{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2022/918 <br>KARAR NO: 2024/1256<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 12/01/2021<br>NUMARASI: 2018/16 Esas, 2021/15 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ: 19/11/2024 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkil ile davalı arasında 10/03/2016 tarihli Üsküdar Ticaret Lisesi'ne kapalı halı saha yapılması konusunda sözleşme imzalandığını, sözleşmenin 6.5 maddesinde taşeron olan müvekkili tarafından yapılacak işin tamamlanana kadar davalıya 138.350,00  TL tutarında teminat çeki veya senedi verileceğinin belirtildiğini, müvekkilinin bu kapsamda davaya konu 138.000 TL bedelli bonoyu teminat olarak verdiğini, müvekkilinin yükümlülüklerini yerine getirdiğini ancak davalının haksız yere sözleşmeyi feshettiğini, müvekkilinin Üsküdar ...Noterliğinin 23/05/2016 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile hak edişlerinin ödenmesini ve teminat senedinin kendisine iadesini talep ettiğini, ihtarnameye davalı tarafından cevap verilmediğini, müvekkilinin davalı tarafça hak ediş karşılığında kendisine teslim edilen çeklerin tahsili için davalı aleyhine İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatınca davalının müvekkilin sözleşmede teminat olarak verdiği  06/06/2016 ödeme tarihi, 12/04/2016 keşide tarihli 138.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak icra takibi başlattığını, müvekkilinin davalı tarafa ödeme yapılmasını gerektiren sözleşme ilişkisinin söz konusu olmadığını, sözleşmede belirtilen bedel ile senet bedeli arasındaki farklılık olmasının sebebinin ise sözleşmede belirtilen tutarın yanlış olarak yazıldığını, iki senet arasında 315,00 TL fark olduğunu, rakamsal yanlışlık yapılmasının senedin teminat niteliğinde olmadığı sonucuna ulaşılamayacağını iddia ederek; davanın kabulü ile müvekkilin davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili  cevap dilekçesinde özetle, müvekkili ile davalı arasında 10/03/2016 tarihli sözleşme imzalandığını, davacının işe zamanında başlamaması, kendi sunmuş olduğu sözleşmenin ihlali ve diğer sebepler nedeniyle 03/05/2016 tarihinde şantiyeyi terk ettiğini ve müvekkilinin uğramış olduğu zararlara karşılık olarak 138.000,00 TL bedelli senet verildiğini, söz konusu olayın ispatı açısından müvekkili ile davacı arasında 03/05/2016 tarihinde tutanak tutulduğunu, davacının sözleşmede kararlaştırılan halı saha yapımını süresinde tamamlamaması nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini, bu nedenle davacıya işe başladığı dönemde teminat olarak verilen ve sözleşmede de açıkça teminat olduğu belirtilen 41.400,00 TL değerindeki çeklerin iadesini talep ettiğini, davacının iş bu teminat senetlerini takibe koyduğunu, müvekkilinin 41.400,00 TL üzerinden haksız yere başlayan takibe ilişkin borcunu ödediğini, müvekkilini zarara uğratan davacının iş bu zararı tazmin edeceğini 12/04/2018 tarihli 138.000,00 TL'lik senet ile sağlayacağını belirttiğini, senedi ödemeyen davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, borcun önemli bir kısmının halen ödenmediğini, dava konusu senedin teminat senedi olmadığına ilişkin İstanbul 5.İcra Hukuk mahkemesinin 2016/634 esas sayılı dosyası ile mahkeme kararı verildiğini, davacının iş sağlığı ve güvenliği açısından sözleşmeye uygun davranışlar sergilemediğini, sözleşme ile taahhüt edilen işin süresinde yapılmadığını savunarak dava konusu senedin teminat senedi olmadığına ilişkin Yargıtay 12.Hukuk dairesinin 2017/3337 Esas, 2017/7073 Karar sayılı ilamı uyarınca kesinleşmiş mahkeme kararı bulunması sebebiyle davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, taraflar arasında 10/03/2016 tarihli halı saha yapımını içeren sözleşme bulunduğu, sözleşmenin 6.5 maddesinde \"Taşeron iş verenden alacağı çekler karşısında iş tamamlanıp teslim edilene kadar 138.350,00 TL teminat çeki veya senedi verecektir\" ibaresinin bulunduğu, buna göre davaya konu 138.000,00 TL tutarlı bononun sözleşmenin teminatı olarak verildiğinin kabul edilmesi gerektiği, davacının sözleşme kapsamında yapmış olduğu işlere ilişkin olarak davalı tarafından 41.400,00 TL tutarlı çekin davacıya verildiği, davacının yaptığı işin karşılığını bu şekilde almış olduğu, davacının bu miktarı aşan hak edişinin varlığının tespit edilemediği, davalının \"davacının sözleşmeye aykırı davrandığı, işe zamanında başlamadığı, kaçak işçi çalıştırdığı, işi bırakarak ayrıldığı, davaya konu bononun bu nedenle uğranılan zararlara karşı verildiği\" yönündeki savunmasını ispatlaması gerektiği ancak davalının bu iddialarını destekler hiçbir delil sunamadığı,  davacı tarafından davalıya Üsküdar ...Noterliğinin 23/05/2016 tarihli ihtarnamesi ile gecikmelerin davalı firmadan kaynaklandığının bildirildiği, buna karşılık davalı tarafından bu ihtarnameye cevabın veya  davacıya yapılmış herhangi bir yazılı uyarının bulunmadığı, buna göre sözleşmenin fesh edilmesinde davacıya yüklenebilecek bir kusurun bulunamadığı ve davacının vermiş olduğu davaya konu bononun açıklanan nedenlerle bedelsiz olduğu gerekçesiyle, Davanın kabulüyle, davacının 12/04/2016 tanzim, 06/06/2016 vade tarihli, 138.000,00-TL bedelli bonoya dayalı olarak davalıya borçlu olmadığının tespitine, karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinafa başvurmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesi ile, uyuşmazlık konusu senedin müvekkiline teminat amacıyla değil sözleşme kapsamında uğranılan zararların tazmini amacıyla verildiğini, kaldı ki bu hususta Yargıtay ilgili dairesi tarafından verilmiş kesin karar da bulunduğunu, davaya konu 138.000,00-TL tutarlı bonoya ilişkin İstanbul 5. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından yapılan 2016/634 E. 2016/962 K. sayılı yargılamada söz konusu bononun sözleşme kapsamında verilecek olan teminat senedi olmadığına ilişkin karar verildiğini, söz konusu karara ilişkin davacı tarafından yapılan temyiz başvurusuna karşılık Yargıtay 12, Hukuk Dairesinin 2017/3337 E. 2017/7073. K. Sayılı dosyasında onama kararı verildiğini, Yargıtay tarafından verilen söz konusu karara rağmen yerel mahkemenin davaya konu bononun taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi sonucu verilen teminat niteliğinde olduğu gerekçesiyle davayı kabul ettiğini ve Yargıtay tarafından verilen kararla açıkça çeliştiğini, menfi tespite konu bononun uyuşmazlığın tarafları arasındaki sözleşme ilişkisi sonucu verilmesi gereken teminat senedi ile ilgisi bulunmadığını, yukarıda da ifade olunduğu üzere Yargıtay tarafından da kesin şekilde hükme bağlandığını, nitekim yerleşik ticari teamüller ve Yargıtay Kararları'na göre teminat amacı ile verilen senetlerin üzerinde veya arkasında \"bedeli teminattır\" yada \"ciro edilemez\" tarzında kayıtların bulunması gerektiğini, ancak menfi tespite konu bono üzerinde bu şekilde herhangi bir ibare de bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin imza tarihi 10.03.2016 iken senedin keşide tarihinin 12.04.2016 olduğunu, bu bağlamda sözleşmenin imza tarihinden  1 aydan fazla süre geçtikten sonra ve işin bitirilmesi gereken tarihe 10 gün kalmışken keşide edilen senedin sözleşme kapsamında verilen teminat senedi olduğu iddiasının abesle iştigal olduğunu, dosya kapsamına sunulan bilirkişi raporunda da tespit olunduğu üzere sözleşme kapsamında verilmesi gereken teminat senedinin 138.350,00-TL bedelinde olması gerekirken menfi tespite konu bononun 138.000,00-TL bedelli olduğunu,. davaya cevap dilekçeleri ekinde sunulan tutanaktan (Ek-2) da görüleceği üzere davacının sözleşme kapsamında tamamlaması gereken işi zamanında tamamlamadığını ve şantiye sahasını terk ettiğini, iş bu durumun müvekkilinin ciddi şekilde zarara uğramasına neden olduğunu, uyuşmazlık konusu bononun da bu zararların tazmini amacıyla verildiğini, mahkemece verilen gerekçeli kararda davacının işi tamamlamadan sahadan ayrıldığının ispatlanamadığı şeklinde hükmün söz konusu tutanak doğrultusunda hatalı olduğunu, nitekim ilgili tutanağın her iki tarafında imzasını içerdiğini, cevap dilekçesi ekinde sunulan maillerden (Ek-3) görüleceği üzere davacının şantiye sahasında kaçak işçi çalıştırdığını, iş bu durumun da müvekkilinin sözleşme kapsamındaki beklentisinin karşılanmamasına sebebiyet verdiğini, bu doğrultuda mahkemenin bu iddianın ispatlanmadığına yönelik kararının da  hatalı olduğunu. son olarak taraflarınca davacının faaliyetleri kapsamında ne oranda zarar edildiğinin ispatlanmadığına yönelik hükmün de eksik inceleme sonucu verildiğini, yapılan yargılamada işbu hususun mahkemeye bildirildiğini, bu doğrultuda mahkemece yapılması gerekenin dosyayı inşaat mühendisi bilirkişiye tevdi edip davacının kusurlu imalatları dolayısıyla müvekkilinin hangi oranda zarar ettiğinin tespit edilmesi iken mahkemece söz konusu inceleme yapılmayarak eksik inceleme sonucu karar verildiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dava, eser sözleşmesi kapsamında teminat olarak verildiği belirtilen bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Davacı vekili, taraflar arasında Üsküdar Ticaret Lisesi kapalı halı saha yapılması konusunda 10/03/2016 tarihli sözleşme imzalandığını, müvekkilinin sözleşme konusu edimini yerine getirirken sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiğini, sözleşme kapsamında davalıya 138.000 TL bedelli teminat bonosu verildiğini, bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespitini talep etmiş, davalı ise sözleşme konusu işin davacı tarafça tamamlanmadığını, işin terk edildiğini, müvekkilinin bu nedenle uğramış olduğu zararlarının tazmini için anılan bononun keşide edilerek verildiğini, bononun teminat bonosu olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Taraflar arasında, 10/03/2016 tarihli Üsküdar Ticaret Lisesi kapalı halı saha yapım işine ilişkin eser sözleşmesi imzalanmış olup, sözleşmenin 6.5 maddesine göre davacı taşeronun 138.350 TL bedelli teminat çeki veya senedi vereceği yazılıdır. Sözleşmede yapılacak iş ve süresi belirlenmiş olup, işin bedeli 138.035 TL, süresi 25/04/2016 olarak kararlaştırılmıştır. Davalı iş sahibi, davacının işi süresinde yapmadığını, şantiyeyi terk ettiğini, bu nedenle oluşan zararlarını karşılamak üzere davaya konu bononun verildiğini belirtmiş, delil olarak 03/05/2016 tarihli tutanak ve mail yazılarını sunmuştur. Davalının delil olarak sunduğu, 03/05/2016 tarihli ve \"Tutanaktır\" başlıklı belgede, aynı tarihli yapılan incelemede davaya konu sözleşme ile kararlaştırılan bir kısım işlerin eksik olduğu belirtilerek eksik olan işler belirlenmiş olup anılan tutanak her iki tarafça da imzalanmıştır. İcra mahkemeleri kural olarak önüne gelen itiraz ve şikayetleri, İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenen özel usul kurallarını uygulayarak takip hukuku bakımından hükme bağladığından, anılan mahkemenin kararları kural olarak maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşımaz. Bu nedenle İcra Mahkemesinin kesinleşmiş olan davaya konu bononun teminat bonosu olmadığına ilişkin kararı maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmemektedir. Davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir. Davaya konu bono, keşidecisi davacı, lehdarı davalı şirket olan 12/04/2016 keşide, 06/06/2016 vade tarihli 138.000 TL bedelli olup bono metninde teminat bonosu olduğuna dair her hangi bir ibare bulunmamaktadır. Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklıdadır, ancak davalının alacağı senede dayanıyorsa ispat yükü yer değiştirerek senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafa düşer, kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğü davacı borçluya aittir, karine olarak bir kambiyo senedinin mevcut bir borcun ifası veya itfası amacıyla verildiğinin kabulü gerekir, kambiyo senedi bir ödeme aracıdır, borçlunun bononun ödendiğini, itfa ve imhal edildiğini, bedelsiz kaldığını, teminat olarak verildiğinı vs. iddialarını ancak yazılı delil ile ispatlaması gerekir. Ancak davalı, davaya konu bononun davacının sözleşme ile üstlendiği edimlerini yerine getirmediği bu nedenle uğradığı zararlara karşılık verildiğini ileri sürerek bonoyu talil etmiştir. Bu savunmaya göre bononun verilmesi sebebi davalı tarafça talil edildiğinden ispat külfeti yer değiştirmiştir. Davalının bononun sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle uğradığı zararın tazmini için verildiğini ispatlaması gerekir. Davalı bu savunmasını ispatlayamadığı gibi, dosyaya delil olarak sunduğu tutanağın tarihi 03/05/2016 olup, anılan tutanakta bu tarih itibarıyla eksik olan işler belirlenmiş ve taraflarca imza altına alınmıştır. Davaya konu bononun keşide tarihi ise 12/04/2016'dır. Buna göre  henüz eksik işlere ilişkin tutanak tutulmadan davalının uğradığını ileri sürdüğü zararın tespit edilerek karşılığında bono düzenlenmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Davalı söz konusu bononun zarar tazmini karşılığında verildiğini ispatlayamadığından ve taraflar arasında davacının, davalıya bono vermesini gerektirecek borç ilişkisinin varlığı da iddia ve ispat edilemediğinden, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 12/01/2021 tarih ve 2018/16 Esas, 2021/15 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 9.426,78 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 2.357,3‬0 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.069,48 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 19/11/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ccba5dea2e840e36","SID":"e4d9a7d3ccb256c5"}}