{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1129 <br>KARAR NO:2024/1548<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ:23.03.2021<br>NUMARASI:2018/799 Esas - 2021/260 Karar <br>DAVA:İtirazın İptali (Fason dikim sözleşmesinden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki  itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; ... sayılı dosyasıyla davalı şirket aleyhine yapılan icra takibine 18/07/2017 tarihinde itiraz edilerek takibin durmuş olduğunu, müvekkili tarafından davalı şirkete yönelik olarak davalı tarafından müvekkil şirkete yapılan iş karşılığında 21/03/2017 tarih...sıra numaralı 35.776,00-TL bedelli, 25/03/2017 tarih ... numaralı 46.230,18-TL bedelli ve 31/03/2017 tarih ... sıra numaralı 79,35-TL bedelli 3 adet fatura kesildiğini, bu faturaların büyük kısmının ödendiğini, 13.635,38-TL bakiye kalan kısmın ödenmediğini, ödenmeyen kısım için müvekkil tarafından Bakırköy ... Noterliği'nin 02/05/2017 tarih ... Yev. Numaralı ihtarnamenin gönderildiğini buna rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu sebeple yukarıda bahsedilen icra takibinin başlatıldığını, davalının borcu olmadığını iddia ederek takibe itiraz ettiğini, yapılan itirazın usul ve yasaya aykırı olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle; fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla ... sayılı dosyasına yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamını, 13.635,38-TL asıl alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte %20 İcra İnkar Tazminatına hükmedilmesini,  yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile dava ettikleri anlaşıldı. Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın yetkisiz ve görevsiz mahkemede ikame edildiğini, taraflar arasında fason dikim sözleşmesi akdedilmiş olup tarafların bu sözleşme doğrultusunda işlerini yürüttüklerini, davacının dikimini yaptığı ürünleri belirtilen tarihten daha sonra müvekkil şirkete teslim ederek sözleşmeye aykırı hareket ettiğini ve müvekkilinin zarara uğramasına sebep olduğunu,  davacıya verilen siparişlere ilişkin tutulan belge ve tablolara bakıldığında davacının aldığı siparişlerin müvekkiline geç teslim ettiğinin görüldüğünü, bu siparişler geç teslim edildiği için müvekkilinin ihracatını geç yapmak zorunda kaldığını, ihracatını yaptığı şirketin de geç yapıldığı için reklamasyon ücretini kestiğini, davacının icra takibinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı tarafça haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edilen itirazın iptali davasının öncelikle görev ve yetki yönünden ve neticede esastan reddini, haksız dava nedeniyle davacının %20 icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini,  yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile davanın reddini talep ettikleri anlaşıldı.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Dosyadaki tüm bilgi ve belgeler, Yasal mevzuat ve dosya kapsamına uygun denetime elverişli, önceki bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi giderir 3. bilirkişi raporu birarada değerlendirildiğinde; taraflar arasında 01.08.2016 tarihli fason dikim sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmenin 10. Maddesine göre tacir olan tarafların İstanbul Mahkemelerinin yetkisini kabul ettiklerine dair geçerli yetki sözleşmesine istinaden Mahkememizin yetkili ve görevli olduğu, sözleşmenin varlığı ya da sözleşmede bulunan imzalar konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlığın olmadığı, taraflardan davacının fason üretimi, davalının ise üretilen ürünleri satın alma borcunu yüklendikleri, uyuşmazlığın temelinin geç teslimatın olup olmadığı konusunda olduğu, sektörel bilirkişinin de olduğu hükme esas 3. bilirkişi raporunda, davalı tarafın iddia ettiği geç teslim iddiasının ispatlanamadığı, tarafların incelemeye esas ticari defter ve kayıtlarının delil niteliğini taşıdıkları, davalı tarafın geç teslimat iddiasının kanıtlanamaması sebebiyle de bu doğrultuda davalı tarafça tanzim edilen reklamasyon ve uçak kargo bedeline ilişkin fatura bedellerinden davacı tarafın sorumlu olamayacağı belirtilerek davacı tarafın, dava konusu edilen fatura bedeli tutarında asıl alacağının olduğu belirtildiğinden, davacı tarafın, icra takibinden önce davalı tarafı temerrüte düşürmediği anlaşılmakla takip talebinde talep edilen faize ilişkin talebinin reddiyle bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne, kabul edilen alacak tutarı yönünden de likit bir alacağa kötüniyetle itirazda bulunan davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilerek...\" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne,  davaya konu ... sayılı icra dosyasında, davalı-borçlunun yaptığı itirazların kısmen iptaline, icra takibinin; 13.635,38-TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9 oranında Yasal faizi ile birlikte icra takibinin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak tutarı üzerinden hesaplanan 2.727,07-TL icra inkar tazminatının, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar  verilmiştir.  Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davacının, taraflar arasında akdedilen fason dikim sözleşmesi ile üzerine düşen edimleri, gereği gibi ifa etmediğini,Davacı şirketin siparişleri geç teslim etmesi nedeniyle, müvekkilinin siparişleri ihraç ettiği firma tarafından müvekkiline reklamasyon ücreti kesildiğini, müvekkili şirket zarara uğradığını, davacı tarafça ürünlerin geç teslim edilmesinin ihracatı aksattığını, müvekkili şirket tarafından ihracat süresinde yapılamadığını, müvekkili tarafından daha fazla zarara sebebiyet verilmemesi adına davacı tarafça ve başkaca firmalarca geç teslim edilen ürünler karayolu ile gönderilecekken, hava yolu ile kargolanarak bir nebze olsun geç teslimin zarar verici etkisi hafifletilmeye çalışıldığını, ürünlerin zamanında teslim edilmemesi nedeniyle hava yolu taşımacılığının tercih edilmek zorunda kalınması nedeniyle de ilgili taşıma faturasının, geç teslime sebep olan firmalara geç teslim ettikleri ürün oranında paylaştırıldığını, hava yolu taşımacılığı sebebiyle müvekkiline 5.244,55 USD fatura kesildiğini, müvekkilinin de ürünlerini geç teslim eden 5 firmaya fatura bedelini, teslim edilen ürünler oranında paylaştırdığını, davacı tarafa bu fatura bedelinden 2000 USD düşmüş olup bu doğrultuda davacıya 7.452,60 TL’lik 11.04.2017 tarihli fatura kesilerek gönderildiğini, ilgili fatura 11.05.2017 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini,Huzurdaki dosyada uyuşmazlığın, davacıya verilen işin zamanında teslim edilip edilmediği ve müvekkilinin geç teslim nedeniyle bir zarara uğrayıp uğramadığı noktasında toplandığını, davacının, davalı müvekkiline en son 5145 ve 5327 kodlu iki parti ürünün dikimini yaptığını, tarafların cari hesap kayıtlarındaki farklılığın nedeni de bu iki parti ürünün süresinde teslim edilmemesi geç ve eksik teslimden dolayı, ürünlerin müvekkilin yurt dışı müşterisine kara yolu yerine kargo uçak ile gönderilmek zorunda kalınmasından ötürü oluşan fiyat farkı ile geç tesliminden dolayı yurt dışı firmasının müvekkiline kestiği reklamasyon faturasının bir kısmının davacıya yansıtılmasından ve davacının bu iki faturayı cari hesaplarına işlememesinden kaynaklandığını,Müvekkili tarafından davacıya kesilen iki adet fatura davacıya teslim edildiğini,  ancak davacı anılı faturaları art niyetli olarak ticari kayıtlarına işlemediğini, iş bu teslime ilişkin dosyaya teslim belgeleri sunulmuş olup bilirkişi tarafından bu husus göz ardı edildiğini, kaldı ki dava konusu uyuşmazlığın taraflar tarafından kabul edildiğini, fason dikim sözleşmesinin, sipariş formları ve mail yazışmalarının varlığı ve geçerliliğine ilişkin tarafların bir itirazı olmadığını, tarafların kabule ilişkin irade beyanları mevcut iken, bilirkişinin mübrez delilleri değerlendirmeye yetersiz bulması kabule şayan olmadığını, nitekim taraflar arasında imzalanan sözleşmede malların 5 gün içerisinde teslim edileceği, 5237 sayılı sipariş formunun 20.03.2017 tarihinde teslim edilmesi gerektiği, buna ilişkin sipariş formunun mail yolu ile iletildiği ve davacının buna itirazının olmadığı dosya muhteviyatından anlaşılacağını,Dosyada mevcut ve gerek mali bilirkişilerden alınan raporda gerek tekstil bilirkişisi tarafından alınan raporlarda sipariş formlarının esas alınmadığının görüleceğini, karşı tarafın profesyonel olmayan bir tekstil atölyesi olması göz önüne alındığından verilen siparişlerin mail ortamında yapılan yazışmalarla olması hayatın olağan akışına uygun olduğunu, nitekim davacı tarafça da hiçbir şekilde alınan siparişlere ilişkin şart ve özelliklerin mail ortamında belirlenmediği ya da sipariş formlarının geçerli olmadığına ilişkin bir itiraz da mevcut olmadığını, siparişlere ilişkin genel şartlar taraflar arası yapılan mail yazışması ve mail ortamında gönderilen sipariş formları ile belirlenmekte olup, bu durum davacı tarafın da kabulünde olduğunu,  bu nedenle davacı tarafın dahi kabulünde olan sipariş formlarının bilirkişi tarafından göz ardı edilmesinin hak, hukuk ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini,  bu kapsamda bilirkişi tarafından asıl çözümlenmesi gereken sipariş formlarının tamamı değerlendirilerek, dava konusu asıl uyuşmazlık davacıya verilen işin geç teslim edilmesi nedeniyle müvekkilinin uğramış olduğu reklamasyon ve kargo bedeli zararının davacıya yansıtılması noktasının aydınlatılması olduğunu, kaldı ki, dosyada mübrez belgelerden davacının sözleşme hükümlerine aykırı davranarak siparişleri müvekkile geç teslim ettiği, tespit edilebilecek bir husus olduğunu, bilirkişi raporuna itirazları göz önüne alınmaksızın hüküm kurulmuş olmasının, usul ve yasaya aykırı olduğunu, Ayrıca dosyada mübrez Fason Dikim Sözleşmesi incelendiğinde sözleşmenin \"3-Atölyecinin Edimleri\" başlığında 8.fıkrası incelendiğinde taraflar arasında doğacak uyuşmazlıklarda ...’in ticari defter ve kayıtlarının kesin delil olarak kabul edilmesi gerektiğini, müvekkilinin ticari kayıtlarının esas alınacağı taraflar arasında imzalanan sözleşme ile hüküm altına alınmış iken bilirkişinin bu hususu dikkate almadan düzenlemiş olduğu raporun hükme esas alınamayacağını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, fason dikim sözleşmesi kapsamında faturaya dayalı bakiye alacağın tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK 67 maddesi uyarınca iptali ve inkar tazminatı istemine  ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne  karar verilmiş; bu karara karşı davalı  vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı yan, davalıya fason dikim yapıldığı, bakiye alacağın ödenmediğini ileri  sürmüş, davalı ise davacının geç teslimi nedeniyle kendisine reklamasyon ve uçak kargo bedeli faturaları düzenlendiğini, yapılan ödemeler kapsamında borçlu olunmadığı ileri sürülmüştür. İlk derece mahkemesince takipte istenen asıl alacak yönünden itirazın iptaline, takipte istenen işlemiş faiz yönünden davalının takipten önce temerrüde düşürüldüğü kanıtlanmadığından, işlemiş faize yönelik isteminin reddi ile, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Taraflar arasında 01.08.2016 tarihli  imzalanan fason dikim sözleşmesi uyarınca... ve ... kodlu iki parti ürünün dikiminin davacı yanca süresinde teslim edilip edilmediği, geç teslim nedeniyle ürünlerin davalı yanca, yurt dışı müşterilerine kara yolu yerine uçak ile gönderilmek zorunda kalınması nedeniyle oluşan fiyat farkı ve davalının yurt dışı müşterisinin davalıya kestiği ileri sürülen reklamasyon faturasından ötürü davacının sorumlu görülüp görülemeyeceği hususunda ihtilaf bulunmaktadır. İlk derece mahkemesince sipariş formları, sözleşme,  taraf ticari defter ve kayıtları da inceletilmek üzere 17.05.2019,04.08.2019,26.06.2020,07.12.2020 ve 08.03.2021 tarihli kök ve ek raporlar alındığı anlaşılmaktadır.  Sunulu deliller ile ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi rapor  içerikleri dikkate alındığında, taraflar arasında imzalanan  01.08.2016 tarihli  \"fason dikim sözleşmesi\" nin genel nitelikte hükümler içeren bir sözleşme niteliği taşıdığı, ancak her sipariş yönünden tarih, miktar, renk, model beden vb. bilgiler içermediği, ... ve... nolu davalı sipariş formlarının, davalı sipariş sevkiyat tablolarının davacıyı bağlar şekilde imzalı olmadığı, bu yönüyle uyuşmazlığın teknik değerlendirilmesi yönüyle yeterli olmadıkları,  uyuşmazlık konusu davalı faturalarının davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacının kendi kayıtlarında takipte istenen asıl alacak tutarı kadar davalıdan alacaklı olduğu anlaşılmaktadır. Yine delil olarak sunulan sipariş formları ve davalı sevkiyat sipariş tablosuna göre davacının teslimde geciktiği ve gecikme süresinin tespiti yapılamadığı, kaldı ki davalının bu konuda ( geç teslim) davacıya gönderdiği bir ihtar ve ihbarında kanıtlanmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki 5145 sayılı siparişin davalı sipariş formuna göre 12.09.2016 tarihinde davalıya teslim edilmesi gerektiği, davalı sipariş formuna göre dikilmiş ürünlerin 22-24-28.09.2016 tarihlerinde davalıya teslim edildiği, 3-24-28.09.2017 tarihlerinde ihracatın yapıldığının bildirildiği, bu durumda yaklaşık 1 yıl sonra yapılan ihracatta davacının nasıl geciktirdiği ve davalının zarara  uğradığının da anlaşılamayacağı belirlenmiştir.Uyuşmazlığı dayanak reklamasyon faturasının ise hangi firmalara, hangi gerekçeyle, nasıl yapıldığı, fatura tarihlerinin belgelerle dayanaklarıyla ispatlanmadığı anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlar çerçevesinde ilk derece mahkemesince davalının davacıya kestiği anlaşılan ve davacı defterlerinde kayıtlı olmayan 06.04.2017 tarihli 6.098,94 TL lik ve 11.0.2017 tarihli 7.452,60 TL lik faturaların dayanağının davalı yanca kanıtlanamadığı, dolayısıyla davacının bu faturalar konusu tutarlar yönünden sorumlu görülemeyeceği sonucuyla kurulan hüküm isabetli olup, davalı vekilinin davacının akdedilen sözleşmeye göre edimlerini gereği gibi ifa etmemesi nedeniyle, yurt dışı firması tarafından müvekkiline kesilen reklamasyon faturası ve uçak gideri faturaları nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını,  uyuşmazlık konusu faturalar kapsamında davacı alacağının bulunmadığı yönündeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Taraflar arasında imzalanan 01.08.2016 tarihli Sözleşmenin 3-8. maddesinde, davalının defter ve kayıtları ve ilgili belgelerin taraflar arasındaki uyuşmazlıkta kesin delil olacağı  belirtilmiş ise de TTK'nın  83 ve HMK'nın 222. maddeleri uyarınca ticari defterlerin karşılıklı olarak incelenip değerlendirilmesi gerektiği gibi, HMK'nın 193/2 hükmü gereğince, bir tarafın ispat hakkını tamamen ortadan kaldıracak şekilde yapılan delil sözleşmeleri de geçersizdir. Buna göre davalı vekilinin taraflar arasındaki ihtilaf kapsamında müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarının esasa alınması gerekirken bilirkişilerce ve mahkemece bu hususun dikkate alınmamasının yasa ve usule aykırı olduğu yönündeki istinafı da yerinde değildir.Davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucu, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 698,13 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 03.10.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"63934c97b64c2815","SID":"c876a904a9775c20"}}