{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2093 <br>KARAR NO: 2024/1594<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/09/2021<br>NUMARASI: 2019/538 Esas -  2021/704 Karar<br>DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 31/10/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili ..., Dava konusu genel kurul sırasında Davalı Şirketin 35.000.000 TL toplam sermayesi içinde 10.500.000.- TL ‘lik sermayeye karşılık gelen 420.000 adet hisse ile %30 pay sahibi ortağı olduğunu, şirket kurucusu ..., 13 Haziran 2014 tarihinde ani kalp durması nedeniyle yirmi iki ay süresince kısıtlı olarak tedavi gördüğünü,  ..., sağlığında davalı şirket de dahil olmak üzere önemli tüm grup şirketlerde Davacı müvekkilini kendisinin yardımcısı olarak belirlediğini ve kendisinden sonra şirketlerde söz hakkı olan kişi olarak kabul ettiğini, Şirket kurucusu ... ‘ın kısıtlı olduğu dönemde ...'ın birlikte hareket ettiği diğer pay sahibi ...’ ı da yanına almak suretiyle tüm şirketleri kontrolü altına aldığını, ...'ın şirket kurucusu olan babası  ... tarafından 2005 yılından itibaren şirket yönetimlerinden el çektirildiğini, Davalı Şirket Yönetim Kurulu Üyeleri ... (546.000 adet) ve ...' ın (420.000 adet) ve yine ...' ın füru pay sahibi ...' ın (14.000 adet) olmak üzere toplam 980.000 adet olumlu oylarıyla, Davacının 420.000 adet olumsuz oyuna rağmen, Finansal Tabloların Tasdikine İlişkin Karar alındığını, Karara ilişkin olumsuz oy kullanan Davacı ...'ın, usulü dairesinde alınan karara muhalefet ettiğini,  muhalefeti tutanağa yazıldığını ve tutanağın altına da ayrıca muhalefet ettiğini belirterek imza koyduğunu, Davalı Şirket' in iştirak ve bağlı ortaklıkları bulunduğundan, finansal tabloların hazırlanıp genel kurul huzurunda tasdik edilebilmesi için TTK. 517. Maddesinin atfı temelinde TTK. M. 195,199, 514 ve 515. Hükümlerine uygun olarak Yönetim Kurulunca Konsolide Finansal Tablo olarak hazırlanması zorun olduğunu,  Konsolide Finansal Tablolar yönetim kurulu tarafından genel kurula sunulmadığını, Bu yönleriyle Finansal tabloların kanuna aykırı niteliği gözetilerek doğrudan iptali gerektiğini, Davalı şirketin 23.05.2019 tarihinde gerçekleştirilen 2018 yılı Olağan Genel kurunda Davacı müvekkilinin olumsuz oy kullanarak, alınan kararlara usulüne uygun şekilde muhalefet ettiği, Gündem 3. sırada bulunan 2018 yılı Finansal Tablolarının (Bilanço ve kar/zarar hesapları) tasdikine ilişkin oy çokluğu ile alınan 3 no.lu kararın, kanuna usule ve özellikle dürüstlük kuralına aykırılıkları nedeniyle TTK. 445 ve 446’ıncı maddeleri uyarınca iptaline karar verilmesini, Yönetim Kurulu Üyelerinin İbrasına ilişkin oy çokluğu ile alınan 4 numaralı kararın, kanuna usule ve dürüstlük kuralına aykırılıkları nedeniyle TTK. 445 ve 446 ‘ncı ve 436. maddeleri uyarınca iptaline karar verilmesini. Gündemde 4. sırada bulunan 2018 yılına ait faaliyetler ile ilgili olarak yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin oy çokluğu ile alınan 4. numaralı kararın kanuna usule ve dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle TTK. 445 ve 446 'ncı ve 436. Maddeleri uyarınca iptaline karar verilmesini, Gündemde 5. sırada bulunan ve 2018 yılı geçmiş yıllar karlarının kullanım şeklinin, dağıtımına ilişkin oylamada 2018 yılı ve geçmiş Yıllar Karlarından olmak üzere net 4.600.000 TL’lik kısmının 31.05.2020 tarihine kadar ortaklara aylık taksitler halinde dağıtılmasına\" ilişkin oy çokluğu ile alman 5 numaralı kararın kanuna, ana sözleşmeye ve özellikle dürüstlük kuralına aykırılıkları nedeniyle TTK. 445 ve 446. ve 436. maddeleri uyarınca iptaline karar verilmesini; Gündemde 6. sırada bulunan ve şirket yönetim kurulu seçimine ilişkin oy çokluğu ile alınan 6 numaralı kararın, kanuna, ana sözleşmeye ve aykırılıkları nedeniyle TTK. 445 ve 446. maddeler uyarınca iptaline karar verilmesini, Gündemde 7. sırada bulunan ve Şirket Yönetim Kurulu Üyelerine TTK m 395-396 \"ye istinaden yetki ve izin verilmesine ilişkin oy çokluğu ile alınan 7 numaralı kararın kanuna, ana sözleşmeye ve özellikle dürüstlük kuralına aykırılıklar nedeniyle TTK. 445 ve 446 ncı maddeleri uyarınca iptaline karar verilmesini, TTK.449 ncu maddesi uyarınca huzurda dava konusu edilen aykırı genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasına ve ayrıca TTK.448 uyarınca davanın açıldığının Davalı Şirket yönetim kurulu tarafından uygun vasıtalarla ve davalı şirket internet sayfasında ilan edilmesine karar verilmesini, davalı şirket bulunan vekalet ücretinin, haksız ve bilerek davanın açılmasına yol açacak şekilde kanuna ve dürüstlük kuruluna aykırı şekilde genel kurulda kararlar alınması nedeniyle gerçek vekalet ücreti üzerinden davalı şirkete yüklenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ...’nin kurulduğu 1972 yılında temeli atılan ... Holding A.Ş.’ nin kuruluşu 1996 yılında “strateji tespiti, kontrol, koordinasyon, geliştirme ve yönlendirme” çalışmalarını yapmak amacıyla, iştiraklerini aynı çatı altında toplamasıyla gerçekleştiğini, Türkiye’de yarattığı ilklerle tanınan, eğitim, taşımacılık, medya ve yayıncılık, turizm ve sağlık, enerji, sanayi ve inşaat, organik tarım, sigortacılık alanlarında gerçekleştirdikleriyle önemli başarılara imza atan ... Holding, Türkiye’nin en köklü ve başarılı kuruluşları arasına adını yazdırmayı başaran ... markası altında kırk yılı aşkın süredir iki yüz binden fazla mezun veren ... Kurumlan ve eğitim sektöründeki deneyimlerini 2014-2015 Akademik Yılında eğitim öğretime başlayan ... Üniversitesi ile Yurtiçi Kargo gibi dünya markası bir çok şirketi kapsayan yatırımlar zincirinin odağında yer alan ve çatısı altındaki tüm  şirketlerle farklı alanlarda ülke ekonomisine katkı sağlamaya devam eden, diğer yandan topluma yararlı sosyal sorumluluk projelerini de desteklemeye devam eden bir kuruluş olduğunu, Müvekkilinin davalı ... Holding ve çatısı altındaki kuruluşları tamamen şahsi gayretleri ile kuran ve bugünkü başarılı düzeye getiren  ... , davacı ... ile ... ve ...'ın babası olduğunu, ... ın 14/06/2014 tarihinde kalp durması sonucu bilincinin kapandığını, müvekkili ... tarafından İstanbul 13 Sulh Hukuk mahkemesinin 2014/591 esas sayılı dosyasında 18/11/2014 tarihli karar ile vesayet altına alındığını, Davalı müvekkili şirketin, ..., kızları davacı  ... ve ...’ dan oluşan Yönetim Kurulu için, Yönetim Kurulu Başkanı  ...’ ın vefatından önce yaşadığı ağır sağlık sorunları sebebiyle görev yapamaz hale gelmiş olması karşısında bizarur 19.09.2014 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında yeniden seçim yapılmış, ve Yönetim Kuruluna ..., ... ve  ... seçildiğini, huzurda iptal davasına konu edilen 23.05.2019 tarihli Genel Kuruldan önce davalı müvekkili şirkette 19.09.2014 tarihine kadar davacı Yönetim Kurulu üyeliği yapmış olduğunu, Davacının kardeşleri ... ve ...'a karı duyduğu husumet nedeniyle 23/05/2019 tarihli genel kurul kararları aleyhine dava açtığını, Davalı müvekkili şirketin 2018 yılı faaliyet dönemine ilişkin 04.04.2019 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında davacının talebi veçhile TTK Md. 420 uyarınca bir kısım (fınansal tabloların ve buna bağlı gündem maddeleri ile yine esasen bir zorun olmadığı halde yönetim kurulu seçimi ve, TTK Md. 395 ve 396 kapsamında Yönetim Kuruluna yetki ve izin verilmesine ilişkin) gündem maddelerinin görüşülmesi ertelendiğini, Ertelenen bu gündem maddelerinin 23.05.2019 tarihli genel kurul toplantısında görüşülerek karara bağlandığını, Alınan kararlar kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına uygun olarak alınmış olup kararların iptalini gerektirecek şartların olmadığını ve dürüstlük kuralına aykırılık da teşkil etmediğini, Davacının ‘azlığı ızrar amacının’ varlığını ispat için giriştiği yoğun çaba ile “azlık pay sahiplerinin menfaatlerini zedelediklerine’” ifadesiyle esasen bu unsurun aranması gerektiğini de kabul ettiğini,  İptali istenen genel kurul kararlarında ise bu şartların hiç birisi bulunmadığını, Davacının iddia ve talebi her hal de hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu Bu itibarla koşulları oluşmamış olan davanın esasa dahi girilmeden usulden reddine karar verilmesini, dava, 2018 yılı faaliyet dönemine ilişkin 23.05.2019 tarihli genel kurulda alınmış olan bir kısım kararların iptaline ilişkin bir dava olduğunu,  Bu davada bir takım ilgisiz ve dayanaksız iddialarda bulunarak şirketin karşılaştırmalı olarak geçmiş yıl hesap ve defterlerinin incelenmesi yolundaki talebin hukuka aykırı olduğunu, 2015 - 2016 yılı Genel Kurul kararlarına binaen Yönetim Kurulu üyelerine ödenmesi kararlaştırılan mali haklara ilişkin davacı beyanlarının da bu davayla ilgisi bulunmadığını bu nedenlerle; Davacının genel kurul kararlarının yürütmesinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı talebinin reddine, Davalı müvekkili şirketin iş bu dava sebebiyle uğrayacağı zararların tazminini talep hakkı yanında tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; Davacının T.T.K. 448/3 uyarınca Mahkemenin uygun göreceği miktarda nakdi teminat göstermesine, Haksız ve yersiz davanın usulden reddine, yine haksız ve dayanaksız iddialarla açılmış olan davanın esastan reddine, yargılama masrafı ile vekalet ücretinin de davacı tarafa yüklenmesine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" Davalı ... Holding AŞ nin 23/05/2019 tarihinde yapılan 2018 yılına ait genel kurul toplantısında alınan ; 4 ve 5 numaralı kararlar ile 7 numaralı kararda ... bakımından TTK 395-396 gereğince yetki ve izin verilmesine dair kararın kanuna, esas sözleşmeye ,dürüstlük kuralına aykırı olduğu sabit bulunmuştur.3 ve 6 numaralı kararlar ile kısmen 7 numaralı karar yönünden yasal iptal sebeplerinin gerçekleşmediği anlaşılmış, -Davalı ... Holding AŞ nin 23/05/2019 tarihinde yapılan 2018 yılına ait genel kurul toplantısında alınan ; 4 ve 5 numaralı kararlar ile 7 numaralı kararda ... bakımından TTK 395-396 gereğince yetki ve izin verilmesine dair kararın kanuna, esas sözleşmeye ,dürüstlük kuralına aykırı olması nedeniyle iptaline, diğer iptal istemlerinin reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Genel kurulun 4 ve 5 no'lu kararları ile 7 no' lu kararının Yönetim Kurulu Üyesi ... bakımından iptaline ilişkin kısmının usul ve esasa uymadığını, itiraz ve savunmalarının mahkemece değerlendirilmediğini, mahkemece yalnızca son rapor denetlemeye elverişli görülmüş bilirkişi raporuna karşı beyan itiraz ve delillerinin değerlendirilmediğini, iki ayrı heyet ile hazırlanan raporlar arasında mübayenet olduğu halde giderilmediğini, Her hal de ..., ... ve ...' dan oluşan Yönetim Kurulu üyelerinin her biri bakımından ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerektiğini, Mahkemece iptaline karar verilen Yönetim Kurulunun ibrasına ilişkin 4, Kar Dağıtımına ilişkin 5 ve TTK md. 395 ve 396 kapsamında Yönetim Kurulu üyelerinden ... bakımından 7 no” lu kararın kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına uygun kararlar olduğu halde, aksine dair bilirkişi raporlarında da bir tespit bulunmadığı halde iptal gerekçesi olarak kararların kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına uygun olmadığı sonucuna varılması, eksik inceleme ve olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; talep edildiği halde, dava konusu Finansal Tabloların ve özellikle Gelir Tablosu ve Bilançoların, açıklık ve kolaylıkla anlaşılabilir olma ilkesine, Tamlık İlkesine, Doğruluk İlkesine, Şekil Bakımından Süreklilik İlkesine uygun hazırlanmadığına dair itirazlarımız hiç nazara alınmadığını, davalı şirkette 2018 yılından önceki faaliyet dönemlerinde ortaklardan olan gerçek alacak tutarlarının hukuka aykırı biçimde yönetim kurulu tarafından kayıtlardan silinmesinden dolayı, şirketin öz kaynakları azalmış, Davacı müvekkilimin kardan pay alma hakkı zayıflatıldığını, söz konusu 2014, 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin bu usulsüz silmeden kaynaklı finansal tablolardaki bozulma her döneminde ayrıca dava edilmesine rağmen mahkemelerin kararları henüz kesinleşmediğini, dava konusu edilenler içinde Davalı şirketin Yargıtay incelemesinden geçen tek finansal tablosu 2014 yılı Finansal Tabloları olup, ortaklardan olan şirket alacak tutarlarının silinmesine dair yönetim kurulu işleminin hukuka uygunluğunun ve ortaklardan olan şirket alacağının gerçek bir alacak olup olmadığının mahkemece belirlenmesi gerektiği halde, bunun yapılmayarak Davacının iptal talebinin reddine ilişkin kurulan hükmün hatalı olduğu, bu nedenle  ilk derece mahkemesi ile aynı yöndeki İstinaf  Dairesi kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin bozma ilamıyla Davacı yararına bozulduğunu, huzurdaki somut davayı doğrudan etkileyen iş bu bozma kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 9/03/2020 Tarih 2020/4050 E 2020/2455 K sayılı emsal ilamı dikkate alınması gerektiği halde, bu husus gözden kaçırılmış ve hatalı karara neden olunduğunu, mahkemece ya Yargıtay bozma ilamındaki esaslara göre bilirkişi incelemesi yaptırılarak hükme ve denetime elverişli rapor alınması veya 2014 yılı finansal tablolarının iptali davasının kesinleşmesine kadar bekletici mesele yapılması gerektiğini, 2014 yılı finansal tablolarının iptali durumunda, bilançoların sürekliliği ve sirayeti ilkesi nedeniyle dava konusu finansal tabloların da iptali gerekeceğini, 3 numaralı finansal tabloların tasdikine dair kararın iptali istemi hakkında: Dava dilekçesinde 4. Sayfadan 11. Sayfaya kadar olan bölümde Finansal Tabloların Tasdiki Kararının iptalini gerektiren çok sayıda olgu ve sebep belirtildiği halde, mahkemenin gerekçeli kararında dava sebebi olan hususlar gösterilmemiş, verilen dava konusu iddiaların davacının adil yargılanma hakkı ihlal edilmek suretiyle  dikkate alınmadığını,  TTK 85. maddesi uyarınca şirketin mal varlıksal değerlerine ilişkin bulunduğu açık olan finansal tablolarla ilgili davanın çözümlenmesinde şirketin ilgili tüm defterlerinin sirayet ettiği dönemleri de kapsayacak şekilde incelenmesi gereği olup, bu durumun bir zorunluluk olduğunu, Finansal tabloların birbirini takip edecek şekilde bir önceki yıldan bir sonraki yıla sirayet ettiği, önceki yıllardan sari kanuna aykırılıkların da bu yolla bir sonraki yıla intikal etmek suretiyle finansal tabloların gerçeklikliğini, doğruluğunu etkileyeceği bilinen bir durum olup önceki yıllardan sirayet ettiği kesin olan kanuna ve özellikle dürüstlük kuralına aykırılığın görmezden gelinmesi yapılacak denetim ve yargılamanın amacına da uygun düşmediğini, TTK'nın iptal davasını düzenleyen 445. maddesinde bahsedilen ''kanuna veya esas sözleşme hükümlerine aykırılık'' ifadesinde geçen kanun ibaresi öncelikle TTK'nın Finansal Tablolarla ilgili hükümleri yönünden TTK 66- 78. madde ve devamı hükümlerine göre irdelenip, atıf yapılan Türkiye Muhasebe Standartları ilke ve prensipleri ile tamamlanmak zorunda olduğunu, keza mali tablolar şirketin öz kaynaklarını, varlıklarını, sermaye yapısını, harcamalarını içerdiğinden mal varlığına ilişkin davalar kapsamında bulunup TTK m85 hükmü açıklığı ile şirketin tüm defterlerinin incelenmesini gerektirdiğini, öncelikle Bilirkişi bu ifadesi ile konsolide finansal tabloların varlığını ima ettiğini, oysa Davalı şirket bir Holding şirket olmasına rağmen genel kurula ve dava dosyasına sunulmuş bir konsolide finansal tablo bulunmadığını, hükme esas alınan yetersiz Bilirkişi Kurulu raporunda, Finansal Tabloların tasdikine ilişkin alınan 3 no'lu karar yönünden değerleme başlığı altında, \"Konsolide finansal tabloların bağımsız denetim firmasınca hazırlandığının belirlendiğini, bu itibarla şirket yönetim kurulunun konsolide finansal tabloları genel kurula sunmadığına dair Davacı iddiasının haklı olmadığı\"nı belirttiğini, bunun gibi Bilirkişi Kurulunun, \"Konsolide finansal tabloların bağımsız denetim firmasınca hazırlandığının belirlendiğine ilişkin görüşü de somut olaya ve dosya kapsamına uygun düşmediği gibi aynı zamanda hukuken de hatalı olduğunu, bu hatalı çıkarımın bizatihi emredici mahiyetteki TTK m514'ün açık hükmünden dahi anlaşıldığını, Bilindiği üzere anonim şirketlerde yönetim kurulu ile denetçi farklı organlar olduğunu, Yönetim Kurulunun görev ve yetkisi ile Denetçi'nin görev ve yetkisi ayrı ayrı düzenlendiğini, bu iki organdan birisi diğerinin yetki ve görev alanına müdahale edemeyeceği gibi, birisinin diğerinin yapması gereken görevi yaptığından da bahsedilemeyeceğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda 51. maddede konsolide finansal tablo hazırlama görev ve yetkisi, Bilirkişinin varsaydığının aksine Denetçiye değil, devredilemez yetkiler kapsamında yönetim kuruluna verilmiştir. olarak, fiktif olmadığından (gerçek alacak olduğundan) dolayı şirket kayıtlarından silinmesi hukuken mümkün bulunmayan ''ortaklardan olan şirket alacaklarının'' Davalı yönetim kurulu tarafından silinmesine dair hukuk dışı yönetim kurulu işlemi hakkında da Bilirkişi Kurulu tarafından mahkemeye son derece hatalı bir görüş bildirilerek mahkemenin yanlış karar vermesine sebep olundu üzere kayıtları düzeltme bahanesi ile silinen ortaklardan alacak tutarının  fiktif değil tamamen gerçek bir alacak tutarı olduğu ve tahsil edilmesi gerektiğini, bu durumun şirketin resmi kayıtları ve banka hesapları itibariyle de ortada  bulunduğu, bilirkişi raporuyla da alacağın gerçekliğinin ilgilisinden tahsil edilmesi gerektiği şeklindeki görüş temeliyle de belli olduğunu, buna rağmen torba yasa hükmü amacından saptırılarak, şirketin gerçek alacaklarının kayıtlardan silinmesi, dava dilekçemizdeki bu iddia ve talebimizin göz ardı edilmesi, somut olay adaletini ihlal etmiş ve hukuka aykırı bir karara neden olduğunu, davalı Şirketin hakim ortağı durumunda bulunan ve aynı zamanda yönetim kurulu Başkanı olan ... yararına kayıtlardan silinen ve şirket finansal tablolarını bozan, davacının ve şirketin vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden alacak tutarları aşağıda belirteceğimiz üzere milyonlarca lira düzeyinde olup somut davada kayıtlardan silinen şirket alacaklarının tutarlarına bakıldığında da, sermaye pay yapısı gözetildiğinde üç ortağın payları (%30 ..., %30 ..., %39 ...) hemen hemen birbiri ile aynı olup, tutarlar arasında eşitlik ilkesine de açıkça aykırı bir durum söz konusu olduğunu, bilindiği gibi yönetim kurulunun ''eşit işlem ilkesi'' ne aykırı karar ve işlemleri TTK m391 uyarınca butlanla malul olup bununla beraber ... Holding A.Ş. İştiraklerinden temettü elde edilememesinin sebebinin de işte bu türden kötü yönetim ve muvazaalı işlemler olduğunu, hali hazırda bu nedenle dava dışı iki grup şirketi (... Okulları ve ... İnşaat) yönetim kurulu üyelerine sorumluluk davaları açıldığını, muvazaalı işlemlerle aynı şekilde grup şirketlerinin de zarara uğratıldığı, yüz milyonlarca liranın akıbetinin belli olmadığını, oysa TTK m519 'e göre kar dağıtımı safi kazanç üzerinden hesaplanacağını, ilişkili kişilere yapılan emsal üstü ödemeler dağıtılabilir kar tutarının ve özkaynağın azalmasına sebebiyet verdiğini,  ancak her koşulda bu işlemlerin dağıtılabilir kar 'ı etkilememesi zorunlu olup dolayısıyla bu kayıtların karşılaştırılması ve gerçekliğinin tespiti dava açısından hukuken zorunlu olduğu halde bu yöndeki rapora itirazlarımız dikkate alınmadan eksik ve hukuken hatalı bir karar verildiğini, 2018 yılında 10.639.028,18 TL ücret ödemesinin yönetim kurulu üyelerine değil, üst düzey yöneticilere ödeme yapıldığı bilirkişi raporunda belirtmiş ise de, bu beyanın doğru olup olmadığını denetlemeye matuf ilişkin hiçbir dayanak belge ya da bilgiye raporda yer verilmediğini, bu haliyle mahkemece hükme dayanak alınan rapor maalesef İstinaf Dairesince de denetlenemez durumda olduğunu, Davalı şirket saf holding niteliğinde olup, toplam çalışan sayısı sadece 16 kişi olup bu toplam sayı içinde üst düzey yönetici sıfatıyla çalışan kişiler ise en fazla 2 veya 3 kişi olabileceğini, şirketin sermayesi 35.000.000 TL olup, 2018 yılı vergi öncesi kar tutarı 43.286.393,33 TL beyan edilmiş iken, sadece 2 veya 3 çalışanına 10.639.028,18 TL ödeme yapılmış olması anlaşılabilir bir durum olmadığını, bilirkişinin TTK. 84 ve Bilirkişi Yönetmeliği 55/3 maddelerin açık hükmü uyarınca bu tespitine dayanak olan belge ve bilgileri raporuna yazması veya eklemesi yasal zorunluluk olduğu halde bu yerine getirilmediğini, şüpheli ticari alacakları hesabında yer alan ve dayanağı gösterilmeyen harcamalar bakımından raporda hiçbir belge ya da kayıt örneği sunulmadığını, TTK madde 84 ve Bilirkişi Yönetmeliği 55/3 hükmünde bu incelemeler bilirkişiye görev olarak verildiği halde yasa hükmü göz ardı edildiğini, bu bakımdan yukarıda arz ettiğimiz nedenlerle şirkete karşı vekil durumundaki yönetim kurulu üyelerinin görevlerini gerekli özen ve iyi niyetle yerine getirmediklerinden, şirket menfaati aleyhine ve fakat kendi yararlarına iş ve işlemler gerçekleştirdiklerinden dolayı söz konusu kişilerin kendi oylarıyla kendilerini yeniden seçmelerine dair genel kurul kararının da iptal edilmesi gerekirken mahkeme iptal nedenini yanlış değerlendirerek sanki sadece oy yasağına dayalı bir ihlal iddiası varmış gibi aksi yönde oluşturduğu karar hukuka uygun düşmediğini, bu nedenle 6 numaralı kararın da ortadan kaldırılmasına beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, anonim şirket genel kurul kararının iptali, davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davaya konu genel kurul kararları hakkında iptal sebebinin bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davalı şirketin, 2018 yılı olağan genel kurulu, davacının katılımı ile 23/05/2019 tarihinde yapılmıştır. Davacı tarafça, davalı şirketin 2018 yılı olağan genel kurulunda alınan bir kısım kararların iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 445. Maddesinde, toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten kişilerin, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabileceği, düzenlenmiştir. Davacı taraf, iptal istemine konu genel kurul kararlarına muhalefetini bildirmiş ve eldeki davayı 23/08/2019 tarihinde üç aylık süre içerisinde açmıştır. Genel kurul kararlarının iptali davasına konu, ... Holding A.Ş.’nin 23/05/2019 tarihinde yapılan 2018 yılı olağan genel kurul toplantı tutanağının; 3. Maddesi 2018 yılı finansal tabloların okunması ve müzakeresine ilişkin olup, yapılan oylamada davacı ...'nın 240.000 adet olumsuz oyuna karşılık 980.000 olumlu oy ile oy çokluğuyla tasdik edilmiştir. Davacı vekilince, yönetim kurulunca konsolide finansal tablo hazırlanmadığı,  finansal tabloların gerçeğe ve dürüst resim ilkesine uygun olmadığı, önceki yıllara ilişkin usulsüzlüklerin 2016 yılı bilançolarına da sirayet ettiği iddiasıyla 3 nolu genel kurul kararının iptali talep edilmiştir. TTK'nun 68/3. maddesi, yıl sonu finansal tabloların, bilanço ile gelir tablosundan oluştuğu düzenlenmiştir. Ayrıca TTK'nın 515. maddesi, Anonim şirketlerin finansal tabloları, Türkiye Muhasebe Standartlarına göre şirketin malvarlığını, borç ve  yükümlülüklerini, öz kaynaklarını ve faaliyet sonuçlarını tam, anlaşılabilir, karşılaştırılabilir, ihtiyaçlara ve işletmenin niteliğine uygun bir şekilde; şeffaf ve güvenilir olarak; gerçeği dürüst, aynen ve aslına sadık surette yansıtacak şekilde çıkarılır, şeklindedir. Şirketin finansal tablolarının Türkiye Muhasebe Standartlarına, kanuna ve esas sözleşmenin finansal tablolara ilişkin hükümlerine uygun olması ve ayrıca şirketin, malvarlıksal ve finansal durumunun 515 inci madde anlamında dürüst resim ilkesine uygun olarak yansıtılması gerekir. TTK'nın 517/1. Maddesine göre, konsolide finansal tabloları hazırlamakla yükümlü işletmeler ile konsolidasyon kapsamına giren işletmelerin belirlenmesinde ve ilgili diğer konularda Türkiye Muhasebe Standartları geçerlidir. Maddenin ikinci fıkrasına göre de Konsolide finansal tablolar 515 inci maddede öngörülen esas ve ilkelere göre çıkarılır. İlk derece mahkemesince alınan 27/05/2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, dava konusu genel kurulda 31/12/2018 tarihinde düzenlenen konsolide finansal tablolar ve tablolara ilişkin dipnotları içeren bağımsız denetim raporunun sunulduğu tespit edilmiştir.  Ayrıca davacı tarafça 6552 sayılı yasa kapsamında 2014 yılında yapılan işlemlerin sonraki yıllara da sirayet ederek devam ettiği belirtilmiş ise de, davalı şirketin 2014 yılı genel kuruluna ilişkin olarak YHGK'nun 18.10.2022 tarih ve 2020/11-674 E. - 2022/1291 K. Sayılı kararında, davalı şirketin 6552 sayılı Kanun kapsamında yaptığı işlemlerin aynısının, davacının yönetim kurulu üyesi olduğu 2011 yılında da 6111 sayılı Kanun kapsamında aynen yapıldığı ve yapılan işlemlerin kanuna uygun olduğu gözetildiğinde davalı şirketin 30.09.2015 tarihinde yapılan genel kurulunun (5) numaralı kararının iptali şartlarının oluşmadığı kabul edilmiş olup bu husus kesinleşmiştir. 27/05/2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, 2018 yılında şirketin olağan kar tutarının 54.151.854,48 TL iken 15.556.682,48 TL olağan dışı zarar ve gider ilavesiyle 43.286.393,36 TL vergi öncesi kar beyan edildiği, söz konusu 15.556.682,48 TL tutarındaki olağan dışı gider ve zarar kaydının12.659.979,74 TL lik kısmının 7143 Sayılı Yasa kapsamında yapılan  müracaattan kaynaklandığı tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, 6.687.194,32 TL tutarındaki “diğer alacaklar hesabı” düzeltmesinin dayanağının, müteveffa  ... çiftliği için önceki yıllardan gelen alacaklar olduğu, toplam alacağın 9.276.301,27 TL'lik kısmının daha önce 6736 sayılı yasa kapsamında düzeltmeye konu edildiği, bakiye 6.687.194,32 TL'nin ise dava konusu genel kurulun ait olduğu 2018 yılı içerisinde 7143 sayılı yasa ile düzeltmeye konu edildiği, 5.518.555,59 tutarındaki “ortaklardan alacaklar hesabı” düzeltmesinin dayanağının, 1.204.224,43 TL'sinin davacı ..., 2.157.165,58 TL'sinin ... ve 2.157.165,58 TL sinin ise ...'dan olan şirket alacakları olduğu, ...'ın 01.01.2018 tarihi itibarıyla şirkete 13.918.878,72 TL borcunun bulunduğu, yıl içerisinde borcuna mahsuben şirkete 10.294.476,41 TL tutarında banka havalesi yolu ile ödeme gerçekleştirdiği, yılsonu itibarıyla da şirkete halen 2.730.572,69 TL borçlu olduğu belirlenmiştir. Buna göre şirket karını düşüren işlemlerin 2016 yılında çıkan 6736 sayılı Torba Yasa ve 2018 yılında çıkan 7143 sayılı Yasa kapsamında yapılan düzeltme işlemlerinden kaynaklandığı belirlendiğine göre, bu düzeltme işlemlerinin anılan kanunlardaki koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekir. Şirket çalışanlarına 2018 yılında yapılan 10.639.028,18 TL olarak yapılan ödeme bakımından ise, bilirkişi raporunda şirkette fiilen mesai harcayan ya da şirket yönetiminden sorumlu olanlara ücret ödenmesinde yasal bir engel bulunmadığı gibi, bu ödemelerin şirketin kar/zarar durumundan bağımsız olduğu ifade edilmiş ise de, söz konusu çalışanlara ödeme yapıldığına ilişkin bir belge sunulmamıştır. Şüpheli Ticari Alacaklar hesabında yer verilen ve dayanağı gösterilmeyen harcamalar bakımından raporda hiçbir belge ya da kayıt örneği sunulmadığı itirazı bakımından ise, bilirkişi raporunda, bazı hesap kalemlerinde yer alan tutarların yerindelik denetiminin yapılması dava konusu olmadığı gibi, bu tutarların dayanakları ve bunlara bağlı olarak gerçekliğinin denetlenmesi de davaya konu olay kapsamında bilirkişi görevi içerisinde yer almadığı ifade edilmiş olup, bu ifadeden söz konusu kayıtların gerçeğe uygun olup olmadığının incelenmediği anlaşılmaktadır. Bu haliyle finansal tablolara ilişkin olarak, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporu hüküm vermeye elverişli değildir. ... Holding A.Ş.’nin 23/05/2019 tarihinde yapılan 2018 yılı  yılı olağan genel kurul toplantı tutanağının; 4. Maddesi yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin olup, yapılan oylamada yönetim kurulu üyesi ..., davacının 420.000 adet olumsuz oyuna karşılık 434.000 olumlu oy ile oy çokluğuyla; yönetim kurulu üyesi ... davacının 420.000 adet olumsuz oyuna karşılık 560.000 olumlu oy ile oy çokluğuyla; yönetim kurulu üyesi ... davacının 420.000 adet olumsuz oyuna karşılık 980.000 olumlu oy ile oy çokluğuyla ibra edilmiştir.Davacı vekilince, oydan yoksunluk nedeniyle yeterli nisap ile alınmayan ibraya ilişkin 4 nolu genel kurul kararının iptali talep edilmiştir. TTK'nın  436/2. maddesinde, şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişilerin, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamayacakları düzenlenmiştir. Davalı şirketin yönetim kurulu, ..., ..., ..'den oluşmaktadır. Bunlardan  ... ve ... şirkette pay sahibidir. Hazirun cetveline göre davalı şirketin toplam payı 1.400.000 adet olup, bunlardan 546.000 adedi yönetim kurulu üyesi ...'a, 420.000 adedi ise yönetim kurulu üyesi ...'a aittir. Buna göre yönetim kurulu üyesi ...'ın ibrası için yönetim kurulu üyesi ...'ın kullandığı 420.000 olumlu oy, kullanılmamış sayıldığında, geriye ...'ın  14.000 olumlu oyu ile davacının  420.000 olumsuz oyu kalmaktadır. Bu halde, ibra için karar nisabı olan oy çoğunluğu sağlanamamış olup,  yönetim kurulu üyesi ... yönünden alınan ibra kararı Kanuna aykırı olup iptali gerekir. Yönetim kurulu üyesi ...'ın ibrası için yönetim kurulu üyesi ...'ın kullandığı 546.000 olumlu oy, kullanılmamış sayıldığında, geriye ...'ın  14.000 olumlu oyu ile davacının  420.000 olumsuz oyu kalmaktadır. Bu halde, ibra için karar nisabı olan oy çoğunluğu sağlanamamış olup,  yönetim kurulu üyesi ... yönünden alınan ibra kararı Kanuna aykırı olup iptali gerekir. Yönetim kurulu üyesi ...'nün ibrası için yönetim kurulu üyeleri ... ve ...'ın kullandığı 546.000 olumlu oy, kullanılmamış sayıldığında, geriye ...'ın  14.000 olumlu oyu ile davacının  420.000 olumsuz oyu kalmaktadır. Bu halde, ibra için karar nisabı olan oy çoğunluğu sağlanamamış olup,  yönetim kurulu üyesi ... yönünden alınan ibra kararı Kanuna aykırı olup iptali gerekir. Bu nedenle ibra kararı yönünden ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. ... Holding A.Ş.’nin 23/05/2019 tarihinde yapılan 2018 yılı olağan genel kurul toplantı tutanağının; 5. Maddesi 2018 ve geçmiş yıllar karının dağıtımına ilişkindir. Yapılan oylamada 2018 ve geçmiş yıllar karından olmak üzere kanun ve ana sözleşme gereği tenzili  gereken miktarlar ayrıldıktan sonra geriye kalan kısmından net 4.600.000,00 TL'sinin 31/05/2020 tarihine kadar ortaklara aylık taksitler halinde dağıtılmasına davacının 420.000 adet olumsuz oyuna karşılık 980.000 olumlu oy ile oy çokluğuyla karar verilmiştir. Davacı vekilince, geçmiş yıllar karının şirketin sermayesinin 4 katına ulaştığı ve karın dağıtılmaması için kanuni şartların bulunmadığı iddiasıyla 5 nolu genel kurul kararının iptali talep edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 507/1. Maddesine göre, her pay sahibi, kanun ve esas sözleşme hükümlerine göre pay sahiplerine dağıtılması kararlaştırılmış net dönem kârına, payı oranında katılma hakkını haizdir.  TTK'nın 408/2-d maddesine göre ise, yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kâra katılması dâhil, kullanılmasına dair kararların alınması şirket genel kurulunun münhasır yetkileri arasındadır.TTK'nın 523/1. Maddesinde, kanuni ve esas sözleşmede öngörülen isteğe bağlı yedek akçeler ayrılmadıkça pay sahiplerine dağıtılacak kâr payının belirlenemeyeceği; ikinci fıkrada ise genel kurulun, aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekliyse, bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa, Kanunda ve esas sözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçe ayrılmasına da karar verebileceği düzenlenmiştir. Davalı şirket ana sözleşmesinin “Karın Tespit ve Dağıtımı” başlıklı 14. Maddesi, \"Şirketin genel masrafları ile muhtelif amortisman bedelleri gibi şirketçe ödenmesi gibi veya ayrılması zorunlu olan miktar hesap yılı sonunda tespit edilen gelirlerden indirildikten sonra geriye kalan miktar safi karı teşkil eder. Bu suretle meydana gelecek kardan kurumlar vergisi kesildikten sonra %5 kanuni ihtiyat akçesi ayrılır ve kalandan itfa edilmemiş hisse senetlerinin bedelleri ödenen kısma %5 oranında birinci temettü verilmesine yetecek miktar çıkarılır. Kalan %5 kar payı ayrılır. Geri kalan kısım genel kurulun tespit edeceği şekil ve surette dağıtılır. Kurucular ve yönetim kurulu üyeleriyle memur ve hizmetlilere ayrılacak miktarlar ikinci temettü hissesi olarak hissedarlara dağıtılması kararlaştırılan ve kara iştirak eden kuruluşlara dağıtılan paradan Türk Ticaret kanunun 466.maddesinin 2.fıkrasının 3 numaralı bendi gereğince %10 kesilerek adi ihtiyat akçesine eklenir.\" şeklindedir. Bilirkişi heyeti tarafından, şirketin 31.12.2018 tarihli bilançosunda görüldüğü şekli ile sermayenin 3,68 katına ulaşan öz varlık tutarı ve geçmiş yıllar zararları ile dönem net zararı düşüldükten sonra kalan dağıtılabilir kar tutarının çok küçük bir kısmının dağıtılmasına karar verilmiş olması karşısında, ticari amaçlı olarak kar payı elde etme beklentisi içerisinde olan şirket ortaklarına cüzi miktarda kar payı dağıtımı yapılmış olmasına ilişkin genel kurulda onaylanan 5 numaralı kararın hakkaniyete uygun olmadığı, davalı şirketin dava dosyasına sunulu 2018 yılına ait bilançosunda, 2018 yılı hazır değerler toplamının 69.926.444,35 TL olduğu görüldüğünden, şirketin likit varlığının daha yüksek miktarlarda kar dağıtımı yapılmasına olanak tanıdığı ifade edilmiştir. Genel kurulun yıllık bilançoya göre belirlenen yıllık kâr dağıtımına ilişkin yetkisinin sınırını, keyfilik ve hakkın kötüye kullanılması teşkil etmektedir. Bu nedenle pay sahibinin, anonim şirketin salt kâr gütme amacına dayanan mutlak nitelikteki bu hakkı, sadece keyfi olarak hiç dağıtılmaması halinde değil, aynı zamanda yeteri kadar dağıtılmamasında da ihlal edilmiş olur. Zira ticaret şirketlerinin asıl amacı kar edip, ortaklarına dağıtmaktır.  Dolayısıyla genel kurulun yıllık kârın dağıtımına ilişkin hakkını hiç ve yeteri kadar dağıtmayacak ve özellikle azınlığı zarara sokacak şekilde kullanması, pay sahibinin kâr payı hakkını ihlal edecektir. Bu halde, kanuni ve ihtiyari yedek akçeler dağıtıldıktan sonra, kar payı dağıtılmamasına karar verilebilmesi için TTK'nın 523/2. Maddesinde düzenlendiği şekliyle  şirket aktiflerinin yeniden sağlanabilmesi için gereklilik bulunması veya bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı(istikrarlı) kâr payı dağıtımı yönünden haklılık bulunması şarttır.Davacı tarafça, şirketin 03/03/2016 tarihli 2015 yılına ait genel kurulunun 7 nolu karın 935.000,00 TL'sinin dağıtılmasına ilişkin kararın iptali için dava açılmış ve 935.000,00 TL’nin üzerinde kâr dağıtımı yapılmamasına ilişkin kısımların iptaline karar verilmiş ve bu karar Yargıtay 11.HD'nin 19/01/2022 tarih ve 2020/1259 E. -  2022/426 K. Sayılı kararı ile onanmıştır. Bu nedenle davacının yönetim kurulu başkanı olduğu 19.09.2014 yılına kadar yapılan genel kurul toplantılarında geçmiş yıllar karının dağıtılmaması kararlarının hep oybirliği ile alınmış olmasının sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Davalı şirketin 2018 ve geçmiş yıllar karı bakımından şirketin likit varlığının daha yüksek miktarlarda kar dağıtımı yapılmasına olanak tanıması, TTK'nın 523/2. Maddesindeki hususların bulunduğunun ispat edilememesi karşısında ilk derece mahkemesince kar payı dağıtımına ilişkin olarak davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. ... Holding A.Ş.’nin 23/05/2019 tarihinde yapılan 2018 yılı olağan genel kurul toplantı tutanağının; 6. Maddesi yönetim kurulu üyeleri seçimine ilişkin olup, yapılan oylama ..., ... ve ...'nın, davacının 420.000 olumsuz oyuna karşılık 980.000 olumlu oy ile oy çokluğuyla yönetim kuruluna seçilmelerine karar verilmiştir. Davacı vekilince, yönetim kurulu üyelerinin seçiminin TTK'nın 436/1. Maddesine aykırı olduğu ve oy yasağını ihlal ettiği ileri sürülerek 6 nolu genel kurul kararının iptali talep edilmiştir. TTK'nın 436/1. Maddesine göre; pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz.  Söz konusu düzenlemeye göre oy yoksunluğu maddede sayılanlar ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe ilişkin olarak düzenlenmiştir. Yönetim kurulu üyesi seçimi ise, yönetim kuruluna seçilen pay sahibinin kendisi ve eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri bakımından şirket arasında kişisel bir iş veya işlem değildir. Bu nedenle, yönetim kurulu üyeliği seçimi 436/1. Maddesinde düzenlenen oy yoksunluğu kapsamında değildir. Buna göre, ... ve ...'ın kendisinin ve kardeşinin yönetim kuruluna seçimi bakımından herhangi bir oy yoksunluğu bulunmamaktadır. Dolayısıyla ilk derece mahkemesince yönetim kurulu seçimi bakımından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. ... Holding A.Ş.’nin 23/05/2019 tarihinde yapılan 2018 yılı olağan genel kurul toplantı tutanağının; 7. Maddesi yönetim kurulu üyelerine TTK'nın  395 ve 396 maddelerine istinaden yetki ve izin verilmesine ilişkin olup, davacının 420.000 olumsuz oyuna karşılık 980.000 olumlu oy ile oy çokluğuyla yönetim kuruluna izin verilmesine karar verilmiştir. TTK'nın 436/1. Maddesine göre; pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz.  Yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. yetkinin verilmesine ilişkin karar, ortak ile şirket arasında şahsi bir işe ilişkin olduğundan TTK'nın 374/1. maddedeki oy yoksunluğu halinin uygulanması gerekir(Yargıtay 11. HD'nin Tarih ve 2012/4712 E- 2013/6730 K. Sayılı kararı). TTK 436/1. Maddesindeki oy yoksunluğunda yalnızca, paydaş, eş, altsoy ve üstsoyun ortağı olduğu şirketlerle yapılacak işler zikredilmiş, kardeşler arasında böyle bir oy yoksunluğu hali düzenlenmemiştir. Kanun koyucunun yasa maddesinde açıkça altsoy ve üstsoy ibarelerine yer verdiği, kardeşler arasında ise TMK 17. maddesinde de ifade edildiği üzere yansoy hısımlığı bulunduğu, bu durumda, yönetim kurulu üyelerinin kardeş olması nedeniyle söz konusu genel kurul maddesinin oylamasında oydan yoksun olacağı şeklinde yorum yapılamaz(Yargıtay 11. HD'nin 14/03/2018 Tarih ve 2016/7190 E- 2018/1960 K. Sayılı kararı). Buna göre yönetim kurulu üyesi ...'a TTK'nın 395 ve 396. Maddeleri uyarınca izin verilmesi için kendi kullandığı 546.000 olumlu oy ile kızı ...'ın kullandığı 14.000 olumlu oy, kullanılmamış sayıldığında, geriye ...'ın  420.000 olumlu oyu ile davacının  420.000 olumsuz oyu kalmaktadır. Bu halde, karar için gerekli nisap olan oy çoğunluğu sağlanamamış olup, yönetim kurulu üyesi ...'a TTK'nın 395 ve 396. Maddeleri uyarınca izin verilmesi yönünden alınan karar Kanuna aykırı olup iptali gerekir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince ...'a TTK'nın 395 ve 396. Maddeleri uyarınca izin verilmesi bakımından davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yönetim kurulu üyesi ...'ın TTK'nın 395 ve 396. Maddeleri uyarınca izin verilmesi için kendi kullandığı 420.000 olumlu oy, kullanılmamış sayıldığında, geriye ...'ın 546.000 olumlu oyu ve ...'ın  14.000 olumlu oyu ile davacının  420.000 olumsuz oyu kalmaktadır. Bu halde karar için gerekli nisap olan oy çoğunluğu sağlanmış olup yönetim kurulu üyesi ...'a TTK'nın 395 ve 396. Maddeleri uyarınca izin verilmesi yönünden alınan karar Kanuna uygundur.  Yönetim kurulu üyesi ... yönünden ise herhangi bir oydan yoksunluk durumu söz konusu değildir. Bu nedenle ibra kararı yönünden ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince ... ve ...'na TTK'nın 395 ve 396. Maddeleri uyarınca izin verilmesi bakımından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu sebeplerle bilirkişi heyetinden, finansal tablolar yönünden yukarıda işaret edilen hususlarda rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Bu durumda eksik inceleme ile yargılamanın sonuçlandırılması doğru olmamıştır. Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İDM kararının kaldırılarak işaret edilen hususlarda yeniden yargılama yapılması için dosyanın mahal mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatindeyim. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, İlk derece mahkemesi kararının davanın kabulüne karar verilen kısımları yönünden usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine; buna karşın finansal tabloların onaylanmasına ilişkin karar yönünden mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle:  1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 31/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5294724f9e2c1141","SID":"19ece1617ac9bdb3"}}