{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/1493 <br>KARAR NO: 2024/1832<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/09/2024<br>NUMARASI: 2024/529 E. - 2024/523 K.<br>DAVANIN KONUSU: 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Alacak)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/11/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... A.Ş. tarafından davalılar hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasından davalılardan ... ve Tic A.Ş. Ye karşı ve İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı dosyasından ise tüm davalılara karşı kambiyo senetlerine (bono) mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, daha sonra müvekkilinin varlık yönetim şirketi, borçlar Kanunu’nun 183 ve devamı maddeleri uyarınca her iki dosyadan da alacakları temlik alarak alacaklı sıfatını kazandığını, davalılar yönünden icra takibi kesinleştiğini, çeke istinaden 14/05/2013 tarihinde  fazlaya dair faiz oranlarındaki artıştan doğan talep hakları da saklı kalmak kaydıyla 37.000,00 TL bakiye için davalı/borçlu yönünden icra takibi başlatıldığını, davalılar yönünden icra takibi kesinleştiğini, davalılar tarafından bildirilen icra dosyalarına ilişkin zamanaşımı itirazıyla ikame edilen İstanbul 31.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2024/86 Esas ve 2024/580 Karar Sayılı dosyasından İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı icra dosyasına dair 05/09/2024 tarihinde icranın geri bırakılmasına kesin olarak karar verildiğini, İstanbul 37.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2024/69 Esas ve 2024/382 Karar Sayılı ilamı ile de yine zamanaşımı nedeniyle İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı icra dosyasına dair 16/08/2024 tarihinde icranın geri bırakılmasına karar verildiğini, işbu kararlara karşı alacak baki olması sebebiyle huzurda süresi içerisinde alacak davasını ikame ettiklerini,  ayrıca ... İş Emri numarasıyla 05/09/2024 tarihinde arabuluculuk başvurusu da yapıldığını,  henüz anlaşma sağlanamadığını, davalılar ile müvekkilinin temlik akit tarafı arasında yapılan dosyaya sunacağımız finansal kiralama sözleşmesi ile alacağın sabit olduğunu, yine dosyaya sunacakları ihtarname ile ve şirket kayıtları ile davalının borçlu olduğunun sabit olduğunu, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla bonoya dayalı 15/08/2013 ödeme tarihinden itibaren 43.265,00 TL 'nin yıllık %13,75 işleyecek ticari faizi ile  birlikte ayrıca dava tarihinden itibaren de aylık akit faiz oranı üzerinden  davalılardan tahsilini talep etmiştir.<br>CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı taraf iş bu davayı açmadan önce arabuluculuk sürecini yürütmediğinden dava şartı eksikliği sebebiyle  davanın usulden reddini talep ettiklerini, temlik ile ilgili evrak asıllarını inceleyemediklerini  ayrıca davacı hakkında husumet itirazında bulunduklarını, taraflar arasında bir yetki sözleşmesi olup olmadığını bu aşamada teyit edemediklerinden dolayı yetki itirazında bulunduklarını, yetki sözleşmesi sunulması halinde yetkili mahkemeye dosyanın gönderilmesini talep ettiklerini, yetki sözleşmesi sunulmaması durumunda Manisa Mahkemeleri yetkili olduğunu, müvekkili şirket kayıtlarında talep edilen alacağa ilişkin borç bulunmadığını, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesini talep ettiklerini, tüm bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesini,  yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; 7155 sayılı Kanunun 20.maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa eklenen 5/A maddesi ve 7155 sayılı kanunun 23.maddesi ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa eklenen 18/A-2.maddesi uyarınca , davanın TTK'nun 5/A., 6325 sayılı Kanunun 18/A-2., HMK'nun 114/2 ve 115/2.maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkemede alacak davası ikame edilmeden önce 6/09/2024 tarihinde 09:13:58 de arabuluculuk başvurusunda bunulmuş olup başvuru şartının gerçekleştirildiğini, (ek1: arabulucu beyan tutanağı ve davet mektubu) Yerel mahkemeye arabulucu tarafından da arabuluculuk görüşmelerinin devam ettiğine ve 02/10/2024 tarihinde ilk toplantının gerçekleştirileceğine yönelik tutanak düzenlenerek sunulduğunu, ancak mahkemenin işbu toplantı gününü beklemeden ivedi bir şekilde beklemeksizin arabuluculuk süreci tamamlanmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verdiğini, karar arabuluculuk başvuru şartı gerçekleştiğinden yerinde olmadığını beyan etmiştir.<br>GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; alacak davasıdır. Mahkemece, arabuluculuk anlaşamama tutanağı düzenlenmeden, zorunlu arabuluculuk süreci tüketilmeden eldeki davanın açıldığı gerekçesiyle davanın dava şart yokluğundan reddine karar verilmiş, davacı yanca, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulduğu ileri sürülmüştür. Mevcut delil durumuna göre; arabuluculuk ilk toplantı davet mektubunun dosyaya sunulduğu, toplantı gününün 02.10.2024 tarihinde gerçekleştirileceğinin kararlaştırıldığı, başkaca arabuluculuk sürecine dair dosyaya yansıyan bir bilgi, belge ve delil bulunmadığı görülmektedir. Eldeki davanın arabuluculuk dava şartına tabi olduğunda bir tereddüt bulunmamakta olup, 7155 sayılı kanunun 22. maddesi ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 3'ncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen \"Şu kadar ki dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin 18/A maddesi hükmü saklıdır.\" cümlesi ile arabuluculuk kapsamındaki uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvuru zorunludur. Aynı kanunda arabuluculuk sürecinin nasıl gerçekleştirileceğine dair düzenleme 18/A maddesinde yer almaktadır. Bu düzenlemede; davacının, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderileceği, ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesinin karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verileceğinin belirtildiği, somut olayda Mahkemece, son tutanağın sunulması için davetiyenin gönderildiği görülmektedir. Her ne kadar davacı yanca dava açılmadan önce arabulucuya başvurulduğu görülmüş ise de; kanunun salt arabuluculuğa başvuruyu yeterli görmeyip, sürecin de arabuluculuğa uygun şekilde tamamlanma şartını aradığı, tarafların anlaşıp anlaşamadığının henüz belirli olmadığı bir dönemde eldeki davanın açıldığı, açıklanan tüm bu nedenlerle Mahkemece davanın usûlden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/09/2024 tarih ve 2024/529 E., 2024/523 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 07/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4c7f5a08a1777c29","SID":"eefbf9ffa219c661"}}