{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/754 Esas<br>KARAR NO:2024/1692 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2020/682 Esas- 2021/837 Karar<br>TARİH:28/10/2021<br>DAVA:Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:31/10/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davacının, 21.06.2016 tarihinde davalılardan satın aldığı ancak sonradan ayıplı olduğu anlaşılan aracın ayıplı olmasından dolayı piyasa değerinin çok altında bir bedelle üçüncü kişiye satmak zorunda kaldığını, davacının araçtaki ayıbı süresi içinde ve usulüne uygun olarak davalı şirkete bildirdiğini ancak taleplerinin yerine getirilmediğini, dava konusu aracın 6602 sayılı kanunun 8. maddesi gereği ayıplı/gizli ayıplı olduğunu, 29.06.2016 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile bu hususu karşı tarafa bildirdiklerini, fakat karşı tarafın geçerli neden olmaksızın bu hususu kabul etmediğini, Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelikte azami tamir süresinin 20 iş günü olarak belirtildiğini, aracın 21.06.2016 tarihinden önce 07.06.2016 tarihinde tescil edildiğini, 6602 sayılı kanunun 12. maddesine aykırı olarak aracın klima arızası gizlenerek aracın davacıya satıldığını beyanla, davacı tarafından bozuk kliması tamir ettirilerek ve bu nedenle piyasa değerinin altında satılmak zorunda kalınan ayıplı aracın satışından kaynaklı ve kliması bozuk olan ayıplı ve ikinci el malın davacıya tam, ayıpsız ve sıfır km araçmış gibi satılan araçta sırf bu nedenle dahi değer kaybı da olduğundan davacının uğradığı zararın tespit edilerek, malın piyasadaki satış bedellerinin 61.500,00-TL ile 77.750,00-TL arasında değiştiği hususu da göz önüne alınarak, toplam tutarın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 7.000,00-TL'sinin satıcıya başvuru tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı şirketlerden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ...Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle;davacının nihai tüketici sıfatına haiz olmadığı için görev itirazlarının olduğunu, davalı müvekkili firmanın Ümraniye ilçe sınırları dahilinde olması nedeni ile görevli mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, müvekkilinin dava konusu aracın üreticisi değil, dağıtıcısı olduğunu, bu nedenle husumet itirazlarının bulunduğunu, davacı tarafın ayıp ihbar yükümlülüğünü yasal süresi içerisinde yerine getirmediğini, davacının aracı alırken eksiksiz aldığına dair teslim-tesellüm belgesini imzaladığını, davacının dava konusu aracı dava tarihinden önce üçüncü kişiye sattığı için dava açmak konusunda hukuki yararının bulunmadığını 295,00-TL tutarında basit bir tamir için aracı 7.000,00-TL altına satılmasının hayatın olağana akışına aykırı olduğunu, davacının aracın kendisinden önce başkasına satıldığı iddiasının gerçek dışı olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ...'ne dava dilekçesi ekli daveti usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen cevap dilekçesi sunulmamıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 28/10/2021 tarih ve 2020/682 Esas- 2021/837 Karar sayılı kararında;\"Dava, satın alınan araçta ayıp nedenine dayalı olarak değer kaybı oluştuğundan bahisle açılan alacak istemine ilişkindir. İstanbul 6. Tüketici Mahkemesi'nin 09/07/2020 tarih, 2018/354 Esas, 2020/503 Karar sayılı görevsizlik kararı üzerine dosya mahkememize gönderilerek Mahkememizin 2020/682 Esas sırasına kaydı yapılmış, taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiştir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacı dava konusu ... plakalı aracı 22/06/2016 tarihinde satın aldığını, teslimden bir kaç gün sonra klimasının arızalı olduğu ve soğutma yapmadığının fark edildiğinden davalılardan yetkili servise başvurulduğunu, klimanın arızalı olduğunun teyit edildiğini, aracın sıfır araç olduğu inancıyla satın alındığı, aracın satılırken değer kaybına uğradığını iddia etmektedir 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 227.maddesinde; satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcının, seçimlik haklardan ancak birini kullanabileceği belirtildikten sonra satılanın ayıplı olması durumunda alıcının sahip olduğu seçimlik haklar; satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme ve imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme olarak belirlenmiştir. Bu seçimlik haklar dışında alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı ise saklıdır.Somut olay bakımından değerlendirme yapılması için dosya makine mühendisi bilirkişisine tevdii edilmiş, hükme esas alınan rapor uyarınca; davaya konu araçta oluşan arızanın garanti kapsamında herhangi bir yetkili serviste 2-3 saatlik bir süre içinde çözülebilecek bir sorun olduğunu ancak davacının araçtaki arızasının giderilmesi için servise izin vermediğinin görüldüğü, basit bir ısıtma/soğutma arızası nedeniyle ikinci el satış piyasasında araçta değer kaybının oluşmasının mümkün olmadığını, araçtaki kalorifer arızasının tramer kayıtlarına girmeyeceğini ve satışı esnasında değer kaybı oluşturmayacağını, davacının aracı piyasa rayicinden düşük satmasının kendi tasarrufunda olduğunu belirtmiştir. Yine, davanın ilk açıldığı Tüketici Mahkemesinde alınan raporda da söz konusu araçta kalorifer arızası nedeniyle kalorifer sistemi değişmiş olsa bile bu değişimin tramer kayıtlarına girmeyeceği, tramer sorgusunda gözükmeyeceği ve karöseri parçası olarak değerlendirilmemesinden dolayı araç üzerinde değer kaybı oluşmayacağı yönünde kanaat bildirmiştir. Bu durumda davacının klima sistemindeki arıza nedeniyle aracın ayıbından dolayı değer kaybı oluştuğu ve  aracın piyasa rayicinden daha düşük bedelle 3. kişiye satıldığı iddialarına yönelik yapılan değerlendirmede araçtaki bu arızanın garanti kapsamında çözülecek sorunlardan olduğu, bu arızanın tramer kaydına işlemediği ve araçta değer kaybı oluşturmayacağı kanaati hasıl olmuştur. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda her ne kadar 1.258,36 TL klima arızasının davalıdan talep edebileceği belirtilmiş ise de; davacı TBK uyarınca seçimlik haklarından satış bedelinden indirim isteme hakkını kullanmış olup araçta oluşan arızadan kaynaklı zarar tazminini talep etmemiş olduğundan bilirkişi tarafından hesaplanan bedele de mahkememizce hükmedilmemiş, belirtilen nedenlerle davacının aracında değer kaybı oluşmadığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir...\"gerekçesi ile, ''Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme huzurunda ikame edilen davanın; müvekkilin 21.06.2016 tarihinde davalılardan satın aldığı ancak sonradan ayıplı olduğu anlaşılan aracın ayıplı olmasından dolayı piyasa değerinin çok altında bir bedelle üçüncü kişiye satılmasından kaynaklanan düşük satış bedeli ile aracın piyasadaki emsal satış bedelleri arasındaki farkın, satıcıya başvuru tarihimizden itibaren işlemiş ve işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen müvekkile ödenmesi talebiyle açıldığını,Yerel mahkeme tarafından tesis edilen 28.11.2021 tarihli, 2020/682 E. ve 2021/837 K. sayılı karar ile davanın reddine karar verildiğini,Yerel mahkemenin hukuki nitelendirmesinin hatalı olup; taleplerinin yanlış değerlendirildiğini, huzurdaki davada, satış bedelinden indirim hakkının kullanılmamış; düşük bedelli satış sebebiyle uğranılan zararın tazmini talep edildiğini, müvekkilin araçtaki ayıbı süresi içinde ve usulüne uygun olarak davalı şirkete bildirmiş olmasına karşın davalı şirket yasal süresi içinde müvekkilin taleplerini yerine getirmediğini; işbu nedenlerle zarar tazmini talep edildiğini,Müvekkilin, 21.06.2016 tarihinde davalı şirketten, ... plakalı, ... marka 2016 ... Model, ... şase numaralı, sıfır km aracı 11.000,00 TL peşin, 41.000,00 TL'si için taşıt kredisi kullanarak, toplam 52.000,00 TL bedelle satın aldığını ve aracın 22.06.2016 tarihinde müvekkile teslim edildiğini, araç teslim alındıktan birkaç gün sonra klimasının arızalı olduğu ve soğutma yapmadığının müvekkilce fark edildiğini ve davalı şirketin servisine başvurup durumu davalı şirkete bildirdiğini ve davalı şirketin servisi tarafından da klimanın arızalı olduğunun teyit edildiğini,Yerel Mahkeme huzurunda açılan davada kendileri tarafından uğradığı maddi zararın tazmini talep edildiğini, oysa Yerel Mahkemenin gerekçeli kararında seçimlik haklardan indirim talep edildiği belirtilmişse de işbu nitelendirmenin hatalı olduğunu, Yerel Mahkeme tarafından taleplerinin karşılanmamış olup eksik ve hatalı değerlendirme ile kurulan hükmün istinaf incelmesi neticesinde kaldırılması gerektiğini, 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 8. Maddesinde:  \"MADDE 8- (1) Ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır.(2) Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımayan; satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliğe aykırı olan; muadili olan malların kullanım amacını karşılamayan, tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar da ayıplı olarak kabul edilir.\" denildiğini, ayıp kavramı ile satılan malda ortaya çıkan ve alıcının o maldan tümüyle ya da gerektiği gibi yararlanmasını engelleyen eksiklikler ve aksaklıklar gibi özürlerin ifade edilmek istendiğini,(ZEVKLİLER Aydı/ AYDOĞDU Murat, Tüketicinin Korunması Hukuku, B. 3, Ankara 2004, s. 104) beliritlen anlamda tüketiciye satılan malın ayıplı olması halinde ise 6502 sayılı Kanunun yine 11. Maddesinde tanınan “ Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme” şeklinde yer alan bu dört seçimlik haktan dilediğini kullanabildiğini,Söz konusu seçimlik haklardan satıcı, bayii, acente, imalatçı, üretici ve ithalatçının müteselsilen sorumlu olduğunu, müvekkilin seçimlik hakkını kullanması sonucu davalı şirketin müvekkilin tercih ettiği talebini yerine getirmekle yükümlü olmasına karşın davalı şirketin hiçbir somut adım atmadığını ve müvekkilin maldan beklediği oranda yararlanmasını engellediğini, Kanuni tanıma da uygun olarak müvekkil tarafından davalı şirketten satın alınan araçta klimanın çalışmıyor olmasının, müvekkilin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi bir eksiklik olduğunu ve söz konusu araç ayıplı mal olarak kabul edildiğini, Müvekkilinin aracı sıfır kilometre almış olup, dosyada mübrez fotoğraftan da anlaşılacağı üzere henüz 390 km yol yapılmasına rağmen söz konusu ayıbın, müvekkilin araçtan beklediği faydayı azalttığını ve fiyatını düşürdüğünü, bu nedenle müvekkilinin 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 11. Maddesine göre müvekkilin satılan aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini, aksi takdirde müvekkilin alacağı aynı marka, model ve sıfır km aracın ayıplı araç ile arasında oluşacak ücret farkını taleplerini içeren 29.06.2018 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile de Beşiktaş ... Noterliği'nin 29.06.2016 tarihli ... Yevmiye Numaralı İhtarnamesi) bildirilmiş olmasına rağmen davalı şirket tarafından verilen cevabi ihtarnamede müvekkilin bu talebini hiçbir geçerli neden olmaksızın kabul etmediklerini,Tüketicinin seçimlik haklarından onarım hakkını kullanması halinde, genellikle bu hakkın satıcı veya yetkili servisi marifetiyle yerine getirildiğini, yetkili servise yapılan başvuru tarihinden itibaren yapılan yapılmayan işlemlerin satıcının ve onunla birlikte sorumlu olanların sorumluluğunda olduğunu, davalı ... dosya kapsamındaki yetkili servis onarım belgelerinden de anlaşılacağı üzere; dava konusu araçta var olan ayıbın onarım süresini Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğe Ek Garanti Belgesi ile Satılması Zorunlu Olan Ürünler Listesi’nde belirtilen “azami tamir süresi oto klimaları için 20 iş günüdür\" aştığının da anlaşıldığını, Davalı şirket tarafından satılan aracın ayıplı olduğu hususunun şirket tarafından önceden bilindiği ancak hile ile bu durumu müvekkilden gizleyerek sorunsuz bir araçmış gibi sattıklarının ortaya çıktığını,... plakalı, ... marka... Model, ... şase numaralı, sıfır km aracın müvekkile satılmadan önce klimasının bozuk olduğunun davalı ...  A.Ş. tarafından bilindiğini bu durumun aracın ruhsatından açıkça anlaşıldığını, sıfır km aracın müvekkile satışının yapıldığı tarih olan 21.06.2016 tarihinden önce kim olduğunun kendileri tarafından bilinmeyen birilerine satıldığını zira aracın ilk tescil tarihinin 07.05.2016 olduğunu, Ancak davalı şirket tarafından müvekkile satış yapıldığı esnada müvekkilden bu hususun gizlenerek tüm aksamları tam ve sorunsuz çalışan sıfır bir araç gibi bahsedilerek müvekkilin aracının bu inançla almasının sağlandığını, bu durumun davalı ... İnş. A.Ş.'nin ağır kusuru ve hilesinin bulunduğunu açıkça gösterdiğini, müvekkilin araçtaki ayıbı bilmesi halinde araca bu denli yüksek miktarda bir bedel ödemeyeceği hatta aracı dahi almayabileceği ihtimalinin ise izahtan vareste olduğunu, müvekkilin tacir olup, ticaret hayatında kendisine kolaylık sağlaması açısından söz konusu aracı satın aldığı ancak beklediği verimi alamadığı gibi ayıplı araca değerinden kat be kat üstte bedeller ödemek durumunda kaldığını ve yüksek bir kredi borcu altına girdiğini, müvekkilin aracın satış bedeli için 11.000,00 TL nakit ve dosyada mübrez kredi sözleşmesinden de anlaşılacağı üzere müvekkil ayıplı aracın alımı için 21.06.2016 tarihinde ... A.Ş ile Tüketici Kredi ve Rehin Sözleşmesi imzaladığını ve toplamda geri ödenecek miktar olan 58.757,24 TL'lik bir borç altına girdiğini ve aracına kredi veren şirket tarafından rehin şerhi de işlendiğini,Müvekkilin yalnızca kredi miktarı ile sınırlı kalmadığını aracın zorunlu mali sorumluluk sigortası için sigorta şirketine 1.466,17 TL ödeme yapmış olup; ayıplı olduğunu bilseydi kesinlikle böyle bir borç altına girmeyeceği araç için toplamda 71.223,41 TL'lik bir masraf altına girdiğini,Müvekkili tarafından yapılan araştırmalar sonucunda öğrenildiğine göre araçtaki klima arızasının müvekkile satışı yapılmadan önce bilindiğinden bozuk olan kliması tamir ettirilmeye çalışıldığını, ancak ne yazık ki bozuk klimanın tamirinin mümkün olmadığını, aracı bu şekilde satışa çıkardığında bedelinden indirim yapmak zorunda kalacağının farkında olan davalı ... İnş. A.Ş. aracın klimasındaki arızayı gizleyerek aracı ayıplı olmayan mal gibi satışa çıkardığını ve kendisine böylelikle haksız kazanç da sağladığını,Müvekkilce kalitesine güven duyularak satın alınan dava konusu araçtan müvekkilinin istediği verimi alamamış, yaz aylarının sıcağında araç içindeki sıcaklıktan kaynaklı hastalıklar yaşadığı gibi kışın da ısıtamadığı aracın içinde üşümekten aracı kullanmakta epey zorlandığını; bu durumun kendisi için tehlike arz ettiği gibi trafik güvenliği için de tehlike arz eden bir hale geldiğini, müvekkilinin yüksek meblağlar ödeyerek bir türlü verim alınamaması, davalı şirketin söz konusu talepleri görmezden gelerek müvekkili zor durumda bırakması vb. sebeplerle müvekkili aracı elinden çıkarmak zorunda kaldığını beyan etmiştir.6502 sayılı kanunun 12. maddesinde düzenlendiği üzere; \"(1) Kanunlarda veya taraflar arasındaki sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile, malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallarda taşınmazın teslim tarihinden itibaren beş yıldır.(2) Bu Kanunun 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrası saklı olmak üzere ikinci el satışlarda satıcının ayıplı maldan sorumluluğu bir yıldan, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallarda ise üç yıldan az olamaz.(3) Ayıp, ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse zamanaşımı hükümleri uygulanmaz.\" şeklinde olup, söz konusu huzurdaki olayda davalı şirketin hilesi bulunduğundan bu durumda zamanaşımı süresinin işlemeyeceğinin açıkça ortada olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014/13-114 E.2015/2023 K. 30.09.2015 Tarihli Kararında; \"... Ayıplı malın neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak talepler ise üç yıllık zamanaşımına tabidir. Bu talepler zarara sebep olan malın piyasaya sürüldüğü günden başlayarak on yıl sonra ortadan kalkar. Ancak, satılan malın ayıbı, tüketiciden satıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz.\" denilerek bu hususun Yargıtay içtihatlarında da benimsendiğini; Araçtan bir türlü istediği verimi alamayan müvekkilinin aracı satıp devretmek durumunda kaldığını ancak araçtaki ayıptan ötürü piyasa bedelinin çok altında bir bedele satmak zorunda kaldığını, Müvekkili tarafından satın alınan söz konusu ayıplı malın 26.02.2018 Tarihinde ... adlı üçüncü kişiye 48.000,00 TL bedel karşılığında noter kanalıyla satılıp devredildiğini, Araçtaki klima arızası nedeniyle klimayı 15.02.2018 tarihinde .... A.Ş'ye götürerek kendi imkanları ile tamir ettirmek durumunda kaldığını, müvekkilinin davalı şirketin aksine aracı satarken basiretli bir tacir gibi davrandığını ve aracın yeni sahibine klimayı tamir ettirdiğini bildirdiğini ve bu nedenle söz konusu aracı piyasa bedelinin çok altında bir bedele satmak zorunda kaldığını, Müvekkilin satın aldığı ... marka .. Model araçların ikinci el otomobil pazarlarında ve sahibinden.com adlı internet sitesinde 61.500,00 TL ile 77.750,00 TL arasında değişen fiyatlarda satıldığını,Müvekkilinin söz konusu aracı 48.000,00 TL gibi piyasa bedelinin çok çok altında bir bedele satmış olmasının tek sebebinin davalı şirketin hile ile klimanın bozuk olduğunu müvekkilden saklaması olduğunu, davalıların kliması bozuk olan ayıplı ve ikinci el mal müvekkile tam ve ayıpsız ve sıfır km araçmış gibi satmış olup; sırf bu nedenle dahi araçta değer kaybı da oluştuğunu, internetten yapılacak kısa bir araştırma ile ve kendileri tarafından da dosyaya sunulan ekran görüntülerinden de anlaşılacağı üzere; müvekkili şirketin söz konusu ayıplı araçtan dolayı hem gereken verimi alamadığı hem de satışı nedeniyle büyük oranda indirim yapmak zorunda kaldığı için büyük miktarda maddi zarara uğradığını,Yargıtay 13.Hukuk Dairesi'nin 2016/27997 E.2017/7963 K. Sayılı22.06.2017 Tarihli Kararında; \"...Taraflar arasındaki uyuşmazlık, Borçlar Kanunu'nun 194 (T.B.K.nun 219 md.) ve devamı maddelerinde düzenlenen, ayıba karşı tekeffül hükümlerinden kaynaklanmaktadır. Davacının, satın aldığı araçla ilgili olarak ... Kaçakçılık ve Mali Suçlar Soruşturma Bürosunun ... sayılı dosyası üzerinden ihtiyati tedbir konulmuştur. Davalı taraf, satış öncesinde davacıyı aracın hukuken ayıplı olduğu konusunda bilgilendirdiğini veya davacının bu hususu bildiğini ispatlayamamıştır. Satışa konu araç hukuki ayıplıdır. Satıcı ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur. Davalı satıcının ayıba karşı tekeffül borcu bulunmaktadır.Somut olayda, davacının 05.10.2012 tarihinde davalıdan satın aldığı aracın üzerine ihtiyati tedbir konulduğu sabittir. Az yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda ayıba karşı tekeffül hükümleri gereğince davacı uğradığı zararları akidi olan davalıdan isteyebilir. Bu durumda mahkemece tarafların delilleri toplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın husumetten reddine kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir...\" demektedir. Alıntılanan Yargıtay kararından da anlaşılacağı üzere davalı şirketlerin TBK'nın 219. maddesinde düzenlenen ayıba karşı tekeffül hükümleri uyarınca müvekkilinin uğradığı maddi zararlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, Yukarıda açıklanan ve re'sen nazara alınacak nedenlerle davalı ... İnş. A.Ş 'den satın alınan aracın ayıplı olduğu, klimasındaki arızanın davalı şirket tarafından önceden bilindiği ve müvekkilden önce başka birine satılıp klimasının arızalı olduğu anlaşılınca geri alınan ve müvekkile satılmadan önce tamir edilmeye çalışılmış ise de düzelmeyen tüm bunlara rağmen müvekkiline ayıpsız ve sorunsuz bir mal gibi satılan maldan umulan faydanın elde edilemediğini, bu nedenle, 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un ilgili maddeleri uyarınca, sonradan ortaya çıkan ayıplardan dolayı hem satıcı ... A.Ş'nin hem de üretici ... A.Ş. Şirketlerinin söz konusu zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, bu nedenlerle açıkça hukuka aykırı olan yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep ettiklerini, Müvekkilinin, gizli ayıplı aracın piyasa değerinin altında bir fiyata satmış olduğundan değer kaybının davalılarca tazmini gerektiğini,kapsamında daha önceden alınan 13.04.2020 tarihli Bilirkişi raporunda da ifade edildiği üzere söz konusu arıza kullanıcı hatasından kaynaklı olamayacağının açıkça tespit edildiğini, dolayısıyla arızanın baştan itibaren var olduğunun aşikar olup, müvekkilin hatasından kaynaklı olmadığının sabit hale geldiğini, davalı tarafından müvekkile satılan araçta ortaya çıkan ayıbın, satış tarihi sonrasında oluşmadığından, aracın gizli ayıplı olarak müvekkile satıldığının kabul edilmesi gerektiğini, YARGITAY 19. Hukuk Dairesi'nin 2009/11760 Esas,  2010/7618 Karar numaralı ve 16.06.2010 tarihli ilamında bu hususun ifade edildiğini,\"Taraflar arasındaki ayıplı aracın yenisi ile değiştirilmesi davasında, dava konusu aracın bazı kısımlarının mevcut boyasının üstüne tekrar boya çekilmek suretiyle sonradan boyandığı, araçtaki ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu bilirkişi incelemesi sonucunda saptanmıştır. Araçtaki gizli ayıbın satıştan sonra oluştuğuna ilişkin delil bulunmadığına göre aracın satılırken gizli ayıplı olarak satıldığı kabul edilmelidir. Davacı alıcı aracın bir çok yerinde orijinal boya dışında boyalı olan bir aracı kabule zorlanamaz. Mahkemece gizli ayıplı aracın yenisiyle değiştirilmesi gerektiği halde aracın ayıplı değeri ile ayıpsız değeri arasındaki farka hükmedilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.\"Açıklanan bu nedenlerle davalı şirket tarafından satılan aracın ayıplı olduğu hususunun önceden bilindiği ancak hile ile bu durumu müvekkilden gizleyerek sorunsuz bir araçmış gibi sattıkları açık olduğundan araçta ortaya çıkan ayıbın gizli ayıp olduğunun kabulü gerektiğini,Müvekkilinin, gizli ayıplı aracını piyasa değerinin altında bir fiyata satmış olduğundan değer kaybının davalılarca tazmini gerektiğini,05.07.2021 tarihli Bilirkişi Raporunda pandemi koşulları nedeniyle otomotiv sektöründe aşırı talep nedeniyle araçların rayiç değerinin üzerinde satıldığı, müvekkile ait araçta değer kaybı meydana gelmediği ve aracın piyasa rayicinden düşük bedelle satılmasının müvekkilin kendi tasarrufu olduğu kanaatine varıldığını, ancak müvekkilinin, aracını 26.02.2018 tarihinde satmış olup, bu tarihte henüz pandemi koşullarının ortaya çıkmadığını, dolayısıyla müvekkilin aracını sattığı bedelin kendi tasarrufunun değil, piyasa koşullarının sonucu olduğunu,Dosyada mübrez emsal araştırmasından da görüleceği üzere müvekkilin satın aldığı ...marka 2016 ... Model araçların ikinci el otomobil pazarlarında ve sahibinden.com adlı internet sitesinde 61.500,00 TL ile 77.750,00 TL arasında değişen fiyatlarda satıldığını, ancak bilirkişi raporunda hiçbir emsal göstermeksizin, soyut ve afaki bir değerlendirme yapıldığını, işbu dayanaksız saptamaların hükme esas alınmasının hakkaniyete ve yasaya açıkça aykırı olduğunu,Raporda her ne kadar aksi belirtilerek aracın kıymetinin eksilmeyeceği belirtilmişse de bilirkişi tarafından işbu hususun detaylıca irdelenerek, somut delillerle desteklenemediğini, dolayısıyla arıza nedeniyle araçtan bir türlü istediği verimi alamayan müvekkilin aracı satıp devretmek durumunda kaldığını ancak araçtaki ayıptan ötürü piyasa bedelinin çok altında bir bedele satmak zorunda kaldığını, internetten yapılacak kısa bir araştırma ile ve kendileri tarafından  dosyaya sunulan ekran görüntülerinden de anlaşılacağı üzere; müvekkil şirketin söz konusu ayıplı araçtan dolayı hem gereken verimi alamadığı  hem de satışı  nedeniyle büyük oranda indirim yapmak zorunda kaldığı için büyük miktarda maddi zarara uğradığının aşikar olduğunu, ancak raporda güncel piyasa bedel araştırması dahi yapılmaksızın genel geçer bir sonuca varıldığının ortada olduğunu, Müvekkilin ayrıca kredi miktarı ile sınırlı kalmadığını aracın zorunlu mali sorumluluk sigortası için sigorta şirketine 1.466,17 TL ödeme yapmış olup; ayıplı olduğunu bilseydi kesinlikle böyle bir borç altına girmeyeceği araç için toplamda 71.223,41 TL'lik bir masraf altına girdiğini,Açıklanan nedenlerle; 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un ilgili maddeleri uyarınca, sonradan ortaya çıkan ayıplardan dolayı hem satıcı ... A.Ş  hem de üretici ... A.Ş. şirketlerinin söz konusu zararadan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, bu kapsamda dosya kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporunun hükme esas alınmaması gerekmekte iken, yerel mahkeme tarafından söz konusu raporda yer alan hesaplamalar doğrultusunda işbu davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olup, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, yerel mahkemece eksik inceleme ile hatalı bilirkişi raporları doğrultusunda karar verilmiş olup; itirazları doğrultusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasını,  tehir-i icra talebimizin kabulüne, İstinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme tarafından tesis edilen 28.10.2021 tarihli 2020/682 E. ve 2021/837 K. sayılı  haksız ve hukuki mesnetten yoksun red kararının kaldırılmasına, davanın müvekkil bakımından kabulüne, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine  karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davalı .. Şirketi'nin dağıtıcı olduğu,davacı ile davalı ... arasında akdedilen araç satış sözleşmesi kapsamında davalı tarafından davacıya satılarak teslim edilen aracın ayıplı olduğu iddiası ile araçta oluşan değer kaybı zararının davalılardan tahsiline karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, dava konusu aracın davalı ... tarafından kendisine sıfır km olarak satılıp teslim edildiğini, söz konusu aracın teslim alındıktan bir kaç gün sonra klimasının arıza yaptığını, bu durumun aracın klimasının arızalı olarak ve kasten gizlenerek davalı tarafından kendisine satıldığını gösterdiğini, aracın ruhsatından aracın kendisinden önce birisine satıldığını gösterdiğini, davacının araçtan beklenen faydayı görmediğini, klimayı kendi imkanları ile tamir ettirip aracı rayiç bedelinin altında satmak zorunda olduğunu, bu sebeple araçta oluşan değer kaybı zararının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalılar tarafından davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş, Mahkemece söz konusu arızanın araçta değer kaybına neden olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından dava dilekçesinde ileri sürülen sebepler istinaf sebebi olarak ileri sürülmüştür.Davacı vekili tarafından ileri sürülen tüm istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan dava, bilirkişi raporlarına itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında bu iddialar ve itirazlar  değerlendirilmiş, gerekçeli kararda her bir iddia ve savunma sebebi hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı açıklanmıştır.Davacı vekili dava ve istinaf dilekçelerinde talebini her ne kadar  6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine dayandırmış ise de, tarafların tacir ve dava konusu işin ticari iş olduğu anlaşılmakla somut uyuşmazlıkta 6502 Sayılı Kanun'un hükümlerinin uygulama yeri bulunmayıp, somut uyuşmazlığa TTK'nın 23 ve TBK'nun 219 ve devamı hükümleri uygulanacaktır. Dava konusu araç satış sözleşmesi davacı ve davalı  ... arasında akdedilmiş olup, davacı tarafından bu davalı aleyhine satış sözleşmesi kapsamında ayıba karşı tekeffül hükümleri uyarınca talepte bulunması mümkün olup, dağıtıcı olduğu belirtilen ve aksi davacı tarafından ispat edilemeyen ... Şirketi'nin garanti veren olması durumunda sorumluluğa gidilecek olup, davacı tarafından davalı şirketin garanti veren konumunda olduğu ispat edilemediğinden bu davalının sorumluluğuna gitmesi mümkün değildir. Davacı davalı ... tarafından kendisine ikinci el araç satışı yapıldığını ve bu durumun araç ruhsatından açıkça belirli olduğunu, aracın bu yönden de ayıplı olduğunu ileri sürmüştür. Ancak aracın trafik tescil kayıtları incelendiğinde aracın davacıdan önce satıcı adına kısa bir süreline kayıtlı olduğu, davacı tarafından bu durumun ruhsatta açıkça görüldüğü ve bu haliyle aracın kabul edildiği anlaşılmakla bu sebeple davalının sorumluluğuna gidilmesi yasal olarak mümkün değildir. Davacı kendisine kliması bozuk araç satıldığını ve bu sebeple aracı değerinden aşağı satmak zorunda kaldığını ileri sürmüş ise de, Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında da tespit edildiği üzere söz konusu klima arızasının araçta değer kaybına sebebiyet vermediği açıktır. Mahkemece bu hususlar gözetilmek suretiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 31/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b17682eb4eb34a2a","SID":"b63c8644e8b3b1a9"}}