{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2022/902 <br>KARAR NO: 2024/1233<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 21/01/2021<br>NUMARASI: 2019/73 Esas, 2021/46 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 15/11/2024 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili,  müvekkili şirket ile davalının anahtar teslimi 2 adet dairenin yapılması hususunda anlaştıklarını, buna karşılık müvekkili şirket tarafından 10.000 TL’lik 1 çek ve her biri 10.000 TL’lik 11 tane bono olmak üzere 120.000 TL değerinde evrak verdiğini ve bu senet ile çeklerin ödemelerinin banka kanalı ile yapıldığını, davalının aldığı bedellere karşılık yapması gereken işleri yapmadığını, müvekkilinin davalının yapmadığı ve ödemelerini aldığı işleri başkasına yaptırdığını, müvekkilinin zararının çok daha fazla olduğu halde şimdilik ödediği bedellerin istirdadını talep ettiğini ve diğer zarar ve ziyanlarına ilişkin talep ve dava haklarını saklı tuttuğunu, davalının tüm sözlü ve yazılı ihtarlara rağmen borcunu ödemediğinden davalı aleyhine icra takibi başlattığını, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle takibin durduğunu ileri sürerek davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasında iki dairenin anahtar teslim olarak yapılması konusunda anlaşma olduğunu, müvekkilinin işbu anlaşmaya istinaden dairelerin projesini hazırladığını, hazırlanan projeye uygun olarak dairelerin içinin her ayrıntısına kadar anahtar teslim olacak şekilde eksiksiz yaptığını, hatta taşınmazın altında bulunan dükkanlar ile binada geri kalan diğer dairelerde de birtakım işler yaptığını, son olarak binanın doğalgaz bağlantısını dahi yaptırarak davacıya teslim ettiğini, davacının soyut ve haksız iddialar ileri sürerek bu işlerin yapılmadığını, hatta kendileri tarafından başkalarına yaptırıldığını beyan ettiğini, davacının iddiasını ispatlamak ile mükellef olduğunu, dava dilekçesinde davacının iddialarını destekleyen herhangi bir delil sunulamadığını, davacının işlerini başkalarına yaptırmış ise bunlara ilişkin ispata elverişli yazılı bir belge sunması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili tarafından belirtilen işlerin yapılmadığı halde neden basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü olan davacı tarafından müvekkiline işlerin yapılması ihtarını içeren herhangi bir ihtarname gönderilmediğini, davacı tarafından verilen senetlerin üzerinde “bedeli malen ahzolunmuştur” ibaresinin de senet karşılığı işlemlerin müvekkili tarafından yapıldığını kanıtladığını, müvekkilinin dava konusu taşınmazın çatı katında yer alan iki daireyi anahtar teslim şeklinde eksiksiz tamamladığını, yine taşınmazdaki diğer daireler ile alttaki dükkanlarda da talep üzerine birtakım işler yaptığını, fotoğrafların dilekçe ekinde sunulduğunu, esasında iş bedeli olarak verilen 120.000 TL’yi aşan bir harcamada bulunduğunu, müvekkili tarafından yapılan bu bedeli aşan masrafları ve zararları talep etme haklarını saklı tuttuklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı arasında iki dairenin yapımı ile ilgili olarak sözleşme imzalandığı, sözleşme kapsamında davalının sözleşme ile belirlenen iki daireyi anahtar teslim olarak yapmayı, davacının ise işin bedelini ödemeyi üstlendiği, davacının iş bedeli olarak üstlendiği edimi 31/01/2018 vadeli 10.000,00 TL bedelli çek, 28/02/2018 vadeli 10.000,00 TL bedelli bono, 30/03/2018 vadeli 10.000,00 TL bono, 30/04/2018 vadeli, 10.000,00 TL bedelli bono, 30/05/2018 vadeli   10.000,00 TL bedelli bono, 30/06/2018 vadeli  10.000,00 TL bedelli bono, 30/07/2018 vadeli  10.000,00 TL bedelli bono, 30/08/2018 vadeli  10.000,00 TL bedelli bono, 30/09/2018 vadeli  10.000,00 TL bedelli bono, 30/10/2018 vadeli  10.000,00 TL bedelli bono, 30/11/2018 vadeli  10.000,00 TL bedelli bono, 30/12/2018 vadeli  10.000,00 TL bedelli bonolarla olmak üzere toplam 120.000,00 TL ödediği, davacının sözleşme bedelini ödediği hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı, davacı tarafça sözleşme bedelini ödenmesine rağmen davalının edimini ifa etmediğinin iddia edildiği, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi ile inceleme tarihi itibarıyla sözleşmeye konu işin tamamlandığının tespit edildiği, dosya kapsamında sözleşmeye konu işin davalı tarafça yapılmadığı, üçüncü kişi tarafından yapıldığına ilişkin herhangi bir delil ve bu hususta davadan önce yapılmış bir tespit bulunmadığı, ayrıca davacı tarafça işin yapılmadığı hususunda davalıya çekilmiş bir ihtar bulunmadığı, yapılan inceleme gereği işin tamamlandığı, davacının davalının işi yapmadığına ilişkin bir delil sunamadığı ve dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmadığı, bu işin davalı tarafından tamamlanmadığı davacı tarafından ispat edilemediğinden davalının yapılan sözleşme gereği davacıdan aldığı ödemeleri davacının talep edemeyeceği, davalı tarafça kötü niyet tazminatı talep edilmiş ise de dosya kapsamında davacının takibi kötü niyetli olarak yaptığına dair bir delil bulunmadığı, bu nedenle kötü niyet tazminatının şartlarının oluşmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinafında, ispat yükünün davalıda olduğunu, davalının İstanbul Ticaret Odasında kayıtlı tacir olduğunu, defterlerini incelemeye ibraz etmediğini, açıkça taraf defterlerine dayandıklarını, davalı tacir olduğu halde defterlerini ibrazdan kaçındığını, bilirkişilerin ihtilafa konu dairelerde yaptıkları imalatları gördüğü halde imalatları yaptıklarına dair delil olmadığına ilişkin rapor vermelerine anlam veremediklerini, muhasebeci bilirkişinin eksik rapor hazırladığını, davalının davacıya keşide ettiği bir fatura olmamasına rağmen uhdesinde kalan kdv yönünden dahi bir değerlendirme olmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir. Taraflar arasında davacıya ait binanın çatı katına anahtar teslim şekilde bedel karşılığı iki daire yapılması konusunda anlaşma bulunduğu görülmüştür. Davacı iş sahibi işin tamamlanmadığını iddia ederek çek ve bonolar ile yaptığı ödemeleri davaya konu i̇cra takibi ile istemiş, davalı ise işi tamamlayarak teslim ettiğini savunmuştur. Uyuşmazlık işin tamamlanarak teslim edilip edilmediği noktasındadır. Eser sözleşmelerinde kural olarak(karine) işin yüklenici tarafından yapıldığı kabul edilmektedir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda işin tamamlandığı tespit edilmiştir. Her ne kadar davacı iş sahibince kalan işlerin kendisi tarafından bizzat veya üçüncü kişilere tamamlattırıldığı iddia edilmiş ise de, bu iddianın yasal ve kesin delillerle ispatlanamadığı anlaşılmıştır. Bu açıklanan nedenlerle, mahkeme kararı doğru olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 21/01/2021 tarih ve 2019/73 Esas, 2021/46 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 15/11/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"08baaf3abe995c43","SID":"5fad98d27b5965c8"}}