{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2023/167 - Karar No:2024/892<br>                         T.C.<br>                   ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         27. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/167 <br>KARAR NO\t: 2024/892<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 05/07/2022<br>NUMARASI\t: 2022/167 E-2022/499 K<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 05.11.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 05.11.2024\t<br>\t<br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali  istemine ilişkin davada mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince  istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine  eksiklik nedeniyle mahalline geri çevrilen dosya  gelmiş olmakla yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>\tDavacı vekili: Taraflar arasında yapılan taşeron sözleşmesi gereğince müvekkili şirketin taşeron olarak sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmiş olmasına ve ayrıca söz konusu sözleşme kapsamında davalı/borçlunun asıl işveren idareden (DSİ Edirne Bölge Müdürlüğünden) hakediş ödemesini almasına rağmen müvekkilinin hakedişini ödemediğini, icra takibine konu olan 06.07.2021 tarihli \"Tekirdağ-Saray Ayvacık Göleti İsale Hattı ve Arıtma Tesisleri Yapım İşinin 6 Nolu Hakediş Bedeli\" konulu faturanın taraflar arasındaki sözleşmeden doğan alacağa ilişkin olduğunu, söz konusu faturada davalının müvekkili şirkete ödemesi gereken miktarın 261.064,66TL olup müvekkili tarafından e-mail aracılığı ile faturanın ayrıca gönderildiğini, davalının faturaya itiraz etmeyerek faturayı kabul ettiğini, ancak davalı şirketin söz konusu borcu ödemediğini, davalı aleyhine Ankara 32. İcra Müdürlüğünün 2021/15581 sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın borca ve ferilerine itirazı üzerine takibin durdurulduğunu belirterek davalının itirazının iptaline, takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı vekili: Davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içersinde açılmadığını, dava dilekçesindeki iddia edilen vakıaların hiçbirinin gerçeğe dayanmadığını, müvekkilinin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, aksine müvekkilinin davacıdan alacağı bulunduğunu, müvekkili ile davacı tarafın ticari defter kayıtları, muavin defterleri, cari hesapları incelendiğinde müvekkili şirketin davacıdan 475.327,87 TL alacaklı olduğunun görüleceğini, müvekkilinin davacıdan alacaklı olması nedeniyle Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2022/6069 sayılı takip dosyası  ile davacı şirket aleyhine cari hesaptan kaynaklanan bakiye alacak tutarı olan 475.327,87 TL bedelli alacak için ilamsız icra takibi başlatılmış olduğunu belirterek davanın reddine, dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere davacının kötüniyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİlk Derece Mahkemesince: Taraflar arasındaki ihtilafın Ankara 32. İcra Müdürlüğünün 2021/15581  sayılı dosyası nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı noktasında toplandığı, 2021/15581 sayılı icra dosyası uyap kayıtları ile Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2022/6069  sayılı dosyası uyap kayıtlarının dosya içerisine alındığı, mali müşavir bilirkişinin 04/06/2022 tarihli raporunda; tarafların ticari defterleri ve dayanak belgeleri üzerinde yapılan incelemeler neticesinde davacının davalıdan alacağının bulunmadığının hesap edilmiş olduğunun rapor edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda; tarafların bildirmiş olduğu deliller toplandıktan sonra dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdi edildiği, söz konusu bilirkişi tarafından 04/06/2022 tarihli raporun hazırlandığı, söz konusu raporda takibin dayanağı olan 261.094,66 TL'lık faturanın her iki tarafın ticari defterinde kayıtlı olduğu, fatura yönünden taraf ticari defterlerinin birbirini doğruladığı, ödeme kayıtları incelendiğinde, davacı defterlerine göre davacının davalıdan 123.842,93 TL alacaklı gözüktüğü, davalı defterlerinde davalının davacıdan 46.305,07 TL alacaklı gözüktüğü, aradaki uyuşmazlığın 120.148,00 TL ve 50.000,00 TL'lık olmak üzere toplam 170.148,00 TL olan iki adet çekin davalı defterlerinde kayıtlı olup, davacı defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, söz konusu iki adet çek fotokopisinde davacının imzası bulunduğundan borç alacak hesabına dahil edilmesi gerektiği, borç alacak hesabına iki adet çek dahil edildiğinde davalının davacıdan 46.305,07 TL alacaklı olduğunun rapor edildiği, söz konusu rapor mahkemece değerlendirildiğinde davacı tarafından söz konusu çeklerin kabul edildiği ancak söz konusu çeklerin  teminat senetlerine binaen kendilerine verildiğinin iddia edildiği, ancak davacının bu iddialarını doğrular mahiyette dosyaya herhangi bir yazılı belge sunmadığı, çekin ödeme aracı olduğu, davalı tarafından iki adet çek nedeniyle davacıya toplamda 170.148,00 TL ödeme yapıldığı, davacı tarafından söz konusu iki adet çek ödemesinin başka bir ticari iş için yapıldığına dair dosyaya hiçbir delilin sunulmadığı, bu nedenden ötürü bilirkişi tarafından söz konusu çeklerin borç alacak hebasına dahil edilmesinin yerinde olduğu, bilirkişi tarafından hazırlanan raporun kabul edilmesi gerektiği yönünde kanaat oluştuğu, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının bilirkişi raporu doğrultusunda davalıdan alacağı olmadığından reddine, davalının kötü niyet tazminat talebinin dosya kapsamında davacının kötü niyetli olduğuna dair bir delil olmaması nedeniyle bu talebin reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. <br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Taraflar arasında taşeron sözleşmesi bulunduğunu, sözleşme gereğince müvekkili şirketin taşeron olarak sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmiş olmasına rağmen işveren firma olan davalının, asıl işveren idareden (DSİ Edirne Bölge Müdürlüğününden) hakediş ödemesini almasına rağmen müvekkilinin hakedişini ödemediğini, icra takibine konu olan 06.07.2021 tarihli  \"Tekirdağ-Saray Ayvacık Göleti İsale Hattı ve Arıtma Tesisleri Yapım İşinin 6 Nolu Hakediş Bedeli\" konulu faturanın taraflar arasındaki sözleşmeden doğan alacağa ilişkin olduğunu, söz konusu faturada davalı şirketin müvekkiline ödenmesi gereken toplam borç miktarının 261.064,66 TL olduğunu, davalı tarafça da TTK. 21. maddesi uyarınca 8 gün içerisinde itiraz etmeyerek faturaları kabul ettiğini, ancak mahkemece 04.06.2022 tarihli, hukuki dayanaktan yoksun, somut gerçeklikten uzak bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulduğunu, raporda tarafların ticari defterlerine yönelik yapılan incelemenin sonuç kısmında \"Davalının alacaklı olduğu tespit edilmiş olduğundan, dosya kapsamında başkaca inceleme yapılmamıştır.\" şeklindeki ifadeler ile hazırlanan bilirkişi raporunun hukuka aykırı olduğunu, buna karşılık söz konusu bilirkişi raporuna karşı süresinde itirazları sunulmuş olsa da başkaca bir bilirkişi incelemesi yapılmaksızın karar verildiğini, bilirkişi raporunda müvekkili şirketin davaya konu fatura alacağından sonra defterlerine işlenen çeklerden dolayı 123.842,93 TL alacaklı olduğu, davalının tek taraflı ticari defterlerine işlenen 50.000,00 TL ve 120.148,00 TL miktarlı çekler sebebi ile davalının 46.305,07 TL alacaklı olduğu belirtilmek sureti ile bir kanaate varıldığını ve mahkemece söz konusu çeklere ilişkin olarak davalı tarafa aynı miktarlarda aynı tarihli senetler verilmiş olmasına ve bu delilin mahkemeye sunulmuş olmasına rağmen ilgili işlemlere ilişkin bir delil sunulmadığı gerekçesi ile hüküm kurulduğunu, senet örneklerini mahkemeye sunduklarını ancak mahkemece işbu deliller dikkate alınmayarak müvekkilinin davalı şirketten alacaklı olmadığı aksine davalıya müvekkilinin borçlu olduğu yönündeki hayatın olağan akışına ve sözleşme mantığına aykırı olarak düzenlenen rapor gözetilerek hukuki olarak yanılgıya düşüldüğünü, bahsi geçen 50.000,00 TL ve 120.148,00 TL bedelli çeklerin huzurdaki dava ile hiçbir hukuki bağı olmadığı gibi, çeklerin müvekkili şirket kayıtlarında dahi bulunmadığını, müvekkili şirketin ticari defterlerine işlenmeyen çeklerin müvekkili aleyhine kullanılması mümkün olmamakla birlikte, bilirkişi raporunun sonuç kısmında bir tek sonuca yer verilmiş olmasının da hukuka aykırı olduğunu, bilirkişinin  raporda terditli olarak her ihtimale ilişkin sonuç bildirmekle yükümlü olup hukuki kanaatini belirtmesinin de mümkün olmadığını, icra takibine konu olan ve müvekkili şirkete ödenmeyen bir fatura alacağı mevcut iken söz konusu duruma ve usule ilişkin hiç bir görüş bildirilmemesi ve ilgili durumun tespiti yapılmadan başkaca hususlara ilişkin varsayımsal olarak hukuki dayanaktan yoksun bir rapor düzenlenmesi ve  mahkeme tarafından hukuki dayanaktan uzak ve hatalı olarak hazırlanan raporun hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmesinin kanuna ve hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki, taşeron ile asıl işveren ilişkisinden doğan bir sözleşmede, taşeron konumundaki bir şirketin asıl işverene sözleşmeden kaynaklı olarak borçlu olacağı kanaatinin kabulü mümkün olmamakla birlikte hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Davacının müvekkilinden hiçbir alacağı olmayıp aksine davacının müvekkili şirkete karşı borçlu olduğunu, davacının başlattığı icra takibi haksız ve kötüniyetli olduğundan bu bağlamda davacının işbu haksız davaya sebebiyet vermesi neticesinde kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda da açıkça tespit edildiği üzere borç ilişkisinin ticari defter ve kayıtlar incelendiğinde cari hesaba dayandığı, bu cari hesap doğrultusunda da çekler verildiği ve bu çeklerin davacının kayıtlarında gerçeğe uygun olarak tutulmadığının tespit edildiğini, davacının her ne kadar bu çeklere karşılık senet verdiğini, bu senetleri dosyaya delil olarak sunulduğunu iddia etse de herhangi bir senet olmadığını, kaldı ki istinaf dilekçesinde bahsettiği senetleri dava dilekçesinde de dile getirmediğini, davacının iddiaları asılsız olduğundan mahkemece bu doğrultuda hukuka uygun karar verildiğini belirterek kötüniyetle talepte bulunan  davacının müvekkili şirkete dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDava, itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine ve davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair verilen karara karşı taraf vekillerince  istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde  belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.\t<br>\tDavaya dayanak olan Ankara 32. İcra Müdürlüğünün 2021/15581  sayılı  icra takibinde alacaklısının davacı, borçlusunun davalı olduğu, faturaya dayanılarak 261.094,66TL alacağın tahsili için 15.11.2021 tarihinde başlatılan takipte borçluya  21.11.2021 tarihinde ödeme emrinin tebliği üzerine  davalının 22.11.2021 tarihinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durması üzerine itirazın iptali talepli davanın İİK. 67/1 madde gereğince 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 07.03.2022 tarihinde  açılmış olduğu anlaşılmıştır.  <br>\tTaraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, mahkemece, dosya kapsamındaki  bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek  yasal düzenlemelere uygun ve isabetli  karar verilmiş olduğu,  ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin  istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>              HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,<br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken  427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90  TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, <br>\t3-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken  427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan  179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70  TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t4-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ve ödedikleri istinaf başvuru harçlarının kendileri  üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere  05.11.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br>Başkan...<br> <br>Üye...<br> <br>Üye...<br> <br>Katip...<br>  <br><br><br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bc3b01e7e85aaebf","SID":"2b86fd0617794cec"}}