{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2022/947 <br>KARAR NO: 2024/1241<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/12/2020<br>NUMARASI: 2019/446 Esas, 2020/685 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 19/11/2024 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı firma arasında mülkiyeti müvekkili şirkete ait olan villada tadilat işleri yapılması hususunda anlaşma yapıldığını, anlaşma kapsamında davalı tarafından villada yapılan hizmete ilişkin bedelin davalıya ödendiğini, yapılan işlemlerin tamamlanmasından bir süre sonra tadilat yapılan villa havuzunun ön ve yan kısmı ile teras kısmında yapılan uygulamalarda hatalar ve ayıplar oluştuğunu, İstanbul 8. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/30 Değişik İş sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunda sorunun tamamen hatalı ürün kullanılmasından meydana geldiği yönünde görüşte bulunulduğunu, ürünlerin bu haliyle kullanılmasının müvekkili açsından uygun olmadığını belirterek, ürün bedeli olan 22.986,40 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, aksi halde hatalı ürünün sökülerek bir başka marka garantili ürün ile yeniden uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevabında, müvekkili şirket tarafından 2016 Temmuz tarihli fatura düzenlemiş olsa da 2016 Mayıs ayında davacı şirkete ait villada zemin döşeme işini yaptığını, yapılan işin ayıplı olduğu kabul edilse dahi yapılan işte ortaya çıkan ayıbın yasal sürelerde bildirilmemesi ve seçimlik hakların kullanmaması nedeniyle davacının satışı bu haliyle kabul etmiş sayılacağını, İstanbul 8. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından alınan bilirkişi raporunda davacının bakım ve temizlik klavuzuna uygun olarak davranıp davranmadığının değerlendirilmediğini, alınan bilirkişi raporuna göre gizli ayıbın hatalı üründen kaynaklandığı belirtildiği için ayıplı olduğu bildirilen ürünlerin satın alındığı dava dışı ...'ne davanın ihbarını talep ettiklerini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Fer'i müdahil vekili müdahale dilekçesinde, ön inceleme duruşmasının 3 nolu ara kararında ayıp ihbarına, 4 nolu ara kararında ise sözleşmeye ilişkin delillerin sunulmasının istenmesinin hukuk yargılamasındaki taleple bağlılık ilkesi ile iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağının aşılmasına sebep olduğunu, davacı şirketin 05.12.2019 tarihli delil sunum dilekçesi ve 10.01.2020 tarihli dilekçesiyle daha önce dava dilekçesinde dayanmadığı yeni delilleri liste olarak sunduğunu, bu nedenle bu delillere itibar edilemeyeceğini, iddia olunan hasarların üretimden kaynaklı ayıp olduğu iddiası gerçek dışı olduğunu, kaldı ki müvekkili şirkete işbu dava ihbar edilene kadar davacı şirket tarafından yasal süreler içinde ayıp ihbarında bulunulmadığı gibi, davalı şirket tarafından da gerek yasal süre içinde, gerekse huzurdaki davanın ihbarına kadar herhangi bir bildirim, ayıp ihbarı vesair talep iletilmediğini, ürünlerin iddia olunan ayıplarının kullanım veya montaj kaynaklı olup olmadığının hassasiyetle incelenmesi gerektiğini, müvekkili şirketin tedarik ettiği ürünlerin montajını üstlenmediğini belirterek, müdahale talebimizin kabulüne ve ispatlanamamış olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, Temmuz 2016 tarihinde faturası düzenlenen kompozit deck kaplama işine ilişkin davacı şirketçe İstanbul 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/30 değişik iş sayılı dosyası ile delil tespiti talebinde bulunulduğu, mahallinde icra edilen keşif akabinde düzenlenen delil tespiti raporunda; kompozit deck malzemenin gizli ayıplı olduğu ve ayıbın zaman içinde ortaya çıktığı, ayıba esas yüzey çatlaklarının ve deformasyonların kullanım hatasından kaynaklanmadığı, sorunun ürünün hatalı olmasından meydana geldiği görüşünün sunulduğu, mahkemece görevlendirilen bilirkişilerce yerinde inceleme icra edilmek suretiyle hazırlanan gerekçeli ve denetime elverişli olmakla hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacı şirkete vaat edilen ve dosyaya sunulan belgelerdeki standartlarda tanımlanan nitelikler ile uyuşmayan; kullanım amacı bakımından da, kullanıcının üründen beklediği faydayı azaltan veya tamamen ortadan kaldıran maddi eksiklik içeren “kompozit deck” malzemenin ayıplı olduğu, daha başlangıçtan beri bünyesinde gizli ayıp barındırdığı, ayıbın da 1 kış mevsimi + 1 yaz mevsimi sonrası ortaya çıktığı, ayıbın (yüzey çatlakların, deformasyonların, içbükey veya dışbükey oluşumlar) kullanım hatasından (deterjan ile silme-ovalama, üzerinde ağır eşyaların kullanımı veya taşınması, darbe veya benzeri fiziki müdahalelerden) kaynaklanmadığı, ürünün hatalı şekilde ve dosyaya sunulan anılan ürünün standart kalitesine sahip olmamasından kaynaklandığı hususlarının tespit edildiği, her ne kadar davalı ve feri müdahil vekillerince kullanım ya da montaj hatasının ayıplara sebep olduğu iddia edilmiş ise de, bu iddiaların yerinde olmadığının dosya kapsamında bulunan bilirkişi tespitleri ve ek raporla ispatlandığı, TBK'nun 475/1-1., 474. ve 477. maddeleri gereğince, eserin makul sürede gözden geçirilmesi sonucu ortaya çıkan açık ayıpların gecikmekzin yükleniciye ihbarının zorunlu olduğu, yine ilk gözden geçirme ile anlaşılamayacak gizli ayıpların fark edilir edilmez yükleniciye bildirilmesinin gerektiği, aksi halde eserin kabul edilmiş sayılacağı, davaya konu eser sözleşmesine dayanak malzemenin gizli ayıplı olduğu tespit edilmekle, davalı yanca İstanbul 8. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/30 değişik sayılı dosyasındaki delil tespiti raporuna itiraz dilekçesinde 2017 yılı Mayıs ayında davacı şirketçe ayıbın taraflarına sözlü olarak bildirildiği beyan edildiğinden, gizli ayıbın anlaşılması üzerine davacı yanca ayıp ihbarının yapıldığı ve ayıplı malzeme nedeniyle davacı yanca ödenen bedelin TBK'nun 475/1-1 kapsamında iadesi talebinin mümkün olduğu, bu nedenle 27/07/2016 tarihli faturadaki davaya konu kompozit deck malzeme ve uygulanmasına ilişkin iki kalemin toplamı 19.480 TL'nin %18 KDV'si ile birlikte 22.986,40 TL bedelin iadesine ilişkin olan talebin kabulü gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 22.986,40 TL'nin dava tarihi olan 10/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Davalı vekili istinafında, mahkemece eksik incelemelerle karar verildiğini, bilirkişilerce yapılan tespitlerin de eksik incelemeler barındırdığını, ürünler üzerinde yeterince inceleme yapılmadan, gözle görülerek, ürünlerde leke, kir, güneş yağı veyahut yiyecek damlası, küf vb. izlere rastlanmadığından hareketle ürünlerde iddia edilen deformasyonların kullanıcı hatası kaynaklı olmadığına kanaat getirildiğini, bilirkişi tarafından sunulan raporun yanlı ve hatalı olduğunu, zira keşif yapılacağı günden evvel söz konusu ürünlerin temizliğinin yapılmış olabileceğini, ayrıca bilirkişi tarafından inceleme yapılırken bakım ve temizlik kullanım kılavuzu incelenmeden, bu hususlar irdelenmeden rapor hazırlandığını, mahkemece rapora ilişkin itirazları dikkate alınmadan karar verildiğini, kaldı ki dosyaya sunulan raporlarda ayıbın malzemelerin  kurulum/montaj kaynaklı olduğuna dair herhangi bir tespit de bulunmadığını, müvekkili şirketin söz konusu ürünleri davanın ihbarını talep ettikleri ve 30.06.2020 tarihli dilekçesiyle davaya müdahale talep eden ve ürünlerin üreticisi olan ... Anonim Şirketi'nden satın almış olup, mahkemece bu hususun da dikkate alınmadığını, dosyaya sunulan raporlarda aynı zamanda ''davacıdan onarım için sınırsız bir süre beklenmesinin talep edilemeyeceği,..'' yönünde bir sonuca varılmışsa da delil tespitine yönelik sunulan bilirkişi raporuna itirazlarında da belirttikleri üzere, davacı yanca Mayıs 2017'de taraflarına sözlü bildirimde bulunulması üzerine, taraflarınca üretici firmayla iletişime geçilerek uygulama alanının %20'si kadar olan üründeki bozulmaların kullanıcı hatası olup olmadığı hususu dahi irdelenmeden ve göz ardı edilerek, ürünlerin bedelsiz değiştirilebileceğinin, değiştirilecek ürünlerin sipariş verileceğinin ve siparişlerin temin süresi göz önüne alınarak iki hafta içerisinde davacı yana durumun bildirildiğini, davacının ise yaz aylarında site yönetiminin tadilata izin vermemesi sebebiyle Eylül 2017 itibariyle tadilat yapılabileceğini taraflarına bildirdiğini, bu hususların dosya kapsamında yazışmalarla sabit olduğunu, daha sonra 13.08.2017 tarihinde ürünlerin temin edileceği tedarikçi firmanın fabrikasında yangın çıktığının ve işbu mücbir sebep nedeniyle tadilatın geçici bir süre ertelenmesi gerekeceğinin, üretime başlandığı takdirde en kısa zamanda öncelikli olarak ürünlerin değiştirileceğinin davacı yana bildirildiğini, tüm bu hususlara bilirkişi raporunda da yer verildiği halde bilirkişice yapılan  haksız ve hukuka aykırı  tespit sonucu verilen kararın kaldırılması gerektiğini belirterek, hükmün kaldırılarak dosyanın yeniden incelemek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine, aksi kanaatte esasa girilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Fer'i müdahil vekili istinafında, müdahale dilekçesindeki beyan ve itirazlarını tekrar etmiş, işbu davada davacı veya davalı tarafından müvekkili şirkete yasal süresine uygun ayıp ihbarında bulunulduğunun kanıtlanmadığını, ürünler herhangi bir karşılaştırmaya tabi tutulmadan, olması gereken ideal ürünün özelliklerinin dahi neler olduğu açıkça ortaya konulmadan, varsayımlar üzerine kurulu bir rapor tanzim edildiğini, sunulan kullanım kılavuzu dikkate alınmadan yapılan \"ayıp kullanım kaynaklı değildir\" tespitinin bilirkişi raporunda eksik inceleme yapıldığını göstermekte olduğunu, dava konusu ürünlerin kullanımında hata olup olmadığı değerlendirilirken davacı şirketin sorumluluğunun yeterince irdelenmediğini, ürünlerdeki deformasyonun kaynağının ayıp mı, dış etken mi, yoksa zemin yerleşiminin hatalı olması mı olduğunun gereği gibi teknik ve bilimsel olarak incelenmediğini ve denetime açık olarak rapora yansıtılmadığını, müvekkili şirketin üreticisi olduğu kompozit deck zemin ürünlerinin montajını yapmadığını, ürünlerin hasarsız ve üstün bir kaliteyle davalı şirkete tedariki sonrasında denklemden çıkan müvekkili şirketin ürünlerin hangi aşamada hasara uğratıldığı bilinmediğinden hasardan sorumlu tutulmayacağını, müvekkili şirketin ürünlerine ilişkin sundukları kalite raporlarının huzurdaki davanın esasını doğrudan etkilemekte olduğunu, bilirkişiler tarafından yokluklarında yapılan inceleme neticesinde, ürünün hiçbir teknik unsuru incelenmeksizin; taraflı, objektiflikten ve uzmanlık aktarımından uzak, varsayıma dayalı, hatalı bir rapor tanzim edildiğini ve işbu raporun hükme esas alındığını, bilirkişi kök ve ek raporu hüküm kurmaya, istinaf ve yargıtay denetimine elverişli olmamakla birlikte bilirkişi kök ve ek raporuna yapılan itirazların yerel mahkeme tarafından değerlendirilmediğini belirterek, kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Dava, davacı şirkete ait villanın yüzme havuzu çevresine ve kış bahçesi alanına davalı şirketçe uygulanan toplam 81 m² kompozit deck zemin kaplamasının kabul edilemeyecek derecede gizli ayıplı olduğunun sonradan ortaya çıktığı iddiasıyla, davalı şirkete bu kapsamda ödenmiş bulunan 27.07.2016 tarih ve ... sayılı faturadaki Kompozit deck kaplama 81 m² ve .. wpc saksı bedeli kalemlerine ilişkin toplam 22.986,40 TL iş bedelinin davalıdan tahsili veya ürünün yenisi ile değiştirilmesi talebine ilişkindir. Davalı tarafça düzenlenen ve davaya konu işleri de kapsayan 27.07.2016 tarih ve 00847 sayılı faturada 5 kalem imalat sıralanmış ve (KDV dahil) toplam tutar 35.706,80 TL olarak belirtilmiştir. Bu faturada davaya konu \"81 m² Kompozit deck kaplama işi\" 18.630,00 TL, \"1 adet Karden wpc saksı bedeli\" 850 TL olmak üzere KDV dahil toplam 22.986,40 TL olarak gösterilmiş olup, bu faturadaki işlerin villada gerçekleştirildiği (uygulandığı), davacı iş sahibi tarafından  Mayıs/2017'de teslim alındığı ve iş bedelinin de davalı şirkete ödendiği hususları ihtilafsızdır.Taraflar arasındaki ihtilaf, 27.07.2016 tarihli faturadaki \"81 m² Kompozit deck kaplama\" ve \"1 adet Karden wpc saksı\" işlerinin, davacı iş sahibi tarafından kabul edilemeyecek derecede ayıplı yapılıp yapılmadıkları ve eğer ayıplı iseler bunlara ilişkin süresinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığına ilişkindir.Dosya kapsamına göre, yukarıda özetlenen ilk derece mahkemesi kararında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, gerek davacı tarafça İstanbul 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/30 D.İş dosyasından yaptırılan keşfe dayalı olarak düzenlenen delil tespiti raporu, gerekse Mahkemece yapılan keşfe ve delil tespiti raporundaki tespitlere dayalı olarak düzenlenen bilirkişi heyeti kök ve ek raporlarıyla; davaya konu  \"81 m² Kompozit deck kaplama\" ve \"1 adet ... saksı\" işlerinin \"gizli ayıplı\" oldukları, 28.03.2018 tarihli delil tespiti raporundaki fotoğrafa göre, faturada yer alan “... saksının” tamamen parçalanmış ve kullanılamaz hale geldiği, bu ayıpların zamanla ortaya çıkması üzerine davacı tarafından makul süre içerisinde ayıp ihbarında bulunulduğu, söz konusu ayıpların TBK'nın 475/1-1. Maddesi kapsamında davacının kabule zorlanamayacağı ve bedel iadesi talep edebileceği derecede olduğu, davacıdan (kullanımdan, bakımsızlıktan vs) kaynaklanan bir ayıp durumu olmadığı hususları ortaya konulmuş, davalı tarafça istinafa da konu edilen itirazlar alınan ek raporda ayrıntılı olarak değerlendirilerek yerinde görülmemiş olmakla, Mahkemece, bu tespit ve değerlendirmeler doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiş olması yerinde olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı ve feri müdahil vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 29/12/2020 tarih ve 2019/446 Esas, 2020/685 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekili ile feri müdali vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 1.570,20 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 392,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.177,65 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Alınması gereken 1.570,20 TL nisbi istinaf karar harcından feri müdahil tarafça peşin olarak yatırılan 392,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.177,65 TL harcın feri müdahilden alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davalı ve feri müdahil tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 19/11/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"829e34852be63d9d","SID":"8699f28f6cdead74"}}