{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/875 Esas <br>KARAR NO:2024/1751 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2020/265 Esas -  2022/138<br>TARİH:22/02/2022<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:07/11/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkil şirket ile davalı borçlu arasında 14.05.2016 tarihinde Madeni Yağ Satış Sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşmeden doğan müvekkil şirketin alacağına yönelik 09.05.2019 tarihli fatura düzenlendiğini ve söz konusu faturanın davalı borçlu tarafından 2 aylık vadesi dolmasına rağmen ödenmediğini, davalı borçlunun Adıyaman .... Noterliği’nden müvekkil şirkete gönderdiği 28.05.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamede müvekkil şirkete borçlu olduğunu kabul ettiğini, akabinde alacağın tahsil amacıyla davalı borçlu aleyhine... sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını ve ödeme emrinin tebliğ edildiğini, davalı borçlunun haksız ve dayanaksız olarak itiraz ederek icra takibini durduğunu ve tüm bu nedenlerle davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalının alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Taraflar arasında Madeni Yağ Satış Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin imza görüşmelerinde davacı şirketin bir takım cazip vaatlerde bulunduğunu ve akaryakıtı müvekkiline hep piyasadaki en düşük fiyatla satmayı taahhüt ettiğini, taahhütlerin sözleşmede yer almadığından müvekkilinin imzalamak istemediğini ancak sözleşmenin değil sözlerinin önemli olduğuna ikna ederek imzalattıklarını, sözleşme imzalandıktan hemen sonra ... şirket yetkililerinin tavrının tamamen değiştiğini, müvekkiline piyasanın çok üstünde fiyatlarla akaryakıt gönderildiğini, davacı şirketin bu fiyat politikası yüzünden müvekkilinin gerçek kapasitesinin ancak 1/10’si kadar satış yapabildiğini, bu durumun ise müvekkilinin çok ciddi zararlara düçar olmasını sebebiyet verdiğini, müvekkilinin tüm bu sebeplerle sözleşmenin bitim tarihinden bir yıl kadar önce fesih etmek zorunda kaldığını, müvekkilinin başka bir dağıtıcı ile çalışmaya başlamasından sonra davacının müvekkilinin teminat mektubunu paraya çevirerek bankalar nezdinde zor durumda bıraktığını, müvekkilinin davacı tarafa ödeme yaptığını ancak davacının sonraki aşamada müvekkili aleyhine çeşitli davalar açtığını, müvekkilinin aldığı akaryakıtın bedelini eksiksiz olarak davacıya ödediğini ve hiçbir borcu olmadığını, bu ödemelerin bir kısmını ise sözleşmeyi devralan davacının kardeş şirketine yaptıklarını, çünkü davacının talimatının bu yönde olduğunu, davacının davasının kötü niyetli olduğunu ve tüm bu nedenlerle davanın reddine, davacının HMK.nun 329.maddesi uyarınca 5.000,00-TL den az olmamak üzere disiplin para cezasına çarptırılmasına, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 22/02/2022 tarih ve 2020/265 Esas -  2022/138 sayılı kararında; \"Dava; İİK.nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, yapılan ilamsız icra takibine karşı davalının vaki itirazının iptali ve icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkindir.İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçluların itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.Yasal dayanağını İİK'nın 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçluların icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir.Taraflarca delil olarak;... sayılı dosyası, Madeni Yağ Satış Sözleşmesi, fatura, irsaliye, ihtarname,  bilgi ve belgeler, ticari defter kayıtları ve bilirkişi incelemesine dayanılmış olup, gösterilen deliller toplanarak dosya arasına konulmuştur.Dosyaya getirtilen ... sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 21/08/2019 tarihinde  90.180,12-TL asıl alacak ve 2.609,05-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 92.789,17-TL üzerinden 7 örnek nolu ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin 29/08/2019 tarihinde davalı borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlu vekili tarafından 02/09/2019 tarihinde yetkiye, borca ve borun tüm fer'îlerine itiraz ettiği, yapılan itirazın süresinde olduğu görülmüştür.Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda dava dosyası, icra dosyası ve davalı tarafın ilgili kayıtları üzerinde inceleme yapılarak davacı alacağının varlığı ve davalı/borçlunun icra takibine itirazında değindiği hususlara ilişkin bilirkişi raporu alınmasına için Adıyaman Nöb.Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılmasına karar verildiği, Adıyaman 5.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/24 Talimat sayılı dosyasına Mali Müşavir bilirkişi ... tarafından sunulan 26/01/2021 tarihli bilirkişi raporu özetle; ''Davalı şirketin işyerinin bulunduğu adrese gidilmiş olup dava konusu hakkında şirket yetkilisi ...'a bilgi verildiği, davalı şirket yetkilisinin ticari defter ve belgeleri ibraz edemeyeceğini, ticari defter ve belgelerini ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak ve tespit etmek amacıyla Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı Gaziantep Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığı'na teslim ettiğini beyan edildiği, davalı şirketin ticari defter ve belgeleri incelenemediğinden borç alacak tespitinin mümkün olmadığı'' kanaatiyle rapor tanzim etmiştir. Mahkememizce davalı tarafın ticari defterlerinin bulunduğu vergi müfettişliğine mahkeme kanalıyla yazı yazılmak suretiyle ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak bilirkişi raporu alınmasına için tekrardan talimat yazılmasına karar verildiği, Adıyaman 5.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/6 Talimat sayılı dosyasına Mali Müşavir bilirkişi ... tarafından sunulan 08/06/2021 tarihli bilirkişi raporu özetle; ''Davalı şirketin 2018 ve 2019 yılı ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda davalının davacıya borcunun olmadığının tespit edildiği, ancak davaya konu olan 90.180,12 TL alacağın davalı şirketin ticari kayıtlarında yer alan davacı şirketin kardeş şirketi olan ... AŞ.den olan alacağına mahsup etmiş olduğu, icraya konu faturanın davalının ticari kayıtlarında yer almış olduğu ve davalı tarafından 90.180,12 TL ödeme yaptığına ilişkin herhangi bir ödeme belgesi sunmadığı'' kanaatiyle rapor tanzim etmiştir. Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda dava dosyası, icra dosyası ve  davacı ilgili kayıtları üzerinde inceleme yapılarak davacı alacağının varlığı ve davalı/borçlunun icra takibine itirazında değindiği hususlara ilişkin bilirkişi raporu alınmasına karar verildiği, Mali Müşavir bilirkişi ...  ve Kimya Mühendisi bilirkişi ... tarafından sunulan 12/01/2022 tarihli bilirkişi raporu özetle; ''Davacı şirketin yasal defterlerinin sahibi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, dava konusu olan fatura davacı şirketin yevmiye defterinde 09/05/2019 tarih ve ... yevmiye numarasıyla kayıtlı olduğu, davalı şirket tarafından yapılan savunmada borcun ödendiği ve bu borç ödeme ile ilgili dekontun dava dosyasına sunulacağının belirtildiği, 26/01/2021 tarihli bilirkişi rapor ekinde var olan 15/05/2019 tarih 100.000,00 TL tutarlı dekontun davalı şirket yasal defterlerinde kayıtlı olmadığı gibi 08/06/2021 tarihli bilirkişi raporunda da bu dekontla ilgili herhangi bir tespitinin var olmadığı, fatura üzerinde vade konusunda 60 gün vadeli olduğunun yazılı olduğu, taraflar arasında var olduğu ihtilafsız olan sözleşmenin yedinci maddesinin üçüncü paragrafında vade tarihi 60 gündür yazılı olduğunun görüldüğü, dava konusu faturanın e-fatura olarak düzenlendiği ve davalı defterlerini inceleyen bilirkişi tarafından da davaya konu olan 90.180,12 TL tutarlı faturanın davalının ticari kayıtlarında yer aldığı ve davalı tarafından 90.180,12 TL ödeme yaptığına ilişkin herhangi bir ödeme belgesi sunmadığı, fatura tarihi olan 09/05/2019'a 60 gün ilavesiyle fatura vadesinin 07/07/2019 tarihine ulaşıldığı, dolayısıyla temerrüt tarihinin 08/07/2019 olarak kabul edilmesinin gerektiği, taraflar arasında var olduğu ihtilafsız olan sözleşmenin yedinci maddesinin dördüncü paragrafında aylık %2 vade farkı kesme hakkı bulunmaktadır hükmüne istinaden 08/07/2019 tarihinden takip tarihi olan 21/08/2019 arasına yıllık %2 vade farkı uygulandığı, mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin kabul edilmesi halinde takip tarihi 21/08/2019 itibariyle 90.180,12 TL asıl alacak 2.609,05 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 92.789,17 TL alacak hesaplandığı, takip talebinin de 92.789,17 TL ile birbirlerini teyit ettiği'' kanaatiyle rapor tanzim etmişlerdir.<br>GEREKÇE: Tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları ile dosya kapsamındaki tüm belge ve bilgiler birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında 14.05.2016 tarihinde Madeni Yağ Satış Sözleşmesi imzalanmıştır. Davacı tarafça sözleşme kapsamında 09.05.2019 tarihli fatura düzenlendiği ve faturanın iki aylık vadesi dolmasına rağmen davalı tarafça ödenmediğinden bahisle icra takibi yapıldığı, davalı tarafça icra takibine itiraz edildiği, davalı taraf ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, ticari defterlere göre davalı tarafın borcu olmadığının görüldüğü, dava konusu faturanın davacı firmanın kardeş firması ...A.Ş.'den olan alacağa mahsup edildiğinin kayıtlı olduğu ve ödeme belgesi bulunmadığı görülmüştür. Davacı taraf ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, incelemeye akaryakıt sektör bilirkişisinin de katıldığı, ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve defter kayıtlarına göre dava konusu faturanın defterlerde kayıtlı olduğu ve davalı tarafça yapılan bir ödemenin gözükmediğinin bildirildiği, icra takibine konu fatura borcunun davalı tarafça ödenmediği, davalı tarafın başka bir firmadan olan alacağı için işbu fatura bedelini mahsup yaptığı, davalı tarafın alacağını mahsup yaptığı firmanın davacı firma olmadığı ve aksine bir sözleşme hükmünün de bulunmadığı anlaşıldığından davanın kabulüne, davalı tarafça likit ve bilinebilir borca ödeme yapılmadığı halde haksız olarak itiraz edildiğinden icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, ''Davanın KABULÜ ile, Davalının .... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin aynen devamına, Asıl alacak 90.180,12-TL'nin %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı  ile dava dışı ...A.Ş. şirketi arasında, davacı yanın cazip tekliflerine istinaden  bir adet akaryakıt yağ alım sözleşmesi imzalandığını, sözleşme imzalandıktan hemen sonra, ... şirket yetkililerinin tavrının tamamen değiştiğini; davalıya piyasanın çok üstünde fiyatlarla akaryakıt gönderildiğini;  davalıya satılan akaryakıtın fiyatının, il genelinde diğer dağıtıcı şirketlerin bayilerinin perakende olarak sattığı fiyatlardan bile daha yüksek olduğunu; bu durumun ise davalının diğer istasyonlarla rekabet etmesini imkansız hale getirdiğini; bu şartlar atında ise davalının satış miktarlarını oldukça olumsuz etkilediğini;... şirketinin bu fiyat politikası yüzünden müvekkilinin gerçek kapasitesinin ancak 1/10’si kadar satış yapabildiğini; bu durumun ise müvekkilinin çok ciddi zararlara duçar olmasını sebebiyet verdiğini, davalı ile akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalayanın ... A.Ş. Şirketi olduğunu; bu durumun davalı tarafça dosyaya ibraz edilen bayilik sözleşmesinde açıkça görülmekte olduğunu; oysa davacı .... Şti.’nin bu sözleşme ile hiçbir alakası olmadığını; bu şirketin asla sözleşmenin tarafı olmadığını; davalının sözleşme uyarınca ... A.Ş.  şirketinden mal satın aldığını; bilahare ise aldığı madeni yağın bedelini adı geçen şirketin hesabına banka kanalıyla ödediğini; bu hususa dair banka ödeme dekontunun dilekçe ekinde olduğunu; yani davalının adı geçen madeni yağ ile ilgili olarak hiç kimseye herhangi bir borcu bulunmadığını,  davacı, ... Şti. şirketinin ise asla adı geçen sözleşmenin tarafı olmadığını; bu nedenle de davacı ... Ltd. Şti.’nin davada taraf sıfatı olmadığını; davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini; oysa yerel mahkemenin davanın kabulüne karar verdiğini; Sözleşmenin tarafı olan şirketin sürekli olarak müvekkiline fahiş bedellerle ürün sattığını; müvekkilinin, sözleşmenin tarafı olan şirketi arayarak bu fiyatlarla ürün satmasının çok zor olduğunu bu durumun ise çok ciddi zararlara duçar olmasına sebebiyet verdiğini beyan ettiğini; sözleşmenin tarafı şirket yetkililerinin ise bu durum farkında olduklarını ve en kısa zamanda gerekli düzeltmeleri yapacaklarını söyleyerek, hep müvekkilini oyalayıcı bir tavır içinde olduklarını; davacı şirket yetkililerinin her seferinde bu kabil beyanlarda bulunarak müvekkilini oyaladıklarını; müvekkilinin ısrarlı talepleri üzerine, şirket yetkililerinin sonraki aşamalarda ise; “Sana verdiğimiz şifahi sözlerin hiçbir kıymeti yok. Onlar seninle sözleşme imzalamak içindi. Elimizde sözleşme var. Ya sana verdiğimiz fiyattan akaryakıt satarsın yada teminatını nakde çeviririz. Seni bankalar nezdinde zor durumda bırakırız. Ayrıca sözleşmedeki cezai şartı tahsil ederiz. O zaman daha çok zarar edersin.” şeklinde sözlerle durumun değişmeyeceğini müvekkiline açıkça beyan ettiklerini; bu aşamadan sonra ise sözleşmenin tarafı şirket yetkililerinin müvekkilinin telefonuna dahi çıkmamaya başladıklarını; müvekkilinin ise sözleşmedeki cezai şartın baskısıyla sözleşmeyi uzun süre fesih edemediğini ve tüm bu zararlara katlanmak zorunda kaldığını, dört yıl boyunca müvekkilinin vadeli satışlar yapmak suretiyle bir miktar satış yapabildığını; vadeli satış yapmasa hiçbir satış yapamayacağını; vadeli satışlarda ise bir kısım alacaklarını tahsil edemediği için icra takipleri başlatmak zorunda kaldığını; tüm bunlara rağmen müvekkilinin taahhütlerini fazlasıyla yerine getirdiğini; sözleme uyarınca müvekkilinin 5 yıllık süre içinde 3.000 ton akaryakıt satmayı taahhüt etmişken bu taahhüdünü 2 yıl geçmeden yerine getirdiğini; bu miktarda akaryakıtı sözleşmenin ilk iki yılı dolmadan sattığını; bu durumuh müvekkilinin ticari kayıtlarıyla ve faturalarla da sabit olduğunu; dolayısıyla da müvekkilinin taahhütlerini ihlal etmesi gibi bir durumun asla söz konusu olmadığını; tam aksine taahhüdünün çok üstünde satış yaptığını; bu durumun ise karşı tarafın kötü niyetini açıkça ortaya koymakta olduğunu, Sözleşmenin tarafı şirketin tüm bu olumsuz durumlar neticesi müvekkilinin, sözleşme sonunda, sözleşmenin tarafı şirket ile yeni bir sözleşme yapmamaya karar verdiğini; bu durumu onlara da bildirdiğini; sözleme sonunda adı geçen şirket ile çalışmayacak olan müvekkilinin yeni bir dağıtıcı şirket arayışına girdiğini; sözleşme sonunda bir başka şirketle çalışmak için başka bir dağıtıcı şirket ile prensipte anlaştığını,  müvekkili bir başka dağıtıcı şirketle çalışmaya başlayınca, adı geçen şirket bu durumdan son derece rahatsız olduğunu; adı geçen şirketin bu durumu müvekkiline açıkça beyan ettiğini; akabinde ise müvekkilinin teminat mektubunu paraya çevirerek müvekkilini bankalar nezdinde zor durumda bırakmak istediğini; müvekkilinin ise teminat mektubunun bedelini onlara ödeyerek bu durumun olumsuz etkisinden kurtulduğunu; davacı ve onun kardeşi olan şirketler sonraki aşamada ise müvekkili aleyhine çeşitli davalar açtığını,Her ne kadar taraflar arasında yazılı bir anlaşma imzalanmış ise de, bu anlaşmanın tarafların gerçek iradelerini yansıtmamakta olduğunu; tarafların gerçek iradelerinin çok daha farklı olduğunu; tarafların iradesine uyan gerçek anlaşma uyarınca sözleşmenin tarafı şirket müvekkiline piyasanın en düşük fiyatına akaryakıt satmayı taahhüt ettğini; oysa bu taahhüdüne bağlı kalmadığını; tam tersine piyasadaki en yüksek fiyattan bile daha yüksek bir fiyatla müvekkiline otogaz sattığını; diğer akaryakıt şirketlerinin bayilerinin, müvekkilinin adı geçen şirketten aldığı fiyattan %10 daha düşük fiyata perakende olarak akaryakıt sattıklarını; yani müvekkilinin diğer dağıtıcı şirketlere bağlı akaryakıt bayilerinden perakende fiyatına akaryakıt satın alıp müşterilerine satsaydı daha karlı olucağını; bu durumun ise müvekkilinin çok ciddi zarar ve ziyana duçar olmasına sebebiyet verdiğini,Davacının iddiasının aksine müvekkilinin aldığı madeni yağın bedelini eksiksiz olarak sözleşmenin tarafı olan şirkete ödediğini; bu nedenle de müvekkilinin davaya konu faturayla ilgili olarak tek kuruş borcu kalmadığını; hususa dair banka ödeme dekontunun dilekçeleri ekinde olduğunu; hususa dair banka ödeme dekontlarının dosyaya sunulacağını; davacının sırf müvekkilini zarar uğratmak ve onu zor durumda bırakmak için bu alacağı müvekkilinden talep ettiğini; müvekkilinin borcunu ödediğini beyan edince davacı ödemeyi kardeş şirketlerine yaptıklarını; kendilerini bağlamayacağını; \"Seni zarara uğratmak için elimizden geleni yapacağız. Bayilik sözleşmesini fesih ettiğin için seni cezalandırıyoruz. Sen bu parayı bize ödersin sonra kardeş şirketimizden geri alırsın\" dediklerini; davacı tarafın  sözleşmenin tarafı olan kardeş şirketiyle birlikte hareket ederek ve tamamen kötü niyetli olarak iş bu davasını açtığını; derdest davanın tüm bu yönleriyle hukuka aykırı olduğunu, Davaya konu sözleşmenin tek tarafın çıkarlarını korumak için hazırlanmış bir sözleşme olduğunu; bu nedenle de hükümsüz olduğunu; sözleşmenin tamamen davacı tarafın lehine hazırlanmış tek taraflı bir sözleşme olduğunu; sözleşmede müvekkilinin çıkarlarını korumaya yönelik hiçbir hüküm bulunmamakta olduğunu; borçlar kanununun sözleşmenin hükümsüz olmasını düzenleyen 27. Maddesi aynen tekrarla;   kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmelerin kesin olarak hükümsüz olduğunu, somut olayda ise davaya konu sözleşmenin kişilik haklarına aykırı olup hükümsüz olduğunu; bu nedenle de adı geçen sözleşemeye istinaden hak elde edilmesinin mümkün olmadığını; derdest davanın bu nedenle de reddine karar verilmesi gerektiğini,Davacı tarafça açılan iş bu davanın tamamen kötü niyet mahsulü olduğunu; kötü niyetli dava açmanın müeyyidesinin HMK'nun 329 maddesinde düzenlendiğini, kötü niyetle dava açan tarafın, karşı tarafın vekili ile aralarında kararlaştırılan vekalet ücretini karşı tarafa ödemek yükümlülüğü altında olduğunu; yine karşı taraf aleyhine kötü niyetle dava açan taraf mahkeme tarafından beşyüz TL. ile beşbin TL. arasında disiplin para cezasına mahkum edileceğini; davacı tarafın ise bu davasını tamamen kötü niyetle açmış olduğunu; müvekkilinin sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini fazlasıyla yerine getirdiğini bilen davacı tarafın bu durumu mahkemeden gizleyerek iş bu davasını açtığını; bu durumun ise davacı tarafın kötü niyetle dava açtığını açıkça ortaya koyduğunu; bu nedenle de müvekkili ile arasında kararlaştırdıkları vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettiklerini; ayrıca davacının HMK 329. Maddesi uyarınca beşbin TL.den az olmamak üzere disiplin para cezasına çarptırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, Müvekkili aleyhine açılacak davalarda Adıyaman Mahkemeleri'nin yetkili olduğuğu; taraflar arasındaki sözleşme geçersiz olduğundan sözleşmede yer alan yetkili mahkeme ve delil sözleşmelerinin de geçersiz olduğunu; davacı tarafın davasını yetkisiz mahkemede açtığını; bu nedenle de yerel mahkemenin yetkisine de ayrıca itiraz ettiklerini; yerel mahkemenin bu itirazlarını değerlendirmeden davanın esası hakkında karar verdiğini; yerel mahkeme ilamının bu nedenle de hukuka aykırı olduğunu,Yerel mahkemenin sözlü yargılamaya geçme aşamasında taraflarına sözlü yargılama için savunma süresi vermediğini; bu şekilde savunma haklarının kısıtlandığını; yerel mahkeme ilamının bu nedenle de hukuka aykırı olduğunu,İleri sürerek, gerek yukarıda arz ve izaha çalışılan nedenlerle ve gerekse resen tespit olunacak nedenlerle; esas ve usulden hukuka aykırı bulunan Yerel Mahkeme ilamının İstinaf incelemesi sonucu bozularak ortadan kaldırılmasına; bu şekilde yeniden yargılama yapılarak esas ve usulden hukuka aykırı olan davanın öncelikle husumet yokluğundan ve sair usulü sebeplerden ve usulden akabinde ise esastan reddine; davacının HMK 329. Maddesi uyarınca beşbin TL.den az olmamak üzere disiplin para cezasına çarptırılmasına;  yargılama yapılması talepleri kabul edilmeyecek olur ise, esas ve usulden hukuka aykırı bulunan yerel mahkeme ilamının bozularak ortadan kaldırılmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye iadesine; dairemizce yeniden yargılama yapıldığı takdirde yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; taraflar arasındaki madeni yağ satış sözleşmesi kapsamında düzenlenen satış faturası bedelinin tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Mahkemece taraf delilleri toplanmış, icra dosyası, davacı ile davalı arasındaki madeni yağ satış sözleşmesi, davalı ile dava dışı... A.Ş. arasındaki bayilik sözleşmesi, fatura, ihtarname dosya arasına alınmış, davalının ticari defter ve kayıtları talimat yolu ile incelenmiş, akabinde davacı defterleri üzerinde talimat yolu ile yapılan inceleme sonucu alınan rapor da incelenerek tespit yapılmak üzere dosya mali bilirkişiye tevdii edilmiş, bu rapor doğrultusunda tahkikat bitirilmiş ve davanın kabulüne karar verilmiştir.Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; mahkemenin yetkisiz olduğu, sözlü yargılamaya geçilmeden karar verildiği, davalının dava dışı ... A.Ş. ile bayilik sözleşmesi yaptığı, bu bayilik sözleşmesinin genel işlem koşulları içerdiği,  davacının bu sözleşmenin tarafı olmaması nedeniyle davanın husumet yokluğundan reddi gerektiği, davalının satın aldığı tüm madeni yağ bedellerini dava dışı ... A.Ş.'ye ödediği yönündedir. Dava, dava dışı ... A.Ş. ile davalı arasındaki bayilik sözleşmesine değil, davacı şirket ile davalı arasındaki madeni yağ satış sözleşmesine dayalı olup, davalı tarafından ilk derece yargılamasında husumet itirazı ileri sürülmemiş ise de, husumet yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınacağından, dairemizce davalının husumete yönelik istinaf sebebi yerinde görülmediği gibi, uyuşmazlıkla ilgisi bulunmayan bayilik sözleşmesine yönelik genel işlem koşulu itirazları da yerinde görülmemiştir.Taraflar arasındaki madeni yağ satış sözleşmesinin 16 ıncı maddesi ile bu sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda İstanbul mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olacağı kararlaştırıldığından, davalı yanın mahkemenin yetkisine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Dava basit yargılama usulüne tabi olup, HMK'nun 186 maddesinde düzenlenen yazılı yargılama usulündeki sözlü yargılama aşaması basit usule tabi davalarda mevcut olmadığından, davalı yanın sözlü yargılama yapılmadan hüküm verildiğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere; dava konusu takip dayanağı 09/05/2019 tarihli 90.190,12-TL bedelli madeni yağ satış faturasının tarafların defterlerinde kayıtlı bulunduğu, davalının defterlerinde davacı hesabına kaydettiği bu faturayı,  arasında bayilik ilişkisi bulunan dava dışı ... A.Ş.'nin davalı defterlerindeki hesabına  virman edip borç kaydederek, dava dışı şirketten olan alacağına muhasebesel olarak mahsup ettiği, davalının dosyaya sunduğu ödeme dekontunun yine dava dışı ... A.Ş.'ye yapılan teminat mektubu bedeli açıklamalı 100.000,00-TL bedelli havale işlemine ilişkin olduğu, dava konusu satış faturası ile ilgisinin bulunmadığı, davacı ile davalı arasındaki madeni yağ satış sözleşmesinde veya dava dışı şiket ile davalı arasındaki bayilik sözleşmesinde, davalının her iki şirkete olan borçlarını her iki şirketten olan alacaklarına mahsup edebileceğine dair herhangi bir düzenleme bulunmadığı, bu nedenle davalının dava konusu fatura bedelinin dava dışı şirketten olan alacağından mahsubu işleminin hukuki dayanağının mevcut olmadığı, davalının defterlerine kaydettiği ve muhtevasını teslim aldığını inkar etmediği satış faturası bedelini ödediğine dair delil sunamadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 7 inci maddesinde ödeme vadesinin sipariş tarihinden itibaren altmış gün olduğunun, vadede ödeme yapılmaması halinde aylık yüzde iki oranında vade farkı talep edilebileceğinin kararlaştırılmış olması, davacının da takip talebinde aylık yüzde iki oranında sözleşmesel faiz talep etmiş bulunması, mali bilirkişi tarafından fatura tarihine altmış gün ilave ile bulunan vade tarihinden takip tarihine dek hesaplanan faiz tutarının, takipte talep edilen faiz tutarı ile uyumlu bulunması karşısında, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davalının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasyaa aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.338,43-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 1.585‬,00- TL harcın mahsubu ile bakiye 4.753,43‬-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 07/11/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6ba195c574e70fbd","SID":"8273ab71cb1a0a39"}}