{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/364 Esas<br>KARAR NO: 2024/1791<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/12/2022<br>NUMARASI: 2021/599 Esas, 2022/287 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Markaya Tecavüz (Tazminat İstemli)<br>KARAR TARİHİ: 21/11/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin \"...\" isimli markanın Türk Patent nezdinde 30 sınıf kodu ile ... tescille ve \"...\" isimli markasının da 30.sınıf kodu ile ... sayılı tescilli olduğunu, bu markalar ile kullandığı ambalajları ile ürün görselleri üzerindeki tasarım hakları başta olmak üzere söz konusu fikri ve sınai mülkiyet haklarını uzun yıllardır ve Türkiye'de dahil olmak üzere dünya çapındaki birçok ülkede yoğun olarak kullandığını, müvekkilinin davaya konu markasına ait birtakım ürünlerin üretilmesi adına 2018 yılı Aralık ayında davalı ile görüşmelere başladığını, 2019 yılı başında da ihraç kayıtlı ve ... teslim şeklinde çalışmaya başladıklarını, ticari ilişkide davalı firmaya ait fabrikadan ürünlerin tesliminin müvekkili tarafından sağlanırken, Hollanda'ya yapılan yüklemeleri davalının gerçekleştirdiğini, müvekkilinin markasına ait ürünlerin ambalaj denetimi ve onaylarının da müvekkilinin şirket merkezinde yani Hollanda'da geçtiğini, müvekkili ile davalı firmanın sipariş usulü çalıştığını, son siparişin teslim edildiği 14/02/2020 tarihinden sonra ve nihayetinde 12/03/2021 tarihi itibarıyla, davalıya sipariş verilmediğini, iş ilişkisinin bu tarih itibarıyla sona erdiğini, müvekkilince davalının halen haksız ve hukuka aykırı olarak Venezuella, Gürcistan ve Hollanda başta olmak üzere bir kısım Avrupa ülkelerine ihraç suretiyle satış yaptığını tespit ettiklerini, hatta müvekkili şirkete ait \"...\" markalı 13 konteyner ürünü 2020 yılında müvekkili şirketin izni ve onayı olmaksızın, bizatihi Müvekkil Şirketin müşterisi olan Hollanda'da mukim SRGI firmasına sattığını, davalı firmanın müvekkili şirkete ait ürünleri müvekkili şirketin markası altında izni ve onayı olmadan üreterek, satarak ve piyasaya sürerek, mevcut şöhret ve tanınmışlığından istifade ederek haksız kazanç hedeflediğini, müvekkili şirketin tescilli markası adı altındaki ürünlerini sergilemek suretiyle hukuka aykırı eylemlerine devam ettiğinin tespit edildiğini, akabinde Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/204 değişik iş dosyası kapsamında ... İstanbul Fuar Merkezi'nde keşif yapılarak rapor aldırıldığını, davalı firma ve yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ve Karaman Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/7711 sayılı dosyası ile suçun tespiti ve soruşturma yapılmasını takiben kamu davası açılması talep edildiğini, SMK kapsamında tescilli marka veya benzerinin üçüncü kişiler tarafından hiçbir izin, ruhsat ve lisans sözleşmesi olmaksızın kullanılmasının marka hakkına tecavüz olarak kabul edildiğini, davalı firma ile müvekkili şirket arasında SMK m.154/4 kapsamında bahse konu yazılı şekil şartını karşılayan herhangi bir lisans sözleşmesi veya izin bulunmadığını, buna ek olarak, tarafların iş ilişkisi kapsamında müvekkil şirketin markaları ve diğer sınai mülkiyet haklarını taşıyan mallara yönelik ticari faaliyet göstermiş olsalar da ilgili kanun hükmü ve yukarıda izah edilen hususlar göz önünde bulundurulduğunda, lisans sözleşmesinin yazılı şekle tabi olması gerekmekte olup bu durumun hiçbir şekilde zımni bir lisans verildiği şeklinde yorumlanamayacağını, taraflar arasında bir ticari ilişki geçmişte mevcut bulunmuş olmakla birlikte  ayrıntılı şekilde izah edildiği üzere bu ticari ilişkinin sona erdiğini ve davalı firmaya müvekkili sınai mülkiyet haklarının kullanılması konusunda verilmiş olup halihazırda geçerli olan herhangi bir lisans, izin, muvafakat vs. hiçbir şekilde mevcut bulunmadığını, hal böyleyken davalı eylemlerinin müvekkilinin sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil ettiğinin izahtan vareste olduğunu, davalı firma tarafından müvekkili şirketin tescilli markası altında üretim, tanıtım ve satış faaliyetlerinin gerçekleştirildiği dikkate alındığında, söz konusu ürünlerin ticari etki ve haksız kazanç yaratacak şekilde kullanıldığının tespit edildiğini, işbu markalar, tasarımlar ve diğer sınai mülkiyet haklarının müvekkili şirket izni olmadan, lisans sözleşmesi imzalanmadan ve müvekkili şirket haklarına tecavüz teşkil edecek biçimde kullanıldığını Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/204 d.iş sayılı dosyası kapsamında yapılan keşif sırasında müvekkil şirket markasına ait malları sergileyen firma ile davalı firma arasında organik bağ mevcut olduğunu, davalının müvekkili şirket markalarını hukuka aykırı kullanarak satış yapmasının, müvekkil şirketin tescilli markalarına tecavüz oluşturması bir yana aynı zamanda haksız rekabetin oluşmasına da sebebiyet verdiğini, açıklanan nedenlerle davalarının kabulü ile davalının eylemlerinin SMK kapsamında marka ve tasarım hakkına tecavüz ve TTK kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerin önlenmesine, giderilmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının \"...\" ve \"...\" ibaresini içeren her türlü ürün, ürün ambalajı, logo, her türlü belge ve tanıtım malzemesine Türkiye sınırları içinde veya gümrük serbest liman veya bölge gibi alan dahil bulundukları yerde el konulmasına ve imhasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla HMK 107.madde uyarınca belirsiz alacak davası olarak açtıkları maddi tazminata ilişkin davda şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/204 değişik iş sayılı dosyasında alınan 03/09/2021 tarihli bilirkişi tespit raporunda ilgili ürünlerin davalı şirket ile bir ilgisinin tespit edilemediğini, bu nedenle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, bilirkişi raporunun hukuki mahiyeti aşar biçimde mahkeme yerine geçilerek tanzim edilmiş olduğu bu nedenle raporu kabul etmediklerini, davacı firma ile müvekkili şirketler arasında 2019 yılından 2021 yılının son aylarına kadar bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, taraflar arasındaki yerleşik ticari ilişki uyarınca müvekkil şirketin davacının ... ve ... markasına ait bazı ürünleri ürettiğini ve satışını gerçekleştirdiğini, taraflar arasında bu ticari ilişkiye dair yazılı bir sözleşme bulunmasa da bu hususta taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin davacı şirket tarafından hukuka aykırı bir biçimde sonlandırıldığını, davalı şirketin haberdar edilmediğini ve bu nedenle eylemlerinin hukuka aykırı olmadığını, davacı şirketin sözleşmenin feshine ilişkin bir bildirim yapmayarak basiretli bir iş insanı gibi davranmadığını ve ticari örf ve adetlere aykırı davrandığını, söz konusu ticari ilişkinin sonlandığının, taraflarınca Karaman Cumhuriyet Başsavcılığı 2021/7711 Soruşturma numaralı dosyasına, 13.09.2021 tarihinde sunulan vekaletname ile öğrenildiğini, davacının, müvekkili şirketler ile ticari ilişkisinin 12.03.2021 tarihinde bittiğini ifade ettiğini, oysa ki bu hususta müvekkiline hiçbir şekilde bir bildirim dahi yapılmadığını, tüm bunların yanında üstelik davacı firmanın, 2021 yılının Temmuz ayında müvekkili şirket çalışanları ile mailleşerek ürünlerin güncel stok ve fiyat bilgisini sorduğunu, taraflarınca sözleşmenin halihazırda devam edip etmediği kendilerine defalarca kez sorulmuşsa da bu hususta müvekkili şirkete cevap vermediklerini ve basiretli bir tacir gibi davranmadıklarını, davacı şirketin, davalı şirkete borçlu olduğunu ve bu yönde açılan davalardan kaçınmak amacıyla huzurdaki davayı ikame ettiğini, davacı şirketin, müvekkili şirkete söz konusu ticari ilişki nedeniyle 23.334,27 $ yönünden borcu bulunmakta olup bu sebeple davacıya Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2021/1108 esas sayılı dosya ile kısmi alacak davası açıldığını, açılan işbu davanın; davalı yanın müvekkile haber vermeden ticari ilişkisini bitirdiğinin anlaşılması üzerine müvekkil şirketin elinde kalan, davalı ürünlerine ait ambalajlar nedeniyle tanzim edilen ... no.lu ve 14.10.2021 tarihli faturaya ilişkin olduğunu, müvekkili şirket tarafından, davacı şirkete ait \"...\" ve \"...\" markalarının başka şirketlere satışının yapılmadığınu, bu hususun davalı şirkete ait fabrikada yapılacak keşif ve ticari defterlerde yapılacak inceleme ile ortaya çıkacağını, müvekkili şirket tarafından gerçekleştirilen eylemlerin hukuka aykırılık içermemekte olduğunu, davacı şirketin bu eylemler nedeniyle uğramış olduğu maddi veya manevi bir zararın bulunmadığını, açıklanan nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:   \"...Davacı tarafça sunulan ticari belgelere göre tespit olunan 23/09/2020, 16/10/2020 ve 26/10/2020 tarihli ürün ihraçlarının davacının bilgi ve onayı dahilinde yürütülerek neticelendirildiğine ilişkin davalı yanın sunmuş olduğu belgelere göre, dava dışı ihraç faaliyeti yürütülen firma yetkilisi ile olan mail ortamındaki yazışmalarda, davalı firma temsilcilerinin, davacı firma temsilcilerini de eklediği, ticari faaliyetin, davacı firma dahil edilerek yürütüldüğü ve ihraçların gerçekleştirildiği, bu itibarla, davacının bilgisi dahilinde yapılan ticari faaliyetlerden taraflar arasında davacı markasının kullanımını içeren sözleşmenin de devam ettiği, devam eden süreçte davalının davaya konu ihraç işlemlerini gerçekleştirdiği, söz konusu fiillerin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağı kanaatine ulaşılmıştır. Aleyhine değişik iş dosyası üzerinden fiili tespit yapılan firmanın ise ... Limited Şirketi olduğu, söz konusu firmanın dosyada davalı sıfatının bulunmadığı ve ayrı tüzel kişilikler olması nedeni ile değişik iş dosyası ile tespit olunan fiillerden davalı yönünden yargılama yapılamayacağı anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle davacının davasının reddine\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  Müvekkili Şirketin, markasına ait birtakım ürünlerin üretilmesi adına 2018 yılı Aralık ayında davalı şirket ile görüşmelere başladığını, 2019 yılı başında da ihraç kayıtlı ve DAP Amsterdam teslim şeklinde çalışmaya başlamış olduğunu, sipariş usulü olarak gerçekleştirilen çalışma sisteminde müvekkili şirketin davalı şirket yetkililerinin de aralarında bulunduğu ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...  isimli şahıslarla bahse konu iş ilişkisini yürüttüğünü, davalı firmadan ihraç kayıtlı olarak satın alınan müvekkilinin markasına ait ürünlerin teslim alınması davalı firmaya ait fabrikadan müvekkili şirket tarafından sağlanırken, Hollanda'ya yapılan yüklemelerin ise bizatihi davalı şirket gerçekleştirmekte olduğunu, markaya konu ürünlerin ambalaj denetimleri ve onayları da Müvekkil Şirketin merkezinin bulunnduğu Hollanda tarafından verilmekte olduğunu, son siparişlerin de teslim edildiği 14.02.2020 tarihinden sonra ve nihayetinde 12.03.2021 tarihi itibariyle Müvekkili markasına konu birtakım ürünlerin üretilmesi ve teslimi noktasında Davalı firmaya verilmiş bir sipariş mevcut olmadığını, iş ilişkisinin 12.03.2021 tarihi itibariyle sona erdiğini, Mahkemenin gerekçesinin yerinde olmadığını, delil tespiti yapılan firma ile davalı  arasındaki organik bağın dosyaya sunulan deliller ile ispatlandığını, Delil tespitindeki  bilirkişi raporunda; Tespit talep edilen adreste \"...\" tabelası ile tanıtım yaptığı tespit edilen 2. Holl de bulunan 2A 04 sayılı standda yapılan ve raporda detayları bildirilen kullanımların Müvekkil Şirkete ait markaları ihtiva eder mahiyette olduğu, Stand sahibi firmaya ait bir verinin mahalde bulunmadığı, mahalde bulunanların standın \"... Ltd. Şti.\"ne ait olduğu, aleyhine tespit talep olunan \"... Sanayi Ve Ticaret A.Ş.\" ile de bağlantısının bulunduğu yönündeki beyanları dışında ilgili hususta herhangi bir veriye ulaşılamadığı, Tespit edilen ilgili kullanımlar ile Müvekkil Şirkete ait markaların nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek kadar benzer olduğu, yönünde görüş bildirildiğini,  Davalının web sitesinde \"...\" kendi markası olarak lanse edildiğini, bunun yanında adres ve imza yetkili benzerlikleri de olduğunu,  ... \"... Sanayi Ve Ticaret A.Ş.\" markaları olup, (https://www....com.tr/#) sitesinde \"markalarımız\" sekmesi altında görüntü yer aldığını, kendisiyle ilgisi olmayan bir firmaya ait olan bir markayı kendi markası olarak addetmesi ticaret hayatının olağan akışına aykırı olduğunu,  Karaman Ticaret Sicil Müdürlüğünün kayıtlarında \"... Ltd. Şti.\" ... Mahallesi ... Cad. No: ../ Merkez/ KARAMAN adresinde mukim olduğunu, Karaman Vergi Dairesi'ne ... no. ile kayıtlı olup, yetkililerinin ... ve ... olduğunu, \"... Gıda Sanayi Ve Ticaret A.Ş.\" nin, Organize Sanayi Bölgesi ... Cadde No: .. Merkez/ KARAMAN adresinde mukim Karaman Vergi Dairesi'ne ...  no. ile kayıtlı olup, yetkilileri ... ve ... yanında ... ve ... olduğunu, aralarında organik bağ bulunduğunu. \"...\" ve \"...\"  \"... Sanayi Ve Ticaret A.Ş.\" markaları olup, (https://www....com.tr/#)  \"... Ticaret Ltd. Şti.\" markası olduğunu, (https://www....com.tr/...)  firmaların aynı şehirdeki aynı mahalle ve ilçede yer aldıklarını, yetkililerinin isimleri de birebir aynı olduğunu, Davalı firmanın müvekkili şirket adına tescilli markaları  herhangi bir şekilde izin, ruhsat ve lisans sözleşmesi bulunmadan hukuka aykırı olarak kullanımının müvekkilinin marka ve tasarım haklarına tecavüz oluşturduğunu, Davalı firma ile Müvekkili Şirket arasında yazılı şekil şartını haiz herhangi bir lisans sözleşmesi veya izin bulunmadığını,  TÜRKPATENT'e de tescil ettirilmiş lisans sözleşmesi olmadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 04.10.2017 tarih, 2016/2030 E. ve 2017/5063 K. Sayılı kararının dikkate alınmasını, Davalı firmanın müvekkili şirket adına tescilli markaları hiçbir izin, ruhsat ve lisansa konu olmadan kullanımı, sınai mülkiyet haklarına tecavüz olduğu kadar haksız rekabet hükümlerine de aykırılık teşkil ettiğini, Müvekkili şirketin markalarının hukuka aykırı şekilde  kullanarak satışı yapılmasının,  markalara tecavüz ile birlikte aynı zamanda haksız rekabetin oluşmasına da sebebiyet verdiğini, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.<br>GEREKÇE Davacı, \"...\"  ve  \"...\" ibareli tescilli markalarına dayanarak, davalı şirket ile ticari ilişkinin 12/03/2021 tarihinde sonlandırılmasına rağmen, davalının müvekkiline ait ürünleri üreterek sattığını, ihraç ettiğini ileri sürerek marka ve tasarım hakkına tecavüzün, haksız rekabetin tespiti, meni refi ile maddi manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta; dava dilekçesindeki açıklamalara göre taraflar arasında 2019 yılı başından itibaren  ticari ilişki olduğu sabittir. Davacı, son siparişin 14/02/2020 tarihinde teslim edildiğini ve 12/03/2021 tarihi itibarıyla, davalıya sipariş verilmediğini, iş ilişkisinin 12/03/2021 tarihi itibarıyla sona erdiğini, ileri sürmüş ise de, davalı bu iddiayı kabul etmediğinden fesih tarihini ispat yükü davacıdadır. Davacı, feshe ilişkin herhangi bir ihbar, delil sunmamıştır. Bu durumda mahkemece dosyada mevcut mail yazışmaları da dikkate alınarak, ihraç işlemlerinin sözleşmenin sona ermesinden sonra gerçekleştirildiğinin ispatlanamadığının kabul edilmesi yerinde olduğu gibi,  delil tespit dosyasındaki kullanımların ... Dış Tİc LTD ŞTİ tarafından gerçekleştirildiği belirtilmiş olmakla ilgili firmanın ayrı tüzel kişiliği mevcut olup davalı sıfatı bulunmadığı, delil tespit  dosyasındaki delillerin mevcut delil durumuna göre bu dosyada davalıya karşı ileri sürülemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiş, davacı vekilinin istinaf isteminin HMK 353.1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60-TL harçtan, peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.21/11/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"05fc46f9ab7182a3","SID":"ffb5c433a9bea5df"}}