{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2022/948 <br>KARAR NO: 2024/1242<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 09/03/2021<br>NUMARASI: 2019/146 Esas, 2021/175 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ: 19/11/2024 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, davacı şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkili şirketin davalı şirkete taşeron olarak bir kısım işleri yaptığını ve bu işlerin karşılığında hakedişlerinin çoğunluğunu almış olduğunu, müvekkili şirketin davalı firmaya hakedişler karşılığında 500.000,00 TL fatura kestiğini, ticari defterlerin incelenmesi halinde kesilen faturalara ilişkin olarak davalı borçlu firma tarafından müvekkili davacı firmaya 488.200,00 TL ödeme yapıldığının, 11.800,00 TL'nin ödenmediğinin açıkça ortaya çıkacağını, yapılan şifahi görüşmeler sonucu davalı şirketin borcunu ödememesi üzerine Beykoz İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosya üzerinden icra takibi başlatılmış ise de davalı tarafından takibe haksız bir şekilde itiraz edilerek takibin durdurulduğunu belirterek, davalı şirketçe yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine en az %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı tarafça, süresinde bir cevap ve delil dilekçesi sunulmamış, davalı vekilince sonradan sunulan beyan dilekçesinde; davacının hak kazandığı tüm hakediş bedellerinin ödendiği, davanın aydınlatılabilmesi için her iki tarafın da ticari defter kayıt ve belgelerinin incelenmesi gerektiği, davaya konu sözleşmenin 39.maddesi gereğince davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının münhasır delil niteliğinde olduğu, davacı şirkete yaptırılan işler kapsamında olan ... Projesine ilişkin olarak  davacıya, bir sonraki hakedişten düşüleceği sözü gereğince, 20.000,00-TL'lik bir müşteri çeki verildiği ve bu çekin muhasebeleştirilmesi için de taraflar arasında henüz miktarı netleşmeyen fazladan bir hakediş faturası kesildiği, takip ve dava konusu olan 10.000,00-TL +KDV tutarındaki 24.03.2017 tarihli faturanın esasında gerçek olmayan, fazladan kesilen bir fatura olduğu, ancak davacının bu fatura bedelini (ödemeyi) hakedişlerden düşmediği, bu kapsamda davalı tarafça düzenlenen 24.11.2017 tarihli \"fiyat farkı\" faturasının da süresinden sonra iade edildiği, hakediş cetvelleri incelendiğinde 24.03.2017 tarihli faturanın dayanağının olmadığının anlaşılacağı belirtilerek, davanın reddi ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi istenmiştir. Mahkemece, takibe ve davaya alacağı oluşturan 1 adet faturanın inşat işleri bedeline ilişkin olduğu, taraflar arasında Alt İşverenlik Sözleşmesi  yapıldığı, davalı vekilinin cevap verme süresinden sonra davaya ilişkin beyanda bulunmuş ve delillerini bu aşamada ibraz etmiş olması nedeniyle davayı inkar etmiş sayıldığı, davacı tarafın bu aşamada sunulan delillere muvafakat etmediklerini beyan ettiği, alacağa konu faturanın her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafın davacının yaptığı işe ilişkin herhangi bir itirazının olmadığı, mutabakatsızlığın, davalı şirketçe davacı şirket adına düzenlenmiş ve ticari defterlerinde davacı şirket adına borç kaydedilmiş olan; 24.11.2017 düzenleme/kayıt tarihli, ... numaralı, KDV dahil 11.800,00 TL tutarlı iade faturasının davacı şirket kayıtlarında yer almamasından kaynaklandığı, tarafların vergi dairelerinden dosyaya celp edilmiş bulunan ilgili dönem 2017 yılı ba/bs karşılaştırmalı formlarının tetkiki sonucu, davalının düzenlediği iade faturasının davacının ilgili dönem (2017) BA formu beyanına da konu edilmediği, davalı şirketçe davacı şirket adına yasal itiraz sürelerinin sona ermesinden çok sonra düzenlenmiş fiyat farkı içerikli, KDV dahil 11.800,00 TL tutarlı iade/fiyat farkı faturasının davacı şirkete tebliğ edildiğine ilişkin belge sunulamadığı gibi, cevap süresinden sonra sunduğu beyan dilekçesinde ileri sürdüğü davacının maddi ihtiyaçları dolayısıyla yapılan ön ödemenin kayıtlara geçirilmediği ve hakedişlerden düşülmediği yönündeki iddiasını ispat edemediği, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 11.800,00 TL alacaklı olduğu, dolayısıyla davacının tüm faturalara konu işleri yaparak davalıya teslim ettiğini ispat etmiş olduğu, zira deftere kaydedilen fatura konusu işin yerine getirildiğine karine olduğu, davalı tarafın borcu ödediğine dair herhangi bir ödeme makbuzu, dekont vs ibraz etmediği, alacak inşaat işlerine ilişkin olmakla likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin ve davalının takipten önce temerrüde düşürüldüğüne ilişkin ihtarname yada yasal nitelikli bir belge sunulamadığından işlemiş faiz talebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının Beykoz İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptaline, takibin 11.800,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak yargılamayı gerektirdiğinden inkar tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir. Davalı vekili istinafında, taraflar arasında akdedilen 01.03.2017 tarihli ... Projesine ilişkin Alt Yüklenici Sözleşmesi'nin \"Kesin Delil\" başlıklı 39. Maddesinde; \"yüklenici, işbu sözleşme kapsamında iş sahibince düzenlenecek her türlü belge, tutanak, rapor, makbuz ve benzeri evraklar ile iş sahibinin ticari defter ve kayıtlarının kesin delil teşkil ettiğini ve işbu madde hükmünün kesin delil sözleşmesi niteliğinde olduğunu kabul eder.\" şeklinde münhasır delil sözleşmesine yer verildiğini, buna göre davacı tarafın iddialarını ancak ve ancak müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları ile ispat edebileceğini, buna rağmen bilirkişi incelemesinde davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu evraklara itibar edilerek bir değerlendirme yapıldığını ve sundukları delilleri dikkate alınmaksızın yapılan inceleme neticesinde karar verildiğini, münhasır delil sözleşmesi sebebiyle HMK'nın 193. maddesine göre münhasıran müvekkilinin ticari defter kayıtlarına itibar edilmesi gerektiğini, delil sözleşmesinin niteliği gereği hakim tarafından re'sen dikkate alınması gerektiğini, fiyat farkı faturasının düzenleme sebebinin dosyaya sunulmuş olan müşteri çeki ve diğer belgeler ile ispat edilmiş olduğunu, takip dayanağı olan 24.03.2017 tarihli ... No.lu Hakediş Bedeli ... Projesi SE Terasları Metal Ayırıcı ve Ayırıcı Saksı İmalatları Hak Ediş Faturası ile davacı şirkete verilen ve hakedişten düşülmesi kararlaştıran müşteri çekinin tarihlerinin aynı olmasının, verilen çekin muhasebeleştirilmesi amacıyla dava konusu faturanın kesildiğini kanıtlamakta olduğunu belirterek kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Dava, davacı tarafça, davalının bir kısım işlerinin taşeron olarak yapıldığı, yapılan işler için 500.000,00 TL'lik hakediş yapılmasına rağmen davalı tarafından sadece 488.200,00-TL ödendiği, bakiye 11.800,00-TL'nin  ödenmediği iddiasıyla, bu bedelin ve işlemiş faizinin davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali takibine ilişkindir. Davalı tarafça, süresinde bir cevap ve delil dilekçesi sunulmamış, sonradan sunulan beyan dilekçesiyle, davacının hak kazandığı tüm hakediş bedellerinin ödendiği, takip ve dava konusu olan 10.000,00-TL +KDV tutarındaki 24.03.2017 tarihli faturanın esasında gerçek olmayan, fazladan kesilen bir fatura olduğu, ancak davacının bu fatura bedelini (ödemeyi) hakedişlerden düşmediği, davaya konu sözleşmenin 39. Maddesi gereğince davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının münhasır delil niteliğinde olduğu, kendi defter kayıtlarına göre de davacının bir alacağının bulunmadığı savunularak davanın reddi istenmiştir. Mahkemece, sözleşmenin 39. Maddesi hükmü değerlendirilmeden, bu savunmanın ve delilin süresinde ileri sürülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında akdedilen 01.03.2017 tarihli ... Projesine ilişkin Alt Yüklenici Sözleşmesi'nin \"Kesin Delil\" başlıklı 39. Maddesi içeriğine bakıldığında, taraflarca bu madde hükmü ile \"delil sözleşmesi\" yapıldığı\" anlaşılmaktadır. HMK'nın 193. Maddesine göre delil sözleşmesi \"kesin delil\" niteliğinde olup, tarafları ve mahkemeyi bağlar. Bu nedenle taraflarca her aşamada ileri sürülebileceği gibi, Mahkemece de re'sen dikkate alınması gereken hususlardandır. Anılan \"delil sözleşmesi\" maddesinde, davalı iş sahibince düzenlenen belgeler ile ticari defterlerin \"kesin delil\" olacağı kararlaştırılmıştır. Davalı iş sahibi vekilince beyan dilekçesinde, bu maddeye dayalı olarak ticari defterlerinin incelenmesi talebinde bulunulduğundan, Mahkemece bu talebe göre inceleme yapılarak sonuca gidilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile mevcut şekilde karar verilmiş olması yerinde olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, mali müşavir bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere, davalı tarafından düzenlenen ve defterlerine kayıtlı olan 24/11/2017 Tarihli KDV dahil 11.800,00 TL tutarlı iade faturası ile davacıyla olan hesap sıfırlandığından, davalı defter kayıtlarına göre davacının bakiye bir alacağı bulunmadığından, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak, davanın reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş, davaya konu takibin başlatılmasında davacının kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden davanın kötüniyet tazminatı talebi de reddedilmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A)1-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE, 2-İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 09/03/2021 tarih ve 2019/146 Esas, 2021/175 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın REDDİNE, 4-Şartları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,<br>B) İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN 1-Alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 175,36 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 252,24 TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 3-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 11.800,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, <br>C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN 1-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalı tarafa İADESİNE, 2-Davalı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 32,50 TL tebligat ve posta  gideri olmak üzere toplam 194,60 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere 19/11/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e68aa1cd41f05d54","SID":"c55a12c8483ef886"}}