{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2022/928 Esas 2024/1060  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/928 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/1060<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ...\t\t  ...<br>KATİP\t\t: ...\t...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/02/2018<br>NUMARASI\t\t: 2015/310 Esas 2018/107 Karar<br>DAVACI \t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI \t:<br>DAVA\t: Menfi Tespit <br>DAVA TARİHİ\t: 08/05/2015<br><br>KARAR TARİHİ\t: 10/10/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 08/11/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan 07.12.2012 tarihli kefalet sözleşmesi ile müvekkilinin dava dışı şirketin asaleten ve kefaleten kullandığı tüm kredilere 228.000,00 TL tutarına kadar müteselsil kefil olmayı kabul ettiğini, müvekkilinin kabul ettiği kredinin dava dışı şirket lehine hazırlanacak olan 228.000,00 TL bedelli teminat mektubu kredisine ilişkin olduğunu, kefalet sözleşmesi ile aynı tarihte davalı banka tarafından müvekkilinin 175.000,00 TL tutarlı mevduat hesabı üzerinde rehin sözleşmesi yapıldığını, müvekkilinin kefalet tarihinden önce kredi borçlusunun kullandığı kredilerin gecikmeye girmediğini, dava dışı şirketin kredi hesaplarının kat edildiğini, müvekkiline de müşterek müteselsil kefil sıfatı ile gönderilen hesap kat ihtarnamesinde müvekkilinin kefil olduğu teminat mektubu kredisi nedeniyle 228.000,00 TL’nin nakden bloke edilmesinin talep edildiğini,  teminat mektubu tutarının aynı olmasından da anlaşılacağı üzere kefalet taahhüdünün teminat mektubu kredisi için verildiğini, hesap kat ihtarnamesi üzerine şube ile irtibata geçen müvekkilinin kefaletinin teminat mektubu kredisine ait olduğunu, kefalet tarihinden önce kullandırılan krediler nedeni ile kendisinin kefaletine gidilemeyeceğini belirtmiş ise de, kefalet sözleşmesinde yer alan doğmuş ve doğacak tüm krediler ibaresine dayalı olarak müvekkilinin kefalet nedeni ile sorumlu olduğunun belirtildiğini, müvekkilinin kefaletine istinaden kendisinden tahsilatlar yapıldığını, müvekkilinin davalı bankaya kefil sıfatı ile toplamda 214.950,00 TL ödeme yaptığını, müvekkilinin kefalet limit toplamı olan 228.000,00 TL'nin 214.950,00 TL'si ödenmiş olmakla geriye 11.059,35 TL'lik tutar kadar sorumluluğu kaldığı halde, davalının tüm borç tutarı olan 234.943,06 TL nakit, 12.000,00 TL gayri nakit alacağın tamamından müvekkilinin sorumlu olduğunu iddia etmeye devam ettiğini belirterek müvekkilinin kefalet sorumluluğu kapsamında ödediği 214.952,18 TL açısından davalıya borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dışı şirketin kullandığı krediye ilişkin sözleşmeye müteselsil kefil olarak imza attığını, davacının bu sözleşmeden bağımsız olarak dava dışı şirketin 25/11/2011, 03/05/2011 ve 04/12/2012 tarihli kredi çerçeve sözleşmelerinden kaynaklı doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını oluşturmak üzere 07/12/2012 tarihinde nakit mevduat hesabı üzerine rehin konulduğunu, davacının kefaletinin bulunduğu kredi sözleşmesine ilişkin borcun dava tarihinden sonra yapılandırıldığını, davacının kefalet nedeniyle borçlu olduğunu, davacının yaptığı ödemenin mevduat rehni sözleşmesi kapsamında yapılan ödeme olup, davacının kefalet borcundan kurtulmadığını, dava dilekçesinde belirtilen tutarlar ile müvekkili tarafından tahsil edilen tutarlar arasında miktar yönünden bir mutabakatsızlık bulunmadığını, müvekkili tarafından herhangi bir yasal işlem başlatılmadığını, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece,  davacının dava şirketin asıl borçlu olarak davalı bankadan kullandığı krediler karşılığı doğmuş ve doğacak borçlarına teminat olarak 228.000,00 TL  bedelli kefalet sözleşmesi yaptığı, ayrıca yine dava dışı şirketin borçlarına teminat teşkil etmek üzere davalı banka şubesi nezdindeki mevduat hesabı üzerine 175.000,00 TL bedelli  rehin tesisine ilişkin sözleşme akdettiği, her iki sözleşmenin de aynı borçları kapsadığı yada birinin diğeri ile bağlantısı olduğuna dair herhangi bir sözleşme hükmü bulunmadığı gibi delil de sunulmadığı, davacının her iki sözleşmesinin aynı borcun teminatı olduğu yönündeki iddiasına da sözleşme hükümleri ve hesap özetleri karşısında değer verilmediği, dava tarihine kadar davacının mevduat hesabından dava dışı şirketin borçlarına karşılık 28.01.2014 tarihinde 82.000,00 TL, 06.02.2014 tarihinde 93.002,98 TL olmak üzere toplam 175.002,98 TL ödeme yaptığı, bu ödemelerle mevduat rehini şeklindeki teminatın karşılandığı, davacının mevduat rehni sözleşmesi nedeniyle davalı bankaya karşı kefaletinin ve yükümlülüğünün kalmadığı, bu sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğünün sona erdiği, daha sonra da dava tarihine kadar mevduat hesabından 03.02.2014 tarihinde  de dava dışı şirketin borcuna karşılık 39.950,00 TL ödendiği, mevduat rehni sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülük sona erdiğine göre bu ödemenin davacının tarafı olduğu 228.000,00 TL bedelli sözleşme ile üstlendiği yükümlülüğünden indirilmesi gerektiği, bu bedel düşüldüğünde davacının taraf olduğu 228.000,00 TL bedelli kefalet sözleşmesi nedeniyle davacının yükümlülük miktarının dava tarihi itibariyle 188.047,02 TL kaldığı, getirtilen kayıtlar ve bilirkişi raporuyla dava tarihinden sonra davacının toplam 98.659,93 TL daha ödeme yaptığı anlaşılmış ise de, açılan menfi tespit davasının konusunun dava tarihine kadar yapılan ödemeler olduğu, kefaletten kaynaklanan sorumluluğunun buna göre belirlenmesinin istendiği, bu nedenle davadan sonra yapılan ödemelerin davalı banka tarafından takip konusu edilmesi halinde yeni bir davanın konusu olabileceği, dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin kabule konu kısım belirlenirken dikkate alınmadığı, davacının davasında kat ihtarında kendisinden 228.000,00 TL'nin depo edilmesi istendiğinden, bu miktarda kefalet borcunun bulunmadığını, her iki sözleşme nedeniyle toplam kefalet limitinin 228.000,00 TL olduğunu belirterek ödemeden sonra kefalet limitlerinin  11.059,35 TL kaldığının tespitini istediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının davalı lehine tesis ettiği mevduat rehni nedeniyle yapılan ödeme gözetilerek borcunun kalmadığının tespitine, davacı ile davalı banka arasında yapılan kefalet sözleşmesi nedeniyle davacının davalı bankaya sadece 188.047,02 TL borç limitinin kaldığı, bu miktarın kefalet sözleşmesinin limitinden düşürülmesinden sonra geriye kalan 39.952,98 TL'den davacının sorumlu olmadığının ve bu miktar üzerinden kefalet limitinin sona erdiğinin tespitine, davadan sonra davacı tarafından yapılan ödemelerin faizleri de gözetilerek tahsil sırasında ve infaz sırasında gözetilmesine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı  vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile oluşturulan bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulduğunu, hükmün müvekkili aleyhine olan kısmının davalı banka kayıtlarına dahi aykırı olan değerlendirmelere dayandığından mahkeme kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinden sağlanan tahsilatların, müvekkilinin kefalet borcuna mahsup edildiğinin davalı bankanın kendi kayıtlarıyla sabit olduğunu, bu hususun mahkemece dikkate alınmadığını, mahkemece eksik inceleme yapılan ve hatalı değerlendirilen hususun, müvekkilinin kefalet sorumluluğunun kapsamı ile ilgili olduğunu, bu konuda yapılması gereken en temel işin davalı bankanın, müvekkilinden kefalet sebebiyle yaptığı tahsilatların tespit edilmesi olacağını, bu tespit işleminin yapılabilmesi için gerekli olan aktarım/tahsilat dekontlarının dosyada yer aldığını, söz konusu dekontların davalı banka tarafından hazırlandığını, davalı bankanın kabulünde olan resmi kayıtlar olduğunu, yapılan tahsilatlara ilişkin dekontların açıklama kısmında müvekkilinden kefil sıfatıyla tahsilat sağlandığını, mahkemece kurulacak hükme esas alınması gereken en temel belgeler olan ve banka iradesini ortaya koyan kayıtların dikkate alınmamasının eksik hüküm kurulmasına neden olduğunu, mahkemece müvekkilinden sağlanan 82.000,00 TL ve 93.002,98 TL'lik tahsilatların kefalete istinaden kabul edilmemesinin hüküm gerekçesini çelişkili hale getirdiğini, hangi tahsilatın hangi ödeme yükümlülüğünden mahsup edileceğine banka kayıtlarına aykırı bir şeklide karar verildiğini, bu değerlendirme ile hükmün çelişkili olduğunu, müvekkilinden sağlanan 39.950,00 TL tahsilatın 228.000,00 TL bedelli kefalet sözleşmesi ile belirlenen yükümlülükten indirilebileceği yönünde değerlendirme yapan mahkemenin aynı durumda olan 82.000,00 TL ve 93.002,98 TL'lik tahsilat dekontlarının kefalet sorumluluğundan düşürülmemesi karar gerekçesinde açıklanmadığı gibi, aynı açıklamaya sahip dekontların farklı sorumluluklardan mahsup edilmesinin çelişkili olduğunu, davalı bankanın yaptığı tahsilatları müvekkilinin kefalet sözleşmesi sebebiyle doğan sorumluluğundan mahsup etme yönünde kullandığı iradenin mahkemece yok sayıldığını, rehin sözleşmesine istinaden rehinli mevduat hesabında duran paranın müvekkilinin kefalet sorumluluğuna istinaden tahsil etmeyi tercih eden bankanın bu iradesi ödemelere ilişkin dekontların açıklama içerikleri ile de sabit bulunduğunu, dava dosyasına taraflarınca sunulan deliller ile davalı bankanın iradesi anlaşılmaktayken mahkemece davalının işlem anındaki iradesine aykırı değerlendirme yapması açısından kararın kaldırılmasını gerektirtiğini, kefalete ilişkin düzenlemenin Borçlar Kanununda yer aldığını, düzenlemede yer alan hususlardan birinin de kefalet limiti olduğunu, kefalet limitinin kefilin rızası dışında arttırılmasının mümkün olmadığını, mahkemenin değerlendirmeleri sonucunda taraflar arasında imzalanan mevduat rehin sözleşmesinin direkt olarak kefalet sorumluluğunu arttıran bir araç haline geldiğini, bu durumun açıkça hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, bu husus mahkemece rehin sözleşmesinin ve kefalet sözleşmesinin ayrı ayrı teminatlar olduğuna dair kabulü ile de çeliştiğini, mahkemece davalı bankanın rehin sözleşmesinden kaynaklı sağladığı tahsilatı sözleşme uyarınca istediği krediye mahsup edebileceğinin kabul edildiğini, fakat yine mahkemece davalı bankanın iradesinde hiç bir sakatlanma ve yönlendirme olmadan, hatta müvekkilin bilgisi dışında hesabından çekilen paralarda bile kefalete istinaden açıklaması yer almasına rağmen bankanın iradi olarak tercih ederek verdiği kararın görmezden gelindiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesi gerekmektedir.<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının dava dışı firma ile imzalanan 07/12/2012 tarihli 228.000,00 TL bedelli kredi çerçeve sözleşmesine müteselsil kefil olarak imza attığını, bu kapsamda bankaya olan sorumluluğunun 228.000,00 TL ve varsa temerrüt faizinden kaynaklı sorumluluk olarak belirlendiğini, davacının bu sözleşmeden bağımsız olarak ... Mühendislik Hizmetleri İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'nin müvekkili banka ile imzaladığı 25.11.2011 tarihli 200.000,00 TL, 03.05.2011 tarihli 75.000,00 TL ve 04.12.2012 tarihli 1.000.000,00 TL'lik kredi çerçeve sözleşmelerinden kaynaklı doğmuş ve doğacak borçların teminatını oluşturmak üzere 07.12.2012 tarihinde nakit TL mevduat veya döviz tevdiat hesabı rehni şerhi/rehin sözleşmesi imzaladığını, kefalet ve rehnin birbirinden farklı hukuki müesseseler olup, davacı tarafın imzası bulunan kefalet sözleşmesi ile müvekkiline 228.000,00 TL kefalet limiti ile sorumluluk altına girdiğini, işbu kefaletinden bağımsız ayrı bir teminat olarak da müvekkili lehine 175.000,00 TL tutarlı mevduat rehni tesis ettiğini,  kefaletin hukuki işlem türleri yönünden bakıldığında bir sözleşme olup, kefaletin güvence sağlama amacına yönelik sözleşmeler arasında yer aldığını, müvekkili tarafından başlatılmış bir takip ve başlatılan takibin sonuçsuz kalması sebebiyle kefil/davacıya müracaat etmesi gibi bir durumun dava tarihi itibariyle söz konusu olmadığını, davacının yaptığı ödemenin, mevduat rehni sözleşmesi kapsamında borçlu firmanın bankaya olan borçlarına mahsuben yapılan ödeme olup, imzaladığı 228.000,00 TL'lik kredi çerçeve sözleşmesinden kaynaklı kefalet borcundan kurtulmadığını, davacının yaptığı söz konusu ödemenin asıl borçlu firmanın borcuna mahsuben olduğunu, alınan bilirkişi raporları ile davacı ve müvekkili arasındaki ilişkinin kefalet sözleşmesi ve rehin sözleşmesi olduğunu, kefalet sözleşmesine ilişkin borcun asıl borçlu dava dışı ... Mühendislik Hizmetleri İnş. Tic. Ltd. Şti. ile müvekkili arasında yeniden yapılandırıldığını, müvekkili tarafından davacı aleyhine başlatılmış bir takip bulunmadığı hususlarının tespit konusu yapıldığını, davacı tarafından ödenmiş olan tutarın kefaletten ayrı ve bağımsız bir teminat olan mevduat rehni sözleşmesi kapsamında, borçlu firmanın diğer sözleşmelerinden kaynaklı borçlarına mahsuben tahsil edilmiş olup, mevduat rehni kapsamında tahsil edilen tutarın ayrı bir teminat olan kefalet sözleşmesi kapsamındaki borç ve sorumluluğu sona erdirmeyeceğini, kefilin kefalet limiti ve kendi temerrütü kapsamında sorumluluğunun devam edeceğini, davacıya gönderilen hesap kat kat ihtarnamesinde belirtilen borcun tamamından değil, imzalamış olduğu kefalet sözleşmesinde belirtilen limit ile sorumlu olduğunun açıkça belirtildiğini, bu sorumluluk belirlenirken varsa davacının kefalet tahtında ödediği tutarların kefalet limitinden her halükarda düşüleceğinden ve dava tarihi itibariyle davacı aleyhine başlatılmış herhangi bir yasal takip işlemi de bulunmadığından ve her dava açıldığı zamanın koşularına göre değerlendirileceğinden dava tarihi itibariyle davacının dava açmakta hukuki bir yararının bulunmadığını, davacının açtığı dava ile kefalet sorumluluğu kapsamında 214.952,18 TL açısından müvekkiline borcu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiğini, davacı tarafça kefalet kapsamında borçlu olmadığının tespiti talep edilmiş ve mevduat rehnine yönelik her hangi bir talep mevcut değil iken, mahkemece talepten fazlasına hükmedilerek dava konusunu oluşturmayan mevduat rehni ile ilgili hüküm tesis edilmesi ve davacının mevduat rehni nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece talepten fazlasına hükmedildiğini, dava konusu edilmeyen ve davacıdan yapılmış olan tahsilatla sona erdiği noktasında herhangi bir ihtilaf bulunmayan mevduat rehni yönünden müvekkili aleyhine tespit hükmü kurulmasının hatalı olduğunu, dava konusu olmayan mevduat rehni tutarının eklenmesi suretiyle dava değerinin 389.952,98 TL olarak kabul edilmesi ve dava konusu olmayan mevduat rehni tutarının kabul red oranında dikkate alınarak müvekkili aleyhine bu tutar üzerinden vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin de hatalı bulunduğunu, mahkemece davacının dava dilekçesinde belirttiği dava değeri esas alınarak, bu tutar yönünden kefalet kapsamında borcunun devam edip etmediğinin değerlendirilmesi ve dava konusu ile sınırlı olmak üzere tespit hükmü kurulması gerektiğini, mahkemece talep aşılarak müvekkili aleyhine fazladan vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; kefalet sözleşmesi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tHesap kat ihtarnameleri, genel kredi sözleşmeleri, yargılama aşamasında bankacı ve hukukçu bilirkişi heyetinden alınan 13/06/2016 tarihli kök, 16/01/2017 tarihli ek rapor, ödeme dekontları, davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarname suretleri, davalı tarafından davacıya gönderilen ihtarname sureti, kefalet sözleşmesi, mevduat rehin sözleşmesi, davalı banka müzekkere cevabı, kredilerin yeniden vadelendirilmesi taahhütnamesi, teminat mektup sureti, teminat mektubu tazmin dekontu, rehin (vadeli) hesap ekstresi, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 04/11/2017 tarihli ikinci bilirkişi raporu, Ankara 1. İcra Müdürlüğünün 2016/21882 sayılı takip dosya sureti dosya içerisinde yer almaktadır.<br>\tDava tarihinden sonra davalı banka tarafından davacı aleyhine Ankara 1. İcra Müdürlüğünün 2016/21882 sayılı icra takip dosyası ile, toplam 277.255,49 TL nakit alacağın tahsili, 6.400,00 TL gayri nakit alacağın depo edilmesi talebi ile kefalet sözleşmesi dayanak yapılarak ilamsız icra takibi başlatılmıştır. <br>\tYargılama aşamasında banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan inceleme ile alınan bilirkişi heyeti kök raporunda, davacının rehin konusu mevduat hesabından rehne konu borç kapsamında bazı tahsilatların yapıldığı, 228.000,00 TL tutarlı kefalet konusu borçla ilgili olarak bir tahsilat yapıldığının tespit edilmediği, davacının kefalet sözleşmesine konu asıl borcun davalıyla asıl borçlu arasında yeniden yapılandırmaya konu edildiği, 13/06/2016 tarihine kadar 12 taksit tutarı 58.709,93 TL'nin tahsil edildiği, 175.000,00 TL'nin mevduat rehni sözleşmesi kapsamında tahsil edildiği tespit edilmiştir.<br>\tİtiraz üzerine anılan heyetten alınan ek raporda, davacının rehin sözleşmesi nedeniyle 175.000,00 TL, kefalet nedeniyle 228.000,00 TL'den sorumlu olduğu, davacının kefil sıfatıyla yaptığı 214.950,00 TL ödemenin kefalet limiti olan 228.000,00 TL'den mahsubuyla kefaletten sorumlu bulunduğu limitin 13.050,00 TL kaldığı, davacının mevduat rehin hesabından 82.000,00 TL ve 93.002,98 TL ödendiği, bu nedenle davacının ödediği 214.950,00 TL'nin 175.000,00 TL bölümü rehin tutarından karşılandığından davacının rehin nedeniyle sorumluluğunun kalmadığı, davacının şirketin davalı bankaya olan 220.413,97 TL borcunun yeniden yapılandırıldığı tarih itibarıyla şirket lehine bankaya verilen 175.000,00 TL rehinden dolayı borcunun bulunmadığı, 228.000,00 TL olan kefalet limitinden dolayı ise 13.050,00 TL sorumlu bulunduğu, dava dışı şirketin 13/06/2016 tarihine kadar 58.793,93 TL ödediği, davacının sorumlu olduğu 13.050,00 TL'den fazla ödeme yapıldığı yönünde kanaat bildirilmiştir. <br>\tYargılama aşamasında alınan ikinci bilirkişi raporunda, davacı tarafından 214.952,98 TL ödendiği, 175.000,00 TL'lik kısmın mevduat rehninden karşılandığı, mevduat rehninden arta kalan tutarın 39.952,98 TL olup, bu miktarın kefalet limiti 228.000,00 TL'den mahsup edildiğinde 188.047,02 TL kefalet limitinden arta kalan tutardan davacının dava tarihi itibarıyla sorumlu bulunduğu, dava tarihinden sonra davacı kefilden toplam 45.560,00 TL tahsilat yapıldığı, dava tarihinden sonraki tarih olan 10/02/2016 tarihi itibarıyla 142.487,02 TL'den davacının sorumlu bulunduğu, davalı bankanın 82.000,00 TL ve 93.002,98 TL tahsilatları 175.000,00 TL'lik mevduat rehnine mahsup ettiği, sonraki tahsilatların kefalet limitinden mahsubu gerektiği tespit edilmiştir. <br>\tDavalı banka ile dava dışı ... ... Ltd. Şti. arasında bila tarihli 1.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davacının sözleşmede kefaletinin bulunmadığı, davalı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında imzalanan 07/12/2012 tarihli 228.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinde davacının müteselsil kefil olduğu, 25/05/2011 tarihli 200.000,00 TL limitli ve 03/05/2011 tarihli 75.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmelerinde ise davacının kefaletinin bulunmadığı görülmüştür.  <br>\tDavacının müteselsil kefil sıfatıyla imzasının yer aldığı 07/12/2012 tarihli kefalet sözleşmesinde dava dışı ... ... Ltd. Şti.'nin davalı bankadan asaleten ve kefaleten kullandığı tüm kredilere 228.000,00 TL tutarına kadar müteselsil kefil olduğu yazılıdır. <br>\tMevduat rehin sözleşmesinin davacı ile davalı arasında akdedildiği, davacının 175.000,00 TL limitli mevduat hesabı üzerinde dava dışı ... ... Ltd. Şti'nin davalı bankaya doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını teşkil etmek üzere tesis edildiği görülmüştür. <br>\tDavalı banka tarafından 28/01/2014 tarihli hesap kat ihtarnamesi, dava dışı asıl borçlu ve diğer borçlular ile davacı kefile gönderilerek 226.009,35 TL nakit alacağın ödenmesi, 242.560,00 TL gayri nakit alacağın depo edilmesi ihtar edilerek 1 günlük atıfet süresi verilmiştir. <br>\tDavacı tarafından anılan hesap kat ihtarnamesine 17/02/2014 tarihli ihtarname ile cevap verilerek kefalet sorumluluğunun sona erdiği bildirilmiştir. <br>\tDavalı tarafından 24/04/2015 tarihli hesap kat ihtarnamesi, dava dışı asıl borçlu ve diğer borçlular ile davacı kefile gönderilerek 226.009,35 TL nakit alacağın ödenmesi, 242.560,00 TL gayri nakit alacağın depo edilmesi ihtar edilerek 1 günlük atıfet süresi verilmiştir. <br>\tDavacı tarafından anılan hesap kat ihtarnamesine 30/04/2015 tarihli ihtarname ile cevap verilerek, 228.000,00 TL limitli kefaleti bulunduğunu, bu kefaletin güvencesini oluşturmak amacıyla nakit karşılığı blokaj konulmak üzere vadeli hesap açılarak 175.000,00 TL nakit yatırdığı, hesabın kat edildiği gün haberi olmadan 82.000,00 TL'nin hesabından borçlu ... ... Ltd. Şti'nin gecikmeli kredi hesabına yatırılmak üzere kefil sıfatıyla açıklamasıyla davalı bankanın çektiği, kefalet limitiyle sorumlu olduğu, 39.950,00 TL ve 93.000,00 TL'yi kefil sıfatıyla yatırdığı, ödemeler düştüğünde hesap kat ihtarındaki 226.009,35 TL'den bakiye 11.059,35 TL borç kaldığı, bu borcun da asıl borçlu firma tarafından kapatılarak kefalet sorumluluğunun sona erdiği bildirilmiştir. <br>\tDavalı tarafından davacıya gönderilen 21/03/2014 tarihli ihtarname ile, davacıdan tahsil edilen toplam 214.950,00 TL'nin 175.000,00 TL kısmının firmanın teminatına vermiş olduğu mevduat rehnine ilişkin olarak tahsil edildiği, davacının müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluğunun devam ettiği, davacıdan tahsil edilen 39.950,00 TL'lik tutarın kefil sıfatıyla kendisinden tahsil edilen tutar olduğu bildirilmiştir. \t<br>\tÖdeme dekontları incelendiğinde, davacı tarafından davalı bankaya \"... Müh. gecikmeli kredi hes. yatırılmak üzere\" açıklaması ile 28/01/2014 tarihinde 82.000,00 TL yatırıldığı, davacının dekontta imzasının bulunmadığı, dekont altında el yazısıyla \"kefil sıfatıyla\" ibaresinin yer aldığı, \"... hes.dan kredi söz.ne istinaden kefil sıfatıyla teslimatı\" açıklaması ile 03/02/2014 tarihinde 39.950,00 TL yatırıldığı, dekont altında davacının isim ve imzasının yer aldığı, \"... hes.dan kredi söz.ne istinaden kefil sıfatıyla teslimatı\" açıklaması ile 06/02/2014 tarihinde 93.002,98 TL yatırıldığı, dekont altında davacının isim ve imzasının yer aldığı görülmüştür. <br>\tDava tarihinden sonra 09/09/2015 tarihinde davacı hesabından ... ... Ltd. Şti. hesabına \"... kredi kefaletine istinaden aktarılan\" açıklamasıyla 5.000,00 TL ödendiği, 13/05/2015 tarihinde de davacı hesabından ... ... Ltd. Şti.'na \"... ... bakiye kefalet limit tutarı tahsilidir.\" açıklamasıyla 11.059,35 TL ödendiği sunulan dekontlardan anlaşılmıştır. <br>\tDavalı banka 01/06/2015 tarihli müzekkere cevabında, davacının imzaladığı mevduat rehin sözleşmesine istinaden 175.000,00 TL tahsilat yapıldığı, davacının 07/12/2012 tarihinde ... ... Ltd. Şti.'nin imzaladığı kredi çerçeve sözleşmesinde müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunması nedeniyle de 39.950,00 TL tahsil edildiği, ... şirketinin 01/06/2015 tarihi itibarıyla anapara bakiyesi 220.413,97 TL tutarında aktif kredisi bulunduğu, davacının bu krediye kefaleten borçlu olduğu bildirilmiştir. <br>\tKredilerin yeniden vadelendirilmesi taahhütnamesi davalı ile dava dışı asıl borçlu ... ... Ltd. Şti. arasında 13/05/2015 tarihinde imzalanarak taahhütnamede 24/04/2015 tarihli hesap kat ihtarnamesinin aynen kabul edildiği, 13/05/2015 tarihi itibarıyla 220.413,97 TL anapara borcu olduğunun kabul edildiği, yeni ödeme planına göre borcun ödeneceği taahhüt edilmiştir. <br>\tDavacı tarafından davalı bankaya verilen bila tarihli dilekçesi ile ... ... Ltd. Şti.'nin bankadaki kredilerinin tahsil edilen 03/02/2014 tarihinden itibaren kefaleten ödediği tutarların 03/02/2014 tarihinde 39.950,00 TL, 13/05/2015 tarihinde 11.059,00 TL, 09/09/2015 tarihinde 5.000,00 TL ödendiği, bu tutarların kefaleti için yatırıldığı, 13/03/2015 tarihli 3.940,00 TL ... borç, 15/06/2015 tarihli 5.080,00 TL ..., 28/07/2015 tarihli 5.000,00 TL ... isimli asıl borçlu şirket personeline verilerek yapılan ödemeler olup, kefaleten ödediği tutarlar olduğu, bu tutarların kefaletinden düşülmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı banka tarafından asıl borçlu ... ... Ltd. Şti. adına 07/12/2012 tarihli 228.000,00 TL bedelli, 28/02/2014 tarihine kadar süreli kesin teminat mektubu düzenlenmiştir. <br>\tDavalı banka tarafından anılan teminat mektubu, muhatabın talebi üzerine 21/04/2015 tarihinde 229.252,06 TL ödenerek tazmin edilmiştir. <br>\tRehin (vadeli) hesap ekstresinden, 07/12/2012 tarihli 175.000,00 TL limitli vadeli hesaptan 28/01/2014 tarihinde 82.000,00 TL, 06/02/2014 tarihinde 93.002,98 TL ödeme yapıldığı görülmüştür. <br>\tDavacı yan, davalı banka tarafından hesap kat ihtarnamesi gönderildiğini, kefalet sözleşmesi nedeniyle 214.952,18 TL ödeme yapıldığını, yapılan ödemeler nedeniyle bakiye kefalet limitinin 11.059,35 TL kaldığını, ödenen kısım yönünden kefalet sözleşmesi nedeniyle borçlu olmadığını iddia etmiş, davalı yan ise rehin sözleşmesi kapsamında yapılan ödemelerin kefalet ödemesi olmadığını, kefalet nedeniyle ödenen miktarın 39.950,00 TL olduğunu, davacının kefil sıfatıyla bakiye limitten sorumlu bulunduğunu savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tTaraflar arasında davalı ile dava dışı asıl borçlu arasında akdedilen bila tarihli, 25/05/2011 tarihli ve 03/05/2011 tarihli genel kredi sözleşmelerinde davacının kefaletinin bulunmadığı, 07/12/2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde ise kefaletinin bulunduğu, aynı tarihli kefalet sözleşmesi imzalandığı, davacının vadeli mevduat hesabı üzerinde 175.000,00 TL limitli mevduat rehni tesis edildiği, davacı tarafından davalı bankaya 28/01/2014 tarihinde 82.000,00 TL, 03/02/2014 tarihinde 39.950,00 TL, 06/02/2014 tarihinde 93.002,98 TL ödendiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tUyuşmazlık, davacının dava tarihi itibarıyla kefalet imzasının bulunduğu genel kredi sözleşmesi nedeniyle davalıya borçlu olup olmadığı, borçlu değil ise miktarı, davacı tarafından yapılan ödemelerin kefil sıfatıyla mı yoksa rehin veren sıfatıyla mı yapıldığı, davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\tTaraf vekillerinin istinaf itirazları kamu düzenine aykırılık yönünden incelendiğinde, yukarıda açıklandığı üzere davacı işbu davada dava dışı ... ... Ltd. Şti'nin davalı bankaya doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını teşkil etmek üzere mevduat hesabı üzerinde 175.000,00 TL limitli rehin sözleşmesi yapıldığını, ayrıca imzalanan kefalet sözleşmesi ile 228.000,00 TL limitli müteselsil kefaletinin bulunduğunu, kefalet nedeniyle davalı bankaya toplam 214.952,18 TL ödeme yaptığını, ödenen kısım yönünden kefil sıfatıyla sorumluluğunun sona erdiğini iddia ederek ödenen kısım yönünden borçlu olmadığının tespiti talebi ile işbu davayı açmıştır. <br>\tAnlaşılacağı üzere, davacı yanın dava dilekçesinde vadeli mevduat hesabı üzerinde 175.000,00 TL limitli rehin tesisine ilişkin rehin sözleşmesi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine yönelik bir iddiası ve talebi bulunmamakta olup, davacının talebi kefalet sözleşmesi nedeniyle ödenen kısım yönünden borçlu olmadığının tespitine yöneliktir. Nitekim davacı tarafından dava dilekçesinde harca esas değer olarak kefalet nedeniyle ödendiği bildirilen ve menfi tespit talep edilen 214.952,98 TL gösterilerek bu bedel üzerinden peşin harç yatırılarak dava açılmıştır.<br>\tBu durumda mahkemece davacı yanın mevduat rehin sözleşmesi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine yönelik talebinin bulunmadığı, talebin kefalet sözleşmesi nedeniyle ödenen kısım yönünden borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu gözetilmeden mevduat rehni nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti yönünde hüküm kurulmasında isabet görülmemiş, dava dilekçesinde yer almayan talep hakkında karar verilmiş olması HMK'nun 26. maddesi uyarınca talep aşımı niteliğinde olduğundan bu hususun re'sen gözetilmesi gerekmiştir.<br>\tDavacının dava açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesine gelindiğinde, yukarıda açıklandığı üzere davacı yan davalı bankaya kefaleten 28/01/2014 tarihinde ödediği 82.000,00 TL, 03/02/2014 tarihinde ödediği 39.950,00 TL, 06/02/2014 tarihinde ödediği 93.002,98 TL olmak üzere toplam 214.952,18 TL yönünden kefalet sorumluluğunun sona erdiğini, anılan miktar yönünden borçlu olmadığını ileri sürmüştür. \tDavalı banka tarafından dava tarihinden önce dava dışı asıl borçlu ile birlikte davacıya gönderilen hesap kat ihtarnameleri ile, dava dışı asıl borçlunun bankaya olan nakit borcunun ödenmesi, gayri nakit borcunun ise depo edilmesi talep edilmiştir. <br>\tHesap kat ihtarnameleri üzerine davacı tarafından davalıya gönderilen cevabi ihtarnameler ile işbu davada ileri sürülen ödemeler nedeniyle kefalet borcunun ödenen kısım yönünden sona erdiği, bakiye kefalet borcunun 11.059,35 TL olduğunun bildirilmesi üzerine davalı tarafından davacıya gönderilen 21/03/2014 tarihli ihtarname ile davacıdan tahsil edilen 214.950,00 TL'nin 175.000,00 TL'lik kısmının firmanın teminatına verilen mevduat rehnine ilişkin olarak tahsil edildiği, davacıdan tahsil edilen 39.950,00 TL'nin kefil sıfatıyla tahsil edildiği, kalan kısım yönünden davacının kefil sıfatıyla sorumluluğunun devam ettiği bildirilmiştir. <br>\tYapılan açıklamadan anlaşılacağı üzere hesap kat ihtarnamesinden sonra davalı tarafından davacıya gönderilen cevabi ihtarnamelerde davacının 03/02/2014 tarihinde ödediği ve işbu menfi tespit davasına konu ettiği 39.950,00 TL'nin kefil sıfatıyla ödendiği kabul edilmiştir. Bu durum karşısında mahkemece her ne kadar davalı banka tarafından davacıya gönderilen hesap kat ihtarnamesinde bir ayrıma varılmamış ise de, dava konusu edilen 03/02/2014 tarihinde yapılan 39.950,00 TL ödeme yönünden cevabi ihtarnameler ile taraflar arasında yapılan ödemenin kefalet nedeniyle ödendiği hususunda ihtilaf kalmadığı, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının olmadığı, HMK'nun 114/1.h maddesi uyarınca hukuki yararının dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği gözetilerek anılan miktar yönünden açılan davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken anılan miktar yönünden yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. <br>\tMenfi tespit talebine konu bakiye 175.002,98 TL yönünden hukuki yarar dava şartının gerçekleşip gerçekleşmediği incelendiğinde, davalı tarafından davacıya gönderilen hesap kat ihtarnamesi ile davacının kefalet nedeniyle ödediğini iddia ettiği anılan miktar yönünden de asıl borçlunun kredi borcunun ödenmesi talep edilmiştir. Davacı tarafından davalıya gönderilen cevabi ihtarnameler üzerine davalı tarafından davacıya gönderilen ihtarnamelerde anılan miktarın rehin sözleşmesi kapsamında tahsil edildiği, kefalet nedeniyle yapılan bir ödeme olmadığı, kefilin bu miktar yönünden kefalet sorumluluğunun devam ettiği ileri sürüldüğünden davacının kefalet nedeniyle ödediğini ileri sürdüğü 175.002,98 TL yönünden işbu menfi tespit davasını açmakta hukuki yararının var olduğunun kabulü gerekmiştir. <br>\tTaraf vekillerinin diğer istinaf itirazları incelendiğinde, taraflar arasında hesap kat ihtarnamesine konu borcun davacının kefaletinin bulunduğu 07/12/2012 tarihli 228.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Bir başka anlatımla, davacı yan hesap kat ihtarnamesine konu borcun kefalet imzasının bulunmadığı bila tarihli, 25/05/2011 tarihli, 03/05/2011 tarihli genel kredi sözleşmelerinden kaynaklandığını ileri sürmemektedir. İşbu davadaki iddiası kefil sıfatıyla ödediği borcun kefalet limitinden düşülmediği, rehin limitinden düştüğü, ödenen kısım yönünden kefil sıfatıyla olan borcunun sona erdiğine yöneliktir. <br>\tMenfi tespit davasına konu olup, kefil sıfatıyla yapıldığı ileri sürülen ödemeler 28/01/2014 tarihli 82.000,00 TL, 03/02/2014 tarihli 39.900,00 TL ve 06/02/2014 tarihli 93.002,98 TL'dir. Anılan ödemelerden 03/02/2014 tarihli 39.900,00 TL ödeme yönünden davacının işbu menfi tespit davasını açmakta hukuki yararının bulunmadığı yukarıda açıklanmıştır. <br>\tDavacının menfi tespit talebine konu ettiği bakiye (82.000,00 TL + 93.002,98 TL) 175.002,98 TL yönünden esasa ilişkin inceleme yapılmasına gelindiğinde, anılan bedellerin ödenmesine yönelik banka dekontlarında yer alan açıklamada davacının kredi sözleşmesine istinaden kefil sıfatıyla teslimat ibarelerine yer verilmiştir. Bir başka anlatımla anılan ödemelere ilişkin banka dekontlarında yapılan bu ödemelerin kefil sıfatıyla yapıldığı açıkça belirtilmiş, davalı banka tarafından yapılan bu ödemeler dava dışı asıl borçlunun kredi hesabından mahsup edilirken herhangi bir ihtirazi kayıt da konulmamıştır. Davalı bankanın davacıya gönderdiği cevabi ihtarnamelerde yapılan 214.950,00 TL ödemenin 175.000,00 TL kısmının firmanın teminatına verilen mevduat rehnine ilişkin olarak tahsil edildiğinin bildirilmesi, davalı banka tarafından açıklamaya ilişkin hiçbir ihtirazi kayıt konulmadan mahsup işlemi gerçekleştirildiğinden kefil sıfatıyla ödeme yapıldığına ilişkin banka dekontlarındaki açıklamayı ortadan kaldırmayacaktır. <br>\tHal böyle olunca, mahkemece davacının 28/01/2014 tarihli 82.000,00 TL,06/02/2014 tarihli 93.002,98 TL olmak üzere toplam 175.002,98 TL ödemesinin kefil sıfatıyla yapıldığı, anılan kısım yönünden kefalet limit sorumluluğunun sona erdiği, davalı bankanın 175.000,00 TL kısmın mevduat rehnine ilişkin olarak tahsil edildiğini bildirmesinin davalı banka tarafından herhangi bir ihtirazi kayıt konulmadan kredi borcundan mahsup işlemi yapıldığından dekontlardaki kefil sıfatıyla ödeme yapıldığına ilişkin açıklamayı ortadan kaldırmayacağı gözetilerek 175.002,98 TL ödeme yönünden davacının kefil sıfatıyla davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.<br>\tTüm bu nedenlerle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kamu düzenine aykırılık da gözetilerek kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kamu düzenine aykırılık da gözetilerek kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 39.950,00 TL yönünden açılan davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, 175.002,98 TL yönünden davacının davalıya 07/12/2012 tarihli kefalet sözleşmesi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\tA)1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının kamu düzenine aykırılık da gözetilerek KISMEN KABULÜNE,<br>\t2-Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/02/2018 tarih 2015/310 Esas 2018/107 Karar sayılı kararının kamu düzenine aykırılık da gözetilerek KALDIRILMASINA, <br>\tB)1-Davanın KISMEN KABULÜNE, davacının davalıya 07/12/2012 tarihli 228.000,00 TL limitli kefalet sözleşmesi nedeniyle kabul edilen 39.950,00 TL ödeme dışında 175.002,98 TL'lik kısım yönünden borçlu olmadığının tespitine,<br>\t2-Fazlaya ilişkin 39.950,00 TL yönünden HMK'nun 114/1.h, 115. maddeleri uyarınca hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, <br>\t3-Alınması gereken 11.954,45 TL karar harcından peşin alınan 3.670,86 TL'nin  mahsubu ile 8.283,59 TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, <br>\t4-Davacıdan  peşin alınan 3.670,86 TL ile 27,70 TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t5-Davacı tarafından yapılan 1.800,00 TL bilirkişi ücreti ve 109,02 TL posta ve tebligat gideri olarak yapılan toplam 1.909,02 TL yargılama giderinin davanın kabul ve reddi oranına göre hesaplanan 1.554,22 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,<br>\t6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak kendini avukat ile temsil ettiren davacıya verilmesine, <br>\t7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak kendini avukat ile temsil ettiren davalıya verilmesine, <br>\t8-Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatırana iadesine, <br>\tC)1-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, <br>\t2-Davacı tarafından istinaf aşamasında yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t3-Davacı tarafından istinaf aşamasında posta ve tebligat gideri olarak yapılan 76,00 TL'nin davadaki haklılık durumu gözetilerek hesaplanan 61,88 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, <br>\t4-Davalı tarafından yatırılan 3.671,00 TL nispi istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, <br>\t5-Davalı tarafından istinaf aşamasında yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>\t6-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t7-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br><br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 10/10/2024<br><br>Başkan - ...              Üye - ...                      Üye - ...              Zabıt Katibi - ...<br>...          ...       ...        ... <br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6eff7de8cd70980d","SID":"e66bc4c50b2530f7"}}