{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br>KARAR TARİHİ\t: 21/11/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t: 28/03/2024<br>NUMARASI\t: Esas  Karar<br><br>DAVACI\t: ... - ... ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - [<br>DAVALI \t: ... - ... ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - <br>DAVA\t: 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 21/11/2024<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 21/11/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı vekili Konya .. Asliye Hukuk Mahkemesine sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Konya .. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından müvekkiline 89/1, 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamelerinin gönderildiğini, gönderilen ihbarnamelerin muhtara usulsüz olarak tebliğ edilmesi nedeniyle müvekkilinin ihbarnamelerden haberi olmadığını ve dosyaya borçlu olarak kaydedildiğini, usulsüz tebliğ işlemlerine karşı Konya .. İcra Hukuk Mahkemesi'nin .... esas sayılı dosyasından şikayet yoluna başvurulmuş olduğunu, şikayet dosyasının halen derdest bulunduğunu, icra dosyasının esas borçlusunun ....'in müvekkilinin eşi olduğunu, müvekkili ile dosya borçlusu arasında herhangi bir borç ilişkisi bulunmadığını, müvekkilinin dosya borçlusuna herhangi bir borcu bulunmadığını belirterek müvekkilinin takip borçlusu ....'e borçlu olmadığının tespiti ile, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili Konya . Asliye Hukuk mahkemesine sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; ihbarnamelerin tebliğinin usule uygun olarak gerçekleştiğini, menfi tespit davasının yasal süresinde açılmadığını, davanın açılmasına davacı tarafın sebebiyet verdiğini belirterek açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını beyan etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk derece mahkemesinin kararı ile; \"Tüm dosya muhtevası birlikte değerlendirildiğinde; davalının yemin deliline dayandığı, davacının da, davalının belirttiği şekilde yemini eda ettiği anlaşılmakla; yemin deliline başvurulması durumunda yemin teklif eden taraf, karşı tarafın yemin etmesi ile birlikte iddiasını ispat edememiş sayıldığı, bu cihetle; davacının Konya .. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip borçlusu ....'e borçlu olmadığının tespitine karar vermiştir.<br>Davacı dava dilekçesinde; haksız ve kötüniyetli takip yapılmış olması nedeniyle kötüniyet tazminat talebinde bulunmuş ise de; dava konusu bonoyu icrai işleme koyan davalının alacaklı konumundaki ... olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar  davalı ...'dan kötüniyet tazminat talebinde bulunmuş ise de; takibi başlatan davalının bonoda ciranta konumunda olduğu ve davacının takip dosyasına borçlu olarak eklenilmesinde açıkça kötüniyetli olarak hareket ettiğine dair muteber herhangi bir delil sunulmadığından bu yöndeki taleplerin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>Davanın KABULÜNE,<br>Davacının Konya .. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip borçlusu ....'e borçlu olmadığının TESPİTİNE, <br>Kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE\" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; haciz ihbarnamelerinin usulüne uygun bir şekilde tebliğ edildiğini, işbu ihbarnamelere süresinde cevap verilmediğini, bu nedenle yerel mahkeme kararını kabul etmediklerini, menfi tespit davasının yasal dava süresinde açılmadığını, davacı ...'e 3. haciz ihbarnamesi 11.09.2020 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup davacı tarafın ise 18.03.2021 tarihinde menfi tespit davası açtığını, yasal dava süresi içerisinde dava açılmadığından dolayı işbu davanın usulden reddinin gerektiğini, yerel mahkemenin bu hususu dikkate almadığını, dava konusu haciz ihbarnamelerinin, o dönemde davacının resmi kurumlarda kayıtlı olan mernis adresine tebliğ edildiğini, davacının taşındığı iddialarının doğru olma ihtimalinde dahi davacının yeni adresini bildirme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacı, haciz ihbarnamelerine süresinde cevap verememiş olup bu durumun tamamen davacının yükümlülüğünü yerine getirmemesinden kaynaklandığını, davacının kendisine gönderilen ihbarnameye süresinde itiraz etmeyerek davanın açılmasına kendisinin sebebiyet vermiş olması nedeniyle yargılama gideri ve avukatlık ücretinden kendisinin sorumlu olduğunu, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. <br>İİK'nın 89/5. maddesi; \"Üçüncü şahıs, kusuru olmaksızın bir mani sebebiyle müddeti içinde haciz ihbarnamesine itiraz etmediği takdirde 65 inci madde hükmü uygulanır. (Değişik son cümle: 17/7/2003-4949/22 md.) Her hâlde üçüncü şahıs, borçlu ile kötü niyetli alacaklıya karşı dava açarak ödemek zorunda kaldığı paranın veya teslim ettiği malın iadesini isteyebilir.\" hükmünü içermektedir. <br>Somut olayda, davacı tarafça henüz icra dosyasına herhangi bir ödeme yapılmadan, İİK'nın 89/III-c.4. maddesinde düzenlenen özel menfi tespit davası için aynı hükmün son cümlesi ile öngörülen hükümden farklı olarak, nispi peşin harç yatırılmak suretiyle iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmaktadır. <br>Üçüncü kişi (davacı) zimmetinde sayılan borcu (parayı) icra dairesine ödemeden önce, borçlu ile kötüniyetli alacaklı (veya sadece kötüniyetli alacaklı) aleyhine, alacaklıya borçlu olmadığının tespiti için genel bir menfi tespit davası da açabilir.  Çünkü, menfi tespit davası, eda davasının öncüsüdür. Bu aşamada eda davası (İİK m.89/5) açma hakkı olmayan üçüncü kişinin menfi tespit davasını açmakta hukuki yararı bulunmaktadır. Bu menfi tespit davasının sebebi (dayandığı vakıa), takip alacaklısının, üçüncü kişinin takip borçlusuna borçlu olmadığını bildiği halde, kötüniyetle onu hataya düşürerek (Haksız fiil) borcun üçüncü kişinin zimmetinde sayılmasını sağlamış olan kötüniyetli alacaklıya borçlu olmadığı vakıasıdır. Bu dava, dava sebebi bakımından, İİK m. 89/III,c.4'deki özel menfi tespit davasından farklı olup, İİK'nın 72. maddesi hükümlerine tabidir ve bu nedenle belli bir süreye bağlı değildir. Borçlu aleyhine açılan davanın hukuki sebebi ise, sebepsiz zenginleşmedir. (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı İkinci baskı sayfa 472, 473, 474) Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.06.2015 tarih ve 2013/4-2059 E., 2015/1488 K., Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 16.06.2016 tarih ve 5561 E., 8026 K., Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 16.02.2016 tarih ve 2015/16452 E., 2016/1817 K., Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 15.01.2013 tarih ve 2012/15793 E., 2013/610 K. sayılı ilamları da bu yöndedir. <br>Buna göre ilk derece mahkemesince, davanın İİK'nın 89/5.c.2. ve 72. maddelerine dayalı olarak, genel hükümlere göre açılmış menfi tespit davası olduğunun kabulüyle, davalı alacaklı ile davalı borçlunun zorunlu dava arkadaşı olmadıkları, her bir davalı yönünden davanın hukuki sebebinin farklı olduğu, davacının davalı alacaklı yönünden, takip borçlusuna borçlu olmadığının bilmesine/bilebilecek durumda olmasına rağmen kötüniyetle onu hataya düşürerek borcun kendisinin zimmetinde sayılmasını sağladığı (haksız fiil) iddiasını, davalı borçlu yönünden ise, borçlunun sebepsiz zenginleşeceği iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğu gözetilerek, davacının delillerinin bu kapsamda tartışılıp değerlendirilmesi gerekir. <br>    Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir.<br>Aynı ilkeler, HGK’nun 17.12.2003 gün ve 2003/19-781 E., 2003/768 K. sayılı ilamında da benimsenmiştir.<br>Yukarıda yapılan tüm açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde:<br>Davacı, kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespitini istediğine göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ele alınıp, değerlendirilmesi gerekir.<br>6100 sayılı HMK m. 201 gereğince; yazılı bir belgeye (senede) bağlanmış olan her çeşit iddiaya karşı defi olarak ileri sürülen hususların tanıkla ispatlanması mümkün değildir.<br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 194. maddesinde düzenlenen \"Delillerin Somutlaştırması\" ilkesine göre taraflar dayandıkları vakıaları ve bu vakıaları hangi delil ile ispat edeceğini açıkça göstermek zorundadırlar. Bu külfeti yerine getirmeyen taraf iddia ettiği vakıayı ispat edememiş sayılır. Bu kapsamda belirli bir vakıayı yada tüm iddiasını yemin kesin delili ile ispat edecek olan kişi dava, cevap yada delil listesinde açıkça  belirtmek zorundadır. Taraflarca açıkça hangi vakıanın yemin delili ile ispatlanacağı konusunda  bir beyan olmadan hakimin kendiliğinden taraflara yemin teklif etme hakkını hatırlatması mümkün değildir.<br>HMK 25. Maddesi gereği kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz. Kanunla belirtilen durumlar dışında, hâkim, kendiliğinden delil toplayamaz. Bu nedenle hakimin yemin teklifini hatırlatması “delillerin taraflarca getirilmesi” ve “hakimin kendiliğinden delil toplayamayacağı” temel ilkelerine aykırıdır.<br>Ancak dava dilekçesi, cevap dilekçesi yada delil listesinde açıkça belirli bir vakıayı  yemin delili ile ispat edeceğini taraf belirtmiş ise o vakıanın ispatı sırasında, yada tüm iddia ve savunmasını yemin ile ispat edeceğini açıkça tarafın belirtmesi durumunda hakim açıkça yemin deliline dayanan tarafa yemin metnini hazırlaması için kesin süre vererek, kesin süre içinde yemin metni hazırlayıp sunmadığında yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı hususu hatırlatılabilecektir.<br>Taraflarca hazırlama ilkesinin geçerli olduğu davalarda yasa koyucunun taraflara hangi delilin, hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtme, yani somutlaştırma külfeti getirdiğini, bu düzenlemeye göre de açıkça yemin deliline dayanılmadığı takdirde, tarafın yemin teklif etme hakkının bulunmadığı sonucuna ulaşmak gerekmektedir.<br>Davalı vekili 07/03/2024 tarihli dava dilekçesinde; delil olarak yemin deliline dayanmıştır. <br>DAVACI TARAFINDAN 28/03/2024 TARİHLİ DURUŞMADA davacının yemin ettiği anlaşılmış olup itirazın reddi gerekmiştir.<br>Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği  esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf eden davalıdan alınması gereken 6.831,00 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 1.707,75 TL nin mahsubu ile bakiye 5.123,25 TL eksik harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br> Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince;  (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.21/11/2024<br><br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br> e-imzalı<br>...<br>Üye<br>...<br>e-imzalı <br>...<br>Üye<br>...<br> e-imzalı<br>...<br>Katip<br>...<br> e-imzalı<br><br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f14860a850430b92","SID":"d9329e4a188fb9fc"}}