{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/852 Esas <br>KARAR NO:2024/1747 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)<br>NUMARASI:2019/163 Esas - 2022/61 Karar <br>TARİH\t:17/02/2022<br>DAVA:İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:07/11/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının yurtiçi ve yurtdışı taşımalara aracılık eden forwarder hizmeti sağlayan bir firma olduğunu, dava konusu uyuşmazlıkta davacı, davalının Gebze'den Gana'ya ihraç edeceği ticari mallarının nakliye ve gümrük İşlemlerini organize etmek için görevlendirildiğini, davalıya ait ticari emtiaların 02.02.2018 tarihinde Gebze limanından ...gemisi ile taşındığını, malların Gana'daki ... Limanına 04.03,2018 tarihinde vardığım, davalının alıcısının mallan çekmediğini, davalının alıcısı tarafından malların çekilmemesi île konteyner toplam free time hariç 216 gün demuraja girdiğini, davaya konu demuraj bedelinin doğduğunu, bahse konu yükün 40/HC tip konteyner ile taşındığını» armatörün Tema limanı için paylaştığı demuraj tarifesi uyarınca 1. Periyot; 7 Gün * 40 USD : 280 USD ( Free Time sonrası tik 7 gün), 2. Periyot; 7 Gün * 60 USD : 420 USD ( İlk Haftadan Sonraki ikinci 7 gün), 3. Periyot ; 202 gün * 100 USD : 20.200.00 USD ( 14 Günden Sonraki günler için)bu bedellerin toplam 20.900 USD etmekle ancak davacının armatörle ilişkilerinden bu bedel üzerinden % 50 indirim sağlanarak toplamda 10.450 USD demuraj armatör tarafından davacıya fatura edildiğini, armatöre davacı tarafından ödenen bu bedelin dava ile davalıya rücu edildiğini, davacının davaya konu demuraj faturasını 28.11.2018 tarihinde o fatura olarak kestiğini, avm gün davalı tarafından davacıya iade faturası kesildiğini, davalının iade faturasını Üsküdar .... Noterliğinin 10.12.2018 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarname ile borcun ödenmesi ihtarında bulunulduğunu, Üsküdar ..., Noterliğinin 11.12.2018 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile davalının iade faturasını iade ettiğini, davacı tarafından alacağın tahsili amaçlı olarak davalı aleyhinde .... Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu, durduğunu, İcra takibinin başlatıldığı gün davalının davacıya Gebze .... Noterliğinin 25.12,2018 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarım keşide ettiğini belirterek, fazlaya dair talep hakları saklı kalmak üzere .... Sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız itirazının kısmen iptali ve icranın 10.450,00 USD üzerinden devamını, davalının davaya konu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalının davacının haksız taleplerinden sorumluluğu bulunmadığını, 3. Kişilere yersiz Ödeme yapan davacının davalıya rücu etme hakkının bulunmadığının, davacının talepleri taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine aykırı olduğunu, hiçbir sözleşmesel veya yasal dayanağı bulunmayan haksız davanın reddinin gerektiğini, davacının yetkisiz icra dairesinde takip başlattığını ve yetkisiz mahkemede dava açtığını, davalının Gebze/Kocaeli'nde mukim olduğunu, yetkili icra dairesinin Gebze İcra Daireleri olduğunu, yetkili Mahkemelerinin Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacının dava dilekçesinde ödeme ve cari hesap sözleşmesi içeriğinde Anadolu icra Müdürlüklerinin yetkili olduğunu belirttiğini, anılan sözleşmedeki imzanın davalının yetkilisine ait olmadığını, bir an için sözleşmedeki yetki şartına üstünlük tanınacak olsa dahi yetki şartında taraflar arasındaki hukuki anlaşmazlıklar halinde İstanbul Mahkemelerinin ve İcra Dairelerinin yetkili olduğunun yazıldığını, davada davacının talep ettiği tüm alacak kalemlerine karşı zamanaşımı itirazında bulunduklarını, Esasa yönelik itirazlarının aksi anlamına gelmemek üzere zamanaşımı sebebi ile davanın reddine karar verilmesini gerektiğini, dava konusu olayda davalının hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, husumet İtirazında bulunduklarını, davalının davacı ile arasındaki sözleşme hükümlerinde davalının demuraj bedellerinden sorumlu olacağına dair hüküm olmadığım, davacının alıcının Ödemesi gereken demuraj bedellerini kendi ödemiş ise bedeli malların alıcısından tahsil etmesi gerektiğini, husumet itirazında bulunduklarını, davalının bu bedelden sorumlu olmadığını, husumetin davalıya yöneltilmiş olmasının hatalı olduğunu, hiçbir şekilde sorumluluk kabul etmemekle birlikte davada alacağı ve tutan ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğunu, davada öncelikle davacının borçlarını gereği gibi ifa ettiğini, alıcıya varış İhbarını gönderdiğini ve buna rağmen ürünlerin alıcı tarafından teslim alınmadığını ispatlaması gerektiğini, belirtilenler davacı tarafça ispatlanmaz ise bu durumda demuraj bedelinden sorumluluk buna sebebiyet veren davacıya ait olduğunu, davacının alıcıya bu yönde usulüne uygun olarak gerekli ihbarı yapmasına rağmen alıcı firma ürünleri teslim almamış ise bu durumda demuraj bedelinden sorumluluk alıcı firmaya ait olacağını, bu sebeple davanın reddinin gerektiğini, demuraj bedelinin hesabı da ispata muhtaç olduğunu davacının belirttiği rakamlar aşın fahiş tutarlar olduğunu, İcra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını belirterek, yetki itirazlarının kabulü ile yetkisizlik kararı verilmesini» husumet itirazlarının ve esasa ilişkin itirazları sebebi ile davanın reddini, davalının borçlu olmadığı bir tutar için kötü niyetli olarak takip başlatan davacı tarafın kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 17/02/2022 tarih ve 2019/163 Esas - 2022/61 Karar  sayılı kararında; Dava dilekçesi, cevap dilekçesi , bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamı bir bütün olarak düşünüldüğünde, tarafların aktif ve pasif husumetleri yönünden yapılan değerlendirmede ; TTK m. 1203 ve 1204 hükümleri uyarınca borç, üçüncü şahıs gönderilene intikal eder. TTK Madde 1203'deki hükme göre; \" III- Üçüncü kişi gönderilenin durumu, Ödeme yükümlülüğünün doğması; TTK Madde 1203- (I) Eşya, taşıtandan başka bir kişiye teslim edilecekse, bu kişi, navlun sözleşmesi veya konişmento ya da diğer bir denizde taşıma senedi uyarınca eşyanın teslimini istediğinde, bu istemin dayandığı sözleşmenin veya konişmentonun yahut diğer bir denizde taşıma senedinin hükümlerine göre ödemeye yetkili kılındığı bütün alacakları ödemekle, kendi hesabına gümrük resmi ödenmiş ve başka giderler yapılmış ise bunları da vermekle ve üstüne düşen diğer bütün borçları yerine getirmekle yükümlü olur, hükmü gereğince eşyanın tesliminin taşıtandan başka bir kişiye teslimi söz konusu olduğu takdirde, bu kişinin navlun sözleşmesi veya konişmento ya da diğer bir taşıma senedi uyarınca eşyanın teslimini istediğinde, bu istemin dayandığı sözleşmenin veya konişmentonun yahut diğer bir denizde taşıma senedinin hükümlerine göre ödemeye yetkili kılındığı bütün alacakları ödemekle, kendi hesabına gümrük resmi ödenmiş ve başka giderler yapılmış ise bunları da vermekle ve üstüne düşen diğer bütün borçları yerine getirmekle yükümlü olur. Somut olayımızda, davalıya ait ticari emtiaların 02.02.2018 tarihinde Gebze limanından ... gemisi ile taşındığını, malların Gana'daki ... Limanına 04.03.2018 tarihinde vardığı, davalının alıcısının malları çekmediği, dolayısıyla alıcı/gönderilenin eşyanın teslimini talep etmediği/istemediği dikkate alındığında; TTK madde 1203'deki düzenlemeye göre demuraj ücretinden gönderilenin sorumlu tutulamayacağı fakat TTK MADDE 1207- (1) Gönderilen, eşyanın teslimini isteme hakkını kullanmazsa, taşıtan, navlun sözleşmesi gereğince navlunu ve diğer alacakları taşıyana ödemekle yükümlüdür, hükmü gereğince söz konusu konteyner demuraj ücretinden, davalı tarafın yükümlü olduğu dolayısıyla davalı tarafın pasif husumet ehliyetine sahip olduğu sabit görülmüştür.Demuraj alacağı yönünden yapılan değerlendirmede ; Dava konusu ... nolu konteynerin 02.02.2018 tarihinde Gebze limanından ... nolu konşimento tahtında ... gemisi ile taşınarak Gana'dakt ... Limanına 04.03.2018 tarihinde ulaştırıldığı, davalının alıcısının malları çekmediği, davalının alıcısı tarafından malların çekilmemesi ile konteyner toplam serbest süre hariç 216 gün dem viraj a girdiği, bahse konu yükün 40/HC tip konteyner ile taşındığı, Fiili taşıyan ... firmasının ... limanı için paylaştığı demuraj tarifesi uyarınca 1. Periyot: 7 Gün * 40 USD : 280 USD ( Pree Time sonrası İlk 7 gün) 2.Periyot: 7 Gün * 60 USD ; 420 USD (İlk Haftadan Sonraki ikinci 7 gün) 3.Periyot: 202 gün * 100 USD ; 20.200,00 USD olduğu, 14 Gün serbest süre sonrasındaki günler için demuraj bedellerinin toplamı 20.900 USD olduğu , ancak davacının armatörle ilişkilerinden dolayı bu bedel üzerinden % 50 indirim sağlanarak toplamda 10.450 USD demuraj armatür tarafından davacıya fatura edildiği, bu bedelin de demuraj tarifesi denizcilik sektöründeki emsalleri ile uyumlu olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmiş, alacağın likid olup önceden belirlenebilir olması sebebiyle icra inkar tazminatının da kabulüne karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile,''1-Davanın KABULÜ ile ... sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin DEVAMINA, 10.450,00 USD olan takibe konu asıl alacağın takip tarihinden (03.01.2019) itibaren kamu bankalarının aynı yabancı para türünden 1 yıl süreli mevduatına uyguladıkları en yüksek faiz oranın üzerinden faiz UYGULANMASINA,2-Kabulüne karar verilen alacağın TL karşılığı üzerinden %20 oranında hesaplanan 12.602,7 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın, yetkisiz yer mahkemesinde dava açtığını ve yetkisiz icra dairesinde takip başlatmış olduğundan,  yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken esasa girilmesinin hukuka aykırı olduğunu, itirazın iptali davasına dayanak icra takibi yetkisiz icra müdürlüğünde başlatıldığı gibi eldeki davanın da yetkisiz mahkemede açıldığını; müvekkili şirketin adresi itibariyle yetkili icra dairesi Gebze İcra Müdürlükleri olduğu gibi yetkili mahkemelerin de Gebze Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu; mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacı tarafın her ne kadar ödeme ve cari hesap sözleşmesi içeriğine göre Anadolu İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğunu belirtmiş ise de anılan bu sözleşmelerdeki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını; bu sebeple, eldeki dava ve icra takip dosyasında, Gebze İcra Müdürlükleri ve Gebze Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, hiçbir şekilde kabul manasına gelmemek kaydı ile bir anlık,  sözleşmedeki yetki şartına üstünlük tanınacağı düşünülecek olsa dahi yetki şartında taraflar arasındaki hukuki anlaşmazlıklar halinde, İstanbul (Kadıköy) mahkemelerinin ve icra dairelerinin yetkili olduğu yazıldığını; anılan nedenlerle, yetki şartı sarfınazara alınacak olsa dahi, iş bu davanın İstanbul'da değil İstanbul Anadolu Mahkemelerinde açılması gerekirdi. Dolayısıyla davacının sözleşmedeki yetki kuralına dayanmasına rağmen, İstanbul Mahkemelerinde açması bir tezatlık yarattığını; bu nedenle istinaf mahkemesinde öncelikle yetkisizlik itirazları incelenerek bu konuda yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, Zamanaşımı itirazları konusunda yerel mahkemece bir değerlendirme yapılmadığını, yerel mahkeme kararı incelendiğinde zamanaşımı itirazları konusunda hiçbir değerlendirme yapılmadığını; demuraj oluştuğu tarih bakımından bir yıl sonunda zamanaşımına uğrayacağından eldeki dava dosyasında öncelikle zamanaşımı itirazları sebebi ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Dava konusu olayda müvekkili şirketin demuraj bedelinden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin yurt dışında bulunan bir firmaya ürün satışı gerçekleştirdiğini, ürünleri de sözleşmede kararlaştırıldığı tarihte alıcısına teslim edilmek üzere \"Anahtar teslim nakliye'' hizmeti veren, taşımalara aracılık faaliyeti yürüten davacı firmaya teslim ettiğini; ayrıca, taşıma sözleşmesine göre müvekkili davacıya taşıma bedelini tam zamanında ve eksiksiz olarak ödediğini, bu nedenle, uyuşmazlık konusu olayda, tüm borçlarını tam ve gereği gibi ifa eden müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun olmadığını,Davacının eldeki davada ürünlerin boşaltma limanında alıcı firma tarafından zamanında teslim alınmadığını, bu nedenle konternerın toplam free time hariç 216 gün demuraja girdiği, 10.450 USD demuraj bedeli oluştuğunu iddia ederek bu tutarın müvekkili şirketten tahsilini talep etmekte olduğunu, müvekkilinin sözleşmedeki tüm edim yükümlülüklerini yerine getirmiş olup demuraj bedelinden sorumlu olmadığını; sözleşmede müvekkilin demuraj bedelinden sorumlu olacağına ilişkin bir hüküm olmadığı gibi, ürünlerin alıcı firma tarafından teslim alınmaması sebebi ile doğacak tüm zarar ve masraf kalemlerinin de alıcı firmaya ait olduğunu;Alacaklı temerrüdü hükümlerine göre demuraj bedelinden alıcı firmanın sorumlu olduğunu, olayda davacının da iddia ettiği gibi, ürünler alıcı firma tarafından zamanında teslim alınmamışsa bu takdirde alıcı firma tam ve zamanında teslim edilen ürünleri almayarak alacaklı temerrütüne düşmüş olacağından ürünlerin her türlü depo, ardiye, gümrük masrafından ve her türlü zarar ziyanından sorumluluğun artık alıcı firmaya geçtiğini; dolayısıyla, davacı tarafın ödediğini iddia ettiği demuraj bedelinden müvekkilinin hiçbir sorumluluğunun olmadığını; davacı tarafın, kendisi tarafından ödenmemesi gereken bedelleri üçüncü şahıslara ödemişse yersiz yere yaptığı bir ödemeyi müvekkiline yansıtamayacağını, Davalının mail yazışmalarında demuraj bedelinde tahliye limanında alıcının sorumlu olduğunun belirtildiğini, davacı firma ile sözleşme kurulurken yapılan görüşmeler sırasında, davacı şirket yetkilisi ...'nın ...com uzantılı mailden gönderdiği mailinde açıkça ''ihracat yüklemelerinizde, operasyon esnasında yukarıda anılan masraflar haricinde oluşan diğer masraflar, tahliye limanında alıcınıza (ardiye, demuraj), aittir''  şeklinde bir bilgilendirme yapıldığını, sözleşmeye göre müvekkili şirketin demuraj bedelinden sorumlu olmadığını, olayda, müvekkilin ihraç ettiği ürünleri taşıma işlemi için davacıya teslim etmesinden sonra, mallarla ilgili her türlü hak ve vecibelerin alıcı firmaya geçtiğini; eğer alıcı ürünleri teslim almamışsa alacaklı temerrütüne düşmüş olacağından, mail içeriğinde belirtildiği ve kararlaştırıldığı üzere; demuraj ardiye gibi her türlü masraftan ve zarar ziyandan alıcı firmanın sorumlu olduğunu, Davacı şayet alıcının ödemesi gereken demuraj bedellerini kendi ödemişse, bedeli malların alıcısından tahsil etmesi gerektiğini; mail yazışmalarında müvekkilinin açıkça bu bedellerden sorumlu olmadığının ve davacının da bu konuda üçüncü kişilere haksız yere ödeme yapmaması gerektiğinin belirttiğini; müvekkili bu bedelden sorumlu olmadığı gibi, husumetin müvekkili şirkete yöneltilmiş olmasının dahi hatalı olduğunu, davacı tarafın demuraj bedelinden tahliye limanında alıcı firmanın sorumlu olduğunu maillerinde açıkça belirttiğini; bu nedenle davacının taraflarca alıcı tarafından ödeneceği kararlaştırılan ve müvekkili şirketin hiçbir şekilde sözleşmede ödeme yükümlülüğü altına girmediği bu bedeli müvekkili şirkete yüklemesinin usul ve yasaya, dosyadaki delillere aykırı olduğunu, Davacının yükümlülüklerini yerine getirmediğini, zararın doğmasına ve artmasına bizzat kendisinin sebebiyet verdiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre davacının aracılık faaliyetini yürüttüğünden her türlü gümrük, nakliye ve yazışmalardan sorumlu olduğunu; davacının taşıyan sıfatına haiz olup, TTK hükümlerine göre tacir olduğunu; tacirler arasındaki ihtar ve ihbarlar, kanunda emredici şekil şartları ile düzenlenmiş olup, eldeki olayda alıcının ürünleri almadığını belirten davacının, yasal mevzuata uygun olarak varış ihbarı gönderdiğini ispat edemediğini, davacının kanundaki emredici şekil şartlarına uygun olarak noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, güvenli elektronik imza ile kayıtlı elektronik posta sistemi yöntemlerle usulüne uygun varış ihbarı göndermemiş ve ihtarda bulunmamış olduğundan demuraj bedelinin ödenmesine davacı kendi sebebiyet verdiğini, bu nedenle demuraj bedeli davacının kusuru nedeniyle meydana gelmiş olup, davacının bedelden kendisinin sorumlu olduğunu; bu nedenle anılan tutarın müvekkili şirketten talep edilmesinin mümkün olmadığını; davacının kanunda belirtilen şekli şartlara uygun bir bildirim ve ihtar yaptığını hiçbir delille ispat edemediğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre davacı aracılık faaliyetini yürüttüğünden her türlü gümrük, nakliye ve yazışmalardan sorumlu olduğunu; bu kapsamda müvekkili, davacı taraftan, alıcı firmaya bir ihtarname çekilmesini, malların gümrük işlemlerinin yapılmaması halinde üretici firmanın ürünleri geri alacağının bildirilmesini mailinde istediğini ancak bu konuda davacı firmanın geri dönüş dahi yapmadığını; dolayısı ile davada öncelikle davacının borçlarını gereği gibi ifa ettiğini, alıcıya varış ihbarını gönderdiğini ve buna rağmen ürünlerin alıcı tarafından teslim alınmadığını ispatlaması gerektiğini,Hiçbir şekilde kabul manasına gelmemekle birlikte, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundaki demuraj bedeline yönelik tespitlerin de eksik ve yetersiz olduğunu, müvekkilin demuraj bedeli olarak ödenen tutara karşı hiçbir sorumluluğu olmadığını yinelemekle birlikte hem davacı tarafından hem  bilirkişi raporunda bu bedellerin neye göre belirlendiği ve nasıl hesaplandığının  tamamen belirsiz olduğunu; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz, eksik ve denetime elverişsiz olduğunu; söz konusu raporda, hiçbir şekilde emsal gösterilmeyip \"sektördeki uygulamalar ile uyumlu olup bu bedellerin makul sınırlar içinde olduğu değerlendirilmektedir\" şeklinde bir görüş bildirilmesi alınan raporun  keyfi, dayanaksız, yetersiz ve denetime elverişsiz olduğunu göstermekte olduğunu; bilimsel verilere aykırı olan bu rapora göre kurulan mahkeme kararının da usul ve yasaya aykırı olup kabul edilemeyeceğini, ürünlerin kaç gün limanda kaldığı, sürestarya süresinin ne kadar olduğu, malların ne zaman konteynerlardan boşaltıldığı, günlük bedel tarifesi, tutardan kimin sorumlu olduğu, ürünlerin alıcı tarafından teslim alınmaması sebebi ile Yargıtay kararında belirtildiği üzere; tasfiyeye gönderilip gönderilmediği vb. hesap unsurlarının tümü demuraj bedelinin tespiti için önem arz etmesine rağmen, bilirkişi raporunda bu konularda hiçbir somut ve elle tutulur bir hesap yapmadığını ve tespitine dayanak bir emsal gösterilmediğini;  bu nedenle bilirkişinin hiçbir hesaplama yapmadan ve dayanak bir veri sunmadan yetersiz, keyfi bir raporuna göre kurulan mahkeme ilamının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, Ayrıca ürünlerin alıcı tarafça gerçekten teslim alınmadığını ve demuraj bedeli oluşmuşsa,  davacının yük üzerinde rehin hakkını kullanarak alıcının ödemediği demuraj bedellerini üründen tahsil etme imkanı varken davacının bu hakkı kullanmaması zararın artmasına sebebiyet verdiğinden bu durumun da yine göz önünde bulundurulması gerektiğini; davacı rehin hakkını kullanarak demuraj bedelini önleme imkanına sahip iken, mail yazışmalarından anlaşıldığı kadarı ile malların uzun süre limanda kalmasına ve en son millileştirilmesine sebebiyet verdiğini; dolayısı ile zarar doğurucu ve artırıcı faaliyetlerinden yine davacının sorumlu olduğunu, davacının zarar doğrucu artıcı hareketlerine ilişkin mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporunda hiçbir tespit yapılmadığını ve davacının bu fahiş demuraj bedeline dayanak somut bir veri, herhangi bir emsal veya hesap tekniği dahi sunulmadığını; dolayısıyla bilirkişi raporundaki tespitlerin bu yönü ile de açıkça eksik ve yetersiz olduğunu,Davacının da  başlangıçta 20.900 USD'den söz edip, daha sonra bu tutarın davacının armatör ile yakın ilişkilerinden dolayı 10.450 USD'ye düştüğünü ifade ettiğini; bu durum da hesaplamanın ve unsurların gerçekçi somut ve şeffaf olmadığını kişiye göre değiştiğini, sübjektif olduğunu ortaya koymakta olduğunu, müvekkili şirketin, basiretli tacir olarak hiçbir aşamada demuraj bedelinden sorumluluk kabul etmediğini, davacıyı demuraj bedelinin aşırı fahiş olduğu konusunda defalarca uyardığını ancak davalı müvekkilin muvafakati, yazılı veya sözlü herhangi bir talimatı olmamasına rağmen, (müvekkilinin sorumlu olmadığı bir tutarı) çek ile armatöre ödediğini belirttiğini; bu nedenle davacı 3. kişilere karşı uyarılarımıza rağmen yaptığı yersiz ve aşkın ödemelerden de kendisinin sorumlu olduğunu; icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını, <br>Mahkemece icra inkar tazminatı konusunda kurulan hükmün de açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu; icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit alacak olması gerekirken, olayda likit bir alacağın dahi olmadığını; demuraj bedelinin hesaplanabilmesi için birçok unsur olduğunu,  bu kapsamda, demuraj bedelinin hesaplanabilmesi için ürünlerin kaç gün limanda kaldığı, starya süresinin ne olduğu, malların ne zaman boşaltıldığı ve sürastarya süresinin kaç gün olduğu, günlük bedel tarifesinin ne olduğu, söz konusu malların millileştirilip millileştirilmediği, malların ne zaman teslim alındığı, akıbetinin ne olduğu, sürecin kaç gün sürdüğü, tutardan kimin sorumlu olduğu vb. hususların tümü maddi vakıaların ispatına tabi olup, yargılamayı gerektirmekte olduğunu, dikkat çekmek gerekirse olayda taraflarca kararlaştırılan standart bir satış bedeli gibi likit bir faturanın mevcut olmadığını; davacının söz konusu faturayı kendi keyfi verilerine göre düzenlemiş olup faturada yazılı bedelin hesaplamasına dayanak hiçbir unsuru dahi müvekkili tarafından bilinmemekte olduğunu; davacının bu bedeli nasıl ve hangi veriye göre hesapladığı, demuraj bedelinin emsallere uygun olup olmadığı vb. unsurlar bilinmediğinden likit bir borçtan söz edilmesine imkan ve olanak olmadığını, davacının dahi mail yazışmalarında 20.900 USD' den söz etmesine rağmen daha sonra pazarlık ve indirim yapıldığını 10.450 USD'lik bir tutar ödendiğini belirtmiş olmakla alacağın likit olmadığı ve unsurların bilinmediği kişiden kişiye sübjektif ilişkilere göre değişkenlik arz ettiği, piyasada maktu standartı olmadığı davacının beyanlarından dahi sabit olduğunu,Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12313 E. 2017/257 Karar sayılı 16.01.2017 tarihli kararında da, eldeki davada olduğu gibi demuraj bedeli talep edilen dosyada, alacağın saptanmasının bilirkişilerce yapılacak incelemeye ve mahkemece takdir olunmasına bağlı olduğu ve likit alacaktan söz edilmesi mümkün olmadığından, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiğine ifade edildiğini; bu nedenle, mahkemece şartları oluşmayan haksız ve mesnetisiz icra inkar tazminatı talebinin de reddine karar verilmesi gerekirken, kabul hükmü kurulmasının hukuka ve içtihatlara aykırı olduğunu,İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve resen nazara alınacak nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddi ile yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine  karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki deniz taşıması sözleşmesi kapsamında varma limanında alıcı tarafından teslim alınmayan emtia nedeniyle fiili taşıyıcıya ödenen demuraj bedelinin davalı taşıtandan rücuen tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, tarafların ticari defter ve kayıtları ike dosya üzerinde bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak kök ve davalı itirazları üzerine ek rapor alınmış, tahkikat bitirilerek; davalının TTK'nun 1207 maddesi uyarınca pasif husumetinin bulunduğu,  dava konusu emtianın konteyner içinde varma limanı olan Gana'daki ... Limanına 04/03/2018 tarihinde ulaştığı, ancak alıcısı tarafından teslim alma hakkının kullanılmadığı, bu nedenle oluşan 216 günlük demuraj ücretinin, fiili taşıyan ... firmasının demuraj tarifesine göre 20.900,00-USD olduğu, davacının indirim talebi üzerine yarı oranında indirim yapıldığı, 10.450,00-USD'nin dava dışı fiili taşıyıcıya ödendiği, bu turatdan davalı taşıtanın sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, davalının %20 oranında inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; yetki itirazlarının haksız olarak reddedildiği, zamanaşımı def'inin hiç değerlendirilmediği, taraflar arasındaki mail yazışmalarında yer alan navlun sözleşmesinde demurajın alıcıya ait olacağının kararlaştırıldığı bu nedenle davacının fiili taşıyana yaptığı ödemeyi davalıdan tahsil edemeyeceği, navlun bedelini ödeyen davalının başka sorumluluğunun bulunmadığı, varma yerinde bildirimlerin süresinde yapılmadığı, yapıldığı kabul edilse dahi TTK'dan doğan diğer haklarını kullanmayan taşıyanın konteynerı uzun süre bekletmesi nedeniyle zararın artmasına sebep olduğu, bu hususun mahkemece değerlendirilmediği, demuraj ücretinin hangi ölçülere göre belirlendiğinin bilirkişilerce değerlendirilmediği, alacak likit olmadığından inkar tazminatı koşullarının oluşmadığı yönündedir.Taraflar arasında, davalının Gana'da mukim müşterisi ... firmasına deniz yolu ile taşınması işinin organize edilmesi amacıyla, davacının e-mail üzerinden yaptığı teklif ve davalının kabulü üzerine navlun sözleşmesi kurulduğu, bu sözleşme kapsamında davacının davalıya ait emtianın ... A.Ş adına acentesi ...A.Ş. Tarafından düzenlenen  ... nolu konişmento tahtında limandan limana tek konteyner içerisinde(FCL) taşınması işini organize ettiği, konteynerin 02/03/2018 tarihinde Gebze Limanı'ndan yüklendiği ve 04/03/2018 tarihinde varma limanı olan ... Limanı'na vardığı, davalı tarafından navlunun davacıya peşin ödendiği, davacı tarafından da fiili taşıyıcıya peşin ödendiği hususlarında taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. İstinaf önüne gelen uyuşmazlık, icra dairesinin ve mahkemenin yetkili olup olmadığı,  talep edilen alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, emtianın alıcısı olan müşterisi ... firması tarafından teslim alınmaması nedeniyle fiili taşıyıcı nezdinde oluştuğu iddia olunan ve akdi taşıyıcı olan davacıdan tahsil edilen demuraj ücretinin davalı taşıtandan talep edilip edilemeyeceği hususundadır. Davalının, icra dairesinin ve mahkemenin yetkisine yönelik itirazı, ilk derece mahkemesinin 30/10/2020 tarihli ara kararı ile taraflar arasındaki ödeme ve cari hesap sözleşmesinde yetki kaydı bulunduğu, ayrıca TBK'nun 89 maddesi uyarınca da İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi'nin görevli ve yetkili olduğu gerekçesi ile reddedilmiş olup, uyuşmazlığın cari hesap sözleşmesinden kaynaklanmadığı, davalının cari hesaba kaydetmediği demuraj bedeli faturasından kaynaklandığı, iddia olunan alacağın sözleşmeye dayalı olduğu ve İİK'nun 50 maddesi atfı ile HMK'nun 10 ve TBK'nun 89 maddeleri uyarınca alacaklı davacının yerleşim yeri(Ümraniye) İstanbul Anadolu İcra Daireleri yetkili olduğu gibi, İstanbul Anadolu asliye ticaret mahkemeleri arasında denizcilik ihtisas mahkemesi bulunmadığından, deniz ticaretinden kaynaklanan uyuşmazlığa bakma görevinin İstanbul 17 Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ait olduğu, davacının yerleşim yeri itibariyle deniz ticareti alacağına ilişkin uyuşmazlığın bu mahkemenin yetki sınırları içerisinde kaldığı, bu nedenle ödeme ve cari hesap sözleşmesindeki yetki kaydının imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmadığına yönelik savunmanın sonuca etkisi bulunmadığı anlaşılmakla,  davalı yanın mahkemenin ve icra dairesinin yetkisine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.İstinaf Kanun Yoluna tabi olan mahkeme kararının HMK’nin 297. maddesine uygun ve denetime elverişli gerekçeli biçimde oluşturulması gerekmekte olup anılan niteliklere uygun olmayan kararlar Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesini, HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkını ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkını ihlal edecektir. HMK'nun 297/1-c ve 297/2. maddesi uyarınca taleplerden her biri hakkında ne hüküm verildiği ve gerekçesinin açıklanması zorunludur. Aksi halde istinaf denetimine uygun bir kararın varlığından da bahsedilemez. Davalı tarafından, davacının takip ve davaya konu ettiği alacak yönünden süresinde sunulan cevap dilekçesi ile zamanaşımı def'i ileri sürülmüş olup, mahkemece zamanaşımı def'inin yerinde olup olmadığı hususunda olumlu olumsuz bir karar verilmemiş olması isabetsiz olmuş, davalı yanın bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur.Kabule göre de somut olayda, davalının ihraç ettiği emtianın dava dışı alıcısı tarafından geç teslim alındığı hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Zira taraflar arasındaki mail yazışmalarında davalı alıcı tarafından malın teslim alındığını, davalı yönünden ihracatın, dava dışı alıcı yönünden ithalatın tamamlandığını açıkça beyan etmekte ve fakat, davacı ile davalı arasındaki mail yolu ile kurulan sözleşmeye göre demurajın alıcıdan tahsil edilmesi gerektiği, alıcıdan tahsil edilemeyen demuraj için davalıya başvurulamayacağı belirtilmektedir. Nitekim  cevap dilekçesi ile aşamalardaki beyanlarda da davalı bu savunmada bulunmuştur. Davacı yan, alıcının kendisine yapılan varış, demuraj ve teslim alma bildirimlere rağmen eşyayı geç teslim aldığını ve serbest bekleme süresi hariç 216 günlük demuraj alacağı oluştuğunu, bu alacağın fiili taşıyıcı tarafından alıcıdan tahsil edilemediğini, toplam 20.900,00-USD demuraj tutarından yarı oranında indirim yaptırıldığını, bu hususun davalıya da bildirildiğini, ödenmeyen demurajın davacıdan tahsil edildiğini, davacının da ödediği tutar için davalıya rücu ettiğini iddia ettiğine göre, emtianın alıcısı tarafından konteynerdan hangi tarihte tahliye edildiğinin, 216 günlük bekleme gerçekleşip gerçekleşmediğinin denetlenmesi bakımından, tespiti zorunludur. Dosyada malın varma limanında alıcısı tarafından hangi tarihte teslim alındığına dair hiçbir belge bulunmamaktadır. Bilirkişi heyeti malın 19/10/2018 tarihinde teslim alındığını belirtmiş iseler de, bu tespitin davacı yanın cevaba cevap dilekçesinde bildirdiği tarih esas alınarak yapıldığı anlaşılmıştır. Konişmento üzerinde de TTK'nun 1236 maddesine uygun bir teslim şerhi de bulunmadığı tespit edilmiştir. Mahkemece HMK'nun 31 ve 194 maddeleri uyarınca, emtianın varma limanında dava dışı alıcı tarafından hangi tarihte konteynerden taliye edilerek teslim alındığına ilişkin belgelerin ve bu belgelerin yeminli tercümelerinin dosyaya sunulması için davacı yana kesin süre verilmesi, buna göre fiili taşıyıcının konteynerin boşaltılması ve eşyanın teslim alınması ve için ne kadar süre beklediği tespit olunup, talep edilen demurajın yerinde olup olmadığı buna göre belirlenmek gerektiği gibi, davalının bekleme süresinin uzatılması ile demurajın dolayısıyla zararın artmasında davacının ifa yardımcısı konumundaki fiili taşıyıcının müterafik kusuru  bulunduğu yönündeki savunması da tarıtışılmak ve  bu hususlarda gerekli görülmesi davalı itirazlarını da karşılar ek rapor alınmak gerekirken, davalının bu yöndeki itirazlarının değerlendirilmediği ek ve dayanağı kök rapora göre hüküm kurulması, gerekçede de bu itirazların karşılanmaması isabetsiz olmuş, davalı yanın bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur.Sonuç itibariyle, davalı yanın istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan sebeplerle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davalının sair istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/02/2022 tarih ve 2019/163 Esas - 2022/61 Karar   sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2- Davalının sair istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına, 3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 5-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 7-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 07/11/2024 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6883f025f0568ec7","SID":"316ace5cd30b46c8"}}