{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/792 Esas<br>KARAR NO:2024/1675 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI:2021/147 Esas - 2021/633 Karar <br>TARİH:14/09/2021<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:24/10/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Davacı vekili 05/03/2021 harç tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davalı borçlu şirkete ticari ilişki çerçevesinde medikal malzeme satış yaptığını, yapılan satışların faturalandırıldığını, davalı borçlu şirketin dava konusu faturaların bedelini ödememesi üzerine müvekkili tarafından şifahen ödeme talebinde bulunulduğunu fakat her hangi bir ödeme yapılmadığını, borcun ödenmemesi üzerine davalı borçlu şirket hakkında ... sayılı dosyası marifetiyle icra takibi yapıldığını, davalı borçlu şirketin kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, arabuluculuk müessesesine başvurulduğunu anlaşamama tutanağı düzenlendiğini, takip konusu alacağın tahsili için iş bu davayı ikame zaruretinin hasıl olduğunu belirterek davanın kabülü ile itirazın iptaline, takibin devamına, takip konusu alacağın 20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, dava masraf, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ettikleri ile dilekçeleri ekindeki Arabuluculuk Son Tutanağı, Cari Hesap Ekstresi görülmüştür.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket kayıtlarında böyle bir borcun mevcut olmadığını, karşı tarafın alındığını iddia ettiği hizmetin hem alınmamış hem de dayanak olarak iddia edilen faturaların müvekkiline ibraz edilmediğini karşı tarafın bunu kanıtlaması gerektiğini; Davacı tarafın ortada bir alacağı olmamasına karşın kabul anlamına gelmemekle birlikte icra takibine giriştiğini belirterek haksız ve kötü niyetli davanın reddini, karşı tarafın talep ettiği alacağının asgari yüzde 20'si oranında kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 14/09/2021 tarih 2021/147 Esas - 2021/633 Karar  sayılı kararında; \"Her ne kadar takip cari hesap alacağı adı altında başlatılsa da taraflar arasındaki ilişki açık hesap ilişkisidir 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. (6762 sayılı TTK’nın 87)  maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır.Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz.Taraflar arasındaki ilişkinin cari hesaba değil açık hesap ilişkisine dayalı olduğu anlaşılmış ve mahkememizce bu yönde yargılama sevk ve idare edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli  gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır.4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli  gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır.Davacı taraf bedeli ödenmeyen faturalardan kaynaklanan açık hesap ilişkisine dayalı alacak talebinde bulunmaktadır.Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür.6102 sayılı TTK'nın 21/2.maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''.TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu,süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine,adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir.Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır.Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle,adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması,faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir.Davacı tarafından açık hesap ilişksine dayalı başlatılan takip sonrası açılan itirazın iptali davasında ticari defterlere delil olarak dayanılmıştır.01/06/2021 tarihli celsenin  1 nolu ara kararı ile taraf ticari defterlerinin incelenmesine ilişkin ara karar kurulmuş ve 7251 sayılı kanunla 6100 sayılı HMK'nın 222.maddesinin 3. Fıkrasında yapılan değişiklik ihtar edilmiş,ticari defterlerin sunulmaması halinde  ticari defterlerinin usulüne uygun olması halinde  sunan tarafın kayıtlarına delil olarak dayanılacağı ihtar edilmiştir.Alınan bilirkişi raporu ile birlikte yalnızca davacı taraf ticari defterlerini incelemeye esas olmak üzere ibraz etmiş ve davalı taraf ticari defterlerini ibraz etmemiştir.Davacı tarafın ticari defterlerinde yer alan kayıtların talebi ile uyumlu olduğu görülmekle davanın kabulüne karar verilmiştir. Alacağın likit olması  konusunu Yargıtay Genel Kurulu ,2012/19-599 E. ve 2013/145 K. Numaralı kararında; ''Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.” şeklinde açıklamıştır.Bir alacağın likit olup olmadığı hususu değerlendirilirken her uyuşmazlık kendi koşullarında değerlendirilecek,alacağın miktarının belli ve sabit ya da borçlu tarafından bilinebilir olduğu durumlarda söz konusu alacağın likit olduğu kabul edilecektir.Yargıtayın yerleşik kararlarına göre fatura alacakları likit niteliktedir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2006/7446 E. ve 2007/741 K. Numaralı kararına göre; “Uyuşmazlık, davacının davalıya faturayla sattığı mal bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, borcun miktarı belirlenebilir (likit, hesap edilebilir) olduğundan, dava dilekçesinde icra inkar tazminatı isteyen davacı yararına İİK.nun 67/2 nci maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu istemin reddi doğru görülmemiştir.” denilerek fatura alacağının likit niteliği belirtilmiştir. Alacağın faturalara  bağlı açık hesap ilişkisine dayalı  alacak olması nedeniyle kabul edilen asıl alacağın yüzde 20si oranında  icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. \"gerekçesi ile,''  Davanın kabulü ile;1-)... sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline. Takibin takip talebi doğrultusunda devamına, 2-) Kabul edilen asıl alacak miktarı olan  11.809,57 TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin haksız ve hukuka aykırı kararının bozulması gerektiğini, müvekkili şirketin, davacının başlattığı icra takibine ilişkin hiç bir borcu bulunmadığını, davacının faturalara konusu ürünlerin davalıya teslim edildiği, ancak ödeme yapılmadığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, müvekkili şirketin, davacı tarafa  ödemesini eksiksiz olarak yaptığını, kaldı ki tanzim edilen faturaların hukuka aykırı olduğunu,  müvekkili şirketin davacı tarafa ne ticari olarak ne de cari olarak herhangi bir borcu bulunmadığını,Bilirkişi raporunda'' Davalı .. Ltd. Şti.'nin davacı .... Ltd. Şti. tarafından düzenlenen takip ve dava konusu tutara dayanarak yapılan faturalara 8 gün içinde itiraz etmediği, itiraz  ettiğine dair dosyada mevzut belge ya da bilginin olmadığı anlaşılmıştır  \" şeklinde tespitte bulunulmuş ise de,  müvekkili şirkete herhangi bir tebligat ulaşmadığından müvekkili şirketin tebliğ edilen faturaya itiraz etme olanağı da doğmadığını, davacı tarafın faturaları tebliğ ettiğine dair dosyaya  herhangi bir belge de sunmadığını, buna rağmen bilirkişinin sanki müvekkili şirket faturayı almış da itiraz etmemiş gibi rapor düzenlediğini,  mahkemenin  ise itirazlarını dikkate almadan eksik araştırmaya dayalı, hukuka ve yasaya aykırı bilirkişi raporunu esas alarak davacı lehine hüküm kurduğunu,Karşı tarafın alındığını iddia ettiği hizmetin hem alınmadığını, hem de dayanak olarak iddia edilen faturaların müvekkiline ibraz edilmediğini,6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 21. Maddesine göre, bir fatura ya da teyit mektubunun içeriğine süresi içinde itiraz edilmemesi nedeniyle fatura ya da teyit mektubunun içeriğinin doğru olduğunun kabul edildiği iddiasının; ancak ilgili faturanın, hizmet ya da malı aldığı iddia edilen tarafa ibraz edilmesi ve ibrazdan sonra 8 günlük süre içinde itirazın olmaması halinde söz konusu olacağını,  icra takibine dayanak teşkil ettiği iddia edilen faturaların müvekkiline ibraz edilmediğini,  karşı tarafın bunu kanıtlaması gerektiğini, dosya incelendiğinde faturanın tebliğ edildiğine dair herhangi bir belge bulunmamasına rağmen  mahkemenin eksik  ve hatalı olarak davanın kabulüne karar verdiğini,Dava sürecinde bilirkişi tarafından müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları incelenmemiş olup dava konusu faturaların tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığına ilişkin bir beyanda bulunulmadığını, raporun bu haliyle karara esas alınması mümkün olmayıp ticari defter ve kayıtların incelenmesi gerekmekteyken müvekkili şirketin kayıtları incelenmeden hüküm kurulduğunu, kaldı ki 18/06/2021 tarihinde  mahkemeye, müvekkilinin ticari defterleri son derece hacimli olması da dikkate alındığında müvekkil şirketin adresinin bildirildiğini ve incelemenin şirket merkezi olan ... Kadıköy/İstanbul adresinde yapılmasınının talep edildiğini,  bu talepler dikkate alınmadan bilirkişi incelemesi yapıldığını,Bilirkişinin yalnızca davacı tarafın ticari defterlerindeki kayıtlara bakarak inceleme yaptığını,  ne müvekkili şirket kayıtlarını dikkate aldığını ne de daha önce de beyan ettikleri üzere faturaların tebliğ edilip edilmediğine dair bir inceleme yaptığını, kaldı ki faturalar tebliğ edilmiş ve itiraz edilmemiş olsa bile bunun edimlerin ifa edildiği anlamına gelmediğini,  davacı tarafın hizmeti ifa ettiğini  ispat etmesi gerektiğini,Yargıtay'ın yerleşik içtihat ve uygulamalarının da bu yönde olduğunu, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 05.05.2005 tarih 2004/7832 Esas, 2005/4738 Karar sayılı kararı) Bilirkişinin mevcut dosya kapsamında yaptığı incelemelerin de hukuka aykırı ve eksik olduğunu, bilirkişi tarafından faturaların içeriği ve sözleşmenin hiçbir şekilde incelenmediğini, ayrıca kayıtlardaki alacakların şüpheli ticari alacaklar olarak görünmesine rağmen bilirkişi sanki davacı tarafın iddia ettiği ticari ilişkiyle alakalı kayıtlarmış gibi davrandığını, kayıtlardaki ticari ilşkinin  temeli ve dayanağının incelenemediğini,  bilirkişinin yeterli ve gerekli incelemeyi yapmadığını, söz konusu rapora itiraz etmelerine rağmen mahkeme tarafından yeni bir bilirkişi raporu ya da ek bir bilirkişi raporu alınması taleplerinin kabul edilmediğini,Her ne kadar müvekkili şirket davacı tarafın alacaklarını ödemişse de, kabul etmemekle birlikte davacı tarafın bir alacağı varsa da söz konusu alacağın likit olmadığını, yerel mahkemenin gerekçeli kararında ''alacak miktarını likit belirlenebilir olması sebebiyle '' denilmek suretiyle karar verdiğini, fakat bu karar somut dayanaktan yoksun , yetersiz ve yasal anlamda '' gerekçe '' olmaktan uzak olduğunu,  Anayasa  141/3 maddesinin \"Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. '' hükmünü amir olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na göre, hukuka uygunluk denetiminin yapılabilmesi için, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş ve hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren bir gerekçelendirmenin bulunmasının  zorunlu olduğunu, AİHM'nin de mahkemelerin kararlarının gerekçelerini göstererek faaliyetlerini meşrulaştırmak zorunda olduğunu, aksi takdirde adil yargılanma hakkının ihlal edilmiş sayılacağını belirttiğini, mahkeme kararlarının gerekçeli olmasının adil yargılanmanın temel unsurlarından biri olup, hukuk devletinin ve hukuki güvenlik ilkesinin de bir gereği olduğunu,  yerel mahkeme kararının hukuki gerekçesi bulunmadığı gibi hangi deliller değerlendirilmek suretiyle verildiğinin de belirtilmediğini, söz konusu kararın hukuka aykırı ve hukuki gerekçeden yoksun olduğunu,  AİHS m.6 kapsamında müvekkilinin adil yargılanma hakkının zedelendiğini,Davacı tarafın alacakları ödemişse de, kabul etmemekle birlikte davacı tarafın bir alacağı varsa da söz konusu alacağın likit olmadığını, içtihatlarla da benimsendiği üzere likit olmayan alacaklar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2015/9685 E. , 2017/7489 K), izah edilmeye çalışıldığı üzere, müvekkili şirketin, davacı tarafın tüm alacaklarını ödediğini, fakat işbu dava akıbetinin usul ve yasaya uygun ilerleyebilmesi için iddiayı kabul etmemekle birlikte davacı tarafın bir alacağı varsa da yine iddia edildiği gibi alacağın likit olmadığını, mali külfet karşılığının belli, sabit veya belirlenebilir olmasının hayatın olağan akışında beklenilemez nitelikte olduğunu dolayısıyla, gerek Yargıtay İctihatlarında gerekse de somut olaydaki iddia edilen alacağın alım-satımdan kaynaklı olmayıp mali külfet karşılığı olmasından dolayı icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğinin açık  olduğunu,Yukarıda izah edilen sebeplerle, davacı şirketin dava takip yetkisi bulunmadığını, dava takip yetkisi dava şartı olduğundan huzurda görülmekte olan davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, İleri sürerek; öncelikle tehir-i icra taleplerinin kabulüne,  istinaf  mahkemesinde duruşma açılmasına ve devamında;  İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/147 Esas 2021/633 Karar sayılı mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini,  istinaf  kanun yolu ile yeniden karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; taraflar arasındaki ticari satış ilişkisinden doğan bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; mahkemeden yerinde inceleme talep edilmesine rağmen bilirkişinin yalnızca davacı defterlerini incelediği, davacının takibe konu ettiği faturaları davalıya tebliğ ettiğini ispat yükümlü olduğu, ancak tebliğ ispatlanırsa faturaların içeriğine süresinde itiraz edilmediğinden bahsedilebileceği, ayrıca faturaya itiraz edilmemesinin fatura konusu hizmetin alındığını da göstermeyeceği,  davalının davacıya tüm ödemelerini eksiksiz gerçekleştirdiği, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediği, alacağın likit olmaması nedeniyle inkar tazminatı koşullarının oluşmadığı, alacağını ispat edemeyen davacının dava takip yetkisi bulunmadığı yönündedir.Mahkemece taraf delilleri toplanmış, icra dosyası celbedilmiş, taraf vekillerinin hazır bulunduğu 01/06/2021 tarihli celsenin 1 nolu ara kararı ile taraf ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi yapılmasına karar verilmiş, tayin edilen inceleme gününde defterlerin hazır edilmemesi veya inceleme gününden bir hafta önce defterlerin bulunduğu yer ile bilirkişinin muhatap alacağı kişi iletişim bilgileri bildirilerek yerinde inceleme talep edilmemesi halinde 28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı kanunun 23. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesinin 3. fıkrası uyarınca ticari defterlerini sunan tarafın kayıtlarına delil olarak dayanılacağı taraf vekillerine ihtar edilmiştir. Davalı vekilinin bu ara karara istinaden sunduğu 18/06/2021 tarihli dilekçesi ile;  bilirkişi incelemesi için davalı  şirket defterlerinin yerinde incelenmesini, incelemenin şirket merkezi olan ... Kadıköy/İstanbul adresinde yapılmasını talep ettiği,  inceleme sırasında muhatap alınacak yetkili kişinin kimliğinin ... olduğunu belirttiği ve iletişim bilgilerini  bildirdiği anlaşılmıştır.Bilirkişi tarafından tanzim edilen raporda, davacı vekilinin verdiği iletişim bilgileri üzerinden yetkilinin arandığının ve inceleme için gereken bilgi ve belgelerin hazır edilmesi ile yerinde inceleme için gün ve saat bildirilmesinin istendiğinin, ancak ...tarafından gün içerisinde gönderilen e-posta ile şirkete ait bilgi ve belgelerin bu aşamada bilirkişiye sunulmasına imkan bulunmadığının bildirildiğinin, bu nedenle davacı defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapıldığının belirtildiği, takip dayanağı açık hesaba konu faturaların davacı defterlerinde kayıtlı oldukları, ödenmeyen sekiz adet toplam 11.809,57-TL tutarlı e-fatura muhtevası ürünlerin irsaliyelerinde teslim alan kısmının imzalı bulunduğu, davacının davalıdan takip ve dava tarihi itibariyle muhasebesel yönden 11.809,57-TL alacaklı göründüğü kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nun 222 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Aynı Kanun'un 222 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Diğer tarafın belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Yukarıda yapılan saptamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, davalı tarafa HMK'nun 222 maddesine göre usulüne uygun tutulmuş ticari defter ve belgelerini sunması için sonuçları hatırlatılarak kesin süre verildiği, davalı yanın inceleme günü defterlerini sunmadığı gibi, yerinde inceleme talep etmesine rağmen bilirkişiye yerinde inceleme imkanı sağlamayı reddettiği,  buna göre davacı defterlerindeki kayıtların davacı lehine delil niteliğini haiz olduğu, öte yandan açık hesaba konu ödenmemiş fatura muhtevasının teslim alan kısmı imzalı irsaliye ile davalıya teslim edildiğinin de bilirkişi tarafından tespit edilmiş bulunduğu, davalı yanın ödeme yaptığını ispat edemediği gibi, davacı kayıtlarının aksini ispat eder delil de sunmadığı, davalı defterleri incelenmeden hüküm kurulduğuna, davacıya tüm ödemelerin yapıldığına yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı, faturaya dayalı alacak likit nitelikte bulunduğundan ve davacı talebi de mevcut olduğundan, mahkemece davalının, hüküm altına alınan  11.809,57 TL alacağın %20'si oranında inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasında da isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davalı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 806,71-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 201,67‬-TL harcın mahsubu ile bakiye 605,04‬-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"93b5e1978d8a6a63","SID":"dfc85fbf52e0060b"}}