{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/860 Esas<br>KARAR NO:2024/1647 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET  MAHKEMESİ<br>TARİHİ:01/06/2021<br>NUMARASI:2019/260 Esas - 2021/552 Karar<br>DAVA:Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:24/10/2024 <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Davacı şirket, ... A.Ş. şirketi ile organik bağ içerisinde faaliyet gösteren ... Kargo şirketi eski adıyla ... Kargo ... A.Ş.'nin Kocaeli ve Gölcük acentası olarak hizmet verdiği, hak kazandığı toplamda 83,651,96 TL'lik fatura alacağına karşı kendisine ödeme yapılmadığı, davacı şirketin alacağını tahsil edemediği, ... A.Ş.'nin ticari faaliyeti gayri faal hale getirildiğinden hak ettiği alacağı tahsil edemediği, borcun muaccel bir alacağa ilişkin olduğu, davalı ... A.Ş. şirketi ile organik bağ içerisinde faaliyet gösteren ... Kargo şirketi eski adıyla ... A.Ş. şirketlerinin ticari sicil kayıtlarına göre yetkilerinin aynı olması anlaşılır ve tespit edilmesinin mümkün olması sebebiyle husumet yönünden muhatap şirket...A.Ş. şirketidir.Eğer kişilik ve mal varlığı ayrılığı ilkesi uygulanmıyorsa yani malvarlıkları birbirine karışmışsa ve bu durumdan üçüncü kişiler zarar görüyorsa, art niyetle ve hesabi davranışlarla sırf sorumluluktan kurtulmak amacıyla tüzel kişilik perdesi ardına sığınılmış ise bu durumda TMK'nin ilgili maddesi gereği şahıs ve mal ayrılığı ilkesi istisnaen uygulanmadığı, davacı ... Şirketi mayıs 2015 ile haziran 2016 tarihleri arasında ... A.Ş. adına kargo dağıtım ve toplama hizmeti vermek suretiyle acentalık faaliyetini yerine getirdiği, davacı üzerine düşen tüm özen yükümlülüğü ile faaliyetlerini gerçekleştirmesine rağmen acentalık sözleşmesi dahilinde hakedişlerini alamamış ve karşılığında para da alamayınca  bilgileri mevcut icra dosyasına konu çeki kendisine verdiklerini, ancak bu çekte karşılıksız çıkmış, icraya konu edilmesine rağmen tahsil edilemediği, davacının hakkına kavuşamadığı, her ne kadar alacak temlik sözleşmelerinin imzalanmış olsa da ; temlik edilen alacak borçluları ödeme kabiliyetinden yoksun çıktıklarını, alacağın borçluları; başkaca alacaklıları olduğundan, alacaklıları tarafından haciz müzekkeresi gönderildiği, ödeme gücünden yoksun kişiler olduğu, açıklanan tüm nedenlerle; fazlaya ilişkin dava ve talep haklarının saklı kalması kaydıyla; davacının acentalık  sözleşmesine göre yaptığı hizmet ve işler nedeniyle bakiye alacak olan 83.651,96 TL nin fatura kesim tarihlerinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep ettikleri görülmüştür.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Zamanaşımı ve husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddini talep ettiklerini, davacının dava dilekçesi ile diğer Davalı ... A.Ş. ile aralarında Kargo Taşımacılığı Ticari Vekillik Sözleşmesi akdedildiğini ve dava taleplerinde bahse konu sözleşme dolayısıyla alacağı olduğunu iddia ettiğini, davalı şirketin taraflar arasında akdedilen sözleşmenin tarafı olmadığını ve aralarında herhangi bir sözleşme ilişkisi kurulmadığını, dolayısıyla da sözleşmeye bağlı bir alacak/borç ilişkisinin de bulunmadığının tespit edilebilecek nitelikte olduğunu, davalı şirket ile diğer Davalı ... Kargo arasında iştirak ilişkisinin de söz konusu olmadığını, davacının taraflar arasında ortaklık ilişkisi olduğuna ilişkin iddialarının soyut nitelikte olup, Yerleşik Yargıtay İçtihatları uyarınca bu yönde iddiası olan tarafın iddiasını somut verilerle ortaya koyması gerektiğini, huzurdaki davanın davacının ticari vekilliğinden kaynaklandığından tacir sıfatı ile değerlendirilmesi gerektiğini, davalı şirketin Diğer davalı ... Kargo ile aralarında ortaklık/bağlılık ilişkisi bulunduğunu hiçbir şekilde kabul etmemek kaydıyla, bir an için bu husus değerlendirilse dahi TTK.209 Madde uyarınca davalı şirketin bir sorumluluğu bulunmadığını, açıklanan nedenlerle; öncelikle davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 01/06/2021 tarih ve 2019/260 Esas - 2021/552 Karar  sayılı kararında; \".......Tüm dosya kapsamı, taraf iddia, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve ek raporları hep birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirketin alacağının tahsili imkanının kalmadığını borçlu şirketin davalı şirket ile arasında organik bağ bulunduğunu, borçlu şirketin mal varlığının yok edilerek borçlarını ödeyemez hale getirildiğini iddia ettiği, davacı iddiaları bakımından şirketler arasında organik bağ bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği, davacı iddiaları bakımından İstanbul 29. İş mahkemesinin 2016/337 E. Sayılı dosyasının istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiğinin anlaşıldığı, bu anlamda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. HD'nin 2018/3134 E-2018/1507 K. Sayılı ilamında İstanbul 29. İş mahkemesinin 2016/337 E. Sayılı dosya içeriği, tanık anlatımları, sunulan ticaret sicil kayıtları gözönüne alındığında dava dışı ... Kargo şirketinin eski ünvanın ...  A.Ş olduğu, ticari sicil kayıtlarına göre davalı şirket ile dava dışı   şirketin yetkililerinin aynı olduğu, davalı şirket ile dava dışı  ... Kargo şirketi arasında organik bağ olduğunun belirtildiği, tespitin mahkememizce de uygun bulunduğu, taraflar tacir olup ticari defterlere dayanıldığından ticari defterlerin incelenmesine yönelik ara karar doğrultusunda yapılan incelemede davacının defterlerinin usul ve yasaya uygun tutulduğu, sahibi lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacı şirketin dava dışı şirketten 46.198,22-TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalı şirketin ticari defterlerinin incelenmesinde defterlerin usul ve yasaya uygun tutulduğu, sahibi lehine delil niteliğinin bulunduğu, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki kaydına rastlanmadığı, davacı şirketin kendi ticari defterlerinde dava dışı şirketten 46.198,22-TL alacaklı olduğunun tespit edilmesi karşısında davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, '' Davanın KISMEN KABULÜ İLE,-46.198,22-TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme dosyasında birbirinden tamamen farklı iki bilirkişi raporu olduğunu, uzlaştırıcı rapor alınmaksızın karar verilmesini usule aykırı olduğunu, Yerel mahkemece herhangi bir gerekçeye yer verilmeksizin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi'nin bir ilamına atfen müvekkili şirket ile dava dışı borçlu şirket arasında organik bağ olduğunun kabulüyle mesnetsiz bir karar verildiğini, Müvekkili şirketin bir yatırım holdingi olup faaliyet alanı yatırım yapma, hisse alım satımı olduğunu; müvekkili şirketin borsa aracılığıyla ya da borca harici birbirinden farklı bir çok şirketin hissesini alıp satmakta olduğunu, bir yatırım holdingi olarak asıl işinin bu olduğunu, İddia edilen alacağın müvekkili şirketten talep edilmesini için salt organik bağın yeterli olmadığını; yerel mahkemenin organik bağ bulunduğu yönündeki tespitinin hatalı olmasının yanında bu tespitin doğru olduğu kabul edilecekse dahi eksik inceleme ile verilen kararın Yargıtay ilamları kapsamında kaldırılması gerektiğini, Davacının iddiaları kabul edilerek haksız bir şekilde müvekkili şirketin hakim şirket olduğu kabul edilecekse dahi şirketlerin kardeş şirketler olmasının perdenin kaldırılabilmesi için yeterli olmadığını; mahkemece de takdir edileceğini, davalı şirketlerin iktisadi bakımdan bağımsız olup olmadıklarına bakılması gerektiğini, İleri sürerek, açıklanan ve kamu düzeninden kaynaklanan nedenlerle, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/260 E. - 2021/552 K. ve 01/06/2021 tarihli kararının yargılama sonuna kadar TEHİR-İ İCRASINA; verilen kararın Dairenizce DURUŞMALI olarak incelenerek husumet itirazlarını da tekrarla Yerel Mahkeme tarafından verilen HÜKMÜN KALDIRILMASI suretiyle Müvekkili şirket açısından DAVANIN REDDİNE karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava,  davalı ile dava dışı borçlu şirket arasında organik bağ olduğu  iddiasıyla tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle alacağın tahsili  istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı vekili dava dilekçesi ile;  ... A.Ş. şirketi ile organik bağ içerisinde faaliyet gösteren ... Kargo şirketi eski adıyla ... A.Ş.'nin Mayıs 2015 ile Haziran 2016 tarihleri arasında Kocaeli ve Gölcük acentası olarak hizmet verdiğini, müvekkilinin üzerine düşen tüm özen yükümlülüğü ile faaliyetlerini gerçekleştirmesine rağmen acentalık sözleşmesi dahilinde hak edişlerini alamadığını, karşılığında para da alamayınca kendisine çek verdiklerini ancak bu çekin de karşılıksız çıktığını, icraya konu edilmesine rağmen tahsil edilemediğini ve müvekkilinin hakkına kavuşamadığını, dilekçe ekinde sunduğu temlik sözleşmeleri ile  ... A.Ş (Yeni unvan  ... A.Ş)'nin başka şirketlerden olan alacaklarını davacı müvekkili şirkete temlik etse de temlik edilen alacak borçlularının ödeme kabiliyetinden yoksun çıktıklarından tahsil edilemediğini, hak kazandığı toplamda 83.651,6 TU lık Fatura alacağına karşı kendisine ödeme yapılmadığını ve ... A.Ş. nin gayri faal hale getirilmesi nedeniyle bu alacağın tahsil edilemediğini, Davalı ... A.Ş. ile Organik bağ içerisinde faaliyet gösteren ...Kargo Şirketinin, eski adıyla ... A.Ş.” nin Ticari Sicil Kayıtlarına göre yetkililerinin aynı olması ve ekte sunulan İstanbul BAM 27.HD. 2018/3134 E. 2018/1507 K. Sayılı ilamdan bu hususun açıkça anlaşılır ve tespit edilmesinin mümkün olması sebebiyle husumet yönünden muhatap şirketin ... A.Ş. olduğunu, iddia ederek, fazlaya İlişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkil şirketin Acentelik Sözleşmesine göre yaptığı hizmet ve işler nedeniyle bakiye alacak olan 83.651,96 TL nin fatura kesim Tarihlerinden itibaren İşleyecek Ticari Avans faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Zamanaşımı ve husumet yokluğu nedeniyle Davanın Usulden Reddini talep ettiklerini, davacının dava dilekçesi ile ... A.Ş. ile aralarında Kargo Taşımacılığı Ticari Vekillik Sözleşmesi akdedildiğini ve dava konusu taleplerinde bahse konu sözleşme dolayısıyla alacağı olduğunu iddia ettiğini, müvekkili Şirketin taraflar arasında akdedilen Sözleşmenin tarafı olmadığını ve aralarında herhangi bir Sözleşme ilişkisi kurulmadığını, dolayısıyla da sözleşmeye bağlı bir Alacak/Borç ilişkisinin de bulunmadığının tespit edilebilecek nitelikte olduğunu, Müvekkil Şirket ile ... Kargo arasında iştirak ilişkisinin de söz konusu olmadığını, Davacının taraflar arasında ortaklık ilişkisi olduğuna ilişkin iddialarının soyut nitelikte olup, Yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca bu yönde iddiası olan tarafın iddiasını somut verilerle ortaya koyması gerektiğini, Müvekkili Şirketin.. Kargo ile aralarında Ortaklık/Bağlılık ilişkisi bulunduğunu hiçbir şekilde kabul etmemek kaydıyla, bir an için bu husus değerlendirilse dahi TTK.209 Madde uyarınca Müvekkili Şirketin bir sorumluluğu bulunmadığını savunarak, Öncelikle Davanın Husumet Yokluğu nedeniyle Usulden Reddine, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde, haksız ve mesnetsiz davanın reddine  karar verilmesini talep etmiştir.Dava dışı borçlu şirket ....A.Ş (Yeni unvan ... A.Ş)'nin dosya arasında bulunan sicil kayıtları incelendiğinde; Kargo, posta ve depolama alanında faaliyet göstermek üzere Bayrampaşa/İstanbul adresinde 22/10/2007 tarihinde kurulduğu, acentelik sözleşmesinin yürürlükte olduğu Mayıs 2015 ile Haziran 2016 tarihleri arasında görev yapan yönetim kurulu incelendiğinde;Yönetim kurulu üyeleri ...,...'in görev sürelerinin 26/06/2015 tarihinde sona erdiği, Şirket yönetim kurulu başkan yardımcısı ...'ın görev süresinin 07/10/2015 tarihinde, yönetim kurulu üyelikleri ..., ..., ...'ın görev sürelerinin  07/10/2015 tarihinde sona erdiği, Müşterek yetkili yönetim kurulu başkanı ..., müşterek yetkili yönetim kurulu başkan yardımcısı ...'ün görev sürelerinin  23/03/2016 tarihinde sona erdiği, münferit yetkili yönetim kurulu başkanı ...k'ün görev süresinin 04/04/2016 tarihinde sona erdiği, yeni yönetim kurulu başkanının ...016 Tarihli, 9034 Sayılı TTSG' nin 463 Sahifesinde ilan edildiği üzere ...A.Ş. nin Hisselerinin tamamının ... A.Ş. olduğu anlaşılmıştır. Davalı ... A.Ş.'nin sicil kaydı incelendiğinde; Kurulmuş veya kurulacak şirketlerin sermaye ve idarelerine iştirak etmek, vereceği yatırım kararları doğrultusunda kaynakları kanalize etmek, yatırım,finansman,pazarlama, organizasyon ve yönetim konularında danışmanlık yapmak...., konularında faaliyet göstermek üzere Beykoz/İstanbul adresinde 09/08/2006 tarihinde kurulduğu, şirket yönetim kurulu üyelerinin ..., ..., ..., ..., ..., ...ya olduğu, yetkililerin ise ..., ...., ..., ..., ... olduğu anlaşılmıştır.Mahkemece bilirkişi heyetinden alınan kök raporda; Borçlu şirket ile davalı şirket arasında organik bağın varlığına dair dosya kapsamında bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, bu sebeple davalı şirketin dava konusu borçtan organik bağa dayalı olarak sorumlu olmadığı, borçlu şirketin ortaklık yapısı incelendiğinde, davalı şirket ortaklığının 27.01.2016 Tarihinde sonra ermesi sebebiyle aralarında TTK m.202 kapsamında hakim ve bağlı şirket ilişkisinin bulunmadığı, bu sebeple şirketler topluluğu hükümlerine dayalı olarak borcun davalıdan talep edilemeyeceği sonucuna varıldığı belirtildiği halde ek raporda ise; Davacının itirazında ifade edilen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi 2018/3134 esas 2018/1507 karar sayılı kararı dikkate alındığında, kesin karar niteliğinde olduğu ve karar doğrultusunda organik bağın varlığının kabul edilebileceği kanaatine varıldığını, davacı Şirketin Davalı Şirketten Talep edebileceği Alacağın, Davacı Şirketin ticari Defterlerinde kayıtlı olan 46.198,22 TL Alacak üzerinden Talep konusu yapılabileceği Sonuç ve Kanaatlerine varıldığı belirtilmiştir.İstanbul 29. İş mahkemesinin 2016/337 E. Sayılı dosyası ile; Davacı ... tarafından davalılar ... A.Ş. ile ... A.Ş. hakkında 20/07/2016 işçi ile işveren ilişkisinden kaynaklanan alacak davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda 11/07/2018 tarih ve 2016/337 Esas - 2018/359 Karar sayılı kararı ile;1) Davalı ... A.Ş. yönünden açılan davanın husumet yokluğundan reddine,2) Davalı ... A.Ş yönünden açılan davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş , verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine İstanbul BAM 27. Hukuk Dairesi 15/11/2018 Tarih ve 2018/3134 Esas - 2018/1507 karar sayılı kararı ile;'' somut uyuşmazlıkta; dosya içeriği, tanık anlatımları, sunulan ticari sicil kayıtları dikkate alındığında, davalı ... kargo şirketinin eski ünvanın ... A.Ş olduğu, ticari sicil kayıtlarına göre davalı şirketlerin yetkililerinin aynı olduğu, duruşmada dinlenen davacı tanık beyanlarının ifadelerinde davacının ...Holding'in bünyesinde çalıştığını ifade ettikleri, davalı tanığı ...'ın ifadesinde ... A.Ş nin ... olarak ... Holding'in bünyesinde olduğunu ifade ettiği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalılar arasında organik bağ olduğu, işçi alacaklarından birlikte sorumlu oldukları,'' gerekçesi ile; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK.nun 353/1-b-2.maddesine göre istanbul 29. İş Mahkemesinin 2016/337 esas 2018/359 karar sayılı ilamının ortadan kaldırılması ile davanın esası hakkında yeniden karar verilerek; Davanın kısmen kabulüne; 9.401,53- TL net kıdem tazminatının, fesih tarihi olan 16.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, miktar itibariyle KESİN olarak karar verildiği anlaşılmıştır.Mahkemece, İstanbul BAM 27. Hukuk Dairesinin 15/11/2018 Tarih ve 2018/3134 Esas - 2018/1507 Karar Sayılı kararına göre, davalı şirket ile dava dışı ... Kargo şirketi arasında organik bağ olduğunun tespit edildiğini, bu tespitin mahkemece de uygun bulunduğu, gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.Tüzel kişiliğin varlığı asıl olup borcun yükümlüsü olan bir tüzel kişilik bulunmakta iken  şirketin ortaklarına ya da başka bir şirkete karşı bu borçtan dolayı yönelinemeyecektir. Ancak tüzel kişiliğin kötüye kullanıldığı bazı istisnai hallerde tüzel kişilik perdesi aralanmak suretiyle gerçek ya da tüzel kişi ortakların sorumluluğu cihetine gidilebilecektir. Uygulamada ve doktrinde tüzel kişi ile ortaklarının alanlarının ve malvarlığının birbirine karışması halinde, yetersiz sermaye durumunda, aynı şirketler topluluğu içinde yer alan kardeş şirketler arasında koşulların varlığı halinde ve çok istisnai hallerde Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisinin uygulanmasının mümkün olabileceği de kabul edilmektedir.Tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi her somut olayın özelliği gözetilerek değerlendirilmeli ve TMK’nın 2. maddesi gereğince dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı gözetilerek tüzel kişiliğin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanılıp kullanılmadığı, tüzel kişiliği düzenleyen normların dışına çıkılıp çıkılmadığı incelenmelidir.Borçlu şirketin yanında aynı ana şirkete bağlı bir kardeş şirketin sorumluluğuna gidilebilmesi tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle mümkün olabilmektedir. Bu durum sadece ana ve kardeş şirket için değil, aynı zamanda grup veya holding sistemi içinde yer alan kardeş şirketler arasında da söz konusu olabilmektedir.Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasına benzeyen bir başka kavram organik bağ kavramıdır. Tüzel kişilik perdesinin aralanmasında olduğu gibi organik bağ  kavramında da bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir. Bu hâliyle organik bağ kavramının da kaynağını TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı oluşturmaktadır (Öztek/Memiş, s.210). Ancak organik bağ kavramı, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına göre daha geniş bir anlama sahip olsa da organik bağın varlığı, tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemektedir. Başka bir deyişle şirketler arasında organik bağ tespit edilse dâhi tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir.Şirketler arasında ortakların akraba olması tek başına organik bağ veya tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli olmadığı gibi şirketlerin aynı faaliyeti yürütüyor olması da organik bağ için yeterli değildir.Şirketler arasında organik bağ olup olmadığı;  şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir. Ancak tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında her iki şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda öyle büyük ve derin bir kesişme vardır ki; bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmaktadır. Ayrıca üçüncü kişiler nezdinde uyandırılan bu algı neticesinde, ticaret yaparken güçlü bir yapıya sahip görüntüsü oluşturularak, şirketlerden birinin borca batırılması ya da içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması işlemleri tipik bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir.Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Davacı ile dava dışı Dava ... Şirketi( yeni ünvan ... Şirketi ) arasındaki acentelik sözleşmesinin Mayıs 2015 ile Haziran 2016 tarihleri arasında yürürlükte olduğu, davalı şirketin dava dışı şirketten dava önce  09/08/2006 tarihinde kurulduğu, şirket adres ve faaliyet konularının farklı olduğu, mahkemece alınan bilirkişi heyeti kök raporunda;  Davalı... A.Ş.'nin Dava ... Şirketi( yeni ünvan ... Şirketi ) ile tamamı ödenmiş 253.000,00 TL Sermaye Payı ile “Bağlı Ortaklık” ilişkisi içinde bulunduğu, Tek Düzen Hesap Planı 245 - Bağlı Ortaklıklar Hesabı: İşletmenin doğrudan veya dolaylı yüzde %50 oranından fazla Sermaye ya da oy hakkına veya en az bu oranda Yönetim çoğunluğunu seçme hakkına sahip olduğu iştiraklerin Sermaye Paylarının izlendiği hesap olduğu, Bağlı Ortaklığın sahipliğinin belirlenmesinde yukarıdaki kıstaslardan, Yönetim Çoğunluğunu seçme hakkının esas alındığını, Ticaret Sicili Gazete Örneklerinden tespit edildiği üzere, Davalı Şirketin 06.04.2010 Tarihli Olağan Genel Kurulda alınan Sermaye Artırımı kararı neticesinde Şirketin 500.000,00 TL' sına arttırılan Sermayesinin %50 üzeri olan 253.000,00 TL Payına İştirak ettiği, Bu ... Şirket Ticari Defter kayıtlarında, 245-BAĞLI ORTAKLIKLAR Hesabi altında yer alan ... Nolu ... A.Ş. Alt Hesabında İştirak Payı olan 253.000,00 TL üzerinden Kayıt ve Takip edildiği, 27.01.2016 Tarihinde ... Belge Numarasıyla Kayıt alınan ...k Sözleşmesi açıklamasıyla 253.000,00 TL İştirak Payının Devir edilerek İştirak ilişkisinin sonlandırılmış olduğu, işbu durumun 17.03.2016 Tarihli, 9034 Sayılı TTSG' nin 463 Sahifesinde ilan edildiği ve bu Tescil/İlan olunan bu Hisse Devri ve Tescili Kararı sonrası ...A.Ş. nin Hisselerinin tamamının Tek Pay sahibi Dava Dışı ... A.Ş. olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir.Davacıya borcunu  ödemeyen dava dışı şirket ile davalı şirket arasındaki ortaklık ilişkisinin davacının alacağına konu fatura tarihlerinden önce  27.01.2016 Tarihinde sona erdiği, davalı ile dava dışı borçlu şirket arasında başkaca ilişki saptanmadığı, dava dışı borçlu şirketin Bayrampaşa/İstanbul adresinde 22/10/2007 tarihinde kurulduğu, davalı şirketin ise daha önce  Beykoz/İstanbul adresinde 09/08/2006 tarihinde kurulduğu, faaliyet konularının da farklı olduğu, İstanbul BAM 27. Hukuk Dairesinin 15/11/2018 Tarih ve 2018/3134 Esas - 2018/1507 Karar Sayılı kararında, dava dışı asıl borçlu şirket ile davalı şirket arasında organik bağ olduğu kabul edilmiş ise de, yukarıda açıklandığı üzere organik bağın varlığı, tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemektedir. Başka bir deyişle şirketler arasında organik bağ tespit edilse dâhi tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir. Davalı şirketin borcun doğumundan önce dava dışı şirketin ortağı olması dava dışı borçlu şirket ile davalı şirket arasında yönetim birliği, mal varlıklarının karıştığı hususlarının hiçbirini ispata elverişli olmadığı, her iki şirketin faaliyet konularının da farklı olup sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının dosya kapsamı itibariyle ispat edilemediği, ayrıca yasal şartların varlığı halinde tasarrufun iptali, muvazaa nedeniyle işlemin iptali gibi hukuki sürecin işletilmesinin de mümkün olduğu, yukarıda ifade edildiği üzere “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi”nin belirli ve sınırlı durumlarda sakınılarak kullanılması gereken bir yol olduğu, somut uyuşmalık bakımından perdenin aralanması koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla; bu tespitlere göre mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yukarıdaki gerekçe ile kabulüne karar verilmesi  dosya kapsamına, usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.Sonuç olarak; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yapılacak başkaca tahkikat işlemi kalmadığından, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, Dairemizce davanın reddi yönünde yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile,İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/06/2021 tarih ve 2019/260 Esas - 2021/552 Karar sayılı kararının HMK 353/1-b2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; 2-Davanın REDDİNE, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:3-Dairemiz karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harcın, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.428,57 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.000,97 TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. uyarınca hesap ve taktir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Kullanılmayan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 9-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 10-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve dosyanın istinafa gidiş dönüş gideri ile tebligat ücreti olan 56,50 TL toplamı 218,60 TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 11-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 12-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara  tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9c9eb03a2b530908","SID":"34b6d5748a56a976"}}