{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2021/1001 <br>KARAR NO: 2024/1173<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 14/12/2020<br>NUMARASI: 2018/149 (E) - 2020/694 (K) <br>DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 17/09/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;   <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Sigorta AŞ'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı davalı ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile müvekkili ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucu müvekkili ...'nın yaralandığını, 1.000 TL iş göremezlik tazminatının davalı ... Sigorta AŞ yönünden 30/01/2018 tarihinden, diğer davalı ... yönünden ise olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, 30.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsilini, davalı ...'un taşınır ve taşınmaz mallarına ihtiyati tedbir konulmasını talep ve dava etmiş; 27/10/2020 tarihli bedel artırım dilekçesiyle talep ettiği 1.000 TL maddi tazminat (100 TL geçici iş göremezlik, 900 TL sürekli iş göremezlik tazminatı) alacağının 6.552,10 TL geçici iş göremezlik zararı, 15.227,79 TL sürekli iş göremezlik zararı olmak üzere toplam 21.779,89 TL'ye yükseltmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davanın yetkisiz mahkemede açılmış olup yetkili mahkemenin Şarköy Mahkemeleri olduğunu ve dosyanın yetkisizlik kararı verilerek Şarköy Mahkemelerine gönderilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince; davacının maddi tazminat isteminin kabulü ile 6.552,10 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 15.227,79 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalı ... yönünden kaza tarihi olan 21/12/2017 tarihinden itibaren davalı ... Sigorta AŞ yönünden 30/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek yıllık %9 yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 3.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 21/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yıllık %9 yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine, manevi tazminat davasında fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Davacı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; geçici iş göremezlik tazminatı yönünden ayrı, 15.227,79 TL sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden ayrı, 3.000 TL manevi tazminat yönünden ayrı olmak üzere üç ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden dava tamamen kabul edilmişken, reddedilen manevi tazminat yönünden karşı vekâlet ücretine tüm alacak kalemlerinin toplam vekâlet ücreti kadar hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davalıların kazanın oluşunda ağır kusuru da gözetilerek 30.000 TL manevi tazminattan indirim yapılmaksızın kabulüne karar verilmesi gerekirken, 3.000 TL gibi çok cüzi miktarda manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; tanık dinletme taleplerinin reddedildiğini, hem koruyucu tertibatsız ve hem de ehliyetsiz olarak zarara uğrayan davacı hakkında her iki kusur nedeniyle en az %40 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekmekte olup geçici iş göremezlik tazminatı ve tedavi süresince ortaya çıkan tüm giderlerin tedavi gideri teminatı kapsamında olması nedeniyle söz konusu zararlardan Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) sorumlu olduğunu, davacının manevi tazminat taleplerinin zenginleşme amacı güttüğünü belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 6111 sayılı Yasa ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 98. maddesi ile tedavi gideri, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı giderine ilişkin zararların trafik sigortası genel şartları kapsamında SGK tarafından karşılanması gerektiğinden müvekkilin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, kabul manasına gelmemek kaydı ile davacının kaza sırasında ehliyeti bulunmayıp kask gibi koruyucu tertibat kullanmaması nedeniyle müterafik kusuru bulunduğunu, bu nedenle tazminattan %20'den az olmamak üzere indirim yapılması gerektiğini, davacının gelir elde etme yaşından küçük olduğundan geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilemeyeceğini, dava tarihinden itibaren yasal faiz ve ıslah edilen tutar yönünden ıslah tarihinden itibaren yasal faiz olması gerekirken, hükmedilen tüm alacak bakımında dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece hükme esas alınan kusura ilişkin Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunda; sürücü ...'nun %75 (yüzde yetmiş beş), sürücü ...'nın ise %25 (yüzde yirmi beş) oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir. Dosya kapsamı ile oluşa uygun, Kaza Tespit Tutanağı ve ceza mahkemesinde alınan kusur raporuyla uyumlu olduğu anlaşılan, somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi barındıran kusura ilişkin raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiştir. Dosyada mevcut hükme esas alınan Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalının 21/12/2019 tarihli raporunda; davacı ...'nın Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümlerine göre tüm vücut genel çalışma gücünden %2,1 nispetinde kaybettiği, 6 ay süre geçici iş göremezlik halinde kaldığı belirtilmiştir. Düzenlenen maluliyet raporunun yaralanan davacının muayenesi yapılarak ve tedavi evrakları değerlendirilerek düzenlenmesi ve usul, mevzuata uygun olması karşısında bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği belirtilmiş; 52. maddesinde ise; zarar gören tarafın, zarara razı olduğu veya kendisinin eylemi zararın doğmasına ya da zararın artmasına yardım ettiği ve zararı yapan kişinin durum ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hakimin, zarar ve ziyan tutarını indirebileceği veya zarar ve ziyanı hüküm altına almaktan vazgeçebileceği açıklanmıştır. Müterafik kusura ilişkin yasal düzenlemeler gereği, zarar görenin ortak kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılması kabul edilmiş olmakla birlikte; bu sebeple tazminattan indirim yapılabilmesi için, zarar görenin ortak kusurunun bulunması yeterli olmayıp bu ortak kusurun doğan zarar ile uygun illiyet bağı içinde olması gerekir. Zarar gören için kusur teşkil edebilen durum, eğer zararın doğumu ya da artması bakımından hiçbir illiyet değeri taşımıyorsa, artık müterafik kusur nedeniyle tazminattan indirim yapılması olasılığı kalmayacaktır. Somut olayda; davaya konu kazada davacının sol omuzunda oluşan maluliyet oranının tespiti bakımından alınan ve mahkemece de benimsenen heyet raporunda, sol omuzdaki yaralanma nedeniyle davacı için maluliyet oranı belirlendiği görülmektedir. Kazada yaralanmasının niteliği ile davacının kask takmadan motosiklete binmesi arasında illiyet bağı yoktur. Bu durumun davacının zararı artırmaya yönelik ortak kusuru olarak kabul edilemeyecektir. Açıklanan nedenlerle; zararın doğması ya da artmasında uygun illiyet bağı vasfı bulunmayan kask takmama durumu, tazminattan indirim gerektiren müterafik kusur teşkil etmediğinden, ayrıca davacının kaza sırasında sürücü olup ehliyetsiz araç kullanması da idari kusur olacağından, ehliyetsiz araç kullanma nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılamayacağından bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir. Davacı davasını belirsiz alacak davası olarak açmıştır. Davanın belirsiz alacak davası olarak açılması, bilirkişi raporu ile tazminat miktarının belirlenmesinden sonra başlangıçta istenen tazminatın artırılmasına ilişkin davacılar vekilince verilen 27/10/2020 tarihli dilekçenin bedel artırımına ilişkin talep olması dikkate alındığında ilk derece mahkemesince artırılan kısım faiz başlangıcı yönünden verilen kararda usul ve kanuna aykırılık bulunmamaktadır. Yeni Genel Şartların A.5.b. maddesinde tedavi süresine ilişkin geçici bakıcı gideri ve çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık giderleri teminatı kapsamında olduğu ve bu teminatın da Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) sorumluluğunda olduğu, bu nedenle sigorta şirketlerinin sorumluluğunun bulunmadığı açıklanmış ise de 6111 sayılı Yasa ile değişik 2918 sayılı Yasanın 98. maddesinde SGK tarafından karşılanacak tedavi giderleri arasında geçici işgöremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatı sayılmamıştır. Bu durumda SGK'nin sorumluluğu alt norm düzeyindeki genel şartlar ile genişletilemiyeceğinden, sözü geçen ilgili genel şart hükmünün uygulanma kabiliyeti bulunmamaktadır. Bu durumda sigorta şirketlerinin geçici iş göremezlik zararından sorumluluğu devam etmektedir. Dolayısıyla, bu yöne ilişkin mahkemenin kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatlarına göre 18 yaşından küçük olup aktif çalışması bulunmayan çocuk yararına geçici iş göremezlik tazminatı hükmedilemez.  (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/23783 E. - 2023/2210 K., 2021/4507 E. - 2021/8342 K. sayılı kararları). Somut olayda, kaza ve dava tarihinde reşit olmayan davacı ... kaza tarihinde 16 yaşında olup gelir getiren bir işte çalıştığı düşünülemeyeceği gibi aksi de iddia ve ispat edilemediğinden dolayısıyla tedavi müddeti boyunca mahrum kaldığı herhangi bir kazancı olmadığından geçici iş göremezlik zararı bulunmadığı ancak olay tarihinden itibaren efor kaybı bulunduğu gözetilerek hesaplama yapılmalıdır. Bu halde, 21/12/2017 - 21/06/2018 tarihleri arasındaki 6 aylık işlemiş bilinen aktif devrede zarar hesabının kaza tarihinden itibaren başlatılarak ve maluliyet oranı %2,1 alınarak hesaplanması gerekmektedir. İstinaf eden tarafın sıfatı ve dava değeri gözönüne alınarak geçici iş görmezlik tazminatına hükmedilemeyeceğine yönelik yapılan istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. TBK'nin 56. maddesinin 1. fıkrasına göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira malvarlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır. Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi kaygı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz. Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmakta; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmekte; bir teselli, bir avunma, bir ruhsal tatmin aracı olmaktan ibarettir.Ayrıca manevi tazminata yönelik tarafların istinaf itirazlarının incelenmesinde; Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır. Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan  hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/6/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları göz önünde tutularak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılmalıdır. Bu açıklamalara göre, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanması, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve ortaya çıkan zararın ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi nazara alındığında mahkemece kabul edilen manevi tazminat tutarının yetersiz kaldığı görülmektedir. O halde, TBK'nin 56. maddesi uyarınca somut olayın özellikleri nazara alınarak davacı tarafından talep edilen tazminat tutarı hak ve nasafete göre makul ve kabul edilebilir olduğu sonuç ve kanaatiyle manevi tazminat davasının tam kabulüne karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: A-Davalı ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, B-Davacı vekili ile davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile, Yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nin 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, Buna göre: 1-Davacının maddi tazminat isteminin kabulü ile 15.227,79 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalı ...'dan kaza tarihi olan 21/12/2017 tarihinden itibaren, davalı ... Sigorta AŞ'den 30/01/2018 tarihinden itibaren; 6.552,10 TL geçici iş göremezlik tazminatının ise davalı ...'dan kaza tarihi olan 21/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yıllık %9 yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Davacının manevi tazminat isteminin kabulü ile 30.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 21/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yıllık %9 yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine, 3-Harçlar Kanunu'na göre maddi tazminat davası yönünden alınması gereken 1.487,78 TL ilam harcından peşin alınan 105,89 TL, tamamlama harcı olarak alınan 70,97 TL harç olmak üzere toplam 176,86 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.310,92‬‬ TL harcın davalılardan (davalı ... Sigorta AŞ'nin 74,39 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Harçlar Kanunu'na göre manevi tazminat davası yönünden alınması gereken 2.049,3‬0 TL ilam harcından peşin alınan 105,89 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.943,41‬ TL harcın davalı ...'dan alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından sarf edilen 35,90 TL başvurma harcı, posta, tebligat ve bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 1.864 TL'nin davalılardan (davalı ... Sigorta AŞ'nin 784,04 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) alınarak davacıya verilmesine, 6-Maddi tazminat davası yönünden ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) uyarınca 4.080 TL vekâlet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-Manevi tazminat davası yönünden dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 17.900 TL vekâlet ücretinin davalı ...'dan tahsil edilerek, kendisini vekil ile temsil ettiren davacıya verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde ve istek halinde kullanılmayan gider avansının ilgiliye iadesine, C-İstinaf İncelemesi Bakımından: 1-Davacı ve davalı ... Sigorta AŞ tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harçlarının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından iadesine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.692,71 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 396,46 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 1.296,25 TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ...'dan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 44 TL posta ve tebligat gideri ile 162,10 TL istinaf başvuru harcının davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-İstinaf aşamasında davalı ... Sigorta AŞ tarafından yapılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalı ... Sigorta AŞ'ye verilmesine, 5-Davalı ...'un istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-İstinaf için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/09/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"93293294f9d5554e","SID":"a95bcf863800aeb0"}}