafından kabul, beyan veya taahhüt edilerek yerine getirilmesi gereken yükümlülüklerin yerine getirilmemesi vb hususlara aykırı hareket edilmesi hallerinde borçların muacceliyet kazanacağı, taksitlerinden birinin vadesinde ödenmemesi durumunda diğer taksitlerinde muaccel hale geleceği hususlarına yer verildiği, davacı banka tarafından dava dışı borçlu ve müşterek borçlu ile müteselsil kefillerin tamamına Beşiktaş ... Noterliğinde düzenlenen 08.01.2016 tarihli ihtarnameyi tebliğe çıkarttırdığı, davalı şirket adresine çıkartılan tebligatın adreste tanınmadığı gerekçesiyle bila iade edildiği, ihtarnamede, davalı şirket adresinin ... Mahallesi, Bağcılar/İstanbul olarak gösterildiği, ihtarnamede gösterilen adres ile davalı kefilin kefalet sözleşmesinde yer alan kaşesindeki adresin aynı adres olduğu, borcun ödenmemesi üzerine davacı banka tarafından davalı şirket ile birlikte dava dışı ... ile ... hakkında ayrıca dava dışı kredi borçlusu şirket hakkında İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/630 Değişik İş sayılı ihtiyati haciz kararına istinaden İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, 15.08.2016 tarihinde 1.515.761,67 TL asıl alacak, 425.815,82 TL işlemiş faiz ve 21.390,75 TL faizin %5 gider vergisi olmak üzere toplam 1.964.968,28 TL alacak ile 81.510,00 TL tutarlı gayri nakdi kredi bedellerinin icra dosyasına veya bankanın faiz getirmeyen bir hesabına bloke edilmek üzere tahsil talebinde bulunduğu, davalı şirket tarafından icra takibine karşı 08.09.2016 tarihinde itiraz edildiği, davacı şirketin İİK'nın 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, taraf delilleri dosyaya celp ve ibraz edildikten sonra bilirkişi raporu alınmıştır. 05.10.2018 tarihli bilirkişi raporunda; dava dosyasında bulunan taraflarca kabul edilerek imza altına alınmış bulunan Kredi Çerçeve Sözleşmesinin 4.2 maddesinde,  müşterinin borçlar tamamen ödeninceye kadar yükümlülükleri ve temerrüt hükümlerinin  düzenlendiği, T.C. Merkez Bankasına Bankaca bildirilen en yüksek cari faiz oranın temerrüt durumunda %100 fazlasını kabul ettiğinin tespit edildiği, nakit kredi anaparanın 1.516.096,85 TL olduğu, borcun kat ihtarının Beşiktaş ... Noterliği aracılığı ile müşterek borçlu ve müteselsil kefillere 12.01.2016 tarihinde tebliğ edildiği, icra takip tarihine (15.08.2016) kadar cari faiz oranının (%36) yüzde fazlası olan %72 faiz oranı ile yapıldığı belirtilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz ederek, rapordaki tespitlerin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,  bilirkişinin tespitlerinin tamamına itiraz ettiklerini belirterek, yeniden rapor alınmasını talep etmiştir. 16.05.2019 tarihli 2.bilirkişi raporunda; davacı/alacaklı banka ile dava dışı kredi borçlusu/lehtarı ... Hiz.San. ve Tic.Ltd.Şti. arasında 5.000.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, bahse konu işbu sözleşmeyi davalı/kefilinde (... Sa. ve Tic.Ltd.Şti.) toplam 5.000.000,00 TL kefalet İlmiti dahilinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduğu, kefilin sorumluluğunun: TBK'nun 589 ve 590, maddesi (Mülga:BK 490. m); Yeni TBK göre; “ kefil her durumda, kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktara kadar sorumlu olduğu,  taraflar arasında akdedilen sözleşmenin yeni TBK hükümlerine göre düzenlenip imzalandığı, dolayısıyla yeni TBK'nun 598 m. göre bilindiği üzere (10 yıllık) süre sınırlaması bulunduğu, sözleşmenin 26.11.2013 tarihinde imzalanmış olduğu nazara alındığında daha bu 10 yıllık sürenin henüz dolmadığı, davalı/kefil- ... Sa. ve Tic.Ltd.Şti.ne gönderilen ihtarnamenin muhatabın gösterilen adresinde tanınmadığı ve yeni adresi de bilinemediği için çıkış merciine 12.01.2016 tarihinde iade edildiğinin tebliğat parçasından anlaşıldığı, sözleşmenin 5.3 m. ile yasal ikametgah |taahhüdü düzenlendiği, dava dışı şirket ve davalı/kefilin sözleşmede gösterilen ve bilinen adreslerine tebligat çıkarıldığı, davalı/kefilin adres değişikliği olduğunu davacı bankaya ihbar/ihtaren bildirdiğine dair herhangi bir belge (ihtar/ihbar) bulunmadığı, bu durumda davalının sözleşmede gösterilen ve bilinen adresine çıkarılan tebligatın hukuki sonuç doğurabileceğinin düşünüldüğü, dava dışı kredi lehtarı şirkete usulüne uygun olatak tebligat yapıldığı, ancak davalı/kefile geçerli bir tebligat yapılamadığı, başka bir deyişle başta TTK'nun 7 m. uyarınca özellikle davalı/kefile kat ihtarı tebliğ edilemediği, takdiri  mahkemeye ait olmak üzere yukarıda belirtilen emsal Yargıtay kararları nazara alınarak, özellikle dava dışı kredi lehtarı şirkete geçerli bir tebligat yapılmış olmasının yanında İİK'nun 68/b m. hükmü uyarınca temerrüte düşürülmüş sayıldığının kabulü halinde, davalı kefilin TBK'nun 589 m. hükmü uyarınca dava dışı şirketin temerrüdü ve bunun hukuki sonuçlarından sorumlu olacağı gözönüne alındığında, davalı/kefilin temerrüt faizinden sorumlu olduğu kanaatine varıldığı, ancak her halükarda nihai takdirin mahkemeye ait  olduğu,  ödeme için verilen (1) günlük mehil müddeti itibariyle dava dışı kredi lehtarı şirket ve kefilin temerrüte düşürülmüş sayılabilecekleri, davacı banka nezdinde hesap açılması ile davacı banka ile dava dışı kredi lehtarı müşteri ... San. ve Tic.Ltd.Şti.arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi ve çek taahhütnamesine istinaden, davacı banka nezdinde TL cinsi bir vadesiz ticari mevduat hesabı açıldığı ve bu hesap üzerinden dava dışı kredi lehtarı şirkete çek karnesi verilmiş olduğu, davacı bankanın depo isteyebileceği çek yaprakları ile davacı bankanın sunmuş olduğu “ Çek Statü raporlarına “ göre belirtilen çek yapraklarının bankaya halen ibraz edilmediği ya da iade edilmediği ve/veya karşılıksız işlemine tabi tutulup da yasal yükümlülük tutarları (garanti bedeli) talep edilmediği, bahse konu çek yapraklarının  karışık ve düzensiz olarak dosyaya sunulduğu, bu nedenle seri noları bazında bir ayrıştırma yapılamadığı, güncel olarak bedeli depo edilebilecek çek bedeli toplamını 57.390,00 TL olduğu,  davacı bankanın takip talebinde 81.510,00 TL depo talebinde bulunduğu, bu durumda 24.120,00 TL fazla talebin yerinde olmadığı, kefalet sözleşmesinin (1). maddesi: Genel Kredi Sözleşmesinin 6-7- sayfasında kefalet hükümlerinin düzenlendiği, “ Kefiller, kefaletin, müşterinin bankaya mevcut ve doğacak anapara ve akdi faizini, bilcümle işlemiş işleyecek temerrüt faizlerini, fonları, komisyonları, her türlü masrafları, vergi ve resimleri, dış işlemlerde kur artışı nedeniyle ortaya çıkacak ilave miktarları, kanuni takip giderlerini ve avukatlık ücretlerini, bu tutarları, müşterinin tabi olduğu usul ve esaslar dahilinde ödemeyi kabul ve taahhüt ederler.\" düzenlenmesinin  mevcut olduğunu, kefalet sözleşmesinin (2.1) maddesi:” TBK'nun 582 m. Gereği müteselsil kefaletin, doğmuş ve doğacak tüm borçları kapsayacağı “; şeklinde bir düzenleme yapıldığı, kefalet sözleşmesinin yukarıda belirtilen (1) ve (2.1) m. altında kefilin sorumlu olabileceği nakdi kredilerin tanımı her ne kadar yapılmakta ise de, gayrinakdi çek bedeli kredisinin depo edilmesinden kefilin sorumlu olacağına dair açık bir düzenleme bulunmadığı, davacı/alacaklı banka ile dava dışı kredi lehtarı ... San. ve Tic.Ltd.Şti. arasında Genel Kredi Sözleşmeleri akdedildiği, bahse konu sözleşmeyi davalı/kefilinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları, anılan sözleşme kapsamından kullandırılan kredinin kararlaştırılan süre içerisinde ödenmemiş olduğu nazara alındığında, kullandırılan kredilere ait delil mahiyetindeki bilgi ve belgeler de dosyada mevcut olduğundan, davacı bankanın davalı/kefiller aleyhinde takip ve dava hakkının bulunduğu, davalı/kefillerin sorumluluğunun  kefalet sözleşmesinde gösterilen kefalet limitinin 5.000.000,00 TL olduğu, temerrüt tarihi itibariyle hesaplanan asıl borç toplamının 1.515.761,67 TL olduğu (gayrinakdi çek taahhüt bedeli 57.390,00 TL hariç), dolayısıyla hesaplanan asıl borcun kefalet limitinden daha düşük seviyede olması nedeniyle, davalı borçlu kefilin borcun tamamından tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla müteselsilen sorumlu olduklarının düşünülebileceği, gayrinakdi çek  taahhüt bedelinin depo edilmesi yönünden ise davalı kefil yönünden: sözleşme içeriğinde davalı/kefilin gayrinakdi çek taahhüt bedelinin depo edilmesinden sorumlu olduğunu gösteren açık bir düzenlemeye rastlanılamadığı, bu nedenle davalı/kefilin gayrinakdi çek taahhüt bedeli kredisinin (57.390,00 TL) depo edilmesinden sorumlu olup olmadığının mahkemenin takdirinde olduğu, dava tarihinden (09.08.2017) sonra; iki kalem halinde toplam 40.000,00 TL'lık kısmi tahsilat sağlandığı işbu tahsilatın dosyanın kesin infazı sırasında nazara alınması gerektiği  belirtilmiştir. 26.11.2019 tarihli ek bilirkişi raporunda; kök raporda işlemiş faiz ve ferileri bakımından yapılan revizyon sonucunda oluşan nakdi alacak tutarının toplam 1.952.435,92 TL olduğu, takip tarihinden itibaren asıl alacak 1.503.472,08 TL'nin  tamamen ödenmesine kadar tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla %72 oranında temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5 gider vergisi istenebileceği, gayrinakti çek taahhüt bedelinin depo edilmesi yönünden kök raporla ilgili revizyon yapılmadığı, davalı kefil yönünden sözleşme içeriğinde gayri nakdi çek taahhüt bedelinin depo edilmesinden sorumlu olduğunu gösteren açık bir düzenlemeye yer verilmediği belirtilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz ve beyanda bulunarak talepleri doğrultusunda  karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, 24.10.2020 tarihli 2.ek bilirkişi raporu alınmıştır. ve yukarıda açıklanan gerekçelere istinaden davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Taraflar arasında, davalı şirketin genel kredi sözleşmesinde müşterek ve müteselsil kefil olduğu konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Genel kredi sözleşmesine ekli kefalet sözleşmesinin 3. maddesinde, yukarıda açıkça yer verildiği üzere, kefillerin sözleşmedeki yazılı adreslerini ikamet olarak seçtiği, adres değişikliklerini noter kanalı ile derhal ihbar etmeyi aksi takdirde iş bu sözleşmede yazılı adrese yapılan her türlü tebligatın geçerli olacağı ve şahıslara yapılmış sayılacağı belirtilmiştir. Davacı banka tarafından,  dava dışı borçluya, davalı ve diğer müşterek ve müteselsil kefillere kat ihtarnamesi düzenlenerek gönderilmiştir. Davalı kefile gönderilen kat ihtarına dair tebligat bila iade edilmiştir. TTK'nın 7/2 maddesinde, ticari borçlara kefalet halinde hem asıl borçlu ile kefil, hem de kefiller arasındaki ilişkilerde 1.fıkra hükmünün geçerli olacağı, 1.fıkrada ise, kefil ve kefillere taahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği, ihbar edilmeden temerrüt faizinin yürütülemeyeceği düzenlenmiştir. Yasanın emredici düzenlemesine göre mahkemenin davalı kefilin temerrüte düşürülmediği gerekçesiyle kabulü kararında isabetsizlik görülmemiştir. Emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2018/3501 Esas, 2019/3769 Karar sayılı ilamında da; aynı hususa yer verilmiştir. Diğer taraftan, davacı kefilin gayri nakdî kredilerden dolayı depoya esas olan alacaktan sorumlu tutulmamış olmasınında da bir isabetsizlik görülmemiştir. Zira,  Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2018/689 Esas, 2018/1624 Karar ve 06.11.2018 tarihli emsal ilamında da belirtildiği üzere, gayri nakdî alacaktan kefilin sorumluluğu bulunmadığından, ilk derece mahkemesince gayri nakdî alacak bakımından verilen hüküm isabetli bunumşutur. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerlerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; 5-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 07.11.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dc25d31497179e92","SID":"cd2efa2d0064b92e"}}