{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/718 Esas<br>KARAR NO: 2024/1792<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/03/2023<br>NUMARASI: 2022/535 Esas,2023/135 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle)<br>KARAR TARİHİ: 21/11/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından İstanbul ... İcra  Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine 15.000,00-TL tutarındaki bono ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, icra takibine dayanak bono üzerinde bulunan imzanın müvekkiline ait olmadığını beyanla; müvekkili ...’nın imzaların kendisine ait olmaması nedeniyle davalı alacaklıya borçlu bulunmadığının tespitini, İstanbul ... İcra  Dairesi’nin ...  Esas sayılı dosyasına konu takibin bu şekilde iptalini, müvekkilinin borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı 20.742,94 TL’nin ödeme tarihi olan 11.08.2022 tarihinden itibaren  faizi ile istirdadına karar verilmesini talep  etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davaya konu senetin müvekkili şirkete ... A.Ş. tarafından ciro edilmesi sonucu ulaştığını,  müvekkili şirketin senedi alırken bahsi geçen imzanın çoktan senet üzerinde bulunduğunu,  senedi elinde bulunduran yetkili hamilin keşidecinin veya aradaki diğer cirantaların imzasını kontrol etmek gibi bir yükümlülüğü olamayacağını ve olmasının da mümkün olmadığını, senedin müvekkili şirkete ciro edilirken lehtar... A.Ş. tarafından atılan imzanın geçerliliğinin de tartışmasız olduğunu, bu hususa karşı hiç kimsenin bir itirazının bulunmadığını,  davacı tarafın iddiasının kötü niyetli ve dayanaksız olduğunu,  senetteki imzanın taklit edildiğinin açık olduğunu,  ancak bu taklit ya davacı ... ya da kendi yanında çalıştırdığı kişilerce yapıldığını,  senet üzerinde imzanın yanı sıra davacı ...’ya ait kaşe de bulunduğunu,  işbu imzanın davacı ...’ya ait olmaması durumunda şahsına ait ve üzerinde ismi bulunan kaşenin icra takibine konu senette bulunması mümkün  olmadığını, davacıya ait kişisel kaşenin de senette mübrez olduğu bir durumda senet üzerindeki imzanın davacı tarafından atılmamış olması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, keşideci ... ve lehtar ... A.Ş.'ye ait ticari defter ve kayıtların bilirkişi marifetiyle incelenmesi gerektiğini, senet üzerindeki imzada sahtelik yaratmak TCK kapsamında suç teşkil ettiğini, davanın lehtar ... A.ş.'ye ihbarını talep ettiklerini beyanla; davanın reddi ile alacağın %20 sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: \" 1-Davacının davasının kabulü ile; davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... e sayılı icra takibi ve buna dayanak 11.03.2021 tanzim tarihli, 25.11.2021 vade tarihli, 15.000,00 TL bedelli kıymetli evrak nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, ödenen 20.742,94 TL'nin istirdatına; ödeme tarihi olan 10.08.2022 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Davalının icra inkar tazminatı talebinin davanın itirazın iptali davası olmaması nedeniyle reddine, \" şeklinde  karar verilmiştir. <br>İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Keşideci ... ve lehtar... A.Ş.'ye ait ticari defter ve kayıtların bilirkişi marifetiyle incelenmesi talebinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu,  müvekkilinin dava konusu imzanın davacı ...’ya ait olup olmadığının tespit etmesinin mümkün olmadığı  gibi böyle bir yükümlülüğü de olmadığını,  lehtar ... A.Ş. tarafından atılan imzanın geçerliliği de tartışmasız olduğunu, Ekip nezdinde bulunan ve itirazsız ödenmiş diğer ... senetleri incelenseydi, davacının alışkanlık halinde sürekli sahte imza ile piyasaya senet sürdüğü, işine gelenleri ödediği, işine gelmeyenleri ödemediği anlaşılacağını mahkemenin eksik inceleme ile adil yargılanma hakkını da ihlal ettiğini, müvekkilinin davacı ile  hiçbir ticari ilişkisi bulunmadığını, Senet üzerindeki imza taklidi kuvvetle muhtemel davacı tarafından yapılmıştır ya da yaptırılmış olduğunu,  senet üzerinde imzanın yanı sıra davacı ...’ya ait kaşe de bulunduğunun dikkate alınması gerektiğini, davacının iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Davacı ...'nın piyasadaki, özellikle ... AŞ'ye daha önceki ticaretlerinde verilmiş imzaları kontrol edildiğinde, ödenmiş senetlerde dahi söz konusu imzanın bulunduğunun anlaşılacağını, senet üzerindeki imzada sahtelik yaratmak tck kapsamında suç teşkil ettiğini, Alışkanlık halinde sahte imzalı şekilde düzenlenen diğer senetlerin araştırılmamış olması, ciro geçerli olduğundan alacağın temliki hükümlerine göre müvekkilinin alacaklı olduğu düşünülmeksizin davanın kabulü yönünde karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.<br>GEREKÇE Dava, imza inkarına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. İmza inkarı, mutlak defi olup herkese karşı ileri sürülebilir. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda davacının senet tarihinden önceki tarihli imzalarının bulunduğu pek çok evrak incelenmiş ve imzanın davacı eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Rapor yeterli ve hükme elverişli olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir. Davalı vekili, davacının ticari defter ve kayırlarının incelenmemesinin hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de, takip konusu alacak kambiyo senedine dayalı olup taraflar arasında görünürde temel ilişki bulunmadığından bu yönde bir araştırma yapılması gerekli olmadığı gibi, davalı yan sahteciliğin suç teşkil ettiğini iddia etmiş ise de bu yönde bir ceza mahkemesi kararı sunulmadığı, imzanın borçluya ait olduğunu ispat yükünün davalıda olduğu, davalının delil listesi itibarı ile bu durumun ispatlanamadığı dikkate alındığında davalı vekilinin istinaf isteminin reddi gerekmiştir. Açıklanan nedenle davalı vekilinin istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 1.416,95TL harçtan, peşin alınan 355TL harcın mahsubu ile bakiye 1.061,95TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, -Davacının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 20-TL istinaf masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.21/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7123553218c101dd","SID":"1e88f3899c13e6b8"}}