{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1061 <br>KARAR NO: 2024/1575<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/03/2021<br>NUMARASI: 2018/850 Esas -  2021/194 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 31/10/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkil şirket ile davalı arasında 18/09/2017 tarihinde Standart Bayilik Sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme ile davalı şirket müvekkil şirketten satın alacağı ürünleri ve müvekkil şirketin öngöreceği diğer malları kendi nam ve hesabına çalışmak suretiyle satmayı ve bulundurmayı taahhüt ettiğini, davalı şirket tarafından keşide edilen Salihli ... Noterliği'nin 18/04/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmelerin feshedildiğinin bildirildiğini, davalı tarafça keşide edilen ihtarnamelere Beşiktaş ... Noterliği'nin 13/06/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap verildiğini, müvekkil şirketin iddia olunan bir borcu bulunmadığı gibi davalının müvekkil şirket nezdinde muaccel hale gelmiş borçlarının bulunduğu ihtar edildiğini, davalıya gönderilen ihtarnamede davalı şirketin müvekkil şirket nezdinde sözleşmeden kaynaklanan 139.955,27-TL tutarında cari hesap borcu bulunduğunu, söz konusu bedelin iddianamenin tebliğinden 3 gün içerisinde ödenmemesi durumunda yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiğini,  Yukarıda açıklanan nedenlerle; fazlaya ilişkin her türlü talep haklarının saklı kalmak kaydıyla, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasındaki tüm itirazlarının iptali ile takibin devamını, davalının takip tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini,  yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacının açtığı icra takibi ve işbu itirazın iptali davasının tamamen haksız ve hukuka aykırı olduğunu, alacaklı olduğunu iddia eden tarafın tamamen kendi kusuru ile sözleşmenin feshine sebep olduğunu, müvekkili ile davacı arasındaki sözleşmeye haksız ve sebepsiz olarak uymayarak müvekkillerine akaryakıt vermemiş olduğunu ve müvekkilinin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, açmış olduğu davanın tamamen haksız ve kötü niyetli olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle; yetki itirazlarının kabulünü, davacı teminat yatırmadığından davanın açılmamış sayılmasını, derdestlik itirazlarının kabulü ile davanın reddini, taraf ehliyeti olmadığına ilişkin itirazlarının kabulünü, davaların birleştirilmelerini, esas yönünden haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddini, davacının kötü niyetli olduğundan %20'den aşağı olmamak üzere icra ve inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini,  yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Dosyadaki tüm bilgi ve belgeler, Yasal mevzuat ve dosya kapsamına uygun denetime elverişli bilirkişi raporları bir arada değerlendirildiğinde; taraflar arasında 18.09.2017 tarihinde standart bayilik sözleşmesinin imzalandığı, davacı şirket ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu, davalının, davacı şirketten satın alacağı ürünleri satacağının kararlaştırıldığı, davalı şirket kayıtlarının incelendiği talimat bilirkişi raporuna göre davalının, davacı şirkete 139.955,27-TL borçlu olduğu, Mahkememizce sektörel bilirkişinin de olduğu heyetten alınan asıl ve ek bilirkişi raporlarında da davacının, 150.788,32-TL alacaklı olduğu yönünde görüş bildirildiği, bu haliyle taleple bağlılık ilkesi gereğince davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği tutarın, bilirkişi raporlarıyla tespit edilmesi sebebiyle, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulü ile likit bir alacağa kötüniyetle itirazda bulunan davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı şirketin yabancı sermayeli ve ortaklarının yabancı olması sebebiyle MÖHUK  ve HMK gereği dava açabilmeleri için teminat yatırmasının zorunlu olduğunu, davacının herhangi bir teminat yatırmadığını, bu sebeple, davanın usul yönünden reddi gerekmekte iken bakılmasının hukuka aykırı olduğunu, şirket adresinin Salihli (Manisa) olduğunu, davanın yetkili Salihli mahkemelerinde açılması gerektiğini, davanın yetkisiz mahkeme tarafından görüldüğünü, dava konusunun başka mahkemede derdest olduğundan, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde davacı olduğu belirtilen ...  Ltd. Şti.'nin takiple ilgisi olmadığını,  davanın taraf ehliyeti yönünden de reddine karar verilmesi gerektiğini,  usu1üne uygun olmadığı için tebliğ edilmemiş olan bir raporun kök rapor adı altında tebliğinin usule ve hukuka aykırı olduğunu, öncelikle usulüne ve 04/02/2020 tarihli ara kararına uygun alınmış bir rapor hazırlanmasına karar verilerek tebliğ edilmesi gerekmekte iken, mahkemenin usuli eksikliği gidermeden, kararını geçersiz bir kök rapora dayandırdığını,  davacı tarafın kanuni defterlerini inceleme günü sunmadığını, bu tutumu ile davacı tarafın ticari defterlerini sunmaktan vazgeçmiş sayılmış olduğunu, bu sebeple de davacı defterleri üzerinde inceleme yapılmasının hukuken mümkün olmadığını, davacının defterleri üzerinde yapıldığı yazılan bütün incelemelerin yok hükmünde olduğunu, davalının, davacıya 150.788,32 TL. borçlu olduğuna ilişkin tespite katılmadığını,  davacıya muaccel hale gelmiş bir borcu bulunmadığını, davacının icra talep ettiği miktarda da davalının borcu bulunmadığını, davacının gönderdiği ihtarnamenin tamamen haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının defterlerinde yer alan \"tank pompa otomasyon sökümü yansıtma bedeli \" faturasına itiraz ettiklerini, bu faturanın kabulünün mümkün olmadığını,  böyle bir söküm işlemi olmadığını, bilirkişilerin tüm tespitlerinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın davalıya yönelik yükümlülüklerini yerine getirmediğini, sebepsiz olarak akaryakıt vermediğini, bu nedenle de davalının haklı fesih yapmak durumunda kaldığını, çünkü davalı şirketin hiçbir uyarı yapmadan akaryakıt vermemesinin sözleşmeye açıkça aykırı olduğunu, bilirkişi raporları hakkında yaptıkları itirazlarının karar yazılırken  Mahkeme nezdinde hiç dikkate alınmadığını, Alacağın yargılamayı gerektirir mahiyette olduğundan % 20 inkar tazminatına hükmedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin gerekli araştırma yapmadan, sadece davacının lehine olan durumları değerlendirdiğini ve o şekilde hüküm oluşturduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: huzurdaki davanın, davacı şirketin davalı şirketle aralarındaki ticari ilişki kapsamında takip tarihi itibariyle 141.861,92 TL alacaklı olup olmadığı hususu olduğunu, borçlunun muaccel hale gelmiş ve ödenmemiş olan 139.955,27 TL'lik borcunun, taraflar arasındaki bayilik ilişkisinden kaynaklandığını, davacı şirket nezdinde 139.955,27 TL tutarında cari hesap borcu bulunduğunun davalıya  ihtar edildiğini, yabancı sermayeli şirketlerin dava açabilmeleri için teminat yatırma ön şartı olduğunun iddia edildiğini, ancak bu zorunluluğun yabancı gerçek ve tüzel kişiler için geçerli olduğunu, davacı şirketin, Türk Hukukuna göre kurulduğunu ve merkezinin Türkiye'de olduğunu,  davalı tarafından icra takibine yapılan itirazda yetki itirazının ayrıca ve açıkça yapılmadığını, icra takibine yapılan itiraz kapsamında ileri sürülmeyen yetki itirazının sonradan cevap dilekçesi ile sunulmasının mümkün olmadığını, davalının derdestlik itirazına konu ettiği İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/702 E. sayılı dosya konusunun huzurdaki davadan farklı olduğunu,  davalının derdestlik iddiasının da geçerliliğinin bulunmadığını,  davalının dahi dilekçesindeki 'davacı' kısmına davacı \"... A.Ş.\"'nin unvanının yazıldığını,  tevzi formunun da buna uygun şekilde düzenlendiğini, davalarının davacısının\"...  A.Ş.\" olduğunu, dilekçenin sonuç kısmında yer alan unvanın maddi hata sonucu olduğunu ve söz konusu maddi hatanın her zaman düzeltilmesinin mümkün olduğunu, davalının, davacı şirketin ticari defterlerinin inceleme günü hazır edilmediğinden bahisle davacının ticari defterleri sunmaktan vazgeçtiğinin sayılması gerektiği yönündeki iddiasının hukuken geçerliliği bulunmadığını, davacının ticari defterleri ve davalı ticari defterleri üzerinde yapılan incelemeler ile davacının davalıdan alacağının ortaya konulduğunu, davalının yargılamayı uzatmaya yönelik beyanlarının gerçeği yansıtmadığını,  aldırılan tüm raporların taraflara tebliğ edildiğini, davalının bu yöndeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, mahkemece kök rapordaki eksiklik re'sen gözetilmek suretiyle; bilirkişilerden tüm dosya kapsamı ve talimat raporu da dikkate alınarak ek rapor aldırıldığını, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını usulüne uygun tutmadığının Salihli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/26 Tal. Sayılı dosyasından hazırlanan bilirkişi raporu ile ortaya konulduğunu, borçlu şirketin defterlerinde yer alan ödemelerin gerçeği yansıtmadığını, raporda da borçlu şirketin muavin defterlerinde gözüken ödemelere ilişkin herhangi bir belge, dekont vs . bulunmadığını, davalı tarafın haksız ve kötü niyetli olarak borcunu ifa etmekten kaçındığını,,  haksız ve kötü niyetli istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ilişkisi kapsamında oluşan cari hesap alacağının tahsili amacıyla yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekilince istinaf edilmiştir.  İstinaf konusu uyuşmazlık temelde; davacının teminat yatırma borcu, mahkemenin yetkisi, derdestlik, davacını taraf ehliyeti, alınan bilirkişi raporlarının yeterli olup olmadığı, davacını defterlerinin incelenmesinin yerinde olup olmadığı, davalını borcunun bulunup bulunmadığı noktalarındadır. Davacı alacaklı  tarafından davalı hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...  Esas sayılı takip dosyası ile \"Cari hesap, 18/09/2017 tarihli bayilik sözleşmesi, ihtarname \" borcun sebebi gösterilerek 139.955,27 TL asıl alacak, 1.906,65 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 141.861,92 TL alacağın  tahsili istemiyle ilamsız  takip başlatıldığı, takip talebine  cari hesap  ekstresi, standart bayilik sözleşmesi, ticari koşular başlıklı  sözleşme ve noter ihtarı ve tebliğine dair belge suretlerinin eklendiği, borçlunun icra dairesinin yetkisine itirazı bulunmadığı, borca ve ferilerine itirazı üzerine takibin durduğu ve süresinde  itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir. HMK'nun 17. maddesine göre; tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır, düzenlemesine yer verilmiştir. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, yapılan yetki sözleşmesi, münhasır yetki sözleşmesi olacaktır. Taraflar, yetkili kıldıkları mahkemenin ve icra dairelerinin yanında, kanunen yetkili kılınan genel veya özel yetkili mahkeme ve icra dairelerinin de yetkisinin devam etmesini istiyor ise, diğer bir anlatımla, münhasır olmayan yetki sözleşmesi yapmak istiyorlarsa, bu durumun yetki sözleşmesinde ayrıca belirtilmesi gerekir. HMK 17. madde açıkça tarafların iradesine önem verirken yetki sözleşmesindeki mahkemenin kesin yetkili olduğu ve bu yetkisinin taraflarca ortadan kaldırılamayacağı şeklinde bir sonuca ulaşılmamaktadır. Sözleşmedeki mahkemenin münhasır yetkisi  davalının yetki itirazında bulunulması halinde mahkemece dikkate alınması gerekmektedir. Eğer usulünce yetki itirazında bulunulmamış ise veya bulunulmasına rağmen yetki itirazından vazgeçilmiş ise mahkemece  kendiliğinden gözetilemez. (Emsal Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin  2016/5525 E. 2018/1101 K. Sayılı ilamı) Taraflarca imzalanan  Bayilik Sözleşmesi'nin 42. Maddesi; \"Taraflar, işbu sözleşmeden doğabilecek tüm anlaşmazlıkların çözümünde İstanbul Merkez (Çağlayan) Mahkemeleri ve İcra Daireleri'nin yetkili olduğunu kabul ederler.\" düzenlemesi  karşısında davalının yetki itirazının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.  Davacı şirketin Türk kanunlarına göre Türkiye'de kurulu bir şirket olması karşısında HMK   84 ve devamı ile MÖHUK 48 ve devamı maddelerinde yabancı gerçek veya tüzel kişiler yönünden  düzenlenen teminat gösterme şartına tabi olmadığından davalının bu yöne ilişen istinaf istemi yerinde değildir.  İstanbul  2. Asliye Ticaret mahkemesinin 2018/702 e. Dosyası ile görülen dava sözleşmenin haksız feshinden kaynaklanan cezai şart ve alım taahhüdüne dayalı cezai şart istemine ilişkin olduğu İstanbul BAM 12 HD2021/1394 E. Dosyasının ilamından anlaşılmakla derdestlik bulunduğuna yönelik istinaf istemi yerinde değilidir. Dava dilekçesinin başlık kısmında davacı olarak ...A.Ş. gösterildiği, dilekçenin imza bölümünde ise ... Ltd. Şti. unvanı kullanıldığı, dilekçenin  ...A.Ş. Vekilince imzalandığı, yine davacı tarafça cevaba cevap dilekçesinde bu durumun düzeltilerek dilekçe son sayfasındaki unvanın ... A.Ş. olarak düzeltildiği  anlaşılmakla maddi hataya ilişkin bu hususa yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Tarafların delilleri toplanmış; dosyaya alınan denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli  kök bilirkişi raporu ve talimat ile alınan  rapor ve ek rapor alınmıştır. Mahkemece 22/05/2019 tarihli duruşmanın 8 numaralı ara kararı ile talep halinde bilirkişiye HMK 218 gereği yerinde inceleme yetkisi verildiği görülmektedir. Alınan raporlar ile  davacının takip tarihi itibarıyla davalıdan 139.955,27 TL alacağı olduğu belirlenmiştir. Bilirkişi raporunda davacının alacağı 150.788,32 olduğu, taleple bağlılık gereği 139.955,27 TL alacağı olduğu yönünde görüş bildirilmiş ise de raporda belirlenen 150.788,32 TL lik alacağın 139.955,27 TL yi aşan kısım takip tarihinden sonraki düzenlenen faturalara ilişkin olup uyuşmazlık konusu ile ilgisi olmayan kısımdır. Davalı ticari defterlerindeki kayıtlar ile davacı kayıtlar sözleşmenin fesih tarihine kadar birebir uyumlu olmasına rağmen sözleşme fesih tarihinden itibaren davalı tarafça ticari defterlerine davacıya ödeme yaptığını ilişkin, kredi kartı ile ödeme, EFT ile ödeme şeklinde kayıtlar düşerek borç bakiyesini sıfırladığı, ancak ödemeye ilişkin ticari defterlerindeki kayıtların dayanak belgelerini bilirkişi incelemesine sunmadığı gibi, bilirkişi raporunda bu husus belirtilmesine rağmen daha sonrada defter kayıtlarına dayanak bu belgelerin ibraz edilmediği anlaşılmaktadır. Davalının ticari defterlerine yaptığı ödenmeye ilişkin bu kayıtların açık hesaptan düşümü halinde davacı ile birebir uyumlu olarak davacıya olan borcu 139.955,27 TL olduğu davalı ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ile belirlenmiştir.  Ticari defter ve kayıtların usulüne uygun tutulmuş olması yanında defterlerde yer alan kayıtların dayanağının da usulüne uygun olması gerekir. Davalının ticari defterlerinde  ödemeye ilişkin  kayıtların dayanağının da usulüne uygun olduğunun ispatlanması gerekir. Dayanağı kanıtlanamayan ödemeye ilişkin  kaydın davalı defterlerinde kayıtlı olması ödemeyi kanıtlamaz. Satın aldığı mal ve hizmete ilişkin faturaları ticari defterine kaydeden ve mal ve hizmeti almadığını savunmayan davalı  ödemeyi  ispat külfeti altındadır. Ayrıca davalının ticari defterlerinin lehine delil teşkil edebilmesi için, belgeleme ve kaydın belgeye(evrak-ı müsbiteye) dayanması ilkesi[\"belge yoksa kayıtta yoktur\" ilkesi]'ne(TTK'nın 64/2. Maddesi ve gerekçesinden) uygun olması gerekir. Bunun yanı sıra kaydın dayandığı belge dayanağının da ispatlanması gerekir. Davacı  tarafça ödeme ispatlanmadığından mahkemece davacının 139.955,27 TL alacaklı olduğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik yoktur.  Bu durumda davalının; davanın ispatlanmadığı, raporların yetersiz olduğu, davacı defterlerinin incelenmemesi gerektiği yönlerine ilişen istinaf sebepleri de  yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:  1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 2.900,00 TL harcın, alınması gerekli olan 9.690,57 TL harçtan mahsubu ile bakiye 6.790,57 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 31/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c7120fd57dbda311","SID":"5a055f67f3ee6d32"}}