{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/1446 <br>KARAR NO: 2024/1828<br>İNCELENEN ARA KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 12.07.2024<br>NUMARASI: 2022/117 E. <br>DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarım (Tecavüzün Tespiti İstemli)|Marka(Tecavüzün Tespiti İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/11/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İlk Derece Mahkemesince  27.09.2023 tarihli ara karar ile, ''tedbir kararının uygulanmasının teminat karşılığında ertelenmesine'' dair kararın kaldırılmasına yönelik talebin istinaf incelemesi neticesinde, Dairemizin 2024/204 esas, 2024/578 karar sayılı kararı ile, ''...ihtiyati tedbir koşullarının oluştuğu gerekçesiyle teminat karşılığında ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiği, ancak aynı kararda talebin ağırlığı gerekçe gösterilerek ters teminat tedbirine hükmedildiği, ihtiyati tedbir kararlarının tereddüt yaratacak şekilde iki aşamalı olarak verilemeyeceği, bu nedenle alınan kararın hatalı olduğu anlaşıldığından, 27/09/2023 tarihli ara kararın kaldırılmasına, davacı vekilinin itirazının kabulü ile, Mahkemenin 29/07/2022 tarihli ihtiyati tedbir ara kararının kaldırılmasına, davacının ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilerek usûlüne uygun bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine...'' karar verilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince 22.04.2024 tarihli ara karar ile, tedbir koşullarının gerçekleştiğinden bahisle; 6100 sayılı HMK'nın 389-390 maddeleri ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 159. maddesi gereğince İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN takdiren 2.000.000,00 TL (ikimilyontürklirası) teminat ya da bu miktardaki teminat mektubu karşılığında kabulüne; Davacıya ait ... tasarım tescil numaralı ''...'' ve ''...''  tasarım tescilli ürünleri, ... tescil nolu \"... İleri Isı Yalıtım Sistemi+ ŞEKİL\" ibareli ve... tescil nolu  \"... İleri Isı Yalıtım Sistemi ...+ŞEKİL\" ibareli markalara ilişkin ticari sunumlara, marka hakkına ve tescilli tasarımlara iltibas yarattığı belirtilen davalıya ait “...” isimli ve Karbon Takviyeli-Isı Yalıtım Levhası- açıklamalı ambalajların ve ürün tasarımının davacı tarafın “... Sistem” ve “...” açıklamalı ürünleri ile tüketici açısından iltibasa meydan verecek derecede benzer olması noktasında yaklaşık ispat şartı bulunması nedeniyle bu doğrultudaki KULLANIMIN ENGELLENMESİNE, bu ürünlerin üretiminin, her kanaldan satış ve dağıtımının, ithal ve ihracının, yurt içinde ve yurtdışında satışa sunulmasının ÖNLENMESİNE,  “...” isimli ve Karbon Takviyeli-Isı Yalıtım Levhası- açıklamalı ambalajların, markalı  ürünlerin ve/veya bu ürünlere ait ambalajların görselini havi kompozisyonların, gerek tek başına gerekse ayırt edicilik sağlamayan sair ibarelerle birlikte, her türlü ürünler, basılı yayınlar, ambalajlar, ilan, reklam, broşür, afiş, video ve sair her türlü tanıtım malzemesi, basılı kağıtlar, faturalar ve sair her türlü ticari evrak ile alan adları da dahil olmak üzere internet üzerinde, Türkiye'de ya da yurtdışında kullanılmasının ÖNLENMESİNE, her türlü tanıtım malzemesinin, basılı kağıtlar, faturalar ve sair her  türlü ticari evrakın ve bu şekilde bastırılmış olan materyalin dahi bulundukları yerlerden toplatılarak YEDİEMİNE TEVDİNE, 25/07/2022 ve 05/02/2024 tarihli bilirkişi raporlarının infazda dikkate alınmasına ve karara eklenmesine karar verilmiştir.<br>KARŞI YAN İTİRAZINDA Karşı yan itiraz eden vekili; mahkemece verilen tedbir kararının müvekkilinin ticari hayatına etki edecek derecede olduğunu, müvekkili firmanın kendi tescilli markası ile kendi ürünlerini sattığını, davacı firma tarafından tekelleşme gayesiyle yapılan tüm itirazların reddedildiğini ve müvekkili firmaya ait markanın tescillendiğini, müvekkili firmanın davacı firmaya ait herhangi bir ürün satmadığını, ürünlerin aynı olmadığını, müvekkili firmaya ait ürünün kimyevi değerlerinin farklı olduğunu, müvekkili firmanın yerli ve milli firma olduğunu, kendisine ait ürünleri sattığını, mahkememizin 22/04/2024 tarihli ihtiyati tedbir kararına itiraz ettiklerini, itirazın kabulü ile müvekkili lehine olacak şekilde tedbir kararının verilmesini, müvekkili tarafından yatırılacak şekilde teminatın makul ve müvekkilinin ekonomik mahvına sebebiyet vermeyecek ölçüde arttırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince 23.05.2024 tarihli ara karar ile, orantılılık ilkesi çerçevesinde ve itiraz doğrultusunda 22.04.2024 tarihli ihtiyati tedbir kararının ters teminat suretiyle tedbir olarak değiştirilmesine bu çerçevede, ''Mahkemece verilen 22/04/2024 tarihli ihtiyati tedbir kararına davalı tarafça yapılan itirazın HMK m. 395/1 kapsamında 5.000.000 TL nakdi veya muteber bir bankaya ait kesin ve süresiz teminat mektubu ibraz edildiği takdirde kabulüne, Kararın davalı - itiraz eden tarafa tebliğinden itibaren 1 hafta içinde davalı-itiraz eden tarafça 5.000.000 TL nakdi veya muteber bir bankaya ait kesin ve süresiz teminat mektubu ibraz edilmediği takdirde tedbirin 22/04/2024 tarihli karardaki aynı şartlarda devam edeceğinin ihtarına,  2 nolu ara karar gereği süresinde teminat yatırıldığında mahkememizin 22/04/2024 tarihli ihtiyati tedbir kararının teminat ile değiştirilmesine, değiştirme kapsamında teminat yatırıldığında mahkemece verilen 22/04/2024 tarihli tedbir kararının uygulanmamasına...'' karar verilmiştir.<br>TALEP EDEN DAVACININ İTİRAZI  Talep eden davacı vekili 06/06/2024 tarihli itiraz dilekçesinde, teminat karşılığında tedbir kararının değiştirilmesi veya kaldırılması için yalnızca teminat gösterilmesinin yeterli olmadığını, bilirkişi heyetinin hazırladığı 05.02.2024 tarihli bilirkişi raporu ile müvekkilinin davadaki haklılığını büyük oranda kanıtladığını, somut olayın özellikleri, durum ve koşulların gerekliliği, zararın önlenebilir ve telafi edilebilirlik durumu ve yine somut deliller ışığında taraf menfaatleri gözetilerek bir karar verilmesi gerektiğini, dosyadaki tüm durum ve koşulların mevcut haliyle davalı tarafın \"Tasarım Hakkına Tecavüz\", \"Marka Hakkına Tecavüz\" ve \"Haksız Rekabet\" eylemlerini gerçekleştirdiğini işaret ettiğini, eylemlerinin hukuka aykırılığını ortaya koyduğunu beyan ederek davalı taraf itirazlarının HMK m. 395 hükmü doğrultusunda ters teminat tedbiri uygulanması yönünde bir durum sağlamayacağını, dava konusu talebin de maddi bir zarara yönelik tazminata ilişkin değil haksız fiil niteliğindeki mütecaviz ve haksız rekabet eylemlerinin önlenmesine yönelik bir dava olduğunu, somut olaydaki menfaat dengesinin gerekliliğine ve hüküm etkinliğinin sağlanmasına göre ihtiyati tedbirin teminat karşılığı değiştirilmesi veya kaldırılması yönünde verilen ara kararın kaldırılmasına ve 22.04.2024 tarihli ihtiyati tedbirin aynen uygulanmasına karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise teminat miktarında artırım yapılmasını talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince 23.05.2024 tarihli ara karar ile,  teminatın miktarına yönelik taleplerin, günün ekonomik koşulları ve hukuki yarar dikkate alınarak kabulüne, davacının ters teminat miktarına yönelik itirazının kabulü ile, teminatın 2.500.000,00 TL arttırılarak toplamda 7.500.000,00 TL üzerinden değerlendirilmesine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece ters teminata hükmedilmesinin, hem Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi kararına hem de dosyadaki mevcut delil durumuna uygun düşmediğini, ter steminat miktarının da oldukça düşük olduğunu, zira bilirkişi raporlarıyla haklılığının ispatlandığını, Teminat tutarının 15.000.000 TL ye arttırılması gerektiğini, HMK m. 395 hükmünün, her somut olay özelinde ters teminat tedbirinin uygulanabileceği şeklinde yorumlanmaması gerektiğini, somut olayın özellikleri, durum ve koşulların gerekliliği, zararın önlenebilir ve telafi edilebilirlik durumu ve yine somut deliller ışığında taraf menfaatleri gözetilerek bir karar verilmesi gerektiğini, Dosyadaki tüm durum ve koşulların mevcut haliyle davalı tarafın \"Tasarım Hakkına Tecavüz\", \"Marka Hakkına Tecavüz\" ve \"Haksız Rekabet\" eylemlerini gerçekleştirdiğini işaret ettiğini, eylemlerinin hukuka aykırılığını ortaya koyduğunu, üstelik aksini ispat edilebilecek yeni tek bir delil veya gelişme olmadığını, Mevcut kararın etkin bir koruma sağlamayacağını beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Karşı yan davalı vekili istinaf dilekçesinde; dosyada bulunan numuneler karşılaştırılmadan bilirkişi raporu hazırlandığını, Müvekkilinin tanınabilirlik için davacı markasına ihtiyaç duymadığını,Müvekkilinin dava konusu ürünü kendi markası ile sattığını, kullandığı markanın davacı markası ile benzerlik göstermediğini, hammaddelerinin dahi farklı olduğunu, ortalama tüketicinin kim olduğunun belirlenemediğini, Ürünün davacıya ait olmadığını, tüm dünyada kullanıldığını beyan ederek,  Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Talep, İlk Derece Mahkemesince, 12.07.2024 tarihli ara karar ile verilen, ''ters teminat miktarının arttırılmasına'' yönelik kararın istinaf incelemesinden ibaret olup, dava; tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile men ve ref'ine yöneliktir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 159/1. maddesinde, sinai mülkiyet haklarına tecavüz olduğunu ispatlamak şartıyla ihtiyati tedbir talep edilebileceği, 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. HMK’nın 389/1. maddesinde, \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" düzenlemesinin yer aldığı, düzenlemeye göre, tedbir kararına hükmedilebilmesi için; şartlara uygun tedbir kararı verilmemesi halinde mevcut durumda olabilecek değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin zor hatta imkansız hale gelmesine yönelik kuvvetli endişenin bulunması gerektiği, ayrıca HMK’nın 390/3. maddesinde, \"Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.\" şeklinde düzenleme yer aldığı, düzenleme gereği, ihtiyati tedbir kararının verilmesi için tam bir ispat aranmadığı, talebin yeterliliği hususunda mahkemeye kanaat verecek delilerin varlığının yeterli olduğu, yukarıda içeriği açıklanan deliller dikkate alındığında, somut olayda; dosyaya sunulan delillere, bilirkişi raporlarına ve tarafların iddia ve savunmalarına göre; Dairemizin önceki kararında belirtildiği üzere, Mahkemece tedbir talebi üzerine ilk defa tedbir talebinin kabulüne dair verilen kararda, ters teminata hükmedilmesinin iki aşamalı bir tedbir olarak tereddüt meydana getireceği bir gerçektir. Ancak  ilk defa tedbir talebinin kabulüne dair verilen karara itiraz edilmesi üzerine, bu defa Mahkemece tedbirin ters teminata çevrilmesinde bir hata bulunmadığı, bu kapsamda, somut olayda ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi açısından yaklaşık ispat koşullarının oluştuğu görülmekle beraber, hükmedilen ters teminat miktarının 12.07.2024 tarihli kararla 7.500.000 TL'ye çıkarılmasının günün ekonomik koşullarına ve ihlalin derecesine uygun düştüğü, Mahkemece ters teminat tedbirine hükmedilip, daha sonra teminat miktarı arttırılmak suretiyle taraflar arasında menfaat dengesinin sağlandığı, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında ve gerekçede hata edilmediği, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 12/07/2024 tarih ve 2022/117 E. Sayılı ara kararına karşı taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davalı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,4-Taraflarca tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 07/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"01b020ff18dd3aee","SID":"84e93ff42cbe7703"}}