{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/825 Esas <br>KARAR NO:2024/1746 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2020/967 Esas -  2022/160 Karar <br>TARİH:14/02/2022<br>DAVA:Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)<br>KARAR TARİHİ:07/11/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari ilişki olduğunu, davalının cari hesap borcunu ödememesi nedeniyle davalı aleyhine ... sayılı dosyası üzerinden takibe girişildiğini, davalının takibe ve borca itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla itirazın iptali ile takibin devamını, davalı tarafın % 20 oranından az olmamak üzere icra/inkar tazminatı ile mahkumiyetini talep ve dava etmiştirDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  dava dilekçesindeki hususların hiçbirini kabul etmediklerini, zira, işbu davanın davacısı ... Şti. ortaklarından biri... olduğunu, bu hususun 18 Aralık 2018 tarihli 9726 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde mevcut olduğunu, ... ise Müvekkili ...’in yetkilisi olduğu ... İnşaat Şirketi'nin işlerinin yürütülebilmesi konusu gerekli gördüğünde sektörden anlayan kişiler ile çalışma gereği duyduğunda çalıştığı kişilerden biri olduğunu, bu nedenle –aslen ortak olmamakla birlikte- müvekkilinin bir takım işleri birlikte yürüttüğü davacı şirket sahibi...’ı iş ve işlemlerin eksiksiz yürütülmesini sağlayacak şekilde geniş yetki içeren Bakırköy .... Noterliği 25.04.2016 tarihli ...yevmiye nolu ve Bakırköy ... Noterliği 26.12.2015 tarihli ... yevmiye nolu vekaletname ile yetkili kılınmıştır. Ancak Davalı şirket sahibi vekaleti kötüye kullandığı ve bir takım haksız eylemlerinin olduğunu tespit edildiğinden Bakırköy .... Noterliği 31.01.2017 tarih ...yevmiye nolu ve Bakırköy .... Noterliği 31.01.2017 tarihli ... yevmiye nolu azilnameleri gönderildiğini, dolayısıyla, dava dışı... sahibi şirket üzerinden alacağı varmışçasına takip başlatıldığını, haklı ve yerinde olarak işbu takibe itiraz edildiğini, dava dışı... tarafından gerek kendi üzerinden gerekse de sahibi olduğu davacı şirket üzerinden bu vekaletnameye dayanarak müvekkilinin irade ve bilgisi dışında iş ve işlemlerde bulunduğunu,  dava dışı...’ın tanık olarak dinlendiği Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2020/34 esas sayılı dosyada verdiği beyanlarla sabit hale geldiğini, gerek davacı şirketin gerekse de dava dışı...’ın müvekkili ile ticari bir ilişkisi/alacak borç ilişkisi içerisinde olmadığının ikrar edildiğini, işbu davada da müvekkilinin bilgisi dahi olmayan bir takım işlemlerin davacı şirket ortağı tarafından gerçekleştirilmesi üzerine müvekkilin borçlu olduğunu göstermek, müvekkilinden haksız ve hukuka aykırı bir şekilde kazanç sağlamak adına olduğunu beyanla davanın reddini, akabinde haksız ve kötü niyetli olan davacı aleyhine takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatını, yargılama giderleri ile 1136 Sayılı Avukatlık Kanununun 4667 Sayılı Kanunla değişik 164/son fıkrası uyarınca karşı taraf vekalet ücretinin avukat olarak taraflarına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 14/02/2022 tarih ve 2020/967 Esas -  2022/160 Karar sayılı kararında; \"Dava, İİK 67 md ne dayalı itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.Celp olunan ...  sayılı dosyasının tet- kikinde ; davacı/ alacaklı tarafından davalı/ borçlu aleyhine cari hesaba dayalı 361.436,34 TL (asıl) alacak + 120.685,08 TL işlemiş faizden ibaret toplam 482.121,42 TL'nin tahsili istemiyle 25/11/2019 tarihinde ilamsız takibe girişildiği, ödeme emrini tebellüğ eden borçlunun 29/11/2019 tarihinde vekili aracılığıyla (süresi içinde ) ibraz ettiği dilekçe ile \" müvekkilinin alacaklı görünen tarafa  her hangi bir borcunun bulunmadığı\"ndan bahisle borca, faize, faiz oranına ve tüm ferilerine  itiraz ettiği, İİK 66 md gereğince İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, itiraz dilekçesinin alacaklı tarafa tebliğ edilmediği, alacaklı vekilinin yasal süre içinde mahkememize müracaatla iş bu davayı ikame ettiği anlaşılmıştır.Dava konusu uyuşmazlık; davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan takibe davalının itirazının haklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.SMMM ... tarafından dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen rapora göre ; ''davacı tarafından ibraz edilen ticari defterlerin usulüne uygun bir şekilde açılış kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, tutulması zorunlu olan defterlerden Envanter defterinin ibraz edilmediği, davalı tarafından ibraz edilen ticari defterlerin usulüne uygun bir şekilde açılış kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, ticari defterlerinin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, taraflar arasında davacı tarafından davalıya muhtelif inşaat malzemeleri satılması şeklinde ticari ilişki kurulduğu, davacı ticari defterlerinde icra takip tarihinde davacının davalıdan 379.012,27 TL alacaklı olduğu, dava konusu icra takibine 361.436,34 TL'nin (asıl alacak) tahsilinin konu edildiği, davalı ticari defterlerinde icra takip ve dava tarihinde davalının davacıya 361.436,34 TL borçlu olduğu, dava tarihinden sonra davacıya 361.436,34 TL bedelli iade faturası düzenlenmesi neticesinde, inceleme günüde davalının davacıya herhangi bir borcu gözükmediği, davacının söz konusu faturaya kanuni süresinde içerisinde usulüne uygun olarak itiraz ederek iade ettiği, davalının savunmalarında iddia ettiği, davacı şirket yetkilisine verilen vekaletname ile gerçek olmayan  faturaların muhasebe kayıtlarına  işletildiği iddialarının; gerek davacının alacağına dayanak faturaların davalı tarafından kabul edilerek kanuni süresi veya kanuni süresinden sonra itiraz edilmemesi, gerek davalının davacı şirket vekilinin vekaletini iptal etmesinden sonra bu alacak bakiyesine herhangi bir itirazı olmaması, gerekse davacı şirket yetkilisinin vekaletnamelerinin iptal edildiği tarihten sonra dahi davalının davacıdan 127.563,25 TL'lik daha mal alımı/fatura alımı yapması dikkate alındığında, davalı iddialarının ispata muhtaç olduğu, davacı tarafından TTK 1530/4 mad. kapsamında takip öncesi işlemiş faiz talep edildiği, sayım mahkemenizce davacı talebinin uygun görülmesi halinde, faturaların veya malın teslim tarihi belli olmadığından, faturaların fatura tarihinden $ gün sonra tebliğ edildiği kabul edilerek, değişen avans faiz oranları üzerinden yapılan hesaplamalar neticesinde, takip öncesi 148.907,12 TL faiz hesaplandığı, taleple bağlılık ilkesi gereğince davacının işlemiş faiz olarak 120.685,08 TL talebinin uygun olduğu'' hususu belirtilmiştir. Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacı kayıtlarına göre 2017 yılı sonunda davalının davacıya 379.012,27 TL borçlu olarak görüldüğü, davalı kayıtlarına göre ise davalının takip tarihinde davacıya 361.436,34 TL borçlu göründüğü tespit edilmiştir. Takip başladıktan sonra davalı tarafından davacıya düzenlenen 361.436,34 TL'lik faturanın davacı tarafından iade edildiği anlaşılmıştır.Davalı taraf davacı ile ticari ilişkilerinin olmadığı, davacı şirketin ortaklarından ... işlerde yardımcı olması için genel vekaletname verildiğini ve ...bu yetkisini kötüye kullanarak davacı ile iş ve işlemlerde bulunduğunu gerçekte bir borç olmadığını beyan etmektedir.Davalı defterindeki kayıtların davalı aleyhine delil niteliğinde bulunması, davalı defterlerinin davalı sorumluluğunda olması ve davalının...'ın defterlerine nasıl fatura işlettiği hususunda bir ispatının olmaması, ...'ın 2017 yılı ocak ayında azledilmesine rağmen takip tarihine kadar iade faturası düzenlenmemesi, azil nameden sonraki tarihlerde dahi davacıdan 127.563,25 TL mal alımı yapıldığına dair kayıtlara fatura işlenmesi karşısında davalı savunmasına itibar edilmemiş ve davalının aleyhine delil niteliğinde olan kendi defter ve kayıtlarında borçlu göründüğü oranda  davanın kabulüne karar verilmiş, takip tarihinden önce davalının temerrüde düşürüldüğüne ilişkin belge sunulmadığından işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiş, alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, '' DAVANIN KISMEN KABULÜNE,Davalının ... sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazının 361.436,34 TL asıl alacak yönünden iptaline, takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte  TAKİBİN DEVAMINA,Toplam alacağın % 20'si üzerinden hesap edilen 72.287,27 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE dair, Fazlaya ilişkin talebin reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı (katılma yoluyla) ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararında: \"takip tarihinden önce davalının temerrüde düşürüldüğüne ilişkin belge sunulmadığından işlemiş faiz talebinin reddine\" karar verilmiş olup, Mahkeme kararının bu bakımdan isabetsiz olduğunu, kararı bu yönden istinaf ettiklerini; icra takibinde talep edilen \"takip öncesi döneme ilişkin işlemiş  faiz alacağı\" taleplerinin dayanak ve izahının, dava dilekçelerinde ayrıntılı olarak arz edildiğini,Takip konusu alacağın, 15.11.2016, 15.11.2016 ve 16.11.2016 tarihli faturalardan kaynaklanmakta olduğunu, söz konusu fatura içeriği malların davalıya teslim edildiğini, davalı bu faturaları alıp kendi defterlerine de işlediğini ve buna göre beyannamelerini de vergi dairesine verdiğini, Türk Ticaret Kanununun 1530. Maddesinin 2. fıkrasında; \"Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer\", 3. Fıkrasında; \"Mütemerrit borçlunun alacaklısı sözleşmede öngörülen tarihten ya da ödeme süresinin sonunu takip eden günden itibaren, şart edilmemiş olsa bile faize hak kazanır.\"; 4. Fıkrasında; \"Sözleşmede ödeme günü veya süresi belirtilmemişse veya belirtilen süre beşinci fıkraya aykırı ise, borçlu aşağıdaki sürelerin sonunda ihtara gerek kalmaksızın mütemerrit sayılır ve alacaklı faize hak kazanır: a) Faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda. b) Faturanın veya eş değer ödeme talebinin alınma tarihi belirsizse mal veya hizmetin teslim alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda. c) Borçlu faturayı veya eş değer ödeme talebini mal veya hizmetin tesliminden önce almışsa, mal veya hizmetin teslim tarihini takip eden otuz günlük sürenin sonunda. d) Kanunda veya sözleşmede, mal veya hizmetin kabul veya gözden geçirme usulünün öngörüldüğü hâllerde, borçlu, faturayı veya eş değer ödeme talebini, kabul veya gözden geçirmenin gerçekleştiği tarihte veya bu tarihten daha önce almışsa, bu tarihten sonraki otuz günlük sürenin sonunda; şu kadar ki, kabul veya gözden geçirme için sözleşmede öngörülen süre, mal veya hizmetin alınmasından itibaren otuz günü aşıyor ve bu durum alacaklının aleyhine ağır bir haksızlık oluşturuyorsa, kabul veya gözden geçirme süresi mal veya hizmetin alınmasından itibaren otuz gün olarak kabul edilir.\";  5. Fıkrasında; \"Sözleşmede öngörülen ödeme süresi, faturanın veya eş değer ödeme talebinin veya mal veya hizmetin alındığı veya mal veya hizmetin gözden geçirme ve kabul usulünün tamamlandığı tarihten itibaren en fazla altmış gün olabilir. Şu kadar ki, alacaklı aleyhine ağır bir haksız durum yaratmamak koşuluyla ve açıkça anlaşmak suretiyle taraflar daha uzun bir süre öngörebilirler. Ancak alacaklının küçük yahut orta ölçekli işletme (...) veya tarımsal ya da hayvansal üretici olduğu veya borçlunun büyük ölçekli işletme sıfatını taşıdığı hâllerde, ödeme süresi, altmış günü aşamaz.\" hükümleri bulunduğunu, Bu hükümlere göre; davalının, takip dayanağı faturaları (en geç) 25 Aralık 2016 tarihinde teslim aldığını, ticari defterlerine işlediğini ve buna göre beyannamelerini vergi dairesine verdiğini,  bu durumda; takip konusu alacak bakımından en geç, 25.01.2017 tarihinde mütemerrit olduğunu; müvekkilinin takip konusu alacak için 25.01.2017 tarihinden itibaren ticari (avans) faizi talep etme hakkı doğduğunu, mahkemece alınan bilirkişi  raporunda da, bu husustaki beyanlarının değerlendirildiğini, takip öncesi döneme ilişki talep edilebilecek olan faiz miktarının; 120.685,08.-TL olabileceği hesaplanarak belirlenmiş bulunduğunu, Mahkeme kararında, sadece ihtar vs gibi temerrüt oluşmasına ilişkin belge sunulmadığı şeklinde bir gerekçe ile bu taleplerinin reddi yerinde olmadığı gibi, dava dilekçelerinde arz edilen bu bilgi ve açıklamaların değerlendirilip, tartışılması ve niçin yerinde görülmediğinin de izah edilmediğini; mahkeme kararının bu bakımdan isabetsiz olduğunu, İleri sürerek, yukarıda arz edilen sebeblerle; istinaf taleplerinin kabulü ile, takip öncesi faiz alacağına ilişkin taleplerinin kabulüne yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin hususların da, bu çerçevede yeniden hüküm altına alınmasına, karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kısmen kabul  kararının kaldırılmasını talep zorunluluğunun hasıl olduğunu, Her ne kadar davacı şirket tarafından müvekkili aleyhine takip başlatılmışsa da, müvekkilin davacı şirkete borcu olduğu iddiasının son derece gerçeğe aykırı olduğundan taraflarıca kabulünün mümkün olmadığını; taraflar arasında bir ticari ilişki olmadığını; bunun en açık kanıtının ticarete ilişkin herhangi bir kayıt olmaması olup sadece davalının defterleri incelenerek bu yönde sonuca varılmasının da mümkün olmadığını,  nitekim Yargıtay 3. HD., E. 2021/7253 K. 2021/12178 T. 29.11.2021 kararında özetle; \"Fatura tek başına alacağın varlığına delil olmaz ve yine davalının da söz konusu faturaların altında yer alan teslim alan kısmında imzası bulunmamaktadır. Bu durumda dava konusu ürünlerin teslimi hukuki bir işlem olup, ancak TMK 6. ve HMK. 190 ve 200 maddeleri gereği yazılı delillerle ispat edilebilir. Dosyaya ibraz edilen faturalar malın teslim edildiğini göstermez.Davacı yasal delillerle teslim olgusunu ispat etmelidir\" denildiğini, yine emsal kabul edilebilecek İzmir 1. Asliye Ticaret mahkemesi 2017/672 Esas sayılı dosya gerekçeli kararında \" Faturaya dayalı olarak yapılan icra takibine itirazın iptali davası olduğu, dava konusu edilen malların davalıya teslim hususunun davacı tarafça kanıtlanması gerektiği, davacı tarafça teslim olgusunun yazılı delillerle kanıtlanmadığı ve davacı tarafça davalı tarafa yemin teklif edilmediği nazara alındığında davanın subut bulmadığı sonucuna ulaşılarak davanın reddine, kötü niyet subut bulmadığından davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir\" denildiğini, iş bu kararın da Yargıtay denetiminden geçerek onanmış olup Yargıtay'ın bu husustaki kanaatinin emsal kararlar ile ortada olduğunu, İşbu davanın davacısı .... Şti. ortaklarından birinin... olduğunu;...'ın ise müvekkili ...’in yetkilisi olduğu ... Şirketinin işlerinin yürütülebilmesi konusu gerekli gördüğünde sektörden anlayan kişiler ile çalışma gereği duyduğunda çalıştığı kişilerden biri olduğunu,  bu nedenle –aslen ortak olmamakla birlikte- müvekkilin bir takım işleri birlikte yürüttüğü davacı şirket sahibi...’ı iş ve işlemlerin eksiksiz yürütülmesini sağlayacak şekilde geniş yetki içeren Bakırköy .... Noterliği 25.04.2016 tarihli ... yevmiye nolu ve Bakırköy .... Noterliği 26.12.2015 tarihli ... yevmiye nolu vekaletname ile yetkili kılındığını; ancak davalı şirket sahibinin vekaleti kötüye kullandığı ve bir takım haksız eylemlerinin olduğu tespit edildiğinden Bakırköy .... Noterliği 31.01.2017 tarih ... yevmiye nolu ve Bakırköy ... Noterliği 31.01.2017 tarihli ... yevmiye nolu azilnameleri gönderildiğini,Dolayısıyla, dava dışı...'ın sahibi olduğu şirket üzerinden alacağı varmışçasına takip başlattığını, haklı ve yerinde olarak işbu takibe itiraz edildiğini;  dava dışı... tarafından gerek kendi üzerinden gerekse de sahibi olduğu davacı şirket üzerinden bu vekaletnameye dayanarak müvekkilinin irade ve bilgisi dışında iş ve işlemlerde bulunduğunu,  davacı tarafça müvekkilinim şirkete borçlu olduğunun defter kayıtları ile sabit olduğundan bahsedilmiş ise de, taraflar arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığını; defter kayıtlarının en büyük izahının, dava dışı...’ın hesap hareketleri incelendiğinde anlaşılabileceğini; dava dışı...’ın sahibi olduğu davacı şirket ile sürekli bir para akışının olduğunu ve bu sayede müvekkilinin yalnızca kendisinin onay ve rıza verdiği işlerin takip edilmesi için çıkardığı vekaletnameyi kötü niyetli olarak kullanan dava dışı ...'in davalı müvekkili davacı şirkete borçlandırdığının açıkça tespit edilebileceğini; dolayısı ile, olmayan bir alacağa da faiz talep edilmesinin mümkün olmadığını,Davacı şirket ortağının bununla kalmayıp, müvekkilinin vekaletnameyi yalnızca kendisinin onay ve rıza verdiği işlerini takip etmesi için çıkarmış olmasına karşılık; işbu vekaletname ile... Bankasından 215.000,00 TL kredi çektiğini, müvekkilini borçlandırdığını; müvekkilinin aslen bilgisi/rızası/onayı olmayan bir kredi sebebi ile hiçbir maddi kazanç elde edemeden çekilen meblağın nereye harcandığını dahi bilmemesine rağmen krediyi ödemek zorunda kaldığını, Davacı şirket ortağının yine müvekkilinin çıkarmış olduğu vekaletnameyi kullanarak  müvekkiline ait İstanbul, Bahçelievler, Bahçelievler ... Mahallesi,... cilt/sayfa no... Ada/parsel 1.008,56 m2, arsa niteliğinde 46/1200 arsa pay, mesken nitelikli gayrimenkule ilişkin bir nolu bağımsız bölümü eniştesi ...'ya 29.08.2016 tarihinde; 2 nolu bağımsız bölümü ise 19.07.2016 tarihinde ablası... sattığını; bu satış işlemenin gerçek olmadığının da ortada olduğunu, Ortak yapılan bir takım işlerin devamı için müvekkili ...'e ait 11.000-TL bedelli 4 adet çeki, dava dışı borçlarına mahsuben emanet olarak davalı...'a verdiğini, bu emanet çeklerin hiçbir haklı alacak verecek ilişkisi olmaksızın takibe konulduğunu; bu senetlerin gayri resmi olarak tahsil edilmeye çalışılmakta olduğunu, Davacı şirket ile müvekkilinin ticari iş ilişkisi varmışçasına göstermenin yanı sıra yukarıda bahsi geçenler gereği Müvekkil Bakırköy .... Noterliği 31.01.2017 tarih ... yevmiye nolu ve Bakırköy .... Noterliği 31.01.2017 tarihli ... yevmiye nolu azilnameyi gönderdiğini; her ne kadar işbu tarih sonrası yapılan işlemlerin geçerli olmayacağı muhakkak ise de işbu tarih öncesi yapılan işlemlerin de hukuken kabul edilemeyeceğini; uğranılan zararlara ilişkin taraflarınca hukuki süreç başlatıldığını, Dava dışı... tarafından müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında, vekaletnamesiz yürütülerek müvekkili zararına sebebiyet verdiği tapu devirlerine ilişkin olarak Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2020/23 Esas ve Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2020/34 Esas dosyalarıyla tapu iptal ve tescil davası açılmış olup, dosyaların hali hazırda derdest olduğunu; üstelik, işbu dilekçe ile belirttikleri tüm bu hususların dava dışı...’ın tanık olarak dinlendiği Bakırköy 3. Asliye Hukuk mahkemesi 2020/34 esas sayılı dosyada verdiği beyanlarla sabit hale geldiğini, gerek davacı şirketin gerekse de dava dışı...’ın müvekkili ile ticari bir ilişkisi/alacak borç ilişkisi içerisinde olmadığının ikrar edildiğini, Aynı zamanda, davacı şirket ortağı... aleyhine ... sayılı dosyası ile takip başlatılmış olup, borçlu tarafından borca haksız olarak itirazda bulunulduğunu; taraflarınca itirazın iptali davasının İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/185 Esas dosyası ile ikame edildiğini, işbu dosyanın asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verildiğini; bu nedenle, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/185 Esas dosyasının da celp edilmesini talep ettiklerini; dolayısı ile, işbu davada da müvekkilin bilgisi dahi olmayan bir takım işlemlerin davacı şirket ortağı tarafından gerçekleştirilmesi üzerine müvekkilinin borçlu olduğunu göstermenin, müvekkilden haksız ve hukuka aykırı bir şekilde kazanç sağlamak adına olduğunu,Davacı şirket sahibi ve yetkilisi dava dışı... tarafından gerek kendi üzerinden gerekse de sahibi olduğu davacı şirket üzerinden bu vekaletnameye dayanarak müvekkilin iradesi ve bilgisi dışında iş ve işlemlerde bulunulduğunu;  müvekkilinin dava dışı... tarafından gerçekleştirilen haksız ve hukuka aykırı işlemlerin tespit etmesinin bir anda mümkün olmadığını, tespit edildiği takdirde de bu hususta gerekli hukuki işlemlere başlandığını; -taraflar arasında ticari ilişki olduğu anlamına gelmemek kaydı ile- bir takım hususların ticari defterlere kayıt edilmesinin söz konusu işlemlerin gerçekleştiği anlamına gelmediğini, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkinin olmadığının da dava dışı...’ın hesap hareketleri incelendiğinde anlaşılabileceği taraflarınca beyan edilmiş ise de mahkemece bu hususun hiçbir şekilde dikkate alınmaksızın dosyanın bilirkişiye tevdi edildiğini,  taraflarınca ısrarla talep edilmiş olmasına rağmen davacı şirket sahibi ve yetkilisi...'ın müvekkilin kendisini vekaletname ile yetkili kıldığı döneme ilişkin olarak hesap hareketlerinin incelenmediğini; bu husus incelenmeksizin yapılan eksik inceleme ile nihayete erilmesinin mümkün olmadığını,İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve re’sen dikkate alınacak hususlar ışığında; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/967 Esas 2022/160 numaralı 14/02/2022 tarihli kararının dairemizce yapılacak inceleme sonucunda KALDIRILMASINA karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; ticari satış ilişkisinden doğan bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın asıl alacak tutarı olan 361.436,34-TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı yan; davalı ile aralarındaki ticari satış ilişkisinden doğan ve davalı defterlerinde de kayıtlı ve faturaya dayalı bakiye alacağının ödenmemesi nedeniyle başlatılan takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürmüş; davalı yan, davacı şirket yetkilisi...'a 2016 yılında verilen ve daha sonra 2017 yılında azilname ile geri alınan geniş yetkiler içeren vekaletin davacı şirket yetkilisi tarafından kötüye kullanıldığını, davacı şirket yetkilisinin davalıya ait iki adet taşınmazdan birini eniştesine birini ablasına vekaleti kötüye kullanarak devrettiğini, yine davalı adına bu vekalete dayalı olarak İş Bankası'ndan kredi çektiğini bu kredi tutarının davalı tarafından ödenmek zorunda kalındığını, taşınmların devri bakımından taşınmazları devralan yeni malikler aleyhine Bakırköy 3 Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/34 esas ve Bakırköy 5 Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/23 esas sayılı dosyaları ile tapu iptali ve tescil davası açıldığını, ayrıca  davacı şirket yetkilisine emaneten verilen dört adet çekin de  haksız olarak tahsil edilmeye çalışıldığını, davacı şirket yetkilisinin vekaletnameyi kötüye kullanarak davacı şirket üzerinden davalıyı borçlandırdığını, davacı şirket yetkilisinin hesap hareketlerinin incelenmesi gerektiğini, davacı şirketin faturalara konu malların teslim edildiğini ispatla yükümlü olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece tarafların sicil kayıtları, icra dosyası, 2016 ve 2017 yılı BA-BS kayıtları celbedilmiş, tarafların ticari defter ve kayıtları ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, dava konusu takip dosyası kapsamından, davacının davalı aleyhine cari hesap açıklaması ile 361.436,34-TL asıl alacak, 120.685,08-TL işlemiş faiz toplamı 482.121,42-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlattığı anlaşılmış,  mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, davacı şirket tarafından düzenlenen tüm faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının kendi defterlerine göre davacıya takip tarihi itibariyle 361.436,34-TL borçlu göründüğü, davacı şirket yetkilisinin 31/01/2017 tarihinde vekaletten azledilmesinden sonra da davacı şirketten mal satın alınmaya devam edildiği, davalının dava tarihinden sonra tanzim ettiği 361.436,34-TL tutarlı iade faturasının sekiz günlük süre içerisinde ihtarname ile davalıya iade edildiği,  davacının TTK'nun 1530 maddesine dayandırdığı faiz talebinin yerinde görülmesi halinde  148.907,12 TL işlemiş faiz hesaplandığı, taleple bağlılık ilkesi gereğince davacının işlemiş faiz olarak 120.685,08 TL talebinin uygun olabileceği sonuç ve kanaatinin bildirildiği tespit edilmiştir.Dosyaya celbedilen ve dairemizce incelenen tarafların BA-BS kayıtları kapsamından davacının 2016 ve 2017 yıllarında davalıya kestiği tüm faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu gibi, davalı tarafından alım davacı tarafından ise satım olarak vergi dairesinde beyan edildikleri görülmüştür.Dosyaya mübrez, davalının, aynı zamanda davacı şirket yetkilisi olduğu anlaşılan dava dışı...'a verdiğini beyan ettiği 25/04/2016 tarihli vekaletnamenin kapsamının kat karşılığı inşaat sözleşmeleri kapsamında davalının sahip olduğu taşınmazlarla ilgili işlemlerin yapılmasına yönelik olduğu, davalının delil olarak dayandığı Bakırköy 5 Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/23 esas sayılı dosyasında verilen davanın reddine yönelik hüküm ve istinaf başvurusunun reddine ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2 Hukuk Dairesi'nin 2021/1240 esas, 2022/239 karar sayılı kararı kapsamından kararı kapsamından, davalıya ait taşınmazın...'ın kardeşine tapuda devir işleminin davalıya vekaleten... tarafından değil, bizzat davalı tarafından yapıldığının tapu kayıtlarından tespit edildiğinin anlaşıldığı, öte yandan bu vekaletnamenin veriliş nedeninin... ile davalının birlikte gerçekleştirdikleri inşaat yapım işi olduğu,  davacı şirket ile davalı arasındaki ticari satış ilişkisi ile anılan vekaletnamenin bir ilgisinin bulunmadığı,   diğer ifade ile dava dışı...'a davalının ticari işletmesi adına her türlü ticari işlemi yapmak veya davalı işletmeye düzenlenen faturaları şirket defterlerine kaydetmek, vergi dairesine bildirimde bulunmak veya davalı adına satış faturası bedellerini ödemek yetkilerini kapsamadığı,...'ın 31/01/2017 tarihinde azledildiği, azilnamede herhangi bir gerekçe gösterilmediği, tarafların ticari defter ve kayıtları kapsamından taraflar arasındaki ilişkinin 09/02/2016 tarihinde başlayıp, azilname tarihinden sonra da 17/10/2017 tarihine dek devam ettiği, davalının defterlerine kaydettiği gibi vergi dairesine de beyan ettiği faturalara yasal sürede itiraz etmediği gibi  davacıya ödemeler de yaptığı, davacı tarafından itirazın iptali davası ikame edildikten sonra takip tarihindeki açık hesap bakiyesi tutarı kadar düzenlenen iade faturasının davacı tarafından yasal süre içerisinde davalıya iade edilmiş olduğu, davalının defterine kaydettiği gibi vergi dairesine de beyan ettiği faturalara konu ürünleri teslim aldığı yönünde davacı lehine karine oluştuğu, davalı yanın bu karinenin aksini ispat eder delil sunamadığı gibi ödeme savunmasında da bulunmadığı, davalı yanın delil olarak dayandığı tapu iptali ve tescil davalarında davacı şirketin veya yetkilisinin taraf olmadığı, davacı şirketin davalı şirkete yaptığı satışların yukarıda anılan vekaletnamenin başlangıç ve bitiş tarihlerinden daha geniş bir zamana yayılmış bulunmasına ve vekaletnamenin kapsamına göre, davalının  ...'ın dava konusu edilen faturalara dayalı ve vekalet görevini kötüye kullanarak davalıyı borçlandırdığına, satışların gerçek olmadığına yönelik savunmasını ispatlayamadığı, davalının delil olarak dayandığı, ....'ın Bakırköy 3 Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/34 esas sayılı dosyasında verdiği tanık beyanında da davalı savunmasının aksine dava konusu satış faturalarının vekalet kötüye kullanılarak davalıyı borçlandırmak için tanzim edildiklerine ilişkin ikrar anlamına gelecek bir ifade bulunmadığı, taraf defter ve kayıtları ve vergi dairesi kayıtlarına göre, dava konusu uyuşmazlığın çözümü bakımından dava dışı...'ın şahsi hesap hareketlerinin celbinin sonuca bir etkisinin bulunmadığı,  mahkemece davanın asıl alacak üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu, davalı yanın aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. 6102 Sayılı TTK'nun 1530. maddesi, gerekçesinde de belirtildiği üzere, mal tedarik sözleşmeleri kapsamında küçük ve orta ölçekli tedarikçiyi, büyük şirketlere karşı korumak amacıyla getirilmiş bir hüküm olup, tacirler arası satım sözleşmelerine uygulanması söz konusu olmadığından, davalının takipten önce temerrüde düşürüldüğü de ispat edilmemiş bulunduğundan, mahkemece işlemiş faiz istemine yönelik itirazın iptali isteminin reddedilmesinde isabetsizlik olmayıp, davacı yanın aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış olup, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 24.689,71-TL istinaf karar harcından, istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 6.172,43‬-TL harcın mahsubu ile bakiye 18.517,28‬-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 07/11/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b3d75831ea766623","SID":"177f268fc285da63"}}