{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/711 Esas<br>KARAR NO:2024/1689 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2020/80 Esas - 2022/83 Karar <br>TARİH:28/01/2022<br>DAVA:İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>KARAR TARİHİ:31/10/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkili şirketin uluslararası nakliyat ve taşımacılık işi ile uğraştığını, müvekkili tarafından davalı şirkete taşıma hizmeti verildiğini, müvekkilinin davalı firmaya bir takım taşıma hizmeti sunduğunu, taşıma hizmetleri neticesinde müvekkilinin alacaklarının doğduğunu, davalının faturaya konu alacaklarını ödemediğini, bunun üzerine müvekkilinin davalıdan olan alacağının tahsili zımnında ... sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalı tarafın haksız ve kötü niyetli olarak takibe itirazda bulunduğunu, davalının itirazlarının soyut ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin alacağının fatura, ticari defter ve her türlü delille sabit olduğunu, bu sebeple itirazın iptali, takibin devamı ve tazminata hükmedilmesine karar verilmesi için iş bu huzurdaki davayı açma zaruretinin hasıl olduğunu, davanın kabulü ile itirazın iptaline, 18.617,34 TL asıl alacak üzerinden takibin ticari avans faizi ile birlikte devamına, haksız ve kötü niyetli davalının alacağın %20 sinden az olmayacak şekilde icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, fazlaya ait haklarının saklı tutulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Davacının iddia etmiş olduğu alacağının fatura ile sabit olduğunu belirttiğini, ancak itirazda bulundukları icra dosyasından taraflarına tebliğ edilmiş herhangi bir faturanın bulunmadığını, müvekkiline bir fatura dahi kesilmeden davacının başlatmış olduğu icra takibine itiraz etme zaruretinin hasıl olduğunu, taşıma hizmeti gereğince davacı firmanın malın teslimini, alıcının konşimentodaki alıcı ödemeli kısmına ait bilgi verilmesine rağmen ücreti ödemediğini, bu nedenlerle müvekkil şirkete mal teslim edilmeden gerekli bilgi ve belgelerin sunulduğunu, müvekkil şirketin talimatıyla hareket ettiğini kanıtlaması gerektiğini, ispat yükünün hizmeti sunan davacı konumunda bulunan tarafta olduğunu, davacı şirketin iddiasını yazılı belge ile ispat etmesi gerektiğini, faturanın sadece davalının defterinde kayıtlı olmasının malın teslimine karine teşkil etmeyeceğini, bu nedenlerle davacının iş bu durumlara ilişkin belirtilen tüm yazılı bilgi ve belgeleri sunması gerektiğini, ayrıca davacının belirtmesi gereken en önemli hususun ... adlı firmaya ödemeyi yapmadığı ve buna rağmen malların teslimini neden gerçekleştirdiğini açıklaması gerektirdiğini, taraflarına tebliğ edilen ... Takip numaralı konşimentodan açıkça görüleceği üzere müvekkil şirket tarafından gönderilen malların taşıma hizmeti ücretinin ödeyicisinin alıcı olduğunu, İşbu hizmetin alıcısının... adlı firmanın adresi ve yetkililerinin konşimento belgesinde açıkça görüldüğünü, taraflarına gönderilen konşimento belgesinde taşıma ücretlerinin kime faturalandırılacağı kısmında açıkça görüldüğü üzere alıcının isminin yazmakta olduğunu, alıcının malı kabul etmiş olduğu ihtimalinde ödemenin de alıcı tarafından yapılacağının belirtilmiş olması nedeniyle burada husumet yöneltilmesi gereken tarafın ... adlı firma iken müvekkil şirkete husumet yöneltilmesinin haklı bir tarafının bulunmadığını, İş bu faturaya konu malların davacı şirket tarafından ihtirazi kayıt koymadan ve müvekkil şirketi alıcının ücreti ödemeyeceğine dair bilgilendirmeden ve müvekkil şirketin talimatlarını beklemeden malların teslim edilmesinin basiretli tacirden beklenmeyen bir davranış olduğunu, müvekkil şirketin haklarının ihlal edildiğini, müvekkil şirket tarafından gönderilen ve davacı tarafından taşıma hizmeti verilen malların alıcı tarafından teslim alınması halinde konşimentodan da görüleceği üzere hizmet bedelinin sorumluluğunun alıcı üzerine doğduğunu, davacı şirketin müvekkile karşı alıcının malları teslim alacağını fakat bedelini ödemeyeceği ihtarını yapmaması nedeni ile sorumluluğun ... üzerinde olduğunu ve taşıyıcı davacının da bunu kabul ederek malları teslim etmesi nedeni ile husumet yöneltmesi gereken tarafında ... adlı firmanın olması gerektiğini, müvekkil firmanın da haksız icra takibine itiraz etme zaruretinin hasıl olduğunu, öncelikle alıcının ödeme yapıp yapmadığı, bu duruma ilişkin tarafımıza hiçbir yazılı belge sunulmadığını, malın teslim edildiği, teslim edildiyse gerçekten müvekkil şirket tarafından bilgilerin verildiği yere mi teslim edildiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin müvekkil şirkete verilmediğini, malların teslim edilip edilmediği müvekkil şirket tarafından bilinmemekle birlikte bu hususa ilişkin herhangi bir bilginin verilmediği, taraflarınca yahut alıcıya bir fatura kesilip kesilmediğinin de taraflarına bildirilmediğini,bu sebeple de mesnetsiz bir şekilde icra takibi başlatıldığını, taşıma hizmetlerinden kaynaklı ücretlerin alıcı tarafından ödeneceği ve alıcıya faturalandırılacağı dava dilekçesi ekinde tarafımıza teslim edilen belgeden açıkça görüldüğünü, bu hususlara rağmen davacı şirketin faturalandırmayı müvekkil şirkete yapılmasının taraflarınca kabul edilmeyeceğini, öncelikle davanın dava şartı noksanlığından usulden reddine, aksi kanaatte müvekkil hakkında açılmış bulunan iş bu itirazın iptali davasının esastan reddine ve takibin iptaline, icra takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 28/01/2022 tarih ve 2020/80 Esas - 2022/83 Karar sayılı kararında;\"Dava, davacının, taşıma hizmetinden kaynaklanan alacağının tahsili için davalı aleyhine giriştiği icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.... sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 18.617,34 TL asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren  yasal faizi ile birlikte tahsili için cari hesap alacağına  dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, bu kararın alacaklıya tebliğ edilmediği, davanın yasal bir yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ilâ 85 ve HMK'nun 222. maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılmıştır.Bilirkişi 24/11/2020 tarihli raporunda; Taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, taraflar arasında dava konusu faturaların incelenmesinde faturaların davalı şirket adına düzenlendiği ve düzenlenen bu faturaları davacı şirketin ticari defterlerine kaydettiği, 2019 dönemi sonunda davalı şirketten icra takip tarihi ve dava tarihi itibariyle raporda dökümü yapılan ve sadece davacı şirketin ticari defterleri olan 2019 yılı Yevmiye Defteri kayıtlarından çıkarılan hesap hareketlerinde davalı şirketten 18.617,34 TL alacaklı göründüğü, tüm bu tespitler doğrultusunda davacı şirketin 3095 sayılı kanuna istinaden faiz talep etme hakkına sahip olduğu, hesaplanan faiz tutarının ... yapılan ve takip tarihi olan 17.1.2019 tarihine kadar hesaplandığı, hesaplanan avans faizi tutarının davacı şirket alacak hareket yaşlandırma hesaplarına göre yapıldığı, davacının davalı için iki ayrı taşıma işi için iki ayrı fatura tanzim ettiği ve toplam asıl alacağı bu iki faturaya dayandığı, taşıma bedellerinden asıl sorumluluğun gönderene ait olduğu; ancak nispi taşıma sözleşmesinde TIK m.871 hükmü de gözetilerek navlunu karşı taraf-gönderilenin ödemesinin kararlaştırılabileceği; İhtilafa konu faturalar bakımından; davacının “karşı taraf navlun ödemeli” kararlaştırılan her iki seferde de; karşı tarafa malı teslim ederken davalı gönderenden emir ve talimat almaksızın hareket ettiği, davacının öncelikle dava dışı gönderilenden navlun tahsil çabası ve bunda başarısız olduğu sabit olmaksızın, davalıdan doğrudan doğruya navlun talep etmesinin somut olay ve sunulan taşıma senetlerine uygun olmadığı, öte yandan, davacının dava dışı gönderilenden taşıma bedellerini alma çabasına rağmen tahsil edemediği, davacı ile davalı arası anlaşma gereği davacının yükü navlun tahsil etme çabası olmaksızın alıcısına teslim edebileceği veya davalıdan talimat alarak yükü teslim ettiği değerlendirmesi yapılacak olursa; davacının iki sefer için toplam 18.617,34 TL asıl alacak miktarında alacaklı olduğunun söylenebileceği bildirmiştir.06/06/2021 tarihli talimat bilirkişi raporunda; Davacının davalı aleyhine 17.10.2019 tarihinde 18.617,34 TL.- asıl alacak, 487,37 TL.- işlemiş faizle toplam 19.104,71 TL.- alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlattığı, davada, davacının düzenlediği faturaların, davalı adına düzenlenip düzenlenmemesi yönünden uyuşmazlık olduğundan, esas dosyada yapılan teknik bilirkişi incelemesinde, \"davacının navlunu öncelikle alıcısından tahsil etmesi gerektiği, hapis hakkı kullanılmadan ve gönderen davalıdan talimat alınmadan malın teslim edilmesi, taşıma sözleşmesine uymamak olup, alıcıdan navlun tahsil etme çabası gösterilmeksizin doğrudan davalı gönderenden navlun talebinin somut olaya uymadığı, şeklinde kanaat ve sonuca varıldığı\", yönünde raporun görüldüğü, davacının, incelenen yasal defterlerinde davalıdan kalan alacağın davalı adına düzenlendiği... nolu 29.08.2019 tarihli 15.812,24 TL.- lik fatura ile ... nolu 22.08.2019 tarihli 2.805,10 TL.- fatura toplamı 18.617,34 TL.- kadar alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalının, incelenen yasal defterlerine göre davacıdan 2 adet fatura toplamı 53,28 TL.- lik hizmet aldığı, bedelinin ödendiği, davaya ve icraya konu edilen 2 adet faturanın yasal defterlerinde kayıtlı olmadığından 18.617,34 TL.- borç/alacak tutarı yönünden tarafların yasal defterlerinin birbirini teyit etmediğine dair kanaat ve sonucuna ulaşıldığı bildirilmiştir.İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, hükme esas alınan bilirkişi raporu ve talimat bilirkişi raporu içeriğine göre; davacı ile davalı arasında taşıma sözleşmesi bulunduğu, söz konusu sözleşme kapsamında, davacının yapacağı taşımada navlunun alıcı tarafından karşılanacağı kararlaştırılmış olup, davacının iş bu taşımaya istinaden düzenlediği faturaların, davalı adına düzenlenip düzenlenmemesi yönünden uyuşmazlık olduğundan, öncelikle sözleşme hükümleri dikkate alınarak davacının navlunu alıcısından tahsil etmesi gerektiği sabit görülerek hapis hakkı kullanılmadan ve gönderen davalıdan talimat alınmadan malın teslim edilmesi, taşıma sözleşmesine uymamak olup, alıcıdan navlun tahsil etme çabası gösterilmeksizin doğrudan davalı gönderenden navlun talebinin somut olaya uymadığı anlaşılmakla ve yine tarafların incelenen yasal defterleri ile alacak-borç tutarı yönünden birbirini teyit etmediği de tespit edildiğinden, davanın reddine karar vermek gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.\"gerekçesi ile, ''Davanın REDDİNE,Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri yok sayılarak verildiğini; hukukçu bilirkişinin dosya kapsamına uygun olmayan mütalaasına itibar edilerek hüküm tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkeme kararında “öncelikle sözleşme hükümleri dikkate alınarak davacının navlunu alıcısından tahsil etmesi gerektiği”nin ifade edilmekte olduğunu; mahkemenin bu sonuca dosyayı incelemeden,  davacı ile müvekkili arasında imzalanan 23.03.2013 tarihli yurt dışı taşıma ve cari hesap sözleşmesinin f-diğer başlıklı 2. maddesinde; “Müşteri(davalı), iş bu sözleşme ile kendisi ödemeli dışında ...(karşı ödemeli), ... (3. Kişi ödemeli) şeklinde gönderilerini UPS ile taşıtabilir. Ancak ödemeli olarak gönderi yapan müşteri taşıma ücretinin alıcı veya 3. Kişi tarafından ödenmemesi durumunda bu ücretleri ödemekle yükümlü olduğunu, ... gönderilmiş veya paketin alıcıya teslim edilmiş olmasının bu yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağını, ödeyeceği fiyatların ve tutarın alıcıya uygulanacak olan fiyatlar ve tutarlar olduğunu baştan itibaren kabul ve taahhüt eder. Müşterinin taşıma ücretlerini alıcı veya 3. Kişi tarafından ödenmesi şekli ile yaptığı ancak alıcı veya 3. Kişi tarafından ücretin ödenmediği durumlarda ... faturası beher gönderi için ayrı olarak çıkartılacak ve müşteriye ibraz edilecektir.” şeklindeki düzenlemesini yok sayarak ulaştığını,Buna sebep mahkemenin delil inceleme ve tasnif yetkisini, oluştuğu bilirkişi heyetindeki hukukçu bilirkişiye bırakmış olması olduğunu; HMK uyarınca hukukçu bilirkişi görevlendirmesi yasak olmasının bir tarafa, delillerin takdir ve münakaşası, hukukun uygulanması bilirkişinin değil mahkemenin görevi olduğunu; gerekçeli kararda 23.03.2013 tarihli Yurt Dışı Taşıma ve Cari Hesap Sözleşmesi’ nin F-DİĞER başlıklı 2. Maddesinin olaya niçin uygulanmadığının dahi  tartışılmadığını,Tarafların tacir oluşu ve sözleşme serbestisi ilkesi gereği, taraflar arasında öncelikle uygulanacak olan hukuğun; sözleşme hukuku olduğunu; bazı müelliflerin sözleşmenin bu niteliğini “tarafların kendi hukukunu yaratması” olarak da nitelediklerini; bu yönü ile emredici nitelikte olmayan kanun hükümleri, hukuki ihtilafların giderilmesinde ancak tamamlayıcı hukuk kaidesi olarak tatbik edilebileceklerini; bu sebeple olayda uygulanabilir açık sözleşme hükmünün yok sayılarak, TTK 871. Maddesinin uygulanmasının hukukun temel prensiplerine dahi aykırı bir durum olduğunu, Somut olayda müvekkilin müşterisi olan ve dolayısı ile müvekkilin sözleşme ilişkisi içerisinde olduğu tarafın davalının müşterisi değil bizzat davalının kendisi olduğunu; davalı, kendi müşterisi olan alıcı ile anlaşmasını taşıma ücreti dahil yahut hariç olarak yapabileceğini, Davalının kendi müşterisi ile yaptığı bu sözleşmenin, teslim şartları ve süresi sadece davacı ile alıcı-müşterisini bağlayacağını; davalının, kendi müşterisinin sözleşmeyi ihlal etmesi durumunda müşterisine sözleşme hükümlerine göre rücu edebileceğini ancak akidlerin nisbiliği ilkesi gereği, müvekkilin davalının müşterisi-alıcıya rücu etmek imkanı olmadığını, Bu ve benzeri hukuki durumların yanı sıra, taşımanın uluslararası yapılması, geri iadenin gümrük ve bir çok mahzur sebebi ile sorun arz etmesi sebebi ile, alıcı ödemeli taşıma hizmetlerinde, alıcının ödeme yapmaması durumunda ödemenin gönderen tarafından yapılmasının aynı zamanda genel bir ticari teammül olduğunu; bu sebeple müvekkili, alıcının ödeme yapmaması durumunu gözeterek, kendi müşterisi olan, hizmeti alan davacı ile taşıma sözleşmesi yaparken, alıcının ödeme yapmaması durumunda kayıtsız ve şartsız bir biçimde ödemenin gönderen müşterisi tarafından yapılmasını şart koştuğunu ve bu sebeple  23.03.2013 tarihli Yurt Dışı Taşıma ve Cari Hesap Sözleşmesi’ nin F-DİĞER başlıklı 2. Maddesinde bu durumun davalı tarafça kabul edildiğini, 23.03.2013 tarihli Yurt Dışı Taşıma ve Cari Hesap Sözleşmesi’ nin F-DİĞER başlıklı 2. Maddesine göre, müvekkilden hizmet alan, müvekkilin müşterisi konumundaki davalı alıcı ödemeli gönderi yapması durumunda alıcının ödeme yapmaması halinde herhangi bir şart öngörmeden müvekkilin hizmet bedelini ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini; yani müvekkilin navlunu alıcıdan tahsil edemediğini ispat etmesi, müvekkilin alıcıdan ücret tahsil edemedi diye hapis hakkı kullanması gibi ön şartlar olmadan, müvekkilin gönderiyi yapan, alıcı ödeme yapmaz ise ödemeyi kendisinin yapacağını taahhüt eden müşterisi olan davalıya rücu etme, taşıma bedelini talep etme hakkının olduğunu,   Mahkeme tarafından 23.03.2013 tarihli Yurt Dışı Taşıma ve Cari Hesap Sözleşmesi’ nin F-DİĞER başlıklı 2. Maddesi açık düzenlemesi yok sayılarak, sözleşmenin uygulandığından verilen hükmün  açıkça çelişkili olduğunu,Müvekkili ile alıcı arasında herhangi bir sözleşme ilişkisi olmladığını; davalı tarafın hizmeti aldığını ve malın teslim edildiğini ikrar etmekte olduğunu; hizmeti alan davacı iken, sözleşme hükümlerine ve genel hükümlere aykırı bir biçimde müvekkilin alacağını alıcıdan tahsil yoluna gitmesi gerektiğinin kabulünün hukuka açıkça aykırı olduğunu, Müvekkilden taşıma hizmeti alan davacının 23.03.2013 tarihli Yurt Dışı Taşıma ve Cari Hesap Sözleşmesi’nin...başlıklı 2. Maddesi açık düzenlemesi ile, alıcı ödeme kargo gönderisi yaptığında, alıcının ücreti ödememesi durumunda ücreti kendisinin ödeyeceğini müvekkile taahhüt ettiğini; bu açık sözleşme düzenlemesi her ne kadar davalının sorumluluğunu açıkça ortaya koymakta ise de, mahkemenin müvekkilin alıcının sorumluluğuna gitmesine yönelik kabulünün genel hükümlere de aykırı olduğunu, Öncelikle ortada iki sözleşme olduğunu:Birinci sözleşmenin davalı ile kendi müşterisi-alıcı arasındaki ticari alım satım olduğunu, İkincisinin ise müvekkil ile davalı arasındaki taşıma sözleşmesi olduğunu, Davalı ile kendi müşterisi-alıcı arasında yapılan sözleşmede, bu sözleşmenin taraflarının istedikleri koşullarda anlaşabileceklerini; taşıma bedelinin davalı tarafından karşılanmasının kararlaştırılmış olmasının da mümkün olduğunu; ticari alım satım sözleşmesindeki malın nevi, teslim süresi, cezai şart, taşıma bedelinin kimin tarafından ödeneceğine dair düzenlemelerin, akidlerin nisbiliği ilkesi uyarınca sadece davacıyı ve alıcı-müşterisini bağlayacağını, sadece onlara karşılıklı haklar bahşedeceğini,   Buna karşılık müvekkili ile davalı arasında sözleşme hükümlerinin de sadece müvekkili ve davacıyı bağlatacağını, Akidlerin nisbiliği ilkesi  uyarınca, müvekkilin davalı ile kendi müşterisi-alıcı arasındaki ticari alım satım sözleşmesindeki edimleri yüklenmediği gibi haklardan da istifade edemeyeceğini; müvekkili taşıma hizmetini “arasında hiçbir sözleşme ilişkisi olan alıcıya değil”, 23.03.2013 tarihli Yurt Dışı Taşıma ve Cari Hesap Sözleşmesi’ imzalayan davalıya verdiğini; somut olayda davalı tarafın malın müvekkili tarafından alıcıya teslim edildiği hususunu inkar etmediğini, müvekkili tarafından dosyaya sunulan ve tekrar ekte sundukları belgelerle de teslimin alıcıya yapıldığı, hizmetin verildiğinin sabit olduğunu; mahkemenin, alıcı ile müvekkili arasında hiçbir sözleşme ilişkisi bulunmadığını, müvekkilin  23.03.2013 tarihli Yurt Dışı Taşıma ve Cari Hesap Sözleşmesi hükümleri kapsamında davalıya taşıma hizmeti verdiğini, davalının kendi iç ilişkisi sebebi ile alıcıya rücu etmekte muhtar olduğu gözetilmeksizin, müvekkilin alıcıya rücu etmesi, alıcıya fatura kesmesi gerektiğinden bahisle davanın reddinin hukuk ve mantığa açıkça aykırı olduğunu, Davalının, sözleşmeden beklediği yararı elde ettiğini, ancak sözleşmesel edimi olan ücret ödeme borcunu ifa etmediğini; görülen davada ahde vefa prensibine aykırı davranan davalı olduğu halde davalı lehine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 23.03.2013 tarihli yurt dışı taşıma ve cari hesap sözleşmesi hükümleri gereği, müvekkilin alıcı taşıma bedelini ödemedi diye, “davalıdan malı teslimde emir ve talimat almak, davalıya rücu etmeden önce hapis hakkı kullanmak” yükümlülüğünün olmadığını, Alıcı ödemeli gönderi yapılması halinde, alıcının ödeme yapmaması halinde ödemenin kim tarafından ne şekilde yapılacağı, 23.03.2013 tarihli Yurt Dışı Taşıma ve Cari Hesap Sözleşmesi’nin F-DİĞER başlıklı 2. Maddesinde açıkça kararlaştırıldığını; buna göre müvekkilin davacıya hizmet bedeli için sözleşme hükmü gereği rücu edebilmesi için, “davalıdan malı teslimde emir ve talimat almak, davalıya rücu etmeden önce hapis hakkı kullanmak”  gibi bir taahhüdü olmadığını; davalının sözleşme hükmünde herhangi bir şarta bağlı olmaksızın, alıcı ödeme yapmaz ise ücreti ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, Müvekkilin Türkiye’ deki ekibinin dahi, ücreti ödemeyen davalıya ulaşamamakta iken(Dosyaya EK-4’ te tekraren sunduğumuz e-postalarda da  görüldüğü gibi, davalı tarafın kendisinin bildirdiği telefon numaralarından davalı tarafa ulaşma imkanı bulunamamıştır), İsveç’ teki kargo elemanının Türkiye’ deki davalıya nasıl ulaşacağı, nasıl Türkçe iletişime geçeceği, kargo içeriğini bilmeden (yanıcı mı, patlayacı mı, yasak madde mi, değerli mi-değersiz mi?”) bu malı nasıl zaptedip hapis hakkı kullanılabileceği hususlarının mahkeme tarafından mantık süzgecinden dahi geçirilmediğini, Mahkemenin sözleşme hükümlerini bir kenara bırakarak, bilirkişinin hukuki dayanağı olmayan fantastik fikirlerine dayalı olarak kurduğu hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu,Müvekkili ile alıcı arasında sözleşme ilişkisi bulunduğu kabul edilmesi durumunda dahi, davacının TBK 128 uyarınca sorumlu tutulması gerektiğini,Mahkemenin kabul ettiği gibi, müvekkili ile alıcı arasında bir sözleşme ilişkisi kurulduğu ihtimalinde dahi (her ne kadar tarafımızca olanaksız görülmekte ise de), davalının 23.03.2013 tarihli Yurt Dışı Taşıma ve Cari Hesap Sözleşmesi’nin F-DİĞER başlıklı 2. Maddesindeki alıcı ödemezse ücreti ödeme yükümlülüğünün TBK 128 anlamında garanti taahhüdü olarak nitelenmesi ve her halükarda davalının sorumlu tutulması gerektiğini; davalının (gönderen) 3. Kişi olan alıcının ödemesini taahhüt ettiğini,MADDE 128- “Üçüncü bir kişinin fiilini başkasına karşı üstlenen, bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlüdür.”Mahkemenin Yurt Dışı Taşıma ve Cari Hesap Sözleşmesi’nin F-DİĞER başlıklı 2. Maddesini yok sayarak vardığı hukuki sonuçların her halükarda usul ve yasaya aykırı olduğunu,Davalının sözleşme ilişkisini inkar etmediği, malın alıcıya teslimini ve kabul ettiği, böylelikle davalının taşıma sözleşmesinden hedeflenen menfaati  elde ettiğini; buna göre 23.03.2013 tarihli Yurt Dışı Taşıma ve Cari Hesap Sözleşmesini yok sayan mahkemenin, müvekkilin davalının menfaatine hareket ettiğini, davalının fayda sağladığını gözeterek hiç değilse TBK vekaletsiz iş görme hükümlerine göre davalıyı sorumlu tutması gerekirken,  davalının iki sefer ayrı ayrı İsveç’ e mal taşıttığı müvekkile herhangi bir ödememesine hükmedilmesinin hukukla izah edilebilecek bir durum olmadığını,  Konşimentonun, taşımanın şeklini belirleyen bir belge olduğunu; sözleşmeyi ortadan kaldıran bir belge olmadığını; davalının sözleşmeyi inkar etmediği, malın taşınıp davalının alcısına teslim edildiği, davalının taşıma hizmetinden istifade ettiği sabit iken davanın reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,Müvekkili ile davalı arasında davalı tarafça inkar edilmeyen  23.03.2013 tarihli Yurt Dışı Taşıma ve Cari Hesap Sözleşmesi mevcut olduğunu; bu sözleşmede çeşitli taşıma olasılıklarına göre ücretin ne şekilde ödeneceğinin düzenlendiğini; konşimentoda seçilen taşıma yöntemi, konşimentonun bizatihi kendisi 23.03.2013 tarihli Yurt Dışı Taşıma ve Cari Hesap Sözleşmesini ortadan kaldırmamakta olduğunu; davalının konşimentoda alıcı ödemeli gönderi türünü seçtiğini, bu sebeple müvekkili tarafından Yurt Dışı Taşıma ve Cari Hesap Sözleşmesi’nin F-DİĞER başlıklı 2. Maddesine göre hizmet verildiğini; mahkemenin 23.03.2013 tarihli Yurt Dışı Taşıma ve Cari Hesap Sözleşmesini yok sayarak, sadece konşimentolardaki alıcı ödeme taahhüdünü dikkate alarak, TTK hükümleri uygulaması ile ulaştığı sonucun hukuka aykırı olduğunu, TMK 2. maddesine dahi aykırı olan davalı savunmasına itibar etmesinin hukuka aykırı olduğunu,Davalının, cevap dilekçesinde taraflar arasındaki sözleşme ilişkisini inkar etmediğini ve dava konusu emtianın teslim edilmediğini iddia etmediğini; davalı, kendisinin talimatlarına uyulmadığını, taşıma ücretinin yurt dışı alıcısından tahsil edilmesi gerektiğini iddia ettiğini; oysa, imza sirkülerine ve dosyaya sunulan diğer belgelere göre davalı şirketin yetkilisinin adının ... olduğunu; dosyaya EK-4’ te tekraren sundukları e-postalarda da görüldüğü gibi, davalı tarafın kendisinin bildirdiği telefon numaralarından davalı tarafa ulaşma imkanı bulunamadığını; davalının dayanak icra takibine itiraz dilekçesinde tür/nevi değişikliği yaptığına dair açıklama olduğunu; kendi bildirdiği telefon numaralarında ve adresinde bulunmayan davalının, kendi talimatlarına uyulmadığı gerekçesiyle sözleşmeden kaynaklanan yurt dışı taşıma ücretini ödememesinin sözleşmeye ve hukuka uygun olmadığını; mahkemenin dosyadaki fiili durum ile örtüşmeyen, TMK 2. Maddesine dahi aykırı olan bu savunmaya itibar etmesinin hukuka aykırı olduğunu,Tehiri icra talepli istinaf taleplerinin kabulüne, usul ve yasaya aykırı mahkeme kararının kaldırılmasını, müvekkilin ticari defter ve belgeleri diğer evrakların yanı sıra muhasip bilirkişinin müvekkilin haklı görülmesi durumunda dava değeri tutarında alacaklı olduğunun tespit edildiğine dair teknik mütalaası, dosyada incelenecek teknik bir konu bulunmadığı dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiğini, İleri sürerek, arz ve izah edilen sebeplere binaen; tehiri icra taleplerinin kabulüne, istinaf itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı mahkeme nihai kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, itirazın iptaline, davalının alacağın %20’den az olmayacak şekilde icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedilen yurt dışı taşıma ve cari hesap sözleşmesi kapsamında davalı gönderici tarafından yurtdışı alıcısına davacı aracılığı ile alıcı ödemeli olarak gönderilen kargoların teslim edilmesine rağmen alıcı tarafından navlun ücretinin ödenmediği iddiası ile alacağın gönderici davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında  yurt dışı taşıma ve cari hesap sözleşmesi akdedildiğine, sözleşme kapsamında davalının dava konusu gönderileri yurt dışındaki alıcısına teslim edilmek üzere davacıya teslim ettiğine, navlun ücretinin alıcı tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığına ilişkin bir ihtilaf bulunmamaktadır.Taraflar arasındaki temel ihtilaf; dava konusu gönderilerin davacı tarafından alıcısına teslim edilip edilmediği, teslim edilmiş ise alıcısı tarafından navlun ücretinin ödenip ödenmediği, teslim edilmiş ve alıcısı tarafından bedeli ödenmemiş ise davalı göndericinin navlun ücretinden sorumlu olup olmadığı ve olması halinde miktarı hususlarındadır. Mahkemece taraflar arasındaki taşıma sözleşmesine göre dava konusu ürünlerin taşınmasına ilişkin navlun ücretinin dava dışı alıcı tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığı, bu nedenle öncelikle sözleşme hükümleri dikkate alınarak davacının navlunu alıcısından tahsil etmesi gerektiği, hapis hakkı kullanılmadan ve gönderen davalıdan talimat alınmadan malın teslim edilmesinin taşıma sözleşmesinin ihlali niteliğinde olduğu, alıcıdan navlun tahsil etme çabası gösterilmeksizin doğrudan davalı gönderenden navlun ücretinin talep edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 2. Maddesi; \"Müşteri(davalı), iş bu sözleşme ile kendisi ödemeli dışında ... (karşı ödemeli), Third Party (3. Kişi ödemeli) şeklinde gönderilerini UPS ile taşıtabilir. Ancak ödemeli olarak gönderi yapan müşteri taşıma ücretinin alıcı veya 3. Kişi tarafından ödenmemesi durumunda bu ücretleri ödemekle yükümlü olduğunu, ... veya ... gönderilmiş veya paketin alıcıya teslim edilmiş olmasının bu yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağını, ödeyeceği fiyatların ve tutarın alıcıya uygulanacak olan fiyatlar ve tutarlar olduğunu baştan itibaren kabul ve taahhüt eder. Müşterinin taşıma ücretlerini alıcı veya 3. Kişi tarafından ödenmesi şekli ile yaptığı ancak alıcı veya 3. Kişi tarafından ücretin ödenmediği durumlarda UPS faturası beher gönderi için ayrı olarak çıkartılacak ve müşteriye ibraz edilecektir.\" hükmünü içermektedir.Davacı tarafından yargılama aşamasındaki beyan dilekçeleri ve bilirkişi raporlarına itiraz dilekçelerinde sözleşmenin bu madde hükmü uyarınca davalının sorumlu olduğu ileri sürülmesine rağmen Mahkemece davacı tarafından dava konusu ürünlerin alıcısına teslim edilip edilmediği, teslim edilmiş ise alıcısına fatura düzenlenip düzenlenmediği, alıcısı tarafından fatura bedelinin ödenip ödenmediği hususları tespit edildikten ve gerekirse yurdışı alıcı firmadan istinabe yoluyla araştırıldıktan sonra taraflar arasındaki sözleşmenin yukarıda belirtilen hükmü ile diğer hükümleri kapsamında davalının taşıma ücretinden sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise sorumlu olduğu miktar hususunda herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmamış ve davacı vekilinin beyan ve itirazları karşılanmamıştır. Bunun yanında davalı tarafından icra takibine itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisine itiraz edilmesine rağmen bu hususta da olumlu ve olumsuz bir karar verilmemiştir. Mahkemece  T.C Anayasası'nın 141/3.maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerine aykırı olarak usulüne uygun gerekçeli karar yazılmadığından ve tarafların tüm iddia, savunma, talepleri ve itirazları karşılanmadığından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür.Sonuç olarak, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 297 ve 353/1-a6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/01/2022 tarih ve 2020/80 Esas - 2022/83 Karar sayılı kararının HMK'nın 297, 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 30/11/2024 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5a3e8bed36aa4ff3","SID":"7c9045507c507e4e"}}