{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/589 <br>KARAR NO: 2024/1373<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2022/716 <br>KARAR NO: 2023/1022\t\t\t\t\t<br>DAVA TARİHİ: 23/09/2022<br>KARAR TARİHİ: 07/12/2023<br>DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>KARAR TARİHİ: 30/10/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket nezdinde sigortalı şirket ... Sanayi Anonim Şirketine ait iş makinelerinin makine kırılması sigorta poliçesi ile güvence altına alındığını, 30/08/2019 tarihinde ... tip, ... seri numaralı  2011 yılı imali 400 tonluk pres makinesinin ... marka ... seri numaralı, 280 kw su soğutmalı servo motorunda su kaçağının meydana gelmesi nedeniyle maddi hasar oluştuğunu, hasar sonrası alınan ekspertiz raporunda \"hasarın imalat ya da malzemeden kaynaklı olabileceği\" kanaatine varıldığını, yine hasara ilişkin İTÜ Elektrik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi tarafından tanzim edilen raporda \"gerçekleşen arızanın üretim sırasında yaşanan bir aksaklık münferit bir problem ve/veya o bölgede üretimde kullanılan malzemeden kaynaklı münferit bir sorun sonrasında gerçekleşme ihtimalinin çok yüksek olduğu\" şeklinde görüş bildirildiğini, müvekkili şirket nezdinde makine kırılması sigorta poliçesi kapsamında sigortalı olan hasara uğramış motor için 06/11/2020 tarihinde 36.909,68 TL tutarında tazminat ödendiğini, halefiyet hükmü uyarınca müvekkili sigorta şirketi tarafından davalı hakkında takip başlatıldığını ancak davalının haksız itirazı üzerine icra takibinin durduğunu beyan ederek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Anlaşmazlığa konu olan motorun, davalı müvekkilinin Almanya'daki tesislerinde üretildiğini, davalı müvekkilinin ürünlerin Türkiye'deki yetkili satıcısı olduğunu, satışın yanı sıra teknik servis hizmetinin de davalı müvekkili tarafından verildiğini, anlaşmazlığa konu olan motorun 17/10/2016 tarihinde dava dışı sigortalıya satılarak teslim edildiğini, davacı tarafından iddia konusu hasarın ise 30/08/2019 tarihinde gerçekleştiğinin belirtildiğini, işbu sebeple 2 yıl zaman aşımı süresinin dolduğunu, öte yandan davacının zamanaşımının işlemeyeceği ve müvekkili şirketin ayıpta ağır kusur ya da kastının olduğuna ilişkin herhangi bir iddiasının bulunmadığını, bu halde davacının ayıp ihbar hükümlülüğünü yerine getirmemesi ve davanın zamanaşımı süresi içinde açılmaması sebebiyle reddi gerektiğini, davacının tazminat talebine ilişkin de zamanaşımı itirazının bulunduğunu, bununla birlikte davacı dava dilekçesi ve ekinde söz konusu iddiasını destekleyici ve talep ettiği 42.764,67 TL lik zarara nasıl ulaştığına ilişkin hiçbir delil sunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ''...Dava, alım satım konusu aracın gizli ayıplı olduğundan bahisle ayıbın onarım bedelinin tahsili talebine ilişkindir. Davacının sigortalısı tarafından davalıdan 17.10.2016 tarihinde satın alınan pres makinesinin 30.08.2019 tarihinde hasarlandığı, davacı sigortalı tarafından hasar nedeniyle makine kırılması sigorta poliçesi kapsamında 06.11.2020 tarihinde sigortalısına ödeme yaptığı,  söz konusu arızanın makinede bulunan üretim hatasından kaynaklandığını ve gizli ayıp niteliğinde olduğunu iddia ederek yapılan ödeme nedeniyle davalı satıcıdan rücuen tahsilini talep ettiği, 04.11.2021 tarihinde rücu talebine ilişkin icra takibi başlatıldığı, icra takibine davalının itirazı üzerine 23.09.2022 tarihinde eldeki itirazın iptali davasının açıldığı, davalı tarafından zamanaşımı ve ayıbın süresi içerisinde bildirilmediği itirazında bulunarak araçta üretim hatası bulunmadığından bahisle davanın reddini savunduğu anlaşılmıştır. Türk Ticaret Kanunu'nun 23/1-c maddesi uyarınca ticari alım satımlarda satılanda bulunan ayıp açık ayıp niteliğinde ise alıcının teslim tarihinden itibaren 2 ve 8 günlük süreler içerisinde satıcıya bildirimde bulunması gereklidir. Ancak ayıp gizli ayıp niteliğinde ise aynı maddenin atfı ile TBK'nın 223. maddesi uyarınca ortaya çıktığı tarihte derhal satıcıya bildirilmesi gerekir. TTK'nın 23. maddesinin atfı ile uygulanan ve ayıptan doğan haklara dair zamanaşımının düzenlendiği TBK'nın 231. maddesi hükmü uyarınca satıcı, daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz. Ayrıca satıcının ağır kusurlu olması ya da satıcılığı meslek edinmiş olması  sebebiyle bilmesi gereken bir ayıbın bulunması halinde, TBK'nın 225. maddesi uyarınca, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulması mümkün değildir. TBK 231. Maddesi gereğince, satıcı, daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Dava konusu ürün 17.10.2016 tarihinde satılmış olup hasar 30.08.2019 tarihinde meydana gelmiştir. Bu nedenle davalının sorumluluğu zamanaşımına uğramıştır. Davalı tarafından cevap dilekçesinde süresi içerisinde zamanaşımı itirazında bulunulmuş olduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. TBK 225. maddesi gereğince satıcının ağır kusurlu olması ya da satıcılığı meslek edinmiş olması sebebiyle bilmesi gereken bir ayıbın bulunması halinde, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulması mümkün değildir. Bu maddenin uygulanma ihtimaline binaen davalı satıcının ağır kusurlu veya ayıbı bilebilecek durumda olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Bu hususta makine mühendisi bilirkişiden alınan raporda belirtildiği üzere, dava konusu makinanın satıştan 3 yıl sonra arızalanmasının kaynağının net olarak belirlenemediği, bu süre zarfında makinada bakımların yapılıp yapılmadığının ve arızanın üretim hatasından mı yoksa bakımsızlıktan mı yada aşırı basınçtan mı kaynaklandığının tam olarak belirlenemediği, bu haliyle makinada gizli ayıbın varlığının ispat edilemediği anlaşılmıştır. Velev ki gizli ayıbın varlığı kabul edilse dahi, davalının zamanaşımı itirazından faydalanamamasının için satıcının ağır kusurlu olması veya ayıbı bilebilecek durumda olması koşulunun ispat edilmiş olması gerekmektedir ki, mevcut doysa da bu husus ispat edilememiştir. Bu nedenle davalının zamanaşımı itirazına itibar edilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine\" karar  verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Ürünün 3 yıl önce satın alınmış olmasının ayıptan doğan sorumluluğu sona erdirmediğini, dava konusu motorun uzun yıllar boyu kullanım amacıyla alınan bir eşya niteliğinde olup satıcının ağır kusurlu olduğunu, yerel mahkeme tarafından işbu hususlar dikkate alınmaksızın davalı beyanları doğrultusunda hüküm kurulduğunu, yerel mahkeme kararında \"velev ki gizli ayıbın varlığı kabul edilse dahi, davalının zamanaşımı itirazından faydalanamamasının için satıcının ağır kusurlu olması veya ayıbı bilebilecek durumda  olması koşulunun ispat edilmiş olması gerekmektedir ki, mevcut doysa da bu husus ispat edilememiştir.\" şeklinde gerekçelendirme yapılmışsa da dosyaya sunulan hasar sonrası alınmış olan ekspertiz raporunda hasarın imalat ya da malzemeden kaynaklı olabileceği kanaatine varıldığını, İTÜ Elektrik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi tarafından tanzim edilen raporda \"gerçekleşen arızanın üretim sırasında yaşanan bir aksaklık münferit bir problem ve/veya o bölgede üretimde kullanılan malzemeden kaynaklı münferit bir sorun sonrasında gerçekleşme ihtimalinin çok yüksek olduğu\" şeklinde görüş bildirildiğini, bu tespitler uyarınca davalının ağır kusurlu olduğunu ancak mahkemece bunun göz ardı edildiğini, yargılama aşasında alınan raporun hükme elverişli olmadığını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır. Dava; sigortacının, dava dışı sigortalısına aralarındaki sigorta poliçesine dayanarak ödediği hasar bedelinin, hasardan sorumlu olduğunu iddia ettiği davalıdan 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca rücuen tahsili istemine ilişkindir. İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı icra dosyası ile; davacı tarafından 36.909,68 TL asıl alacak, 5.854,99 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 42.764,67 TL alacağın tahsili için başlatılan icra takibine ilişkin ödeme emrinin davalıya 07/12/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafça 13/12/2021 tarihinde takibe itiraz edilmesi üzerine eldeki davanın İİK'nın 67.maddesi uyarınca yasal sürede açıldığı tespit edilmiştir. Rücu ve halefiyet, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında \"Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur.\" şeklinde vurgulanmıştır. 6102 sayılı TTK'nun \"Halefiyet\" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise \"Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.\" hükmüne yer verilmiştir. Davacı şirket nezdinde, dava dışı sigortalı ... Sanayi Anonim Şirketine ait işyerinde bulunan makineler için 31/12/2018-2019 tarihlerini kapsar şekilde makine kırılması sigorta poliçesi düzenlenmiş, sigorta şirketi tarafından sigortalısına 06/11/2020 tarihinde 36.909,68 TL ödenmiştir. Davalı tarafından, 17/10/2016 tarihinde satılarak davacı şirket sigortalısı dava dışı ... Sanayi Anonim Şirketine teslim edilen ... marka ... seri numaralı, 280 kw su soğutmalı servo motoru, bu tarihten itibaren sigortalı şirketin kullanımında olup dava konusu hasar ise 30/08/2019 tarihinde meydana gelmiştir. Davalı şirket tarafından düzenlenen 11/09/2019 tarihli servis raporunda; \"Motor üzerinde yapılan inceleme sonucunda - Stator sargılarından su geldiği tespit edilmiştir. Stator yanıktır komple değiştirilmesi gerekmektedir.- Rotor poligrass malzemesi yenilenecektir.- Rulmanları değiştirilecektir.- Gerekli ölçüm ve test yapılarak motor çalışır duruma getirilecektir.\", 14/10/2019 tarihli servis raporunda; \"09.09.2019 tarihinde ... Otomotiv tarafından servis birimimize teslim edilen ... seri nolu, ... tip motor üzerinde yapılan teknik inceleme neticesinde; İlgili motor, su soğutmalı olarak çalışan, motor gövdesi üzerinde bulunan soğutma bağlantıları vasıtasıyla verilen basınçlı suyun, stator ceket bölgesinde bulunan su kanalları vasıtasıyla, kapalı devre olarak soğutma işlemini yapması prensibiyle çalışmaktadır. Yapılan inceleme esnasında motor soğutma suyu bağlantılarında, rotor üzerinde bulunan rulmanlarda, motor güç klemenslerinde, stator sargıları sarımında, statorun demir gövdesinde herhangi bir üretim hatasına rastlanmamıştır. Motorun demontajı esnasında stator içerisinde soğutma suyu tespit edilmiş, stator içerisine giren suyun, stator iç gövdesi ve rotor üzerinde paslanmaya neden olduğu gözlenmiştir. Servis atölyemizde yaptığımız su kanalları testinde, statorun motor flanşının takıldığı bölümde soğutma kanallarında oluşan 2 adet delikten, stator içerisine fark edilir bir debiyle su sızıntısı olduğu tespit edilmiştir. Üretilen ürünlerin kalite kontrol süreçleri gözönüne alındığında mevcut hataya sahip motorun kalite kontrol süreçlerini atlayarak son kullanıcıya teslim edilmesi mümkün görünmemektedir. Motor soğutma suyunun ph, sertlik, bakteri miktarı, basınç değişimi vb. özelliklerinde meydana gelecek değişiklikler ve motorun depolama şartlarında soğutma kanallarında oluşabilecek korozif etkiler su soğutma kanallarını deforme edebilir. <br>Sonuç: Arızanın meydana geldiği tarihte, motorun faturalandırma tarihi olan 17.06.2016 üzerinden yaklaşık 3 yıllık bir zaman geçmesi ve ürünün 2 yıllık garanti süresinin sona ermesinden dolayı motorun bedelsiz tamiri yada bedelsiz olarak yenisiyle değiştirilmesi mümkün değildir. İlgili motor, motor statoru değiştirilerek, kendi rotoruyla montajlanmak suretiyle tamir edilmeli yada yeni motor temin edilmelidir.\"  tespitlerine yer verilmiştir. Dava dışı sigortalı ... Sanayi Anonim Şirketinin talebi üzerine İTÜ Elektrik Müh. Öğr. Üyesi Dr. ... tarafından düzenlenen 07/11/2019 tarihli raporda; 04/10/2016 tarihinde arızalı motorun sökülmüş halde bulunduğu Küçükyalı'daki üretici firma atölyesinde ve motorun arızalandığı ... Otomabil'in tesisinde yerinde inceleme yapıldığı, motor üretici firmasının atölyesinde sökülmüş durumdaki motorun fotoğraflanarak incelendiği, ayrıca ... Otomotiv Fabrikası'nda motorun arıza yaşadığı sistemde çalışır durumdaki diğer motor bağlı iken gözlem ve fotoğraflama yapıldığı açıklanarak; \"Tüm yapılan gözlemlerden sonra motorda elektriksel bir arızaya, mekanik bir soruna işaret eden görsel bulgunun mevcut olmadığı, gözlem sonuçlarının su sızıntısının çalışanlarca fark edilmesi sonucunda motorun el ile durdürüldüğu beyanına uygun olduğu, Motorun stator soğutma suyu barındıran ceket kısmından stator çekirdeğine doğru su sızıntısı sonucunda içerisinde su barındırdığı, gözlemlenen ikincil etkilerin bu suyun kısa süreli de olsa Motorun dönmesi ile ulaştığı yerlerde yaşanan ikincil etkiler olduğu, Motorun 2016 yılında satın alındığı, garantisinin bittiğinin beyan edildiği, her iki tarafça asıl motor ve yedek motorun arıza süreçleri takip edildiğinden ve bu konudaki tarihlerde ihtilaf olmadığından beyanlara dayanarak uzun süre bekletilmiş 2. motorun işletmede kalma süresinin kısa olduğunun anlaşıldığı, Motorun kısa süreli işletmede kalmış olmasına rağmen, dış gövdedeki soğutma ceketinden motor içindeki aktif kısımlara su sızdırmasının kısa süreli işletmede kalmasına rağmen basınç altında gerçekleştiği, ancak tespit sırasında sistemde gözlemlenen basınç seviyelerinin sınırlar dahilinde olduğu,Motorun muadili olduğu ana motorun bu basınç seviyelerinin çok daha uzun süreler işletmede kaldığı, buna rağmen basınç altında sızdırma olayının yaşanmadığı, Taraftarca motorun yedek beklemesi sırasında ihtiyaç duyulan bir özel bakım eksiği olduğunun beyan edilmediği, Motorda işletme, bakım veya yedek bekleme sırasında kullanıcı kaynaklı yaşanan bir aksaklık ile basınç altında su sızdırdığına dair somut veri olmadığı, su sızdırma olayı ile kullanıcının herhangi bir olası hatası olabilecek bir olay arasında nedensel bağ kurulacak kadar verinin olmadığı, Diğer motorda benzer bir problemin yaşanmadığı düşünüldüğünde, çok kısa süre işletmede kalan motorun su sızdırarak işletme dışı kalmasının münferit bir imalat ve/veya kullanılan malzeme kaynaklı bir problem sebebi ile gerçekleşmesinin çok büyük olasılık olarak görüldüğü\" açıklamalarına yer verilerek, sonuç olarak; \"- Motorda yapılan yüzeysel dış gözlemlerde elektriksel ve mekanik bir arızaya sebep olacak bulgulara rastlanmadığı; - Motorun stator karkasından içeriye soğutma suyu girişi olduğunun motor üretici firma çalışanları tarafından tespit edildiği, - Motora giren suyun motor yan kapaklarından da seviyesi görülecek şekilde biriktiği, stator iç ve rotor dış yüzeylerine antifrizli suyun temas ettiğinin anlaşıldığı, - Stator ile rotor arasında meydana gelen sürtünmenin söküm işlemleri sırasında meydana geldiği, - Motorun işletilmesi, bakımı ve yedek beklemesi sırasında kullanıcı kaynaklı olası bir aksaklık ile gerçekleşen basınç altında su sızdırma işlemi arasında nedensel bir bağ olduğuna dair somut verinin gözlemlenmediği, - Motorun işletmede kalma süresinin kısa olması ve çalışma koşullarının normal olduğu düşünüldüğünde gerçekleşen arızanın üretim sırasında yaşanan bir aksaklık münferit bir problem ve/veya o bölgede üretimde kullanılan malzemeden kaynaklı münferit bir sorun sonrasında gerçekleşme ihtimalinin çok yüksek olduğu\" hususlarında görüş bildirilmiştir. Ekspertiz raporunda; hasar tarihinin 30/08/2019 olduğu, ihbarın 03/09/2019 tarihinde yapıldığı, ihbar üzerine riziko adresine gidilerek inceleme yapıldığı ve bilgi alındığı açıklanmış ve hasarın İTÜ raporunda belirtildiği gibi imalat yada malzemeden kaynaklı olabileceği ifade edilmiştir. Mahkemece makine mühendisi bilirkişiden alınan raporda; makinenin satış tarihinin 2016 yılı olduğu, makinenin hasar gördüğü tarih olan 2019 yılına kadar geçen yaklaşık 3 yıllık sürede dava dışı şirket tarafından servo motora bakım yapılıp yapılmadığına yönelik dosyada herhangi bir evraka rastlanmadığı, davacı tarafından da dosyaya sunulmadığı, davacı tarafından dosyaya sunulan uzman görüşünde gizli ayıptan bahsedilmediği gibi motorun işletmede kalma süresinin kısa olduğu, çalışma koşullarının normal olduğu düşünüldüğünde şeklinde yorum yapılmış ise de neden kaynaklandığının tam olarak belirtilmediği, 3 yıl gibi bir süreden sonra çalışırken soğutma suyu borularındaki patlamanın bakımsızlıktan, aşırı basınçtan ya da malzeme hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığının anlaşılamadığı, 3 yıllık sürede motora bakım yapılıp yapılmadığına dair herhangi bir belgenin sunulmadığı, bu nedenlerle motorun arızasının neden kaynaklandığının dosyaya sunulan belgelerden anlaşılamadığı, tüm bu nedenlerle davalının herhangi bir kusurunun olmadığı yönünde kanaat bildirilmiştir. Somut olayda, hasara sebebiyet verdiği iddia edilen motorun 17/10/2016 tarihinde satılarak davacı şirket sigortalısı dava dışı ... Anonim Şirketine teslim edildiği ve hasarın 30/08/2019 tarihinde meydana geldiği hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı, söz konusu hasarın imalat hatasından kaynaklandığını iddia ederek, hasar nedeniyle oluşan ve sigortalıya ödenen bedelin, motoru satan davalı firmadan tahsili için eldeki davayı açmış ve davalı tarafa zamanaşımı itirazında bulunmuştur. 6098 sayılı TBK'nın 219. maddesinde; ''Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.'' 223. maddesinde; \"Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.\" 231. maddesinde; \"Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def'i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz.\" 6102 sayılı TTK'nın 23/1.c. maddesinde; \"Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.\" hükümleri yer almaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 23/1.c maddesi uyarınca ticari alım satımlarda alıcının açık ayıplar için iki günlük, gizli ayıplar için ise sekiz günlük olan yasal süreler içerisinde inceleme yükümlülüğünü yerine getirip ayıp ihbarında bulunması gerekmektedir. Yine 6098 sayılı TBK'nın 223.maddesinde ise alıcı tarafından işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz malın gözden geçirilerek ayıp varsa uygun bir süre içinde satıcıya bildirilmesi gerektiği, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hali dışında, alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi durumunda satılanı mevcut haliyle kabul etmiş sayılacağı açıklanmış yani açık ayıp niteliğinde olmayan ve sekiz günlük inceleme süresinde tespit edilemeyen, kullanımla ortaya çıkan ayıplar yönünden ayrı bir düzenleme getirilmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 18/03/2021 tarihli, 2019/2952 E. 2021/2938 K. sayılı kararı; \"...6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca ticari alım satımlarda alıcı, açık ayıplar için iki, gizli ayıplar için ise sekiz günlük olan yasal süreler içerisinde inceleme yükümlülüğünü yerine getirip ayıp ihbarında bulunmalıdır. Bu hak düşürücü sürelere tabi inceleme yükümlülüğünü yerine getirmeyen alıcının ayıba bağlı hakları da ortadan kalkmaktadır....açık ayıp niteliğinde olmayan ve 8 günlük inceleme süresinde tespit edilemeyen başka bir anlatımla kullanımla ortaya çıkan ayıplar yönünden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili düzenlemeleri uygulanacaktır. Ticari satışlarda ayıba karşı tekeffül hükümleri malın alıcıya tesliminden itibaren 2 yıl geçince zamanaşımına uğramakla birlikte,  6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 231. maddesine göre satıcı daha uzun bir süre bu sorumluluğu üstlenmiş olabilir..\" şeklindedir. İspat; dava konusu yapılan hakkın gerçekten var olup olmadığının anlaşılması, maddi hukukun o hakkın doğumunu veya sona ermesini kendisine bağladığı vakıaların doğru olup olmadığının tespit edilmesi sonucunda mümkün olur ve dava konusu hak ile buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları yönünde mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda 187/1.maddesinde \"İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir.\" şeklinde düzenlenmiştir. Vakıa (olgu) ise, kendisine hukuki sonuç bağlanmış olaylardır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir. Hakim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini, kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise HMK'nın  \"İspat Yükü\" başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup; \"İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.\" şeklinde düzenlenmiştir. Yani ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer. Kendisine ispat yükü düşen taraf için bu bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Zira taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; mesela, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, 6. b., 2.c., s.1972). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/04/2024 tarihli 2024/11-135 E. 2024/185 K. sayılı kararı; \"...Türk Borçlar Kanunu'nun 146 ncı maddesiyle alacak haklarının tâbi olacağı genel  zamanaşımı  süresi on yıl olarak düzenlemiştir. Ancak madde metninde de açıklandığı üzere kanun koyucu tarafından bunun aksine yasal düzenleme yapılabilir. Türk Borçlar Kanunu'nun 149 uncu maddesine göre zamanaşımı süresi, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. 6098 sayılı Kanun'un 90 ıncı maddesi uyarınca ifa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukukî ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç, doğumu anında muaccel olur. Sözleşmeden doğan borçlarda zamanaşımının işlemeye başlaması için alacağın muaccel (istenebilir) olması yeterlidir. Alacaklı, alacağının varlığından haberdar olmasa dahi, alacağın muaccel olmasıyla birlikte zamanaşımı süresi işler. Borcun ifası bir süreye bağlanmışsa, alacak sürenin dolması ve ifa gününün gelmesiyle muaccel olur, o günden itibaren de zamanaşımı işler. Alacağın muacceliyeti, alacaklının bir bildirimine (ihbarına) bağlı ise, zamanaşımı bu bildirimin yapıldığı günden itibaren işlemeye başlar (6098 sayılı Kanun md. 149/2). ...Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu aracın 29.04.2014 tarihinde satın alındığı, araçta meydana gelen arıza neticesinde davacı tarafından yapılan 03.03.2016 tarihli onarım başvurusuna davalı tarafından verilen 04.03.2016 tarihli cevap ile aracın garanti kapsamında tamiratının yapılamayacağının belirtildiği, bedel karşılığında araçtaki arızanın tamir edilmesi sonrasında ise eldeki davanın 09.08.2016 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Davalı şirket garanti veren sıfatı ile garanti sözleşmesi kapsamında araçtaki ayıptan kaynaklanan zarardan garanti süresince sorumludur. Öte yandan 6098 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi gereğince satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz. Bu anlamda taraflar arasındaki satım sözleşmesinde iki yıllık garanti süresinin öngörülmüş olması nedeniyle anılan hükümden ayrılmayı gerektiren daha uzun bir sürenin söz konusu olduğu söylenemez. Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince, mahkemece ayıba karşı tekeffül borcunun ikrar edilmesinin zamanaşımını kesen sebeplerden olduğu, araçtaki ayıbın öğrenildiği tarih olan 07.03.2016 tarihinde ayıbın zımnen de olsa ikrar edildiğinin kabulü ile zamanaşımının kesilmesi nedeniyle davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı kabul edilmiş ise de; zamanaşımını kesen sebepler 6098 sayılı Kanun'un 154 üncü maddesinde sayılmış olup bu sebepler arasında ayıbın varlığı veya ikrarı zamanaşımını kesen nedenler arasında yer almamaktadır. Dolayısıyla 6098 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi birinci fıkrasında düzenlenen zamanaşımı süresinin dolmasını müteakip eldeki davanın açıldığı sabit olup aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca davalının satım konusu aracı devretmekte ağır kusuru da dosya kapsamı itibariyle ispatlanamamıştır. Bu sebeple İlk Derece Mahkemesince, davanın zamanaşımından reddine karar verilmesi gerekirken yasal cevap süresi içerisinde davalı tarafından ileri sürülen zamanaşımı definin reddine karar verilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır...\" şeklindedir. Somut olayda; dava konusu hasarın üretimden kaynaklandığı hususu iddia edilmek birlikte, gerek sigorta şirketinin dayandığı İTÜ Elektrik Müh. Öğr. Üyesi Dr. ... tarafından düzenlenen 07/11/2019 tarihli raporda, gerekse bu rapora itibar eden ekspertiz raporunda hasarın hangi nedenle kaynaklandığı hususunda kesin bir tespit yapılamamış, üretim hatası olabileceği ifade edilmiştir. Eğer satılan üründe, üretimden kaynaklı bir ayıp mevut ise, bunun yukarıda açıklandığı üzere sigortalı tarafından 2 ve 8 günlük süreler dahilinde gerekli muayene yapılarak davalıya ihbar edilmesi gerektiği açıktır. Ancak somut olayda ürün 17/10/2016 tarihinde satılarak teslim edilmiş, hasar 30/08/2019 tarihinde meydana gelmiş olup, dava dışı sigortalı tarafından yapılan bir ihbara rastlanılmamıştır. Yine ayıbın ürünün kullanılmasıyla zaman içinde ortaya çıkabilecek bir ayıp olduğu yönünde bir tespite de yer verilmemiştir. Ürünün ayıplı olduğu tespit edilemediği gibi söz konusu ürüne ilişkin davalı tarafça verilen garanti süresi 2 yıl olup ürünün teslim edildiği 17/10/2016 tarihinden itibaren 2 yıllık süre geçtikten sonra söz konusu hasar ihbarının yapıldığı anlaşılmakla, mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Yapılan açıklamalar ve Dairemizce yapılan inceleme neticesinde; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı anlaşılmış, delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığından ayrıca kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iade edilmesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 30/10/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"731ce375781c128a","SID":"707c45cc543b248e"}}