{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1181 <br>KARAR NO:2024/1531<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:15/02/2018<br>NUMARASI:2016/654 E. - 2018/138 K. <br>DAVANIN KONUSU:Alacak (İşletmenin devrinden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ...'in 19.10.2009  tarihinde vefat ettiğini,  geriye kalan murisin eşi ve kızı olan davacıların kaldığını, murisin vefat etmeden önce vefat ettiği tarihe kadar  ''..., Şişli/İstanbul'' adresinde  kendi adına kayıtlı olan ''...'' ve ''...'' isimleri altında  ayakkabı satışı şeklinde ticari faaliyetini  devam ettirdiğini, murisin ''..., Şişli/İstanbul'' adresindeki iş yerini 15.10.2007 tarihli kira sözleşmesi ile davalının kardeşi ... İstanbullu'dan kiraladığını,  kiralanan iş yerinin ...'ın terekesine ait olduğunu öğrenmesi üzerine adı geçenin terekesine ilişkin İstanbul 13.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/109 Esas sayılı dosyasındaki tereke temsilcisi ile 01/04/2009 tarihli yeni kira sözleşmesi düzenlendiğini, bu kira sözleşmesinin 01/04/2009 - 01/11/2009 başlangıç ve bitiş tarihli olduğunu, murisin 19.10.2009 tarihinde vefat ettiğini, murisin vefat etmeden önce ileri derecede şeker hastası olduğundan diyaliz cihazına bağlı olarak hayatını idame ettirdiğini,  iş yerine pek gelemediğini   davalının bu durumu fırsat bilerek murisin iş yerini haksız suretle içerisinde murise ait mallarla birlikte 05/10/2009 tarihli vergi açılışıyla işletmeye başladığını, işletmeyi devir alarak murise bir bedel ödemediğini, söz konusu iş yerinin  davalının annesinin terekesinin idaresi tarafından murise  kiraya verildiğini, iş yerine ait taşınmazda taşınmaz davalının da  diğer hissedarlarla birlikte hissesi bulunduğunu, bu sebeple davalı yanca iş yerinin bulunduğu taşınmazın kendi mülkü olduğu iddia edilse de davalının mülkün sahibi olmayıp hissedar olabileceğini, davalının bu iş yerini 05.10.2009 tarihinde murisin de muhasebecisi olan  ... ile birlikte hileli işlemlerle  haksız olarak işletmeye başladığını, davalının murise ait bu iş yerini boş olarak teslim almadığını, içinde murise ait malları da haksız yer ve bir bedel ödemeden aldığını, nitekim muris aleyhine alacaklı ... tarafından 27.03.2009 tarihinde ... sayılı takip dosyasından 07.10.2009 tarihli talep ile muris borçlu ...'in işyeri olan  ''...'' adlı işyerinde haciz işlemi yapıldığını,  haczedilen 500 adet ayakkabının davalıya yeddiemin sıfatıyla teslim edildiğini, haczin yapıldığı zamanda işyerinde  murisin hastalanması ve işyerine gelememesi nedeniyle işyerini haksız olarak işleten davalının bulunduğunu, davalının bu mallara ilişkin istihkak iddiasında bulunduğunu, ancak icra mahkemesince bu talebinin reddine karar verildiğini, aynı iş yerine 16/12/2009 tarihinde aynı işyerine haciz ve muhafaza işlemi için tekrar gelindiğini, ilave haciz neticesinde 56.060,00 TL meblağlı 2460 adet muhtelif markalarda ayakkabının da haczedildiğini, Şişli 4.İcra Hukuk Mahkemesinin 2009/1832 Esas sayılı dosyasıyla davalı yanca  açılan istihkak davasında  mahkemece ''..istihkak iddia eden...'ın, alacaklı ile beraber mirasen hissedar olduğu bu yerde 5.10.2009 tarihinde... ticaret unvanıyla borçluyla aynı işkolunda vergi mükellefiyeti tescil ettirmiş ise de bu tescilin mahcuzların davacıya aidiyetini göstermediğini, zira ...mükellefiyetinin 31.10.2009 tarihinde re'sen terk olarak sonlandırılmış olduğu, buna göre kardeş olan davacı 3.kişi ile takip alacaklısının arasındaki asıl ihtilafın mahcuzlardan çok mahcuzların haczedildiği taşınmazdaki miras paylaşımından kaynaklandığı sonucuna varılmış, davacının mahcuzları iktisap ettiği ve hak sahibi olduğu kesin ve inandırıcı bir şekilde kanıtlanamadığından'' gerekçesiyle davalının istihkak iddiasının reddine karar  verildiğini, yine alacaklı ... tarafından  borçlu muris  aleyhine 27.03.2009 tarihinde ... sayılı takip dosyası ile  takibe geçildiğini,  08.10.2009 tarihli talep ile murisin ''...'' adlı işyerinde haciz ve muhafaza yapılmasına karar verildiğini, bu karar gereğince işyerinde muhtelif markalarda 500 adet ayakkabı haczedilerek davalıya yeddiemin olarak teslim edildiğini,  davalının bu hacizli mallara ilişkin  istihkak iddiasının  da reddedildiğini, bunun üzerine  ilave haciz neticesinde  davalıda yeddiemin olarak bulunan malların muhafaza altına alındığını, ilave hacizle 425 adet muhtelif markalarda ayakkabının da önceki haczedilen ayakkabılara ilaveten haczedilerek muhafaza altına alındığını, davalı tarafından Şişli 4.İcra Hukuk Mahkemesinin 2009/1831  Esas sayılı dosyası ile açılan  istihkak davasının  da  ''...istihkak iddia eden ...'ın, atacaklı ile beraber mirasen hissedar olduğu bu yerde 5.10.2009 tarihinde ... ticaret savanıyla borçluyla aynı işkolunda vergi mükellefiyeti tescil ettirmiş ise de bu tescilin mahcuzların davacıya aidiyetini göstermediğini, zira ...mükellefiyetinin 31.10.2009 tarihinde re'sen terk olarak sonlandırılmış olduğu, buna göre kardeş olan dayacı 3.kişi ile takip alacaklısının arasındaki asıl ihtilafın mahcuzlardan çok mahcuzların haczedildiği taşınmazdaki miras paylaşımından kaynaklandığı sonucuna varılmış, davacının mahcuzları iktisap ettiği ve hak sahibi olduğu kesin ve inandırıcı bir şekilde kanıtlanamadığından\" şeklindeki gerekçelerle reddedildiğini, bu ret kararları ve gerekçelerde yazılı tespitlerden de anlaşılacağı üzere  davalının, murisin iş yerini  boşaltmamasına rağmen murisin hastalanması ve ölümünden faydalanmak haksız bir şekilde işyeri içindeki menkul mallarla birlikte  iş yerini işletmeye başladığını,Şişlideki bankalara müzekkere yazılması suretiyle murise ait pos hesaplarının incelenmesi neticesinde işyerinin murisin ölümünden önce ve ölümünden sonra da kesintisiz olarak kullanılmaya devam edildiğinin anlaşılacağını, murisin pos makinelerinin de  murisin ölümüne kadar kullanılmaya devam edildiğini, murisin hastalığını ve işleri ile ilgilenememesini  fırsat bilen davalının murisin ölümünden yalnızca 10 gün önce 05.10.2009 tarihinde  murisin  ticari faaliyet gösterdiği dükkânda ''...'' adı altında vergi levhası açılışı gösterdiğini, 15.10.2009 tarihinde aldığı yazarkasayı 16.10.2009 tarihinde dükkânda kullanmaya başladığını,  murisin öldüğü tarihe kadar gerek yazarkasa kayıtları, gerek dükkâna ait elektrik, su, faturaları, kira kontratosu, dükkâna ait alım fatura ve irsaliyeleri ilgili mercilerden celp edilip incelendiğinde  murisin öldüğü tarihe kadar dava konusu ayakkabıcı dükkânını malik sıfatı ile işletmeye devam ettiğinin, davalının ise dükkânın kuru mülkiyetinden (elbirliğiyle mülkiyet) başka hiçbir hakka sahip olmadığı,  fiili bir oldubittiye getirip dükkâna el koyduğunu, davalının hiçbir meşru hakka dayanmadan  murise ait ayakkabı mağazasına el koyduğunu, muris ile davalı arasında herhangi bir devir sözleşmesi bulunmadığını, konum, müşteri kapasitesi ve cirosu itibarıyla devir değeri tahmini olarak 700-800 bin TL tutarında olan ayakkabı mağazasının hiçbir sözleşme olmadan ve bila bedel devredilmiş olmasının tüm ticari teamüllere ve mantığa aykırı olduğunu, murisin kardeşi ve davalının İstanbul 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/464 Esas sayılı dosyasındaki tanığı ....'in 21.03.2012 tarihli yeminli ifadesinde kira bedellerinin bir kısmını elden davalıya verilerek ödendiğinin belirtildiğini, davalının muristen hakkı olmadığı halde kira da aldığını, davacıların  murisin ticari ilişkileri ve mal varlığına tam manası ile vakıf olmadıklarından Gaziosmanpaşa 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/6 Tereke sayılı dosyasından tereke tespiti davası açtıklarını,  değişik taraflar arasında görülen Şişli 3.İcra Hukuk Mahkemesinin 2008/270  Esas sayılı dava dosyasının 08.10.2009 tarihli celsesinde dinlenen tanıklardan tanık ...'un  \"... adreste 17/10/2007 tarihinden itibaren kiracı olarak bulunmaktadır. Mal sahibinden mecuru boş olarak teslim aldı. Kendi faturalı malını dükkana koydu. Adresin önceki kiracı olan...\" şeklinde yeminli beyanında da  iddia ettikleri hususların sabit olduğunun anlaşılacağını, yine aynı dosyada  tanık ...'ün  beyanında ''..Taşınma tarihi tahminen 2007 yılımın sonlarıydı. Daha sonra  ...beyle anlaştım. Ve yanında çalışmaya başladım. Hacizler sırasında ordaydım. Adreste ...'ın ufak bir ilgisi yoktur.'' dediğini, tanık ...'ın  ''... Buranın ... 'e ait olduğunu  biliyorum...\" diyerek, ifade tarihleri olan 08.10.2009 tarihinde mağazanın  murise ait olduğunu yeminli olarak beyan ettiğini, yani 08.10.2009 tarihinde mağazada herhangi bir boşaltılma, terk edilip gidilme durumunun  söz konusu olmadığını, tanıkların halen tezgâhtar olarak mağazada çalışmaya devam ettiklerini ve murisin mağazanın sahibi olduğunu  yeminli olarak mahkeme huzurunda beyan ettiklerini,  davalı vekilinin iddialarının aksine ölümünden 10 gün önceye dek murisin hiçbir problem olmaksızın mağazasını çalıştırmaya devam ettiğinin görüldüğünü, davalının tüm bu eylemleri ile haksız olarak murisin iş yerine  fiilen el koyup işlettiğini bu sebeple murisin  işyerine- dükkâna ait devir bedelini,  dava tarihine kadar dükkânı işletmesinden elde ettiği kârı, dükkânın-mağazanın isim hakkı bedelini,  murisin öldüğü tarihte mağazada bulunan malların bedelini  ve Nisan 2009-Eylül 2009 tarihleri arasında hakkı olmadığı halde muristen aldığı kira bedellerini davacılar ödemekle yükümlü olduğunu ileri sürerek,  HMK'nın 107.maddesi uyarınca  şimdilik 10.000.,00 TL'nin faizi ile  davalıdan alınarak miras payları oranında davacılara verilmesini talep ve dava etmiş,  24.11.2016 tarihli dilekçesinde ise alacak talebini açıklayarak devir bedeli için 2.000,00 TL, dava tarihine kadar  dükkanı kullanma bedeli için 2.000,00 TL, isim hakkı bedeli  için 2.000,00 TL, mağazada bulunan malların bedeli için 2.000,00 TL, haksız alınan kira bedeli için 2.000,00 TL olmak üzerne toplam 10.000,00 TL'nin  tahsilini istemiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle;  davacının kısmi dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, alacağın zaman aşımına uğradığını, davalının,  davacıların iddia ettiği gibi iş yerini davacıların murisinden devir almadığını, diyaliz hastası olan  murisin  işlerini takip edemediği ve piyasaya olan yüklü miktardaki borçları sebebi ile gelen hacizlerle baş edemediği için iş yerini boşaltıp gitmek zorunda kaldığını, murisin  iş yerindeki mallarını alarak dükkanı boş vaziyette maliklerine teslim ettiğini, davalının bu iş yerinde hissedar olması sebebi ile davacıların murisinin bu iş yerini boşaltıp gitmesinden  sonra eskiden beri baba mesleği olan  ''...''  ünvanlı iş yerini kendi adına açtığını, Maliyeye ve Vergi Dairesine müracaatla vergi mükellefi olduğunu, iş yerinde bulunan malların  davalıya ait olduğunun bu mallara ait fatura ve irsaliyelerle sabit olduğunu, davacıların murisinin  kiracılığı konusunda ihtilaf  bulunmadığını, kiracı olduğu dava konusu iş yerini boşaltıp gittiğini, davalıların, iş yerindeki  malların murislerine ait olduğunu ispat edemediklerini,  davacıların açtığı Gaziosmanpaşa 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/6 Tereke dosyasında 15.04.2010 tarihinde keşif yapılığını,  keşif zabtı ve 22.04.2010 tarihli bilirkişi raporunda,  dava konusu iş yerinin murisle  ilişkisinin tespit edilemediğine dair tespit yapıldığını, iş  yerinde ki malların faturalarının davalıya  ait  olduğunun, murise ait olmadığının tespit edildiğini,  böylece murisin  bu işyerinde mirasa konu bir varlığının olmadığının  subut bulduğunu, Şişli Vergi Dairesinin 14.07.2010 tarihli yazısında da murisin  bu iş yerinin 31.10.2009 tarihi itibarı ile  resen terk olarak kapatıldığının belirtildiğini, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/05/2012 tarih, 2011/464 Esas, 2012/146 Karar sayılı dosyasının 21.03.2012 tarihli celsesinde şahit olarak ifadeleri yazılı olan muris...'in kardeşi...'in ve şahit ...'un ifadeleri ile de iş yerindeki malların... tarafından alınıp dükkanı boş olarak davalıya teslim edildiğine dair ifadelerinin de dava konusu iş yerinde terekeye ait malların bulunmadığını ispat ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava,davacıların murisine ait olan işyerine ve işyerinde bulunan menkul mallara davalı tarafından haksız şekilde el konularak işletilmesi nedeni ile oluşan zararın davalıdan tahsili istemine ilişkindir. ... Dosya içeriği deliller üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 03.10.2017 tarihli bilirkişi raporunda; davacıların murisi ... tarafından kiralanan Şişli .. adresinde bulunan dükkanda murisin vergi mükellefetiyetinin 22.10.2007 tarihinde tescillendiği, ...'in 19.10.2009 tarihinde vefat ettiği, davalı ... İstanbullu yanın aynı dükkandaki mükellefiyetinin ise 05.10.2009 tarihinde tescillendiği, ve 02.11.2009 tarihinde \"...\" isimli mağaza unvanınınn \"...\" olarak değiştirilmiş olduğu, 31.12.2012 tarihinde söz konusu iş yerinini dava dışı 3. Kişileri devredildiği, İstanbul 2 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/464 Esas sayılı dosyası ile açılan davanın 21.03.2012 tarihli oturumunda; murisin kardeşi ... tarafından dava konusu edilen dükkanın davalı tarafnıdan işletilmeye başlanmasından önce dükkan içinde murise ait herhangi bir eşyanını bulunmadığı belirtildiği, davacının alacak talebinin dayanağının bulunmadığı ve kanıtlanamadığı belirtilmiştir. İddia,  dosya içeriği deliller ve alınan bilirkişi raporuna göre;Davacıların murisi olan ...'in dava konusu yapılan ... Şişli/İstanbul adresindeki iş yerini 15.10.2007 tarihinde davalının kardeşi ...'dan kiraladığı, kiralayanın yetkisiz olması nedeniyle Şişli 3 Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/27 tereke sayılı dosyasına bildirimde bulunulduğu, ve tereke mümessili ile muris arasında 01.04.2009 -01.11.2009 tarihleri arasında geçerli olacak şekilde kira sözleşmesi bağıtlandığı, murisin vefatından önce 05.10.2009 tarihinde davalının dava konusu iş yerine içerisindeki murise ait mallarla birlikte el koymak suretiyle işletmeye başladığı, ve haksız şekilde ticari faaliyet sürdürdüğü, taraflar arasında herhangi bir kira  sözleşmesi bulunmadığı gibi devir işlemininde yapılmadığı belirtilerek alacak isteminde bulunulmuştur.Davacı vekili 24.11.2016 tarihli dilekçesinde; alacak talebini açıklamış, devir bedeli 2.000,00 TL, dava tarihine kadar kullanma bedeli 2.000,00 TL, İsim hakkı bedeli 2.000,00 TL, mağazada bulunan malların bedeli 2.000,00 TL , haksız alınan kira bedeli 2.000,00 TL olmak üzerne toplam 10.000,00 TL alacağın miras payları oranında tazmin edilerek davalıdan tahsiline ve müvekkilerine ödenmesine karar verilmesini istemiştir.Davaya konu iş yeri davacıların muris tarafından 15.10.2007 tarihli kira sözleşmesi ile davalının kardeşi ...dan kiralanmış ise de; Şişli 3 Sulh Hukuk mahkemesinin 2004/27 tekere nolu dosyasına bildirimde bulunmasından sonra tereke temsilcisi ile muris arasında 01.04.2009 tarihli yeni bir kira sözleşmesi bağıtlanmıştır.... 19.10.2009 tarihinde vefat etmiş olup, davalının haksız şekilde bu iş yerinde murisin ölümünden önce 05.10.2009 tarihli vergi açılışıyla işletmeye başladığı belirtilerek tazminat isteminde bulunulmuştur.Dosyadaki vergi kayıt örneklerinden davalının 05.10.2009 tarihinden  itibaren dava konusu iş yerini işletmeye başladğı belirlenmiştir. Davacıların murisinin bu iş yeri ile ilgili vergi mukellefiyeti 22.10.2007 tarihinde tescillenmiştir. Taşınmazın muvazaalı işlemler neticesinde davalı tarafından ele geçirildiği belirtilerek devir bedeli isteminde bulunulmuştur. Murisin vefatından önce davalının buradaki mükellefiyetinin başladığı, buna ilişkin olarak murisin herhangi bir itirazının söz konusu olmadığı ve bu nedenle mirasçıları olan davacılar tarafından da devir bedeli isteminde bulunulamayacağı sonucuna varılmıştır. Yukarıda açıklandığı gibi; davalının murisin vefatından sonra burayı haksız şekilde kullanmaya başladığı iddia edilmiş ise de; kullanımın murisin vefat tarihinden önce başladığı, bu nedenle haksız kullanım bedeli isteminde bulunulamayacağı kabul edilmiştir. Murisin iş yerini çalıştırdğı dönemde \"...\" unvanı ile faaliyette bulunduğunu bu unvanın 02.11.2009 tarihinde yani davalının vergi mükellefiyetinin tescil edilmesinden sonra \"...\" olarak değiştirildiği, isim hakkı isteminin de bu nedenle yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Dava konusu iş yerinin murisin vefatından önce ve içerisinde bulunan menkul, demirbaş, ayakkabılarla birlikte davalı tarafından el konularak işletilmeye başlandığı iddiası ile murisin mallarına ilişkin alacak isteminde bulunmuştur. Yukarıda açıklandığı gibi, davalının iş yeri açılış tarihi murisin vefatından önce 05.10.2009 tarihi olup, ibraz edilen faturalırnda davalı ile ilgili ve 05.10.2009 tarihinden sonrasına ait olduğu belirlenmiştir.<br>İstanbul 2 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/464 Esas sayılı dava dosyasında 21.03.2017 tarihli oturumda dinlenen tanıklarda dükkanın davalı tarafından boş olarak teslim alındığını ifade etmişlerdir. Bu nedenle emtia bedeline ilişkin talep yerinde görülmemiştir.Muristen haksız şekilde kira bedeli alındığı iddia edilerek talepte bulunulmuş ise de; davalı tarafından davacıların murisinden davaya konu mağaza ile ilgili olarak kira bedeli tahsil edildiğine ilişkin hiçbir delil bulunmamaktadır.Davacıların murisi bu dükkanın önce davacı ...dan kiralamış, daha sonra Şişli 3 Sulh Hukuk mahkemesinin 2004/27 Tereke Dosyasına ödenmek üzere tereke temsilcisi ile yeni bir kira sözleşmesi yapılmıştır. Bu nedenle kira bedeline ilişkin istemin dayanağının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Yapılan yargılamada toplanan delillere göre; davacıların alacak isteminin somut delillerle kanıtlanamadığı...\"  gerekçesiyle davanın reddine, karar  verilmiştir.Bu karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; murisin defter ve kayıtlarının murisin vefatından önceki ve davalının murisin ölümünden sonraki muhasebecisi olan ve aynı zamanda tanık olarak beyanı alınan ...'un uhdesinde olmasına rağmen defterleri vergi dairesine veya yetkili mirasçılarına teslim edildiği bildirilmemesine rağmen sanki  davacılarca  kasıtlı olarak sunulmadığı kabul edilerek defter ve kayıtların nerede olduğu araştırılmadan eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, murise ait ticari defter ve kayıtların davalının tanığı ve aynı zamanda muhasebecisi olan ...'da olduğunu,  bu kişinin dosyaya sunulan bila tarihli beyan dilekçesinde murisin ticari defterlerini murisin kardeşlerine kardeşlerin everdiğini beyan ettiğini, defter teslimini alelade bir şekilde değil tutanak mukabilinde teslim icrası yapılması mesleki olarak zorunlu olduğu gibi yasal anlamda da böyle bir zorunluluk  olduğunu,   defterlerin murisin  kardeşlerine teslim edildiğinin iddia edilmesi aslında defterlerin kasıtlı olarak imha edildiği yada gizlendiğinin açık bir delili olduğunu, defter ve kayıtların ortaya çıkması halinde davada   haklılıklarının ispatlanacağını, ancak mahkeme tarafından kardeşlerin davetiye ile mahkemeye çağrılarak defter ve kayıtların teslimi veya akıbeti hakkında bilgi alınması gerekirken dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde hazırlanan bilirkişi raporu baz alınarak red kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun dosya içeriğinde yer alan delillere dayanılmadan afaki olarak hazırlandığını,  dosya içeriğinde yer alanİstanbul 11.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/178 Esas sayılı dava dosyası, İstanbul 10.İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/519 Esas (Eski 2012/1203 Esas) sayılı dava dosyası, İstanbul 13.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2013/109 Tereke sayılı dosyası, Şişli 4.İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2009/1832 Esas sayılı dava dosyası, tarafından Şişli 4.İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2009/1831 Esas ve diğer dosyalar incelenmeksizin salt İstanbul 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/464 Esas sayılı dava dosyası ile Gaziosmanpaşa 2.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2010/6 Tereke dosyası incelenerek rapor tanzim edildiğini, Şişli 4.İcra Hukuk Mahkemesinin 2009/1832 Esas sayılı dosyası ile  Şişli 4.İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2009/1831 Esas sayılı dosyası ile açılan açılan istihkak davalarında davalının davacı konumda olduğunu, iş yerindeki mallara ilişkin istihkak iddiasının kabul edilmediğini, bilirkişilerin bu kararları hiç incelemediğini, bu  kararların kesinleşmekle davalının murisin ölümünden sonra işyerinde haksız bir şekilde ve murise ait menkulleri bulundurduğunun yargı kararıyla kesin olarak ispatlandığını, dosya içeriğinde yer almasına rağmen gerek Şişli Vergi Dairesinin yazılı cevabı gerekse ... Bankasının 08.10.2013 tarihli cevabı yazısının (İstanbul 11.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/178 Esas sayılı dava dosyasına gönderilen) ve gerekse ... AŞ Genel Müdürlüğünün 02.08.2013 tarihli cevabi yazısında gönderilen hesap ekstreleri (İstanbul 11.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/178 Esas sayılı dava dosyasına gönderilen) incelenmeksizin rapor tanzim edildiğini, mahkeme kararında aynı şekilde bu delillerin  görmezden gelinerek  karar verildiğini, bu delillerde  murisin   pos makinalarının murisin ölümünden sonra dahi kullanılmaya devam etiğini,  bunun İstanbul 11.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/178 Esas sayılı dava dosyasında celbedilen banka ekstreleri ile ispatlandığını, ... Bankasının 08.10.2013 tarihli cevabı yazısının ekinde gönderilen ekstrelerden de anlaşılacağı üzere murisin POS hesabının 28.03.2011 tarihine kadar kullanılmaya devam edildiğini, muris ...'in 19.10.2009 tarihinde vefat ettiğini,  madem davalının 05.10.2010 tarihinde iş yerini tescil ettirdiği kabul ediliyor o zaman neden 28.03.2011 tarihine kadar murisin POS hesabının kullanıldığını, murisin re’sen terk tarihinin Şişli Vergi Dairesinin 14.10.2010 tarihli cevap yazısında 31.10.2009 tarihi olarak yazılmış olmasına rağmen mahkeme kararında bu durum dikkate dahi alınmayarak karar içeriğinde tartışılmadığını,  aslında bu durumun bile dosyanın ve delillerinin incelenmeksizin afaki olarak hazırlanan rapor esas alınarak karar verildiğinin açık bir göstergesi olduğunu, İstanbul 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/464 Esas sayılı dosyasında tanıkların ki bu tanıklardan birinin murisi temsil yetkisi bulunmayan ve işyerini teslim ve devir yetkisi bulunmayan.... diğerinin ise hem davalı hem de murisin muhasebesini tutan ve menfaat çatışması ve yasal olarak tanıklık yapma hakkı bulunmayan ...'un beyanları sanki doğruymuş gibi kabul edilerek somut deliller değerlendirme dışı bırakılarak karar verilmesinin de hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, davacıların murisine ait ayakkabı dükkânına davalı tarafından haksız şekilde, fiilen el konularak bedel ödenmeksizin işletilmeye başlanması sebebiyle dükkâna ait devir bedeli, dükkânın işletmesinden elde edilen kâr,  dükkânın isim hakkı bedeli,  dükkânda bulunan murise ait malların bedeli ile haksız alındığı iddia olunan kira bedellerinin davacılara ödenmesi istemine  ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacılar vekili, davalının, davacılarının murisine ait ayakkabı dükkânına  hileli işlemlerle,  murisin hastalığı nedeniyle dükkana düzenli gidip işlerle ilgilenememesini fırsat bilerek haksız olarak  fiilen el koyup işlettiğini, muristen haksız şekilde kira bedeli aldığını, bu sebeple davalının dükkâna ait devir bedelini, davalının dava tarihine kadar dükkânı işletmesinden elde ettiği kârını, dükkânın isim hakkı bedelini, murisin öldüğü tarihte mağazada bulunan malların bedelini ve Nisan 2009-Eylül 2009 tarihleri arasında davalının muristen aldığı kira bedelini  faizi ile davacılara ödemesi gerektiği ileri sürerek, şimdilik  10.000,00  TL'nin faizi le davalıdan tahsili talep etmiştir.Davalı vekili ise davalının, iş yerini davacıların murisinden devir almadığını, diyaliz hastası olan  murisin  işlerini takip edemediğini,  piyasaya olan yüklü miktardaki borçları sebebi ile gelen hacizlerle baş edemediği için iş yerini boşaltıp gitmek zorunda kaldığını, murisin  iş yerindeki mallarını alarak dükkanı boş vaziyette maliklerine teslim ettiğini, davalının bu iş yerinde hissedar olması sebebi ile davacıların murisinin bu iş yerini boşaltıp gitmesinden  sonra eskiden beri baba mesleği olan  ''...''  ünvanlı iş yerini kendi adına açtığını ve işlettiğini, iş yerinde bulunan malların  davalıya ait olduğunu, bunun  mallara ait fatura ve irsaliyelerle sabit olduğunu savunmuştur.İlk derece mahkemesince, davacıların iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacılar davalının,  murisleri ...'e ait ayakkabı dükkânına  hileli işlemlerle,  haksız olarak  fiilen el koyup işlettiğini iddia etmişlerdir.Dosya kapsamının incelenmesinde; davacıların murisi ...'in ''..., Şişli/İstanbul'' adresinde  kendi adına kayıtlı olan ''...'' ve ''...'' isimleri altında  ayakkabı satışı şeklinde ticari faaliyetini  devam ettirdiği, murisin 22.10.2007 tarihinden itibaren bu yeri işlettiği,  19.10.2009 tarihinde vefat ettiği,  05.10.2009 tarihinde davalı adına vergi kaydının tescil edildiği,  bu tarihten itibaren davalı yanca işletmeye devam edildiği, davalının işletmeye başladığı tarihte davacıların murisinin hayatta olduğu,  davalının  02.11.2009 tarihinde de  iş yerinin adını ''... '' olarak değiştirdiği anlaşılmaktadır. Bu bilgilere göre murisin davalının ticari faaliyetine itirazı olduğuna dair dosyada bir bilgi ve belgeye rastlanmadığından davacıların, davalının haksız olarak murise ait dükkana el koyup işlettiği iddiası yerinde görülmemiştir.Davalının murise ait dava konusu  dükkana haksız olarak el koyarak işlettiği hususu davacılarca ispatlanamadığından, bu iddiaya bağlı olarak davalının davacıların  murisine ait malların bedeli ile  devir bedeli, isim hakkı bedeli ile haksız kullanım bedeli ödemesi gerektiği iddiaları da yerinde görülmemiştir. Bu nedenle, davacılar vekilince  ileri sürüldüğü gibi murise ait defter kayıtlarının akıbetinin araştırılmasına ve  incelenmesine gerek bulunmadığı gibi dükkanda bulunan malların murise ait olduğunun ispatı için sunulan Şişli 4.İcra Mahkemesinin  2009/1831 ve 1832 Esas sayılı dosyalarındaki davalının istihkak iddiasının reddi kararının  davacıların iddialarını ispatladığı da kabul edilemez.  Zira Şişli 4.İcra Hukuk Mahkemesinin 2009/1831 ve 1832 Esas sayılı dosyalarında verilen kararların gerekçeleri incelendiğinde, murisin iş yerinde bulunan mallara ilişkin olarak davalı tarafından ileri sürülen istihkak iddiasının reddedilmesi,  malların murise   ait olup  haciz konusu olduğundan malların satıldığını ve esasında davalının elinde olmadığını gösterir. Yine, dava konusu iş yerindeki malların murise ait olup olmadığına dair  Gaziosmanpaşa 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/6 Tereke dosyasında 15.04.2010 tarihinde  yapılan keşif sonucu düzenlenen 22.04.2010 tarihli bilirkişi raporunda,  faturaların murisle ilgili olmadığı dava konusu iş yerinin ve malların murisle  ilişkisinin tespit edilemediği  anlaşılmaktadır. Yine davacılarca değerinin tespiti ve tahsili istenilen mallara ilişkin olarak ne bir liste ne  bir fatura ne de başkaca belge sunulmamıştır.Davacılarca, murise ait pos makinelerinin  ölümünden sonra da davalı yanca kullanılmaya devam etmesi ve murisin vergi dairesi yazısına göre murisin resen terk tarihinin ölümünden sonraki 31.09.2009 olmasının da mahkemece hiç irdelenmediği istinaf sebebi olarak ileri sürülmüştür.  Şişli Vergi Dairesinin 14.12.2010 tarihli  yazısında; dava konusu iş yerinin kapanışına ilişkin muris ...'in bir müracaatının bulunmadığı,  iş yeri adresinde yapılan  yoklama sonrası düzenlenen 07.07.210 tarihli yoklama fişinde ödevlinin yani murisin adreste tanımadığının tespit edildiği,  bu sebeple ödevlinin yani murisin  mükellefiyetinin, verdiği son KDV beyannamesine istinaden 31.10.2009 tarihi itibariyle resen terk olarak kapatıldığı belirtilmiştir. Vergi dairesince yapılan yoklama ve  bir işlem ile resen terk işleminin yapılması davalının muristen  dükkanı haksız olarak devraldığını   ortaya koymamaktadır. Murise ait pos cihazlarının davalı tarafından kullanılması hususunun mahkemece araştırılmadığı da istinaf sebebi olarak ileri sürülmüştür. Murise ait pos cihazının murisin ölümünden sonra kullanıldığı var sayılsa dahi  bu durum iş yerinin davalı yanca muristen haksız şekilde devralındığını tek başına ortaya koymamaktadır. Bu sebeplerle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsilik görülmemiş ve davacılar vekilinin istinaf sebeplerinin reddine karar karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 391,70 TL istinaf karar harcının davacılardan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 31.10.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8934e40368eeb3a8","SID":"548d4f411df0fa52"}}