{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1750 <br>KARAR NO: 2024/1530<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2023/795 (Derdest)<br>ARA KARAR TARİHİ: 30/09/2024<br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 27/11/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından davalı borçluya temizlik hizmeti verildiğini, bu hizmetlere ilişkin faturalara davalı borçlu tarafından süresi içerisinde itiraz edilmediği gibi ödeme de yapılmadığını, bunun üzerine İstanbul ...İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası kapsamında takibe geçildiğini, davalı tarafından ödeme emrine haksız olarak itiraz edildiğini, borca itiraz dilekçesindeki bir kısım eşyaların iade edilmediği yönündeki iddiaların gerçek dışı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla söz konusu eşyaların iade edilmemesi halinde bile bu konuya ilişkin ihtar keşide edilmesi ya da tespit yaptırılması gerekirken hiçbir işlem yapılmadığı için iddiaların ispatlanamadığını beyan ederek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 3 yıldır süregelen ilişkin olduğunu, müvekkili Otel Yönetiminin yıkama ve temizlik için verilmiş olan ve otel müşterilerinin günlük kullanmakta oldukları ürünlerin davacı tarafından gelmediğini görmeleri üzerine konu davacı şirkete intikal ettirildiğinde, davacı tarafın makinelerin arızalandığı ve yakında getirecekleri şeklinde beyan ile sürekli olarak bir erteleme ve oyalama içerisinde bulunarak otele ait ürünleri getirmediklerini, davacı tarafça 22/09/2023 ve 25/09/2023 tarihleri arasında alınıp geri getirilmeyen 664 adet, 06/10/2023 tarihinde alınıp geri getirilmeyen 457 adet ve yine 07/10/2023 tarihinde alınıp geri getirilmeyen 327 ürün bulunduğunu, davacı taraf eksik olan ürünlerin geri iadesini makine arızası olduğunu iddia ederek sürekli ertelediği gibi gerçekle alakası olmayan fahiş bir fatura tahakkuk ettirerek temerrüt oluşmuş gibi takip başlattığını, davacı taraf eksik ürünlerin iadesi ve hesap mutabakatına telefon ile davet çağrılarına cevap vermediği gibi Kartal ... Noterliğinden keşide edilen 27/10/2023 tarihinde (... yevmiye numaralı) olumsuzluklara yönelik açıklama ve hesap mutabakatı taleplerine de cevap vermediğini, faturalara itiraz edilmediği hususunun gerçek dışı olduğunu zira yukarıda anılan ihtarnameye dönüş yapılmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Bilirkişi raporu; Her iki tarafın defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, icra takibine konu olan faturaların e-fatura ve e-arşiv fatura olarak düzenlendiği, icra takibine konu faturaların en son 09/10/2023 tarihli olup e-arşiv portal ve e-fatura portal üzerinden davalı şirkete en son 10/10/2023 tarihinde gönderildiği, davalının Kartal ...Noterliğince davacı yana 27/10/2023 tarihinde ... yevmiye numarası ile keşide ettiği ihtarnamede davacı şirket tarafından iade edilmediğini tespit ettiği ürünlerin iadesini talep ederek hesap mutabakatı sağlamak istediğini ihtar ettiği, davacı tarafın 2023 yılı ticari defterlerinde davalı ile cari hesabına ait 717.166,66 TL cari bakiye alacağı bulunduğu, davalının 2023 yılı ticari defterlerinde davacı ile cari hesabına ait 764.146,20 TL cari bakiye borcu olduğu hususlarında görüş ve kanaat bildirilmiştir. İşbu dosyanın 26/09/2024 tarihli celsesinde davacı vekili; \"bilirkişi raporuna karşı beyanlarımızı tekrar ederiz. Davalı tarafından bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi süresinde sunulmamıştır. Bugün açılan karşı davanın yargılamayı uzatmaya matuf olduğunu düşünüyoruz. Davanın kabulünü, mahkeme aksi kanaatte ise alacaktaki ispat koşulunun sağlanması nedeniyle ihtiyati haciz talep ediyoruz\" beyanı ile ihtiyati haciz talep etmiştir. Mahkemece celse arası 30/09/2024 tarihli ara kararla; \"...Her ne kadar bilirkişi raporu alınması aşamasında duruşma günü davacı tarafından ihtiyati haciz kararı verilmesi talep edilmiş ise de; davacının mahkememizce alınan rapor haricinde alacağın varlığını ispata yarayan ve borçlunun bu aşamada mal kaçırdığına ilişkin bir bilgi belge veya vesika sunmadığı, faturadan kaynaklı alacağın varlığının yargılamanın sonucunda belli olacağı; yargılamanın bu aşamasında karşı taraf yönünden mal kaçırmaya yönelik somut bir delil bulunmadığı...\" gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından davalıya temizlik hizmeti verilerek, bu hizmete ilişkin faturaların davalıya gönderildiğini, fatura içeriğine davalı tarafından süresi içerisinde itiraz edilmediği gibi ödeme de yapılmadığını, Ticaret Kanunu 21/2 maddesinde yer alan karine gereği davalının fatura içeriğini kabul ettiğini, bilirkişi tarafından alacağın varlığı defter incelemeleri ve faturaların incelemeleri sonucunda net bir şekilde ortaya konulduğunu ve alacağın yaklaşık olarak ispatlandığını, vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş, yaklaşık olarak ispat edilmiş alacağa ilişkin ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle karar verilmesinin ihtiyati haczin niteliğine ters düştüğünü, bu nedenlerle 30/09/2024 tarihli ihtiyati haciz talebinin reddi kararı kaldırılarak icra dosya borcuyla sınırlı olmak üzere borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir.Uyuşmazlık, ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile davalı adına düzenlenen faturalardan kaynaklanan 717.166,66 TL cari hesap alacağının tahsili için takip başlatılmıştır. İcra ve İflas Kanunu'nun 257/1 maddesinde yer alan \"Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.\" hükmüne göre, rehinle temin edilmemiş bir para alacağının vadesinin gelmesi halinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. İİK'nın 258/1 maddesinde yer alan \"…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur….\" hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için, kesin bir ispat aranmamaktadır, özellikle hukuki bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanmasının tercih edilmesi gereken bir seçenektir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi 23/01/2014 tarih 2023/18723 E.2014/1804 K.) İhtiyati haciz, alacaklının para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır ve ihtiyati haciz kararı, geçici hukuki koruma tedbirlerinden olduğu için bazen karşı taraf dinlenmeden ve tüm deliller toplanmadan yaklaşık ispat şartı yeterli görüldüğünde mahkemece verilebilir. Yasal düzenleme gereğince ihtiyati haciz talep eden, İİK'nın 257/1. maddesi kapsamında bir para borcunun alacaklısı olduğunu, borcun rehinle temin edilmediğini ve borcun vadesinin gelmiş olduğunu yaklaşık olarak mahkemeye kanaat getirecek tarzda ispat etmek durumundadır. Geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl yargılamadan ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Geçiçi hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez.Somut olayda; iddia ve savunma, takip dosyası, sunulan faturalar, bilirkişi raporu incelendiğinde 717.166,66 TL takip tutarı yönünden ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için İİK 257/1 maddesinde yer alan koşullar ile yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği anlaşılmakla, ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yukarıda yazılı gerekçeyle verilen karar isabetli görülmemiştir.  İİK'nın 261/1.maddesinde; \"Alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden kararın infazını istemeye mecburdur. Aksi halde ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar. \"hükmü yer almaktadır. Alacaklının ihtiyati haciz kararının icrasını (infazını) istemesi bir süreye tabi kılınmıştır. Alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde, yetkili icra dairesine başvurarak ihtiyati haciz kararının icrasını istemek zorundadır. Alacaklı, icra takibinde bulunduktan sonra ihtiyati haciz talep etmişse, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde icra takibinin derdest olduğu icra dairesine başvurarak ihtiyati haciz kararının icrasını istemek zorundadır. Alacaklı ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde yetkili icra dairesinden (veya derdest icra takibinin bulunduğu icra dairesinden) ihtiyati haciz kararının icrasını istemezse, ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, İkinci Baskı, Ankara 2013, s.1047 vd.). İlk derece mahkemesindeki işleyiş dikkate alındığında, ihtiyati haciz talebinin aynı gün içinde yada ertesi gün, kabul veya red yönünde sonuçlandırılarak karara çıkartıldığı ve talep eden tarafından sürecin takip edilerek kararın yine aynı gün elden tebliğ alınıp infazının talep edildiği bilinmektedir.  Ancak Bölge Adliye Mahkemelerinde süreç aynı şekilde işlemediğinden İİK'nın 261/1.maddesinde yer alan \"...ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten...\" ibaresinin nasıl yorumlanacağı hususunun tartışılması gerekmiştir. Zira ilgili hüküm gerek 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu'nun gerekse 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkında Kanun'un yürürlüğünden önceki tarihli olup, değişen koşullara yönelik herhangi bir düzenleme yapılmamıştır.  5070 sayılı Kanun'un 5/1.maddesinde; \"Güvenli elektronik imza, elle atılan imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.\" hükmü gereği kararlar UYAP sistemi üzerinden e-imza ile imzalanmakta ve fiziki olarak imzalanmamaktadır. Ve aynı Kanun'un \"Tanımlar\" başlıklı 3.maddesinin h bendinde; \"Zaman damgası: Bir elektronik verinin, üretildiği, değiştirildiği, gönderildiği, alındığı ve/veya kaydedildiği zamanın tespit edilmesi amacıyla, elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı tarafından elektronik imzayla doğrulanan kaydı\" olarak tanımlanmıştır.  Dairemizin kararında, karar tarihi olarak 27/11/2024 tarihi yazılacak ise de, bu tarih dosyanın karara bağlanmasının müzakere edildiği ve UYAP sistemi üzerinden karar numarasının alındığı tarihtir. Yani bu tarih itibariyle henüz yazılan bir karar olmadığı için infazı da mümkün değildir. Kararın infazının talep edilebilmesi ise ancak gerekçeli kararın Dairemizin başkan ve üyeleri ile zabıt katibi tarafından UYAP sistemi üzerinden \"e-imza\" ile onaylanarak, davanın tarafları ve ilk derece mahkemesi tarafından görülebildiği yani karar içeriğine vakıf olunduğu tarih itibariyle mümkündür.  Bu nedenle İİK'nın 261/1.maddesinde yer alan \"...ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde...\" ibaresindeki \"kararın verildiği tarihin\", UYAP sistemi üzerinden onaylanarak, infazının talep edilmesinin mümkün olduğu tarih olarak yorumlanması ve 10 günlük sürenin bu tarihten itibaren başlatılması gerektiği Dairemizce kabul edilmiştir. Zira aksinin kabulü halinde yani dosyanın karara bağlanmasının müzakere edildiği ve UYAP sistemi üzerinden karar numarasının alındığı tarihin \"kararın verildiği tarih\" olarak kabulü halinde ihtiyati haciz isteyen taraf, henüz yazılmayan bir karardan haberdar olamayacağı için infazını da talep edemeyecektir. Dairemizin kabul ettiği görüş yukarıda açıklandığı gibi karar numarasının alındığı tarih olmayıp kararın UYAP sistemi üzerinden verildiği tarih olmakla birlikte, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nin 23/06/2022 tarihli 2021/3272 E. 2022/2356 K. sayılı kararı ile; \"...İİK'nın 261/1. maddesi uyarınca; alacaklının ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinde kararın infazını istemeye mecbur olduğu, aksi halde ihtiyati haciz kararının kendiliğinden kalkacağı, ihtiyati haciz kararının günlük takip edilmesi mümkün olmadığından, Bölge Adliye Mahkemesince verilen ihtiyati haciz kararlarında, ihtiyati haczin infazının istenmesine ilişkin sürenin kararın tebliğ tarihinden itibaren başlatılması gerektiği...\" yönünde verilen kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 10/05/2023 tarihli 2022/10553 E. 2023/3259 K. sayılı ilamı ile onanmış olması da infazın istenmesi tarihi açısından UYAP sistemi üzerinden karar numarasının alındığı tarihin esas alınmaması gerektiği yönündeki Dairemiz görüşünü desteklemektedir. Açıklanan nedenlerle ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince % 15 teminat karşılığında ihtiyati haciz isteminin kabulüne, İİK'nın 261/1. maddesi gereğince kararın verildiği tarihin, Dairemizin gerekçeli kararının UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile onaylandığı tarih olarak kabulüne ve 10 gün içinde kararın infazının talep edilmemesi halinde ihtiyati haciz kararının kendiliğinden kalkacağının bilinmesine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İhtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2023/795 E. (Derdest)  sayılı ve 30/09/2024 tarihli ara kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 bendi uyarınca KALDIRILMASINA ve YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, 2-Davacı şirketin İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN İİK'nın 257. maddesi uyarınca KABULÜ ile 717.166,66 TL'nin % 15'i oranında hesap edilen 107.575,00 TL teminat tutarı, davacı tarafça nakit olarak yatırıldığında yada kesin ve süresiz nitelikteki banka teminat mektubu ibraz edildiğinde, 717.166,66 TL alacakla sınırlı olmak kaydıyla davalı şirketin taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının İHTİYATEN HACZİNE, 3-İİK'nın 261/1. maddesi gereğince, Dairemizin gerekçeli kararının UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile onaylandığı tarihten itibaren 10 gün içinde infazının talep edilmemesi halinde ihtiyati haciz kararının kendiliğinden kalkacağının BİLİNMESİNE,4-Kararın tebliği ve teminat alınmasına ilişkin işlemlerin İlk Derce Mahkemesince yerine getirilmesine ve kararın ilgili icra dairesince infazının sağlanmasına,5-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının ve istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin, İlk Derece Mahkemesince esasa ilişkin verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.f bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 27/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e4b6812ec5b81a1a","SID":"b7103ee11711a962"}}